İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/437 E. 2025/330 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/437
- Karar No
- 2025/330
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/437 Esas - 2025/330
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/437 KARAR NO : 2025/330
DAVA : Marka Tecavüzü, Tespit, Önleme, Durdurma, Kaldırma, Terkin, İlan DAVA TARİHİ : 22/10/2024 KARAR TARİHİ : 10/09/2025 Yazım Tarihi: 03/10/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili Kurumun, 205 sayılı ... (...) Kanunu ile kurulmuş, üyelerine kuruluş kanununda yer alan sosyal hizmet ve yardımları sağlayan bir yardımlaşma ve mesleki emeklilik fonu olduğunu, müvekkili ...’ ın bu hizmetlerin bir kısmını sermayesine iştirak ettiği şirketlerden elde ettiği kar payının da dahil olduğu gelirleri ile finanse ettiğini, ...’ ın 60 yıla ulaşan kurumsal kültürü, Türkiye dahil 24 ülkeye yayılan 9’ u halka açık toplamda yaklaşık 150 şirketin ortağı ve/veya sahibi olduğunu; 2022 yılı faaliyet raporunda yer alan verilere göre müvekkili şirketin toplam hasılatı 331 milyar TL’ye, toplam varlıkları 480 milyar TL2 ye ulaşırken, 4.9 milyar .... doları ihracat ile Türkiye’ nin 2022 yılı toplam ihracatının 1.92’ sini tek başına gerçekleştirdiğini, -Müvekkili ...’ ın ....’ ne .... sicil numarasıyla 26.07,1962 yılında tescilini yaptırdığını ve ticaret sicilinde de “...” şeklinde ticaret unvanına sahip olduğunu, -... ’ nü ifade etmek üzere kullanılan “...” sözcüğünün kırık oval olarak tanımlanabilecek logosu ile birlikte müvekkili adına marka olarak tescilli olduğunu ve ayrıca müvekkilinin bizzat ve bir kısmı çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren iştirakleri tarafından, ilgili iştirakler arasında imzalanan lisans sözleşmeleriyle kullanılan markaları olduğunu, müvekkili ...’ ın iştirakleri tarafından kullanılan ... ismi dışında, ... ibaresinin ....tescil numaralarıyla ... adına tescilli olduğunu, müvekkili ...’ ın ... nezdinde tescilli 150’ den fazla markanın sahibi konumunda olduğu ve ayrıca 18/02/2021 tarihi itibariyle .... numarasıyla tanınmış marka da olduğunu, müvekkili ...’ ın tanınmış marka olarak kabulünden önceki dönemde de ... markası .... tescil numarasıyla ... nezdinde kayıtlı olduğunu ve müvekkili ...’ın .... ve ... yer alan şirketleri; otomotiv üretimi ve satışı, yurt içi ve yurt dışı taşımacılık hizmeti ile akaryakıt ve .... dağıtımı ve ticareti alanlarında faaliyet göstermekte olduğunu, taraflarınca yapılan harici incelemeler neticesinde, Ticaret Sicil Gazetesi'nde 08.02.2021 tarih ve .... sayılı sicil numarasıyla tescil edildiği ilan edilen davalı şirket ... Şirketi’nin, ticaret unvanında müvekkili ...’ ın markasını kullanmak suretiyle faaliyet gösterdiğinin tespit edildiğini, davalının ticaret unvanında ... ibaresinin kullanılıyor olması nedeniyle, dava dışı üçüncü kişiler nezdinde davalı şirketin müvekkili ... ile bağlantılı hareket ettiği intibaı oluşabileceğinden ve doğmuş ya da doğması muhtemel haksız rekabet ve maddi zararların önlenmesi adına davalı şirketin ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin terkininin gerektiğini, davalı şirketin tek ortaklı bir limited şirket niteliğinde olup davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisinin diğer davalı ... olarak göründüğünü, .... kayıtlı, davalı şirket yetkilisi ... tarafından kurulan ve temsil edilen, ünvanında ... ibaresi yer alan; .... sicil numaralı ... Şirketi, .... sicil numaralı ... ... Şirketi, .... sicil numaralı ... Şirketi, .... sicil numaralı ... Şirketi ve .... ... Şirketi ünvanlı 5 ayrı şirketin tespit edildiğini, ...’in ...’e yaptığı .... Başvuru numaralı "... ", .... Başvuru numaralı "... ", .... Başvuru numaralı “... ...” ve ....Başvuru numaralı “... ” isimli markaların tescili işlemlerinin ... tarafından reddedildiğini, ...’e karşı tüm dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını -Davalının, müvekkili Kurum’ un markasını haksız ticari kazanç sağlama saiki ile ticaret unvanında kullanan davalı şirketin marka haklarını ihlal edici işlemlerini önlemek ve doğması muhtemel zararları önlemek için bu davayı açmalarının gerekliliğini beyan ederek, - Davacı vekili, davalı şirketin ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin ticaret sicilinden terkinine; davalının fiillerinin müvekkili Kurumun marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve söz konusu tecavüzün önlenmesi ve durdurulmasına; tecavüzü oluşturan varsa ürünler ile bunların üretiminde kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına; el konulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde müvekkil Kurum adına mülkiyet hakkı tanınmasına, özellikle masraflar davalılara ait olmak üzere el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların üzerindeki varsa ... ve ... ibarelerinin silinmesine, bu mümkün olmuyorsa imhasına karar verilmesini; masrafları davalıya ait olmak üzere davalı aleyhine karar verilmesi halinde kararın günlük gazete veya benzeri araçlarla ilan edilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı firmaya usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği, duruşmalara da iştirak edilmediği görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. (Madde 7- (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ......" hükmü yer aldığı; Hukuka uygunluk sebepleri Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.) Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.) Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.) Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.) Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.) Müktesep hak (6/6 m.) Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 45 " (1) Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır." Madde 50 " Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı sadece sahibine aittir." Madde 52 " (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. (2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir." Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.;" Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini,c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)... manevi tazminat verilmesini, isteyebilir.
"hükmü yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafın ... ibareli tescilli marka hakkının davalı tarafın eylemleri dolayısıyla marka hakkına yönelik tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Kaldırılması, Ticaret Unvanının Terkini, Karar İlanı taleplerinin yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın ;" ..." asli ibareli .... , markaları olduğu ,dava tarihinde koruma altında oldukları, ... kayıtları ile tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda da geçtiği şekilde; Davacı “...” ünvanlı şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesi neticesinde şirketin 25.07.1962 tarihinde ilk tescil edildiği, şirketin amaç ve konusunun barınacak yer sağlanmaksızın verilen diğer sosyal yardım hizmetleri ( aile rehberliği, borç danışmanlığı, sosyal hizmet için para toplama, evlat edindirme, evsiz, afetzede ve mültecilere geçici barınak sağlama, yardım için uygun kişi belirleme, vb.) olduğu, tespit edilmiştir. Davalı “... ŞİRKETİ” Şirketinin ... sicil numarasıyla 08/02/2021 tarihinden bu yana tescilli olduğu ve şirketin yetkilisinin ve tek ortağının kuruluşundan itibaren ... olduğu dosya kapsamında görülmüştür. Ayrıca dosya kapsamında, şirketin amaç ve konusunun kara, deniz ve hava yolu ile kargo taşımacılığı yapmak, nakliyecilik taahhüt işleri yapmak, kara, deniz, hava ulaştırma araçları ile yük ve insan taşımacılığı yapmak, nakliye amaçlı depo özel antrepo kurmak, seyahat acentesi kurmak suretiyle turlar düzenlemek gibi hizmetler olarak belirtildiği tespit edilmiştir. Dava dosyası ve .... marka sicil kayıtlarının incelenmesi neticesinde davalı şirket yetkilisi ... adına yapılmış ve ... ibaresi ihtiva eden 6 adet marka tescil başvurusunun bulunduğu ancak bunlardan ... sayı ile tescilli ... markasının dışında kalan marka başvurularının tescil edilmeyerek hükümden düştüğü ve ... sayı ile tescilli markanın kapsamında ise Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri, kargo hizmetleri veya seyahat acentesi hizmetlerinin bulunmadığı ve markanın kapsamında “SINIF KODU 39: Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri” olduğu tespit edilmiştir. DOsyaya sunulan delil ve belgeler , celbedilen kayıtlar kapsamında bilirkişiden rapor alınması yönüne gidilmiştir. 23/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda ÖZETLE; " A- DAVALININ KULLANIMLARININ DAVACILARIN MARKALARINDAN DOĞAN HAKLARI İHLAL EDİP ETMEDİĞİ Davacılar vekilinin talepleri kapsamında uyuşmazlıkta öncelikle davalı kullanımının, davacılar adına tescilli markalardan doğan haklara tecavüz teşkil edip etmediği hususu irdelenmiştir. Bilindiği üzere 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu md.39 ve devam eden maddelerinde de belirtildiği üzere, ticaret unvanı tacirin, ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken ve bu işlemlerle ilgili senet ve diğer evrakları imzalarken kullandığı addır. Buna göre ticaret unvanının işlevi, ticari işletmenin sahibi olan tacirin diğer tacirlerden ayırt edilmesini sağlamaktır. İşletme adı ise; TTK md.53’te: “işletme sahibi ile ilgili olmaksızın, doğrudan doğruya işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırt etmek için kullanılan ad” olarak tanımlanmıştır. İşletme adının fonksiyonu ticari işletmeyi işleten tacirin değil, bizzat ticari işletmenin benzer işletmelerden ayırt edilmesine yöneliktir. İşletme adında serbestlik ilkesi vardır. İşletme sahibi, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve kamu düzenine aykırı olmamak koşuluyla istediği adı seçebilir. Mülga 556 s. KHK ve 6769 sayılı SMK’da düzenlenen marka ise, ticaret unvanı ve işletme adından farklı bir amaca hizmet eden tanıtıcı bir işarettir. Marka, taciri ya da ticari işletmeyi değil, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılır. Buna göre fonksiyonu tümüyle ticari işletmenin ürettiği, pazarladığı mal veya hizmetleri diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmektir. Dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 6769 sayılı SMK m.29....... Görüldüğü gibi SMK 7/3-e bendine göre, tescilli bir markayı oluşturan işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak başkaları tarafından kullanılması halinde, marka sahibi bu kullanımları yasaklama hakkına sahiptir. Bu hüküm, marka sahibine, marka işaretinin tescilli bir ticaret unvanı ve işletme adında kullanılması halinde de yasaklama yetkisi vermekle birlikte söz konusu hükmü tüm ticaret unvanı kullanımlarını kapsayacak şekilde geniş yorumlamak mümkün değildir. Bu nedenle tescilli ticaret unvanının kullanımının yasaklanabilmesi için kullanımın markanın fonksiyonlarına zarar vermesi veya kullanım sonucunda haksız bir yararlanmanın söz konusu olması gerekir (.....). Nitekim Yargıtay’ın çok sayıda kararında da değerlendirmede söz konusu ilkelerden hareket edilmektedir. Marka ve ticaret unvanı ile marka hakkının ihlali hakkında verilen bu genel izahat ışığında somut olay kapsamında ilk olarak davalı şirket yetkilisi ... adına ... sayı ile tescil edilen ... markasının uyuşmazlığa etkisi değerlendirilmiştir. ... adına tescil edilen markanın 2020 yılına ait olmasına karşın davacı markalarının bundan önceki tarihli olmaları, ... sayı ile tescil edilen ... markasının kapsamında davalı şirketin ana iştigal mevzusu olarak belirtilen Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri, kargo hizmetleri veya seyahat acentesi hizmetlerinin bulunmaması ve SMK m.155’de ki “Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.” hükmü dikkate alındığında bilirkişi ... adına ... sayı ile tescil edilen ... markasının uyuşmazlığa herhangi bir etkisinin olmayacağı kanaatine ulaşmış olup takdir Sayın Mahkemenindir. Akabinde bilirkişi uyuşmazlığın esasını incelemiştir. Dava dosyası ve içeriğinde yer alan bilgi ve belgeler, inceleme bölümünde Sayın Mahkemenin dikkatine sunulmuştur. Bu bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, davacı adına tescilli markaların tümünün esas unsurunun ... ibaresi olduğu gibi davacının ... sayılı markasının ... ibaresinden oluştuğu ve bu markanın davalı unvanının hem ek kısmını hem de ana faaliyet alanı olan ... ibaresini ihtiva ettiği tespit edilmiştir. Davalının ticaret unvanı ise ... ŞİRKETİ olup, bu unvanda da ek veya asli unsur ... ibaresidir. Görüldüğü gibi hem davalı unvanının hem davacı markalarının esas unsuru aynı ... ibaresidir. Aynı esas unsuru ihtiva etmeleri nedeniyle davacı markaları ile davalı ticaret unvanında benzerlik bulunduğu hususu tartışmasızdır. Üstelik davalı şirketin amaç ve konusunu oluşturan kara, deniz ve hava yolu ile kargo taşımacılığı yapmak, nakliyecilik taahhüt işleri yapmak, kara, deniz, hava ulaştırma araçları ile yük ve insan taşımacılığı yapmak, nakliye amaçlı depo özel antrepo kurmak, seyahat acentesi kurmak suretiyle turlar düzenlemek gibi hizmetler ile aynı, aynı tür veya bağlantılı mallar ve hizmetlerin davacının ... markalarının kapsamında bulunduğu da tespit edilmiştir. Diğer taraftan dava dosyası içerisinde davalı şirketin ... ibaresini marka olarak kullandığını gösteren yeterli delil bulunmamakla birlikte davalı şirket yetkilisi ...’in ticaret unvanının yanı sıra ... ve/veya ... ibareli/ibaresini ihtiva eden çok sayıda marka tescil başvurusu yapması ...’in ibareyi sadece davalı şirketin ticaret unvanı içinde kullanmak istemediğini aksine bu ibareyi marka olarak da kullanmak istediğini göstermektedir. Üstelik davacının ... markalarının ve ... kurumsal kimliğinin ülkemizdeki bilinirliği aşikar olup davalının ... ŞİRKETİ biçimindeki unvanının bu bilinirlik nedeniyle davacı markaları ve kurumsal kimliğiyle ilişkilendirilip ondan haksız bir yarar sağlaması imkanı da bulunmaktadır. Kaldı ki davacı tarafın çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren bir kurum olması ve otomotiv ... şirketi alanında da faaliyet göstermesi ortalama tüketicilerin davalı ile davacı arasında bağlantı kurması ihtimalini arttırmaktadır (Davacının otomotiv ... sektöründeki faaliyetleri için ..../...-sirketleri/faaliyet-alanlari/otomotiv-...-sirketleri URL linkindeki davacı web sitesine bakılması mümkündür). İlaveten ... ibaresi toplum nezdindeki bilinirliğinin yanı sıra yaratılmış, özgün bir ibare de olup ayırt ediciliği yüksek bu ibarenin tesadüfen davalının aklına geldiğini iddia etmek de kolay değildir. Nihayetinde de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen 08 Şubat 2023 tarihli ve ..... sayılı kararda belirtildiği veçhile hizmet markaları açısından marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için ticaret unvanının mutlaka markasal kullanımı zorunluluğu bulunmamakta ve markanın işlevlerinin zarar görme ihtimalinin mevcudiyeti durumunda da marka hakkına tecavüz söz konusu olmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle bilirkişi, davalının ... ŞİRKETİ biçimindeki ticaret unvanının davacı adına ... sayı ile tescilli “”, .... sayı ile tescilli “”, .... sayı ile tescilli “”, .... sayı ile tescilli “”, .... sayı ile tescilli “” ve ... sayı ile tescilli “” markalarından doğan hakları ihlal ettiği sonuç ve kanaatine ulaşmıştır. B- DAVALININ TİCARET UNVANININ TERKİNİNİN GEREKİP GEREKMEDİĞİ Ticaret unvanları açısından yapılan inceleme neticesinde ise: davacı ...’nun 25.07.1962 tarihinde barınacak yer sağlanmaksızın verilen diğer sosyal yardım hizmetleri ( aile rehberliği, borç danışmanlığı, sosyal hizmet için para toplama, evlat edindirme, evsiz, afetzede ve mültecilere geçici barınak sağlama, yardım için uygun kişi belirleme, vb.) amaç ve konuları ile tescil edilmesine karşın davalı Davalı “... ŞİRKETİ” Şirketinin 08/02/2021 tarihinde kara, deniz ve hava yolu ile kargo taşımacılığı yapmak, nakliyecilik taahhüt işleri yapmak, kara, deniz, hava ulaştırma araçları ile yük ve insan taşımacılığı yapmak, nakliye amaçlı depo özel antrepo kurmak, seyahat acentesi kurmak suretiyle turlar düzenlemek gibi iştigal konularında kurulduğu tespit edilmiştir. Raporun marka kısmında detaylı olarak belirtilen nedenlerle davalı ticaret unvanı davacı markalarına tecavüz ettiği gibi davacı ile davalının ticaret sicilinde tescil ve ilan edilen iştigal konuları arasında da bağlantılı bulunmaktadır. Üstelik tarafların ticaret unvanlarının asli ayırt edici unsuru olan “...” ibareleri arasında da aynılık bulunmaktadır. Öte yandan davacı kurum, davalı şirketten yaklaşık 49 yıl önce kurulmuştur. Diğer taraftan davalı şirketin kullandığı "..." ibareleri faaliyet alanlarını gösteren, ticaret unvanına tam olarak ayırt edicilik katmayan ve unvanları farklılaştırmaya yeterli olmayan kelimelerdir. Bu nedenle bilirkişi davacı kurum adı ile davalı ticaret unvanı arasında 6102 sayılı TTK kapsamında bağlantı kurulması veya karıştırılma ihtimali diğer bir deyişle iltibas bulunduğu kanaatine ulaşmıştır. Sayın Mahkemenin de malumu olduğu üzere TTK 50. maddesine göre “Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı sadece sahibine aittir." Aynı Kanunun 45. Maddesi de “Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.” denilerek ticaret unvanına daha evvel tescil edilmiş olan unvanlardan açıkça ayırt edilecek ilavelerin yapılmasını şart koşmuştur. TTK m.52/1; “Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.” hükmünü içermektedir. Hüküm uyarınca benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunduğu durumlarda sonra tescil edilen ticaret unvanının terkini mümkündür. Yukarıda açıklandığı veçhile ticaret unvanları arasında var olan benzerlik ve iltibas ile davalı ticaret unvanının davacı markalarından doğan hakları ihlal etmesi nedenleriyle davacı ...’nun, davalı ... ŞİRKETİ”nin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin terkini yönünde talepte bulunabileceği ve uyuşmazlıkta davalı ticaret unvanından “...” ibaresinin terkini koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmakla birlikte takdir Sayın Mahkemenindir. SONUÇ; 1. Davalının ... ŞİRKETİ biçimindeki ticaret unvanının davacı adına .... sayı ile tescilli , ....sayı ile tescilli , .... sayı ile tescilli , .... sayı ile tescilli “ , .... sayı ile tescilli ve ....sayı ile tescilli “ ” markalarından doğan hakları ihlal ettiği, 2. Davacı ...’nun, davalı ... ... ŞİRKETİ”nin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin terkini yönünde talepte bulunabileceği ve uyuşmazlıkta davalı ticaret unvanından “...” ibaresinin terkini koşullarının oluştuğu" şeklinde ifade edilmiştir. GEREKÇE; SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir. Davacı taraf ... ibareli tescilli markasına ve ... ibareli tescilli ticaret unvanına bağlı haklarının davalı firma tarafından ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Davacının çok sayıda ... ibareli markaları ile davalıdan daha önce tescil edilen ... klavuz unsurlu tescilli ticaret ünvanı bulunmaktadır. Davalı taraf ise ... ŞİRKETİ adı altında 08/02/2021 tarihinde ticaret ünvanı aldığı tespit edilmiştir. Buna göre davacının markasının asli unsuru ... ile davalının ticaret ünvanındaki ... ibaresi aynı ve benzer olduğundan ortalama tüketici nazarında bu işaretleri karıştırması , markalar arasında yanılgı yaşaması mümkündür. Benimsenen bilirkişi raporunda da geçtiği şekilde " SMK 7/3-e bendine göre, tescilli bir markayı oluşturan işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak başkaları tarafından kullanılması halinde, marka sahibi bu kullanımları yasaklama hakkına sahiptir. " davalının ... Şirketi adı altında 08/02/2021 tarihinde ticaret ünvanını tescil ettirdiği; Davacının ise bu tarihten daha önce " ..." asli ibareli .... , .... sayılı markaları olduğu ,dava tarihinde de koruma altında olduklarından dolayı SMK 7/3 maddesinde" (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. " ve SMK Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak." şeklindeki düzenlemeden hareket edilerek davalı tarafın davacı markası ile aynı veya iltibas düzeyinde benzeri olan ... ibaresini ticaret ünvanının klavuz unsuru seçip kullanması marka tecavüzü oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Yine bilirkişi raporunda "davacı ....’nun 25.07.1962 tarihinde barınacak yer sağlanmaksızın verilen diğer sosyal yardım hizmetleri ( aile rehberliği, borç danışmanlığı, sosyal hizmet için para toplama, evlat edindirme, evsiz, afetzede ve mültecilere geçici barınak sağlama, yardım için uygun kişi belirleme, vb.) amaç ve konuları ile tescil edilmesine karşın davalı Davalı “... ŞİRKETİ” Şirketinin 08/02/2021 tarihinde kara, deniz ve hava yolu ile kargo taşımacılığı yapmak, nakliyecilik taahhüt işleri yapmak, kara, deniz, hava ulaştırma araçları ile yük ve insan taşımacılığı yapmak, nakliye amaçlı depo özel antrepo kurmak, seyahat acentesi kurmak suretiyle turlar düzenlemek gibi iştigal konularında kurulduğu tespit edilmiştir. Raporun marka kısmında detaylı olarak belirtilen nedenlerle davalı ticaret unvanı davacı markalarına tecavüz ettiği gibi davacı ile davalının ticaret sicilinde tescil ve ilan edilen iştigal konuları arasında da bağlantılı bulunmaktadır. Üstelik tarafların ticaret unvanlarının asli ayırt edici unsuru olan “...” ibareleri arasında da aynılık bulunmaktadır. Öte yandan davacı kurum, davalı şirketten yaklaşık 49 yıl önce kurulmuştur. Diğer taraftan davalı şirketin kullandığı "..." ibareleri faaliyet alanlarını gösteren, ticaret unvanına tam olarak ayırt edicilik katmayan ve unvanları farklılaştırmaya yeterli olmayan kelimelerdir. Bu nedenle bilirkişi davacı kurum adı ile davalı ticaret unvanı arasında 6102 sayılı TTK kapsamında bağlantı kurulması veya karıştırılma ihtimali diğer bir deyişle iltibas bulunduğu kanaatine ulaşmıştır. " şeklinde tespite iştirak edilerek davalının 2021 tarihinde tescilli ticaret ünvanı olması , davacıya ait önceki tescilli 1962 tarihli ticaret ünvanına bağlı her iki ünvanının klavuz unsuru ... olması, faaliyet konuları da aynı olduğundan tüketici gruplarında bu işareti karıştırabileceklerinden dolayı davalı ticaret ünvanının da terkini gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu açıdan dava kabul edilerek "-Davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİNE, davalının bu tür eylemlerinin ÖNLENMESİNE, DURDURULMASINA, KALDIRILMASINA, - İhlal oluşturan ürünler bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara tecavüze konu olan ürünler dışında diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde EL KONULMASINA, TOPLATILMASINA,- El konulan ürün, cihaz ve makineler üzerindeki ... ibaresinin masrafı davalıya ait olmak üzere SİLİNMESİNE, bu mümkün değil ise İMHASINA, -Kararın hüküm özetinin masrafı sonradan davalı taraftan tahsil edilmek üzere Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede bir kez ilan edilmesine,-Davalı firmanın ticaret unvanında kılavuz unsuru olarak yeralan ... ibaresinin ticaret sicilinden terkin edilmesine, " şeklinde karar tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİNE, davalının bu tür eylemlerinin ÖNLENMESİNE, DURDURULMASINA, KALDIRILMASINA, 3-İhlal oluşturan ürünler bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara tecavüze konu olan ürünler dışında diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde EL KONULMASINA, TOPLATILMASINA, 4-El konulan ürün, cihaz ve makineler üzerindeki ... ibaresinin masrafı davalıya ait olmak üzere SİLİNMESİNE, bu mümkün değil ise İMHASINA, 5-Kararın hüküm özetinin masrafı sonradan davalı taraftan tahsil edilmek üzere Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede bir kez ilan edilmesine, 6-Davalı firmanın ticaret unvanında kılavuz unsuru olarak yeralan ... ibaresinin ticaret sicilinden terkin edilmesine, 7-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 8-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 9-Davacının yaptığı; 6.500,00 TL. bilirkişi ücreti, 152,50 tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 7.080,10 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekillerinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.10/09/2025 Katip .... Hakim .... E İmzalıdır. E İmzalıdır.