Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1086 E. 2024/1873 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1086
Karar No
2024/1873
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1086

KARAR NO:2024/1873

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİH:23/03/2022

NUMARASI:2020/8 Esas - 2022/244 Karar

DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:28/11/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ...'nün 12.07.2016 tarihinden itibaren müvekkili olan şirket nezdinde belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalayarak servis uzman yardımcısı pozisyonunda çalıştığını, imzalanan iş sözleşmesinin içeriğinde yer alan rekabet etmeme ve diğer şartlar başlığı altındaki yükümlülüklerine, sözleşme eklerinde yer alan kısıtlayıcı hükümler ve elektronik iletişim talimatı hükümlerine aykırı davranarak haksız rekabet ve gizlilik yükümlülüklerine aykırı teşkil eden faaliyetler ve müvekkili şirketin ticari sırlarını kendi lehine kullandığını bu sebeplerle müvekkili olan şirketin iş akdine son verdiğini, davalı ...'nün eşi ... namına ... ile aynı alanda iştigal eden.... ŞTİ. ünvanıyla müvekkili şirket ile aynı alanda hizmet sunun rakip bir şirket kurduğunu ve kurdukları şirkette müvekkili şirketin eski bir çalışanı olan ...'yı istihdam ettiğini, müvekkili şirketin birkaç müşterisinin müvekkili şirketin çalışanları tarafından başka bir şirket adına teklif aldıklarını sözlü olarak müvekkili şirkete aktardıklarını, müvekkilince yapılan araştırma ve incelemelerde davalılardan ...’nün eşi ... adına 02.05.2019 tarihinde “.... ŞTİ.” ticari unvanıyla müvekkili şirkete rakip bir şirket kurulduğunu, müvekkili şirketin eski çalışanlarından ...’nın da bu şirket bünyesinde çalıştığını ve bu şirketin müvekkili şirketin faaliyet alanıyla birebir örtüştüğünü, buradan yola çıkarak da müvekkili şirketin vesilesiyle tanınmış olan bir takım müşterilere ... adıyla teklifler verildiğinin tespit edildiğini, davalı ...'ye bu durumun sorulması üzerine şirketin kendileri ile ilgili bir bağlantılarının olmadığını, ... isimli şahıs tarafından geçici süre için eşi adına kurulduğunu beyan ettiğini, Beyoğlu.. Noterliğinin 25.07.2019 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ...'nün iş akdinin 4857 İş Kanunu 25. maddesinin 2. fıkrası uyarınca feshedildiğini, davalı ...'nün, Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi ve bu sözleşmenin ekleri olan “Elektronik İletişim Talimatı” ile “Kısıtlayıcı Hükümler” adlı ekleri gereği müvekkili şirketin ticari sırlarını haksız rekabet yaratmayacağına ilişkin taahhütte bulunmasına rağmen işbu hükümlere aykırı davrandığını, davalı ...'nün personel ve müşteri teşvik etmeme yükümlülüğü de varken kendisi bu yükümlülüğünü de ihlal ettiğini, davalının bu hükümleri ihlal etmenin yanında, kendisi ya da birinci derece yakınlarının bu yönde bir faaliyeti olduğunda müvekkili şirketin etik politikası gereği bildirimde bulunması gerekirken, şirkete herhangi bir bilgi vermediğini ve hatta bu yönde bir durum mevcut olmadığı şeklinde beyanda bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından her yıl tüm çalışanlara bu yönde bir sorgu yapıldığını ve çalışanlardan beyanda bulunmaları rica edildiğini, davalı ... tarafından hiçbir birinci derece yakını tarafından bu sektörde bir faaliyette bulunulmadığına dair beyanda bulunulduğunu, müvekkili şirket politikası gereği, ...’nün kullanımına vermiş olduğu iş bilgisayarı ve iş telefonunun hukuka, ahlaka, iyi niyete ve tahsis edilen kullanım amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı; müvekkili şirketi zarara uğratmaya yönelik faaliyetlere, kötü niyetli ve/veya sözleşmeye ve yukarıda atıfta bulunulun taahhütlerden herhangi birine aykırı olarak bir faaliyet yürütülüp yürütülmediğinin tespit edilmesine yönelik olarak ...’ye bir bilgilendirme metni sunup imzalatarak ... tarafından kullanılan iş bilgisayarı ve iş telefonunu teslim alındığını, bu cihazlarda yapılan teknik incelemelerde çok sayıda bulguya rastlanıldığını beyanla, haksız rekabetin tespitine, haksız rekabetin önlenmesi (men’i) ile haksız rekabet teşkil eden faaliyetlerin durdurulmasına, hükmün ilanına, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, hükmedilen tazminat tutarına her bir zarar verici eylemin vuku bulduğu tarihten itibaren ticari faiz işletilmesine, tutarın davalılardan müteselsilen tahsiline, belirsiz süreli iş sözleşmesi ve/veya ekleri hükümlerinin ihlali nedeniyle davalı ... tarafından müvekkili şirkete brüt 5.674,00TLx26 = Brüt 147.524,00 TL tutarında cezai şart ödemesi yapılmasına hükmedilmesine, davalı ... tarafından Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi ve ekleri hükümlerine aykırı davranılması nedeniyle müvekkili şirket tarafından uğranılan zararların cezai şart tutarını aşması halinde, cezai şart tutarını aşan zararların tazmin edilmesine hükmedilmesine, HMK m. 107/f. 1 hükmü gereğince bilirkişi raporundan sonra ıslaha gerek kalmaksızın harcı ödenmek suretiyle nihai miktarına kadar artırılmak kaydıyla şimdilik 10.000TL tutarındaki maddi tazminata, tazminat tutarına her bir zarar verici eylemin vuku bulduğu tarihten itibaren ticari faiz işletilmesine, tutarın davalılardan müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, davalı ...’nün şirkette çalıştığı dönemde iş sözleşmesinin haksız rekabet ve gizlilik yükümlülüklerine aykırı davrandığını iddia ettiğini, İş Kanunu ve Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere bu davanın, iş sözleşmesi devam ederken rekabet ihlali olduğu iddia edildiği için İş Mahkemelerinde açılması gerektiğini, davalının adresi Ataşehir olup yine bu davada yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davalı ...'nün mühendis olduğunu 12.07.2016-25.07.2019 tarihleri arasında davacı şirkette servis uzmanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ve bu süreçte müvekkiline baskı ve tehdit ile kendisine dava dilekçesinde belirtilen bir kısım evrakların zorla imzalattırıldığını, dava dilekçesinde dava konusu taleplere dayanak olarak bahsedilen ve müvekkilinin rekabet etmeme, gizlilik taahhüdünü ihlal ve personel ve müşteri teşvik etmeme yükümlülüklerini ihlal ettiğine ilişkin iddiaların tutarsız, gerçek dışı ve kötüniyetli oluşturulmuş senaryolardan ileriye gidemediğini beyanla, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/03/2022 tarih ve 2020/8 Esas - 2022/244 Karar sayılı kararında; "....Davacı, davalıların TTK m. 55/(l)-c,2 hükmüne aykırı davranarak, iş ürünlerinin eski çalışanı ... tarafından yetkisiz bir şekilde ... ve ...'e tevdi edildiğini ve söz konusu iş ürünlerinin ... uhdesinde kullanıldığını iddia ettiği, davacının teklif formatı, servis ve bakım sözleşmesi ile davalı...'in kullandığı teklif formatı, servis ve bakım sözleşmesinin benzerlik içerdiği ancak davalıların söz konusu benzerlik iddiasına karşı, asansör bakım hizmeti veren şirketlerin sözleşme ve teklif metinlerinin ilgili sektörde genel olarak benzer olduğunu, bu tip belge ve sözleşmelerin fikri mülkiyete sahip olamayacağını savunduğu, herkes tarafından erişilebilen, yaygın olarak bilinen ürünlerin iş ürünü olarak nitelenmesinin mümkün olmadığı, nitekim bilirkişi heyetinde yer alan teknik bilirkişi ... tarafından yapılan inceleme neticesinde, asansör sektöründe faaliyet gösteren firmaların benzer işleri yapmaları ve aynı hizmeti sunmaları nedeniyle, gerek teklif formlarının gerekse aylık asansör bakım sözleşmelerinin benzerlik göstermesinin olağan ve çok sık rastlanan bir durum olduğunun tespit edildiği, bu sebeple huzurdaki dava bakımından haksız rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, ''-Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından çalışanlarından ...'nün eşi ... ve çalışan ve eşinin beraber kurduğu .... Şti'ye yönelik haksız rekabet yasağına uygun hareket edilmediğinden bahisle 03.01.2020 tarihli tazminat talepli haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası açıldığını, İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/8 E. 23.06.2021 Tarih 8 Celse numaralı duruşmasında davalılardan ...hakkında açılan dava tefrik edildiğini, diğer davalılar yönünden yargılamanın devamına karar verildiğini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 23.03.2022 tarih 2020/8 E. 2022/244 K. Sayılı numarasıyla davaya konu belgelerin iş ürünü olarak değerlendirilemeyeceğini, TTK 55/1-c,2 hükümlerine aykırı davranılmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, mahkeme gerekçeli kararında TTK 55/1-c,2 hükümlerine aykırı olarak iş ürünlerinin eski çalışan ... tarafından yetkisiz şekilde ve ayırt edilemeyecek derece benzer minvalde ... ve ... şirketi tarafından kullanıldığını, müvekkil şirketin müşterilerine teklifler sunulduğuna ilişkin beyanlarının hukuka aykırı gerekçe ve eksik inceleme neticesinde reddedildiğini ve kullanılan asansör bakım formları, teklifler ve sözleşmelerin herkes tarafından erişilebilen yaygın olarak bilinen ürün olduğundan bahisle iş ürünü olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını ve haksız rekabetin bulunmadığı kanaatine varıldığını, mahkeme haksız rekabet şartlarının oluşup oluşmadığına TTK 55. Maddesinde belirtilen tüm haller değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken sadece TTK 55/1-c yönünden eksik inceleme yaparak karar vermesinin hatalı olduğunu,TIK 55/1c;“1.Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak, kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak, hükmü gereği müvekkili şirkete ait teklif formları, sözleşme ve bakım formlarının davalı ... şirketince adeta kopyalanarak ayırt edilemeyecek derecede benzerinin oluşturulduğu ve yetkisiz şekilde kullanılarak TTK 55/1-c hükmüne aykırı davranıldığının açık olduğunu, dosya kapsamında alınan 28.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda da söz konusu durum “(.) her iki firmanın müşterilerine gönderdiği asansör bakım teklif formunun sayfa düzenlerinin ve excel tablosunun birbiriyle benzerlik gösterdiği, sözleşmelerin içeriği incelendiğinde sözleşme konu başlıklarının dizilim ve sırasının benzerlik göstermekte olduğu, sözleşme konu başlıklarının içeriğindeki cümlelerin benzer anlamları ve manaları taşıdığı (..) ” şeklinde ifade edilerek iddialarını desteklendiğini, İş ürünü madde metninde açıkça ifade edilmediğini, ancak teklif, plan, hesap gibi diyerek geniş bir yorumla emek yoluyla ortaya konan şeylerin iş ürünü olarak kabul edilebileceği doktri şeklinde olduğunu, “Bu hüküm kapsamında korunmakta olan iş ürünü ise madde metninde tanımlanmamış; teklif, hesap, plan belirtilmek suretiyle örneklendirme yapıldığını, burada iş ürünü kavramından anlaşılması gerekenin, fikri Mülkiyet hukukuna ilişkin özel düzenlemeler ile korunmayan ve fakat emek sarf edilerek çalışılarak hazırlanmış ve meydana getirilmiş ürünler olduğunu, (Nomer Ertan, Haksız Rekabet Hukuku, 2016, s.318). tüm açıklamalar göstermektedir ki iş ürünü fikri mülkiyete kapsamında korunmayan ancak emek sarf edilerek oluşturulmuş ürünler olduğunu, müvekkiline ait teklif formları ve sözleşmeler ciddi emek sarf edilerek oluşturulan, uzun süre üzerinde çalışılarak son halini alan ürünler olduğunu, dolayısıyla iş ürünü olduğu ortadayken Sayın Mahkemece, kullanılan malzemelerin fikri mülkiyete sahip olmadığından bahisle iş ürünü olarak kabulünün mümkün olmayacağını ve bu yüzden TTK 55/1-0.2 hükümlerinin şartlarının oluşmadığı yönündeki değerlendirmelerinin kabul edilemez olduğunu, TTK 55/1-b yönünden inceleme yapılmadan sadece iş ürünü olmadığından bahisle oluşturulan bilirkişi raporunun hükme esas alınması ve müvekkiline ait sözleşme ve teklif formlarının iş ürünü olarak değerlendirilmemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Yargılama sırasında defalarca belirttiği üzere haksız rekabet iddiasının tek dayanağının sözleşme ve teklif formlarındaki benzerlik olmadığını, iddialarının tamamı değerlendirilmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkili şirkete ait üretim ve iş sırları ele geçirilerek faaliyette bulunulduğundan TTK 55/1-b,3 fıkrasına yönelik; “3.İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmenin, hususunun gerçekleştiği izahtan vareste olduğunu, Davalılardan tefrik edilerek ayrılmış olan davalı ...'nün eşi ... eşi vasıtasıyla müvekkili şirkete ait sırları, müvekkilinin müşterilerini, çalışma yöntemini, iş ürünlerini vs. pek çok hususu öğrendiğini, müvekkili şirketin müşterilerine daha uygun teklifler sunarak kendilerine avantaj sağladığını, müvekkil şirket müşterisi ... Yönetimine yeni dönem için teklif sunduğunu ancak işbirliğinin gayet iyi gittiğ...Yönetimi'ne Beyoğlu ... Noterliği 09.08.2019 T. .. Yevmiye numarasıyla taraflar arasındaki 05.02.2013 tarihli Asansör Bakım Sözleşmesi'nin ihlal edildiği ve söz konusu ihlale derhal son verilmesinin ihtar edildiğini, (£A-Beyoğlu...Noterliği 09.08.2019 T. ... Yevmiye Numaralı) Yine Müvekkilinin müşterisi konumunda ... 'ya yönelik ... Şti. logolu teklif vermeye hazır halde formlar tefrik edilmiş davalı ...'nün davalı ...'nün eşinin müvekkili şirket bünyesinde çalıştığını dönemlerde şirkete ait bilgisayarında yapılan incelemelerde ele geçirildiğini, Tanık beyanlarıyla da Müvekkili şirkete ait sırların davalılarca tefrik edilen davalı eş ... tarafından temin edildiğinin ortaya çıktığını, verilen bilgilerle müvekkiline oranla daha düşük teklifler sunulduğunu, müvekkilinin sözleşme yapmasının önüne geçildiğinin çok açık olduğunu, doktrinde de ifade edildiği üzere haksız rekabet 55/1-b,3 şartı sağlandığını, müvekkili şirkete yönelik ihlal oluştuğunu, doktrinde şu hususların ihlale yeteceği belirlendiğini, “ Özel üretim mahsulleri, müşteri adres ve telefon bilgileri, müşterilere yapılmış olan tüm satışlar, müşterilere özel hazırlanmış özel tercih ve taleplerini gösteren çizelgeler ve bilgiler, (..) (Nomer Ertan, Haksız Rekabet Hukuku, 2016, s.299) Ticari sır bağımsız ekonomik bir değeri olan, sahibinin gizli kalmasını istediği her türlü bilgi olduğunu, bu tanımlamanın en önemli unsuru toplumun bilgisi dahilinde olmaması ve ilgili alanda rakip firmalarca bilinmemesi gerektiğini, müvekkili şirketin müşterilerine ait bilgilerin gizli kalmamasını istemesinin hayatın olağan akışında değerlendirilemeyeceğini, Tefrik edilen davalı eski çalışan ...'nün bilgisayarında ... logolu sunulmaya hazır teklif formlarının bulunması bu formların ... tarafından kullanılması dahi haksız rekabetin ihlal şartlarının oluştuğuna delalet ettiğini, mahkeme ekinde sunulan teklif formları ve bakım formları müvekkili şirkete ait iş ürünü olan bakım formlarıyla birebir aynı olduğunu, herhangi bir bilgisi olmayan ...'nün hayatını ev hanımı olarak sürdürmekteyken son derece teknik bilgilerin olduğu sözleşme detaylarını belirleyebilmesinin tüm bunların üzerine yabancısı olduğu piyasaya göre teklifler sunabilmesinin hayatın olağan akışında değerlendirilemeyeceğini,Davalı ...'nün müvekkilinin eski çalışanı olan eşi ...aracılığıyla bilgileri elde ettiğini ve bu bilgilerle haksız kazanç sağladığının izahtan vareste olduğunu, müvekkili şirkette çalışan ...'nün müvekkiline ait müşteri sırlarına vakıfken ... firması logolu sözleşme evraklarına şirket bilgisayarında ve maillerinde rastlanılması dahi TTK 55/1- b.33 ve 55/c.2hükmünün vuku bulduğunu ispatladığını,TIK 54/2; “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu, “hükmünün iddialarımız doğrultusunda uygulanması gerektiğini, Davalıların Müvekkilinin iş yaptığı şirketlere daha düşük teklifler götürerek dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, bu hususun tanık beyanlarıyla da doğrulandığını, dolayısıyla davalıların fiillerinin TTK m.54 kapsamında da değerlendirilmesi gerektiğini, İleri sürerek; Eksik ve yetersiz inceleme yapılarak verilen İstanbul 15.ATM 2020/8 E. 2022/244 K. sayılı kararının kaldırılarak haklı davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağı hükmüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı ceza şart alacağı ve haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesi ile, Haksız rekabetin tespiti, haksız rekabetin önlenmesi ile haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat tazminat talebi yanında davalı ...'nün hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağı hükmüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı bu davalıdan ayrıca ceza-i şart alacak talebinde de bulunduğu,mahkemece, 23/06/2021 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı uyarınca; Davacı tarafından davalı ... hakkında açılan davanın tefriki ile yeni esasa kaydına yeni esas üzerinden yargılamanın yürütülmesine, diğer davalılar yönünden uyuşmazlık konusunda bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir. Davacı vekili mahkemece hükme esas alınan ek bilirkişi raporuna karşı verdiği itirazlarını içerir beyan dilekçesinde; Huzurdaki davaya konu olayda, davalıların davacı müvekkiline ait sözleşme ve teklif formlarını, müşteri bilgilerini müvekkilinin eski çalışanı ...'den alarak hukuka aykırı bir biçimde kullanıp haksız kazanç elde ettiklerini, davacıya ait sözleşme ve bakım formları neredeyse birebir kopyalanmış olup bu sözleşme ve teklif formlarıyla davacının müşterilerine, sözleşme yapılması planlanan şirketlere daha düşük fiyattan teklif sunularak müvekkili ile sözleşme yapılmasının engellendiğini, bu durumun ise TTK m. 55/1 (b),3 ve TTK m. 55/1 (c),2 maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, İtiraza konu bilirkişi raporunda ise yalnızca TTK m. 55/1 (c).2 hükmünün şartlarının somut uyuşmazlık bakımından gerçekleşip gerçekleşmediği hakkında bir değerlendirme yapıldığını belirterek yeni bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir. Mahkemece 23/03/2022 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca; Alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazının reddine karar verildiği halde mahkemece verilen hüküm gerekçesinde davacı vekilin bilirkişi raporuna karşı verdiği beyan dilekçesindeki itirazların tartışılıp değerlendirilmediği ve davacı vekilinin bu itirazları istinaf sebebi olarak da ileri sürdüğü görülmüştür.Bununla birlikte 6100 sayılı HMK’nın 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler.(Yargıtay 11. HD 2019/3137 Esas 2020/3699 Karar) Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da kanun yolu incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.Mahkemece, hakkındaki dava tefrik edilmeyen davalılara ilişkin davacı iddiasının neler olduğunun duraksamaya yol açmayacak şekilde tespit edildikten sonra davacı vekilin bilirkişi raporuna karşı verdiği beyan dilekçesindeki itirazlar ile dava dilekçesinde haksız rekabet oluşturduğu iddia olunan eylemlerin her birinin ayrı ayrı haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının tartışılıp değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.Ayrıca ceza mahkemesinin maddi vakıa tespitleri hukuk hakimini bağladığı gibi, ceza hakiminin mahkumiyet kararı da hukuk hakimini bağlayacağından ceza soruşturma dosyasının akıbetinin sorulup getirtilip incelenmek suretiyle bekletici mesele yapılıp yapılmayacağına ilişkin değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Bu durumda mahkemece, hakkında tefrik kararı verilen ... hakkındaki davanın akıbetinin sorulup tefrik edilen davanın eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılması gerekmektedir. Ayrıca davacı vekilinin bildirdiği İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/225724 Sor. No’lu dosyasının akıbetinin sorulup bu dosyanın getirtilip incelendikten sonra bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı konusunda karar verilerek yukarıda açıklandığı üzere hakkındaki dava tefrik edilmeyen davalılara ilişkin davacı iddialarının neler olduğunun duraksamaya yol açmayacak şekilde tespit edilip aralarında mali müşavir bilirkişininde bulunduğu heyetten davacı ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile sicil kayıtları da inceletilerek davacı tarafın her bir haksız rekabet oluşturduğu ileri sürülen iddiaların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının portföyünde bulunup, davalı ile çalışmaya başlayan firma, müşteri olup olmadığı, bundan kaynaklı davacının zararının oluşup oluşmadığının somut veriye dayalı şekilde tespit edilmesi ve davacı tarafın bilirkişi ek raporuna karşı verdiği beyan dilekçesindeki itirazlarda değerlendirildikten sonra istinaf denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2022 tarih ve 2020/8 Esas - 2022/244 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1086, K. 2024/1873, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1086-e-2024-1873-k-7819dbce14a4