İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/951 E. 2025/385 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/951
- Karar No
- 2025/385
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/951 KARAR NO : 2025/385 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 01/12/2023 KARAR TARİHİ : 02/05/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı/borçlu arasında akdedilen; 01.09.2021 tarihli Servis Bakım Onarım Sözleşmesi gereği, müvekkil şirket tarafından davalı/borçlu şirkete 01.09.2021 başlangıç, 31.08.2022 bitiş tarihli, 12 ay boyunca,... 1.5 ...Manyetik Rezonans Cihazı (MR) ve...... Cihazı (BT) için önleyici bakım ve onarım hizmeti verileceği hususunda anlaşıldığını, müvekkil şirket; sözleşme gereği, davalı/borçluya verilen önleyici bakım ve onarım hizmetleri karşılığında; 23.08.2021 tarihli 10.030 TL tutarlı ... fatura nolu, 30.09.2021 tarihli 26.013,10 TL tutarlı ...2021 tarihli 8.260 TL tutarlı ... fatura nolu olmak üzere toplam 3 adet fatura kestiğini, faturaların içeriğine davalı/borçlu tarafından itiraz edilmediğini, ancak davalı tarafından borç tutarları da ödenmediğini, 23.08.2021 tarihli 10.030 TL tutarlı ...ncesinde müvekkil şirket müdürü ... tarafından, davalı şirkete, 01.07.2021 tarihinde, aşağıda yer alan teklif mailleri gönderilmiş olup, söz konuş mailler dilekçemiz ekinde de sunulduğunu, müvekkil şirket, davalı/borçlu ile alacağının tahsili amacıyla pek çok kez iletişime geçmeye çalışmasına rağmen, hiçbir geri dönüş alamadığını, dava konusu alacağın varlığı bizzat davalı tarafından kabul ve ikrar olduğunu, taraflar arasında düzenli ve sürekli bir cari hesap ilişkisi olduğu için, mutat olduğu üzere, zaman zaman cari hesap mutabakatı yapıldığını, davalı tarafından 31.10.2021 tarihli maille müvekkil şirkete gönderilen mutabakat isteğinde davalı firmanın 44.303,10 TL borçlu olduğu davalı firma kayıtlarında da görüldüğünü, cari hesap ilişkisi içinde; müvekkil şirketin davalı/borçludan 44.303,10 TL fatura alacağı bulunduğunu, fatura tutarları davalıdan tahsil edilemediğinden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edilerek takip durdurulduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan iddialarını ispatlamakla yükümlü olup dosyaya sunulunan deliller yetersiz olduğunu, davalı şirket usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmemiş olmasının yanı sıra asıl alacağa işletilmek üzere esas alınan faiz oranı hatalı olduğunu, davacının ibraz ettiği fatura açık fatura olup davacı tarafından tek taraflı düzenlenmiş bir belge olduğundan tek başına satım ilişkisini ispata yeterli olmadığını, faturaya konu edilen alacak kendiliğinden muaccel hale gelmeyece olgusu dikkate alındığında, usulüne uygun olarak temerrüt ihtarı söz konusu olmadığından alacak muaccel hale gelmediğini, davalı müvekkil tarafından yapılan ödemeler ticari defter ve kayıtlar incelenerek hesaplanması gerektiğini, alacak likid olmadığından kötü niyet tazminatı söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER 1)Taraf dilekçeleri, 2)Tarafların ticari defter ve kayıtları, 3)İzmir...İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası, 4)Faturalar, servis formları, cari hareket raporu, 5)13/08/2024 tarihli bilirkişi kök raporu ve 17/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporu, 6)Tüm dosya münderecatı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. SMMM ...'ın 13/08/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda; Dava tarihi olan 01.12.2023 tarihi itibariyle davacı taraf ticari defterlerinde davalıdan alacak bakiyesi olarak gözüken 44.303,10 TL'nin, davalı taraf mali verilerinde de davacıya aynı bakiye ile borç olarak kayıtlara alındığı ve birbiri ile örtüştüğü tespit edilmiştir. SMMM ...ın 17/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; 10.030,00TL 23.08.2021 tarihli fatura (İstenen: Yıllık Reeskont Avans, 26.013,10TL 30.09.2021 tarihli fatura (İstenen: Yıllık Reeskont Avans) 8.260,00TL 31.10.2021 tarihli fatura (İstenen: Yıllık Reeskont Avans) 56.732,28TL Toplam Alacak Tutarındaki toplam alacağın tahsilde tekerrür olmamak şartıyla takip tarihinden itibaren Asıl alacağa (23.08.2021 tarihli fatura, 30.09.2021 tarihli fatura, 31.10.2021 tarihli fatura) - yıllık (%16,75) oranında ve değişen oranlarda isleyecek Reeskont - Avans faizi üzerinden icra takibi başlattığı, faiz talep tarihi olan 24.08.2023 tarihi ve dava tarihi olan 01.12.2023 itibariyle davacı taraf ticari defterlerinde davalıdan alacak bakiyesi olarak gözüken 44.303,10 TL'nin, davalı taraf mali verilerinde de davacıya aynı bakiye ile borç olarak kayıtlara alındığı ve birbiri ile örtüştüğü, toplam faiz tutarının 12.429,20 TL olduğu tespit edilmiştir. 6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir. "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez. YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Ayrıca Yargıtay... HD ... Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, davacının davalı ile aralarındaki sözleşmeye dayalı olarak davalı tarafa servis hizmeti sunduğu ve bu sunulan servis hizmetine dayalı olarak dava konusu faturalarına düzenlendiği tespit edilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde tarafların defter kayıtlarının yasal şartları haiz olduğu, her iki tarafında kendi defterlerinin kendi lehine delil teşkil ettiği tespit edilmiştir. Davacı tarafça düzenlenen faturaların her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu bilirkişi incelemesi sonucunda açıklığı kavuşturulmuştur. Davalının cevap dilekçesinde servis hizmetinin verilmediği yönünde bir iddia olmadığı gibi davacının düzenlediği faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, ayrıca bunlara dair süresinde düzenlenen bir iade faturasının da bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle davacı tarafın alacağının varlık ve miktarını ispat ettiği görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5/9 maddesinde ise faiz başlangıcı ve sorumluluğu ile ilgili hüküm yer almakta olup bu doğrultuda davacı tarafın talep edebileceği faiz miktarı bilirkişiye hesaplattırılmıştır. Alacağında likit olduğu anlaşılmakla, ana para, faiz, icra inkar tazminatına ilişkin davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-)Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-)İzmir...İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 44.303,10 TL ana para 11.498,57 TL faiz alacağı olmak üzere toplamda 55.801,67 TL ÜZERİNDEN DEVAMINA, 3-)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 55.801,67 TL 'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-)Alınması gerekli 3.811,81 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 756,59 TL peşin harç ve 212,26 TL tamamlama harcının mahsubu ile 2.842,96 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 5-)Davacı tarafça yatırılan 756,59 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 212,26 TL tamamlama harcı, 2.500,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 140,00 TL posta tebligat ücreti olmak üzere toplamda 3.878,70 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen red oranına göre 3.801,12 TL sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 930,61 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8-)3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 9-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/05/2025
Katip... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır