İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/119 E. 2024/540 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/119
Karar No
2024/540
Karar Tarihi

T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/119 Esas - 2024/540 T. C. A N K A R A ASLİYE 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR

ESAS NO : 2024/119 KARAR NO : 2024/540

DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/02/2024 KARAR TARİHİ : 03/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin.... ..... .... sayılı fatura düzenlendiği, müvekkil şirketin aracın satışına ilişkin yetkili bayi ile yaptığı görüşmede satış fiyatının "rayiç bedelin altında, oldukça uygun fiyat ve yakında fiyat artışı olacağı" şeklinde açıklama yapılarak ÖTV ve KDV dahil araç fiyatının 2.495.980,01 TL olduğu kendisine bildirildiği, müvekkilinin söz konusu meblağı ödeyerek aracı satın aldığı, müvekkilinin aracı satın almasında 3 ay sonra 29/11/2023 tarihinde dava dışı Serdar Menteş tarafından yetkili bayiden aynı araç için fiyat teklifi alındığı, davalı şirket ... Otomotiv'in düzenlediği 29/11/2023 tarihli proforma faturada araç bedelinin ÖTV ve KDV dahil 1.990.880,00 TL olarak belirlenlendiği, davalı şirketlerin istikrarsız ve haksız satış fiyat farklılıkları ile müvekkili yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu ve rayiç bedelinin 505.000,00 TL üzerinde bedel alarak araç satımı gerçekleştirdiğini ve müvekkilini fahiş fiyat farkı sebebi ile zarar uğrattığını, tüm bu sebepler ile fazlaya dair tüm dava, talep ve ıslah haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL'sinin davalı şirketlerden arabuluculuk son tutanak tarihi olan 15/01/2024 tarihinden başlayacak ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, yargılama ve vekalet ücretinin davalı şirketler üzerinde bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... .... .... . Ltd. Şti. ve Davalı ... Uluslararası Tic. Oto. İnş.Teks.ve Day.Tük.Mad.Ltd.Şti. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu ettiği 2.495.980,01 TL olarak satışı yapılan araç fiyatının 3 ay sonra başka bir müşteri için aynı araç hakkında verilen 1.990.880,00 TL fiyat teklifi arasındaki oluşan 505.100,01 TL fiyat farkının istikrarsız ve haksız satış fiyat farklılığı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, her üründe olduğu gibi araç satışlarında da tavsiye edilen anahtar teslimi satış fiyatı üzerinden indirime gidildiğini, bu uygulamanın ticari hayatın ve uygulamanın bilinen bir parçası olduğu, özellikle araç satışlarında yılın son aylarında kampanya ve indirimlerin gerçekleştiğini, bu durumun bir çok firma tarafından uygulandığını, fiyatların yükselmesi ile satıcının aradaki farkı müşterisinden talep edemeyeceği gibi müşterininde düşen fiyat nedeniyle oluşan farkı talep edemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği müvekkil şirket çalışanlarının "fiyatların artacağı" konusunda ki söylemlerinin gerçek dışı olduğunu, davacının haksız davasına gerçek bulmak için bu iddiayı ortaya attığını, tüm bu sebepler ile haksız davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. ... Dış Tic. Kim. Ür. Oto. Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne, ... Uluslararası Tic. Oto. İnş.Teks.ve Day.Tük.Mad.Ltd.Şti.'ne müzekkereler yazıldığı görüldü. Dava, davacının davalılarca temin edilen ve satışı yapılan aracın alımından ötürü oluştuğu bildirilen zararın davalılardan tahsili istemlidir. Müzekkere cevapları, tarafların yazılı beyanları ile getirtilmesi gerekli tüm deliller dosyaya celp edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin yetkili bayi olan davalıdan aldığı araç sebebiyle davalıların TTK'nın 23 ve 55. maddeleri ile TBK'nın 219. maddesi hükümlerine aykırı davrandığından aracı satan ve ithal eden davalıların oluşan zarardan sorumlu tutulmaları gerektiğini belirterek, zararının davalılardan tahsilini talep etmiştir. TTK'nın 23. maddesinde tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirtilmiştir. Davacının almış olduğu araca ilişkin ayıp yahut davalıların temerrüde düştüğüne ilişkin bir somut belge ve delil olmadığından TTK md. 23 ile TBK'nın satım sözleşmesindeki ayıba ilişkin hükümlere dayalı davacının talebi yerinde görülmemiştir. Davacı TTK'nın 55. maddesinde Haksız Rekabet üst başlığı altında davalıların ''dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar'' gerçekleştirdiğinden bahisle zararının tazminini talep etmiştir. Bilindiği üzere haksız rekabet, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 6762 sayılı eski TTK'nin aksine yeni TTK'da haksız rekabetin tanımı yapılmamıştır. Yeni TTK m. 54 f.2'de "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." biçiminde haksız rekabet oluşturan fiiller genel olarak belirtilmiştir. TTK md, 54 haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin amacını belirlemektedir. Buna göre, haksız rekabete ilişkin hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Bu çerçevede tüm haksız rekabete ilişkin kurallar, üzerine yapılandırıldığı iki taşıyıcı kolon içermektedir. Birinci kolon, bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması gerekliliğini ifade etmektedir. Bu kolon bir taraftan, “bütün katılanlar” kavramı, diğer taraftan da, dürüst ve bozulmamış rekabet kurumu ile tanımlanmaktadır. İkinci kolon olan dürüst davranma kuralı ise artık haksız rekabetin tanınmasında (teşhisinde) belirleyicidir. Hukuka uygun ve bozulmamış rekabet ortamında tüm katılanlar piyasanın tüm aktörlerinin dürüst davranış kurallarına göre hareket edeceğine güvenir ve güvenmek hakkını haizdir. Dürüstlük kuralını ihlal eden bu güvene aykırı hareket edilmiş olur. Bu da haksız rekabet oluşturur (TTK Gerekçe, md. 54), Genel ilke (TTK m.54/1I) çerçevesinde, haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için: Ticari nitelik taşıyan bir davranış veya uygulama mevcut olmalıdır, bu davranış veya uygulama aldatıcı veya diğer bir şekilde dürüstlük kuralına aykırı olmalıdır ve rakipler arasındaki veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkiler etkilenmelidir (taraflar arasında rekabet ilişkisi zorunlu değildir). Görüldüğü üzere TTK m.54/2'de haksız rekabete ilişkin genel ilke tespit edilirken: failin yarar sağlamış olması veya failin kusurlu olması ya da haksız rekabete uğrayan kişinin zarar görmüş olması aranmamıştır. Buna karşılık tespit, men (sona erdirme ve önleme) ve eski hale iade davalarından farklı olarak, tazminat davasında haksız rekabeti gerçekleştiren kişinin kusurlu olmasının bir şart olarak aranması gerekmektedir.

Somut olayda, davalı araç satışını yapan yetkili bayinin araç satımı için belirlediği fiyat politikasının mevzuat uyarınca devlet tarafından alınan/belirlenen vergi, araçtaki stok durumu, kampanya yapılması, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik/piyasa koşullar gibi bir çok sebeplere bağlı olarak değişkenlik gösterebileceği, bu durumlardan ötürü belirli dönemler içerisinde araç fiyatının değişebileceği, araç için fiyat belirlenmesine ilişkin ticari nitelikteki bir davranış veya uygulamanın aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı olduğundan bahsedilemeyeceği, davalının sonrasında araca ilişkin olarak davacıya “tavsiye niteliğinde” bir fiyat sunmasının kural olarak rekabet hukukuna aykırı olmadığı, zira “tavsiye niteliğinde” olan bu fiyat uygulamasının davacıya zorla dayatıldığına yahut uygulandığına ilişkin bir iddia da bulunmadığı, davacının TTK md. 18/2 uyarınca yukarıda sayılan hususları bilerek ve basiretli şekilde davranarak hareket etme zorunluluğu olduğu, tacir olan davacının müzakere ederek, bilerek ve isteyerek girdiği hukuki bir ilişki sonrasında sözleşmenin ortadan kaldırılmasını yahut hüküm ve sonuçlarının uygulanmasını gerektirir bir neden göstermeksizin bunu “hukuka aykırı” olarak nitelemesinin kabul edilemeyeceği ve basiretli tacir ilkesi ile de bağdaşmayacağı anlaşıldığından yerinde olmayan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 1.000,00 TL üzerinden takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/10/2024

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/119, K. 2024/540, T. 04.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-119-e-2024-540-k-3f24dde1e4b3