İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/276 E. 2025/30 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/276
- Karar No
- 2025/30
- Karar Tarihi
T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/276 Esas - 2025/30 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/276 KARAR NO : 2025/30
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali) DAVA TARİHİ : 13/06/2024 KARAR TARİHİ : 04/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2025
TALEP: Davacı vekili 13/06/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin "..." ibareli ve ... sayılı marka tescil talebini 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1(b) bendi uyarınca mutlak redde konu olduğunu, ancak Kurum sayfası incelendiğinde ... ibareli pek çok markanın bulunduğunu, müvekkilinin 2017 yılında kurulduğunu, yaklaşık 7 yıldır, her cins ve her ebatta endüstriyel mutfak cihazları ile otel servis ünite ve ekipmanlarının üretimini, pazarlamasını, montajını, ithalat ve ihracatını yapmakta olan tanınmış ve başarılı bir firma olduğunu, ibareyi ticaret unvanında ve logosunu da yıllardır kesilen faturalar üzerinde kullandığını, davalı Kurum tarafından, müvekkilin ticari unvanında, müvekkili tarafından düzenlenen faturalarda, broşürlerde kullandığı ibarenin marka tescil başvurusunun reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, 2024-M-4060 sayılı Kurum Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesi ve beyanlarında özetle: Davacı tarafın tescilini talep ettiği “...” ibaresinin, Ege Bölgesi'nde bulunan Muğla iline bağlı ilçelerinden biri olduğu, tarihi/turistik bir yer olan söz konusu ilçe adının Türkiye’de maruf herkesçe bilinen tanınan yer adı olduğunu, orta düzeydeki tüketiciler nezdinde markasal algı yaratmayan bir ibare olduğunu, başvuruya konu işaretin ilgili tüketiciler tarafından tanımlayıcı/ayırt edici nitelikten yoksun bir işaret olarak değil de ticari köken belirtir işaret olarak algılandığı veya değerlendirildiği sonucunu destekler nitelikte bir kamuoyu anketi veya pazar araştırması sonuçlarının sunulmamış olduğu, ayrıca satış, reklam rakamları gibi önemli sayılacak nitelikteki başkaca delillerin de sunulmamış olduğu dikkate alınarak, başvuru sahibinin tescili talep edilen başvuruya konu mallar ve hizmetler bakımından kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandırdığı yönündeki iddiasının ispatlanamamış olduğunu, kullanım sonucu ayırt edicilik kazanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Dava; davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... YİDK tarafından alınan 2024-M-4060 sayılı kararın iptali istemine ilişkindir. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak TPMK tarafından 6769 sayılı SMK 5/1- (b) bendi uyarınca alınan 2024-M-4060 sayılı kararın iptali isteminden ibaret olduğu anlaşıldı. İptali istenen YİDK kararının davacıya 25/04/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 13/06/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ ... başvuru sayılı markanın dosya örneği incelendiğinde; davacının 11.10.2022 tarihinde ... ibaresinin tescili için başvuruda bulunduğu, başvuruyu inceleyen Markalar Dairesi Başkanlığı SMK madde 5/1 (b) bendi uyarınca markanın, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan bir işaret içerdiği gerekçesi ile başvurunun reddine karar vermiştir. Davacı başvuru sahibi “tescili talep edilen “...” kelimesinin görsel, telaffuz ve anlam olarak farklı teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilecek mahiyette olduğunu, anılan sektördeki müşterilerin piyasadaki hizmetler konusunda tecrübeli ve emtiaların kalite, içerik ve kullanımı gibi konularda da bilgi sahibi oldukları, “...” markasının reddedilen ürünlerde kullanılması halinde ayırt edici olarak görülmemesinin gerekçesi anlaşılamadığı, barındırdığı ibare ve oluşturuluş biçimi ile bir bütün halinde ayırt ediciliğe haiz özgün bir marka olarak oluşturulduğu” gerekçeleri ile karara itiraz ettiği, bu itirazın da ... YİDK'in huzurda dava konusu edilen karar ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmaktadır.
... YİDK'in 2024-M-4060 sayılı kararında: "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-(b) bendi uyarınca reddine yönelik Markalar Dairesi Başkanlığı kararı Kurulumuzca yeniden değerlendirilmiştir. Türk Patent ve Marka Kurumu Marka İnceleme Kılavuzu'na göre "Münhasıran il adından oluşan başvuruların yanı sıra, Türkiye'deki maruf (herkesçe bilinen, tanınan) ilçe ve yerleşim yerlerinin isimlerini tek başına (başka herhangi bir unsur bulunmaksızın) içeren başvurular da genel kural olarak 6769 sayılı SMK'nın 5/1-(b) bendi uyarınca reddedilecektir. Yapılan incelemede, başvuruya konu "..." ibaresinin, Ege Bölgesi'nde bulunan Muğla iline bağlı ilçelerinden biri olduğu, tarihi/turistik bir yer olan söz konusu ilçe adının Türkiye'de maruf/herkesçe bilinen, tanınan yer adlarından biri olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda, başvurunun 6769 sayılı SMK'nın 5/1-(b) bendi uyarınca reddi kararı yerinde bulunmuştur. KARAR İtirazın ve başvurunun reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 08/01/2025 havale tarihli raporda özetle; "Davacı başvurusunun somut ayırt ediciliğe haiz olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor ya da ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
DAVA KONUSU BAŞVURUNUN 5/1-B MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME Mevzuatımızda “Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler”in marka olarak tescil edilemeyecekleri düzenlenmektedir. Kanunun madde gerekçesi incelendiğinde, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen, kapsamında yer alan mal ve hizmetler bakımından herhangi bir şekilde ayırt ediciliği bulunmayan, kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olmayan dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda somut olayda davacı başvuru sahibi karakteristik şekilde oluşturulmuş “ ...” ibaresinden oluşmaktadır. Markayı oluşturan ... Muğla iline bağlı, plajları, gölleri, antik kentleri, Türk ve İslam eserleriyle görülmeye değer bir turizm beldesidir. Başvuruda ilçe isminden başkaca ek unsur bulunmamaktadır. Esasen ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracaktır. Örneğin, İstanbul, ..., İzmir veya dava konusu olayda olduğu gibi İstanbul’un maruf bir ilçesinin adı olan sadece “Pendik” sözcüğünün tek bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde, bu sözcük artık bir kişinin tekelinde kalacak ve bu şekilde bir kamu adı başkaları tarafından markalarında kullanılamayacaktır. Münhasıran il adından oluşan başvuruların yanı sıra, Türkiye’deki maruf (herkesçe bilinen, tanınan) ilçe ve yerleşim yerlerinin isimlerini tek başına (başka herhangi bir unsur bulunmaksızın) içeren başvurular da genel kural olarak 6769 sayılı SMK’nın 5/1-(b) bendi uyarınca reddedilecektir. Nitekim Yargıtay 11. HUKUK DAİRESİ 1999/5790 Esas 1999/9590 Karar sayılı "Pendik" kararında özetle; "şehir, ilçe veya maruf yerleşim yerlerinin isimlerini teşkil eden sözcükler hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise, onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin anılan yasal düzenlemenin amacına daha uygun olduğu görüşünün benimsenmesi ve bu şekilde böyle bir markayı kullanmak isteyenlerin menfaat dengelerinin korunması bakımından da uygun olduğu sonucuna varılmıştır." şeklinde karar verilmiştir. Bu kapsamda; her ne kadar karakteristik şekilde “i” harfinin alt kısmı “...” kelimesinin altını çiziyor olması ve gri, turunu gibi renk unsurlarıyla oluşturulması tüketici nezdinde markayı “...” olarak algılamasına engel olmayacak ve başvuruya ayırt edicilik katmayacaktır. Yargıtay’ın istikrar kazanan kararlarında belirtildiği üzere coğrafi yer adlarının; 1) Coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla, 2) Yanlarına ilave yapılması suretiyle, marka olarak tescilinin mümkündür. Bunun dışında tek başına yer adlarının ise tescil edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Nitekim Yargıtay kararları doğrultusunda 2021 Marka İnceleme Kılavuzu’nda bu durum açıklanmış ve aynı gerekçelerle SMK 5/1-b kapsamında reddedildiği düzenlenmiştir. Netice olarak davacı başvurusunu oluşturan ... ibaresinin tescil talep edilen mal ve hizmetler yönünden coğrafi işaret anlamını taşımadığı fakat yanına başkaca ek unsurun yer almadığı, karakteristik şekilde oluşturan marka işaretinin de markaya ayırt edicilik katmadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan, davacı başvuru markasına kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığına ilişkin marka işlem dosyasında hiç delilin bulunmaması sebebiyle ispat edilemediği anlaşılmış olup, markanın somut ayırt ediciliğe haiz olmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile 187,80 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı Kurum kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kurum'a verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/02/2025