İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/385 E. 2024/790 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/385
- Karar No
- 2024/790
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/385 Esas KARAR NO : 2024/790
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/07/2024 KARAR TARİHİ : 24/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; müvekkili ve davalı şirket arasında 30.10.2023 tarihli sipariş ve satış sözleşmesi ile 40 konteyner sera alımı hakkında anlaştıklarını, bu anlaşma nedene ile müvekkili tarafından davalı şirkete 26.578 USD tutarında satış avans bedeli ödemesi yapıldığını, ancak davalı şirket tarafından bu avansın ödemesinin yapılmasına rağmen sözleşmede yazan sorumlulukların yerine getirilmediğini, müvekkilinin seranın kendisine tesliminden sonra mevcut eksikliklerin tamamlanmasını beklerken bu eksiklere ilave başka birçok teknik eksiklik olduğunu, bu nedenle sağlıklı ve verimli üretimin gerçekleşmediğini, müvekkili ve muhatap firma yetkililerinin seranın iadesi konusunda e-posta aracılığı ile anlaştıklarını, bu nedenle müvekkili tarafından kalan ödemelerin yapılmadığını ve sera nakliyesinin müvekkiline ait olacak şekilde davalının İstanbul işyerine iade edildiğini, müvekkili tarafından davalı aleyhine ihtarname aracılığı ile 26.578 USD nin ödemesinin yapılmasını istendiğini, ancak söz konusu ödemenin yapılmadığını, öncelikle hüküm altına alınacak alacağın tahsil edilememe riskine karşılık davalının taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine cebri icra yoluyla satışı ve 3. Şahıslara devri engelleyici nitelikte ihtiyati tedbir şerhi konulmasına karar verilmesini, müvekkili ile davalı firma arasında akdedilen 30.10.2023 tarihli sipariş ve satış sözleşmesine konu 40 konteyner seranın satış avans bedeli olan 26.578 USD nin iadesi ile dava tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o para birimi için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Davanın mutlak ticari bir dava olmadığından davacı ve sözleşme konusu ürünü bitkinin üretmek ve satmak amacıyla satın almış olmasına rağmen ticaret ve vergi kaydı olmadığı göz önüne alındığında görevli mahkemelerin de Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davalının adresinin Başakşehir olduğunu, yetkili mahkemelerin ... Adliyesi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, satılan malda herhangi bir eksik, kusur ve ayıp olmadığını, 40" konteynar sera müvekkili şirketin ticari ürünü olduğu için ve tamamen iyi niyet kapsamında iade alındığını, üründe herhangi bir ayıp-kusur olmadığını, davacı tarafından herhangi bir tespit yaptırılmadığı gibi yasanın belirlediği süreler içerisinde ayıp ihbarında da bulunulmadığını, taraflar arasındaki yazışmalarda da malın iadesini gerektirecek nitelikte esaslı bir ayıbın olmadığını, davacının ürünü iade etmek istemediğini ve ziraai işlerden hiç anlamadığını, davalı şirketin konteyner seralarında kullanılan dış cephe malzemesi, iç mekan kamera ve sensör sistemlerinin kurulumunu davacının istemediğini ve kendi talep ve istekleri doğrultusunda seranın iç otomasyon sistemini hazırlattığını, eş değişle iş bu ürünün davacı için özel olarak üretildiğini, taraflar arasındaki iade teslim tutanağından iadenin 750.000 TL yapılacağının düzenlendiğini, bu sebeple talebin yabancı para cinsinden talep edilmiş olmasına da itiraz ettiklerini, öncelikle yetki ve görev itirazlarının değerlendirilmesini, müteakiben muaccel olmayan talebin ve haksız davanın reddine karar verilmesini, zorunlu arabuluculuk, taraf vekalet ücreti ile yargılama giderleri ile dava vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 03/07/2024 tarihli ara kararı ile "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine," dair karar verildiği görülmüştür. Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, icra dosyası, bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında imza edilen 30/10/2023 tarihli sipariş ve satış sözleşmesinde belirtilen yükümlülüklerin taraflarca gereği gibi yerine getirilip getirilmediği, geç ve ayıplı ifanın söz konusu olup olmadığı, süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı, davacının sözleşmeye konu ürününün satış avans bedeli olarak 26.578,00 Usd nin iadesi talebinin yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 05/07/2024 tarihli müzekkere cevabında davacı ...'nın kaydına rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür. ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 23/12/2024 tarihli müzekkere cevabında, davacının 08.07.2015-27.02.2017 tarihleri arasında ... adresinde kültür mantarı toptan ticareti-radyo, tv, posta yoluyla veya internet üzerinden yapılan perakende ticareti faaliyetinden dolayı gelir vergisi mükellefi olduğu tespit edildiğinin bildirildiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre, bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve 2014/15-1026 E. 2015/1765 K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir. TTK'nın 5/1.maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olacağı düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanı düzenlenmiş olup madde metnine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olacağı hüküm altına alınmıştır. Görevle ilgili değerlendirmenin 6102 Sayılı TTK'nun 4 ve 5.maddesindeki düzenlemeler gözetilerek yapılması gerekir. 6102 Sayılı Kanun'un 19.maddesi ''ticari iş karinesi'' başlığını taşımakta olup, bu maddenin 2.fıkrasında yer alan ''Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.'' hükmünün, görevli mahkemenin belirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... esas ...karar sayılı ilamı). Yapılan açıklamalar ışığında somut olayda uyuşmazlığın, taraflar arasında imza edilen 30/10/2023 tarihli sipariş ve satış sözleşmesinden kaynaklandığı, davalı taraf tacir ise de ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabi yazısından davacının vergi mükellifi olduğu ancak yazı ekindeki beyannamelerden davacının faaliyetlerinin VUK'nun 177. maddesindeki esnaf faaliyeti sınırını aşmadığının anlaşıldığı, buna göre eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari dava olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı, Mahkememizin mutlak ve nispi ticari dava niteliği taşımayan işbu davaya bakmakla görevli olmadığı, bu durumda tüketici sıfatını da haiz olmayan davalı ile davacı arasındaki uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği nazara alınarak dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre; 1-Dava dilekçesinin HMK 114/1-c , 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mah1-Davanın HMK 114/1-c , 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve HMK 20 md uyarınca 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Harç, vekalet ücreti, arabuluculuk ve yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine, 4-Kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için başvurulmadığı taktirde harç ve yargılama gideri konusunda ek karar yazılmasına, Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı.24/12/2024
Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır