İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/1336 E. 2024/1161 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/1336
Karar No
2024/1161
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/958 Esas KARAR NO : 2024/926 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/10/2018 KARAR TARİHİ : 18/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait fabrika binasının, zemin altındaki (-1,-2,-3.) katlarında ... ve İnternet iyi çekmediğinden zorunlu olarak yükseltici kullanılması gerektiğini, bu maksatla müvekkili ile davalı firma ile bahsi geçen yükselticinin müvekkiline ait tesiste kurulması için bedelsiz tahsis sözleşmesi imzalandığını, karşı tarafça, binanın alt katına yükselticinin kurulduğunun bildirildiğini ve müvekkiline ait fabrika binasının sitelere bakan çatı kısmına başka cihazlar ve ona bağlı antenler de kurulduğunu, sorulduğunda ise bu cihazın ve antenin yedek olduğunu, gerekirse kullanılacağını ve yükseltici özellikte olduğunun bildirildiğini, ancak zaman içinde karşı tarafın, tahsis sözleşmesine ve müvekkilinin isteğine aykırı olarak çatıya, GSM operatörü baz istasyonu kurduğunu, sinyali dilediği zamanlarda yükseltip kıstığını, karşı taraf ile müvekkili arasındaki sözleşmenin sadece müvekkilinin şirketine yönelik yükseltici hizmeti verilmesi amacıyla sınırlı olduğunu, baz istasyonu ve diğer sitelere hizmet sunulmasının konu edilmediğini, bu sebeple de bedelsiz olduğunu beyanla davalı taraf sözleşmeye aykırı olarak hareket ettiğinden sözleşmenin feshi ile davalının kurduğu cihazlar ve antenlerin sökülüp fabrikadan çıkarılmasını, ayrıca davalı tarafın sözleşmeye aykırı olarak burada baz istasyonu ve antenleri koyduğundan işbu sözleşmeler için öngörülen rayiç sözleşme bedelinin dava tarihine kadar tespiti ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davada davacı tarafın, müvekkili şirketin dava konusu taşınmazı tahsis sözleşmesine aykırı olarak kullandığını iddia ettiğini,. dava konusu tesisin hukuken geçerli bir sözleşme uyarınca dava konusu taşınmaza kurulduğunu, müvekkili şirket tarafından bu sözleşme kapsamında kullanıldığını, tahsis eden davacı tarafın tahsis alan müvekkili şirketten hiçbir bedel ödemeyeceğini gayrikabili rücu beyan ve taahhüt ettiğini, iş bu bedelsiz tahsise ilişkin hususun sözleşmenin muhtelif yerlerinde kararlaştırıldığını, dolayısıyla müvekkilinin taşınmazın tahsis sözleşmesine aykırı kullanımından yahut kötü niyetinden bahsetmenin mümkün olmadığını, ayrıca davacının bir zarara uğramadığını, müvekkilinin hukuken geçerli bir sebebe dayalı olarak taşınmazı kullandığını, bu kapsamda davacının ecrimisil talebinin şartlarının oluşmadığını, davacı tarafından talep edilen bedelin tazminat olarak da değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, tazminat talep edilecek bir hukukî durumun da söz konusu olmadığını beyanla şartları oluşmayan ve taraflar arasında imzalanan Bedelsiz Tahsis Sözleşmesi hükümlerine de açıkça aykırı olan davacının bedel ödenmesi talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 11/01/2019 tarihli ara kararı ile Delil Tespiti talebinin kabulü ile, davacıya ait ...Mah. ... sk. N... Esenyurt/İstanbul adresinde bulunan fabrikada, davalı tarafından kurulduğu iddia olunan cihazların sözleşmeye uygun olarak kurulup kurulmadığı hususunda mahallinde 08/02/2019 günü saat: 14.30'da refakate alınacak baz istasyonu ölçüm değerlerinden anlayan Elektrik-Elektronik Mühendisi ile birlikte keşif icrasına karar verilmiş olup keşif sonucu alınan 13/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "03.09.2015 tarihli sözleşme konusu tahsis edilen yer elektronik haberleşme şebekesinin bir parçasını oluşturan elektronik teçhizat, anten, gerekli muhtelif ekipmanlar ve tüm bunların mütemmim cüz ve teferruatlarından oluşan elektronik haberleşme sistemleri ile ses, data ve görüntü aktarımına yarayan diğer cihazların veya sistemlerin kurulması için kullanılacaktır şeklinde kararlaştırılmış olup, sözleşmenin hiçbiryerinde kurulacak baz istasyonunun sadece davacı tarafa hizmet edeceği şeklinde bir ibare yoktur. 2. Rapor içinde ayrıntıları verildiği şekliyle, davalı taraf küçük boyutlu bir baz istasyonu kurmuştur. Bu haliyle davalı tarafın kurduğu sistemin sözleşmedeki teknik konulara uygun olduğu söylenebilir. Bu baz istasyonu davac taraf hizmet ettiği gibi, çatıdaki anten yönü dikkate alındığında karşıdaki sitede ikamet edenlere de kensintisiz hizmet etmektedir. 3. Kurulan sistem bakımından nihai takdir sayın mahkemede olmak üzere, her ne kadar sözleşmede verilen hizmetin bedelsiz olacağı kararlaştırılmış ise de, bu tür hizmetin bedelsiz olamayacağı görüş ve kanaatine varılmıştır. 4. Baz istasyonu operatörleri aksi söylenmedikçe 5 yıllık sözleşme yapmaktadır. Dosyada bulunan 03.39.2015 tarihli sözleşmede 5 yıllıktır. Sözleşme tarihinde rayiçlere uygun olarak bir baz istasyonunun yıllık kiıa bedeli 9.000 $ 'dır. Ancak, kurulan sistemin boyutları ve teknik özellikleri dikkate alındığında bu tür sisten in yıllık kira bedeli 3.000 $ olabileceği görüş ve kanaatine varılmıştır. 5. Davacı ecrimisil talebine uygun olarak, davanın 19.10.2018 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, sözleşme tarihinden başlıyarak dava tarihi itibariyle davacı tarafın davalıdan talep edebileceği miktar 114 2 gün x (3.000/365) = 9.386,30 $ hesaplanmaktadır." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkememizin 08/06/2022 tarihli celsesinde dosyanın daha önce rapor düzenleyen bilirkişi heyetine bir inşaat mühendisi, bir borçlar hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi dahil edilmek suretiyle bilirkişi heyetine tevdi ile tarafların beyan ve itirazları değerlendirilmek suretiyle belirlenen uyuşmazlık noktasında ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş olup 21/11/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle:" Takdir Sayın Mahkeme'nin olmakla Sayın Mahkemece belirlenen "Taraflar arasında düzenlenen tahsis sözleşmesinin sözleşmeye aykırılık nedeniyle feshi, sözleşme uyarınca davacıya ait işyerinde kurulan cihazların kaldırılması ve uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup davalının sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı, varsa davacının uğradığı zararın tespiti" noktalarında tüm dosya değerlendirildiğinde 1. Davacı ile davalı arasında 03.09.2015 tarihinde adi yazılı şekilde imzalanan "... Site Bedelsiz Tahsis Sözleşmesi' isimli sözleşmede yer alan irade beyanları değerlendirildiğinde davacının "tahsis eden", davalının ise "tahsis alan" olarak anıldığı; tahsis süresinin beş yıl olduğu; sözleşmedeki "Tahsis Edilen Taşınmazın Kullanım Amacı" başlıklı maddede ve sözleşmenin konusunu oluşturan 2. maddede sözleşmenin "tahsis edilen yerin, elektronik haberleşme şebekesinin bir parçasını oluşturan elektronik teçhizat, anten, gerekli muhtelif ekipmanlar ve tüm bunların mütemmim cüz ve teferruatlarından oluşan elektronik haberleşme sistemleri ile ses, data ve görüntü aktarımına yarayan diğer cihazların veya sistemlerin kurulması için tahsis edene (davacıya) ait veya tahsis etmeye yetkili olduğu taşınmazın tahsis alana (davalıya) tahsisi" hususunda olduğu; sözleşmenin 4b maddesinde sözleşmenin tamamen bedelsiz olduğu; sözleşmenin 4d maddesinde ise tahsis alanın (davalının) tahsis edilen yeri ve/veya üzerinde kuracağı tesisleri kira, tahsis, hizmet sözleşmesi vb. yollarla kısmen ya da tamamen üçüncü kişilere tahsis etme veya kullandırma hakkına sahip olduğu, tahsis edenin de (davacının da) bu durumu kabul ettiği, 2. Davacının "davacıya ait fabrikada bulunan ve davalı tarafça kurulan zemin kattaki ve çatıdaki cihazların ve antenlerin mahiyet ve kime hizmet ettikleri ile işlevlerinin tespit edilerek son 4 yıla ait BTK'dan temin edilmesi gereken baz istasyonu ölçüm değerlerinin ve güvenlik sertifikasının olup olmadığı, standartlarına ve insan sağlığına uygun olup olmadığının tespiti" yönündeki talebi değerlendirildiğinde: a. 13.02.2019 tarihli kök rapordaki teknik değerlendirmede - "sözleşmede kurulacak baz istasyonunun sadece davacı tarafa hizmet edeceği şeklinde bir ibarenin olmadığı; - davalı tarafın kurduğu sistemin sözleşmedeki teknik konulara uygun olduğunun söylenebileceği' kanaatine varıldığı, b. (borçlar mevzuatı açısından) sözleşme hükümlerinde yer alan irade beyanları incelendiğinde - TBK m. 1 hükmüne göre "karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile" sözleşmenin 4d maddesinde taraflarca, tahsis alanın (davalının), tahsis edilen yeri ve/veya üzerinde kuracağı tesisleri kira, tahsis, hizmet sözleşmesi vb. yollarla kısmen ya da tamamen üçüncü kişilere tahsis etme veya kullandırma hakkına sahip olduğu, tahsis edenin de (davacının da) bu durumu kabul ettiği hususu açıkça kararlaştırıldığından davalının kuracağı sistemin sadece davacı tarafından kullanılacağının kararlaştırılmadığı kanaatine varılabileceği; ancak bununla birlikte sözleşmenin "bedelsiz" olarak kararlaştırılması dolayısıyla TBK m. 19/I "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." hükmüne ve TMK m. 2 hükmündeki dürüstlük kuralına göre tarafların gerçek amacının davalı tarafından kurulacak sistemin sadece davacı tarafından kullanılması olarak sayılıp sayılamayacağını takdirin, TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, c. Davacının "taraflar arasındaki 03.09.2015 tarihli bedelsiz tahsis sözleşmesinin akde aykırılık sebebiyle feshi ile davalı tarafça davacıya ait fabrikada kurulan anten ve cihazların sökülerek kaldırılması, müdahalesinin men'i" yönündeki talebi (borçlar mevzuatı açısından) değerlendirildiğinde: Eğer Sayın Mahkemece davalının sözleşmeye aykırı davrandığı ve sözleşmenin feshedilerek sonlandırıldığı kabul edilir ise bu halde "Mülkiyet hakkının içeriği" kenar başlıklı TMK m. 683 hükmünün "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. " şeklindeki hükmü gereğince davada sözü edilen fabrika üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan davacının elatmanın önlenmesini (müdahalenin men'ini) talep edebileceği; ayrıca TMK m. 722/son "Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir." şeklindeki hükme göre de davacının anten ve cihazların sökülüp kaldırılmasını talep edebileceği kanaatine varılabileceği; takdir, elbette TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, 3. (Yukarıda açıklanan nedenlerle) Uyuşmazlığa konu edilen sözleşme hükümlerinin TBK m. 20 hükmünce "genel işlem koşulu" olup olmadığını ve TBK m. 21/I hükmünce yazılmış sayılıp sayılmayacağını, TBK m. 25 hükmüne aykırılığın bulunup bulunmadığını takdirin, TMK m. 4 hükmünce münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, 4. Davacının, davalı tarafça irade sakatlığına (fesadına) uğratıldığı yönündeki iddiasına ilişkin olarak ise TBK m. 30 vd. hükümlerinde "irade bozuklukları" olarak sayılan yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrar) hallerinden hangisinin, ne şekilde oluştuğunu gösteren bir belgeye rastlanmadığı, bu açıdan davalının hangi fiiliyle davacının irade sakatlığına uğratıldığı hususunun değerlendirilemediği; takdirin, TMK m. 4 hükmünce münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, 5. Davacının "HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası kapsamında fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla davalı taraf sözleşmeye aykırı olarak davacıya ait fabrikaya baz istasyonu ve antenleri koyduğundan haksız menfaat temin etmesi sebebiyle 03.09.2015 tarihinden, rayiç sözleşmeler için öngörülen aylık bedelin ^ fiilen yıkıldığı tarihe kadar toplam olarak tespiti ile şimdilik 1000TL.lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınması" yönündeki talebi teknik açıdan değerlendirildiğinde: Dava konusu taşınmazın 03.09.2015 sözleşme tarihi itibariyle yıllık 14.000 TL. kira bedeli takdir edildiğinde 03.09.2015/19.10.2018 tarihleri arasındaki dönem için toplam ecrimisil bedelinin 47.491,18 TL. olarak hesaplanabileceği, takdirin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu," şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkememizin 22/05/2024 tarihli celsesinde dosyanın ek rapor için bilirkişiye tevdi ile; davacının taleplerinden müdahalenin menni, kal bedeli ve ecrimisil bedeli talebinde bulunduğu ve yıkımı talep edilen teçhizatın halen davacının taşınmazında olduğunun bildirildiği görülmekle bilirkişilerden; teçhizatın kapladığı alanın dava tarihi itibari ile değeri (müdahalenin menni talebi için), teçhizatın bulunduğu yerden kaldırılması için gerekli kal bedeli ve talep doğrultusunda sözleşme tarihi ile dava tarihi arasındaki ecrimisil miktarına ilişkin önceki yapılan hesaplamalara itirazların değerlendirildiği ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup 05/09/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "Sayın Mahkemece 22/05/2024 tarihli duruşmada “davacının taleplerinden müdahalenin men-i, kal bedeli ve ecrimisil bedeli talebinde bulunduğu ve yıkımı talep edilen teçhizatın halen davacının taşınmazında olduğunun bildirildiği görülmekle bilirkişilerden; teçhizatın kapladığı alanın dava tarihi itibari ile değeri (müdahalenin men-i talebi için), teçhizatın bulunduğu yerden kaldırılması için gerekli kal bedeli ve talep doğrultusunda sözleşme tarihi ile dava tarihi arasındaki ecrimisil miktarına ilişkin önceki yapılan hesaplamalara itirazların değerlendirildiği ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine” karar verilmiş olup takdir Sayın Mahkeme’nin olmakla A. “teçhizatın kapladığı alanın dava tarihi itibari ile değeri (müdahalenin men-i talebi için)” hususunda teknik inceleme yapıldığında: İşgal edildiği tespit edilen 10 m2 lik kısmın dava tarihi itibariyle değerinin 46.860,00 TL olarak tespit ve takdir edildiği, B. “teçhizatın bulunduğu yerden kaldırılması için gerekli kal bedeli” hususunda teknik inceleme yapıldığında: 2018 yılı itibariyle davalının demontaj maliyetinin 25.000 TL.+ Kdv olacağı, C. “sözleşme tarihi ile dava tarihi arasındaki ecrimisil miktarına ilişkin önceki yapılan hesaplamalara itirazların değerlendirilmesi” hususunda teknik inceleme yapıldığında: 03.09.2015 / 19.10.2018 tarihleri arasındaki dönem için toplam ecrimisil bedeli 47.491,18 TL olarak hesaplandığı, " şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava; taraflar arasında düzenlenen tahsis sözleşmesinin, sözleşmeye aykırılık nedeniyle feshi, sözleşme uyarınca davacıya ait iş yerinde kurulan cihazların kaldırılması ve uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, davalının sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı, varsa davacının uğradığı zararın davalıdan tazmini noktasında toplanmaktadır. Davacı dava dilekçesinde; davacıya ait fabrika binasının, zemin altındaki (-1,-2,-3.) katlarında ... ve İnternet iyi çekmediğinden zorunlu olarak yükseltici kullanılması gerektiğini, bu maksatla davacı ile davalı firma arasında yükselticinin davacıya ait tesiste kurulması için bedelsiz tahsis sözleşmesi imzalandığını, ancak zaman içinde karşı tarafın, tahsis sözleşmesine ve davacının isteğine aykırı olarak çatıya,... operatörü baz istasyonu kurduğu sinyalı dilediği zamanlarda yükseltip kıstığının ortaya çıktığı, tahsis sözleşmesinde baz istasyonu kurulacağına dair hiç bir kayıt ve emare bulunmadığını, açıklanan nedenlerle taraflar arasındaki 03.09.2015 tarihli bedelsiz tahsis sözleşmesinin akde aykırılık sebebiyle feshi ile davalı tarafça davacıya ait ...Mah. ... Sok. No:.. Esenyurt/İstanbul adresindeki fabrikada kurulan anten ve cihazların sökülerek kaldırılmasına, müdahalesinin men'ine, haksız menfaat nedeniyle davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı taraf davayı cevap dilekçesinde; her ne kadar davacı basiretli tacir olarak imzaladığı sözleşmelerin hüküm ve sonuçlarını bilmek ve bunlar ile bağlı olmak ile mükellef olsa da davacının sözleşme içeriği bakımından kandırıldığı iddiasının hak düşürücü süreye uğradığını, taraflar arasında bedelsiz tahsis sözleşmesi imzalandığını ve davalı şirket tarafından taşınmaza tahsis sözleşmesi ile belirlenen kullanım amacı doğrultusunda sistem kurulumu yapılarak ve taşınmaz tahsis sözleşmesi ile belirlenen amaç doğrultusunda kullanıldığını, davacının baz istasyonu olarak belirttiği sistemlerin tahsis sözleşmesinde yer verildiği kapsamında hizmet verdiğini, davanın reddine karar verilmesini istediğini bildirmiştir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, emsal kira sözleşmelerinin celbi için ilgili yerlere müzekkere yazılmış, mahallinde keşif icra edilerek bilirkişi ve ek bilirkişi raporları dosyaya kazandırılmıştır. Bilirkişi tarafından hazırlanan 13/02/2019 tarihli raporda "03.09.2015 tarihli sözleşme konusu tahsis edilen yer elektronik haberleşme şebekesinin bir parçasını oluşturan elektronik teçhizat, anten, gerekli muhtelif ekipmanlar ve tüm bunların mütemmim cüz ve teferruatlarından oluşan elektronik haberleşme sistemleri ile ses, data ve görüntü aktarımına yarayan diğer cihazların veya sistemlerin kurulması için kullanılacaktır şeklinde kararlaştırılmış olup, sözleşmenin hiçbiryerinde kurulacak baz istasyonunun sadece davacı tarafa hizmet edeceği şeklinde bir ibare yoktur. 2. Rapor içinde ayrıntıları verildiği şekliyle, davalı taraf küçük boyutlu bir baz istasyonu kurmuştur. Bu haliyle davalı tarafın kurduğu sistemin sözleşmedeki teknik konulara uygun olduğu söylenebilir. Bu baz istasyonu davac taraf hizmet ettiği gibi, çatıdaki anten yönü dikkate alındığında karşıdaki sitede ikamet edenlere de kensintisiz hizmet etmektedir. 3. Kurulan sistem bakımından nihai takdir sayın mahkemede olmak üzere, her ne kadar sözleşmede verilen hizmetin bedelsiz olacağı kararlaştırılmış ise de, bu tür hizmetin bedelsiz olamayacağı görüş ve kanaatine varılmıştır. 4. Baz istasyonu operatörleri aksi söylenmedikçe 5 yıllık sözleşme yapmaktadır. Dosyada bulunan 03.39.2015 tarihli sözleşmede 5 yıllıktır. Sözleşme tarihinde rayiçlere uygun olarak bir baz istasyonunun yıllık kiıa bedeli 9.000 $ 'dır. Ancak, kurulan sistemin boyutları ve teknik özellikleri dikkate alındığında bu tür sisten in yıllık kira bedeli 3.000 $ olabileceği görüş ve kanaatine varılmıştır. 5. Davacı ecrimisil talebine uygun olarak, davanın 19.10.2018 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, sözleşme tarihinden başlıyarak dava tarihi itibariyle davacı tarafın davalıdan talep edebileceği miktar 114 2 gün x (3.000/365) = 9.386,30 $ hesaplanmaktadır." şeklinde değerlendimede bulunulduğu görülmüştür. Mahkememizce 10. No.lu celse ara kararı ile Dosyanın daha önce rapor düzenleyen bilirkişi heyetine bir inşaat mühendisi, bir borçlar hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi dahil edilmek suretiyle bilirkişi heyetine tevdi ile tarafların beyan ve itirazları değerlendirilmek suretiyle belirlenen uyuşmazlık noktasında ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş ve 20/12/2022 tarihli heyetçe düzenlenen ek rapor dosyaya kazandırılmıştır. Mahkememizce davacı tarafa iş bu sözleşmeye konu edilen ve müdahalenin menni talep edilen teçhizatın sökülmesi ve kendisine bedel ödenmesi için davalıya huzurdaki dava açılmadan önce gönderilmiş bir ihtarname bulunup bulunmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davacı tarafça sunulan 17/05/2024 tarihli beyan dilekçesi ile "davalıya davadan önce herhangi bir ihtarname gönderilmemiştir. Taraflar arasındaki 2015 başlangıç tarihli tahsis sözleşmesi 5 yıllık olup 19.10.2018 dava tarihi ile sözleşmenin feshi,müdahelenin men'i ve ecrimisil talep edilmiş olup sözleşme yenilenmemiştir." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Mahkememiz 16. Celsesinde; dosyanın ek rapor için bilirkişiye tevdi ile; davacının taleplerinden müdahalenin menni, kal bedeli ve ecrimisil bedeli talebinde bulunduğu ve yıkımı talep edilen teçhizatın halen davacının taşınmazında olduğunun bildirildiği görülmekle bilirkişilerden; teçhizatın kapladığı alanın dava tarihi itibari ile değeri (müdahalenin menni talebi için), teçhizatın bulunduğu yerden kaldırılması için gerekli kal bedeli ve talep doğrultusunda sözleşme tarihi ile dava tarihi arasındaki ecrimisil miktarına ilişkin önceki yapılan hesaplamalara itirazların değerlendirildiği ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 05/09/2024 tarihli ek rapor ile mahkememizce istenen hususlarda hesaplama yapılmıştır. Öncelikle davalının görev itirazı yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar tacir olup sözleşmeye konu taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesi istendiğine göre uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin bulunması nedeniyle mahkememizin görevli olduğu anlaşılmakla davalının göreve ilişkin itirazına itibar edilmemiş ve davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.( emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2024/1336 E., 2024/1161 K. Sayılı kararı) TMK'nın 683/1. maddesinde, mülkiyet hakkı sahibinin hak ve yetkileri düzenlenmiş olup, "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, mülkiyet hakkının malikine sağladığı dava çeşitlerinden ikisi düzenlenmiş olup, "Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir." Bu maddeye göre malik, aktif yetki kapsamında mülkiyet hakkına konu olan eşya üzerinde kanuni sınırları içinde dilediği gibi tasarrufta bulunma; hem de pasif yetki kapsamında mülkiyet hakkına konu olan eşyayı üçüncü kişilerce yapılacak saldırılara karşı koruma haklarına sahiptir. Müdahalenin men'ine ilişkin bu dava ayni bir dava olup, tecavüz devam ettiği sürece açılabilir. TMK'nın 995. maddesine göre kötüniyetli zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız olarak alıkoymuş olmasından doğan tazminatı karşılamak zorundadır. Davalı iyiniyetli ise, tazminatla yükümlü olmayacak, suiniyetli ise sorumlu kılınacaktır. Rızaya dayalı kullanımda kötü niyet söz konusu olamaz. Ayrıca, taşınmazı kullanan kişi, haklı bir sebebe dayandığına inanarak veya bir edim karşılığı ya da davacının rızası dahilinde kullandığından bahisle yararlanmayı sürdürüyorsa (harici satış, fiili taksim, kira sözleşmesi vs.), rızanın ortadan kalkması veya tarafların aldıklarını iade etmesine kadar taşınmazı elinde bulundurma haksız ve kötü niyetli kullanım olarak kabul edilemez. Kişinin bu kullanımı haksız ve kötü niyetli bulunmadığından tazminat ile de sorumlu tutulamaz. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasında 03.09.2015 tarihli bedelsiz tahsis sözleşmesinin imzalandığı, davacı ile davalı arasında 03.09.2015 tarihinde adi yazılı şekilde imzalanan “... Site Bedelsiz Tahsis Sözleşmesi” isimli sözleşmede yer alan irade beyanları değerlendirildiğinde davacının “tahsis eden”, davalının ise “tahsis alan” olarak anıldığı; tahsis süresinin beş yıl olduğu; sözleşmedeki “Tahsis Edilen Taşınmazın Kullanım Amacı” başlıklı maddede ve sözleşmenin konusunu oluşturan 2. maddede sözleşmenin “tahsis edilen yerin, elektronik haberleşme şebekesinin bir parçasını oluşturan elektronik teçhizat, anten, gerekli muhtelif ekipmanlar ve tüm bunların mütemmim cüz ve teferruatlarından oluşan elektronik haberleşme sistemleri ile ses, data ve görüntü aktarımına yarayan diğer cihazların veya sistemlerin kurulması için tahsis edene (davacıya) ait veya tahsis etmeye yetkili olduğu taşınmazın tahsis alana (davalıya) tahsisi” hususunda olduğu; sözleşmenin 4b maddesinde sözleşmenin tamamen bedelsiz olduğu; sözleşmenin 4d maddesinde ise tahsis alanın (davalının) tahsis edilen yeri ve/veya üzerinde kuracağı tesisleri kira, tahsis, hizmet sözleşmesi vb. yollarla kısmen ya da tamamen üçüncü kişilere tahsis etme veya kullandırma hakkına sahip olduğu, tahsis edenin de (davacının da) bu durumu kabul ettiği, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporları ile davalı tarafın kurduğu sistemin sözleşmedeki teknik konulara uygun olduğunun söylenebileceğinin tespit edildiği, bu hali ile davalının sözleşmeye aykırı bir davranışının bulunmadığı, davacı taraf her ne kadar taşınmazına baz istasyonu kurulduğu ve kendisi dışında başkalarının da bu istasyondan faydalandığını beyan etmiş ise de; sözleşmede kurulacak baz istasyonunun sadece davacı tarafa hizmet edeceği şeklinde bir ibarenin olmadığı, aksine ile sözleşmenin 4d maddesinde taraflarca, tahsis alanın (davalının), tahsis edilen yeri ve/veya üzerinde kuracağı tesisleri kira, tahsis, hizmet sözleşmesi vb. yollarla kısmen ya da tamamen üçüncü kişilere tahsis etme veya kullandırma hakkına sahip olduğu, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin geçerli olduğu kanaatine varıldığı, taraflar tacir olup basiretli tacir gibi davranma yükümlülükleri bulunduğu bu nedenle davacı tarafın aksi yöndeki iddialarının mahkememizce kabil görmediği, davacının rızası ile imzaladığı sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl süreli olarak imzalandığı ve dava tarihi itibari ile bu sürenin henüz dolmadığı, davalının sözleşmeye aykırı davrandığının da dosya kapsamındaki delillerle ispatlanamadığı, davadan önce sözleşmenin sona erdirilmesine yahut ecrimisil istemine ilişkin olarak ilişkin davacı tarafından davalıya gönderilmiş bir ihtarname de bulunmadığı, yukarıda yer verilen yasal mevzuat gereği davacı malikin, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebileceği ancak somut olayda davalı, davacının taşınmazına taraflar arasında irade serbesti ile düzenlenen sözleşme hükümleri doğrultusunda el attığından haksız el atmadan söz edilemeyeceği kanaatine varıldığı bu nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ve el atmanın önlenmesi ve kal taleplerinin reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacının tazminat- ecrimisil talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise ; haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. TMK'nın 995. maddesine göre kötüniyetli zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız olarak alıkoymuş olmasından doğan tazminatı karşılamak zorunda olduğu, davalı iyiniyetli ise, tazminatla yükümlü olmayacağı, suiniyetli ise sorumlu kılınacağı, rızaya dayalı kullanımda kötü niyetin söz konusu olamayacağı, davacı tarafça davadan önce davalının kullanım hakkının sona erdirilmesine ilişkin bir irade beyanı ortaya konulmadığından kaldı ki dava tarihi itibari ile taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ayakta olup davalının kullanımını sözleşme doğrultusunda gerçekleştirdiği, öte yandan davalının bedel ödemeksizin davacının taşınmazı üzerine sistem kurarak taşınmazdan yararlandığı ancak davacının da bedel ödemeksizin davalı tarafından kurulan hizmetten bedelsiz yararlandığı kaldı ki bu hususların basiretli tacir olan tarafların serbest iradeleri ile hüküm altına alındığı, bu hali ile kötüniyetli bir kullanımdan söz edilemeyeceği anlaşıldığından ve sözleşmede de bedel kararlaştırılmadığından davacının tazminat isteminin de reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden yapılan değerlendirmede; davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, 492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından el atmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değeri el atılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından ibaret olacağı anlaşılmakla (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2012/7640 E. 2012/10807 K. ) dava değerinin (teçhizatın kapladığı alan 46.860,00-TL + 29.500,00-TL (4.500-TL si kdv olmak üzere kdv dahil tutar) kal bedeli + 77.727,41-TL ecrisimil talebi = 154.087,41-TL ) 154.087,41-TL olduğu anlaşılmış bu bedel üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davacının davasının REDDİNE, 2 - Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın, peşin alınan 35,90 TL ve tamamlamada alınan 2.615,79 TL olmak üzere toplam 2.651,69‬ TL harçtan mahsubu ile artan 2.224,09‬ TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 4- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine, Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/12/2024 Katip ¸ Hakim ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/1336, K. 2024/1161, T. 08.03.1950, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-1336-e-2024-1161-k-4bbdb0e153bf