İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/959 E. 2026/547 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/959
Karar No
2026/547
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/959 KARAR NO : 2026/547

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/12/2023 KARAR TARİHİ : 09/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının ----- atık lastik tesisi işletmesi ihalesine teklif verilmiş, 30/11/2022 tarihinde verilen teklifin davalı tarafından kabul edildiği, sözleşme aslının davalının üst birimlerince imzalanacağı, firmanın --- ortağı tarafından da imzalanması için -- gönderileceği, imzaların tamamlanmasının süre alacağı, imzaların tamamlanma süresince tesisin kapalı kalmaması için iş makinası ve tertibatı hazır edilerek işe başlandığı, davacı uzun yıllardır çalıştığı davalı --- firmasına olan güveninden kaynaklı olarak çok kısa bir süre içerisinde bankalardan gerekli kredileri kullanarak 2 adet sıfır iş makinası siparişi verdiğini, bahse konu iş makinelerinin teslim tarihinin geç olması, davalının özellikle işe erken başlanmasını istemesi, firmayı mağdur etmemek gayesi ile 2 adet ikinci el iş makinası, hırdavat ve tüm tertibatlar satın alındığını, bunlara ek olarak davacının kendi bünyesinde bulunan diğer iş makinaları, hırdavat, bilumum alet edevat, yedek iş makinaları ve fabrikanın geçici görevlendirme yazısı ile girişini yaptırdığı 7 personeli ile önceki müteahhittin tesisi bıraktığı gün olan 08/12/2022 tarihinde gece 00:30 da fabrikaya giriş yapılıp işe başlandığı, iş devam ederken davalı tarafın sözleşme koşullarını keyfi olarak değiştirmeye çalışmış, kabul edilmeyince sözleşmeden döndüklerini ve kendileri ile çalışmayacaklarının zararlarının karşılanacağı beyan edilmesine rağmen zararlarının karşılanmadığı, banka kredi faiz masrafları ve sabotaj neticesinde oluşan makine arızaları nedeniyle ödenecek olan tadilat masraflarından kaynaklı zararının 257.000TL+KDV olduğu, buna istinaden müvekkil davacı tarafından fatura kesilmiş, kesilen fatura --- satın alma birimi tarafından kabul edilmediği, davacı tarafından kesilen fatura bedeli 3.151.621,38TL. olmasına karşın davalı tarafça makinaların az çalıştığı iddia edilerek 1.500.866TL. fatura bedeli kesilmesi, bu takdirde faturanın onaylanmayacağı ve ödemenin yapılmayacağı belirtildiği, davalı şirket tarafından davacıya mail gönderildiği, davacının kesmiş olduğu hakediş faturası; gönderilen teklif mailine istinaden alınan onay neticesinde kabul görmüş, buna göre gerekli olan işlemde geçici görevlendirme belgesi ve onay yapıldığı, davacı tarafından kesilen güncel faturada bu onay neticesinde artan personel ve devreye alınan işletme birimlerinin eklenmesi ve fabrikanın yönlendirilmesi ile neticelendirilip hazırlanmış hesaplama tablosu sonucundaki fatura tutarı olduğu, davalı tarafça 8 günlük yasal süresi içerisinde faturalara itiraz edilmediği, yasal süre içerisinde itiraz edilmeyen faturaların içeriğinin doğru olduğu kabul edildiği, yukarıda açıklanan nedenlerle ve resen gözetilecek diğer nedenlerle; haklı dava ve tüm taleplerimizin kabulüne karar verilmesi ile davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmeye istinaden davacı tarafından yapılan işlerin ve karşılığı olan bedellerin tespiti ile davalı tarafça sözleşmenin haksız nedenle feshi sonucu uğranılan maddi zararın tazmini için fazlaya ilişkin hak ve alacaklarımız saklı kalmak ve bilirkişi incelemesinden sonra arttırılmak kaydı ile (HMK 107 vd gereğince) bu aşamada 1000TL.'nin işe başlama tarihi olan 08/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ve tazmini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ilk davalı şirketin ---- bulunan fabrikası için lastik yakma, kontamine atık sisteminin beslenmesi ve RDF atık sisteminin işletilmesi işler için kendisi ile 28.09.2021 tarihinde ---- fabrikasına münhasır bir sözleşme imzalandığı, davacı bu işleri yürütmekte iken ---- Fabrikası’ndaki kurulu atık lastik ve RDF kırma tesislerini işletilmesi işleri için Ekim 2022 tarihinde ihale yapılmış ve davacı da tesislerin işletmesi için ihalede en avantajlı teklifi verdiği için davacı ile sözleşme görüşmeleri başlatıldığı; Ancak ihale öncesinde tesisleri işleten firmanın çekilmesi neticesinde işin aksamaması için davacıya ihale konusu işlerin içindeki kalemlerden olan atık besleme işi, ayrı bir ticari ilişki kapsamında geçici görevlendirme ile davacıya verildiğini, davacı geçici görevlendirme için 7 personel ve 3 makine ile çalışacağını belirtmiş ve toplamda aylık 700.000 TL tutarında teklif verdiğini, davacının bu teklifi uygun bulunmuş ve davacı geçici görevlendirme ile tesisi 7 personel ve üç makine ile işletmeye başladığını, bununla birlikte sözleşme görüşmeleri devam ederken geçici görevlendirme sürecinde davacı 21/22.11.2022 tarihinde sahayı gezdiğini belirtip önceki teklifini revize etme mecburiyetinde olduğunu bildirdiğini, davacının bu talebi değerlendirilmiş ancak henüz Kasım ayının başında ihaleyi alabilmek için fiyat teklifi verdiği ve fiyat artışı için öne sürdüğü gerekçelerin ihale öncesinde de mevcut olduğu ve 2023 yılında ücretlere gelecek artışın Kasım 2022 tarihinde zaten öngörülmüş olması gerektiği gerekçeleri ile davacının talebi reddedildiğin, bunun yanında davacı sözleşmenin imzalanması konusunda da sürekli pürüzler çıkartmış ve kendisinden imzalanması istenen sözleşmeyi türlü bahaneler göstererek imzalamaktan imtina ettiğini, çünkü imzalanacak sözleşme davacının teklif ettiği ve müvekkil şirketçe kabul gören ticari şartları haiz sözleşme olduğunu, davacıya 15.12.2022 tarihinde Satın Alma Yöneticisi tarafından atılan e-posta ile “imzalı sözleşmenin beklendiği, bu sözleşme imzalanmadan hiçbir alım yapmaması gerektiği” açıkça bildirildiğini, fakat davacı gerçek dışı bir şekilde sözleşmenin değiştirildiğini iddia ettiğini, bununla birlikte davacının sahaya getirmiş olduğu araçlar da sürekli sorun çıkartmış ve hiçbir zaman üç makine aynı anda çalışmadığını, hatta Müvekkil tarafından işlerin yürümesi adına dava dışı bir firmadan vinç kiralaması yapılmış ve Müvekkilin kiraladığı vinç, davacının getirdiği makinelerden daha fazla çalıştığını, işlerin bir türlü düzenli şekilde yürümemesi sebebi ile yeteri kadar lastik yakımı ve alternatif enerji üretimi yapılamamış, Müvekkil normal yakıt kullanmak zorunda kalmış ve sırf bu nedenle Müvekkil en az 10.000.000 TL tutarında zarar ettiğini, davacı ile Ocak 2023 döneminde de fiyat ve sözleşme revize talepleri sebebi ile anlaşma imkanı bulunamayınca ve geçici görevlendirme süresinde işler de verimli bir şekilde yürütülmeyince Müvekkil şirket tarafından geçici görevlendirmenin sona erdirilmesine ve davacının değişiklik talebinin kabul edilmesinin mümkün olmaması sebebi ile sözleşme imzalanmamasına karar verildiğini, davacıya 07.02.2023 tarihi itibari ile fiyat ve sözleşme değişikliği taleplerinin kabul edilmediği ve kendisi ile çalışılmayacağı bilgisi verilmiş ve 08.02.2023 itibari ile işini sonlandırarak tesisten tahliyesi talep edildiğini, davacı 08.02.2023 itibari ile işini sonlandırmış ve tesisten çıktığını, ancak geçici görevlendirme kapsamında çalıştığı dönem için aylık 700.000 TL teklif vermiş olmasına rağmen Müvekkil şirketten 08.12.2022-08.02.2023 arasındaki iki aylık süre için 3.718.913,23 TL’sı hizmet bedelinin ödemesini ve tesiste bıraktığı malzemeler için de 303.260,00 TL’sı masrafın ödenmesini talep ettiğini, söz konusu faturaları Müvekkil şirkete noter aracılığı ile göndermiş ve noter aracılığı ile faturalara süresinde itiraz edildiğini, bunun ardından davacının ---- Fabrikasındaki sözleşme süresi de dolmuş ve sözleşmesi kendiliğinden sona erdiğini, bu ödemelerin yapılması için Müvekkil şirketin çalışanlarına son derece kaba ve tehditvari baskılar kurmuş ve yapılan incelemeler neticesinde davacının hakkedişinin 1.500.866 TL olduğu tespit edilmiş ve ayrıca fabrikada bıraktığı makine ve ekipmanlar için düzenlediği fatura kabul edildiğini, neticede davacıya ---- faturasına karşılık 1.500.866 TL’sı ödenmiş ---- numaralı faturasına karşılık da 303.260,00 TL’sı ödendiğini, davacının --- Fabrikasındaki Geçici Görevlendirme Süresince Vermiş olduğu Hizmet Kapsamında Herhangi Bir Alacağı Kalmadığını, öncelikle davacının ---- Fabrikası’nda geçici görevlendirme kapsamında yapmış olduğu işler sebebi ile herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının dilekçesinde belirttiği tablo müvekkil şirkete de süreç içerisinde iletilmiş ve yapılan hesaplamanın afaki ve hayali tespitlere dayandığı tespit edildiğini, Kasım 2022 tarihinde teklif veren davacının 2023 dönemi için asgari ücrete gelen artış oranında artış istemesi iyiniyetli bulunmadığını, kaldı ki yine de davacının teklif ettiği 90 TL /saat birim fiyatının çok üstünde 180 TL / saat üzerinden hesaplama yapıldığını, davacının geçici görevlendirme süresince hiçbir makinesi düzenli ve verimli çalışmadığını, 7 personel ile işin yapılacağı taahhüt edilmiş ise de düzensiz bir şekilde personel giriş ve çıkışı olduğunu, iş makinelerinin çalıştığı günler tespit edilmiş, fabrika puantaj kayıtlarından davacı için çalışan personelin çalışma saatleri bulunmuş ve makineler ile personel çalışma gün saatleri dikkate alınarak davacının hakkedişi hesaplanmış ve neticede davacının 5.512 saat x 180 TL/adam = 992.160 TL ve makinelerinin çalıştığı saatlere göre de 508.666,67 TL olmak üzere toplam 1.500.866 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş ve bu alacağının da ödemesi yapıldığını, işçilik hesabında Müvekkil şirkete hizmet veren diğer şirketlerin adam/saat ortalaması dikkate alındığını, bu sebeple davacının --- no.lu faturasından başkaca bir alacağı kalmadığını, ilaveten davacının tesiste bıraktığı makine ve ekipmanlar için düzenlediği ---- no.lu fatura da kerhen kabul edilmiş ve bu faturanın da ödemesi yapıldığını, davacı ile Sözleşme Yapılmamasının Gerekçesi Davacının İhaleyi Alabilmek için Başta Fiyatını Düşük Göstermesi olduğunu, davacı, Müvekkil şirketin --- fabrikasında aynı işi yapmakta iken ---- Fabrikası ihalesine girdiğini, ihaleyi alabilmek adına fiyat teklifini hazırlarken gerek --- Fabrikasındaki tecrübesini gerekse de ---- fabrikasındaki tesiste yaptığı gözlem ve tespitleri kullanmış ve ihaleyi alabilmek adına önce aylık 2.000.000 TL’sı teklif ettiğini, ancak daha sonra yapılan pazarlık neticesinde fiyatını aylık 1.730.000 TL’sı olarak revize etmiş ve en avantajlı teklifi verdiği için davacı ile sözleşme görüşmeleri başladığını, daha sonra geçici görevlendirmenin yapılması ve sahayı teslim almanın da verdiği özgüven ile gerek fiyat gerekse de sözleşme maddelerinde değişiklikler talep ettiğin, fakat davacının fiyat artışına gerekçe gösterdiği hususların ihale öncesinde mevcut olduğu ve Ocak 2023 döneminde ücretlere gelecek artışların Kasım 2022 tarihinde bilinebilir olduğu dikkate alınmış ve davacının sırf ihaleyi alabilmek için düşük fiyat verdiği değerlendirilerek artış talebi reddedildiğini, ayrıca sözleşmede de değişiklik yapılamayacağı değerlendirildiğini, sonuçta geçici görevlendirme sırasında sözleşmeyi imzalaması istenmiş ve davacı bir türlü sözleşmeyi imzalamadığını, ilave olarak bu süreçte davacının tesise getirdiği makineler çok verimsiz çalışmış ve hedeflenen lastik yakma oranlarına yaklaşılamamış ve Müvekkil düşük maliyetli alternatif kullanmak yerine pahalı normal yakıt ile faaliyetini sürdürmek zorunda kaldığını, bu sebeple de çok ciddi miktarda zarara uğradığını, müvekkil uğradığı zararları davacıdan talep etme hakkını saklı tuttuğunu, yine 15.12.2022 tarihinde davacıya sözleşmeyi imzalaması ve sözleşme imzalanıncaya kadar herhangi bir yatırım yapmaması konusunda açık bir bilgi iletildiğini, sonuç olarak davacı ihaleye verdiği teklifi arttırmış müvekkil de bunu kabul etmemiş ve davacının makineleri de verimli çalışmadığını, tüm bu hususlar dikkate alındığında ticari olarak davacı ile çalışma olanağı ortadan kalktığını, davacı her ne kadar dava dilekçesinde zarara uğradığını iddia etmiş ise de bu yönde hiçbir bilgi ve hiçbir delil ibraz etmediğini, esasen davacının uğradığı bir zarar da bulunmadığını, işi alabilmek için ucuza teklif vermiş olan davacı daha sonra fiyat yükselterek Müvekkili ikna edeceğini düşündüğünü, davacıya, Müvekkil şirketin satın alma müdürü tarafından sözleşme imzalanmadan hiçbir yatırım yapmaması çok açık bir şekilde bildirildiğini, bu sebeple davacının bu talimata rağmen bir yatırım yapmış olması halinde bile bu yatırıma dayalı bir talepte bulunması mümkün olmadığını, sözleşme imzalanmış olsa dahi sözleşmenin 6.2.maddesine göre akçansa’nın 1 ay önceden bildirmek kaydı ile sözleşmeyi tazminatsız fesih imkanı vardır. İhale sisteminde mevcut olan sözleşmenin 6.2.maddesine göre ----, işbu Sözleşme’yi dilediği zaman en az 1 (bir) ay önceden ihbar etmek kaydı ile dilediği zaman feshetme hakkına sahip olduğunu, bu halde; -- yalnızca fesih süresine kadar gerçekleşmiş hakkediş tutarını Firma’ya ödeyeceğini, dolayısı ile davacı ile bir sözleşme imzalanmış olsaydı bile Müvekkil şirketin 6.2.maddeye göre sözleşmeyi tazminatsız fesih hakkı bulunduğunu, dolayısı ile davacının bu halde hiçbir hak iddiası söz konusu olamayacağını, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını, talep ettiklerini beyan etmiştir. Mahkememizce talimat yolu ile alınan 24/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi; Taraflar arasında cari hesap düzeninde yürüyen bir ticari ilişki olup, bu ticari ilişki içerisinde davacı tarafça, davalı şirkete karşı, 10.03.2023 Tarih ve ---- No.lu KDV Dahil 3.208.350,57 TL Tutarındaki, “08.12.2022-08.02.2023 Tarihleri Arası---- içeriğiyle düzenlenen, 10.03.2023 Tarih ve ---- No.lu KDV Dahil 303.260,00 TL Tutarındaki, ---- içeriğiyle düzenlenen, Faturalara dayalı olarak alacak talebi uyuşmazlık konusudur. 6 Davalı şirket tarafından, --- Noterliğinin 18.04.2023 tarih ve --- yevmiye sayılı ihtarnamesiyle, 10.03.2023 Tarih ve ---- No.lu KDV Dahil 3.208.350,57 TL tutarında, “08.12.2022-08.02.2023 Tarihleri Arası -----” içeriğiyle düzenlenen, faturaya karşı, “….10.03.2023 tarih ve ---- numaralı 3.208.350,57 TL bedelli fatura 08.12.2022-08.02.2023 tarihleri arası Şirketimiz ---- fabrikası lastik yakma tesisi işletme hizmetine istinaden düzenlenmiş hak ediş faturası olup teklifinize tamamen aykırı fiyatlarla düzenlenmiştir. İşbu faturadaki birim fiyatların tarafımızca kabulü mümkün değildir. Vermiş olduğunuz teklife göre yapılan hesaplamada hakkediş tutarınız 1.500.866,00 TL + KDV olarak tespit edilmiş olup aşan meblağ tarafımızca kabul edilmemektedir. Bu nedenle anılan faturanın 1.500.866,00 TL + KDV ’lik kısmının kabul edildiğini ve aramızdaki ticari teamüle uygun olarak ilk ---- ödeme gününde ödeneceğini, aşan kısma ise itiraz ettiğimiz bildiririz…” 10.03.2023 Tarih ve ---- No.lu KDV Dahil 303.260,00 TL tutarında, ---- içeriğiyle düzenlenen faturaya karşı, “….10.03.2023 tarih ve ---- numaralı 303.260,00 TL bedelli fatura fabrikaya bıraktığınızı iddia ettiğiniz hırdavat malzemeleri ile ilgilidir ancak şirketimiz tarafından teslim alınmış hırdavat malzemesi bulunmamaktadır. Bu cihetle işbu fatura münderecatını kabul etmediğimizi bildirir…” Şeklinde itiraz edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen, 10.03.2023 tarih ve ---- no.lu KDV Dahil 3.208.350,57 TL tutarındaki, “08.12.2022-08.02.2023 Tarihleri Arası ---- içeriğiyle düzenlenen faturanın KDV Dahil 3.208.350,57 TL miktarında düzenlenmesine dayanak oluşturacak, sözleşme, karşılıklı kabule dayalı fiyat teklifi, çalışma saati, birim çalışma saati ücreti gibi herhangi bir unsura rastlanılmamıştır. Davalı şirket tarafından faturaya karşı; verilen teklife tamamen aykırı fiyatlarla düzenlendiği ve faturadaki birim fiyatların kabul edilmediği şekliyle itiraz edilmiş, verilen teklife göre faturanın 1.500.866,00 TL + KDV kısmının kabul edildiği, aşan kısmına itiraz edilmiştir. Davacı tarafın ticari defter kayıtlarında, Söz konusu faturaya karşı, 2023 Yılı Yevmiye defterinin 27’inci sayfasında 30.04.2023 tarih ve ---- no.lu kayıt sırasında 25.04.2023 tarihinde ---- hesabına 1.527.881,59 TL miktarında tahsilatın kayıtlı olduğu tespit edilmiş olmakla, Bu faturadan dolayı 3.208.350,57-1.527.881,59 = 1.680.468,98 TL bakiye görüldüğü, 10.03.2023 Tarih ve ---- No.lu KDV Dahil 303.260,00 TL tutarındaki, ----içeriğiyle düzenlenen faturaya karşı, Davacı tarafın ticari defter kayıtlarında, 2023 Yılı Yevmiye defterinin 51’inci sayfasında 20.09.2023 tarih ve --- no.lu kayıt sırasında 19.09.2023 tarihinde ---- hesabına 303.260,00 TL miktarında tahsilatın kayıtlı olduğu tespit edilmiş olmakla, bu faturanın 19.09.2023 tarihinde tamamının ödenerek kapanmış olduğu, 7 Davacı tarafın ----.Noterliğinin 03.05.2023 tarih ve ---- yevmiye sayılı ihtarnamesiyle, Davalı şirketin ---.Noterliğinin 18.04.2023 tarih ve ---- yevmiye sayılı ihtarnamesine karşı verilen cevapta, 10.03.2023 Tarih ve ---- no.lu 3.208.350,57 TL bedelli ve 10.03.2023 Tarih ve ---- no.lu 303.260,00 TL bedelli faturalara karşı ileri sürülen iddiaları ve itirazları kabul etmediklerini, faturaların anlaşılan hususlara uygun olduğunu, 6102 sayılı TTK’ nun 21’inci maddesi gereğince faturaya itirazın 8 (Sekiz) gün içerisinde yapılması gerektiğini, yasal süre içerisinde itiraz edilmemesi durumunda fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılacağını, 10.03.2023 tarihli faturalara 21.03.2023 tarihinde sistem üzerinden itiraz edildiğini, ihtarnamenin ise 18.04.2023 tarihinde düzenlendiğini bu nedenle faturalara yapılan itirazları kabul etmedikleri hususları ihtarnameye cevap olarak davalı şirkete ihtar edilmiştir. Davacı tarafın ticari defter kayıtları ve mali idare tarafından dosya kapsamına sunulan Form BA-BS kayıtları yönüyle bakıldığında, Davacının 2023 yılında itibaren bilanço usulünde defter tutmaya başladığını, dolayısıyla 2023 yılından itibaren tacir sıfatına haiz olduğu, 2023 yılı ticari defterlerinin noter onaylı kağıt defterler olduğu, açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yapılmış olduğu ve kendi lehine delil niteliği taşıdığı görülmekle, Ticari defter kayıtlarına göre, 10.03.2023 tarih ve ----- no.lu KDV Dahil 3.208.350,57 TL tutarındaki faturaya karşı 25.04.2023 tarihinde 1.527.881,59 TL tahsilat yapıldığı tespit edilmiş olmakla, bu faturadan dolayı 3.208.350,57-1.527.881,59 = 1.680.468,98 TL bakiye görüldüğü, 10.03.2023 tarih ve ---- no.lu KDV Dahil 303.260,00 TL tutarındaki faturaya karşı 19.09.2023 tarihinde 303.260,00 TL miktarında tahsilat yapıldığı tespit edilmiş olmakla, bu faturanın tamamının ödenerek kapanmış olduğu, Ancak, taraflar arasında cari hesap düzeninde yürüyen tüm işlemlerin sonucuna göre davacı tarafın, dava tarihi itibarıyla davalı şirketten 3.107.727,22 TL miktarında alacaklı görüldüğü, Tarafların mali idare kayıtlarında yer alan Form BA-BS bildirimlerinin sadece 2023/Mart dönemi itibarıyla birbirini doğrulamadığını, 10.03.2023 Tarih ve ---- No.lu KDV Hariç-3.151,621,38 TL/KDV Dahil 3.208.350,57 TL Tutarındaki Fatura, 10.03.2023 Tarih ve ---- No.lu KDV Hariç-257.000,00 TL/KDV Dahil 303.260,00 TL Tutarındaki Fatura, Şeklindeki uyuşmazlık konusu faturalardan dolayı uyumsuzluk ve fark bulunduğu, Davacı tarafın yaptığı bildirimlerin, davalı şirketin bildirimlerine göre 2 adet belge (Fatura)- (4.188.261,23 – 779.639,85 = 3.408.621,38) KDV Hariç 3.408.621,38 TL miktarında fazla olduğu, Form BA-BS bildirimleri KDV Hariç tutar üzerinden bildirime konu edildiği için, Form BA-BS bildirimleri üzerindeki fark, bu iki faturanın KDV hariç tutarı olan 3.151.621,38 + 257.000,00 = 3.408.621,38 TL miktarında olduğu, Taraflar arasında ticari ilişkinin çerçevesini ortaya koyan herhangi bir sözleşme bulunmadığı, davalı şirketin geçici görevlendirme belgeleriyle yaptığı görevlendirmeleri doğrultusunda davacının davalı şirkete hizmetler vermiş olduğu, görevlendirme kapsamındaki işlere karşı fiyat taahhütlerinde bulunmuş olduğu görülmekte olup, iş makinelerinin bakım, onarım ve 8 9 yenilenmesi veya işe yeni makineler eklenmesi vb. nedenlerle verilen hizmetin maliyetinin artması ve buna bağlı olarak hizmet birim fiyatının güncellenmesi yönündeki davacı taraf talebinin, davalı şirket tarafından kabul edilmemiş olmasıyla davacı tarafça düzenlenen 10.03.2023 tarih ve --- no.lu 3.208.350,57 TL tutarındaki fatura kısmen kabul edilerek, 25.04.2023 tarihinde 1.527.881,59 ödeme yapılmış, 1.680.468,98 TL kısmının açık bırakılmış olduğu, 10.03.2023 tarih ve ---- no.lu KDV Dahil 303.260,00 TL tutarındaki faturanın 19.09.2023 tarihinde tamamının ödenerek kapatılmış olduğu yönündeki görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuştur. Mahkememizce alınan 23/05/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda bilirkişiler; Mali inceleme neticesinde: Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık konusunun yukarıdaki tabloda detayları bulunan 5 adet faturadan kaynaklandığı; davacı tarafından düzenlenen 5 adet toplam 4.563.909,17 TL ’lik faturalardan 1. sıradaki 3.208.350,57 TL tutarındaki faturanın 1.527.881,59 TL ’lik kısmının kabul edildiği ve bedelin de davacıya ödendiği, ancak 4 adet toplam 1.355.558,60 TL tutarındaki faturanın ise davalı tarafından kabul edilmediği ve kayıtlarına alınmadığı, Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Taraflar arasında adi yazılı şekilde 22.09.2021 tarihinde ---Yakma İşleri Hizmet Tedarik Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin imzalandığı; Davalı tarafından ---. Noterliği’nden 18.04.2023 tarihinde davacıya gönderilen ---- yevmiye numaralı ihtarnamede öze TL e davacı tarafından düzenlenen 10.03.2023 tarihli 303.260 TL’lik ve 3.208.250,57 TL’lik iki faturanın 1.500.866 TL + KDV’lik kısmının kabul edildiğinin, ancak kalan kısmının ise kabul edilmediğinin beyan edildiği, davacı tarafından ----- Noterliği’nden 03.05.2023 tarihinde davalıya gönderilen ----- yevmiye numaralı ihtarnamede özetle davalı tarafından gönderilen ihtarnameye cevap verildiği, davacının dava dilekçesinde, sözleşmenin davalı tarafça haksız nedenle feshi sonucunda davacının uğradığı maddi zararın tazmini için şimdilik 1000 TL’nin işe başlama tarihi olan 08/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiği; TBK m. 114/II hükmü “Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.” şeklinde olmakla sözleşme ihlaline ilişkin zararın tazmini noktasında haksız fiilden doğan sorumluluk kapsamında atıf yapılan TBK m. 49/I hükmünün ise “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” şeklinde olduğu; Eğer (teknik inceleme neticesinde) davalının kusurlu bir fiili ile davacının maddi zararına sebebiyet verdiği; zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağının olduğu tespit edilir ise bu halde zarar gören davacının, uğradığı maddi zararın tazminini davalıdan talep edebileceği kanaatine varıldığı; takdirin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, Teknik yönden inceleme neticesinde: Davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşme çerçevesinde 08.12.2022 ile 08.02.2023 tarihleri arasında yapılan işler için davacı tarafından kesilen fatura bedelinin 1.527.881,59 TL’lik miktarının davalı tarafından da kabul edilmiş olduğu nazara alındığında bu miktar tutarındaki işin davacı tarafından yapılmış ve tamamlanmış olduğu hususunda taraflar arasında anlaşmazlık bulunmadığı, bu bağlamda tamamlandığı kesin ve net olan iş bedelinin 1.527.881,59 TL olduğu, Davacı tarafından yapılan işin toplam miktarının tespiti için (Değişik iş tespit raporu gibi) belgeli veri dosyada bulunmadığından ve aradan geçen süre zarfında tamamlanan iş durumunun korunmamış ve bozulmuş olmasından sebeple yerinde keşif yapmanın ehemmiyet arz etmeyeceği, Sözleşmeden kaynaklı olarak zararın doğup doğmadığı, kusurun olup olmadığı noktasında açık bir veriye rastlanmadığı için değerlendirme yapılamadığı yönündeki görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuşlardır. Mahkememizce alınan 13/04/2026 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda bilirkişiler; Davacının geçici iş ilişkisi kapsamında, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu, davacının aylık 700.000 TL fiyat teklif ettiği çekişmesizdir. Davacı, yaptığı işin miktarını ispat yükü altındadır. Dosyada işin yapıldığı miktar bakımından davalı tarafından puantaj tablosu sunulmuştur. Davacının Ocak 2023 ayında zam talep ettiği ancak davalı çalışanı “sabit fiyatta” %55 zam yapabileceklerini bildirmiştir. Davacının bu zam oranına razı olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının ---- fabrikası için teklif verdiği, ancak sözleşme imzalanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının zarar talebi sözleşme öncesi görüşmelerde sorumluluk esasına göre değerlendirilmesi gerekir. Bu sorumluluk özünde güven ve dürüstlük kuralına dayanmaktadır. Bu kapsamda davalının kusurlu olarak güven ilişkini bozup bozmadığının değerlendirilmesi gerekir. Buna ilişkin olası düşünceler yukarıda incelenmiştir. Bu kapsamda davacı tarafından sunulan USB içerisindeki tüm veriler incelenmiştir. Ancak bir kısım delilerin herhangi bilgi içermeyen mail görüntüsünde olduğu anlaşılmaktadır. Somut olay bakımından bilgi verecek deliller rapor içeriğinde incelenmiştir. Davacı tarafın iddialarının tespiti için (Değişik iş tespit raporu gibi) belgeli veri dosyada bulunmadığından ve aradan geçen süre dikkate alındığında davaya konu mevcut durum korunmamış ve/veya korunamamış ve bozulmuş olduğundan, farklı müdahalelerin bulunup bulunmadığı hususlarının tespiti artık mümkün olmayacağından sebeple yerinde keşif yapmanın dava konusu iddiaların incelenmesinin artık mümkün olmaması sebebiyle ehemmiyet arz etmeyeceği, Dava dosyasında taraflar arasında imzalanmış sözleşme nüshası (USB bellek içeriği dahil) bulunmadığından, sözleşmeden kaynaklı olarak zararın oluşup oluşmadığı, kusurun olup olmadığı noktasında açık bir veri olmadığından bu hususta değerlendirme yapılamayacağı yönündeki görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuşlardır.

İNCELEME VE GEREKÇE: Eldeki dava, geçici iş ilişkisi kapsamında yapmış olduğu işin bedeli ve sözleşme görüşmelerinden kaynaklı zararın tazminine ilişkindir. Davacı tarafından 21.01.2022 tarihinde --- Tesisi işletmesine ilişkin olarak davalının ihalesine girerek teklif sunduğu, 30.11.2022 tarihinde teklifin kabul edilerek işin kendisine ihale edildiği, davalı tarafından sözleşme imzalanmadan işe başlamasının söylendiği, bunun üzerine işçi ve iş makinesi çalıştırdığı, iş yaptığı, akabinde sözleşme imzalanma aşamasında sözleşmeden cayması için orantısızlık oluşturmak üzere maddelerde değişiklik yapıldığı, kendisinin sözleşmeyi imzalamadan imtina ettiği, davalının da sözleşmeden döndüğü, iş için kendisinin bir takım masraflar yaptığı, kredi çektiği, bu şekilde zarara uğradığı, ayrıca yaptığı işin bedelinin de tam olarak verilmediği iddia edilmiştir. Davalı tarafından ise davacının değişen maliyetlerden ötürü sözleşmeyi revize etmeye çalıştığı, sözleşmeyi imzalamaktan imtina ettiği, yapılan işlerin bedelinin davacıya ödendiği, üzerine düşen edimi yerine getirdiği, bu sebeple davacının alacağının bulunmadığı savunulmuştur. Davacı tarafından 10/03/2023 tarihli ----- numaralı 3.208.350,57 TL bedelli, "08/12/2022-08/02/2023 tarihli arasındaki --- faturanın ve 10/03/2023 tarihli ---- numaralı 303.260,00 TL bedelli , ---- hizmeti masraf" açıklamalı faturaların düzenlendiği ve davalı tarafından 3.208.350,57 TL bedelli faturanın 1.500.866,00 TL kısmının ödendiği, yine 303.260,00 TL bedelli faturanın ise tamamının ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Somut olayda uyuşmazlığı çözümü için davalının, yapmış olduğu ödemelerin yeterli olup olmadığı, davacının aldığı ödemeler dışında yaptığı ancak bedelini alamadığı işin bulunup bulunmadığı, sözleşme görüşmelerinden kaynaklı olarak davacının bir zararının bulunup bulunmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Mahkememizce dosya bilirkişiye tevdii edilmiş ve tarafların ticari defterleri incelenmiştir. Dosya alanında uzman bilirkişilere tevdii edilmiş, 23.05.2025 tarihli kök rapor ile 13.04.2026 tarihli ek rapor dosya arasına alınmıştır.Mahkememizce davacının, yaptığı işin bedelinin tam olarak ödenmediği, davalıdan alacaklı olduğu iddiası yönünden yapılan değerlendirmede; somut olayda davalı bir takım ödemeler yapmak suretiyle davacının, bir takım işler yaptığını kabul etmektedir. Davacı tarafından ise daha fazla iş yapıldığı iddia olunmaktadır. Davacının, davalının ödediğinden fazla miktarda iş yaptığını ispatlaması gerekir, yani bu konuda ispat yükü davacı üzerindedir. Dava tarihi itibariyle iş yapılmış ve bitmiş olduğundan keşfe ihtiyaç duyulmamıştır. Yine davacı tarafından dosyaya sunulmuş bir delil tespiti de bulunmamaktadır. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde davacının, davalının ödendiğinden fazla iş yaptığına ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı, bu yönüyle davacı tarafından işbu hususunun ispatlanamadığı, yukarıda da belirtildiği üzere ispat yükünün davacının üzerinde olduğu anlaşıldığından mezkur talebin reddine karar verilmiştir. Mahkememizce sözleşme görüşmelerinden kaynaklı zararın tazmini talebi yönünden yapılan değerlendirmede; somut olayda davalı tarafından geçici iş ilişki kabul edilmektedir. İşçilerin görevlendirme belgelerine bakıldığında işin 08.12.2022 tarihinde başladığı, 08.02.2023 tarihinde ise bittiği anlaşılmaktadır. Davacı sözleşme görüşmelerinden kaynaklı güvenle hareket ederek bir takım msaraflar yaptığını ve davalının bu masrafları tazminle yükümlü olduğunu iddia etmiştir. Sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluğu (culpa in contrahendo) genel bir ifadeyle belirtmek gerekirse, sözleşme görüşmeleri aşamasında taraflardan birinin diğerine veya onun koruması altında bulunan kişilere, aralarında dürüstlük kuralı gereğince ortaya çıkan güven ilişkisinin ihlali sonucu meydana gelen sorumluluktur----). Başka bir ifadeyle sözleşme görüşmelerinde taraflardan birinin diğerine dürüstlük kuralına aykırı davranma sonucu verdiği zararlarla ilgili sorumluluktur--- Culpa in contrahendo sorumluluğunun genel şartları, her türlü hukukî sorumluluğun doğumu için gerekli olan zarar, kusur ve illiyet bağıdır. Bu sorumluluk türünü diğerlerinden ayıran özel şartlar ise “normatif anlamda korunmaya değer güvenin ihlal edilmesi” cümlesinden yola çıkılarak tespit olunabilecektir. Buna göre ilk şart olarak yukarıda sözleşmenin kurulması açıklamalarında da değinilen “güven” olgusunun, culpa in contrahendo vakıalarında pek çok kez “sözleşme görüşmecisi olmak”tan ibaret davranışlarla oluştuğu dikkatten kaçmamalıdır (,--). Güven, söz ve yazı gibi olumlu bir davranışla uyandırılabileceği gibi, açıklanması gereken bir hususun açıklanmaması suretiyle olumsuz bir davranışla da ortaya çıkarılabilir. Burada bahsedilen güven, ortalama, makul ve dürüst bir kişinin duyabileceği inançtır ve hukuk düzeni bu güveni, haklı güven olarak değerlendirerek koruma altına alır. Sözleşmenin kurulacağına dair ciddi bir güvenin varlığından ancak öngörülebilir bir tarihte kurulabilecek, somut bir sözleşmeye ilişkin görüşme ilişkisinde bahsedilebileceğinden ilişkinin tarafları da belirlilik arz etmelidir. Diğer bir şart olan güvenin normatif anlamda “korunmaya değer olması”, bir başka anlatımla güvenin hukuk düzeni tarafından korunmaya değer olarak nitelendirilmesi için, güven duyan kişinin TMK’nın 3. maddesi çerçevesinde iyiniyetli olması aranacaktır (--- Korunmaya değer güvenin ihlali şartı ise, en öz anlatımla haklı sebeplerle duyulan güvenin dürüstlüğe aykırı şekilde hayal kırıklığına uğratılmasıdır. Elbette ki bu durumun var olup olmadığı ---- Mahkemesinin bir kararında da belirtildiği üzere her bir somut durumun bütün koşulları tespit edilerek belirlenecektir--- Bu noktada sözleşme öncesi görüşmelerdeki kusurdan sorumluluğun hem somut olayda olduğu sözleşmenin kurulmaması durumda hem de sözleşmenin kurulduğu durumlarda da doğabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Sözleşme öncesi görüşmelerden sorumluluğun kendine özgü ve temelini dürüstlük kuralından alan bir sorumluluk türü olduğu ve her olayın koşullarına göre mahkemece değerlendirilmesi gerektiği gözetildiğinde, kusurlu ihlalin hukukî sonuçlarının sözleşmenin kurulmuş yahut kurulmamış bulunmasına göre farklılık taşıyacağı muhakkaktır. Yapılan açıklamalar ışığında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sonuç olarak kusur ile zararın olmasının ve illiyet bağının kurulmasının şart olmasının yanında ayrıca normatif anlamda korunmaya değer güvenin ihlal edilmesi gerekir. Tek başına görüşmelerin sonlandırılması kusurun olduğu anlamına gelmeyecektir, ayrıca güven ilişkisini zedeleyecek şekilde zarar vermek maksadı ile yapılması gerekir. Somut olayda 15.12.2022 tarihinde davalının çalışanı ---- tarafından sözleşme başlamadan önce hiçbir alıma başlanmaması şeklinde davacıya uyarı maili atıldığı, bu uyarı mailinden sonra davacı tarafından kredilerin çekildiği, işçilerin ise 08.02.2023 tarihine kadar çalıştığı, kaldı ki kredilerin ne için çekildiğinin dosya kapsamı ile anlaşılamadığı, iş makinesi satın almak için mi yoksa mali durumunun kötüleşmesinden kaynaklı mı kredi çekildiğinin sabit olmadığı, yukarıda da belirtildiği üzere kusur, zarar, illiyet bağı ve korunmaya değer güvenin bulunduğu hususunun ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, dosya kapsamı ile davacı tarafından mezkur şartların oluştuğunun ispatlanamadığı anlaşıldığından mezkur talebin de reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 462,15-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde --- Arabuluculuk Bürosu'nun dosyasında takdir edilen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca talep halinde yatırana İADESİNE,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde --- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/959, K. 2026/547, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-959-e-2026-547-k-7c26860325c2