İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/187 E. 2025/892 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/187
- Karar No
- 2025/892
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/187 Esas - 2025/892 T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2024/187 Esas KARAR NO : 2025/892
DAVA : İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/03/2024 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında imzalanan 29/12/2020 tarihli "Borç Yapılandırma ve Garantörlük Protokolü" başlıklı sözleşmeye göre davalı tarafın ... Tic. San. A.Ş'ye ait olan borcu garantör sıfatı ile üstlendiğini, ancak akdedilen bu sözleşmeye davalı tarafın uymamasından dolayı .... Esas (İcra Dairesi'nin kapatılmasından dolayı ....Esas sayılı dosyası olarak kaydedilmiştir) sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, bu icra takibine ilişkin ödeme emri ve takip dayanağı belgeler 03/03/2023 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalı tarafın ise vekili aracılığı ile 10/03/2023 tarihinde hiç bir belge sunmaksızın borca itiraz ettiği ve takibin durdurulmuş olduğunu, Davalı tarafın alacak kalemlerinin kendi cari kayıtları ile örtüşmediğinden ve faiz hesaplamasının anlaşılır olmadığından bahisle takibe itiraz ettiğini, ancak itirazlarını destekler belge, cari hesap kaydı sureti gibi evrak sunmadığını, davalının bu itirazlarının zaten yerinde olmadığını, davalı tarafın asılsız iddialar ile müvekkil kurumun alacağına kavuşmasını geciktirme niyetinde olduğunu, yapılan itirazda faiz başlangıç tarihi ve oranların anlaşılır olmadığından bahsedilse de davalıya tebliğ edilen ödeme emrinin sarih olup itiraz nedenlerinin de hukuki mesnetten uzak olduğunu, Bunun üzerine dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, 24/04/2023 tarihinde yapılan toplantı neticesinde anlaşma sağlanamadığını, bu sebeple iş bu davayı açma zorunluluğu doğmuş olduğunu, "TBK m. 603-Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır." Garanti sözleşmesinin TBK'da düzenlenmediğini, ancak yukarıda alıntılanan TBK m.603 hükmünde belirtilen "...güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmeler..." lafzından dolayı taraflar arasında akdedilen sözleşmenin kanuna uygun suretle yapılmış olduğunu, buna karşın hiç bir hukuki dayanağı olmayan itiraz ile takibin durdurulmasına karar verilmesine sebebiyet verilen davalının iyi niyetli olmadığını, bu sebeple davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilerek %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, talep ettiklerini beyanla, davanın kabulü ile .... Esas (Eski Müdürlük ve Esas numarası: .... Esas) sayılı dosyasına karşı yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere tazminata, karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı yan usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER VE GEREKÇE; Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 22.10.2024 tarihli raporda özetle; "Davalının defter kayıtlarının incelenmesine konu talebi olmaması nedeni ile incelenemediğinden, davacı defter kayıtları, dayanak belgeleri ve dosya kapsamı üzerinde birlikte değerlendirmeler yapılmış olup, davacı kayıtlarına ilişkin defter ve belge incelemesinde de belirtildiği üzere; Davacının defter ve belgelerinin delil niteliğinin bulunduğu, bu hususta nihai takdirin Mahkemede olduğu, Taraflar arasında, davacının davalıya ürün satışından kaynaklanan, davalının da davacıya 29.12.2020 tarihli protokol ile yaptığı ödeme taahhüdüne dayalı ticari ilişkinin söz konusu olduğu, Davacı kayıtlarının belgeleri ile uyumlu olduğu, Davacının defterlerinde, 29.12.2020 tarihli protokolden kaynaklanan alacak bakiyesinin, 31.07.2022 vadeli 19. taksitin ödendiği 15.08.2022 tarihi itibarıyla 598.210,79 TL anapara olarak göründüğü, bunun 220.364,58 TL'sinin Borç Yapılandırma ve Garantörlük Protokolü kapsamında tahakkuk ettirilen alacak bakiyesi olduğu, 377.846,21 TL'sinin ise yine Borç Yapılandırma ve Garantörlük Protokolü kapsamında tahakkuk ettirilmekle birlikte, daha önce de yapılandırılmış borç bakiyesi olduğu, bu nedenle muhasebe hesaplarında ayrı kalemler halinde takip edildiği, Dosya kapsamından, protokol ile tespit edilen taksitlerin tamamının muaccel olmasını gerektirir bir sebebin tespit edilemediği, bu nedenle davacının yalnızca takip tarihi itibarıyla muaccel olan taksitleri talep edebileceği, buna göre takip tarihi itibarıyla asıl alacağın 105.000,00 TL, işlemiş faizin ise 4.523,27 TL olarak hesaplandığı, Görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş bildirmiştir. Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 21.02.2025 tarihli ek raporda özetle; "Yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, davacının itirazların kök rapordaki tespit ve hesaplamaların değiştirilmesini gerektirir nitelikte olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş bildirmiştir. Mahkememizce Nitelikli hesaplar uzmanı bilirkişiden alınan 09.05.2025 tarihli raporda özetle; "Taraflar arasında akdedilmiş 29.12.2020 tarihli Borç Yapılandırma ve Garantörlük Protokolüne göre; .... Esas sayılı dosyasında talep edilebilecek tutar Takipten önce vadesi gelen borçlar, 30.08.2022 tarihli 17.500,00 TL, -30.09.2022 tarihli 17.500,00 TL, -30.10.2022 tarihli 17.500,00 TL, -30.11.2022 tarihli 17.500,00 TL, -30.12.2022 tarihli 17.500,00 TL, -30.01.2023 tarihli 17.500,00 TL olan toplam 105.000,00 TL olduğu, Takipten önce işleyen faiz tutarının 4.206,81 TL olduğu, Görüş ve kanaatiyle" şeklinde görüş bildirmiştir. Mahkememizce Nitelikli hesaplar uzmanı bilirkişiden alınan 10.10.2025 tarihli ek raporda özetle; "Taraflar arasında akdedilmiş 29.12.2020 tarihli Borç Yapılandırma ve Garantörlük Protokolüne göre; .... Esas sayılı dosyasında talep edilebilecek tutar Takipten önce vadesi gelen borçlar -30.08.2022 tarihli 17.500,00 TL, -30.09.2022 tarihli 17.500,00 TL, -30.10.2022 tarihli 17.500,00 TL, -30.11.2022 tarihli 17.500,00 TL, -30.12.2022 tarihli 17.500,00 TL, -30.01.2023 tarihli 17.500,00 TL olan toplam 105.000,00 TL olduğu, Takipten önce işleyen faiz tutarının 4.206,81 TL olduğu, Görüş ve kanaatiyle" şeklinde görüş bildirmiştir. Dava taraflar arasındaki Borç Yapılandırma ve Garantörlük Prokokolü'nden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptaline yöneliktir. .... Esas sayılı takip dosyasında, davacı tarafından davalı aleyhine 220.364,58 TL ve 377.846,21 TL asıl alacak, 49.758,03 TL işlemiş faiz toplamı 647.968,82 TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında 29/12/2020 tarihli Borç Yapılandırma ve Garantörlük Prokolü'nde davalı ... Şirketi'nin davacının dava dışı ... Tic San AŞ'den olan ve garanti protokol tarihinden önce doğmuş 121.844,91 TL kira ile 4.766,25 TL tutarında kira faizi ve 966.872,74 TL cari hesap alacağı ile 23.838,05 TL mamül alım borç faizi olmak üzere 1.057.321,95 TL borcunu 30/01/2021 tarihinden itibaren aylık 17.500,00 TL'lik eşit taksitler halinde 60ayda ödeyeceğini kabul borç ve taahhüt ettiği anlaşılmıştır. Hukuk Genel Kurulu'nun : .... sayılı ilamında "...Garanti sözleşmeleri mevzuatımızda bağımsız bir tanıma sahip olmamakla birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 128. maddesinde garanti sözleşmelerinin bir alt türü olarak nitelendirilebilecek “üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmeleri” düzenlenmiştir. Bu tür sözleşmelere dair benzer bir hüküm de BK’nın 110. maddesinde “başkasının fiilini taahhüt” başlığı altında düzenlenmiştir. 21. Türk Borçlar Kanunu’nun 128 maddesi; “Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.” şeklinde olup anılan hükümle üçüncü kişinin fiilini taahhüt/üstlenme müessesesi düzenleme altına alınmıştır (BK m. 110). Buna göre TBK’nın 128. maddesinde üçüncü kişinin fiilini üstlenme, bir kimsenin diğer kimseye üçüncü kişinin herhangi bir fiilini yahut edimini taahhüt ederek bu fiilin gerçekleşmemesi hâlinde uğranılan zararı gidermeyi üstlenmesi olarak ele alınmıştır. 22. Bu sözleşmelerde sözleşmenin tarafları üçüncü kişinin fiilini üstlenen/taahhüt eden ile lehine taahhütte bulunulan olup fiili üstlenilen/taahhüt edilen üçüncü kişi sözleşmenin tarafı değildir. Burada üçüncü kişinin fiilini üstlenen/taahhüt eden (garanti veren), bu yöndeki iradesini üçüncü kişinin temsilcisi sıfatıyla değil kendi nam ve hesabına yapmakta, başkasının fiilini kendi adına üstlenerek fiilin gerçekleşmemesi hâlinde oluşacak olan zarardan kaynaklanan sorumluluğu üzerine almaktadır. Bu sebeple fiili üstlenilen/taahhüt edilen üçüncü kişi sözleşmenin tarafı olmayıp sözleşmenin hukukî sonuçlarından üçüncü kişi değil, sözleşmelerin nisbîliği ilkesi gereği onun fiilini üstlenen/taahhüt eden sorumlu olur. Dolayısıyla üçüncü kişinin fiilini üstlenme/taahhüt niteliğindeki bir sözleşmenin bağlayıcılığı, fiili taahhüt edilen kişinin belirli bir yönde davranmayla yükümlü olmasına bağlı değildir. Bu anlamda fiili üstlenilen/taahhüt edilen üçüncü kişinin sözleşme alacaklısına (lehine taahhütte bulunulana) hiçbir borcu olmasa yahut edimi geçersiz bir borç ilişkisinden kaynaklansa dahi taahhüt edilen fiilin ifa edilmemesi hâlinde ortaya çıkacak olan zarardan yine üçüncü kişinin fiilini üstlenen/taahhüt eden sorumlu olur. ..29. Üçüncü kişinin edimini üstlenme/taahhüt sözleşmesi tek tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Bu kapsamda lehine taahhütte bulunulanın, borçlu tarafından kendisinin yöneltilmek istenildiği davranışta veya girişimde bulunmak hususunda ona karşı bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ayrıca lehine taahhütte bulunulan, taahhüt edilen fiilin gerçekleşmesini kusuru ile engelleyecek olsa dahi fiili üstlenene/taahhüt edene karşı sözleşme kapsamında bir yükümlülüğü yahut tazminat sorumluluğu doğmaz. Böyle bir durumda lehine taahhütte bulunulan ancak tazminat isteme hakkını kaybeder...." şeklindedir. Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde, eldeki davada davacı tarafından taraflar arasındaki Borç Yapılandırma ve Garantörlük Prokokolünden kaynaklı olarak başlatılan takibe vaki itirazın iptali talep edilmiş olup takibe dayanak olan sözleşme TBK 128. Maddesi kapsamındaki üçüncü kişinin fiilini üstlenilmesine ilişkindir. Buna göre alınan bilirkişi raporlarında da anlaşılacağı üzere davalı tarafından sözleşme kapsamında üstlenilen edimlerin 60 eşit taksitte ödeneceğinin kararlaştırıldığı15.08.2022 tarihine kadar 19 taksit ödemesi karşılığı 332.500,00 TL ödemenin yapıldığı, takip tarihi itibariyle ödenmesi gerekli taksit sayısının 25 ve ödenmesi gereken miktarın ise 437.500,00 TL olması gerektiği buna göre takip tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak miktarının 105.000,00 TL olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü davalının usulüne uygun temerrüde düşüldüğü iddia ve ispat edilemediğinden işlemiş faiz talebinin reddi ile alacak likit olduğundan inkar tazminatının davalıdan tahsiline dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile,.... (Eski esas ....) Esas sayılı takip dosyasında davalı itirazının 105.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmesine, 2-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-21.000,00 TL inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Alınması gereken 7.172,55 TL harçtan peşin alınan 6.976,11 TL'nin mahsubu ile bakiye 196,44 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği .... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 3.120,00 TL arabulucu ücretinin kabul ve red oranına göre 547,56 TL'sinin davalıdan 2.572,44 TL'sinin de davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 6.976,11 TL peşin harç olmak üzere toplam 7.156,01 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 189,50 TL tebligat ve müzekkeri gideri, 14.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.689,50 TL masrafın davanın kabulü ret oranına göre 2.578,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar yönünden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 28/11/2025
Katip .... e-imzalı
Hakim .... e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.