İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/307 E. 2026/194 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/307
- Karar No
- 2026/194
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2024/307 Esas - 2026/194 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/307 KARAR NO : 2026/194
... DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/04/2024 KARAR TARİHİ : 13/03/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 13/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) DAVA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; dava dışı .... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı; dava dışı asıl borçlu şirketin itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasının .... Esas sayılı kararı ile kısmen kabul edilerek kesinleştiği; davalı hakkında yürütülen takibin tebligata istinaden kesinleştirildiği ancak UYAP güncellemeleri sırasında kesinleşme kaydının kaldırıldığı; ... kayıtlarının imha edilmesi nedeniyle tebligat akıbetinin teyit edilemediği ve davalıya yeniden ödeme emri gönderildiği; davalının borca itiraz ettiği; davalının itirazlarının dayanaksız olduğu ve alacağın tahsil edilmeyen bakiye kısmının halen mevcut olduğu; davalının asıl borçlu şirketin hissedarı ve temsilcisi olduğu ile müteselsil kefalet beyanı verdiği beyan edilmiş olup; davalının itirazının iptaline; alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) CEVAP : Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi veya başkaca sözlü ve/veya yazılı bir beyan sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir. III) DELİLLER : ... Arasında Akdedilen Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi. ....Başvuru Numaralı ve 25/04/2024 Tarihli Arabuluculuk Son Tutanağı. Ankara Arabuluculuk Bürosunun .... Başvuru Numaralı ve 29/04/2024 Tarihli Arabuluculuk Sarf Kararı. Bilirkişi ... Tarafından Düzenlenen 30/10/2024 Tarihli Bilirkişi Raporu. Bilirkişi ... Tarafından Düzenlenen 26/02/2025 Tarihli Bilirkişi Ek Raporu. Bilirkişi Hasan GÜNGÖR Tarafından Düzenlenen 15/12/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı .... ("davalı" olarak anılacaktır) yönelik açılan Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından, Mahkememize cevap dilekçesi veya başkaca sözlü ve/veya yazılı bir beyan sunulmamış olması nedeniyle, taraflar arasında "uyuşmazlık bulunmayan hususlar" tespit edilememiş olmakla birlikte; 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir. Bu doğrultuda uyuşmazlığın konusunun; ...Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; taraflar arasında akdedildiği belirtilen Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi sözleşmesi uyarınca davacı bankanın alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; alacağın mevcut bulunduğunun tespiti halinde, icra takip tarihi öncesinde uygulanmış faizin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, türü ve oranı ile icra takip tarihi sonrasında uygulanacak faizin türü ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi : Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı" hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin, geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında da eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK.'nın 117. maddesi uyarınca "yetki" veya "tahkim" ilk itirazları bulunmadığı anlaşıldığından, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. c) İtirazın İptali Davasının Hukuki Nitelendirmesi : İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır. İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. (3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (4) ... (5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için: a) İlamsız takip yapılmış olması, b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir. İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir. İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir. d) Genel Kredi Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği ve İtirazın İptali Davalarındaki Yeri : Bankacılık ve ticaret hayatının vazgeçilmez bir parçası olan Genel Kredi Sözleşmeleri (...), bankalar ile kredi kullanan gerçek veya tüzel kişiler arasındaki kredi ilişkisinin temelini oluşturan kompleks hukuki metinlerdir. Bu sözleşmelerin hukuki niteliğinin doğru bir şekilde tahlil edilmesi, özellikle borca itiraz üzerine açılan "itirazın iptali" davalarında ispat yükü, yetki, faiz oranları ve diğer birçok uyuşmazlığın çözümü için kritik öneme sahiptir. Öncelikle Genel Kredi Sözleşmelerinin tanımlanması ve sui generis özelliklerinin irdelenmesi önem arz etmektedir. Genel Kredi Sözleşmesi; "banka ile müşterisi arasında ileride doğabilecek bir veya birden fazla kredi ilişkisinin genel şartlarını, tarafların hak ve yükümlülüklerini önceden belirleyen, genel ve soyut nitelikte bir ön anlaşma" olarak tanımlanabilmektedir. Bu sözleşme tek başına bir borç doğurmaz; borcun doğması için, işbu sözleşme kapsamında müşteriye fiilen nakdi veya gayrinakdi bir kredinin kullandırılması gerekmektedir. Genel Kredi Sözleşmelerinin hukuki yapısı; Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen klasik sözleşme tiplerinden farklılıklar gösterir. Bu nedenle, hukuki niteliği birkaç başlık altında incelenmelidir: a) Çerçeve Sözleşme Olması: Genel Kredi Sözleşmelerinin en belirgin ve en önemli hukuki özelliğidir. Bu doğrultuda iki aşamalı ilişki bir ilişki içermektedir. ..., tek başına bir kredi borcu oluşturmaz. Sadece gelecekteki kredi ilişkilerinin "çerçevesini" çizer. Bu kapsamında kredi ilişkisi; iki aşamada kurulur. Bu aşamalar; çerçeve aşaması (bu aşamada; ...'nin imzalanması ile genel şartlar vb. hususlar belirlenir.) ve uygulama aşaması (bu aşamada ise, müşterinin talebi ve bankanın kabulü ile fiilen kredi kullandırılır) olarak tanımlanabilecektir. Bu niteliği nedeniyle, bankanın başlattığı bir icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, bankanın sadece ...'yi sunması, alacağını ispat için yeterli değildir. Banka, bu sözleşme uyarınca fiilen ne kadar kredi kullandırdığını, müşterinin bu parayı çektiğini veya kullandığını (dekontlar, hesap ekstreleri, ödeme talimatları vb. ile) ispatlamak zorundadır. b) İsimsiz (Sui Generis / Kendine Özgü) Sözleşme Olması: Genel Kredi Sözleşmeleri; TBK'da özel olarak düzenlenmiş "isimli" sözleşme tiplerinden (satış, kira, hizmet vb.) herhangi birine tam olarak uymamaktadır. İçerisinde birden çok sözleşme türünün unsurlarını barındırır. Bu sözleşmeler; Ödünç (Karz) Sözleşmesi, Vekalet Sözleşmesi, Cari Hesap Sözleşmesi ile Garanti ve Kefalet Unsurlarıdır. Bu karma yapısı nedeniyle ...; kanunda düzenlenmemiş "isimsiz" bir sözleşme türü olarak kabul edilir. Uyuşmazlıkların çözümünde, TBK'nin genel hükümleri ve duruma en uygun düşen özel sözleşme tiplerinin hükümleri kıyasen uygulanır.
c) Soyut Borç İkrarı Niteliğinde Olmaması: Genel Kredi Sözleşmeleri; İcra ve İflas Kanunu (İİK) anlamında kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içermez. Bono, poliçe veya çek gibi kambiyo senetlerinden farklı olarak, ...'nin varlığı tek başına borcun da var olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle, ...'ye dayalı bir ilamsız icra takibi, "ilamlı icra" gücünde değildir ve borçlunun itirazı ile durdurulabilecektir. Borçlu, ... ve buna eklenen hesap özetine (hesap kat ihtarnamesi) dayanarak başlatılan ilamsız icra takibine itiraz ettiğinde, icra takibi durur. Alacaklı banka; alacağını tahsil edebilmek için bir yıl içinde "itirazın iptali davası" açmak durumundadır. İşte bu davada ....nin hukuki niteliği kilit rol oynamaktadır. İtirazın iptali davasında davacı sıfatını haiz banka; ....bir çerçeve sözleşme olması nedeniyle alacağının varlığını ve miktarını net bir şekilde ispatlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda banka; "geçerli bir Genel Kredi Sözleşmesinin varlığını"; işbu sözleşme kapsamında "borçluya fiilen kredi kullandırıldığını"; borçlunun "temerrüde düştüğünü" (usulüne uygun hesap kat ihtarnamesi tebliğini); talep ettiği "alacak miktarının (anapara, faiz, komisyon, masraf) sözleşmeye ve hukuka uygun olduğunu" ispatlamak durumundadır. Bankacılık hesaplarının incelenmesi, teknik bilgi gerektirdiğinden; Mahkeme banka kayıtları üzerinde (ve somut uyuşmazlığın lüzum gösterdiği hallerde) tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Neticeten Genel Kredi Sözleşmesi; tek taraflı bir borç ikrarı olmayıp, gelecekteki kredi ilişkilerini düzenleyen bir çerçeve sözleşmedir ve isimsiz (sui generis) niteliğiyle kendine özgü bir yapıya sahiptir. Bu hukuki nitelik; itirazın iptali davalarında ispat yükünün tamamen alacaklı bankada olmasına yol açar. Banka; sadece sözleşmeyi değil, kredinin fiilen kullandırıldığını ve talep ettiği alacağın her bir kaleminin hukuka ve sözleşmeye uygun olduğunu detaylı bir şekilde ispat etmek zorundadır. Bu nedenle, ....ye dayalı uyuşmazlıklarda; sözleşmenin hukuki niteliğinin doğru anlaşılması, adil bir yargılama ve hakkaniyetli bir sonuç için büyük bir önem arz etmektedir. e) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı tarafın, kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu gerekçesiyle iptaline ve davalının, icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi veya başkaca sözlü ve/veya yazılı bir beyan sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir. e.1) Bilirkişi İncelemeleri : Mahkememizce, itirazın iptali istenen icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. i. ... Tarafından Düzenlenen 30/10/2024 Tarihli Bilirkişi Raporu : ... tarafından düzenlenen 30/10/2024 tarihli bilirkişi raporu kapsamında; davacı banka ile dava dışı şirket arasında 14/09/2007 tarihinde sözleşme imzalandığı; davalının 09/07/2009 tarihli limit artırım sözleşmesinde 539.000,00.-TL limitle müteselsil kefil olduğu; 125327 nolu taksitli kredinin tamamen tahsil edildiği; .... nolu taksitli kredinin davalının kefalet imzasının bulunduğu limit dahilinde kullandırıldığı; .... nolu Borçlu Cari Hesap kredisinin ilk sözleşme kapsamında olup davalının bu krediden sorumlu olmadığı; kat ihtarnamelerinin tebliğ edilerek asıl borçlu ile kefilin temerrüde düşürüldüğü; takip tarihi itibariyle toplam alacağın 374.172,78.-TL olarak hesaplandığı hususları rapor edilmiştir. 30/10/2024 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından "bilirkişi raporunda rotatif bir kredi olan borçlu cari hesap borcuna ilişkin hesaplamaların hatalı olduğu; ... kefaletli krediye ilişkin olarak müvekkil Bankaya ...'nin ödediği 428.000 TL'nin dikkate alınmadığı" gerekçeleriyle itiraz edilmiş olup; itiraz beyanlarının her birinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekçeleriyle ek rapor alınması cihetine gidilmiştir. ii. ... Tarafından Düzenlenen 26/02/2025 Tarihli Bilirkişi Ek Raporu : ... tarafından düzenlenen 26/02/2025 tarihli bilirkişi raporu kapsamında; borçlu cari hesap kredisine ilişkin hesaplamaların kök raporda yapıldığı; ... kefaletinin hazine kaynaklı olmayıp öz kaynaklardan verildiği için ... tarafından yapılan ödemenin borçtan düşülerek hesaplanmasının doğru olduğu; kök rapordaki tespitlerde değişiklik yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığı hususları rapor edilmiştir. 26/02/2025 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından "borçlu cari hesap borcuna ilişkin hesaplamaların hatalı olduğu; ...'nin ödediği 428.000 TL'nin dikkate alınmadığı; ek raporun itirazları karşılamadığı" gerekçeleriyle itiraz edilmiş olup; Mahkememizce yeni bir bilirkişiden rapor alınması cihetine gidilmiştir. iii. .... Tarafından Düzenlenen 15/12/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu : Anılan bilirkişi raporu kapsamında ise; davalının yalnızca 09/07/2009 tarihli sözleşme kapsamında 539.000,00.-TL limitli müteselsil kefil olduğu; ....Esas sayılı kararının kesinleştiği ve bağlayıcı nitelikte olduğu; ... tarafından ödenen tutarın davalının borcundan mahsup edilmesinin eksik hesaplamaya yol açacağı ve ilgili mevzuat uyarınca tahsilatın tamamen yapılıp sonra ...'ye aktarılması gerektiği; dava tarihi itibariyle bankanın toplam alacağının 1.664.948,56.-TL olduğu; davacı bankanın icra takibinde ... tahsilatını borçtan düşerek 154.206,95.-TL talep ettiği ve bu talebin yerinde olduğu hususları rapor edilmiştir. 15/12/2025 tarihli bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından sunulan 05/01/2026 tarihli dilekçe kapsamında, “bilirkişi raporunda rotatif bir kredi olan borçlu cari hesap borcuna ilişkin hesaplamaların hatalı olduğu; ... kefaletli krediye ilişkin olarak müvekkil Bankaya ...'nin ödediği 428.000 TL'nin dikkate alınmadığı” gerekçeleriyle itiraz edilmiş; davalı tarafından ise bilirkişi raporuna yönelik itiraz sunulmadığı anlaşılmıştır. İşbu bilirkişi raporuna yönelik sunulan itiraz beyanlarının değerlendirilmesinde; davacı vekilinin, "bilirkişi raporunda rotatif bir kredi olan borçlu cari hesap borcunun hesaplamaya katılmadığına, davalının müteselsil kefaleti kapsamında sorumluluğu bulunduğuna yönelik" itirazı ile ilgili olarak davalının kefaletini içeren limit artırım sözleşmesinin 09/07/2009 tarihli olması, bununla birlikte itiraza konu borçlu cari hesap kredisinin işbu tarihten önce, 26/09/2008 tarihinde açıldığı; kefilin, imzasının bulunmadığı önceki sözleşmelerden veya kredilerden sorumlu tutulmasının da mümkün bulunmadığı hususları dikkate alınarak, bilirkişinin işbu krediyi hesaplama dışı bırakmasının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin, "... tarafından ödenen 428.000,00.-TL'nin rapora dahil edilmesi gerektiği, bu tutarın ...'nin kendi öz sermayesi ile ödendiği ve davalının sorumluluğu kapsamında hesaba katılması gerektiği" yönündeki itirazı ile ilgili olarak; bilirkişi raporunda anılan hususun değerlendirilmiş olduğu, davacı bankanın icra takip talebinde ...'den tahsil edilen işbu tutarı bizzat kendisinin alacaktan mahsup ederek kalan bakiye üzerinden icra takibi başlattığının açıkça tespit edilmekte olması, neticeten davacı bankanın icra takip talebinde talep etmemiş olduğu ve bizzat borçtan mahsup ettiği bir tutarı, itirazın iptali davasında taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak sonradan talep etmesinin mümkün bulunmadığı hususları birlikte değerlendirilerek, söz konusu itirazın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. iv. Bilirkişi Kök ve Ek Raporları İle İlgili Nihai Değerlendirme: Mahkememizce hükme esas alınan 15/12/2025 tarihli bilirkişi raporun kendi içinde herhangi bir çelişki barındırmadığı; rapor kapsamında, dava konusu uyuşmazlık ve Mahkemenin görevlendirme ara kararında belirtilen, sözleşmelerin tespiti, kefalet durumu, temerrüt tarihleri, faiz oranları, ... ödemesi ve hesaplamalar gibi talimatlar doğrultusunda yeterli ve denetime elverişli inceleme bulunduğu; raporda, incelenmesi eksik kalan bir husus tespit edilmediği; belirtilen sözleşme tarihlerinin, kredi limitlerinin, faiz oranlarının, kat ihtarnamesi tarihlerinin, icra takip talebindeki tutarların ve .... Esas sayılı kararındaki verilerin, dosyadaki bilgi ve belgeler ile örtüşmekte olduğu; uyuşmazlığın çözümünde etkili olan Genel Kredi Sözleşmesinin ve limit artırım sözleşmelerinin, kullandırılan kredilere ilişkin hesap özetlerinin, kat ihtarnamelerinin, icra takip dosyasının, ... ödemelerine ilişkin verilerin ve kesinleşmiş ....Mahkemesi kararının değerlendirilmiş bulunduğu ve değerlendirilmemiş herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmakla neticeten hükme esas alınabilir nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılarak, ek/yeni rapor alınması cihetine gidilmemiştir. e.2) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme : Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak yapılan nihai değerlendirmede; davacı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 09/07/2009 tarihli limit artırım ek sözleşmesine davalı ... 539.000,00.-TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imza attığının sabit olduğu; davalının .... ve ... nolu kredilerin dayanağı olan önceki sözleşmelerde imzası bulunmadığından, bu kredilerden doğan borçlardan sorumlu tutulamayacağı; davalının sorumlu olduğu .... nolu ... kefaletli taksitli ticari krediye ilişkin olarak, asıl borçlu ile birlikte davalının da kat ihtarnamesi ile usulüne uygun şekilde 21/11/2009 tarihinde temerrüde düşürüldüğü; ilgili kredi alacağının miktarı hususunda, asıl borçlu şirket tarafından açılan itirazın iptali davasında ...tarafından verilen ve kesinleşen karar gereğince 17/12/2009 takip tarihi itibariyle davacı bankanın talep edebileceği asıl alacak miktarının 136.244,71.-TL, toplam alacağın ise 144.510,23.-TL olduğu hususunun kesin hüküm halini almış olduğu anlaşılmıştır. Davacı banka; ...'den tahsil etmiş olduğu tutarı borçtan bizzat mahsup ederek takibe geçmişse de, ... mevzuatı uyarınca riskin gerçekleşmesi halinde tüm tahsilat sürecinin kredi veren banka tarafından asıl alacak üzerinden yürütülmesi, tahsil edilen meblağların bilahare oran dahilinde ...'ye aktarılması yasal zorunluluktur. Ne var ki davacı bankanın kendi serbest iradesiyle icra takibinde talebini (136.402,12.-TL asıl alacak olmak üzere) 154.206,95.-TL ile sınırlı tuttuğu dikkate alındığında; taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacının haklılık payının bu talep sınırı ve kesinleşmiş mahkeme kararındaki alacak kalemleri kapsamında değerlendirilmesi zarureti doğmuştur. Neticeten; davanın kısmen kabulüne, icra takibine devam edilecek alacağa sözleşme uyarınca %80 oranında temerrüt faizi uygulanmasına ve ayrıca alacağın likit (belirlenebilir) nitelikte olması ve davalının itirazının haksız bulunması nedeniyle alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Davanın KISMEN KABULÜNE, Bu doğrultuda; ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın 154.206,95.-TL'lik (asıl alacak, işlemiş faiz ve BMSV) kısmının iptaline, 136.402,12.-TL asıl alacak, 16.956,98.-TL işlemiş faiz ve 847,85.-TL BSMV olmak üzere toplam 154.206,95.-TL üzerinden, (asıl alacağa, 15/12/2009 tarihinden itibaren) işletilecek %80 faiz oranı ile icra takibinin devamına, 2) Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3) Hükmolunan alacağın %20’si oranında hesaplanan 30.841,39.-TL icra inkar tazminatının, davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 4) Karar ve İlâm Harcı : a) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 10.533,88.-TL harç ile ilgili olarak; davacı tarafından 10.542,75.-TL peşin harç yatırılmış bulunduğu anlaşıldığından; fazla yatırıldığı tespit olunan 8,87.-TL harcın, kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde yatırana İADESİNE, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 10.533,88.-TL peşin harç, 427,60.-TL başvurma harcı ve 60,80.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 11.022,28.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 5) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 14.500,00.-TL bilirkişi ücreti, 910,00.-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 15.410,00.-TL yargılama giderinden; kabul/talep oranına göre hesaplanan 3.849,26.-TL'nin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE; bakiye kalan 11.560,74.-TL yargılama giderinin ise davacı üzerinde BIRAKILMASINA, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinden; kabul/talep oranına göre hesaplanan 899,24.-TL'nin davalıdan tahsili; 2.700,76.-TL'nin ise davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 6) Vekâlet Ücreti : Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 154.206,95.-TL üzerinden) takdir edilen 45.000,00.-TL vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca ... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 13/03/2026
.... ¸ ¸ Gerekçeli Karar