İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/885 E. 2025/377 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/885
Karar No
2025/377
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/885 KARAR NO : 2025/377 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 06/11/2023 KARAR TARİHİ : 29/04/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket, müvekkilimizin yetkilisi bulunduğu... PVC Kapı ve Pencere Sistemleri şirketinden 14.08.2023 tarihinde 90.000,96 TL değerinde PVC Doğrama aldığını, yapılan satışa ilişkin olarak ...fatura numarasıyla e-arşiv fatura düzenlendiğini, söz konusu PVC Doğrama satışı sonrasında, davalı şirket müvekkilimize herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkilinin hak edişi olan işbu 90.000,00-TL tutarındaki ticari alacağın tahsili için İzmir... İcra Dairesi'nin...E. Sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine genel haciz yoluyla icra takibi başlattığını, davalı tarafça yapılan itiraz hukuki dayanaktan yoksun olduğu kadar alacağın müvekkilimizce tahsilinin geciktirilmesi için kötü niyetli olarak da yapıldığını, davalı şirket söz konusu itirazda herhangi bir borcu olmadığına yönelik beyanda bulunmasına rağmen bunu destekler nitelikte hiçbir belge sunmadığını, kabul anlamına gelmemekle, keza söz konusu borç ödendiyse dahi bunu ispatlar nitelikte banka dekontu, hesap dökümü vs. gibi hiçbir bulgu veya belge olmadığını, fatura içeriklerinden anlaşılacağı üzere müvekkilin davalı şirketten alması gereken fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 90.000,00-TL alacaklarının bulunduğunu, davalı tarafça mesnetsiz, hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak vaki takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Mermer İnşaat Pvc Cam Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ne dava dilekçesi ve tensip zaptının usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına karşın davalı şirket tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER 1)Taraf dilekçeleri, 2)Ticari defter ve kayıtları, 3)Taraflar arasında düzenlemiş fatura ve cari hesap dökümü, 4)İzmir ... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takibi dosyası, 5)10/05/2024 tarihli bilirkişi raporu, 6)Tüm dosya münderecatı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. SMMM...un 10/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı... in bilanço esasına göre defter tuttuğu ve 1.sınıf mükellef olduğu anlaşılmakla, Davacı... in mali müşaviri tarafından sunulan 2023 yılına ait Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış tasdiklerinin yapıldığı, ancak 2023 yılına ait Yevmiye Defterinin kapanış tasdik son tarihinin 30.06.2024 olması sebebiyle henüz kapatılmadığı; Davacı ... resmi defterlerinde 04.09.2023 takip tarihi itibariyle Davalı ...'un, Davacı...e 90.000,96 TL tutarında Borçlu olduğunun kaydedildiği, davacı... tarafından bildirilen 2023 yılı BS Bildirimi ile ... Mermer İnşaat Ltd Şti.'ne 1 adet e-belge ile 75.000,80.-TL tutarında satış yaptığının bildirildiği, takibe ve davaya konu Davacı tarafından, Davalı adına düzenlenen 14/08/2023 tarihli... nolu e-Arşiv fatura içeriğinin "PVC DOĞRAMA" açıklamalı 1180 kg 90.000,96.-TL toplam tutarlı olduğu; faturanın altında "e-Arşiv izni kapsamında elektronik ortamda iletilmiştir." yazıldığı görüldüğünden, anılan e-Arşiv faturanın elektronik ortamda davalı şirkete iletildiği, ayrıca e-Arşiv faturanın içeriğindeki ürünlerin davalıya fatura ile birlikte teslim edildiği tespit edilmiştir. 6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir. "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez. YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Ayrıca Yargıtay... HD... Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde taraflar arasında PVC doğrama satımından kaynaklı ticari ilişki bulunduğu ve bundan dolayı davalı tarafça PVC doğramaların karşılığı 90.000 TL nin ödenmemesinden bahisle icra takibi başlatıldığı iddia edildiği görülmüştür. Davacı tarafça, ödeme yapılmaması üzerine başlatılan icra takibin davalık tarafın itirazı üzerine mahkememizde itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep edildiği anlaşışmıştır. Her ne kadar davalı tarafça cevap dilekçesi süresinde sunulmamış ise 27.05.2024 tarihli davalı tarafça sunulan beyan dilekçesinde, davacı tarafa ayrı ayrı 10.000 TL ve 30.000 TL olmak üzere 40.000 TL lik bir ödemenin yapıldığı beyan edildiği görülmekle örtülü olarak aradaki ticari ilişkinin kabul edildiği, hususunda mahkememizde kanaat oluşmuştur. Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi, üzerine davacı defter ve kayıtları üzerinde SMMM bilirkişisi tarafından inceleme yapılmış ve dava değeri kadar davacı tarafın alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça beyan dilekçesinde ileri sürülen ödeme savunmaları ve buna ilişkin evraklar değerlendirildiğinde bu hususta yapılan araştırma neticesinde 10.000 TL ve 30.000 TL olmak üzere toplamda 40.000 TL lik bir ödemenin davacı tarafa yapıldığı ancak bu ödemelerin ikisinin de davalı şirket tarafından yapılmadığı, ödeme açıklamalarında dava konusu edilen uyuşmazlık ve ticari ilişkiye dair herhangi bir emarenin de bulunmadığı, bu sebeple ilgili ödemelerin havalenin genel niteliği gereği başka bir borç için yapılmış olmasının kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla, davalı tarafın ödeme savunmalarını ispatlayamadığı davacının ticari defter ve kayıtlarına göre dava değeri kadar alacaklı olduğunu ispat ettiği ve alacağın da likit olduğu anlaşılmakla, ayrıca icra inkar tazminatına ilişkin ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1)Davanın KABULÜNE, 2)İzmir...İcra Dairesi... esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan İTİRAZIN İPTALİ İLE TAKİBİN DEVAMINA, 3)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 90.000,96 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4)Alınması gerekli 6.147,96 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 1.087,00 TL peşin harçtan mahsubu ile 5.060,96 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 5)Davacı tarafça yatırılan 1.087,00 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 2.500,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 521,75 TL posta tebligat ücreti olmak üzere toplamda 4.378,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7)3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 8)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2025

Katip... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/885, K. 2025/377, T. 29.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-885-e-2025-377-k-3663303d26f5