İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1180 E. 2025/384 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1180
- Karar No
- 2025/384
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ***Esas - *** T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : ***
HAKİM : *** KATİP : ***
DAVACILAR : 1- *** 2- *** VEKİLİ : Av. *** DAVALI :*** VEKİLİ : Av. *** MÜTEVEFFA : ***
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ :*** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; sürücü ...'in 02/08/2008 tarihinde sevk ve yönetiminde bulunan 38 ... plaka sayılı aracı ile *** Bulvarı üzerinde bölünmüş yolda Kayseri istikametinden *** istikametine doğru seyir halinde iken *** Caddesi kavşağına geldiğinde aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın yoldan çıkması neticesinde yolun orta refüjünde bulunan aydınlatma direklerinden birisine çarpması sonucu meydana gelen kazada araç içerisinde bulunan, müvekkillerinin kızı ...'nın hayatını kaybettiğini, diğer kızı ***'nın ise yaralandığını, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18/08/2008 tarih ve*** nolu düzenlenen iddianame ile sanık sürücü ... hakkında taksirle bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına neden olmak suçundan kamu davası açıldığını, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu ... Esas ve ... Karar sayılı dosyada sanık sürücü ... hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, yetişkin kızlarının ölümüyle 28/02/1958 doğumlu baba ... ve 01/08/1961 doğumlu anne ...'nın kızlarının desteğinden yoksun kaldıklarını, bu nedenle destekten yoksun kalan davacı anne ve baba için, 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesine göre belirlenecek maddi tazminat tutarlarının hüküm altına alınmasına karar verilmesini istediklerini belirterek trafik kazasında ölüm nedeniyle destekten yoksun kalan davacılara 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesine göre belirlenecek olay tarihindeki sigorta limiti aşılmamak üzere maddi tazminat tutarlarının, eksik ödemenin yapıldığı temerrüt tarihinden işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı iddia edilen 38 ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde *** numaralı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile 16/11/2007 - 16/11/2008 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçe teminat limitinin kişi başına 80.000,00-TL olup müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zararı nispetinde olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının sigorta şirketine yaptığı başvuruda, sunmuş olduğu bilgi ve belgeler dikkate alındığında, davacının talep ettiği tazminat miktarını bilebilecek, belirleyebilecek veya ispat edebilecek durumda olduğunu, bilindiği üzere hukuki menfaatin dava şartlarından olduğunu, müracaatçının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin; işletenin ilgili kanun gereğince sorumlu olduğu hallerde sigortalının kusuru oranında ve teminat limiti dahilinde sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin kendisine sunulan evraklar doğrultusunda kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, 06/02/2009 tarihinde 19.686,00-TL ödeme yaptığını ve dolayısıyla müvekkili şirketin sorumluluğunu fazlasıyla yerine getirdiğini, ilgili kazaya ilişkin başkaca sorumluluğu bulunmadığını belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Davacı tarafça; 02/08/2008 tarihli trafik kazası tespit tutanağına, veraset ilamına, murise ait kimlik bilgilerine, şirket sigortalısı araca ait poliçe bilgilerine, nüfus kayıtlarına, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasına, müteveffanın sigortalılık bilgilerine, bilirkişi incelemesine ve yemine delil olarak dayanılmıştır. Davalı tarafça; hasar dosyası ve sigorta poliçesine, SGK'nın rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin yazısına, savcılık soruşturma dosyası ve ceza dosyasına, hastane evraklarına, nüfus kayıtlarına, davalı şirketin defter ve kayıtlarına, Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi kayıtlarına, keşif ve bilirkişi incelemesine, tanık anlatımlarına ve yemine delil olarak dayanılmıştır. Taraflarca delil olarak dayanılan bir kısım kayıt ve belgelerin örnekleri dilekçelerinin ekinde dava dosyamıza sunulmuştur. Müteveffa ... (T.C. No: ***) müteveffa/3. kişi sıfatı ile Uyap kayıtlarına eklenmiş, ayrıca aile nüfus kayıt tablosu örneği Uyap sisteminden çıkarılarak dosyamız arasına alınmıştır. Davacıların her birinin ve müteveffa ...'nın ekonomik, sosyal ve gelir durumlarının tespiti için adresi itibariyle yetkili Emniyet birimine müzekkere yazılmıştır. 03/01/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Davacıların ve müteveffa ...'nın T.C. kimlik numaraları ve açık kimlik bilgileri belirtilmek suretiyle Kayseri Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak; a)Davacıların sigortalı olup olmadığının, çalışıyorlarsa aylık ücretinin ne olduğu sorulmuş, b)Müteveffa ...'nın vefatından önce sigortalı olup olmadığı, çalışıyorlarsa aylık ücretinin ne olduğu sorulmuş, c)Müteveffa ...'nın 02/08/2008 tarihinde trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle SGK tarafından davacılara rücua tabi maaş veya gelir bağlanıp bağlanmadığı yahut ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş, yapılmışsa buna ilişkin kararın, peşin sermaye değerinin hesaplanmasına ilişkin tabloların ve dayanak belge örneklerinin gönderilmesi, yapılan ödeme veya bağlanan maaş ya da gelirin rücua tabi olması halinde sorumlular hakkında rücu davası açılıp açılmadığı, açılmışsa mahkeme adının ve dava esas numarasının bildirilmesi istenilmiştir. 05/01/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasının akıbeti sorulmuş, dosyanın aslı celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Davacıların T.C. kimlik numaraları ve açık kimlik bilgileri belirtilmek suretiyle ... Sigorta Şirketi'ne müzekkere yazılarak 16/11/2008 tarihli acente no: ***, poliçe no: *** sayılı ZMMS poliçesi ile sigortalı 38 ... plakalı aracın karıştığı 02/08/2008 tarihli Kayseri İli, Kocasinan İlçesi, *** Bulvarı üzerinde meydana gelen trafik kazasından dolayı hasar dosyasının, sigorta poliçe örneğinin, alınmış ise ekspertiz raporunun, davacıların dava açmadan önce KTK'nun 97. maddesi uyarınca başvuru yapımış olması halinde başvuru dilekçesinin, dilekçe ekinde ve sonradan sunulan tüm kayıt ve belge örneklerinin ve dilekçenin evrak kayıt tarihinin, davacılara ödeme yapılmış ise ödeme belgesinin ve varsa ibraname örneğinin gönderilmesi istenilmiştir. 29/05/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Tanık deliline dayanan taraflara tanıklarının isim ve adreslerini bildirmeleri ve hangi hususlarda tanıklarının bilgisine başvurulmasını açıklamaları için kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmaması halinde HMK'nun 322/1. ve 140/5. maddesi gereği tanık deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verileceği taraflara usulünce ihtar edilmiştir. Davalı tarafından kesin süre içinde tanık bildirilmemiştir. Davacıların tanığı***'ın dinlenilmesi için Antalya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmıştır. Tanık *** beyanında, "Davacılar benim anne babamdır. Biz müteveffa kardeşim *** ile aynı araç içindeyken dava konusu kaza meydana geldi. Bende bu kazada yaralandım. Annem ve babam olan davacıların düzenli bir geliri yoktur. Babam yevmiyeli işlerde iş buldukça çalışırdı. Şuanda yaşlı ve sağlık sorunları olması nedeniyle hiç çalışamıyor. Annem çalışmaz, o da yaşlıdır. Müteveffa kardeşim *** ve ben çalışarak ailemize destek oluyorduk. *** vefatından sonra maddi durumları daha kötüye gitti. Ben elimden geleni yapmaya çalışıyorum ancak *** katkısı olmayınca ekonomik olarak alıştıklarından geriye gittiler. Geçinmekte zorlanıyorlar." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacılar vekili tarafından bildirilen *** Tekstil Gıda Ve İhtiyaç Maddesi İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'ne ...'nın ölmeden önceki çalışmalarına ilişkin son 6 aylık maaş bordro örneğinin istenilmesi için yazılan müzekkerenin bila ikmal iade edildiği görülmüştür. Kayseri 1 Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası fiziken dosyamız arasına alınmasından sonra HMK'nun 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir trafik-makine mühendisi bilirkişiye tevdine, HMK'nun 273. maddesi gereğince iddia, savunma, trafik kayıt örneği, Kayseri 1 Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasının içeriği ve diğer tüm deliller incelenmek sureti ile, 02/08/2008 tarihli trafik kazasının oluşumunda kim veya kimlerin ne şekilde kusurlu oldukları, hangi kuralları ihlal ettikleri konusunda kaza anına ilişkin basit krokinin de çizilerek kural ihlallerinin tespit edilmesi konusunda hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir. Görevlendirilen Makine Yüksek Mühendisi Öğretim Görevlisi ... tarafından düzenlenen 26/07/2024 tarihli raporda özetle; "Dosyada mevcut kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağı'ndaki veriler, iddia, savunma,Kayseri 1 Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında mevcut tanık ifadeleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kazanın 02/08/2008 tarihinde saat 19.45 civarında sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plaka sayılı araç ile Kayseri İli, Kocasinan İlçesi'nde Kayseri istikametinden *** istikametine *** bulvarını takiben seyri esnasında olay mahalli *** Caddesi Kavşağı'na geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre yolun sol tarafında bulunan orta refüje çıkarak aydınlatma direğine çarpması sonucu ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarla sonuçlanan olayda; 38 ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in sevk ve idaresindeki araç ile günün akşam vakti, görüşün açık olduğu meskun mahalde eğimli yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması gerekirken hızını yol, zemin, trafik ve görüş durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamadığı, mahal şartları üzerinde hızla seyrini sürdürdüğünden direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile dikkat ve özen yükümlülüğünü getirmeyerek sebebiyetverdiği olayda; KTK madde 52/a "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak: Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, zorundadırlar.", KTK madde 52/b "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak: Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, zorundadırlar." ve KTK madde 84/j "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: Araç sürücüleri trafik kazalarında,.... j) Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama, hallerinde asli kusurlu sayılırlar" kurallarını ihlal ettiği asli ve tam kusurlu olduğu değerlendirilmiştir." şeklinde rapor düzenlenmiştir. Diğer ilgili delillerin toplanmasından sonra HMK'nun 266. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir aktüerya uzmanı bilirkişinin resen seçilmesine, HMK'nun 273. maddesi gereği iddia, savunma, işgöremezlik raporu, kusur raporu, nüfus kaydı, sosyal ve ekonomik durum araştırması, tanık beyanları, maaş bordro örnekleri ve diğer tüm deliller incelenmek suretiyle Yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda TRH 2010 yaşam tablosu dikkate alınarak %10 artırım ve %10 iskonto metoduna göre talep edilen maddi tazminat istemleri yönünden aktüer hesabının yapılarak, denetime ve karar vermeye elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir. Aktüer bilirkişi*** tarafından düzenlenen 22/01/2025 tarihli raporda özetle; "Davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti dikkate alınarak sorumlu olduğu bakiye destek zararının: davacı ... yönünden 32.624,15-TL, davacı ... yönünden 72.689,85-TL olduğu" belirtilmiştir. Davacılar vekilince verilen 18/02/2025 tarihli talep arttırım dilekçesi ile "... Dava dilekçemizde talep ettiğimiz miktarlara ek olarak, müvekkil ... bakımından destek zararı olarak 32.574,15-TL ve müvekkil ... bakımından destek zararı olarak 72.639,85-TL daha talep etmekle trafik kazasında ölüm nedeniyle destekten yoksun kalınan maddi tazminat tutarı olarak toplam 105.214,00-TL arttırarak toplam 105.314,00-TL maddi tazminatın alacağımızın eksik ödemenin yapıldığı temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasını vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde dava dilekçesinde istenen alacak miktarları arttırılmıştır. Eksik harç yatırılmış, dilekçe davalı tarafa tebliğe çıkarılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, 02/08/2008 tarihli trafik kazasında yaralanmadan kaynaklı bakiye destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. Zira dava ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketine karşı açılmıştır. 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibarı ile yargılama, tek hakim tarafından yapılıp dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada dava değeri itibariyle 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır. Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar anlaşmaya varamadıkları görülmüştür. 02/08/2008 tarihli trafik kazası sonucu ...'nın vefat etmiş olduğu hususu olduğu tarafların kabulündedir. Taraflar arasında uyuşmazlık noktaları; davacıların bakiye destekten yoksun kalma zararlarının bulunup bulunmadığı, var ise davalının bu zarardan sorumlu olup olmadığı, davalının zaman aşımı def'inin, eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağına yönelik itirazının ve KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartı yokluğu itirazının yine davalının müteferik kusur ve hatır taşıması indirimine yönelik beyan ve itirazlarının kabul edilebilir olup olmadığı konularında toplanmaktadır. KTK'nun 97. maddesi yönünden yapılan değerlendirmede; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda davacılar dava tarihinden önce 07/02/2020 tarihinde davalı *** Sigorta A.Ş.'ne başvurdukları, sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açıldığı, davacıların başvuru sırasında müteveffanın ölmeden önceki gelir durumunu gösterir ücret belgesini ve müteveffanın anne babasını da gösterir şekilde vukuatlı güncel nüfus kayıt örneğini sunmadıkları, davalı sigorta şirketi tarafından 13/02/2020 tarihli yazı ile başvuru sırasında sunulmayan müteveffanın anne babasını da gösterir şekilde vukuatlı güncel nüfus kayıt örneğinin davacılar tarafından ibraz edilmesinin talep ettiği, davacıların bu belgeleri sigorta şirketine sunmadan eldeki davayı açtıkları görülmüştür. Başvuru evrakının ekinde Genel Şartlar uyarınca bir kısım belgelerin eksik olması sigorta şirketinin temerrüt tarihi bakımından önemli olup bir kısım belgelerin eksik sunulduğu gerekçesiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca sigortaya başvuru şartının yerine getirilmediğini kabul etmek mümkün değildir. Bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca sigortaya başvuru şartının yerine getirildiği değerlendirilmiştir. Zorunlu arabuluculuk dava şartının değerlendirmesinde; Dava dosyası kapsamında mevcut arabuluculuk tutanaklarının incelenmesinde davada, davacı tarafın davalı yönünden arabuluculuğa başvurduğu ve anlaşamadıklarına dair son tutanakların düzenlendiği görülmüştür. Zamanaşımı def'inin değerlendirmesinde; Davalı vekili cevap dilekçesinde zaman aşımı def'inde bulunmuştur. 2918 sayılı KTK'nun 109/1-4 maddeleri gereğince, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza günüden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğredikleri günden başlayarak 2 yılda zamanaşımına uğrar." TBK'nun 154/2. maddesi hükmüne göre "alacaklı, dava veya defi yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa" zamanaşımı kesilir. Aynı Kanun'un 156/1. maddesi hükmü gereğince, "zamanaşamının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar." 2918 sayılı KTK'nun 109. maddesinin 1. fıkrasında haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenirken, 2. fıkrasında ise, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. 2918 sayılı kanunun anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Sözkonusu yasa hükmü, ceza zamanaşımı uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Mahkememizce dava konusu edilen trafik kazasıyla ilgili Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne ait ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası celp edilmiştir. Sanık ...'in hakkında taksirle bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına sebep olma suçundan dolayı açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1/6 oranında indirilerek 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; trafik kaza tarihi, arabuluculuk başvuru tarihi, arabuluculuk son tutanak tarihi, dava tarihi ve KTK'nun 109. maddesi hükmü birlikte değerlendirildiğinde davanın 2918 sayılı KTK'nun 109. maddesi uyarınca zaman aşımı süresi içinde dava açılmış bulunmasına göre davalının zamanaşımı süresi ile ilgili savunmalarının ve zamanaşımı def'inin yersiz olduğu değerlendirilmiştir. Belirsiz alacak davası açılıp açılamayacağı yönünden yapılan değerlendirmesinde; Dava dosyası trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz. Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır. Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320). Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için; a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması, b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir. Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320). Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321). Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1000).35. Aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 Esas, 2022/1574 Karar; 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar; 02.03.2016 tarihli ve 2014/15-439 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Somut olayda da; davalı cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir. Davalının davaya cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacıların alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacıların belirsiz alacak davası açmalarında hukuki yararları vardır ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açmaları hukuken mümkündür. Aksi yöndeki davalı savunmasına itibar edilmemiştir. Kusur yönünden yapılan değerlendirmede; Mahkememizce görevlendirilen Makine Yüksek Mühendisi Öğretim Görevlisi ... tarafından düzenlenen 26/07/2024 tarihli raporda özetle; "Dosyada mevcut kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağı'ndaki veriler, iddia, savunma,Kayseri 1 Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında mevcut tanık ifadeleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kazanın 02/08/2008 tarihinde saat 19.45 civarında sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plaka sayılı araç ile Kayseri İli, Kocasinan İlçesi'nde Kayseri istikametinden *** istikametine *** bulvarını takiben seyri esnasında olay mahalli *** Caddesi Kavşağı'na geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre yolun sol tarafında bulunan orta refüje çıkarak aydınlatma direğine çarpması sonucu ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarla sonuçlanan olayda; 38 ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in sevk ve idaresindeki araç ile günün akşam vakti, görüşün açık olduğu meskun mahalde eğimli yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması gerekirken hızını yol, zemin, trafik ve görüş durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamadığı, mahal şartları üzerinde hızla seyrini sürdürdüğünden direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile dikkat ve özen yükümlülüğünü getirmeyerek sebebiyetverdiği olayda; KTK madde 52/a "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak: Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, zorundadırlar.", KTK madde 52/b "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak: Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, zorundadırlar." ve KTK madde 84/j "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: Araç sürücüleri trafik kazalarında,.... j) Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama, hallerinde asli kusurlu sayılırlar" kurallarını ihlal ettiği asli ve tam kusurlu olduğu değerlendirilmiştir." şeklinde tespitlerde bulunulmuştur. Bu rapor, dosya kapsamındaki trafik kaza tespit tutanağı, hasar dosyası, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne ait ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası içeriği, ceza dosyasından alınan 13/02/2013 tarihli Adli Tıp Kurumu kusur raporu ile diğer deliller ve olayla uyumlu, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır. Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacıların müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Dosya kapsamında bulunan deliller, ceza mahkemesi ve savcılık soruşturma dosyası içindeki adli rapor, ölü muayene ve otopsi tutanağı, ifade tutanakları, trafik kaza tespit tutanağı ve diğer delillere göre müteveffa ...'nın emniyet kemeri takmadığına ilişkin, bu kaza sonucu zararın meydana gelmesinde ya da zararın artmasında müterafik kusurlu olduğu yönünde delil bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle mütefarik kusur indimi yapılmamıştır. Destek zararı yönünden yapılan değerlendirmede; Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “Destekten yoksun kalma zararı” ile "Destekten yoksun kalma tazminatı" kavramaları incelenmelidir. Trafik kazası, bir kişinin ölümü sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda, bazı kişiler onun ekonomik desteğinden, malî yardım ve bakımından yoksun kalabilirler. İşte; ölenin destek ve yardımından yoksun kalanlarının uğradıkları bu zarara, destek kaybından doğan zarar denir. Destekten yoksun kalma zararı TBK'nun 53. maddesinde yer almaktadır. Madde aynen; "Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar." şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi destek zararları sayılırken "özellikle şunlardır" demekle madde metninde sayılan zararlar ile sınırlandırılmamıştır. Madde de çok dar kapsamlı sayılan zararların ne tanımı ne de şartları yer almıştır. Desteğin ölümünden önce kurulmuş olan veya destek yaşasaydı, kurulması muhtemel olan bir bakım ilişkisinin tespit edilmesi, ardından bu bakım ilişkisinin destek yaşasaydı gelecekte göstereceği değişim neticesinde, destekten yoksun kalanın uğradığı zarar miktarının ve ödenecek tazminat miktarının tespit edilmesi, tahminlere ve varsayımlara dayalıdır. TBK’nun 53. maddesinin öngörmüş olduğu hâl, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna "destekten yoksun kalma tazminatı" denir. Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi hâlde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme imkânı tanımaktır. Destek zararından bahsedebilmek için destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli imkânlardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma şartı gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, davacının ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. "Destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkı ölenden intikal eden bir hak olmayıp doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir haktır. Ölenle ya da mal varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yaratır, Bu nedenledir ki ölen kimse ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmemektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı talebi miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığından desteğin veya mirasçılarının da herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır." (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22/06/2018 tarihli ve 2016/5 E., 2018/6 K. sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/06/2011 tarihli ve 2011/17-142 E., 2011/17-411 K.; 20/04/2011 tarihli ve 2011/17-34 E., 2011/216 K.; 14/03/2019 tarihli ve 2017/1089 E., 2019/294 K. sayılı kararları). Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06/03/1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatı; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır." şeklinde tanımlanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30/11/2005 tarihli ve 2005/4-648 Esas, 2005/691 Karar sayılı kararında da aynı esaslar benimsenmiştir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Burada sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O hâlde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç içerisinde bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/04/1982 tarihli ve 1979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/04/1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06/03/1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu" hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/11/2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. 02/08/2008 tarihli trafik kazası sonucu vefat eden ...'nın davacı ... ve davacı ...'nın müşterek çocuğu olduğu, tüm delillere göre müteveffa ...'nın davacıların desteği olduğu, onun ölümü ile davacıların onun desteğinden yoksun kalmaları nedeniyle destek zararlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Aktüer bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmede; Mahkememizce görevlendirilen Aktüer Bilirkişi *** tarafından düzenlenen 22/01/2025 tarihli raporda özetle; "Davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti dikkate alınarak sorumlu olduğu bakiye destek zararının: davacı ... yönünden 32.624,15-TL, davacı ... yönünden 72.689,85-TL olduğu" belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nun 90. ve 92. maddelerinde "Genel Şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 22/12/2020 tarihli, 2019/5206 Esas ve 2020/8874 Karar sayılı ilamı). Yukarıda sözü edilen tüm nedenlerden ötürü aktüer bilirkişinin raporundaki hesaplama yönteminin Yargıtay'ın istikrar kazanmış yerleşik uygulamaları doğrultusunda olduğu dikkate alınarak davalıların aksine itirazlarına itibar edilmemiştir. Aktüer Bilirkişi Aktüer Bilirkişi *** tarafından düzenlenen 22/01/2025 tarihli raporun, dosya kapsamıyla örtüştüğü ve mevcut yargı ve mevzuat uygulamasına uygun olduğu değerlendirilmiştir. Davalının sorumluluğu yönünden yapılan değerlendirmede; Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten veya araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, "işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur", aynı yasanın 85/1. maddesinde, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı", aynı yasanın 85/son maddesinde ise, "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A-1. maddesinde de, "sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder" şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Dava dosyası içinde bulunan *** sayılı ve 16/11/2007 başlangıç, 16/11/2008 bitiş tarihli 38 ... plaka sayılı aracın ZMMS poliçesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin, trafik kazasına karışan aracın işleteni olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği tespit edilmiştir. Talep arttırım dilekçesi, temerrüt tarihi ve faiz türü ile ilgili değerlendirmede; Davacılar vekilince verilen 18/02/2025 tarihli talep arttırım dilekçesi ile "... Dava dilekçemizde talep ettiğimiz miktarlara ek olarak, müvekkil ... bakımından destek zararı olarak 32.574,15-TL ve müvekkil ... bakımından destek zararı olarak 72.639,85-TL daha talep etmekle trafik kazasında ölüm nedeniyle destekten yoksun kalınan maddi tazminat tutarı olarak toplam 105.214,00-TL arttırarak toplam 105.314,00-TL maddi tazminatın alacağımızın eksik ödemenin yapıldığı temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasını vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde dava dilekçesinde istenen alacak miktarları arttırılmıştır. Davacı tarafça tamamlama harcı yatırılmıştır. Bu dilekçenin bir örneği davalı vekiline tebliğe edilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinde davalının davacılara 06/22/2009 tarihinde 25/12/2023 tarihinde kısmi ödeme ödeme yaptığı, sigortalı aracın ticari araç olmadığı, bu nedenle davacıların bu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bakiye destek zararının davalıdan talep edebileceği değerlendirilmiştir. Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre; Yargılama sonunda izah edilen tüm nedenler ve dosya kapsamında bulunan deliller karşısında davacı ...'nın davasının kabulü ile 72.689,85-TL bakiye destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminatın 06/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, davacı ...'nın davasının kabulü ile 32.624,15-TL bakiye destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminatın 06/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 07/05/2018 tarihli 2015/10278 Esas ve 2018/4704 Karar sayılı emsal içtihadı da dikkate alınarak davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak her bir davacı yönünden lehine hükmedilen maddi tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ...'nın davasının KABULÜ ile 72.689,85-TL bakiye destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminatın 06/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, 2-Davacı ...'nın davasının KABULÜ ile 32.624,15-TL bakiye destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminatın 06/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 7.193,99-TL nispi karar ve ilam harcının davacılardan dava açılırken peşin olarak alınmış 269,85-TL peşin harç ile 1.796,80-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 5.127,34-TL karar ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalı sigorta şirketinden alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça yapılan 269,85-TL başvurma harcı, 269,85-TL peşin dava harcı ile 1.796,80-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.336,50-TL'nın davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 1010,00-TL e-tebligat gideri, 200,00-TL talimat gideri, 275,75-TL posta masrafı, 5.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.985,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadğına, 8-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 9-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, 10-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, 11-Hükmün mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/04/2025
Katip *** E-imzalıdır
Hakim *** E-imzalıdır