Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2022/1096 E. 2024/1874 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1096
- Karar No
- 2024/1874
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1096
KARAR NO:2024/1874
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİH:23/03/2022
NUMARASI:2020/564 Esas -2022/195Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Mümessillik Kaynaklı)
KARAR TARİHİ:28/11/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin şimdiki yetkilisi ..., Afganistan vatandaşı olduğunu, türkçeyi iyi derecede bilmediğini, 2016 yılında Türkiye’ye gelen ..., Türkiye'de davalı/borçlu ... ile tanışarak ... Şti. isimli şirketi kurduğunu, şirketin % 50 hissesi ..., %40 hissesi bu kişinin eşi ,%10 hissesi de davalı/borçlu ... adına yapıldığını, davalı/borçlu ... ,müvekkil şirketin ortağı ...'ya kendisinin Afganistan’a gidiş dönüş dönemlerinde şirket işlerinin aksamaması için yalnızca basit işleri yürütmek adına imza yetkisi istediğini söyleyerek bu şirket yetkilisini/ortağını kandırdığıını ve şirket temsil yetkisini alarak, ticaret sicil müdürlüğüne kaydettirdiğini, Müvekkili şirket ortağı davalıya sınırlı yetki verdiğini zannetmiş ise de davalıya şirketi temsilde tam yetki verdiğini şirket adına olan aracı kendisinin imzası olmadan sattığını öğrenince anladığını, davalı taraf müvekkil şirket aracını satıp devretmesine rağmen, satışı muhasebeye bildirmediğini, bu sebepten dolayı davalı hakkında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayette bulunulduğunu, davalı hakkında bu konuda ... Soruşturma Numarası ile soruşturmanın yürütüldüğünü, iş bu dava konusu alacak, müvekkili şirket aracının satış ve devrinden elde edilen ödemenin müvekkili şirket hesabına ödenmemesinden kaynaklandığını, araç bedeli olan ücretinin ödenmesi için davalı ile görüşüldüğünü, görüşmeler sonuçsuz kalması neticesinde davalı hakkında ... Sayılı dosyası üzerinden takibe başlandığını, takibe davalı tarafında itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı tarafın icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, bu sebepten dolayı davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, haklı olan davanın kabulü ile ... Sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, alacağa işlemiş ve işleyecek ticari faiz ve masrafı ile birlikte tahsiline, takibin devamına, haksız ve kötüniyetli itirazda bulunan davalı/borçlu aleyhine alacağın % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesine talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin diğer ortağının Türkçe bilmediği ve kandırıldığı iddiası tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, Söz konusu ortak noterde yapılan her işlemi ve şirket işleriyle ilgili toplantıların tamamını yeminli tercüman, adliye tercüman listesinde de kayıtlı ...'nin tercüme hizmetiyle birlikte yapıldığını, şirketin kuruluşundan müvekkilin hissesini devrettiği ana kadar her işlemde tercümanın hazır bulunduğunu, söz konusu araç dava dışı şirket ortağı tarafından kendisi ve eşi, diğer ortak,...'nin şirkete olan sermaye borcunu ödemek amacıyla şirkete devredildiğini,dolayısıyla aracın şirket işlerinde kullanılmak üzere devredildiği iddiası gerçeğe aykırı olduğunu, şirketin ticari defterleri incelendiğinde şirketin tek bir yaprak dahi fatura kesmediğini, herhangi bir gelir elde edemediğini, gelinen süreçte davacı şirket öz sermayesinin tamamını yitirdiğini ve batık hale geldiğini, diğer ortağın sermaye arttırımına yanaşmadığını, şirketin henüz kurulma aşamasında ... şirketin ve şirket ortağının işlerinde yardımcı olmak üzere işe alındığını, şirketin herhangi bir geliri olmaması sebebiyle çalışma süresi boyunca ...'e herhangi bir ödeme yapılmadığını, ...'in alacağını talep etmesi üzerine şirketin diğer ortağı şirketin batık olduğunu, herhangi bir ödeme yapılamayacağını belirtildiğini, ... şirket aleyhine iş mahkemesinde dava açacağını ve ilgili yerlere şikayet edeceğini beyan ettiğini, bunun üzerine müvekkili, şirket yetkilisi olarak söz konusu aracı ...'e alacaklarına karşılık devrettiğini, müvekkilinin söz konusu aracın devri sebebiyle herhangi bir bedel tahsil etmediğini, davacı şirket açıkça kötü niyetli olup, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsil edilerek davalıya ödenmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/03/2022 tarih ve 2020/564 Esas - 2022/195 Karar sayılı kararında; ".......Yukarıda ifade edildiği üzere yöneticinin sorumluluğu davasında ispat külfeti kural olarak davacıya aittir. Davacı şirketin uğradığı zararı ve zararın miktarını, davalının kusurlu olduğunu ispat ile mükelleftir. Somut olay bu ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde; davacı yan davacı şirket adına tescilli olan aracın davalı şirket müdürü tarafından 3. Kişiye satıldığını ve davalının satış bedelini şirket kayıtlarına ve kasasına almadığını iddia etmiş, davalı ise söz konusu şirket aracını sattığını, satış bedelini şirkete vermediğini kabul etmiş ancak bunun sebebinin ise şirketin işçisi olarak çalışan bu şahsa olan borçları olduğunu ileri sürmüştür. Davalının savunması bileşik ikrar mahiyetinde olup davalı ispat külfetini üzerine almıştır. Davalı yan artık şirketin satış tarihi itibarı ile ...'e borçlu olduğunu, hatta aracın değeri kadar borçlu olduğu hususunu ispat ile mükelleftir.Davalı yanca cevap dilekçesinde şirketin fatura kesmediği, gelir elde etmediği vs gibi beyanlarda bulunulmuş ise de bunların dava konusu ile bir ilgisi yoktur. Davalı cevap dilekçesinde ... isimli şahsın 3.500 TL maaş , yol ve yemek ücreti mukabilinde şirket işçisi olarak çalıştığını " ... ile işçilik alacakları ve iş akdinin feshi hususunda .... Tarihli ikale sözleşmesini akdetmiş ve sözleşme uyarınca söz konusu aracı ...'e alacaklarına karşılık devretmiştir. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı yanca bila tarihli ikale sözleşmesi sunulmamıştır. Davalı yanca tanık deliline dayanılmış, tanık isimleri bildirilmiş ancak delil avansı yatırılmamıştır. Mahkememizin 22.09.2021 tarihli duruşma zaptı ile 8 nolu ara karar ile açık şekilde davalının tanıklarının davet edilmesi için gerekli avansı olmadığı bu nedenle eksik avansı yatırması hususunda kesin süre verilmiş, söz konusu ara karar davalı vekiline 29.09.2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı yanca delil avansı yatırılmamıştır. Davalı tanık dinletme hakkından vazgeçmiş sayılmıştır.Davacı yanca tanık deliline dayanmış dinlenen davacı tanığı talimat mahkemesindeki beyanında "... çok fazla Türkçe bilmezdi. Ancak az çok konuşurdu. Kendisi temiz yüzlü, iyi biridir. Afganistan ' da ... olarak tanınır. Bu imza yetkisini isteyerek vermiştir. Ancak kötüye kullanılacağını tahmin etmemiştir. ...' in arabasını kendi arkadaşı Salih' e satmıştır. Daha sonra gece yarısı ... beni aradı. Kapıya polislerin geldiğini söyledi. Polisler kendisine arabanı satmışsın. Resmi olarak devretmişsin, niçin teslim etmiyorsun, demişler. Arabanın satıldığını o esnada öğrenmiş. Hatta ben polislerle telefonda görüştüm. Daha sonra karakolda ... arabasının ... tarafından satıldığını öğrenmiş. Arabanın satıldığı şahıs ... isimli kişidir. Bu kişiyi ben de tanıyorum. ...' ın arkadaşı olduğunu ve ...' ın güvercinlerine baktığını biliyorum. ...' in şirketinde bu şahıs hiçbir şekilde, hiçbir zaman çalışmamıştır. Yalnızca ofise ...' ın yanına gider gelirdi. Ben de ofise gelip gittiğim için orada kimin çalışıp çalışmadığını çok iyi biliyorum. ... burada çalışmamıştır. Şirket ortaklarının şirkete ait aracın ...' e devri ile ilgili bir karar almadıklarını biliyorum. Zaten ...' in az evvelde ifade ettiğim üzere aracın satıldığından bilgisi yoktu. Bunu geceleyin 01:00- 02:00 gibi polisin kapısına gelmesi sonucunda öğrendi. Kendisinin devre bir rızası olmadığını biliyorum. ... ile ...arkadaşlardır. Benden önce tanıştıklarını, çocukluktan bu yana arkadaş olduklarını, aynı mahallede oturduklarını biliyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. Söz konusu aracın satışına dair devir sözleşmesi celp edilmiş yapılan incelemede ... plakalı ... marka aracın şirket adına yetkili sıfatı ile hareket eden davalı tarafından ... isimli şahsa 23.03.2020 tarihinde 65.000 TL bedel mukabilinde satıldığı görülmüştür. Söz konusu bu aracın devir tarihi itibarı ile değeri konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, aracın devir tarihindeki rayiç değerinin 100.000 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu rapora her iki taraf da itiraz etmemiştir.Tarafların dilekçelerinde bahsettikleri savcılık soruşturma dosyasında dolandırıcılık suçlamasından takipsizlik kararı verildiği görülmüştür. Bahsi geçen dosya celp edilmiş davalının iddiası gibi davacı şirketin sahibi olan şahsın ... isimli kişinin şirket işçisi olduğunu kabul ettiğine dair bir beyanı da olmadığı görülmüştür. ... isimli kişinin resmi olarak ... kayıtlarında şirket çalışanı olmadığı hususu zaten her iki tarafın kabulündedir.İbra arapça kökenli bir sözcük olup " aklanma, temize çıkarma" anlamına gelen bir sorumluluktan kurtulma yoludur. Şirketler hukuku anlamında ibra tek taraflı yenilik doğurucu bir hukuki işlemdir. Dolayısı ile hukuki sonucun doğması için ibra edilenin kabul etmesine gerek yoktur. Genel kurulun ibra kararı hukuki niteliği itibarı ile olumsuz borç ikrarı veya borcu sona erdiren tek yanlı bir hukuki işlemdir. Anonim şirketlerde yönetim kurulunu ibra etmek genel kurulun devredilemez nitelikteki haklarındandır.Bu nedenle yöneticilerin kusurlu sevk ve idaresinden doğmuş olan şirket zararından vazgeçmeye sadece genel kurul yetkilidir. Yargıtay 11. HD. 2015/11856 E, 2016/9175 K. Sayılı ilamında "... İbra, hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır. İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek ibraya konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir..." belirtmiştir. Davacı şirketin kuruluşundan itibaren icra ettiği tüm genel kurul tutanakları, hazirun cetvelleri tensip zaptının 11 nolu ara kararı ile İstanbul Ticaret sicil müdürlüğünden celp edilmiş, yapılan incelemede davalının ibrasına dair bir genel kurul kararı bulunmadığı görülmüştür. Davalı ibra edilmediğinden şirket aracını 3. Kişiye satmasından ve satış bedelini şirket hesaplarına aktarmamasından kaynaklı olarak şirketin uğramış olduğu zararı tazmin ile mükelleftir.Tüm dosya kapsamı, yukarıda yapılan tüm hukuki nitelendirmeler ve değerlendirmeler kapsamında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış, aracın satış bedeli hususunda bir ihtilaf olmadığından ve davalı şirketi ne kadar zarara uğrattığını tek başına bilebilecek durumda olduğundan davalı %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmiş davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile,' Davanın KABULÜNE, A-Davalının .... Sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, B-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeni ile asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki ( 13.000 TL ) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirketin diğer ortağı olan ...'nın Türkçe bilmediği iddiasının yerinde olmadığını, söz konusu ortağın noterde yapılan her işlemi ve şirket işleriyle ilgili toplantıların tamamını yeminli tercüman, adliye tercüman listesinde de kayıtlı ...'nin tercüme hizmetiyle birlikte yaptığını, şirketin kuruluşundan müvekkilininin hissesini devrettiği ana kadar her işlemde tercümanın hazır bulunduğunu, Şirket ortaklarından ... şirketin kuruluşundan itibaren memleketi Afganistan'a ve İran'a çeşitli mallar ihraç edileceğini ve kendisinin çok büyük bir ticari hacmi olduğunu söyleyerek müvekkilini şirketin ekonomik geleceği hakkında yanılttığını, zaman içerisinde başlangıçta taahhüt edilen uluslararası ticaretin yapılmadığını gören müvekkilinin bu durumu sorgulamaya başladığını, çünkü bir taraftan şirketin içinde bulunduğu ekonomik zorluk devam ederken diğer taraftan her ay muhasebe ücreti, kira/fatura/yönetim giderleri ve diğer masraflar devam ettiğini,Yerel mahkeme, davaya cevap dilekçemizdeki " şirketin henüz kurulma aşamasından 20/02/2020 Tarihine kadar ...gerek şirketin ofis, çay kahve, temizlik, götür getir işlerinde gerekse de diğer ortak ...''nin şahsi işlerini(ortağın eşini doktora götürüp getirmek, market alışverişini yapmak, ilaçlarını almak, yurt dışından gelen misafirlerini karşılamak, misafirlerin Türkiye'deki işlerine yardımcı olmak şeklinde ) yapmak üzere işe alındığını, diğer ortağında bulunduğu toplantıda ...'in 3.500 TL maaş+yol ve yemek ücreti karşılığında işe alınmasına karar verildiğini ve çalışmaya başladığını, dava dışı ortak savcılığa verdiği ifadesinde tevilli olarak bu durumu ikrar ettiğini, İfadede ...'in ofise gelip gittiğini, şirketin bazı işlerini hallettiğini ve karşılığında da harçlık aldığı beyan edildiğini, bu ifade ...'in şirkette çalıştığını ispatlamaktadır." beyanlarını bileşik ikrar olarak değerlendirdiğini ve ispat yükünün taraflarına ait olduğu sonucuna vardığını, ...'in şirkette çalıştığı dava dışı ortağın ifadesinde de tespit edildiğini, davacı şirketin yetkilisi söz konusu devrin şirketin borcuna istinaden yapıldığını bilmesine rağmen huzurdaki davayı ikame ettiğini, bu sebeple davacının kötü niyetli olarak hareket ettiğinin aşikâr olduğunu, yerel mahkemece bu hususlar değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu,Müvekkilinin, şirket ortaklarından ...'yı yanıltarak ona ait olan aracı önce şirkete devrettiğini, ardından bununla yetinmeyip aracı ...'e devrettiğini ve dava konusu alacağın doğduğu iddiası gerçeği yansıtmadığını, belirtmiş oldukları üzere şirketin, ekonomik olarak iyi durumda olmaması nedeniyle çalışanı ...'in işçilik alacaklarını ödeyemediğini, ... bu alacakların tahsili amacıyla dava açacağını ve ilgili mercilere şikayette bulunacağını beyan edince müvekkili, şirket yetkilisi olarak, ... ile işçilik alacakları ve iş akdinin feshi hususunda ikale sözleşmesini akdetmiş akabinde de sözleşme uyarınca söz konusu aracı ...'e alacaklarına karşılık devrettiğini, dolayısıyla davacının müvekkilinin satış ve devirden elde ettiği parayı şirket hesabına ödemediği iddiasının yerinde olmadığını, müvekkilinin yalnızca şirkete ait olan bir aracı yine şirket borcuna istinaden şirketin personeline devrettiğini ve bu devirden bireysel bir kazanç elde etmediğini, bu devirden sonra şirket aktifini tükettiğini, müvekkili ile diğer ortak şirketin sermaye arttırımı konusunda anlaşamadığı için müvekkilinin hisselerini diğer ortağına devrederek ortaklıktan ayrıldığını, özetle şirkete ait araç yine şirketin personeline olan borcuna istinaden devredildiğini, müvekkilinin söz konusu aracın devri sebebiyle herhangi bir bedel tahsil etmediğini, dolayısıyla bu devir sebebiyle şirkete ödemesi gereken herhangi bir bedel de bulunmadığını, diğer yandan müvekkilinin 1.5 yıla yakın süre şirket müdürü olarak çalıştığını, bu süre zarfında müvekkiline herhangi bir maaş veya huzur hakkı ödemesi yapılmadığını, dolayısıyla müvekkilinin de şirketten 1.5 yıllık ücret alacağı bulunduğunu, dava kapsamındaki alacak bakımından müvekkilinin takas mahsup hakkını saklı tuttuğunu,Dava şartı sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmiştir. 02.06.2021 tarihli durusmada davacı tarafa yerel mahkemece ... no'lu ara kararı gereğince "davalı şirketin 10.03.2021 tarihinde yapıldığını belirttiği genel kurul toplantısına dair hazirun cetveli, gündemin ve toplantı gün ve saatinin diğer ortağa tebliğine dair tebligat parçasını ibraz etmek üzere 2 hafta kesin süre verilmesine, aksi takdirde mevcut delil durumuna göredeğerlendirme yapılacağının ihtarına, (ihtarın iş bu duruşma zaptının tebliğ ile yapılmasına) " şeklinde kesin süre verildiğini,Davacı tarafça yerel mahkemenin ara kararı gereğince gündemin ve toplantı gün ve saatinin diğer ortağa tebliğine dair tebligat parçası kesin süre içerisinde yerel mahkemeye ibraz edilmediğini,Güncel Yargıtay kararlarına göre; anonim ortaklık tarafından yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davalarında TK 479/3-c ve TK 408/1 hükümleri gereğince, genel kurul kararı bir dava şartı niteliğinde olduğunu, mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiğini,Yargıtay limited ortaklıklar özelinde tesis edilen kararlarında da TK 618/3-c hükmünden hareketle aynı yaklaşımı benimsediğini, konu ile ilgili içtihatlara istinaden 02.06.2021 tarihli duruşmada yerel mahkemenin, ... no'lu ara kararı kurarak davacı tarafa kesin süre verdiğini, davacı tarafın işbu ara kararı yerine getirmemiş olduğunu yerel mahkemenin HMK md. 114 gereğince re'sen gözetmesi gerekirken dava şartı sağlanmadan esasa geçmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğini,Davacı şirketin kötü niyetli olduğunu, bu sebeple dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, dava dışı diğer ortağın ifadesi göz önüne alındığında ...'in şirketin çalışanı olduğu tespit edileceğini, davacı şirket tarafından bu şahsa maaş ödemesi yapıldığına dair herhangi bir yazılı delil sunulmadığını, davacı şirketin yetkilisi söz konusu devrin şirketin borcuna istinaden yapıldığını bildiğini, buna rağmen huzurdaki dava açıldığıın, dolayısıyla davacı şirketin kötü niyetli olduğunu, dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, açıklanan bu sebepler ile yerel mahkemenin vermiş olmuş hukuka aykırı kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini,İleri sürerek; Arz ve izah edilen sebepler ile; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2022 tarih 2020/564 E. 2022/195 K. Sayılı ilk derece mahkemesi’nin kararının kaldırılmasına, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, limited şirket ortağı ve yetkili müdürü olan davalının müdürlük görevi sırasında hukuka aykırı bir şekilde davacı şirket adına tescilli olan aracın 3. Şahsa satılması, şirketin hesabına geçilmesi gereken satış bedelinin şirket hesaplarına aktarılmadığı, şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla araç satış bedelinin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı şirketin ana sözleşmesinin 19/03/2019 tarihinde tescil edilerek 3 ortaklı olarak kurulduğu, davalının davacı şirketteki 10 adet payına karşılık 10.000,00 TL. Lik hissesini Kartal ... Noterliğinden düzenlenen 15/05/2020 tarih ve ... yevmiye nolu limited şirket pay devri sözleşmesi ile dava dışı ...'ya devir ettiği, hisse devrinin 15/05/2020 tarih ve ... nolu karar ile şirket defterine kayıt edilerek davalının şirket ortaklığından ayrıldığı, hisse devri sonucunda davacı şirketin 61 adet payının ...'ya, 39 adet payın ise ...'ya ait olduğu, şirket yetkilisinin dava dışı ...'ya olduğu anlaşılmıştır.Davacı taraf, davacı şirket adına tescilli olan aracın davalı şirket müdürü tarafından 3. Kişiye satıldığını ve davalının satış bedelini şirket kayıtlarına ve kasasına geçirilmediğini iddia etmiştir.Davalı taraf ise, şirketin henüz kurulma aşamasında ... isimli kişinin şirketin ve şirket ortağının işlerinde yardımcı olmak üzere işe alındığını, şirketin herhangi bir geliri olmaması sebebiyle çalışma süresi boyunca ...'e herhangi bir ödeme yapılmadığını, ...'in alacağını talep etmesi üzerine şirketin diğer ortağı şirketin batık olduğu, herhangi bir ödeme yapılamayacağını belirtmesi üzerine, ...'in şirket aleyhine iş mahkemesinde dava açacağını ve ilgili yerlere şikayet edeceğini beyan ettiğini, bunun üzerine şirket yetkilisi olarak söz konusu aracı...'e alacaklarına karşılık devrettiğini, söz konusu aracın devri sebebiyle herhangi bir bedel tahsil etmediğini beyan etmiştir.Dava konusu ... Plakalı aracın, 07.11.2019 tarihinde ... Şirketi tarafından Noter satışı ile devir aldığı ve davacı şirket adına yetkilisi ... tarafından Kartal ...Noterliğinden düzenlenen 23.03.2020 tarih ve ... yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile ruhsatının (mülkiyet belgesi ) zayi olduğu beyanı ile dava dışı ...'e KDV dahil 65.000,00 TL. Bedel ile satıldığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 644. Maddesi yollaması ile "yöneticinin sorumluluğuna" dair anonim şirketlere ilişkin 6102 sayılı TTK. nın 553 ve devamı maddelerindeki hükümler limited şirketlere de uygulanır.TTK. 553/1 Maddesinde;'' (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./28.md.) kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.'' hükmü düzenlenmiştir. TTK'nın 555/1.maddesine göre şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, esas itibariyle kusura dayalı bir sorumluluktur. Bu nedenle kusursuzluğunu ispat eden üye sorumluluktan kurtulur (TTK. m. 553). Kusur sorumluluğunun esasları zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağıdır. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğabilmesi için bu unsurların tümünün gerçekleşmesi gerekir. Genel kusur sorumluluğundan farklı olarak TTK. m. 553 hükmü, kusursuzluğun ispatını karşı tarafa (yönetim kurulu üyelerine) yüklemiştir. Ancak bu istisna dışında yönetim kurulu üyelerinin sorumluluk şartları ile genel kusur sorumluluğunun şartları arasında bir fark bulunmamaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin kusursuz olduklarını ispat edememeleri durumunda, onların mutlaka sorumlu olmaları gerektiği anlamına gelmez. Bunun için ortada bir zararın, hukuka aykırılığın ve zarar ile hukuka aykırılık arasında illiyet bağının bulunduğunun ayrıca ispatlanması gerekir. Bu unsurlardan birisinin gerçekleşmemesi (kanıtlanamaması) halinde, sorumluluk doğmaz. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, yapılan işlemler sonucunda bir zararın oluşması halinde, bu zarar nedeniyle yöneticilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için işlemi yapan yöneticilerin kusurlu olduklarının da ayrıca kanıtlanması gerekir. Bir başka deyişle, basiretli davranmakla yükümlü olan bir yöneticinin yapmaması gereken işlemlerin davalı tarafından yapılmış olduğunun ve bunun sonucunda da bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanmış olması gerekir.Anonim şirket yönetim ve denetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılabilmesinin ön koşulu genel kurulun bu yönde vereceği kararın varlığıdır. Tamamlanabilir dava şartı niteliğindeki bu husus mahkemece re'sen nazara alınmalı eksiklik mevcut ise giderilmesi için davacıya süre verilmelidir(bkz. Çamoğlu Ersin; Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukukuki Sorumluluğu, İkinci Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2007, s. 111 vd.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/11-47 Esas, 2019/1040 Karar sayılı, 10/10/2019 tarihli ilamı) Dava dosyası incelendiğinde; Mahkemece 17/02/2021 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca; Yargıtay 11. HD. 2016/12185 E, 2017/6141 K.,Yargıtay 11. HD. 2018/1432 E, 2019/4030 K. Sayılı ilamları gereği davalı hakkında iş bu davanın açılabilmesi için şirket genel kurulunda dava açılmasına dair alınmış bir genel kurul kararının dava şartı mahiyetinde olması nazara alınarak davacı vekiline böyle bir karar varsa sunmak, yoksa temin edip ibraz etmek üzere 2 ay kesin süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekilinin ara karar uyarınca davalı şirket eski yöneticisine karşı sorumluluk davası açılmasına dair şirkete ait 10.03.2021 tarihli olağanüstü genel kurul kararını ibraz ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece, dava konusu aracın değerinin tespiti yönünde makine mühendisi bilirkişiden rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Mahkemece, davalı tarafından delil avansı yatırılmadığından davalının tanık dinletme hakkından vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Davalı tarafın bildirdiği tanıklarlardan ...'in şüpheli sıfatıyla İstanbul Anadolu CBS'nin 2020/71677 soruşturma nolu dosyasında verdiği ifadesinde;'' ....Şirketinde yaklaşık 2 seneden beri aylık 3.000,00 TL. Maaşla çalıştığını, çalıştığı süre boyunca maaşını alamadığını,şirketten yaklaşık olarak 66.000,00 TL. Alacağı olduğunu, alacağına karşılık şirket ortağı ...'ün şirket adına kayıtlı aracın noterden satışını üzerine yaparak aracı devir ettiğini,'' beyan etmiştir. Davacı şirketin 19/03/2019 tarihinde tescil edilerek kurulduğu, dava konusu aracın ise Kartal ... Noterliğinden düzenlenen 23.03.2020 tarihli araç satış sözleşmesi ile ...'e KDV dahil 65.000,00 TL. Bedelle satıldığı, ...'in İstanbul Anadolu CBS'nin 2020/71677 soruşturma nolu dosyasında verdiği ifadesinde, davacı şirkette yaklaşık 2 seneden beri aylık 3.000,00 TL. Maaşla çalıştığını ve şirketten yaklaşık olarak 66.000,00 TL alacaklı olduğunu beyan etmiş ise de, şirketin kuruluş tarihi ile aracın satıldığı tarih arasında 2 yıllık süre değil 1 yıllık süre olduğu, ... isimli kişinin resmi olarak ... kayıtlarında davacı şirket çalışanı olmadığı, ... işçilik alacağının ödenmesi gerektiği ile ilgili davacı şirkete gönderilmiş ihtarname, davacı şirket hakkında başlatılmış icra takibi, davacı şirkete hakkında açılmış hizmet tespiti, alacak davaları olduğu iddia edilmediği gibi bu yönde delilde olmadığı, davalı tarafından aracın satış tarihi itibarı ile davacı şirketin dava dışı ...'e borçlu olduğu ( hatta aracın değeri kadar borçlu olduğu ) hususu ispat edilememiştir.İlk Derece Mahkemesince sunulan deliller ışığında, ispat yükünün davalı tarafta olduğu doğru olarak tespit edilip davanın kabulüne yönelik verilen kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.440,15 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından yatırılan 1.110,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.330,12 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.