İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/809 E. 2026/713 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/809
Karar No
2026/713
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/809 Esas KARAR NO : 2026/713

DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/12/2023 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin (...), 26 Haziran 2015’ten bu yana gıda sektöründe faaliyet gösteren, makarna üretimi ve satışının yanı sıra katkısız, doğal ve sürdürülebilir gıdaların müşterilerine sunulması amacıyla hareket eden bir şirket olduğunu, bu amaçla, üretimini bizzat yaptığı ürünlerin yanı sıra tedarikçilerinden aldığı malların piyasaya arzını da gerçekleştirdiğini, şirketin kurucusu ve tek ortağının ... olduğunu, müvekkili şirketin müşteri portföyünün genişlemesi ve bununla orantılı olarak üretim kapasitesinin de artması neticesinde, şirket merkezine makarna üretimi ile ilgili olarak makine, ekipman alımı gereksinimi doğduğunu, hatta aynı konuyla ilintili olarak “kurutma odası” kurulması ihtiyacı doğmuş, dava dışı, ... ile 2022 yılının başında bu ihtiyaçların görüşülmesi neticesinde, 2022 yılının sonunda üretim tesisi kurulmasına karar verildiğini, bu amaçla müvekkili ile davalı arasında Makarna Makinesi ..., Kurutma Odası Model ... Adet Kurutma Odası Sepeti 80*60*12cm, 1 Adet Paketleme Makinası Yarı Otomatik alımı konusunda mutabakat sağlanmış, 21 Aralık 2022 tarihinde, müvekkili şirket tarafından peşinat ödemesi yapıldığını, 2022 yılında yapılan kaynak araştırmalarına paralel olarak, müvekkil şirketin, karşılıklı/karşılıksız olmak üzere KOSGEB desteği almayı ve Makine ve İstihdam Desteği ile üretim kapasitesini arttırmayı amaçladığını, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, müvekkili tarafından 710.003,20-TL ödeme yapılmasına karşın, müvekkili/satıcı tarafından malların teslimatı yapılmamış, davacı Sözleşmeyi feshetmiş, müvekkilinin yapmış olduğu ödemenin, faizi ile birlikte kendisine iadesini talep etmiş olmakla, dava dilekçesinde belirtilen nedenlerle müvekkili ile davalı firma arasındaki alım/satım sözleşmesi gereğince müvekkili tarafından yapılan ödemelere karşılık yine dilekçeleri ekinde dökümü yapılan malların müvekkiline teslim edilmemesi ve müvekkilinin bu süreçte yeni mallar almış olması nedeniyle; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere davalı yana yapılan ödemenin 110.000,00-TL kısmının, davalı yana gönderilen 18008 yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 24 Ağustos 2023 tarihinden itibaren işletilecek ticari işlerde uygulanan en yüksek faizinin, müvekkile ödenmesine, yeni alınan makine nedeniye fazladan ödenmek zorunda kalınan 40.000,00-TL’nin (Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) ve ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işletilecek olan icari işlerde uygulanan en yüksek faizinin tazminat olarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı şirket arasında dava dilekçesinde belirtilen dört kalem ürün için alım-satım sözleşmesi yapılmış olduğunu, müvekkilinin bu sözleşmenin objektif ve subjektif esaslı noktalarını içeren ve e-posta yoluyla davacı şirketin hakimiyet alanına ulaşmış, davacı şirket mezkur faturanın hakimiyet alanına ulaşmasına müteakip 03.01.2023 tarihinden sonra 23.01.2023 tarihinden itibaren dava dilekçesinde de belirtilen ödemeleri yaparak hukuki anlamdaki öneriyi kabul iradesini gösterir fiili davranışlarıyla T.B.K. 1 madde uyarınca sözleşmenin kurulmasını sağlamış, davacı şirketin proforma faturada belirtilen şartların kabul edilmediği iddiası hukuken geçerli olmadığını, davalı şirketin fiili davranışlarıyla, proforma faturada belirtilen teklifteki şartlarla ödeme yapmaya devam etmiş dolayısıyla kabul iradesini gösterdiğini, davacı tarafın kabul iradesine rağmen dilekçelerinde sunmuş oldukları sözleşmeye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dava dilekçesinde de bu yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, sadece 710.003,20 TL ödeme yaptıklarını da beyan ederek kabul ettiklerini belirterek, cevap dilekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER: Yazışma kayıtları, faturalar, dekontlar, defter kayıtları, soruşturma dosyası, Ticaret Sicil kayıtları, ihtarnameler, bilirkişi raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari satış sözleşmesinde satıcının temerrüdüne dayalı olarak ödenen bedelin iadesi ve müspet zararın tazmini talebine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüde düşmesi halinde alıcıya üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar; aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı talep etme, aynen ifadan vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın (müspet zararın) tazminini isteme veya sözleşmeden dönerek menfi zararını talep etmedir. TBK'nın 125/2. maddesi "Alacaklı, borcun ifa edilmesini ve gecikme tazminatı istenmesi hakkını saklı tuttuğunu borçluya hemen bildirmek şartıyla, aynen ifadan vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir." hükmünü haizdir. Bu düzenleme uyarınca, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüde düşmesi halinde alıcıya, sözleşme ilişkisini ayakta tutarak aynen ifadan vazgeçme ve borcun ifa edilmemesinden doğan müspet (olumlu) zararlarının tazminini talep etme hakkı tanınmıştır. Bu durumda sözleşme ilişkisi geçmişe etkili olarak ortadan kalkmamakta; tarafların edim yükümlülükleri tazminat borcuna dönüşmektedir. Dolayısıyla alıcı, satıcıya ödemiş olduğu satış bedelinin iadesini isteyebileceği gibi, sözleşmenin ifa edileceğine duyulan güvene dayanan ve ifasızlık yüzünden malvarlığında meydana gelen eksilmeleri de talep edebilir. Satış sözleşmelerinde müspet zararın kapsamı ve hesaplanma yöntemi belirlenirken, TBK'nın 125. maddesinin yanı sıra, TBK'nın 213/2. maddesinin de uygulanması gerekmektedir. Anılan hükme göre; "Alıcı, satıcının temerrüdü sebebiyle aynen ifadan vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isterse, tazminat miktarını malın sözleşme fiyatı ile borcun ifa edilmesi gereken zamandaki piyasa fiyatı arasındaki farka göre hesaplatabilir." Bu özel düzenleme, alıcının malın teslim edilmemesi sebebiyle dürüstlük kuralına uygun olarak makul süre içinde piyasadan satın almak zorunda kaldığı aynı nitelikteki ikame mal için ödediği fark bedelini doğrudan "müspet zarar" kapsamında satıcıdan tazmin etme hakkına sahip olduğunu açıkça hüküm altına almıştır. Yapılan bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekilince, alıcı olan müvekkili ile satıcı olan davalı arasında, makarna üretimine ilişkin dört adet makine ve ekipmanın 1.435.060,00-TL+KDV mukabilinde satışı konusunda anlaşıldığı, yazılı anlaşma yapılmadığı, müvekkilinin bu bedelin yarısını peşin olarak ve çeklerle ödediği, bakiye bedelin ise KOSGEB'den gelen teşvik ödemesiyle yapılacağının kararlaştırıldığı, müvekkilince davalıya toplamda 710.003,20-TL ödeme yapıldığı, ödeme yapılmasına rağmen davalı tarafın edimini yerine getirmediği, bilgilendirme de yapılmadığı ve satıcının temerrüde düştüğü, bunun üzerine müvekkilince ödenen bedelin iadesi talebini içerir şekilde davalıya ihtarname gönderildiği, ödeme yapılmaması üzerine müvekkilince aynı özelliklerde ikame malın daha fazla bir fiyata alınmak zorunda kalındığı ileri sürülerek ödenen bedelin iadesi ve fark bedelin tazmini talep edilmiştir. Davalı vekili ise davacının sözleşme kapsamında üzerine yüklenen ödeme yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediğini, davacıya, sözleşmeye uygun şekilde mükellefiyetlerini ifası akabinde sözleşmeye konu malların teslim edileceğinin ihtar edilmesine rağmen davacının edimlerini ifa etmediğini, bu sebeple piyasa değeri 1.600.000,00-TL olan malların üçüncü bir kişiye 630.000,00-TL karşılığında satılmak zorunda kalındığını, bu sözleşme ilişkisinden kaynaklı davacının değil, bizzat müvekkilinin zarara uğradığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları ve sunulan ve celp edilen deliller ile ticari defter kayıtları incelenip değerlendirilmek suretiyle davacının davalıdan alacak talep edip edemeyeceği hususunda rapor tanzimi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, tarafların 16/06/2025 tarihli rapora itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor aldırılmıştır. Bilirkişi heyetinin 09/02/2026 tarihli ek raporunda özetle; "-WhatsApp yazışmaları ile kurulan sözleşmeye göre 21.12.2022 tarihinde 4 adet makinelerin bedelleri için toplam 1.435.060,00 TL+KDV olarak belirlendiği, bu bedelin yarısının davalıya peşin ve çeklerle ödeme yapılacağı, diğer yarısının da KOSGEB’ten gelecek teşvikle yapılacağının kararlaştırıldığı, bu sözleşmeye ait ait proforma faturasının da 03.01.2023 tarihinde düzenlendiğinin görüldüğü, -Davacının yapılan sözleşmeye istinaden 4 adet makine bedelinin yarısı olan 710.003,20 TL. tutarını nakit ve çeklerle davalıya ödediği ancak davalının makinaların teslimini proforma faturasında belirtilen süre içinde gerçekleştiremediği ve makinaların hiçbirinin davacıya teslim edilmemesi sebebiyle davacının makineleri bir başka firmadan temin etmek zorunda kaldığı, -Davacının defter kayıtlarına göre ikame makineler için 1.622.500,00-TL+KDV olmak üzere toplam 1.947.000,00-TL ödeme yaptığı, dolayısıyla davacının, sözleşme gereğinin yerine getirilmemesi ve bundan kaynaklı olarak üçüncü bir firmadan ikame ürün satın alınmak zorunda kalınması sebebiyle 1.947.000,00-1.693.370,00-TL=253.630,00-TL bedeli tazminat olarak talep edebileceği, -Ayrıca davacının daha önce ifa ettiği bedel ödemeye ilişkin 710.003,20-TL tutarı da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebileceği" mütalaa edilmiştir. Davacı vekili 06/05/2026 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesi ile talebini 363.630,00-TL'ye artırmış, bu bedelin 110.000,00-TL'lik kısmının davalıya ödenen bedelin iadesine yönelik olduğu, 253.630,00-TL'lik kısmının ise üçüncü kişiden daha yüksek bedelle alınmak zorunda kalınan mallar sebebiyle fark bedeli olduğu belirtilmiş ve yine 110.000,00-TL'lik kısma ihtarnamenin tebliği tarihinden, bakiye kısma 24/08/2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; taraflar arasında makarna üretimine ilişkin dört adet makine ve ekipmanın 1.435.060,00-TL+KDV mukabilinde satışı konusunda anlaşıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yine davacının bu sözleşme kapsamında 710.003,20-TL tutarında ödeme yaptığı hususu da ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki temel ihtilaf, sözleşme kapsamındaki ödeme takviminin davacının iddiasına göre mi davalının savunmasına göre mi olduğu noktasında toplanmaktadır. Nitekim davalı yanca, davacının ödemeye ilişkin edimini gereği gibi yerine getirmemesi sebebiyle mal tesliminin yapılmadığı ve malların daha düşük bedelle üçüncü kişiye satılmak zorunda kalındığı savunulmaktadır. Davacı yan, anlaşılan bedelin yarısının peşin olarak ve çeklerle ödediğini, bakiye bedelin ise KOSGEB'den gelen teşvik ödemesiyle yapılacağının kararlaştırıldığı iddia etmiş ve bu kapsamda dosyaya yazışma kayıtlarını dosyaya ibraz etmiştir. Bu yazışma kayıtları incelendiğinde; davacı şirket yetkilisi ile davalı yetkilisinin bu makinelerin ve ekipmanların satışı konusunda anlaştığı, KOSGEB hibesinin bulunduğu bilgisinin bizzat davalı şirket yetkilisi tarafından davacıya verildiği, davacının KOSGEB başvurusu için davalıdan bilgi istediği, sonrasında davacının uzun bir süre makinelerin teslimatını beklediği, birkaç kez teslime ilişkin akıbet sorulduğu fakat davalı şirket yetkilisince sürekli olarak bir kısım gerekçelerle teslimin geciktirildiği ve nihayetinde sözleşmede kararlaştırılan ürünlerin tesliminin yapılmadığı ve taraflar arasındaki yazışma iletişiminin kesildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, sözleşmenin davacının ileri sürdüğü şartlar dahilinde kurulduğunun kabulü gerekmiştir. Değinildiği üzere davacı tarafından ilk aşamada 710.003,20-TL tutarında ödeme yapılmış, sonrasında davalı tarafından taahhüt edilen makinelerin teslimi yapılmamıştır. Bu itibarla, davalı satıcının temerrüde düştüğü ve artık davalının edim yükümlülüğünün tazminat borcuna dönüştüğü ve davacı tarafından da ödenen bedelin iadesinin talep edildiği anlaşılmakla, davacının bu yöndeki talebinin haklı ve kabul edilebilir olduğu kanaatine varılmakla birlikte, davacının bu bedeli kısmi olarak 110.000,00-TL üzerinden talep etmesi fakat ıslah ile artırım yapmaması sebebiyle taleple bağlı kalınarak bu talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının diğer bir talebi ise satıcının temerrüdü sebebiyle üçüncü bir firmadan daha yüksek bir bedelle ikame ürün satın alınmak zorunda kalındığına ve bu sebeple fark bedelin de tazmininin gerektiğine yöneliktir. Yukarıda izah edildiği üzere TBK'nın 213/2. Maddesi hükmüne göre; alıcı, satıcının temerrüdü sebebiyle aynen ifadan vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isterse, tazminat miktarını malın sözleşme fiyatı ile borcun ifa edilmesi gereken zamandaki piyasa fiyatı arasındaki farka göre hesaplatabilir. Bilirkişi raporunda bu kapsamda hesaplama yapılmış, davacının aynı nitelikteki ikame makineler için 1.622.500,00-TL+KDV olmak üzere toplam 1.947.000,00-TL ödeme yaptığı tespit edilmiş, bu bedelin kadri maruf olmasından sebep 1.947.000,00-1.693.370,00-TL=253.630,00-TL bedeli tazminat olarak talep edebileceği tespit edilmiştir. Mahkememizce raporda yapılan bu tespite itibar edilmiştir. Bu sebeple davacının bu yöndeki talebinin de kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile toplam 363.630,00-TL'nin 253.630,00-TL'lik kısmının 31/07/2023 tarihinden, 110.000,00-TL'lik kısmının 24/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 24.839,56-TL ilam harcından, başlangıçta yatırılan 6.189,90-TL peşin/ıslah harcın mahsubu ile eksik kalan 18.649,66-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 6.189,90-TL peşin harç, 269,85-TL başvurma harcı, 87,50-TL vekalet harcı ve 51.239,50-TL tebligat/posta/bilirkişi gideri olmak üzere toplam 57.786,75-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 58.180,80-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

5-Davalı tarafça yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılmasına, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabulucu ücretinin davalıdan tahsili ile maliyeye gelir kaydına,

7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı.29/09/2026

Katip ... ¸e-imzalı

Hakim ... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/809, K. 2026/713, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-809-e-2026-713-k-bdae36c5585a