İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/841 E. 2024/832 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/841
Karar No
2024/832
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/841 Esas KARAR NO : 2024/832

DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 20/02/2020 KARAR TARİHİ : 12/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkilin kimlik bilgileri kullanılarak, üçüncü kişiler tarafından, 18/11/1999 tarihinde ... Bankasından çekilen kredilerin ödenmemesi nedeniyle müvekkil aleyhine iki ayrı icra takibi başlatılmıştır. Bu takipler, ... 25. İcra Dairesi nin ... nolu (5.206,61 TL bedelli)İcra Dosyası ile ... 15. İcra Dairesinin ... nolu (2.550,00 TL bedelli)İcra Dosyası üzerinden yürütülmektedir. Müvekkil bu takip dosyaların borçlusu değildir. Takibin ilk yapıldığında da yapılan araştırmalar neeticesinde, müvekkilin kimlik bilgileri kullanılarak oluşturulan sahte kimliğe, üçüncü bir kişinin fotoğrafı kullanılarak işlemler yapılmıştır. Müvekkil bu takip dosyalarının borçlusu değildir. Bu husus hem sözleşmede yer alan imzaların bilirkişi incelemesi ve kredi eki kimlik kartının incelenmesinden anlaşılacaktır. Yapılan arabuluculuk görüşmeleri olumsuz sonuçlanmıştır. Müvekkilin borçlu olmadığının tespiti için bu başvuruyu yapmış bulunmaktayız. Yukarıda dosya numarası belirtilen icra dosyalarına konu borçların borçlusunun müvekkil olmadığının tespitine, ... 25. İcra Dairesi nin ... nolu (5.206,61 TL bedelli)İcra Dosyası ile ... 15. İcra Dairesinin ... nolu (2.550,00 TL bedelli)İcra Dosyasında yapılan takibin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulması ve akabinde iptali'ne, Davalı'nın %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine Karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı-borçlu taraf, ... 15. İcra Müdürlüğünün ... E ve ... 25. İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyaları ile aleyhine başlatılan icra takip dosyasına borçlarının bulunmadığını, sahte kimlik ve imza ile adına kredi kullanıldığını beyanla iş bu davayı açmıştır. Davacı-borçlu tarafın talep ve iddiaları hukuki mesnetten yoksun ve haksız olup davanın reddine karar verilmesi gerekir. şöyle ki; Müvekkil kuruma ... Bankası'ından devir ve temlik edilen kredi kartı borçları ile ilgili iki ayrı icra dosyasından takip başlatılmıştır. Her iki takiple ilgili kredi kartı sözleşmeleri davacı-borçlu tarafça imzalanarak ilgili bankalara teslim edilmiş, bankalar tarafından gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra kredi kartı talebi onaylanmıştır. ... 25. İcra Müdürlüğü ...E sayılı dosyasındaki kredi kartı borcu ile ilgili olarak davacı ... Garantör sıfatı ile Dava dışı ... lehine kefalet niteliğinde sözleşmeye imza atmıştır.... 15. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya borcu ile ilgili olarak ise kendi adına kredi kartı talebinde bulunmuş ve kredi kartı sözleşmesini imzalamıştır. Kredi kartı borçları ödenmeyince borçlular aleyhine ilgili bankalar tarafından daha önce İcra takibi yapılmış, ancak borç tahsil edilememiştir. Daha sonra bu bankalara ait alacaklar müvekkil kuruma devir ve temlik edilmiş ve takipler yenilenerek işlemlere devam edilmiştir. Ayrıca, ... 15. İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosya aciz vesikasına dayanmaktadır. İİK 143. Madde uyarınca alınan aciz vesikasının, aynı madde hükmü ile borç ikrarını havi senet niteliğinde olduğu ve İİK 277. Maddede yazılı hakları sağladığı kabul edilmiştir. ... alacakları ile ilgili 5411 sayılı yasada özel takip Ayrıca 5411 Sayılı kanun ile ...'nun takipteki alacaklarına yönelik özel takip usulleri getirilmiştir, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasını" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, Sahte kimlik kullanılmak suretiyle davacı adına 2 ayrı kredi çekildiği iddiası ile davacının ... 25. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ve ... 15. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyalarında borçlu olmadığının tespiti ve takiplerin iptalleri talebidir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ...E. ...K. Sayılı kaldırma kararı ile dosyanın mahkememizin esasına kaydı yapıldı. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... E...K sayılı ilamında özetle; "İstinaf incelemesi bakımından çözümü gereken husus davalının işletmesinin hacim nedeniyle tacir sayılıp sayılmayacağı noktasındadır. VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir. Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir. Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır. Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ...E...K. Sayılı kararında özetle; "6100 sayılı HMK'nun 1inci maddesinde mahkemelerin görevinin, ancak kanunla düzenlenebileceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanunun 114/1-c bendinde ise davanın açıldığı mahkemenin görevli olmasının dava şartı olduğu düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından takip dayanağı sözleşmelerin mahiyetine göre tüketici işlemi olup olmadıkları ve davaya bakmakla görevli mahkemenin tüketici mahkemesi mi ticaret mahkemesi mi olduğu hususunda değerlendirme yapılmaması yerinde olmamıştır. Kabule göre de; 6100 Sayılı HMK'nun yazı ve imza inkarı halinde inceleme usul ve sırasını düzenleyen 211 maddesi; " Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir." düzenlemesini içermekte olup, ilk derece mahkemesi tarafından davacının bildirdiği karşılaştırma yapmaya elverişli imzaların bulunduğu belge asılları ilgili kurumlardan celbedilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken, fotokopi belgeler üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılması 6100 Sayılı HMK'nun 211 maddesinde öngörülen usule aykırı olduğundan (bkz. Postacıoğlu,İlhan,E./Altay, Sümer; Medeni Usul Hukuku Dersleri, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2015, s. 665-668; Yılmaz,Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Bası, Yetkin Yayınları, Ankara 2013, s. 1130-1135) davacının raporun hükme esas almaya elverişli olmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür." şeklindeki gerekçe ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 06/06/2024 tarihli cevabi yazısına göre; davacının 1999 tarihi itibariyle mükellefiyet bilgileri ve hangi usulde vergilendirildiğinin sorulduğu ve davacının 2004-2012 tarihleri arasında ticari faaliyeti nedeniyle mükellefiyetinin bulunduğu ve bilanço usulüne göre defter tuttuğu bildirilmiştir. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 16/07/2024 tarihli yazı cevabında ise davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık sahte kimlik kullanılmak suretiyle davacı adına 2 ayrı kredi çekildiği iddiası ile davacının ... 25. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ve ... 15. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyalarında borçlu olmadığının tespiti ve takiplerin iptalleri talebi olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere; davacının sözleşme tarihi olan 1999 yılı itibariyle herhangi bir ticari işle uğraşmadığı ve vergi mükellefiyeti olmadığı, 2004-2012 tarihleri arasında bilanço usulüne göre defter tutmakla yükümlü olsa da dava tarihi itibariyle de herhangi bir mükellefiyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davacının gerek sözleşme tarihi itibariyle gerek dava tarihi itibariyle tacir olmadığı, uyuşmazlık konusu sözleşmelerin tüketici işlemi olduğu anlaşılmakla; dava ve sözleşme tarihi itibariyle davacının tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin kaldırma ilamında da vurgulandığı üzere Tüketici Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE, *Görevli mahkemenin İstanbul Tüketici Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE, 2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, *Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı) 3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/11/2024

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/841, K. 2024/832, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-841-e-2024-832-k-65d37a134a29