İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/1176 E. 2025/386 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1176
- Karar No
- 2025/386
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1176 Esas KARAR NO : 2025/386
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/12/2023 KARAR TARİHİ : 17/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/04/2025 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; Davacı, davalı ile olan ticari ilişkisi kapsamında davalı şirketten 991.967,61 TL ve 134.477,20 USD ( Takip tarihindeki TL karşılığı, harca esas değer 1 USD = 28.5700 TL, 134.477,21 USD x 28.5700 TL = 3.842.013,88 TL. 991.967,61 TL alacağı + 3.842.013,88 TL Döviz alacağının TL karşılığı = 4.833.981,49 TL Toplam takip tarihindeki karşılığı) alacaklı olduğunu, bu alacağın tahsili amacı ile Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının, haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini, iş bu haksız itiraz nedeniyle takibin durdurulduğunu, davacının itirazın iptali davası açmadan önce Bakırköy Arabuluculuk Bürosu’na Büro Dosya Numarası ....., Arabuluculuk Numarası .... ile arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu, anlaşmama tutanağının düzenlendiğini, taraflar arasındaki ilişki satışa konu ürünlerin bedelinin ödenmemesinden ve kur farkı alacaklarının ödenmemesinden kaynaklanan borç ilişkisi olduğunu, davalının davacıdan iplik satın aldığını, buna karşılık davacı şirket tarafından davalıya fatura kesildiğini, ayrıca davalı tarafından çek ile yapılan ödemelerde çekin davalıdan teslim alındığı tarih ile çekin tahsil edildiği tarih arasında kur da meydana gelen değişiklikler sebebiyle davalıya kur farkı faturaları kesildiğini, davalının faturalara herhangi bir itiraz öne sürmediği gibi ödemesini de yapmadığını, fatura ve sevk irsaliyeleri incelendiğinde açıkça görüleceği üzere, davalı tarafın satış konusu malları teslim aldığına ilişkin bir tereddüt bulunmadığını, sevk irsaliyelerine konu malların imza karşılığı teslim edildiğini, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak borca ve yetkiye itiraz ettiğini, davalının, sadece alacağı sürüncemede bırakmak için iş bu itirazları yaptığını, tarafların ticari defter ve kayıtları ile vergi dairesi kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere davacı şirketin davalı borçludan alacaklı olduğunu, buna ilişkin cari hesap ekstresini de sunduklarını, davalının alacağı sürüncemede bırakmak amacı ile bu itirazda bulunduğunu, davacı şirket yetkililerinin davaya konu icra takibini başlatmadan önce davalı ile şirket yetkilisi ile davalının adresinde görüşme gerçekleştirdiğini, yapılan görüşme sırasında davalı şirketin faaliyet gösterdiği adresteki taşınmazı ve içerisindeki makinaları satın almak için gelen kişiler ile denk gelindiğini, akabinde haricen edilen bilgilere göre Davalının taşınmazlarını satışa çıkardığını ve İspanya'ya taşınacağı bilgisi edinildiğini, borcun ödenmemesinin davacı şirketi yeterince mağdur etmiş olup borçlunun mallarını kaçırması halindeyse davacının mağduriyetinin artacağını, Yargıtay ...... Hukuk Dairesi .... E. ..... K sayılı kararında "Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır." denildiğini, borçlunun menkul, gayrimenkul ve 3.şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK’da ihtiyati haciz için aranan koşullar bulunduğundan davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep ettiklerini, taleplerinin kabulüyle borçluya ait taşınır, taşınmaz mallarıyla üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine öncelilikle teminatsız, uygun görülmediği takdirde mahkemenizin takdir edeceği teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesine, davalı şirketin Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün .... E. E. sayılı sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile davalının takip miktarının %20’ sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, Yargılama gideri, arabuluculuk giderleri ve ücreti vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının dava dilekçesinde, davalı ile aralarında ticari ilişki olduğunu, bu kapsamda 991.967,61 TL ve 134.477,20 USD ( Takip tarihindeki TL karşılığı, harca esas değer 1 USD=28.5700 TL, 134.477,21 USD x 28.5700 TL= 3.842.013,88 TL, 991.967,61 TL alacağı + 3.842.013,88 TL döviz alacağının TL karşılığı= 4.833.981,49 TL toplam takip tarihindeki karşılığı) alacaklı olduğunu iddia ettiğini, davacının yine dilekçesinde taraflar arasında satışa konu ürünlerin bedelinin ödenmemesinden ve kur farkı alacaklarının ödenmemesinden kaynaklanan borç ilişkisi olduğunu beyan ettiğini ve icra takibi başlattığını, davacının iddiaları ve ileri sürdüğü hususların gerçeği yansıtmadığı gibi bugüne kadar davalı firmanın hiçbir hususta temerrüde düşmediğini, davalının, davacı tarafa bir borcu bulunmadığını, Türk Borçlar Kanunu' nun 112. Ve devamındaki maddelerinde borçların ifa edilmemesinin sonuçları ve temerrüt hükümlerinin izah edildiğini, TBK 117 "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." şeklinde düzenlendiğini, Bu maddeye göre belirli vadenin varlığı halinde borçlunun temerrüde düşürülmesi için temerrüt ihtarına ihtiyaç duyulmazken belirsiz vadenin varlığı halinde temerrüt için ihtara ihtiyaç olduğunu, bu hükümlerin uygulanabilmesi için de taraflar arasında kurulmuş olan bir sözleşmeye ihtiyaç olduğunu ancak işbu davaya konu alacak için taraflar arasında kurulmuş olan bir sözleşme bulunmadığını ve davalıya gönderilmiş herhangi bir ihtar da bulunmadığını, sonuç olarak davalının borcunu ifa etmediğini ve temerrüde düştüğünü iddia edebilmemiz için davacının ilgili hükümler gereğince ihtar şartını sağlamış olması gerektiğini, talep edilen asıl alacak ile birlikte haksız ve hukuka aykırı olarak talep edilmiş olan kur farkı faturalarının da tahsiline yönelik dava ve taleplerin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, işbu yukarıda izah ettiğimiz sebepler ışığında itirazın iptaline konu icra takibine, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Vergi Dairesinden celp dilen BA-BS formları, ticaret sicil kayıtları, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyası, Mahkememizce aldırılan 01/02/2025 tarihli bilirkişi raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyasına, faize ve fer'ilerine vaki itirazın iptali, takibin, itirazın ana para tutarı, takip öncesi işlemiş faiz, icra vekalet ücreti icra masrafları ve icra tahsil harcı yönünden devamına, %20 icra inkar tazminatı talepleri istemine ilişkindir. Asıl Konunun: taraflar arasında ticari ilişki, temerrüt kapsamında ürün bedeli ve kur farkı olayının olup olmadığı, noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Çözüm: Taraflarca sunulan delillerle, HMK, TBK, TTK, ve İİK bakımından değerlendirilmesinin yapılmasıdır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 01/02/2025 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle birlikte değerlendirilerek hükme esas alınmıştır. -Bakırköy ..... İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde cari hesap alacağına istinaden, 991.967,61 TL cari hesap alacağı,(İstenen: Yıllık Reeskont Avans), 991.967,61 TL Toplam Alacak, 134.477,20 USD Fiili Ödeme Tarihi Cari Hesap Alacağı (İstenen: Yıllık Bankalarca Mevduatlara Fiilen Uygulanan Azami Faiz (USD)), 134.477,20 USD Fiili Ödeme Tarihi Toplam Alacak, Takip Tarihindeki TL Karşılığı, Harca Esas Değer: 1 USD= 28.5700 TL, 134.477,21 USD x 28.5700 TL = 3.842.013,88TL, 991.967,61 TL -TL Alacağı- + 3.842.013,88 TL- Döviz Alacağının TL Karşılığı- = 4.833.981,49 TL toplam harca esas değer.) Tutarındaki toplam alacağın, döviz alacağının fiili ödeme günüdeki kuruyla tahsili, toplam alacağın İcra gideri, Vekalet Ücreti ve takip tarihinden itibaren döviz cinsinden olan alacak kalemlerine Özel Bankaların Dolar Cinsinden mevduatlara fiilen uyguladığı en yüksek mevduat faiziyle birlikte, TL cinsinden olan alacak kalemlerine %36,75 Reeskont Avans faiziyle birlikte tahsili talebidir. (Fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla ve Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla tahsili talebidir.) T.B.K. 100.mad. gereğince kısmi ödemeler öncelikle işlemiş faiz, masraf ve ferilere mahsup edileceği şeklinde, takip başlattığı, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahkememizce görevlendirilen bilirkişi aracılığıyla yapılan tespitler sonucu davacının davaya konu yıllara ilişkin ticari kayıt ve defterlerinin kendi lehlerine delil olma özelliğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizin 18/07/2024 tarihli celsesinde; davalı şirket vekilinin hazır bulunduğu iş bu celsenin 6 no'lu ara kararı ile "TTK'nun 4/2, 64. ve HMK'nun 222.maddeleri uyarınca taraf vekillerine davayla ilgili ilişki dönemini kapsayan ticari defterlerini inceleme gün ve saatinde hazır etmeleri hususunda kesin süre verilmesine, belirlenen gün ve saatte söz konusu ticari defterlerini ibraz etmedikleri takdirde ise karşı tarafın usul ve mevzuata uygun tutulmak kaydıyla ticari defterlerine itibar edilerek karar verileceğinin ihtarına, (28/07/2020 gün 31199 sayılı 7251 kanunun 23. Maddesi)..." karar verildiği, davalı vekiline yapılan ihtarata rağmen, mahkememizce bilirkişi incelemesine esas olmak üzere ticari kayıt ve defterlerini inceleme gün ve saatinde ibraz etmediği, sonrasında da görevli bilirkişiye sunulmadığı anlaşılmıştır. Faturanın ispat kuvvetine ilişkin TTK. m. 21/2 hükmüne göre: “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır”. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin HMK. m. 222 hükmüne göre: “ (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Aynı şekilde ihtirazi ileri sürülmeden ilişkiye devam edilmesi halinde hak kaybı oluşmaktadır. Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararında bu hususu şu şekilde dile getirmiştir: “Dava, bayilik sözleşmesiyle belirlenen eksik ürün alımı hali için öngörülen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Davacının, yıllık ürün alım taahhüdüne uymaması nedeniyle davalılardan cezai şart talep etmesinde kural olarak bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak davacının bu cezai şartı talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtirazı kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekir. Dosya kapsamından davacının söz konusu dönemden sonra herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin davalılara ürün vermeye devam ettiği anlaşıldığından, talep konusu dönem için davalılardan cezai şart isteyemez” (HGK’nın 9.4.2014 tarih ve 2013/19-690 E. 2014/507 K. sayılı kararı). Yargıtay vermiş olduğu bir kararında da bu husus şu şekilde dile getirmiştir: “… icazetin verilmesi kural olarak şekle tabi olmayıp, açıkça verilebileceği gibi, zımni davranışlarla da verilmesi mümkündür. Hatta, bir kimseden dürüstlük kuralı uyarınca haberdar olduğu hukuki işleme itiraz etmesinin, diğer bir ifade ile söz konusu hukuki işlemi onaylamadığını bildirmesinin beklenebildiği hallerde de susmanın dahi icazet sayılabileceği kabul edilmelidir. Bu durum karşısında, davacının davalı banka çalışanı tarafından yapılmış olan işlemden haberdar olduğu ve davalı banka çalışanı tarafından zimmetine geçirilen parayı davalı banka ile anlaşarak ödediği, uzun süre sessiz kalarak davalı bankadan talepte bulunmadığı, ayrıca olayın özelliği ve dürüstlük kuralı gözönüne alındığında, davacının davaya konu işleme icazet verdiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, mahkemece, anılan hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir” (Y. 11. HD’nin E. 2016/4013, K. 2017/6305 sayı ve 20.11.2017 tarihli kararı). Dava konusu faturalara süresi içinde itiraz edilmemesi, uzun süre fatura bedeline sessiz kalınması, HMK. m. 222 hükmü uyarınca usulüne uygun tutulan davacının defterlerinin lehine takdiri delil oluşturması, yine HMK. m. 222/5 hükmü uyarınca ticari defterlerini ibraz etmeyen davalı aleyhine hüküm kurulmasının gerekmesi gibi hususlar dikkate alındığında; davacının mali inceleme bölümünde tespit edilen dava konusu alacak oranında alacaklı olduğunun kabulü gerekir. Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; Somut Olayda: taraflar arasında dosya kapsamında herhangi bir cari hesap sözleşmesi düzenlendiğinin tespit edilemediği, ancak tarafların 2021-2022-2023 yıllarında ticari bir geleneksel ifade ile cari hesap mantığı şeklinde süregelen bir çalışma sergiledikleri, tarafların e-fatura sistemine kayıtlı olduğu ilgili sistem altyapısından düzenlenen faturaların teslim edildiği, ayrıca ürün teslimlerinde, faturalarda davalı tarafça teslim alan kişilerin ad-soyadı ve imzalarının yer aldığının görüldüğü, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında cari hesap bakiye olarak kalan bedelin ödendiğine ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, davalı tarafça ticari defter ve belgeleri bilirkişi incelemesine esas olmak üzere sunmadığı, davacı tarafça düzenlenen faturaların bir kısmının e-arşiv, bir kısmının e-fatura sistemi üzerinden, bir kısmında ise alıcı firma çalışanları tarafından isim soy isim ve imza bulunacak şekilde teslim alındığı, davalı tarafın TTK 21/2. Maddesine göre 8 günlük itiraz süresinde faturalara itiraz etmediği, ayrıca dosyaya celp edilen BA-BS formlarından, davalının dava konusu faturaları teslim aldığının vergi dairesine beyan etmesinden de anlaşıldığı, dosyada mevcut teslim formlarından faturaya konu malların davalıya teslim edildiği, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile dosya kapsamında TL olarak düzenlenmiş faturadan kaynaklı olarak 108.540,00 TL, döviz değerlemeli çek alacaklarına karşılık düzenlenmiş TL kur farkı faturalarından kaynaklı cari hesap kalan bakiyesi 883.091,58 TL, dövizli faturalardan kaynaklı ödenmeyen cari hesap bakiyesi olarak 134.427,21 USD olarak davacının davalıdan alacaklı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki uyarınca davalıya mal teslim edilmiş olması, düzenlenen dava konusu faturaların davalıya tebliğ edilmiş olması, davalının süresi içinde faturalara itiraz etmemesi ve ticari defterlerini de incelemeye sunmaması, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmuş olmakla takdiri delil oluşturması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde icra takibine konu alacak oranında davacının davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmakla Bakırköy ..... İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyasında itirazın iptali ile takibin aynı şartlarda devamına, alacağın belirlenebilir ve dolayısıyla likit olması dikkate alınarak davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin takip tarihi itibariyle toplam alacak tutarının %20'si oranında icra inkar tazminatı olan 966.796,29TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, -Bakırköy ..... İcra Dairesinin ...... Esas sayılı dosyasında itirazın iptali ile takibin aynı şartlarda devamına, toplam alacak tutarı olan alacağın %20 icra inkar tazminatı olan 966.796,29TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 330.209,28 TL harç peşin alınan 58.382,41 TL harcın mahsubu ile eksik 271.826,87 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 24.728,75 TL bilirkişi ücreti, posta masrafı vb giderler ile ile toplam harç gideri 58.652,26 TL olmak üzere toplam 83.381,01 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 582.248,12 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, (karar tarihi MEB efektif sayıt 1 USD =38,17 TL) 6-Davalı tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2025
Başkan ...... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır