İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/5 E. 2026/118 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/5
- Karar No
- 2026/118
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/5 Esas KARAR NO : 2026/118
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/11/2019 KARAR TARİHİ : 23/09/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında "..." yapımına ilişkin olarak 07.09.2017 tarihinde "Alt Yüklenici Sözleşmesi"nin ve ek olarak 08.09.2017 tarihinde "Ek Alt Yüklenici Sözleşmesi"nin imzalanmış olduğunu, davacı şirketin ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile konkordato sürecine girdiğini, davalının davacıya ... 17.Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesini göndererek sözleşmeyi feshettiğini; ihtarnamede "Birtakım hususlarda davacının ihtar edildiği, ancak ihtarname gereklerinin yerine getirilmediğinin iddia edildiği, ekipman ve personelin sözleşmeye uygun olmadığını, davacının alt yüklenicisi olduğu projelerde işlerin aksadığı, işçi ve alt taşeron ödemelerinin durduğu, All Risk Sigorta primlerinin davalı tarafça ödendiği" açıklamalarına yer verilerek davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih ettiğini, feshin tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, işbu fesih nedeniyle maddi zararlarının doğduğunu; sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler, sözleşme konusu iş için yapılan giderler, personel maaş, SGK ve stopaj ödemeleri, fesihler ve ödenmeyen hakedişler sebebiyle muhatap oldukları ticari davalar ile iş davaları ve bu davalar için ödemeleri gerekecek tazminatlar ve faizleri ile huzurdaki bu davanın masraflarının, başlıca menfi zarar kalemleri olduğunu, davalı tarafın asıl fesih sebebinin müvekkili şirketin konkordato müracaatı yapmış olması olduğunu, davacı müvekkilinin tüm işi tamamlayacağı ve davalının da ne kadar komisyon alacağının kararlaştırılmış olduğunu, teminat mektuplarını veren davacı müvekkili şirket olduğundan bahse konu projenin kağıt üstünde davalının gibi gözüken ama aslında her zaman davacı müvekkilimin işi olduğunu, sözleşmeleri fesih edildiği için, hakedişlerden iade almaları gereken kesintilerini de alamamış olduklarını, hiçbir hakedişin ödenmemesinin davacının nakit akışını bozmuş olduğunu, davalının fesih ihtarnamesi davacı müvekkiline ulaştığında sözleşme süresinin sona ermesine bir yıldan daha uzun bir süre olduğu gibi programın da asla gerisinde kalmamış olduğunu, davalının iş programının gerisinde kalındığı ve işin aksatıldığı yönündeki iddialarının da tamamen gerçek dışı olduğunu, davalı tahsil ettiği halde müvekkiline hakediş ödemelerini yapmamış ve neticede sözleşmeyi feshederek müvekkilini telafisi imkansız zararlara uğratmış olduğunu, davalı tarafından tek taraflı haksız ve hukuka aykırı olarak feshinden kaynaklanan zararlarının, şimdilik asgari 200.000,00-TL. maddi tazminat ve 100.000,00-TL. manevi tazminat olmak üzere toplam 300.000,00-TL'lik kısmının, haksız fesih tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle, davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından "Kendisinin alt yüklenici olmadığı, sözde asıl işi alan firma olduğu" iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin davaya konu işleri ihalesine katılarak üstlendiğini, bu işin yapılması kapsamında alt yüklenici olarak davacı ile anlaşarak davaya konu sözleşmeleri imzaladıklarını, müvekkilinin işin tamamını davacıya vermeyip sadece bir kısmının yapılması konusunda anlaştıklarını, teminat mektubunun davacının kendi limitinden verilmesinin ise ticari bir durum olduğunu, İdare tarafından yazılan 10.10.2018 tarihli yazıda; '‘Şube Müdürlüğümüz sınırları dahilinde ... A.Ş.‘nin yüklenimi altında yapımı devam eden ... ve çevresi yerleşim yerleri içme suyu isale hattı işinde yüklenici firma (...) şantiyedeki çalışmalarını 16.08.2018 tarihinden itibaren durdurmuş, bu zamana kadar sahada herhangi bir imalat yapılmamıştır. Yüklenici firmanın iş programlarına ve sözleşme hükümlerine uymadığı görülmüştür" tespitlerine yer verildiğini, yazıda yüklenici firma hakkında (davalı müvekkil) gecikme cezasına ilişkin sözleşme ve yasa hükümlerine atıf yapılarak sorumluluğun müvekkil şirkette olduğunun vurgulandığını, bunun üzerine müvekkil tarafından davacıya 25.01.2018 tarihli yazı ile "Davacı şirketin taahhüt edilen şantiye kampının halen hazır olmadığı, yeterli personelin hâlâ müvekkil şirkete bildirilmediği, yeterli personel ve ekipmanın halen şantiye alanında olmadığı" belirtilerek bu eksikliklerin giderilmesinin istendiğini, davacının 387 gün boyunca işin toplamda % 60'lık bölümünü yapması gerekirken sadece %2,6 sı kadarını yaptığını, davacının işin en esaslı unsurlarından olan süre şartını açıkça ihlal ettiğini, bu nedenle durum davacıya ihtarname ile bildirilerek sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, feshin sözleşmede belirtilen usule de uygun olduğunu, Sözleşme'nin 14. Maddesinde "15 günden fazla gecikme halinde müvekkile bildirimsiz fesih hakkı" da tanınmış olduğunu, davacının sözleşmenin birden fazla hükmünü ihlal etmiş olduğunu, süreye uymamanın yanı sıra personel ve ekipmana dair hükümlere de uymamış olduğunu, davacının iş yaptırdığı veya malzeme tedarik ettiği 3. kişiler ve firmaların da ödemelerini yapmamış olduğunu ve bu ödemelerin müvekkil şirket tarafından yapılmak zorunda kaldığını, davacının sözleşme gereği vermesi gereken teminat mektubunu uyarılara rağmen vermemiş olduğunu, davacının sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle müvekkili şirketin onlarca icra takibine ve davaya maruz kalmış olduğunu, iddiaların aksine müvekkil şirketin davacıdan alacaklı olduğunu, davacının fesih nedeniyle tazminat ve menfi zararlarını talep etmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, haksız davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, sözleşmenin haksız feshine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalı ile aralarında 07.09.2017 tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesi ile 08.09.2017 tarihli Ek Alt Yüklenici Sözleşmesi bulunduğunu, davalı tarafından sözleşmelerin haksız feshi nedeniyle zarara uğradığını beyanla maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı, davayı kabul etmediklerini, sözleşmenin feshinin sözleşmede tarif edilen usule ve yasaya uygun olduğunu, davacının sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri ihlal ettiğini, edimini belirlenen sürede yerine getirmediğini, davacıya fesih ihtarı gönderildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkememizce toplanan deliller ve belgeler ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup; 16.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacının defterleri üzerinde yapılan incelemede; davacının davalıdan ... TL cari hesap alacağı olduğu, davalının defterleri üzerinde yapılan incelemede de davalının davacıya 1.548.156,72 TL cari hesap borcu olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu olaya ilişkin yapılan inceleme ve tespitler: Davacı ... Projesinin sözleşmesinin feshi nedeniyle 200.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. Davacının defterleri üzerinde yapılan incelemede; ... Projesine 1.647.868,75 TL harcadığı hesap edilmiştir. Söz konusu harcamaların sözleşmenin feshi sonrasında davacıya bir değer olarak kalmayanların toplamı 1.639.525.86 TL olarak hesap edilmiştir. Sonuç olarak sözleşmenin feshi sonrasi davacı zararı 1.639.525.,86 TL olarak hesap edilmiştir. Davacının maddi tazminat talebi 200.000.00 TL'dir. Davacının talep ettiği 100.000.,00 TL manevi tazminat hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu kanaatine varılmıştır. Aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 13.10.2021 tarihli bilirkişi ek raporu'nda; Tarafların defterleri üzerinden yapılan inceleme ve tespitler: Davacının defterleri üzerinde yapılan incelemede; Davacının davalıdan 2.393.179,21 TL cari hesap alacağı olduğu davalının defterleri üzerinde yapılan incelemede de; davalının davacıdan 1.502.863,70 TL cari hesap alacağı olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu olaya ilişkin yapılan inceleme ve tespitler: Davacının defterleri üzerinde yapılan incelemede; ... Projesine 1.647.868,75 TL harcadığı hesap edilmiştir. Söz konusu harcamaların sözleşmenin feshi sonrasında davacıya bir değer olarak kalmayanların toplamı 1.639.525,86 TL olarak hesap edilmiştir. Davacının yaptığı 1.639.525,86-TL harcama 1 ve 2 nolu hakedişe ilişkindir. 1 nolu hakedişe ait davacı tarafından düzenlenen fatura, davalıdaki cari hesabına eklenmiştir. 2 nolu hakedişe ait davacı tarafından düzenlenen fatura davalıdaki cari hesabına eklenmediğinden söz konusu faturaya ilişkin davacı maliyeti 1.066.592,72 TL olup, davacı zararı bu tutar olarak hesap edilmiştir. Davacının %5 hakediş kesintisine ilişkin tespitler: davacı her iki hakedişten sözleşme gereği dava dışı idare tarafından yapılan %5'lik hakediş kesintileri olan (22.705,62 + 44.269,59) 64.975,21-TL'nin davalının uhdesinde kaldığını iddia etmiştir. Sonuç olarak, sözleşmenin feshi sonrası davacı zararı 1.066.592,72 TL olarak hesap edilmiştir. Davacının talep ettiği 100.000.00-TL manevi tazminat hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu kanaatine varılmıştır. Raporun uyuşmazlığı çözümleyebilecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından mahkememizce oluşturulan yeni bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır. Bu bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 12.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda; Taraflar arasında 07.09.2017 tarihli adi yazılı şekilde Alt Yüklenici Sözleşmesi ve 08.09.2017 tarihli Ek Alt Yüklenici Sözleşmesi olduğu ve sözleşmelerin TBK m. 470 hükmünce “eser sözleşmesi” olduğu; buna göre davacı şirketin “yüklenici”, davalı şirketin ise “işsahibi” olduğu; davalı tarafından ... tarihinde ... 17. Noterliği’nden davacıya gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle davacının sözleşmeleri ihlal ettiğinin, bu sebeple de haklı gerekçeye dayanarak sözleşmenin feshedildiğinin beyan edildiği; dosya kapsamı incelendiğinde tek taraflı kullanılan “bozucu yenilik doğuran hakkın”, işbu ihtarnamenin davacıya(muhatabına) varmasıyla(tebliğ edilmesiyle) kullanıldığı ve haklı nedene dayanmak gerekmeksizin hüküm ve sonuç doğurduğu; davalının aynı çerçevede sözleşmeleri fesihte haklı olup olmadığı hususunda teknik açıdan değerlendirme yapıldığında: Sözleşme feshedilmeden önce davacının, davalı tarafından iş programını teslim etmeme ve iş programının gerisinde kalma hususlarında ihtar edilmiş olduğu; davalının idare ile imzalamış olduğu sözleşmeye bakıldığında 2017 yılı içerisinde işin %30'unun, 2018 yılı içerisinde işin 50 sinin tamamlanması gerektiği; ancak davacının 2018 yılına kadar işin sadece %5’lik kısmını tamamlamış olduğu; dolayısıyla davalının, davacının iş programının gerisinde kaldığı uyarısında haklı olduğu; bu hususta davacıya gönderilmiş olan ... 17. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine rağmen davacı tarafından yapılması gereken iş miktarının çok gerisinde kalındığı; hal böyle olmakla davalı tarafından sözleşmenin haklı neden dayalı olarak sonlandırılmasına sebebiyet veren davacıya kusur atfedilebileceği; davalının sözleşmeyi feshetmeye (sonlandırmaya) yönelik olarak ...tarihinde davacıya ... 17. Noterliği’nden gönderdiği .... yevmiye numaralı ihtarnamesinde belirttiği gerekçeler değerlendirildiğinde davalının sözleşmeyi feshetmesinde dayandırdığı gerekçelerin haklı olduğu, Davacının, eser imalatına ilişkin olarak davalı taraftan talep edebileceği hakediş miktarının - 1 nolu hakedişte: 437.534,47-TL - 2 nolu hakedişte: 814.529,58-TL olmak üzere toplamda 1.252.064,05TL. olduğu; Her ne kadar davacı tarafından dava dilekçesinde davalı tarafından hakedişlerin tam olarak ödenmediği iddia edilmiş olsa da davanın alacak davası olmadığı-tazminat davası olduğu; dava dilekçesinin “sonuç” kısmında davacının “davalı tarafından tek taraflı haksız ve hukuka aykırı olarak feshinden kaynaklanan zararları açısından maddi tazminat ödenmesini talep ettiği; ancak dosya kapsamı incelendiğinde davacının maddi zararının tespit edilemediği, kaldı ki davalının da sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği; davacının davalının sözleşmeyi feshetmesinde haklı sebebe dayanması sebebiyle manevi zarara uğramadığı, TMK m. 4 hükmü gereğince Sayın Mahkeme’ye ait olduğu; dosya kapsamı incelendiğinde davacının maddi zararının tespit edilemediği, kaldı ki davalının da sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği; takdirin, Sayın Mahkeme’ye ait olduğu kanaatine varılmıştır. Aynı bilirkişi heyetinden aldırılan 12.12.2023 tarihli bilirkişi ek raporu'nda: davalının feshe ilişkin keşide ettiği ihtarnamelerde dayandırdığı gerekçelerde haklı olduğu, diğer taraftan huzurdaki davada davacının talebinin fatura / açık hasep alacak değil maddi tazminat talebi olduğu, davalı yönünden de bu davaya karşı ikame edilen karşı bir dava, ya da başka bir birleşen davada alacak talebinde bulunmadığı, kaldı ki aksi seçenekte davacının iddia ettiği zararının tespit edilemediği, KÖK raporda ve ek raporda teknik heyet üyemiz tarafından davacının talep edebileceği şeklinde yapılan hesaplamaların davanın konusu bakımından davacının talep edebileceği alacak olmadığı mütalaa edilmiştir. Mahkememizce aldırılan iki ayrı bilirkişi heyeti raporu arasında kısmen de olsa çelişkiler görülmesi üzerine çelişkilerin giderilmesi için yeni bilirkişi heyetinden bağdaştırıcı rapor aldırılmıştır. Bu bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 26.11.2025 tarihli bilirkişi raporunda; Mali incelemeye göre davacı yanın ticari defterlerinde, 2.393.179,21 TL cari hesap alacağının göründüğü, davalı yanın ise ticari defterlerinde davacı yandan 1.502.863,70 TL alacağının göründüğü, taraflar arasında uyuşmazlığın cari hesap veya fatura alacağına dayanmadığı, davacı tarafın sözleşmenin feshi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmiş olduğu, teknik incelemede davacının işin gerisinde kaldığının değerlendirildiği, TBK m. 473/I uyarınca davacı tarafın işi zamanında başlamaması ve işin çok küçük bir kısmını ifa etmiş olması nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedilmiş olduğu, haklı nedenle fesih halinde ise, feshe sebep olan tarafın sözleşmenin feshi nedeniyle uğradığı zararı talep etmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. Rapora itiraz üzerine aldırılan 14.05.2026 tarihli bilirkişi ek raporu'nda; Kök rapordaki değerlendirmelerin geçerli olduğu tekrar edilmiştir. Yukarıda özetlenen tüm deliller ve yapılan yargılama sonucunda; davacı ile davalı arasında 07.09.2017 tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesi ile 08.09.2017 tarihli Ek Alt Yüklenici Sözleşmesi bulunduğu, davalının ... 17. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı iddianamesi ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, davacının işbu dava ile sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmin edilmesini talep ettiği, mahkememizce aldırılan 12.03.2023 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 26.11.2025 tarihli bilirkişi kurulu raporlarında da tespit edildiği üzere, "Sözleşme feshedilmeden önce davacının davalı tarafından iş programına göre teslim etmeme ve iş programının gerisinde kalmış olma hususlarında ihtar edilmiş olduğu, davalının dava dışı idare ile imzalamış olduğu sözleşmeye bakıldığında 2017 yılı içerisinde işin %30'unun 2018 yılı içerisinde %50'sinin tamamlanması gerektiği, ancak davacının 2018 yılında işin sadece %5'lik kısmını tamamlamış olduğu, buna göre davacının iş programının gerisinde kaldığı, davacının davalı tarafından sözleşmenin haklı nedene dayalı olarak sonlandırılmasına sebebiyet verdiği" anlaşıldığından davaya konu sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması nedeniyle davacının "Sözleşmenin haksız feshine dayalı" olarak talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM; Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar harcından dava açılırken yatırılan 5.123,25-TL peşin harç ve 22.876,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 27.999,25-TL harcın düşürülmesi ile fazla kalan 27.267,25-TL harcın dosyanın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 12.540,00-TL yargılama giderinin (tebligat, müzekkere, KEP ve bilirkişi ücreti) davacıdan alınması ile davalıya verilmesine, 5-Maddi tazminat yönünden davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca 247.533,62-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınması ile kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, 6-Manevi tazminat yönünden davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınması ile kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, 7-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca arabulucuk ücreti olan 1.320,00-TL'nin davacıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 8-Kullanılmayan yargılama gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince(5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize verilecek veya başka bir Mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/09/2026
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır