İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/266 E. 2025/49 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/266
Karar No
2025/49
Karar Tarihi

T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/266 Esas - 2025/49 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/266 KARAR NO : 2025/49

DAVA : Marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali. DAVA TARİHİ : 07/06/2024 KARAR TARİHİ : 18/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/03/2025

TALEP: Davacı vekili 07/06/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (...) nezdinde 2022/079604 sayılı "... ... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ... Resmi Markalar Bülteninde yayınlanması üzerine davalı üniversitenin "İSTANBUL ... ..." ibareli markasını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin ...'in ... sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak kısmen 41. Sınıf “eğitim ve öğretim hizmetleri” bakımından reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira; "... ... ..." markasının tescilli çatı marka olan "..." ibaresinden yola çıkarak "... ..." yardımcı unsuru eklenerek oluşturulduğunu, taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik olmadığını, davacı vakıf tarafından... İncek'te kurulan Lösante Hastanesi'nin ... Vakfı ... ... yerleşkesinde bulunduğunu, halen başvuru işlemleri yükseköğretim kurumunda devam eden ... kurma başvurusunun kabul edilmesi halinde üniversitenin de bu yerleşkede yer alacağını, ... ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, herkese açık bir ibare olduğunu, ... ... ibaresinin İSTANBUL ... ...’nden çok daha önce markasal olarak kullanılmaya başlandığını ileri sürerek, ... sayılı kararının iptaline ve müvekkili marka tescil başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesi ve beyanlarında özetle: İtiraz eden davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımın ticaret alanında ciddi kullanım teşkil edecek nitelikte olduğunu, başvuru konusu marka ile itiraz sahibinin tescilsiz kullanımına konu markanın ayırt edici asli unsurlarının aynı olduğunu, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ve beyanlarında özetle: Davalı Üniversitenin Enev Vakfı tarafından 2015 yılında İstanbul’da kurulduğunu, ... kuruluşunun hemen akabinde 2017 yılında marka tescil başvurusunda bulunduğunu, "İstanbul ... ..." markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davacı tarafından ... ... ... adıyla bir ... kurulacağının haberlerden öğrenilmesi üzerine bu markanın gerçek hak sahibinin davalı olduğu davacıya bildirilerek ihtarname gönderildiğini, İSTANBUL ... ... markasının gerçek hak sahibinin davalı olduğunu, taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, internet arama motorlarında ... ... ... araması yapıldığında, davalı üniversiteye ait web sitesi bağlantısının çıktığını, davacının tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzemediği iddiası temelinde; davacı başvurusu olan 2022/079604 sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... YİDK tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemlerine ilişkindir. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı vakfın 2022/079604 başvuru sayılı markası ile davalı şirketin itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de itirazın kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan YİDK kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği iddiasının alınan YİDK kararına etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen YİDK kararının davacıya 13/04/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 07/06/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.

İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ 2022/079604 başvuru sayılı markanın dosya örneği incelendiğinde; dava konusu ... ... ... ibareli 2022/079604 sayılı marka başvurusunun davacı adına 41. sınıf için yapıldığı, ve Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, bu başvuruya davalı tarafından SMK 6/3 ve 6/9 maddeleri uyarınca itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucunda 11.05.2023 tarihli kararla itirazın reddine karar verildiği, davalı tarafından bu ret kararına karşı itirazda bulunulduğu, bu kez YİDK tarafından yapılan inceleme sonucunda, 03.04.2024 tarihli kararla davalı itirazının kısmen kabulü ile davacı tarafından yapılan başvurunun kapsamından 41. Sınıf Eğitim Öğretim Hizmetlerinin çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

... YİDK'in ... sayılı kararında; "2022/079604 başvuru numaralı "... ... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, eskiye dayalı kullanım ve kötü niyet gerekleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Gerek Kurumumuz uygulamasında, gerekse yargı kararlarında 6(3) maddesi hükmünce itirazda bulunulabilmesi için, işaretin ticaret sahasında kullanılıyor olması şartından söz edilmektedir. 6769 s. SMK'nın 6(3) maddesinde tescilsiz bir marka ve ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretten ayrı ayrı söz edilmesine dayanarak, hem marka hukukuna özgü kullanılan işaretlerin (tescilsiz marka) hem de ticaret hayatında herhangi bir şekilde (iş evrakında, tabela, ilan ve reklamlarda vb.) kullanılan işaretlerin 6(3) maddesine dayalı itiraz hakkına gerekçe olabileceğini belirtmek gerekir. Burada önemli olan husus iltibas ihtimalinin (karıştırılma ihtimali) ispatıdır. Marka hukukuna özgü kullanılan tescilsiz işaretlerin, bu kullanımın doğası gereği piyasada yaygın hale, dolayısıyla iltibasa açık hale gelmesi daha olasıdır. Bununla beraber örneğin sadece ticaret unvanı fonksiyonunu karşılamak üzere, iş evrakında, reklam ve tanıtım araçlarında kullanılan bir işaretle iltibas yaratılması ihtimali daha düşüktür. Yaygın ve yoğunkullanım/bilinirlikle bağlantılı olarak bu iltibas ihtimalinin arttığını söylemek mümkündür. Madde 6(3) çerçevesinde yapılan bir itirazın incelenmesinde, itiraza gerekçe olarak gösterilen tescilsiz marka veya ticarette kullanılan işaret ile inceleme konusu marka başvurusunun aynı ya da yüksek düzeyde benzer olması dikkate alınır. Markalar arasında yeterli derecede benzerlik yoksa itiraz gerekçesi marka ya da işaretin önceki kullanımlarının 6(3) maddesi açısından bir önemi yoktur. Ticaret sırasında kullanılan bir işarete dayalı itiraz, işaretin kullanımının ispatlandığı mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür ya da benzer olanları açısından kabul edilebilir. Hükümde bu yönde bir düzenleme olmamasına karşılık, tescilli markaya dayalı itirazlar açısından kabul edilen bu ilkenin tescilsiz marka veya ticarette kullanılan işaretlere dayalı itirazlar açısından da kabulü uygundur. Burada iltibas ihtimali, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir, işaretlerin orijinalliği, mal ve hizmetlerin niteliği gibi hususlar dikkate alınarak iltibas ihtimalinin ortaya çıktığı mal ve hizmetler açısından başvuru reddedilebilir. Tescilsiz bir işaret üzerinde bir hakkın doğması ve korunması için, o işarete -kullanım yoluyla- hukuken korunması gereken bir ekonomik değer kazandırmak gerekir. Bu ise işaretin asgari bilinirlik düzeyine ulaşması ile mümkündür. Asgari bilinirlikten anlaşılması gereken, işaretin kullanım sonucunda belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmesidir. Aksinin kabulü, piyasada işareti ilk kullanan kişiye koruma sağlanacağı anlamına gelir ki, bu Kanun hükümleri uyarınca sağlanan korumanın tescil ile elde edileceği ilkesini anlamsız hale getireceği gibi hakkaniyet ile de bağdaşmaz. Bu kapsamda yapılan incelemede "... ... Üniverstiesi" ibareli başvuru ile eskiye dayalı kullanım iddiasına konu "İstanbul ... ..." ibarelerinin benzerlik düzeyinin yüksek olduğu, itiraz evrakında sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde "İstanbul ... ..." ibaresinin "Eğitim ve öğretim hizmetleri" bakımından 2017 yılından itibaren muteriz tarafından aktif olarak kullanıldığı, ve söz konusu kullanımların başvuru tarihinden önce gerçekleştiği ve itiraz sahibi lehine yeterli kanaat oluşturacak düzeyde olduğu tespit edildiğinden eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazın kısmen kabulü gerekmiştir. Kötü niyet kavramı, "bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu" olarak tanımlanabilir. Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek, gerçek hak sahibine maddi veya manevi zarar vermek vb. amaçları yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Gerçek hak sahibi ile arasında sözleşme yahut ön sözleşme bulunan başvuru sahibinin, tescil yolu ile ve dürüstlük ilkelerine aykırı biçimde marka üzerinde hak temin etme girişimi de kötü niyet olarak kabul edilir. Avrupa Birliği Adalet Divanı Genel Mahkemesi'nin 01/02/2012 tarihli T-291/09 sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmıştır. Bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacaktır. Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığı ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. Bu kapsamda kötü niyet gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "Sınıf 41: Eğitim ve öğretim hizmetleri" bakımından kısmen reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.

Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı Başvuru Markası "... ... ..." (2022/079604) 41. sınıf.

Davalı Tescilsiz Markası "İstanbul ... ..."

Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 26/12/2024 havale tarihli raporda özetle; "Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan hizmetlerin, itiraz gerekçesi markanın kapsamında bulunan hizmetlerle benzer olduğu ancak dava konusu marka ile davacının itiraza mesnet markalarının benzer işaretler olmadığı, Huzurdaki uyuşmazlık açısından SMK Madde 6/3 şartlarının oluşmadığı, Dosya kapsamında davacının kötü niyet iddiasını ispata ilişkin delil sunulmadığı, kötü niyet hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu," ifade edilmiştir.

Davalı vekilinin, yeni heyetten rapor ya da ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.

SMK 6/3 UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME SMK m. 6/3 ile “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir” hükmü düzenlenmiştir. Burada söz konusu olan, tescil edilmeden kullanılan bir marka veya ticarette kullanılan ticaret unvanı, işletme adı, alan adı gibi işaretlerdir. Bir kişinin marka olarak tescil ettirmek istediği bir işaretle ilgili olarak üçüncü kişinin, bu işaret üzerinde, başvurudan veya rüçhan haklarından önceye dayanan herhangi bir hakkı ve bu haktan kaynaklanan bir itiraz yetkisi bulunabilir. Önceye dayanan böyle bir hakkın varlığı halinde başvurusu yapılan markanın tescili mümkün değildir. İtiraz hakkının varlığı tescilsiz işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasını gerekli kılar. Kullanım sebebiyle markanın ayırt edici nitelik kazanmasına neden olan gerçek ya da tüzel kişi, marka üzerindeki gerçek hak sahibi konumundadır. Bu husus, uygulamada markanın kullanıma dayalı öncelik hakkı olarak adlandırılmaktadır. Öncelik hakkının kullanılabilmesi için öğretide birtakım şartlar aranmaktadır. Bu şartlar; - Gerçek hak sahibinin markası ile sonradan tescil ettirilmek istenen marka arasında iltibas tehlikesinin bulunması, - Gerçek hak sahibinin markasını, tescil ettirilmek istenen markadan çok daha önce kullanmaya başlaması, - Gerçek hak sahibinin kullanımının markasal kullanım olması, - Gerçek hak sahibinin markayı kullanım ile maruf hale getirmesi olarak ifade edilebilir. Davacının tescilsiz markası, eskiye dayalı yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanıp kazanmadığı açısından incelendiğinde, Yargıtay tarafından marka hukukumuzda kabul edilmiş olan "Gerçek Hak Sahipliği İlkesi” ile marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna gerçek hak sahibi denilir ve bu tescil açıklayıcı etkiye sahiptir. Bir işaret ayırt ediciliğe sahip olduğu gibi bir müddet kullanılarak, tanınması için yoğun ve devamlı yatırım yapılarak, ilanlar, reklamlar, tanıtıcı programlar, kampanyalar ve yerleştirici çalışmalarla bu niteliği elde ederler. Yargıtay 11. HD., 2017/3943 Esas, 2019/1154 Karar sayılı, 13.02.2019 tarihli kararında gerçek hak sahipliği için ülke içinde yoğun ve sıkı kullanım şartı arandığı ifade edilmiştir: "... gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir.” denmektedir. Tescilsiz marka ile kastedilen 6769 sayılı SMK kapsamında tescili yapılmamış, ancak piyasada marka hukukuna özgü kullanılan işaretlerdir. Marka hukukuna özgü kullanım ise işaretin mal veya ambalaj üzerine konulması veya sunulan hizmetle birlikte kullanılması suretiyle ticari köken belirtecek şekilde kullanılmasıdır. Hak elde etme, ancak marka üzerinde başvuruya konu mallarla/hizmetlerle ilgili olarak Türkiye’de kesintisiz ve süreklilik arz eder biçimde, ticari etki oluşturacak şekilde ve yeterli düzeyde kullanımla ortaya çıkar. Hak elde etmek için bu kullanımın üç açıdan değerlendirilmesi gerekir: • Kullanımın niteliği- Markanın temel işlevine uygun kullanım • Kullanım alanı- Yurtiçinde kullanım • Kullanımın yoğunluğu İşaret ile mal arasında fiziksel bağlantı kurulamadığı durumlarda, işaretin kullanıldığı mal ya da hizmetle bağlantı kurulabilecek şekilde kataloglarda, reklamlarda ve işletme evraklarında kullanım da yeterli kabul edilir. Hak elde etmek için kullanımın mutlaka Türkiye’de olması gerekir. Hak elde etmek için ise önemli olan diğer kıstas kullanımın yoğunluğudur. Kullanım yoğunluğunun yeterli olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre belirlenir: • İşaretin üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetin türü • Satış miktarı • İşaretin markanın temel işlevine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı • İlgili mal veya hizmetler bakımından pazar payı yaratılıp yaratılmadığı • Hitap ettiği müşteri çevresi. Somut olayda, davalı vekili tarafından sunulan deliller kapsamında; davalıya ait "istanbulkentedu" isimli instagram hesabının incelenmesinden, hesapta 2018-2019- 2020-2021 yıllarına ilişkin çeşitli gönderilerin bulunduğu, bu gönderilerde İSTANBUL ... ... markasının kullanıldığı, davalı üniversiteye ait youtube hesabının incelenmesinden, 2.500 abonesinin bulunduğu, kanalda 449 videonun yayınlandığı, kanalda 2018, 2019 yıllarına ilişkin çeşitli videolarım bulunduğu bu videolarda İstanbul ... ... markalarının yer aldığı, dolayısıyla sosyal medya hesapları, gazete haberleri ve diğer belgelerin incelenmesi neticesinde davalının İSTANBUL ... ... markasını dava konusu başvurudan önce 2017 yılından bu yana eğitim öğretim hizmetlerinde, kesintisiz ve süreklilik arz eder biçimde, ticari etki oluşturacak şekilde markasal olarak kullandığı anlaşılmıştır. Davalının İSTANBUL ... ... markasını dava konusu başvurudan önce 2017 yılından bu yana eğitim öğretim hizmetlerinde markasal olarak kullandığı anlaşılmış olup; bu noktada taraf markalarının kapsamı değerlendirilmelidir. Uyuşmazlık konusu hizmetler, dava konusu başvurunun kapsamından çıkarılmasına karar verilen Sınıf:41 Eğitim ve öğretim hizmetleridir. Dosya kapsamındaki belgeler ve yukarıda açıklanan davalı marka kullanımlarına ilişkin görseller uyarınca davalının da markayı eğitim öğretim hizmetlerinde kullandığı, markaların kapsamında yer alan hizmetlerin aynı olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla davalının dosya kapsamında sunmuş olduğu deliller ile dava konusu marka kullanımı üzerinde dava konusu hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanım iddiası şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.

Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır. Davalının itiraza mesnet markası ile dava konusu markanın renk, kompozisyon, yazı karakteri gibi unsurların farklı olduğu, davalı markasında şekil unsuru da bulunduğu, ancak taraf markalarında ortak olarak yer alan ... ... kelimeleri nedeniyle markaların görsel açıdan benzer oldukları anlaşılmıştır. İşitsel benzerlik açısından dava konusu marka başvurusu ile davalının markasında ortak olarak ... ... kelimeleri yer aldığından markaların okunuşu ve söylenişinde ortak sesler yer alacaktır. Bununla birlikte dava konusu marka başvurusunda ... ... ibaresinin yanı sıra ... ibaresi bulunsa da; bunun benzerliği bertaraf etmeyeceği ve markaların işitsel olarak benzerlik taşıdığı değerlendirlmiştir. Kavramsal (anlamsal) benzerlik açısından dava konusu marka başvurusunda yer alan ... ibaresi Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfının ismi olup dilimizde bir anlam ifade etmemektedir. Ancak taraf markalarında ortak olarak ... ve ... kelimeleri yer aldığından taraf markaları arasında kavramsal benzerlik bulunduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak taraf markalarının başvurudan çıkarılan hizmetler yönünden benzer olduğu, davalının "İSTANBUL ... ..." ibareli markasını görmüş ve tanımış bir tüketicinin, davacının "... ... ..." ibareli markasını gördüğünde, davalı ... ile bağlantılı olabileceği yanılgısına düşebileceği, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebileceği, markaların tescilli olduğu/korunduğu emtialar açısından tüketici kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği değerlendirilmiştir.

3. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı tarafından yapılan itirazın kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.

Her ne kadar bilirkişi heyeti dava konusu marka ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin oluşmadığını belirtmiş ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.216 tarih ESAS NO: 2014/11-696 KARAR NO: 2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerekli olduğundan, raporun aksi yönde taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan ve dahi genel görünümleri itibariyle benzerlik bulunduğu, karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali koşullarının somut olayda oluştuğu kanaatine varılmıştır.

Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile 187,80 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/02/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/266, K. 2025/49, T. 18.02.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-266-e-2025-49-k-be917df64df5