İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/122 E. 2026/179 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/122
Karar No
2026/179
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/122 Esas - 2026/179 T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN ... GEREKÇELİ KARAR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/122 KARAR NO : 2026/179

HAKİM :... KATİP : ....

DAVACI : .... VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : .... VEKİLİ : Av....

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/02/2024 KARAR TARİHİ : 03/03/2026 G.K.YAZILDIĞI TARİH : 30/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili firmaya satılmış olan .... plakalı kamyonun, sürekli arıza veren ve yapısal sorunları olan bir nitelikte olduğunu, bu kapsamda huzurdaki davanın davalısına daha önce de bu ayıplarla ilgili dava açılmış olduğunu ve o davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, yasal sürecin devam etmekte olduğunu, araç ile ilgili hukuki süreç devam ederken, araçta düzenli olarak tekrarlayan arızalarla ilgili müvekkilinin kamyonu, davalı şirket servisine en son Aralık 2023 ayında arızanın giderilmesi için götürdüğünü, Davalı Şirketin aracın serviste o işe ilişkin süreci tamamlanmamasına karşın, çeşitli bahaneler ileri sürerek, aracı müvekkiline teslim etmediğini, araca adeta el koyulmuş olduğunu, hem adeta kendilerince müvekkilini cezalandırmak için, aracı elinde tutmaya ve servis sonrası müvekkile iade etmekten imtina ettiğini, bunun üzerine anılan kamyonun kullanıldığı hizmetlerin yerine getirilebilmesi için, müvekkilinin 3.kişilere olan yükümlülüklerini ve şirket nakliye işlerini, tedbirli bir işadamı olarak yerine getirmek amacı ile masraflar yapmış olduğunu, bu kamyonla yerine getirebileceği hizmeti, başkalarına nakliye bedelleri ödeyerek yerine getirebildiğini, anılan masrafların kaynağı, davalının anılan aracın iadesini yapmaması olduğunu, davalı aleyhine, Gölbaşı(...) icra dairesi 2023/3190 sayılın dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı yanın bu takibe itirazı sonrası takibin durmuş olduğunu, beyanla itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkili tarafından servis işlemlerinin tamamlandığına dair bilgi verilmesi üzerine 14/12/2023 tarihinde müvekkili firma servisine bırakılan kamyonun teslim alınmak üzere davacı yanca müvekkili firma servisine gelindiğini, aracın müvekkili tarafından olması gerektiği şekilde teslim edilmek istendiğini, davacı tarafça teslime dair bir tutanak imza edilmekten imtina edildiğini, firmalarında herhangi bir aracın teslim tutanağı olmaksızın tesliminin mümkün olmadığını, ürün tesliminin hukuki bir işlem olduğunu, davalı firmanın uhdesinde bulunan aracın yazılı tutanak olmadan teslim alındıktan sonraki karışacağı kaza veya herhangi bir suçtan araç kaydan firma kayıtlarında göründüğünde firmanın yasal merciler ile ilgili olmayan olaylar nedeniyle muhatap olmak zorunda kalınacağını, buna rağmen davacı yanın aracı herhangi bir belge imzalamayacağını söyleyerek almaktan imtina ettiğini, BK'nın 44/1. Maddesi uyarınca hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, zararın artmasına veya doğmasına sebep olan kişinin sonuçlara kendisi katlanacağını, beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER -Takip dosyası, -Araç servis kayıtları ve fatura, -29/12/2023 tarihli Protokol, -... 8 ATM 2022/504 Esas sayılı dava dosyası kapsamı, -Tanık beyanları, -Bilirkişi raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava eser sözleşmesi çerçevesinde onarım(arıza giderimi) amacıyla davalı "yetkili servise" bırakılan aracın tesliminin gecikmesi nedeniyle aracın kullanılamamasından kaynaklanan maddi zararın tazmini amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı özetle; davacıya ait olup davalıya(servise) arıza giderimi için bırakılan aracın servis işlemleri sonrasında tekrar davacıya tesliminin (iadesinin) yapılmaması nedeniyle aracın serviste kaldığı süreçte yapılan masraflardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı özetle; aracın olması gerektiği şekilde teslim edilmek istendiğini, ancak davacı yanın teslime dair tutanak imza edilmekten imtina edildiğini savunmuştur. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, tanık dinlenmiş, ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacı tanığı .. ... 07/01/2025 tarihli celsedeki beyanında; "... Ben 2019 yılından beri davalı şirkette şoför olarak çalışmaktayım, dava konusu kamyonun servise götürülüp getirilmesinde genellikle ben veya Muzaffer bey ilgilenirdi, ancak dava konusu olaylar zamanında servise götürüp getiren benim, bu nedenle bilgim vardır, dava konusu mesele arabayı son defa servise götürdüğümüz süreçte olmuştur, aracın arıza ışıkları hatırladığım kadarıyla motor ışığı yanması sebebiyle götürmüştük, arabanın arızaları giderilmemesine rağmen arabayı teslim etmek istediler, bende üstem olan Mustafa Karslıya sorduğumda arabanın arızası giderilmediğinden teslim almamamı söyledi, bu nedenle aracı teslim almak istemedim ancak aracın serviste uzun süre kalması akabinde araç arızası giderilmemiş olsa dahi .. ... aracı teslim almamı söylediği için protokol imzalayarak arabayı teslim aldım, protokol imzalanması durumunu Mustafa bey şirketin avukatına sormuş, bu nedenle aracı teslim alırken protokol imzaladık,(Tanığa davalı vekili tarafından sunulan protokol sureti gösterildi) bahsettiğim protokol bana göstermiş olduğunuz belgedir, imza bana aittir, aracın teslimi bakımından o gün başkaca evrak düzenlemedik, ben aracı servisten protokolü imzaladığım aynı gün çıkardım, biz arabayı servise teslim ettikten sonra ben her gün servisi arayıp araba teslime hazır mı diye sorardım, onlarda bana arabanın arızasını henüz gideremedik, sıraya aldık sırada başka arabalar var gibi cevaplar verirlerdi, devamında bir gün telefonda görüştüğüm davalı ... ... bey bana aracın hazır olduğunu, hortumunun değiştirildiğini, gelip almamı söyledi, bende aracı teslim almak üzere gittim fakat aracı çalıştırdığımda hala ikaz lambasının yandığını gördüm, bunu sorduğumda sen arabayı teslim alıp git, bir müddet kullanınca bu lamba kendiliğinden söner gibi açıklamalarda bulundular, ancak ben az önce dediğim gibi ... .... sorarak arıza giderilmediği için teslim almadım, bu olayın yaşandığı tarihi hatırlamıyorum, bu olayın üzerinden yaklaşık 2 gün sonra ise protokol düzenleyerek aracı servisten çıkardım, (tanığa mahkememizce resen arabayı teslim almak istemelerine rağmen davalı yanın teslim etmekten imtina edip etmediği şeklinde bir olay yaşanıp yaşanmadığı soruldu, yok bu şekilde birşey yaşanmadı, avukat bey protokol düzenlenerek teslim alınsın dediği için protokol düzenlenmesini istedik), araç normal zamanda şirket bünyesinde malzeme tedariği/taşınması için kullanılıyordu, aracı vardiyalı olarak 3 şoför halinde kullanırdık, aracın ayıplı olması nedeniyle değiştirilmesine dair bir karar olduğunu biliyorum ancak bu konuda karşı tarafla bir görüşme yapılıp yapılmadığını bilmiyorum,...Dışarıdan nakliye ile hallettik para vererek başka araç çağırdık, (Davacı vekilinin ikinci sorusuna geçildi)evet arabayı teslim etmek istediklerinde aracın eksiksiz ve çalışır olduğuna dair tutanak imzalatmak istediler, bende zaten bunu .. ... ilettiğimde araç arızası giderilmemesine rağmen bu tutanağı imzalamak istemediğimizi belirttik, hatta avukat bey bana tutanağın üzerine birşeyler yazmamı söyledi, bunları yazarak imzalayabilirsin dedi, bende bunları bir kağıda yazdım servis çalışanı Mehmet beye gösterdim ancak bu sefer tutanağa bunları yazmamı onlar kabul etmedi bu nedenle de ben tutanağı imzalamadım ve aracı teslim almadım (Davalı vekilinin sorusuna geçildi) Aracın servise bırakıldıktan kaç gün sonra gelin alın denildiğini şuanda hatırlayamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı .. ... 07/01/2025 tarihli celsedeki beyanında özetle; "...Ben 2014 yılından beri davacı şirkette şoför olarak çalışmaktayım, dava konusu kamyonu vardiyalı olarak kullanan şoförlerden biriyim, aracı servise .. ... isimli arkadaşımız götürüp getirirdi fakat konuyu kendi aramızda da konuştuğumuz için konuyu biliyorum, aracı en son ekran görüntülerinde ve motor arızası ve neredeyse bütün arıza lambaları yandığı için servise götürmüştük, davalı servis aracı tamir etmemiş olmasına rağmen tutanak imzalatarak arabayı bize teslim etmeye çalışmışlar, ancak arıza giderilmediğinden ... .... arabayı teslim almak istememiş ,aracın arızasının giderilmediğini söylediğinde ise kendisine biz bu kadar yaptık, aracı teslim alıp gidin gerekirse sonra bir daha çağırırız gibi şeyler söylemişler, aracı bizim teslim almak istememize rağmen karşı tarafın bundan imtina edip etmediği hakkında bir bilgim yoktur, araç servise ilk teslim edildikten yaklaşık 20 25 gün serviste kaldıktan sonra biz arabanın durumu ne oldu diye sorduğumuzda gelin alın demişler, bunun üzerine teslim almak üzere ... arkadaşımız gitmişti bu olaydan kaç gün sonra servisten çıkarıldı bunu tam hatırlamıyorum, araç normal zamanda şirket bünyesinde firmalar arasında getir götür işlerinde kullanılmaktadır, aracın serviste olduğu dönemde küçük eşyaları yine şirketimizin farklı küçük aracıyla taşıdık, fakat küçük araçla taşıyamayacağımız eşyalar için yevmiye karşılığında dışarıdan araç temin edildi,... (davacı vekilinin sorusuna cevaben) Ben o süreci bilmiyorum çünkü teslim almaya Mustafa arkadaşımız gitmişti,(Davalı vekilinin sorusuna geçildi)ben anlattığım konuları .... beyin servisten döndükten sonra bize anlattıklarından biliyorum, ben bizzat davalı taraftan herhangi biriyle görüşmedim " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... ... 07/01/2025 tarihli celsedeki beyanında; "Ben 2015 yılından beri davalı şirkette çalışmaktayım, halen satın alma sorumlusu olarak çalışırım, aracın ikaz lambaları yanınca servise götürdük,3 gün mü 1 hafta sonra mı tam hatırlamıyorum bir süre sonra aracı bize teslim etmeye çalıştılar fakat aracın eksiksiz teslim edildiğine dair tutanak imzalatmaya çalışmışlar, fakat araçtaki arızalar giderilmediğinden bu tutanağı imzalamadık, ve aracı teslim almadık, sonrasında araç baya bir süre serviste kalmıştır, o esnada ben dışarıdan nakliye hizmeti almak ve nakliye parası ödemek durumunda kaldım, 100 küsür bin lira nakliye parası ödedim, şirket yetkilimiz davalı tarafla uzlaşmak için görüşmeye gitti fakat uzlaşma da olmadı, daha sonra bizim avukatımız servise gitti onların avukatı da hazır bulunuyordu, protokol yapılmasına karar verildi, protokolle araç teslim alındı, daha önce teslim etmeye çalıştıklarında tutanakta eksiksiz çalışır ibaresi olduğu için imzalamak istemedik, eğer aracın arızaları giderilmiş olsaydı imzalayıp teslim alırdık, onlarda arabayı teslim etmek için tutanak imzalamayı şart koşmuşlardı, o esnada tutanağa aracın arızlarının giderilmediğine dair şerh veya itiraz düşmeye çalışmadık diye hatırlıyorum, ama daha sonra teslim alırken aracın arızasının giderilmediğini tutanak altına aldık, aracın daha önce değişimine dair mahkeme kararından da bilgim vardır, fakat biz aracın aynısının verilmesini değil üstüne farkını vererek başka bir araç verilmesini veya araç bedelinin iade edilmesini talep ettik, bu konuda davalı tarafla anlaşamadık " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı Sinan Uysal 07/01/2025 tarihli celsedeki beyanında; " Ben 2020 yılının Aralık ayından beri davalı şirket çalışanıyım fakat Başer Grup bünyesinde ayrışma öncesinde 2009 yılından beri genel müdür yardımcısı olarak görev aldım, 2020 yılında davacı tarafa satılan bu araç bakımından daha önce 8 ATM'de aracın ayıplı olup olmadığına dair dava görülmüştü, neticeten arabanın değiştirilmesine dair karar verilmiştir, kararın çıktığı esnada davacı tarafın aracı bakım için servisimiz uktesindeydi dava konusu süreç işte bu süreçteki iade meselesinden çıkmıştır, şöyle ki aracı daha önce yaklaşık 11 kez servise getirmişler ve bakımı yapılarak arızları giderilerek teslim almışlardır, araç servise ilk geldiğinde yaklaşık 2000 km'deyken son geldiğinde 50000 km'dedir, araç ayıplıysa nasıl bu kadar kullanılmaktadır, aracın 11 kere servise gelmesi nedeniyle davacı tarafında haklılık payı vardır fakat biz üretici firma değiliz, dava konusu son servis sürecinde de araç eksiksiz olarak arızası giderilerek teslim edilmeye çalışılmıştır fakat davacı şirket vekili teslim tutanağının altına aracı hep aynı arızadan mütevellit servise getirdikleri yönünde bir kayıt düşmeye çalışmıştır, bende bu yöndeki bir ibarenin gerçeği yansıtmadığını ve adaleti yanıltmak için böyle bir ibare yazılmak istediğini ifade ettim, ve bu şekilde şerh düşülmesini kabul etmedim, bu sefer de onlar aracın eksiksiz ve çalışır durumda teslim edildiğine dair tutanağı imzalamaktan imtina ettiler, halbuki aracın arızaları giderilmişti, bu olayın yaklaşık 15 gün sonrasında ise davacı şirketin avukatıyla bir araya gelerek protokol tanzim edildi, bu protokolü 1 asıl ve 4 suret olarak ben kaleme aldım hatta davacı taraf bu protokol metninin altına da az önce bahsettiğim ve kabul etmediğim aynı ifadeleri yazmaya çalıştılar, bende bunun üzerine kendi uhdelerinde kalacak olan protokol suretine bunları yazabileceklerini söyledim, yani 5 adet birbirinin aynı ve ıslak imzalı protokol tanzim edilmiştir, davacı taraf kendilerine aldıkları protokole bu ibareyi eklediler mi bilmiyorum,davacı taraf ilk teslim alma tutanağına hep aynı arızadan kaynaklandığı ifadesini yazmak istediğinde biz bunu kabul etmeyince herhangi bir tutanak imzalamadan teslim almayı da istediler, ancak ben teslim tutanağı imzalamadan arabayı teslim edemeyeceğimizi söylediğim de davacı şirket yetkilisi Hayrettin bey ve avukatları yan yana bana savcılığa gideceklerini ve arabayı teslim etmediğimiz için şikayetçi olacaklarını söyleyerek baskı yaptılar, aracın teslim alınması sürecinde araçtaki arızanın giderildiği hususunda bir ihtilaf yoktu, ihtilaf tutanağa önceki servise getirdikleriyle hep aynı arızadan getirildiği yönünde şerh düşülmesinden kaynaklandı...(Davacı vekilinin sorusuna cevaben)Sürecin uzaması bahsettiğim tutanak ve imzalama meselelerinden kaynaklanmıştır, aslında davacı tarafla daha önce dava da bulunduğundan işlemleri hızlandıralım diyerek Otokar la görüşerek ve Otokar'dan destek de alarak hatta defalarca aracı bekleyenler sıralamasında öne alarak hızlı bir şekilde tepki verdik, protokol 29/12/2023 tarihli olup yaklaşık 15 gün öncesinde aracın hazır olduğu gelip alabilecekleri karşı tarafa iletilmiştir, ancak az önce anlattığım meseleler nedeniyle 29 una kadar araç servisimizde kalmıştır " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı .. ... 07/01/2025 tarihli celsedeki beyanında; Ben 2012 yılı Haziran ayından beri davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak çalışmaktayım, ayrıca satış operasyonu bana bağlıdır, dava konusu aracın satış sürecinde ve satış sonrasında bu nedenle bilgim vardır, yine servis hizmetimizde servis danışmanları bulunmakla birlikte bana bağlıdır, kritik meselelerde ben dahil olurum, dava konusu olayın yaşandığı son olaydan ben İstanbul'daydım, diğer genel müdür yardımcımız Sinan bey görüşerek protokol hazırlamışlar, bana verilen bilgiye göre davacı taraf aracı teslim alırken teslim alma tutanağına aracın hep aynı arızadan servise getirildiği yönünde bir şerh düşmek istemiş, böyle bir şey söz konusu değildir, bizim çalışma şeklimiz itibariyle de zaten teslim tutanaklarına şerh düşülmesi gibi bir durum bulunmamaktadır, arıza giderildiği anda araç sahibine haber verilir ve teslim tutanak eşliğinde araç teslim edilir, bana verilen bilgiye göre aracın arızasının giderilip giderilmediği konusunda bir ihtilaf yaşanmamış, yalnızca tutanağa şerh düşülmek istenmesinden dolayı ihtilaf yaşanmıştı,...(taraf vekillerin sorularına cevaben) böyle bir itiraz geldiğinde araç teslim alınmadan önce gerekirse ustayla müşteri birlikte olacak şekilde yol testi yapılır, arızanın giderilip giderilmediğine bakılır ama bunun için bir bilirkişi tutamazsınız biz serviste bütün gün bilirkişi tutamayız, dava konusu aracın daha önceki arızası bakımından davacı şirketin şoförlerinden biri olan Muzaffer beyle bizzat dahi görüşmüşlüğüm vardır, yaklaşık 1 ay boyunca aracın akıbetini sormuşluğum vardır, (Davalı vekilinin sorusuna geçildi) o dönemde ben yoktum, tarih bakımından yanlış bir bilgi vermek istemem hatırlayamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosyamız kapsamında makine mühendisi ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişiler tarafından birlikte tanzim edilen 21/04/2025 tarihli raporda özetle; "...Dava konusu aracın 04.12.2023 tarihinde servise bırakıldığı, 22.12.2023 tarihinde teslime hazır olduğu ve makul onarım gün süresinin 1 gün olduğu dikkate alındığında; davacının, 06.12.2023 tarihinden 22.12.2023 tarihine kadar geçen sürede, dava konusu araçla yapacağı işleri başka araç ve firmalara yaptırmak zorunda kalması nedeniyle oluşan zararını davalıdan talep edebileceği, Davacının, Gölbaşı (...) İcra Dairesi 2023/3190 saylı icra dosyası kapsamında talep edebileceği alacağın 46.400,00 TL olduğu, fazladan asıl alacak talep edilmediği, Bu iş ilişkisinin davacı ve davalı şirket açasından ticari iş niteliğinde olduğu, bu kapsamda dava konusu alacak hakkında, davacının icra takip tarihinden itibaren ticari faiz (avans faizi) talep edebileceği, " hususları bildirilmiştir. İtirazlar üzerine alınan 26/11/2025 tarihli ek raporda özetle kök rapordaki görüş, tespit ve hesaplamalar yinelenmiş ayrıca davacının benzer aracı kiralaması durumundaki zararın 42.500 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Toplanılan deliller doğrultusunda somut olay ele alındığında; Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK’nın 33. maddesi uyarınca hâkim, Türk hukukunu resen uygular. 06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak hâkimin görevidir. Diğer bir anlatımla hukuki nitelendirme hakime aittir. Somut olayda davacıya ait aracın arıza giderimi amacıyla davalının işlettiği servise bırakılması genel anlamda TBK 470 vd düzenleme alanı bulan eser sözleşmesine vücut vermektedir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.(TBK m. 470) Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.(TBK m.472) Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir. (TBK m. 473) 6098 sayılı TBK 471. Maddenin birinci fıkrasında yüklenicinin üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözete-rek, sadakat ve özenle ifa etmek zorunda olduğunu belirtmek suretiyle yüklenicinin özen ve sadakat borcunu açıkça kabul etmiştir. Devamında, aynı maddenin ikinci fıkrasında, yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışının esas alınacağını kabul etmiştir (Yargıtay 15. HD. 07.11.2017 T. 2017/2286 E. 2017/3847 K. ) Özen borcu, yüklenicinin eseri meydana getirirken, teslim ederken basiretli bir tacir ve işinin ehli olan bir yüklenici gibi dikkatli bir çabayı göstermesidir.(Yargıtay 15. HD. 14.10.2015 T. 2014/6559 E. 2015/5004 K.) Maddenin ikinci fıkrasındaki düzenlemeyle sorumluluğun belirlenmesinde benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı belirtilmek suretiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 20/2 maddesi gereğince yüklenicinin basiretli bir tacir ve iş adamı ayrıca işinin ehli bir teknik adam gibi davranıp, eser sözleşmesi ilişkisine girerken ekonomik gücü, ekipmanı ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip yeterli görmemesi halinde ise o işe girmekten kaçınması gerekir. Aksi halde bunun sonuçlarına katlanır ve ortaya çıkacak zarardan sorumlu tutulur. Özen borcunun gereği olarak, yüklenici, eseri sözleşme ve ekleri, fen ve tekniği ve iş sahibinin beklediği amaca uygun olarak teslim etmek zorundadır. Eserin süresinde bitirilmemesi, ayıplı ve eksik ifa edilmesi, garanti süresi içerisinde ayıpların giderilmemesi özen borcuna aykırı davranışlardır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapması ve zararına olacak şeyleri de yapmaktan kaçınmasıdır. Sadakat borcu ve özen borcu birbirine sıkı sıkıya bağlı olup her iki borcun da kaynağı dürüstlük kuralıdır, Sadakat borcu her aşamada gerekli olup, meslek ahlakının da gereğidir. Doktrinde bu borcun aynı zamanda iş sahibinin verdiği bilgi ve belgeler veya yüklenicinin işin görülmesi sırasında öğrendiği imalat ve iş sırlarını başkalarına açıklamamak ve iş sahibinin izni olmaksızın başka işlerde kullanmamak yükümlülüğünü de içerdiği kabul edilmektedir. (Yukarıdaki açıklamalar için bkz. M.Öztürk ve Z.Gözütok; Usul Ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması 4. Baskı sf 167 vd.) Somut olayda; ihtilafın, aracın davalı servis uhdesinde iken davacıya geri teslim edilmesi safhasında ve sürecin uzamasında kimin kusurlu olduğu hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.

Taraflar tacir olup yukarıda eser sözleşmesine özgü değinilen düzenlemelerin yanında ayrıca her iki tarafın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu açıktır. Öte yandan 4721 Sayılı TMK'nın 5. Maddesi uyarınca Tük Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır. Bu doğrultuda TMK'nın 2 ve 3. Maddelerine değinmekte fayda vardır. Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Anlatılan ilkeler çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; Davacı tanığı .... ... ile davalı tanıklarının örtüşen beyanlarına göre, davalı tarafın araç teslimi sırasında, davacıdan aracın eksiksiz teslim alındığına dair tutanak imzalaması istenildiği buna karşılık davacı tarafça da teslim tutanağına ihtirazı kayıt konulmak istendiği, ancak davalının teslim tutanağına davacı yanca ihtirazı kayıt konulmasını kabul etmemesi üzerine, davacının aracı teslim almadığı anlaşılmıştır. Davacı ve davalı çalışanları tarafından imza altına alınan 29/12/2023 tarihli protokolün de bu yöndeki maddi vakıayı doğruladığı değerlendirilmiştir. Hal böyle olunca davalı tarafından tek taraflı oluşturulan teslim tutanağına, davacının da kendisi yönünden ihtirazı kayıt düşme hakkının engellendiği ve davalının bu tutumunun TMK'nın 2. Maddesi ile bağdaşmadığı kanaat edilmiştir. Davalı; kendisine, arıza giderimi için bırakılan aracı tekrar araç sahibine iade/teslim ederken, teslim tutanağı tanzim etmekte ve teslim alan tarafından tutanağın imzalanmasını istemekte haklı ise de, davacı (iş sahibi/müşteri) da kendi yönünden tutanağa itirazı kayıt koymayı talep etmekte haklıdır. Aksinin kabulü halinde; teslim sırasında iş sahibine ihtirazı kayıt koyma imkanı sağlanmadığında, iş sahibinin ileride itiraza konu etmek istediği hususta iddia/talep ileri sürme ve delil gösterme(ispat imkanının) hakkının engellenmesi sonucu doğar. Bu durumun TMK'nın 2. Maddesi ile bağdaşmayacağı gibi, servis işletmesi olan tacirin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü ile de bağdaşmayacağı açıktır. Aynı zamanda bu durumun teslim sürecinin uzamasına sebebiyet verdiği ve davacının kusurundan kaynaklanmadığı buna göre davacının gecikme nedeniyle uğradığı zararın davalı tarafından giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Bu minvalde davacının araç mahrumiyeti nedeniyle maddi zarara uğradığı tartışmasız olup, zararın miktarı bakımından davacı üstlendiği taşıma işlerini üçüncü kişilere yaptırması nedeniyle taşıma/nakliye bedeline dair ödediği faturalara dayanmış ise de, bilindiği üzere aracın kullanılamamasına bağlı zarar yani araç mahrumiyet zararı kural olarak aracın makul tamir süresi ile aynı vasıftaki aracın kiralanması için gerekli bedel üzerinden ve davacının aracını kullanamadığı döneme ilişkin olarak bakım giderleri, amortisman vs. Katlanmak zorunda kalmadığı masraflar da mahsup edilerek hesaplanmalıdır. Nitekim zarar gören, zararını ispat yükü altında olmakla beraber hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Somut olayda zarara uğrayan davacı da basiretli tacir olup, zararının artmaması için etkili önlemleri alması gerektiği düşünüldüğünde, talep edebileceği gerçek zararının "araç mahrumiyet bedeli" hesabı için değinilen ilkelere göre hesaplanacak tutar kadar olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla hükme esas alınan bilirkişi ek raporu ile hesaplanan 42.500,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. İşin ticari niteliğine göre avans faize hükmedilmiş, bununla birlikte uyuşmazlığa konu alacağın likit olmadığı gözetilerek icra inkar tazminatı istemi yerinde görülmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Gölbaşı(...) İcra Dairesi'nin 2023/3190 Esas sayılı takibine davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile, takibin 42.500,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gereken 2.903,18 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta alınan 560,40 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 2.342,78 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 560,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 988,00 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 410,00 TL tebligat gideri, 10.750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.160,00 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 10.221,98 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 938,02 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalının karşıladığı 750,00 TL (bilirkişi ücreti) yargılama giderinin, haklılık oranına göre hesaplanan 63,04 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan 686,96 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 302,59 TL'sinin davacıdan, 3.297,41 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 42.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen kısım yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/03/2026

Katip ... E-imzalıdır

Hakim ... E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/122, K. 2026/179, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-122-e-2026-179-k-341e10ab7625