İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/338 E. 2025/368 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/338
Karar No
2025/368
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/338 Esas - 2025/368

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/338 KARAR NO : 2025/368

DAVA : Marka ... sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 08/08/2024 KARAR TARİHİ : 29/09/2025 Yazım Tarihi: 22/10/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilin ... ... esas unsurlu seri markaların sahibi olduğu gibi markalarını tescil ettirmekte ve ciddi anlamda kullandığını, müvekkil şirket adına tescilli “... ...” esas unsurlu ve ibareli markasını nizasız ve fasılasız surette kullanarak ayırt edicilik kazandırdığını, iyi bilinen bir marka haline getirdiğini, müvekkili ... ... esas unsurlu markalar üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, markalarda yer alan esaslı unsurların birkaç harf farkı dışında benzer olduğunu ve bilhassa telaffuzları açısından benzerliğin bulunduğunu, markaların “...” – “... ...” şeklinde olduğunu, yani markaların ... ibaresi üzerine temellendirilerek kombinasyon ile meydana getirildiğini, bu kombinasyon hususunda da dosya kapsamında öncelik hakkının müvekkil şirkete ait olduğunu, ... kararında ... kelimesinin ses anlamına gelen bir kelime olması sebebiyle ayirt ediciliğinin düşük olduğu ifade edildiğini, ancak ... ibaresi zayıf bir ibare olmamakla birlikte, markaya konu olan ibarenin ayırt ediciliğinin ingilizce kelimenin Türkçesinin ne olduğuna göre değil, markanin tescil edileceği siniflara göre değerlendirilmesi gerektiğini, bu noktada ... kelimesinin davali marka müracaatinin tescilinin talep edildiği siniflarda zayif bir kelime olmadiği, ayirt ediciliğinin yüksek olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, müvekkil markası sektörde oldukça bilinen bir marka olup müvekkil ile aynı faaliyet alanında müvekkil markalarını tescil ettirmek isteyen davalı yanın müvekkil markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davalı yanın müvekkili markalarına benzer markayı tescil ettirmekte açıkça kötü niyetli olduğunu, müvekkil şirketin, “...” esas unsurlu markasını ve seri markalarını kullanan ve ayırt edici nitelik kazandıran hak sahibi olarak kullanmakta ve davalı kurum nezdinde de adına tescil ettirerek kullanmaya devam etmekte olup söz konusu marka üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, müvekkil şirketin kurulduğu günden bu yana nizasız ve fasılasız surette kullanarak ayırt edicilik kazandırdığı adına tescilli “...” ibareli markalar, huzurdaki dava dosyasına arz edilen belge ve dokümanlar incelendiğinde görüleceği üzere, iyi bilinen bir marka haline geldiğini, davalı kurum kayıtları kontrol edildiğinde ... ibareli birçok markanın müvekkil şirket adına tescilli olduğu görüldüğünü, müvekkil şirketin ... ibareli markalarının tanınmış olduğu, bu kapsamda geniş bir koruma alanına sahip olduğu ve ilişkilendirilme ihtimali bulunduğu dikkate alınması gerektiğini ifade ederek kaklı davalarının kabulüne, .... tarafından tesis edilen 16.07.2024 tarih ve ... sayılı kararın iptaline, ... sayılı "..." marka müracaatının tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacı tarafın markasının uzun süreden beri kullanıldığı hususunun gerçek dışı olduğunu, kullanımın yoğun ve aralıksız fasılasız olması gerektiğini, davacı tarafça bu hususun ispat edilemediğini, ayırt edicilik unsuruna ilişkin iddiaların da ispat edilemediğini, müvekkile ait ... markası ile davalıya ait ... ... markasının karıştırılma ihtimali ya da benzerlik durumu söz konusu olmadığını, müvekkile ait ... markasının şekil ve veya kelime unsurları ile davalı tarafın ... ... markasının şekil ve veya kelime unsurlarının aynı olmadığını, unsurların aynı olması halinde bile boyutların, yazı karakteri ve renklerin farklı olması markaların aynı olarak kabul edilmesi ve karıştırılma ihtimali sonucu doğurmadıığını, telaffuz bakımından davacının beyanları yerinde olmayıp unsur bakımından müvekkil markasında ... ibaresi bulunmadığını, davacının dilekçesinde belirttiği gibi farklılık birkaç harften ibaret olmadığını, markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken, her bir unsura göre değil bütün faktörlere göre genel ve global izlenim değerlendirme ile etki dikkate alınacağını, tüketicilerin markalarda ilk hecelere bakması gibi bir husus söz konusu olmadığını, esaslı ve baskın unsurun ... ibaresi olduğunu, ... ibaresi olmadığını, bunun da tek başına karıştırmayı önlediğini, müvekkile ait tescilli marka ile davalı tarafa ait marka arasında işitsel benzerlik de söz konusu olmadığını, dava konusu hizmet sınıfının tüketicileri sıradan bir kitle olmayıp hususi ile olarak bu işle iştigal olan kitle olduğunu, markaları da ayırt edebilecek yeterliliğe sahip olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen yargıtay kararları ve özü itibari ile doğru olduğunu, ancak huzurda ki somut uyuşmazlık ile ilgisi olmadığını, müvekkilin huzurda ki dosyası SMK 6/1 vd. Maddeler çerçevesinde marka ihlalini doğuracak şekilde kullanımın söz konusu olmadığını, davacı tarafça kötü niyetin varlığı da ispat edilemediğini, davacının ... sözleşmesinden yola çıkarak ve bir vakıayı gündeme getirerek sanki kendi markalarının da tanınmış marka olduğunu ve tanınmış markanın sahip olduğu korumalardan faydalanabileceklerini dile getirdiğini, bu durumun doğru olmadığını ifade ederek müvekkile ait marka başvuruusuna konulan 19/03/2021 tarihli ihtiyati tedbirin kaldirilmasina yada davacidan yeteri kadar teminat yatirilmasinin istenilmesine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre diğer fikri hak, SMK 6/9 Maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... Kararının iptalinin , Davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 17/07/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 08/08/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki .... kararına karşı, yayına itiraz sahibi firma tarafından, başvurunun.... sayılı "...", "...", "..." ibareli markalarla karıştırılma ihtimali ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca tümden reddi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yayına itiraz hakkındaki .... kararı sonrasında halen başvurunun kapsamında kalan ve Kurul'un önündeki işbu itirazın konusunu oluşturan mallar şunlardır: SINIF 9: Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler, ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar; taşıt göstergeleri; laboratuvarlarda kullanılan malzemeler: mikroskoplar, büyüteçler, dürbünler, deney malzeme ve cihazları. Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstütablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri. Ana fonksiyonu uyarı ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Radarlar, denizaltı radarları (sonarlar), gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı aletler ve cihazlar. Dekoratif mıknatıslar. Metronomlar. Yapılan incelemede, markaların "..." ibaresini ortak olarak içerdikleri görülmekle birlikte, "ses" anlamına gelen bu ibarenin itiraz konusu mallar bakımından tek başına ayırt edici niteliğinin çok düşük (hatta bir kısım mallar bakımından ayırt edicilikten yoksun/tanımlayıcı) olması, markaların "..." ibaresi dışındaki diğer unsurlar bakımından farklılaşması, diğer unsurlar arasındaki farklılıkların markaların bütün olarak bıraktığı izlemini de birbirinden belirgin şekilde farklılaştırması, itiraz konusu mallar ile itiraz gerekçesi markaların kapsamındaki hizmetler arasındaki farklılıklar gibi somut olaya özgü hususlar birlikte göz önüne alındığında, itiraz konusu mallar bakımından markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Kötü niyet iddiası da somut dayanaktan yoksun olduğundan haklı görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle fazlaya dair itirazın reddi gerekmiştir KARAR: İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.

6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) .... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ; .... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ...

08/05/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1-Dava konusu başvuru ile davacı tarafa ait .... sayılı markaları arasında emtia benzerliği koşulunun oluştuğu, 2-Ancak, dava konusu marka başvurusu ile davacı tarafa ait mesnet markaları arasında benzerlik koşulunun gerçekleşmediği, 3-Buna göre taraf markaları arasında SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 4-Davacının dava konusu mallar bakımından öncelik hakkının olmadığı, 5-Davalı markasının davacı markasının tanınmışlığı kaynaklı tescil engelinin bulunmadığı, 6-Davacı tarafın gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı, 7-Davacı tarafın diğer fikri hakları kapsamında korumadan yararlanamayacağı, 8-Dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaların Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, 9-Dava konusu ... kararının yukarıdaki değerlendirmeler ile uyumlu olduğu" şeklinde ifade edilmiştir.

Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu; diğer yönden taraf markaları arasında bilirkişi raporunda sayfa 6-7-8 deki tablo ile emtia benzerliği de oluştuğu; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu "..." ibareli işaret ile davacının" ... " ibareli tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşabileceği bu açıdan taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.) Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan var olan iltibası ortadan kaldırmadığından aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ... ... sayılı ... Kararının iptaline, 3-Dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80‬ TL'nin davalılardan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı; 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 370,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 11.797,6‬0 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 29/09/2025

Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/338, K. 2025/368, T. 29.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-338-e-2025-368-k-184c9e42c139