İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/172 E. 2024/367 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/172
Karar No
2024/367
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/172 Esas - 2024/367 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/172 Esas KARAR NO : 2024/367

DAVA : ... Kararının İptali-Markanın Tescili DAVA TARİHİ : 17/04/2024 KARAR TARİHİ : 27/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/10/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan ... Kararının İptali-Markanın Tescili davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 17/04/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının 30 ve 32. sınıflara giren bir takım emtialarda tescil edilmek üzere davalı ... nezdinde dosyaladığı "..." ibareli marka başvurusunun ... tarafından SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükümleri mesnet gösterilerek bütünüyle reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira markanın tescil edilmek istendiği ürünler açısından halk arasında "..." olarak bilinen bir içeceğin olmadığı gibi "..." olarak piyasada satılan bir ürünün de mevcut olmadığını, bunun sebebinin gazoz üretimi için şeker, su ve istenen aroma ile şurup hazırlanması ve sonrasında şurup içine karbondioksit gazı basılması şartı olduğunu, ... tadı olan bir gazoz üretebilmek için şurup içine demli ... ve ekstra ... ekstraktı eklense bile basılması gereken karbondioksit gazının ... aromasını maskeleyeceğini, yani çayın gazoz üretimi için uygun olmadığını, yani standart üretim süreçleri sonunda ... elde edilemediği için büyük veya küçük hiçbir içecek üreticisinin böyle bir teşebbüste bulunmadığını, dolayısıyla; "..."nun bir gazoz cinsi olmadığını, davacının ise demli çayın fermente edilmesi ile başlayan bir süreç sonunda gazoz benzeri bir ürün geliştirdiğini, çayın fermentasyon sürecinde doğal olarak salgılanan karbondioksit sayesinde gazlı bir içecek elde edilebildiğini, akademik olarak "..." adı verilen bakteri ve mayanın birlikteliği ile özel olarak oluşturulan canlı bir organizmayla demli çayın fermente edilmesi ile başlayan bir süreci takiben bazı teknik işlemlerden sonra tatlı-ekşi fermente bir ... içeceği elde edildiğini, bu süreçlerin davacının ...’nden aldığı danışmanlık hizmetleri bağlamında biyolojik ve kimyasal olarak formüle edildiğini, bu ürününün neye benzediğinin ancak "..." gibi özel bir tanımlama ile zihinlerde şekillenebildiğini, bu ürünü icat eden kişi olarak davacının markasını koruması altına alma talebinin doğal karşılanması gerektiğini, "...." gibi tamlamaları ihtiva eden markaların, dava konusu edilen markanın reddedildiği emtialar yönünden tescilinde sakınca görmeyen ...’in dava konusu edilen kararının bu emsaller ile çelişkili olduğunu, ayrıca "..." ibaresinin aynı zamanda .... ilinin bir ilçesinin coğrafi yer adı olduğunu, ... nezdinde coğrafi yer adlarıyla birlikte tescile bağlanmış birçok markanın bulunduğunu, keza " ..." ibareli markaların bu minvalde emsal olarak sayılabileceğini, davacının "..." markalı ürünleri için bir de logo tasarlamış olduğunu, dava konusu edilen markanın bu logo ile birlikte kullanılacağını iddia ederek, ... ...’nın 19.02.2024 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve ... numaralı "..." ibareli başvurunun marka olarak tesciline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili 19/04/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle: 6769 sayılı Kanun'un 5/1-b maddesindeki tanımlamadan marka olarak tescil edilecek olan bir sözcüğün hem ayırt edici bir niteliği olmasının hem de ayırt ettiği mal ve hizmetler açısından ayırt edici niteliğe sahip olması gerektiğinin anlaşıldığını, buradaki ayırt edicilikten kastın markanın, ürünün kendisinden ve yine ürünün adından farklı bir işaret, sözcük veya isim olması ve kolayca tanınır nitelikte bulunması gerektiğini, markanın kullanılacağı emtianın özgün yapısına bağlı olmadan algılanabilmesinin, üzerinde kullanılacağı ürünlerden bağımsız olmasının gerektiğini, somut olaya konu markanın, redde konu emtialar bakımından ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmamakla birlikte, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremediğini, aynı zamanda reddedildiği emtialar yönünden tasviri/tanımlayıcı bir ibare de olduğunu, bir markanın tescilinin ancak ...'in idari bir işlemi sonunda yapılabileceğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve Markanın Tescili istemlerine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunun somut ayırt ediciliğinin bulunup bulunmadığı, tasviri nitelikte olup olmadığı, dava konusu marka başvurusunun tescili isteminin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davacının "..." ibareli 20.05.2023 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükümleri gereği reddine karar verildiği, davacı tarafından 07.08.2023 tarihli dilekçesi ile karara itirazda bulunulduğu, yapılan itirazı değerlendiren ....'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verdiği, bu kararın davacıya 19.02.2024 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 6769 sayılı Kanun m.4 hükmüne göre; Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir. Markanın; ayırt etme, mal veya hizmetin işletmesel kökenini gösterme, mal veya hizmetin niteliklerini garanti etme, reklam, tekelleştirme ve koruma işlevleri bulunduğu kabul edilir. (....) Ayırt etme işlevi, marka kavramına dahil olan, piyasada bir mal ya da hizmeti diğerlerinden farklılaştırmaya hizmet eden, mal ya da hizmete adeta kişilik kazandıran, o mal ya da hizmete bir ad veren temel unsuru ifade eder. Köken işlevi, malın ya da hizmetin hangi işletmeye ait olduğunun marka ile gösterildiği anlamına gelip, bu işlevin bugün anlamını yitirdiği, globalleşen ekonomi ve piyasada bulunan aktörlerin ve ürünlerin çeşitliliği ile dinamizmi karşısında alıcılardan pek azının piyasadaki mal ya da hizmetlerin hangi işletmeye ait olduğunu markadan anladıkları söylenebilir. Garanti işlevi, bir marka altında pazarlanan mal ya hizmetin kalitesi ile ilgili olup, bu işlev sayesinde alıcı, piyasada bulunan ve deneyimlediği mal ya da hizmetleri nitelik olarak değerlendirme imkanına sahip olmakta, buna bağlı olarak bazı mal ya da hizmetlerin imajında değer artışı, bazılarında ise değer azalışı meydana gelebilmektedir. Reklam işlevi, markanın, ait olduğu mal ya da hizmetin ayırt ediciliğini sağlayan işaret olduğuna göre, bu işaretin mal ya da emek sarfedilerek geniş halk kitlesine ulaştırılmasını, böylece ilgili markaya konu mal ya da hizmetin pazar payının arttırılmasını ifade eder. Bununla bağlantılı olarak ilgili mal ya da hizmetin piyasada gördüğü rağbetin hakim duruma gelmesi söz konusu olabilecek, bu da markanın tekelleştirme işlevine hizmet edecektir. Markanın en önemli fonksiyonu ayırt edici bir işaret olmasıdır. Markaya bu fonksiyonu kazandıran, soyut ayırt ediciliğidir. Soyut ayırt edicilik; bir işaretin, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini, bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli olması halidir. Bir işaret soyut ayırt edici niteliğe sahip değilse, ayırt edicilik fonksiyonuna da sahip olmayacaktır. Marka, ayırt edicilik fonksiyonunun gereği olarak, mal ve hizmetleri ferdileştirmekte ve bunları tüketiciler için piyasada teşhis edilebilir hale getirmektedir. Bu yolla tüketiciler, almak istedikleri mal ve hizmetleri başka teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edebilmektedirler. Ayrıca, mal ve hizmetlerin piyasada teşhis edilebilir hale getirilmesi ile, farklı teşebbüslerin mal ve hizmetleri için piyasa şeffaflığı sağlanmaktadır. Piyasa şeffaflığının yerine getirilebilmesi, markanın iletişim fonksiyonu ile kolaylaşır. Markanın iletişim fonksiyonu, piyasada mal ve hizmet arz edenlerle talep edenlerin aralarında iletişim kurmalarını sağlamaktadır. Bu yolla marka, teşebbüslerin mal ve hizmetlerini kolayca pazarlamalarına, tüketicilerin malın imajı hakkında bilgilendirilmelerine hizmet etmektedir. Markanın çok fonksiyonluluğu, marka hukukuna ilişkin düzenlemelerin uygulama alanının tayininde ve problemlerin çözümünde büyük önem arz etmekte ve dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle, bir işaretin soyut ayırt ediciliğe sahip olup olmadığının belirlenmesinde markanın belirtilen bu fonksiyonlarının göz önünde bulundurulması gerekir. (....) Soyut ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının tespiti ile tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının bir ilgisi yoktur; bu ayırt edicilik türünde marka olacak işaretin bütünlük arz etmesi, kolayca algılanabilir ve sınırlarının tespit edilebilir olması, ayırt edicilik fonksiyonunu haiz olması aranır. 6769 sayılı Kanun m.5/1-b bendinde belirtilen "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler" somut ayırt edici güçten yoksun işaretlerdir. Bu işaretler, hiçbir ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla ilgili tüketici kesimi tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler olarak madde gerekçesinde açıklanmıştır. Somut ayırt edicilik, marka olarak tescili talep edilen işaretin, tescile konu mal veya hizmetleri diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli olması halidir. Soyut ayırt edici gücü haiz bir işaretin somut ayırt edici güce sahip olup olmadığının tespitinde, işaretin tescil başvurusuna konu olan mal veya hizmetler bakımından ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olup olmadığının dikkate alınması gerekmektedir. İşaretin, somut ayırt edici güce sahip olup olmadığı, piyasada oluşan kanaate göre tespit edilmektedir. Bu kanaatin oluşmasında değişik faktörler etkili olmaktadır. İşaretin orijinalliği, tanınmışlığı, piyasada genel olarak kullanılırlığı, kullanımın süresi ve yoğunluğu gibi kıstaslar, bu ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Eğer bir işaret, piyasada oluşan kanaate göre tescili talep edilen mal veya hizmetler bakımından ayırt edicilik fonksiyonuna sahipse, kullanım sonucu ayırt edici güç kazanmasına gerek kalmaksızın marka olarak tescil edilebilecektir. O an için işaretin ayırt ediciliğinin bulunmadığı kabul ediliyorsa, işaret ancak kullanım neticesi bu gücü kazanabilir veya zaman içerisinde piyasadaki kanaatin değişmesi neticesi bu güç kazanılabilir. 6769 sayılı SMK m.5/1-c bendinde; Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Hüküm uyarınca, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten, üretim hizmetlerinin yapıldığı zamanı gösteren, malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini ifade eden sözcükleri münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak alınamazlar. Bu mutlak red nedeninin kabulünün birinci sebebi; marka olarak tescili istenen işaretin, ilgili mal veya hizmetin kendisini veya onun bazı karakteristik özelliklerini belirten ad veya işaretlerden oluşması halinde, sözkonusu işaretin o mal ve hizmetin karşılığı olan kavram ile özdeşleşecek olması, bu sebeple mezkûr işaretin ayırt edici nitelik unsurundan yoksun bulunmasıdır. İkinci sebep ise; malın ve hizmetin kendisini veya onun bazı karakteristik özelliklerini ifade eden bir işaretin marka olarak tescili suretiyle, herkesin kullandığı bir işareti bir şahsın inhisarına vermemek düşüncesidir.(....) Tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası ve tüm dosya kapsamına göre; İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; ...Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre (....) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (....) Eldeki talep de salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 19.02.2024 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır. Dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan emtialar "30.SINIF: Çaylar, buzlu çaylar. 32.SINIF: Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar." şeklindedir. Dava konusu edilen "..." işareti, renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır. İşarette düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle, sadece baş harfleri büyük olacak şekilde, aynı satır üzerinde aynı puntolarla ayrı olarak yazılmış “...” ve “...” ibareleri tek unsur olarak kullanılmıştır. Bahsedilen yazım özellikleri itibariyle bir ibarelerden hiç biri tek başına ön plana çıkmamakta ve marka, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan bütünleşik haliyle “...” tamlamasından müteşekkil halde algılanmaktadır. “...” kelime öbeğini oluşturan ibareler Türkçe birer cins isim olup, anlamları sırasıyla “... yaprağının demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecek” ve “meyve esansı, şeker ve karbon asidi ile yapılan, basınçlı hava ile şişelere doldurularak hazırlanan içecek” şeklindedir. Dolayısıyla; bu kelimelerden oluşmuş bir tamlamanın da “çaylı gazoz” şeklinde yerleşik bir anlamı olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Bu ibarelerin, aynı yazım özelliklerinde, dilbilgisi kurallarına uygun/herhangi bir orijinallik taşımayan bir kelime tamlaması olarak kullanıldığı “...” kelime öbeği de, anlamı itibariyle, tüketici nezdinde “çayla gazozun birleştirilmesinden üretilmiş içecek” algısını yaratmaktadır. Diğer bir ifadeyle; bu markada, herhangi bir orijinallikten ari biçimde tek unsur olarak kullanılmış olan kelime öbeğinin ne anlama geldiğinin ilk bakışta kavranması ve tüketicide doğrudan bir algı uyandırması, bu algının da herkeste “çayla gazozun birleştirilmesinden üretilmiş içecek” ile ilgili olması ihtimali çok yüksektir. Yani, yerleşik anlamı itibariyle “...” kelime öbeği, ön plana çıkan başkaca kelime/şekil unsurlarıyla otantik/karakteristik bir kompozisyonla yazılmadığı halde, bu ibarenin ortalama tüketici tarafından ilave zihni bir çabaya gerek olmaksızın doğrudan “bilinen” anlamı ile algılanacağı, bilhassa da kapsamına alınmak istenen “çaylar, buzlu çaylar, sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar”ın tamamı yönünden markasal hüviyette somut ayırt ediciliği haiz olmadığı değerlendirilmiştir. Zira; içinde sektörden kimselerin de bulunduğu bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere; alkolsüz gazlı içecek olan gazoz, İngilizcede “soda” olarak da anılmakta olup yurt dışı piyasada “...” adlandırılan ürünler vardır. Ülkemiz piyasasında da ... içeren maden suyu satışının yapılmakta olduğu bilinmektedir. Bu ürünlerin hazırlanması yönüyle, basit bir araştırma yapılması halinde, konsantre ... ile alkolsüz gazlı içeceğin karıştırılması ile elde edildiğine dair bilgiye ulaşılabilir. Davacı yanın, marka işlem sürecinde delil olarak sunmuş olduğu ....’un 28.05.2024 tarihli yazılı açıklaması da verilen danışmanlık hizmetinin ... ürününün fermentasyonu ile alkolsüz meşrubat elde etmek üzerine olduğunu, meşrubat üretiminde kullanılacak özel bir konsantrenin geliştirildiğini, son ürünün de fermente olmuş konsantrenin sulandırılıp şişelenmesi ile elde edildiğini haber vermektedir. Sonuç olarak; davaya konu “...” işaretinin, başvurunun reddedildiği emtiaların tümü yönünden kavramsal açılardan bağımsız olmaması, esas unsuru itibariyle bu emtiaların tamamının temel özelliğini/içeriğini gösteren bir işaret olmaktan öteye gidememesi ve esas unsur olarak ihtiva ettiği kelime öbeğinin işareti gören herkesin zihninde oluşturduğu aynı kavramsal algıyı farklılaştırmaya yetecek baskınlıkta başkaca unsurlarla kullanılmış olmaması, markasal hüviyette kullanılacağı içecekleri, aynı emtiaları piyasaya arz eden diğer ticari kaynakların ürünlerinden ayıramayacak olması nedenleriyle, reddedildiği emtiaların tamamı açısından marka olarak somut ayırt edici niteliğe sahip olmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda yer verilenlere ilaveten; davaya konu "..." markası, esas unsuru itibariyle, doğrudan, zihni bir çabaya gerek olmaksızın, herkes tarafından bilinen ve ticaret alanında herkes tarafından kullanılabilecek olan bir anlamı zihinde uyandırmakta, böylelikle söz konusu işaret, reddedildiği “çaylar, buzlu çaylar, sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar”ın tamamının karakteristik bir özelliğini veya içeriğini belirtmektedir. Dolayısıyla dava konusu edilen "..." işaretinin, reddedildiği bütün emtiaları tanımlayıcı olduğu kanaatine varılmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davaya konu "..." ibareli marka başvurusunun SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükümleri uyarınca marka olarak tescil edilemeyecek işaretlerden olduğu tespit edildiğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcı peşin alındığından bu hususta ayrıca harç ikmaline yer olmadığına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 575,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.930,20 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, Davacı ... ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/09/2024

Katip .... e-imzalıdır

Hakim .... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/172, K. 2024/367, T. 27.09.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-172-e-2024-367-k-1da0d8cf3ff5