İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/493 E. 2025/1067 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/493
- Karar No
- 2025/1067
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/493 Esas KARAR NO: 2025/1067 DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 17/07/2023 KARAR TARİHİ:18/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı ---- satın aldığı akaryakıt ------- ürün bedellerinden doğan ve tamamı muaccel hale gelen 64.730.59 TL +KDV ürün bedeli borcunun sözleşme uyarınca hesaplanacak aylık %5 vade farkı ve temerrüt faizi ile birlikte tahsili. 81.324.58TL prim avansı borcunun prim avansı ödemesinin yapıldığı günden itibarek işleyecek, iş bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranındaki ana para faizi ile birlikte tahsili, bayilik sözleşmesinin süresinden önce tek taraflı ve haksız olarak feshi neticesinde, şayet sözleşme fesh edilmeseydi kalan siireniin sona ereceği tariha kadar akaryakıt ve ---- istasyonu olarak faaliyet gösteren işletmeden müvekkilin elde edeceği ancak sözleşmenin haksız feshi nedeniyle elde edilemeyen, şimdilik 10. OOOTL+KD V mahrum kalman karın tahsili, iade edilmeyen ariyet malzemeleri nedeni ile 50.000TL+KDV ariyet malzeme bedeli, ile şimdilik 5.000 USD cezai şart bedelinin, (ödeme günündeki-----satışı kuru üzerinden TL 'ye çevrilerek) tahsiline ilişkin taleplerini" beyan ettiği anlaşılmaktadır.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirket ile davacı şirket arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmeleri ve ekinde imzalanan protokoller gereğince müvekkil şirket münhasıran davacı şirketten aldığı akaryakıt ürünlerini satmayı taahhüt etmiştir. Müvekkil şirket ile davacı şirket arasında söz konusu sözleşme ve protokollerin devamını sağlamaya yönelik olmak üzere ayrıca kira sözleşmesi imzalanmış ve taraflarca imzalanan kira sözleşmesi --------parselde kayıtlı akaryakıt servis istasyonu ve arsası nitelikli taşınmazın tapu kayıtlarına şerh edilmiştir. Davacı şirket, taraflarca imzalanan sözleşmelerin süresinden önce sona erdiği gerekçesiyle, kar mahrumiyeti ve cezai şart talebiyle birlikte, sebepsiz zenginleşme hukuki temelinde prim avansı iadesi, ariyet malzemesi bedeli ile ürün alımından kaynaklı bedelin tahsili talebiyle dava açmıştır. Söz konusu taleplerin tamamı hukuka aykırı olup her bir talep için cevaplarımız aşağıda sunulmuştur. Dava dosyasında geçerli bir kefaletname yoktur. Müvekkil ------- sözleşmeden kaynaklı borçlara kefil olduğu gerekçesiyle davanın muhatabı olmuş ise de kefaletin geçerlilik şartları gerçekleşmediğinden müvekkil --------yönünden davanın reddine karar verilmelidir. Türk Borçlar Kanunu madde 583 gereğince; kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Dava dosyasında müvekkil ------yasada yer alan şekil şartları çerçevesinde kefil olduğuna dair geçerli bir kefaletname yoktur. Kira şerhi terkin edilmeden yapılan yatırımların iadesi talep edilemez. Davacı şirket, taraflarca imzalanan sözleşmelerin devamı amacıyla imzalanan kira sözleşmesini ------- parselde kayıtlı akaryakıt servis istasyonu ve arsası nitelikli taşınmazın tapu kayıtlarına şerh ettirmiştir. Söz konusu kira şerhi işbu davanın açıldığı tarih itibariyle halen tapu kayıtlarında yer almaktadır. Davacı şirketin sözleşmenin erken feshinden kaynaklı yapılan yatırımların iadesini talep edebilmesi için tapudaki kira şerhini terkin etmesi gerekmektedir. ---------- emsal uyuşmazlıklarda istikrarlı kararları da bu yöndedir. "Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının, intifa sözleşmesi süresi olan 15 yılı dikkate alarak ödeme yaptığı ancak sözleşmenin 5. yılı sonunda sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle kalan günlere isabet eten tutarı sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalıdan talep edilebileceği taraflar arasında düzenlenen ariyet sözleşmesinde belirtilen demirbaş ve kurumsal hizmet malzemelerinin davalı şirket yetkililerine eksiksiz teslim edildiği, bu nedenle söz konusu hükümlere ilişkin olarak davalı alacağının bulunmadığı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 58. maddesine dayalı talep edilen tazminatın koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava konusu intifa hakkının dava tarihi itibariyle terkin edilmediği dosyada mevcut tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda intifa hakkı terkin edilmeden 15 yıllık intifa süresince bayilik ilişkisinin devam edeceği inancıyla yapıldığı iddia edilen hibenin ve ... sayılı Yasanın 58. maddesi uyarınca talep edilen tazminat yönünden erken açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır."-------- "Davacı, bayilik sözleşmesi uyarınca tesis edilen 20 yıl süreli intifa hakkına istinaden istasyonun bulunduğu taşınmaz üzerinde kalıcı yatırım niteliğinde tesis yaptığını ve ayrıca davalı tarafa intifa bedeli ödediğini, ancak sözleşmenin rekabet kurulu tebliğleri uyarınca 5 yılın sonunda sonlandığını bildirerek, davalı tarafça sebepsiz zenginleşilen bakiye süreye isabet eden kısım bakımından intifa bedelini ve kalıcı yatırım bedelini istemiştir. Dava tarihi 1... olup, dava dilekçesindeki açıklamalardan intifa terkini için davalı tarafından davacıya karşı...E. sayılı dosyasında dava açıldığı anlaşılmaktadır. Bahse konu dosya ile ilgili olarak mahkemece bir inceleme yapılmadığı gibi, tapu kayıtlarından da intifanın terkini hususunun araştırılmadığı görülmüştür. Sözkonusu intifanın terkinine dair mahkeme dosyasının UYAP üzerinden incelenmesinde; ... tarihli karar ile... bahse konu intifa hakkının terkinine hükmedildiği, ...itibariyle intifa hakkının terkin edilmemiş olduğu, dolayısıyla işbu dava tarihi itibariyle de intifanın henüz terkin edilmemiş olduğu, davalılar vekilinin de bu yönde itirazda bulunduğu anlaşılmıştır. İntifanın tesis edildiği taşınmazda yapılan kalıcı yatırımların ve ödenen intifa bedelinin kullanılmayan kısmına tekabül eden bölümün istenebilmesi için öncelikle somut olay bakımından intifa hakkının tapudan terkin edilmiş olması gerekir. Dava şartı olan ve re' sen gözetilmesi gereken intifanın terkini şartı yerine getirilmeden böyle bir talepte bulunulamayacağı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır."---------"Dava konusu taşınmaz üzerindeki intifa hakkı ----tarihinde 20yıl süre ile tesis edilmiştir. Talep, ----- kararı nedeni ile sona eren intifa için başlangıçta ödenen bedelin intifanın sona ermesinden sonraki döneme isabet eden kısmının tahsili ile yatırım bedeli bakiyesinin istemine ilişkindir. Ne var ki, dava --- tarihinde açılmış olup, intifanın terkini ise ----- tarihinde yapılmıştır. Bu durumda, dava açıldığı tarihte, davacının intifa hakkı devam etmekte olduğundan, bayilik sözleşmesinin feshinin bu hakkın kullanımı yönünden bir etkisi bulunmamaktadır. O halde ----- dava tarihi itibariyle, davacının intifa bedeli ve semereleri yönünden talep edilebilir bir hakkı bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir." -------- Dolayısıyla davanın açıldığı tarih itibariyle kira şerhi halen tapu kayıtlarında yer aldığı için sebepsiz zenginleşmeye dayalı prim avansı iadesi ile ariyet malzemelerin bedelinin ödenmesi, kar mahrumiyeti ve cezai şart bedelinin yönündeki davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Kar mahrumiyeti talebi hukuki dayanaktan yoksundur. Davacı şirketin kar mahrumiyeti talebi haksız ve kötü niyetlidir. Taraflarca imzalanan protokollerde davacı şirketin müvekkil şirkete ikmal edeceği akaryakıt ürünlerinin satış şartları taraflarca belirlenmiştir. Davacı şirket rafineri lisansı sahibi firmalar ile harici prim sözleşmesi imzalamak suretiyle akaryakıt ürünün görünen bedelden daha düşük bir bedelle tedarik etmekte ancak müvekkil şirkete görünen bedel üzerinden satış yapmaktadır. Dolayısıyla davaıc şirket hakkın kötüye kullanılması suretiyle müvekkil şirket ile imzalamış olduğu sözleşmede taraflarca kararlaştırılan kar paylaşımından çok daha fazla kazanç sağlamak suretiyle müvekkil şirketi zarara uğratmıştır. Davacı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmeli, ürün tedarik noktalarından ürün edinme bedelleri getirilip, ardından ürün alınan firmalardan------- adı altında prim alıp almadığı tespit edilmeli, prim faturası da dikkate alınmak suretiyle davacı şirketin ürün edinme bedeli net olarak tespit edildikten sonra bu bedel esas alınmak suretiyle müvekkil şirket ile imzalanan protokoldeki iskonto oranlarına uyulup uyulmadığını tespit edilmesi gerekmektedir. Davacı şirketin sözleşmelerdeki en önemli diğer taahhüdü iskonto uygulamak suretiyle müvekkile akaryakıt ürünü tedarik etmektir. Bu husus tespit edilmeden verilecek hüküm eksik incelemeye dayalı bir hüküm olacaktır. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK.m.2). Bu bağlamda, ağır kusurlu olan ve sözleşmenin devamını imkânsız kılan davalı tarafın bu ağır kusuruna dayanarak müvekkil şirketten herhangi bir ad altında alacak talebinde bulunamayacağı gibi sözleşmenin en önemli hükmünü ihlal etmesi açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Böyle bir durum, hukuk tarafından tecviz edilemez. Esasen, BK.'nun 81. ------ madde hükümleri de böyle bir sonucu gerektirir. Davacı şirket sözleşmenin en önemli maddesini ihlal ederek sözleşmeye aykırı davranmış ve sözleşmenin feshine sebebiyet vermiştir. Sözleşmenin feshinde kusurlu olan tarafın sözleşmeden kaynaklı kar mahrumiyeti talebinde bulunması hukuka aykırıdır. Kar mahrumiyeti sözleşmenin kalan süresinin tamamı için istenemez. Davacı şirketin sözleşmedeki yükümlülüğünün yerine getirmediği dolayısıyla kar mahrumiyeti talep edemeyeceği yönündeki beyanımız saklı kalmak kaydıyla, davalı şirketin sözleşme süresinin tamamına yönelik kar mahrumiyeti talebi de hukuki dayanaktan yoksundur. "Fesih tarihi ile sözleşmenin sona ereceği ------tarihleri arasında davacı taraf kar mahrumiyeti talep etmişse de kar mahrumiyetinin tespitinde davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken makul süre dikkate alınmadan kalan tüm süre gözetilerek düzenlenen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir." ------ "Dairemizin istikrar kazanmış kararları gereğince, davacının, davalı yerine o bölgede başka bir bayi bulup bulamadığının belirlenmesi, bulmuş ise bulduğu tarihe kadar olan zararının; başka bir bayi temin edememiş ise bölgenin şartları itibariyle ne kadar süre içinde yeni bir bayi bulabileceğinin bilirkişi marifetiyle, gerektiğinde keşif yapılarak saptanması, akdin münfesih olduğu tarih ile bulabileceği tarih arasındaki, bir başka ifadeyle makul süre gözetilerek zararın saptanması gerekmektedir. Mahkemece, bilirkişi raporlarına karşı davalı tarafından yapılan bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmaması doğru değildir."-------"Mahkemece bozma ilamına uyulmakla alınan bilirkişi raporunda davacının, aynı bölgede, aynı şartlarla, yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul sürenin 2 yıl olduğu belirtilmiş ise de bu belirleme somut verilere dayalı olmayıp, uzun bir süre olmuştur. Dairemizin emsal uygulamalarına göre, bu süre en fazla 6 aydır. Mahkemece Dairemizin içtihatları gözetilerek bilirkişiden ek rapor aldırılmak suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir."-------Davacı şirketin sözleşmenin kalan süresine göre talep etmiş olduğu kar mahrumiyeti talebi hukuki dayanaktan yoksun olup, söz konusu hesaplamanın Yargıtay kararlarında yer alan kriterlere göre gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Talep edilen cezai şartın müvekkil şirketin mahvına sebep olup olmayacağı resen araştırılmalıdır. Davacı şirket tarafından talep edilen cezai şart tutarları fahiş miktarda olup, talep edilen cezai şartların ödenmesi halinde müvekkil şirketin mahvına sebep olup olmayacağı konusunda resen araştırma yapılması gerekmektedir. Müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları ile bağlı bulundukları vergi dairesinden resmi bilançoların celbi ile şirketin mali durumunun incelenmesi gerekmektedir. "Ticaret Hukukumuzda cezai şart, miktarı yönünden sadece, BK'nın 20. maddesindeki “ahlâka aykırılık” kavramı ile sınırlanmış bulunmaktadır. TTK'nın 24. maddesi uyarınca tacirin, borçlu olduğu cezai şartın tenkisini istemesi mümkün değildir ------ Ancak, TTK'nın 24. maddesiyle tacir olan şahsa ve onun âkidine tanınmış olan bu ( akit serbestisi ) ilkesi, bütün akitler için sınırlayıcı bir hüküm mahiyetinde olan TTK'nın birinci maddesi hükmünün atfı nedeniyle BK'nın ( butlan ) matlabını taşıyan 20. maddesi hükmü ile, tahdit edilmiştir. Şayet, taraflarca sözleşme ile tespit edilmiş olan ( cezaî şart ) miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvını mucip olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ( ağır ) ve ( yüksek ) ise, o zaman, böyle bir ( cezaî şartı ) ahlâk ve adaba aykırı bir şart olarak kabul ederek, ( kısmen ) veya ( tamamen ) iptali cihetine gitmek mümkündür. Çünkü, ahlâk ve adaba aykırılık dolayısıyla sözleşmede yer alan ( cezai şart )'ın ( butlanı ), hukukun genel bir ilkesidir. TTK'nın 24. maddesi hükmünün, bu genel müeyyidenin dışında kalacağını düşünmek mümkün değildir. Bir borçlunun, iktisadî ve ticarî faaliyet ve mevcudiyetinin tehlikeye girmesini veya yıkılmasını mucip olacak bir nisbete ulaşan her ( cezaî şart ), ahlâk ve adaba aykırıdır. Mahkemenin bu hususta karar verirken, borçlu bir şirket ise, bu şirketin ticaret sicilindeki (ana sözleşmesi)'ni celp ederek ne miktar bir sermaye ile ticarî faaliyette bulunduğunu, mal varlığının neye baliğ olduğunu ve kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder, aynı incelemeyi gerçek kişi olan ( tacir ) için de yapması icap eder ---------- Sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartların ödenmesi halinde müvekkil şirketin ticari hayatına devam etmesinin mümkün olup olmadığının, müvekkil şirketin dava tarihi itibariyle finansal durumunun bilirkişi marifetiyle incelenerek düzenlenecek rapora göre karar tesis edilmesi gerekmektedir. Bayilik sözleşmesi taşınmazın satışı suretiyle sona ermiştir. Müvekkil şirket ile davacı şirket arasında akaryakıt bayilik sözleşmeleri ile birlikte sözleşmelerin uygulanma şartlarını içeren bir takım metinler imzalanmıştır. Ayrıca bu sözleşmelerin devamının sağlamak üzere müvekkil şirkete ait --------- parselde kayıtlı akaryakıt servis istasyonu ve arsası nitelikli taşınmazın tapu kayıtlarına davacı şirket lehine kira şerhi işlenmiştir. Müvekkil şirkete ait taşınmazın satılması sonrasında müvekkil şirketin akaryakıt bayilik faaliyeti fiilen sona ermiştir. Müvekkil şirket akaryakıt bayilik sözleşmesini taşınmazın satılması neticesinde zorunlu olarak sona erdirmiştir. Ancak taşınmaz satılırken taşınmaz kayıtlarındaki şerhle birlikte satılmıştır. Davacı şirket kira şerhinden kaynaklı kullanım hakkına dair bir başvuru yapmadığı gibi bu konuda yasal yollara dahi müracaat etmemiştir. Kira şerhinden kaynaklı taşınmazın tahliyesi ile birlikte davacı şirkete teslimi ardından başka bir firma ile bayilik sözleşmesi imzalanarak faaliyete devam imkanı varken kira şerhinin vermiş olduğu hakları kullanmayan davacı şirket zararın artmasına sebep olmuş hatta hareketsiz kalarak kötü niyetli şekilde kar mahrumiyeti, cezai şart taleplerinde bulunmuştur. Kişi ve kuruluşların kötü niyetli haklarını kullanmak istemesi hukuken korunmayacağı açıktır. Yukarıda detaylıca açıkladığımız üzere davacı şirket sözleşmenin öne çıkan en önemli maddelerini ihlal etmiş, kira şerhinden kaynaklı kullanım hakkı varken kullanmaktan imtina ederek kötü niyetli taleplerde bulunmuş, yargıtay kararlarına göre kira şerhini terkin ettikten sonra dava açması gerekirken dava şartını yerine getirmeden dava açarak açıkça hukuka aykırı davranmıştır. Hakkını kullanmayan veya hakkını kötü niyetle kullanan davacı şirketin talepleri hukuka aykırı olup davanın reddine karar verilmelidir. yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek sebeplerle, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz." şekline talep etmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Mali İnceleme İle; Davacı tarafından ticari defter ve kayıtlar Sayın Mahkemenin ara kararı doğrultusunda ibraz edilmediğinden dava konusu talepler değerlendirilememiştir. Sektörel İneeleme ve Değerlendirme; Akaryakıtın kullanımı sebebiyle dosya kapsamında duruşma tutanakları, dava taraflarının beyan ve itirazlarıyla diğer belgeler birlikte değerlendirildiğinde özellikle akaryakıtın ------VE EPDK İLE BELİRTİLEN ŞARTLARDA satışı ve temininin yapıldığı,İş bu akaryakıt kullanımı sonucu maddi kullanımın gerçekleştiği araçlarda maddi hasara yol açmadığı. Akaryakıt ile ilgili gerek benzin ve gerekse motorinde standart dışı bir unsurunun bulunmadığı. Netice itibariyle ----- haiz olduğu kuvvetle muhtemel olduğu, Davacı tarafça TBK 202. Md ilgi tutulduğu ve hakkaniyet uygun olmayan davalı bayii ------ devri sonrası dağıtıcı firma ile anlaşılmaya gidilmemesi sonucu haksız fesih ileri sürülmektedir. Davacı tarafın dosya kapsamında feshin haklı olduğunu ispat etmek için sunduğu belgeler sözleşme ve ihtarnamelerden ibaret olup, ariyet demirbaş malzemelerin sökümüne davalı yanca izin verilmediği, Davalı tarafça cevap dilekçesinde ise kira şerhi terkin edilmeden yatırımların iadesinin talep edilemeyeceğini ve taşınmazın satışı ile bayilik sözleşmesinin sona erdiğini ve haksız davanın reddini ilgili Yargıtay emsal kararlan ile ilgili kanun maddelerini ilgi tutarak talep ettiği, 1 litre akaryakıt satışı ile elde edilecek kazanç arasında litrede %11 oranında bir kar marjının oluştuğu uyuşmazlık konusu ------- tarihleri arasında (426 gün) işletme, depolama, taşıma ve faaliyet gideri olarak hesaplanması durumunda maliyet gideri hesaplanacağı ve net kara ulaşılacağı bununda dava taraflarınca elde edilecek karın eşit paylaşımı durumunda yarı yarıya bir orana tekabül edeceği düşünüldüğünde net karın %5-%6 (%5,5) aralığında kalacağı ve 1 litre akaryakıt satışında % 5*5 kar marjı oluşutuğundan yapılan hesaplama ile 22,18*0,055= 1,2199 TL -1,22 TL(Birliraylrmükİkuruş) kar elde edileceği, 1 litre ------ ile elde edilecek kazanç arasında litrede %11 oranında bir kar marjının oluştuğu uyuşmazlık konusu ----- tarihleri arasında (822 gün) işletme, depolama, taşıma ve faaliyet gideri olarak hesaplanması durumunda maliyet gideri hesaplanacağı ve net kara ulaşılacağı bununda dava taraflarınca elde edilecek karın eşit paylaşımı durumunda yarı yarıya bir orana tekabül edeceği düşünüldüğünde net karın %5-%6 (%5,5) aralığında kalacağı ve 1000 kg ( 1 ton ) Ipg satışından 1,0614 x 1000 = 1.061,40 TL (Binaltmışbirlirakırkkuruş) kar edeceği, işbu rapor ile hazırlanan diğer mevcut bilgi belgelerin değerlendirilmesi ile uyum ve benzerlikler görüldüğünden inceleme konusu Davalı -------arasında düzenlenen sözleşmeler gereğince tarihinde davalı ----- tarihi itibari ile ----- teslim aldığı anlaşıldığından teslim alınan ariyetlerin piyasa rayiç koşullarından yıpranma bedelleri ile birlikte reci değerler de göz önüne alınarak ariyetlere ait piyasa rayiç değerinin sözleşme tarihi --------- olduğu ancak yine de nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri tespit edihııek suretiyle HMK 222 maddesi uyarınca lehine delil teşkil edecek vasıfta olup olmadığı" hususunda mali inceleme neticesinde: Davacı taraf ticari defterleri; ------- Sahibi lehine delil teşkil etmekte olduğu kanaatine varıldığı, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu. Davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını ihraz etmemesi nedeni ile inceleme ve tespit yapılamamıştır. Taraf şirket ticari defterlerindeki cari hesap dökümlerinin denetlenebilir bir şekilde tespit edilerek defter kayıtları arasında uyumsuz noktalar var ise bu noktaların belirlenmesinden sonra hangi tarafın kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği. Davalı taraf defterlerini ibraz etmemesi nedeni ile davacı defterleri ile kıyas yapılamamıştır. Tarafların defter kayıtları arasında farklılık bulunduğu takdirde müsteminatlarınmda incelenmek suretiyle farklılığın neden kaynaklandığı ve hangi tarafın defterindeki kayda değer verilmesinin gerektiği hakkında rapor istenmesine. Davalı taraf defterlerine ibraz etmemesi nedeni ile davacı tarafın defter kayıtlarına değer verilmesi kanaatine varılmış olup takdir sayın mahkemenindir. Davacı tarafça kök raporda belirtilen Ipg kar mahrumiyeti hesabının talep edildiği bürüt olarak %11 sektörel kar marjının bulundu ve kök raporda beyan edildiği ayrıca %5.5 taraflar arasında bu karın paylaşımı ile net kar marjının oluşacağı beyan edilmiştir. Ayrıca davacı vekilince sunulan ---- gelen indirim ve ------fiyatları üzerinden hesaplanması talep edilmişse de yapılan hesaplamanın yerli yerinde olduğu piyasa koşullarında muadil firma gözetilerek beyan edildiği görülmektedir. 1 LİTRE ----- satışı ile %11 olan kar marjının taraflar arasında eşit bölüşülmesi ile %5,5 tekabül eden kısmının davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti olacağı bu bedelinde yapılan tablo ile belirtildiği ------- litre başına 0,5588IL/lt; VE/VEYA 55,88 kuruş/İt olduğu. Kg başına 1,016 tl/kg, ton başına ise: 1016 TL/ton------ kar edeceği, -------litre başına 1,2199 TL/lt ; VE/VEYA 121,99 kuruş/İt olduğu kg başına 1,460 TL/KG olduğu ve ton başına ise: 1460,96 TL/ton (Bindörtyiizaltnıışliradoksanaltıkuruş) kar edeceği, Davacı tarafın talepte bulunması gereken kar mahrumiyet oranının yapılan hesaplama ile; kar marjının oluştuğu uyuşmazlık konusu ----tarihleri arasında (426 gün) olduğunun mahkemece kabul edilmesi durumunda; 7.161,42 LT X 426 Günx 1,22 =3.721.933,20 TL(ÜçmilyonyedivüzyirmibirbindokuzvüzotuzuçTLyirmikuruş) davacı tarafın davalı tarafa borcu olduğu tespit edilmiş olup takdir sayın mahkemenindir. kar marjının oluştuğu uyuşmazlık konusu 12/05/2022 - 09/08/2024 tarihleri arasında (822 gün) olduğunun mahkemece kabul edilmesi durumunda; 7.161.42 LT X 822 Gün X 0,56= 3.296.544,85 TL(üçmilyonikiyüzdoksanatıbinbeşyüzkırkdörtTseksenbeşkuruş) davacı tarafın davalı tarafa borcu olduğu tespit edilmiş olup takdir sayın mahkemenindir. Ayrıca ariyet bedellerine konu gelen cevapta amortisman bedeli düşülmediği ifade edilmektedir. Bu hususta yapılan tespitin ve davacı tarafından da sunulan faturaya sübut bedelleri yerinde olduğu kök raporda belirtilen bu bedelden %10 oranında amortisman ve kullanım bedelinin indirim konusu olabileceği değerlendirilmektedir. Yeniden düzenlenen rayiç bedeller tabloda belirtilmiştir. Ariyet bedellerini yapılan hesaplama ile tabloda belirtildiği üzere 376.966,01 TL + KDV olduğu hesaplama ile belirtilmiştir. Takdiri Sayın Mahkemeye ait olacağı. Prim avans iadesi bedel tahsilinin yerinde olup olmadığı, talebin yerinde olması durumunda bedelin tespiti; ticari defterlerin incelenmesi neticesinde davacı tarafın davalı taraftan 81.324,58 TL alacağının olduğu tespit edilmiş olup, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olacağı. Dosya kapsamında, davalı ------ ----- firmasının, taraflar arasındaki sözleşmelerde yer alan devir yasağına aykırı hareket etmiş olabileceği, bu yönüyle sözleşmenin sona ermesinde davalı ----- firmasının kusurlu olabileceği, yine davalı yanın sözleşmeye aykırı hareket etmiş olabileceği, Sayın Mahkeme'nin bu görüşü benimsemesi halinde de davacı yanın dava konusu ettiği talepleri öne sürebileceği fikrinin oluşabileceği; ancak nihai takdir ve hukuki tavsifin Sayın Mahleme'ye ait olacağının belirtilebileceği, Kefalet açısından, kefaletin şekil şartlarının belirlendiği TBK'nın 583/1. Maddesindeki şartlardan "kefalet tarihi" şartının eksik olduğu, bu durumun kefaletin geçerliliğine etkisinin hukuki takdirinin Sayın ----- bırakılması gerektiği. -----uzun bir şiire etkileyen Pandemi Olayı davalı tarafın taahhüdünü ve sorumluluğunu yerine getirmesine engel teşkil edebilecek ölüm, iflas, tutukluluk, afet ve benzeri haller gibi beklenilmeyen ve de çaresi o gün için mevcut olmayan büyük kriz niteliğinde olan mücbir bir sebeptir. Hukukun hemen hemen bütün dallarında mücbir sebep uygulanmaktadır. Sözleşmenin feshinin belli bir zaman dilimi de bu süreye dahil olduğu netice itibariyle sözleşme feshinin pandemi sınırları içerisinde kalmakta olduğu görülmektedir. Covid-19 döneminde, özellikle ekonominin ve hayatın her alanında, özellikle 2020 yılında olmak üzere, büyük sıkıntılar yaşanmış, bu sıkıntılar mahkeme kararlarına da yansıyarak TBK m. 138 uyarınca, işyeri kirasının ihtiyatı tedbir olarak % 50 oranında indirilmesi yönüne gidilmiş olduğu, ------ Davacıya ait işletmenin; bayilik, dağıtım faaliyetleri ve satışa sunulan akaryakıtın normal koşullarda depolanmış olması işbu konuda davalı tarafça da herhangi bir şerh vs. bulunmaması ile davacı tarafça satışı ve tedariği yapılan akaryakıta güven oluşturmuştur. Davacı tarafça talepte bulunulan zararın doğmasında ve artmasında kısmen zarar gören davalının özellikle dünya ve ülkemizde etkisini gösteren pandemi koşulları ---- tarihleri düşünüldüğünde kasıtlı etkisi olmadığı, ve davacı tarafça ilgili ihtarnamelerin düzenlediği ancak davalı firma tarafından zararın artmasına kasıtlı sebebiyet vermediği. Davacı tarafça davalıya düzenlenen dava dilekçesi, ihtarname vb. ile talep edilen cezai şart ve diğer talep edilen bedellerinin ödenmesinin talep edilmiştir. Talep konusu bedellerin kısmen yerinde olduğu ancak bu konuda mücbir sebep nedeniyle, ağır pandemi şartları ve davalı firma beyan edilen ekonomik şartları, yapılan devir firmanın el değiştirmesi davacı firmanın da yeterli hassasiyeti göstermediği yönünde beyan ve itirazlar düşünülerek değerlendirmeye gidildiği işbu durumun Sayın Mahkemenin takdirinde olacağı. Sayın Mahkeme'nin mevcut taleplerde kısmen de olsa indirime gidilip gidilemeyeceğinin ve gidilcbilcceksc indirim oranının takdirinde olması gerektiği; diğer hususların takdirinin Sayın Mahkemeye ait olacağı." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "------ firmasına yaptığı devir onaysız olduğundan, bayilik sözleşmesini haksız olarak feshetmiş olabileceği, bu nedenle sorumluluğun doğduğunun ifade edilebileceği,----- firmasının da devralan sıfatıyla dava konusu alacaklardan sorumlu olabileceği ----------- tarihli bayilik sözleşmelerini TBK 128 kapsamında taahhüt eden (garantör) sıfatıyla imzaladığı, öte yandan bu kapsamda TBK 603. Maddesinin değerlendirilmesinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Davacının defter ve belgeleri zamanında sunduğu, rapordaki eksiklik iddiasının yerinde olmadığı, Aşağıdaki kalemlerin davacı lehine makul bulunabileceği kanaatine varılmıştır: Prim Avansı 81.324,58 Asıl alacak , Prim Avansı Faizi 13.755,14 %3,75 aylık faiz, Ariyet Malzeme Bedeli 59.000,00 KDV dahil, Cezai Şart Bedeli 325.000,00 110.000 USD, Kar Mahrumiyeti (İndirimsiz) 2.598.600,00 426 gün x 1,22 TL, Kar Mahrumiyeti (İndirimli) 11.098.000,001180 gün x 1,22 TL, rapor taraf beyanları, dosya kapsamı, ------- ışığında hazırlanmış olup, takdir Sayın Mahkeme'ye aittir." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; ------- tarihli bilirkişi raporları detaylı incclcnmcsi -kıyaslanması vc değerlendirilmesi neticesinde, nihai takdiri ve hukuki tavsifi Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; 04.06.2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünün 4. maddesinde; ariyet söküm bedeli dışında kalan alacak kalemlerinin yerinde olduğu, ariyet söküm bedeline ilişkin alacak tutarının ise 10.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen 376.966,01 TL + KDV tutarında yerinde olduğu. Alacak kalemlerinin aşağıdaki tablodaki gibi olabileceği; Prim Avansı 81.324,58 Asıl alacak, Prim Avansı Faizi 13.755.14 %3,75 aylık faiz, Ariyet Malzeme Bedeli 452.359,21 KDV dahil, Cezai Şart Bedeli 325.000,00 10.000 USD, Kar Mahrumiyeti (İndirimsiz) 2.598.600,00 426 gün x 1,22 TL, Kar Mahrumiyeti (İndirimli) 1.098.000,00 180 gün x 1,22 TL, Davalının davacıya ürün bedeli kalemi yönünden herhangi bir borcu olmadığı" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
ISLAH:Davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesinde özetle; Fazlaya ilişkin talep ve dava haklar saklı kalmak kaydıyla; Davalılardan ------tarihli Bilirkişi Raporu doğrultusunda ıslah talebimizin kabulü ile, (raporlarda belirlenen ancak ıslaha konu ettikleri kısma ilişkin hakları saklı tutarak) Prim Avansı Alacağı 81.324,58-TL’nin ödemenin yapıldığı tarihteki İş Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranındaki ana para faizi ile birlikte, Kar Mahrumiyeti Alacağını şimdilik 1.098.000,00-TL’nin (Fazlaya İlişkin Haklarımız Saklı Kalmak Kaydıyla) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, Prim Avansı Alacağına İşleyen Faiz Alacağının 13.755,14-TL (Fazlaya İlişkin Haklarımız Saklı Kalmak Kaydıyla), Ariyet Malzeme Bedeli Alacağını 452.359,21-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, Ariyet Malzeme Cezai Şart Bedeli Alacağını 10.000,0 USD (fiili ödeme günündeki ---- SATIŞ KURU TL) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava; bayilik sözleşmesi kapsamında dağıtıcı firma tarafından bayiye verilen satış destek prim avansı ile birlikte ariyet bedeli, kar mahrumiyeti, cezai şart bedeli ve ürün bedelinin faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır. Dosya kapsamına göre davacı ile davalı dağıtıcı şirket arasında ----- tarihinde bayilik sözleşmesi ve yine aynı şekilde 09/08/2019 tarihinde ----- bayilik sözleşmesi imzalanarak 5 yıllık bayilik ilişkisinin kurulduğu, davalının ise bayilik sözleşmesi imzalanmasından sonra sözleşme süresi içerisinde bayilik sözleşmelerinin haksız fesih nedeniyle satış destek prim avansı, ariyet bedeli, kar mahrumiyeti ve cezai şart ve ürün bedelinin talebine ilişkin iş bu davayı ikame ettiği her bir alacak için faiz talebinde bulunduğu anlaşılmış olup, davacı taraf davalıdan alacaklı olduğundan bahisle alacak talebinde bulunmuştur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle fesih sonrası oluşan alacağının tahsilini talep etmektedir. Davalı yan bayilik sözleşmelerinin faaliyet gösterilen taşınmazın satışı suretiyle sona ermiş olduğundan bahisle davanın reddini savunmaktadır.Dosya ile davacı şirketin yasal ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen son güncel -----tarihli bilirkişi raporunda; davacı yanın davalı taraftan 81.324,58 TL prim avansı alacağı, 13.755,14 TL prim avansı faiz alacağı, 59.000,00 TL ariyet malzeme bedeli, 10.000,00 usd (325.00,25 TL) cezai şart bedeli, 1.098,000,00 TL (indirimli) kar mahrumiyeti bedeli alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı---- ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine esas olmak üzere mahkememize ibraz etmediği anlaşılmıştır. 20/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda yapılan detaylı inceleme ve değerlendirme sonucunda davacı tarafından talep edilen ürün bedeli alacak kalemi yönünden, davalı tarafın davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir.Yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ile taraflar arasında 5 yıl süreli sözleşme akdedildiği, davacının "bayilik veren" davalı -----olduğu, akaryakıt sözleşmesinin 27/06/2018 tarihinde başladığı, 27/06/2023 tarihine kadar devam etmesi kararlaştırıldığı, ---- tarihinde başladığı, ---tarihine kadar devam etmesi kararlaştırıldığı, davalı --- Şirketinin bayilik lisansını iptal edip şirketin diğer davalı - Şirketine devri sonrası davalı ----- başka bir dağıtım firması ile anlaşması sonucu uyuşmazlık doğduğu, alacağın bildirilmesi amacıyla davacı yanca iki farklı ihtarnameyi davalılara gönderdiği, davalı yanca safahatta " bayilik sözleşmelerinin faaliyet gösterilen taşınmazın satışı suretiyle sona ermiş olmasına " ilişkin savunmasının tahkikat neticesinde yerinde olmadığının tespit edildiği, zira davacının, davalı mal sahibi ile olan akaryakıt sözleşmesinin --- müzekkere cevabından lisans sahibinin isteği üzerine lisansın sonlandırıldığı tespit edilmekle bu yönü ile ileri sürülen savunmaların yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı beyanları ve dosyaya sunulan belgeler ile tarafların ticari defter kayıtlarına göre davalı ----- bayii tarafından sözleşme tarihinden sözleşmenin fesih tarihine kadar sözleşmede yer alan ve uyulmaması ceza i şart koşuluna bağlı sözleşmeyi haksız sebeple süresinden önce feshettiği buna karşın davacı şirket tarafından davalı ---- bayiiden alacak talebinde bulunmasının yerinde olduğu vicdani kanaatine ulaşılmıştır.Dosya kapsamına göre davacı yanın Prim avansı faizine ilişkin olmak üzere ----- yevmiye numaralı ihtarname ve bila tarihli noter tastiksiz diğer ihtarnamenin davalılara tebliğe çıkarılıp çıkarılmadığı, davalılara usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği hususunun ispata muhtaç olduğu, davacı yanca bu hususa ilişkin dosya kapsamına her hangi bir delili ibraz etmediği, taraflarca getirilme ilkesi muvacehesinde davalıları temerrüde düşürdüğünü ispatlaması gereken davacının bu yönü ile iddiasını ispatlayamaması karşısında Prim avansı faizine ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Aynı şekilde---- tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirme sonucunda davacı tarafından talep edilen ürün bedeli alacak kalemi yönünden alacağını ispatlayamaması karşısında bu talep bakımından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Sonuç olarak, dosya kapsamındaki (tebliğ belgesi eksik) ihtarnameler, iddia, savunma,--- müzekkere cevapları, bilirkişi raporları hep bir arada değerlendirilerek davacının davalı-----akdettiği sözleşmeyi ismi geçen davalının haklı bir neden göstermeksizin feshettiği, prim avansı alacağı olarak 81.324,58 TL asıl alacak, kar mahrumiyeti 1.098,00,00 TL asıl alacak, ariyet bedeli 402.359,21 TL asıl alacak ve cezai şart 10.000,00 usd alacak üzerinden davanın kısmen kabülüne karar vermek gerekmiştir. Davalı ------ Yönünden; Davacı, taraflar arasındaki taahhüdnamede imzası bulunan davalı ---- yönünden de kefalet sözleşmesinden kaynaklı alacak talebinde bulunmuştur. 10/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda; " kefalet tarihinin el yazısı ile yazılmamasının kefaletin geçersiz hale getirdiği kanaatinde ise, bu durumda davalı ---- kefaletinin geçersiz olduğu sonucuna varılabilecektir. " şeklindeki değerlendirmeler ve ---- karar sayılı ilamında; " Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın 581 vd. Maddelerinde düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK'nın 583. Maddesine göre; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.” Kefalet sözleşmesi için Kanun’da öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli olmayıp, geçerlilik şekli niteliği taşır. Bu nedenle, kefalet sözleşmesi Kanun’da öngörülen bu şekle uygun yapılmazsa, sözleşme TBK’nın 12/2. maddesi gereğince hükümsüz olacaktır. " şeklindeki açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı ---------- kefil olarak imzaladığı kefalet sözleşmesinin kanunun aradığı şekil şartlarını karşılamaması nedeniyle davalı kefilin bu sözleşmeden kaynaklı sorumluluğunun bulunmadığı vicdani kanaati ile ismi geçen davalı yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı ------ Yönünden; Davacı, davalı ---- işletmeyi devir alması nedeniyle TBK m. 202/2 uyarınca, ticari işletmeyi devralan ve devredenin, işletmenin borçlarından müteselsil olarak sorumlu tutulacağı kabülü ile diğer davalı devreden --- birlikte devralan ----- şirketinin borçlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek alacak talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.10/02/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda konu ile alakalı olarak; " Davacı yan, davalı tarafça sözleşmenin sona ermesine sebebiyet verdiğini, bunun nedeninin de işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının ----- firmasına devri bayilik lisanslarının ---- nezdinde iptal edilmesi olduğu olgusunu ileri sürmektedir. Kök rapora itiraz dilekçesinde de davacı yanın, ---- müzekkere cevabına ve ------ gönderilen müzekkere cevabına atıf yaparak, ticari işletmenin ----- devredildiği ve davalı ----oluru ile sona erdiğinin ifade edildiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi ekindeki ---- tarihli Bayilik Sözleşmesi’nin 15/b maddesinde; -------işbu sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin, istasyon ve müştemilatın kısmen veya tamamen devredilip kiraya verilemeyeceği, hiçbir şekilde ortak alınamayacağı, başkasının kullanmasına ve işletmesine terk edilemeyeceği şeklinde bir düzenleme yer aldığı görülmektedir. Yine dava dilekçesi ekindeki -----istasyonun işletmesini veya işbu sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerini üçüncü kişilere devredemeyeceği şeklinde bir düzenlemenin yer aldığı görülmektedir. Bu hususta nihai takdiri ve hukuki tavsifi Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere, davalının da dava konusu sözleşmenin konu aldığı taşınmazın satıldığını iddia etmesi ve Sayın Mahkeme’ce davacının kök rapora itiraz dilekçesinde öne sürdüğü ----- müzekkere cevaplarının esas alınması durumunda, gerek taşınmazın devri gerekse ruhsat iptali ve yeni ruhsat tanzim edilmesi hususları göz önüne alınarak, yukarıda anılan sözleşme maddelerine aykırı hareket etmiş olduğu ifade edilebilecektir. Sayın Mahkeme’nin bu görüşü benimsemesi halinde de davacı yanın dava konusu ettiği talepleri öne sürebileceği fikrinin oluşabileceği..." yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.Bayilik sözleşmesi taraflar yönünden nispi hak doğuran bir sözleşme olup, sözleşmenin tarafları yönünden hak doğurur.Davacının o tarihte bayi sahibi Davalı----- bayi sözleşmesi imzalandığı, akaryakıt servis istasyonu ve arsası nitelikli taşınmazın ------ tarihinde devredildiği anlaşılmıştır. Davalı ----söz konusu akaryakıt servis istasyonunu diğer davalı akdedilen bayilik sözleşmesine dayanılarak kullanmadığı anlaşılmaktadır. Bu cümleden olmak üzere istasyon ve arsasını devreden davalı ile devralan davalı -------Şirketinin davacı ile bayilik sözleşmesi kapsamında işletmenin devrini almadığı, her iki tarafında kabulünde olduğu üzere başka bir dağıtım şirketi ile bayilik sözleşmesi akdederek ticari faaliyetini sürdürdüğü anlaşılmıştır. Sonuç olarak davalı ------davacının talep ettiği alacak kalemlerinden sorumlu olmadığı, davacının ismi geçen davalı ile bayilik sözleşmesi akdetmediği, bayilik sözleşmesinin taraflar yönünden nispi hak doğuran bir sözleşme olduğu, sözleşmenin tarafları yönünden hak doğurabileceği, sözleşmede taraf olmayan davalı -----yönünden alacak talebinin yerinde olmadığı vicdani kanaati ile mezkur davalı yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi madde 3/2 bendinde; " Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu cümleden olmak üzere yukarıda ayrıntısı ile açıklandığı üzere üç davalı hakkında ayrı ayrı hüküm tesis edilmiş olup, her bir davalı bakımından ret sebepleri farklı olduğu tespit edilmekle her bir davalı yönünden ayrı vekalet ücreti takdir edilmiştir.
TASHİHHer ne kadar kısa kararın başında (1) no' lu maddesinin (D) bendinde "Cezai Şart alacağı olarak 10.000,00 USD'nin alacağın 5.000,00 USD bakımından dava tarihi 17/07/2023 tarihinden itibaren 5.000,00 TL bakımından ıslah tarihi olana 30/10/2025 tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı ------alınarak davacıya ödenmesine," şeklinde yazılmış ise de gerekçeli kararın yazım aşamasında yapılan incelemede ilgili cümle devamında yer alan "5.000,00 TL bakımından ıslah tarihi olana..." cümlesinde para biriminin USD yazılması gerekirken sehven TL olarak yazıldığı fark edilmiştir.6100 sayılı kanunun 304. Maddesi " Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir." hükmünü getirmiştir. Henüz karar tebliğe çıkartılmadan söz konusu hata fark edildiğinden resen tashih yapılmıştır. Bu nedenle hükmün ----- maddesinin (D) bendinde yer alan "5.000,00 TL bakımından ıslah tarihi olana..." cümlesindeki para biriminin USD olarak düzeltilerek "Cezai Şart alacağı olarak 10.000,00 USD'nin alacağın 5.000,00 USD bakımından dava tarihi 17/07/2023 tarihinden itibaren 5.000,00 USD bakımından ıslah tarihi olana 30/10/2025 tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı ---- alınarak davacıya ödenmesine," şeklinde tashihine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE; A) --------dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, B) Kar Mahrumiyeti alacağı olarak ---- alacağın 10.000,00 TL si bakımından davalı ----dava tarihinden 1.088.000,00 TL si bakımından ıslah tarihi olan 30/10/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, C) ---- alacağı olarak 452.359,21 TL alacağın 50.000,00 TL si bakımından davalı ---- dava tarihinden 402.359,21 TL' si bakımından ıslah tarihi olan 30/10/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, D) Cezai Şart alacağı olarak 10.000,00 USD'nin alacağın 5.000,00 USD bakımından dava tarihi 17/07/2023 tarihinden itibaren 5.000,00 USD bakımından ıslah tarihi olana 30/10/2025 tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı ----- alınarak davacıya ödenmesine, E)Davalı -----hakkında açılan ---- talebinin reddine, F)Davalı ---- hakkında açılan Ürün Bedeli Alacağı talebinin reddine, 2-Davalı -------- hakkında açılan Prim Avansı Alacağı, Kar Mahrumiyeti alacağı, Ariyet Malzeme Bedeli alacağı, Cezai Şart alacağı, Prim Avansı Faiz Alacağı ve Ürün Bedeli talebinin reddine, 3-Davalı Davalı ---- hakkında açılan Prim Avansı Alacağı, Kar Mahrumiyeti alacağı, Ariyet Malzeme Bedeli alacağı, Cezai Şart alacağı, Prim Avansı Faiz Alacağı ve Ürün Bedeli talebinin reddine, 4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 125.984,66 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 5.123,25 TL ve 31.000,00 TL ıslah harçlarından mahsubu ile bakiye 89.861,41 TL karar harcının davalı --------tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvuru harcı, 5.123,25 TL peşin harç ve 31.000,00 TL ıslah harçları toplamı 36.393,10 TL ile 42.819,00 TL (bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, dosya ücreti) olmak üzere toplam 79.212,10 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,96 ve red 0,04 oranına göre hesaplanan 76.043,61 TL'sinin davalı ------ tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından dava dosyasına yatırılan bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Arabuluculuk ücreti 3.200,00 TL'nin kabul oranına göre 3.072,00 TL'sinin davalı -------hazineye irat kaydına, 8-Arabuluculuk ücreti 1.320,00 TL'nin red oranına göre 128,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 10-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 276.203,08 TL vekâlet ücretinin davalı ----- tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Davalılardan ----- davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 276.203,08 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---- verilmesine, 12-Davalılardan-------davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 276.203,08 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---- verilmesine, 13-Davalılardan -----davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı------- verilmesine, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -------adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin, davalılar --------vekilinin yüzlerine karşı diğer davalıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/12/2025