İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/683 E. 2025/1138 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/683
- Karar No
- 2025/1138
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/683 Esas KARAR NO : 2025/1138
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/07/2024 KARAR TARİHİ : 02/12/2025 K.YAZIM TARİHİ : 25/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;19/04/2019 tarihinde müvekkilleri şirket ..... İşletme A.Ş. ile davalı ..... Reklamcılık Kuyumculuk Danışmanlık Ve Turizm Tic. Ltd. Şti arasında 1 yıl süreli Kuyumcukent Reklam Sözleşmesi akdedildiğini, Bu kapsamda reklam sözleşmesi 01/06/2019 tarihinde başlayacak olup 31/05/2020 tarihinde sona ereceğini, nitekim ekte yer verilen sözleşme uyarınca ve madde 4'de açıkça sabit olunduğu üzere işbu reklam sözleşmesi 31/05/2020 tarihinde kendiliğinden sona erdiğini, taraflar arasında akdedilen Kuyumcukent Reklam Sözleşmesi 31/05/2020 tarihinde kendiliğinden sona ermiş olup herhangi bir reklam yahut sair bir hizmet alınmadığını, ona rağmen müvekkilleri şirket tarafından 01/06/2020-01/11/2021 tarihleri aralığında davalı lehine sehven bir takımı ödemeler yapıldığını, söz konusu sehven ödemeler müvekkilleri şirket tarafından tespit edildiğini, 19/01/2022 tarihinde KDV dahil 66.126,00 TL iade bedeli olarak faturalandırıldığını, davalı taraf ile yapılan şifahen görüşmeler neticesinde işbu iade faturası kabul edildiğini, 05/02/2022 - tarihinde müvekkilleri şirkete 15.000,00 TL ödeme yapıldığını, ödeme sonrası kalan 51.126,00 TL inde fatura bedeli için ise aydan aya ödeme yapılarak kapatılacağı belirtildiğini, davalı tarafından müvekkilleri şirket .... İşletme A.Ş.'ye herhangi bir ödeme yapılmadığını, 15/11/2022 tarihinde 51.126,00 TL iade fatura bedelinin ödenmesi adına, müvekkilleri şirket tarafından davalı kuruma T.C. Bakırköy ...... Noterliği'nin ..... yevmiye numarasıyla ihtarname keşide edildiğini, bu ihtarname akabinde ise 51.126,00 TL iade fatura bedeli ödenmediğinden 17/01/2024 tarihinde davalı aleyhine genel haciz yoluyla icra takibi açılması zarureti hasıl olduğunu T.C. Bakırköy ...... İcra müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takip süreci, haksız ve kötü niyetli olan davalı kurum tarafından haklı tabimize konu borca ve tüm ferilerine itiraz edilerek 30.01.2024 tarihinde durdurulduğunu, davalı(borçlu) haksız ve kötü niyetli itirazına karşılık işbu davayı açmadan önce ticari uyuşmazlıktan kaynaklı uyuşmazlıklara ilişkin 07/06/2024 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, ...... Arabuluculuk dosya numarasıyla, başvurunun akabinde 02/07/2024 tarihinde arabuluculuk görüşmesi düzenlenmiş yapılan görüşme sonucunda davalı ile anlaşılamadığını, 02/07/2024 tarihinde işbu görüşmeye ilişkin anlaşamama tutanağı tanzim edildiğini, T.C. Bakırköy .... İcra müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyasına 29/01/2024 tarihli itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini...” talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “Davacı taraf, davacı Şirketin 31.05.2020 tarihinde sona ermiş olduğunu iddia ettiği bir sözleşmeyle ilgili olarak karşılıklı olarak her hangi bir fesih tasarrufunda bulunulmadan yaklaşık bir yıl boyunca 11 aynı ödeme şeklinde ödeme yapmaya devam etmesi ve fesih tarihinden 1,5 yıl sonra 19.01.2022 tarihinde ödemelerini yanlış yaptığı iddiasıyla davalı şirket adıma iade faturası düzenlemek suretiyle alacak talebinde bulunması durumunun Türk Ticaret Kanunu'nun genel hükümleri kapsamında ve basiretli bir tacirin sahip olması gereken nitelikler dikkate alındığında kabulü mümkün olmadığını, ayrıca, davacı taraf dava dilekçesinde belirtmemiş olsa da; Davalı ...... Reklamcılık şirketi, davacı tarafından düzenlenmiş olan 19.01.2022 tarihli iade faturası ile ilgili olarak; İstanbul ..... Noterliği'nin 21 Ocak 2022 tarih ve ..... sayılı ihtarnamesini keşide ederek; davacı tarafın taleplerini (iade faturasını) kabul etmediğini bildirmiş ve kendisine tebliğ edilmiş olan 19.01.2022 tarihli ve 66.126,00 TL bedelli iade faturası aslını yasal süre içerisinde davacı şirkete iade ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmesel hukuksal ilişki, sözleşme edimlerinin ifası veya sözleşmenin sona erdirilmesi konusundaki tarafların tutum ve tasarrufları ile tacir olan taraflar arasındaki ticari ilişkinin doğru bir şekilde değerlendirilerek yorumlanması ve sonuca vardırılması gerektiğini, sadece kesilmiş bir iade faturasından yola çıkarak, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve sözleşme kapsamında tarafların karşılıklı olarak gerçekleştirdiği eylemlerin değerlendirmesi yapılmadan, icrai usullerle alacak talebinde bulunulması hukuka uygun olmadığını, sözleşme süresinden sonra bir yıl boyunca 11 ayrı ödeme yapılması ve 1.5 yıl sonra da sehven işlem yapıldığının ileri sürülerek iade faturası kesilerek yasal talepte bulunulması basiretli bir tacire uygun eylemler olmadığını, mevcut iddialar çerçevesinde davacı tarafın taleplerinin kabulü mümkün olmayıp ihtilafın hukuksal yargılama neticesinde değerlendirilmesi zarureti bulunduğunu, davacı tarafın tek taraflı iddiaları dikkate alındığında ise huzurdaki davanın kabulü mümkün olmadığını, davanın reddine ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin dava tarafa tahmiline karar verilmesini...” talep ve savunmalarında bulunmuşlardır. DELİLLER VE GEREKÇE: Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığı (alacağın var olup olmadığı), tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği, düştü ile temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve nihayetinde toplam alacağın ne olduğu, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Celp edilen Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 51.126,00 TL asıl alacak, 5.193,84 TL işlemiş faiz olmak üzere 56.319,84 TL üzerinden borçlu aleyhine fatura alacağı dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 22/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından 29/01/2024 tarihinde icra müdürlüğünün yetkisine, borca ve ferilerine itiraz edildiği görüldü. Dosyaya sunulan 20/02/2025 tarihli ..... ile .... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; "Mali yönden yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davacının 2019, 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin e-defter olduğu, beratlarının uygun ve suresinde tasdik ettirildiği, Davalının 2019 yılı hariç, 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin suresinde tasdik ettirildiği ve usulüne uygun olduğu, Davacının incelenen kendi ticari defterlerinde takip tarihi olan 17.01.2024 tarihi itibariyle davalı yandan 51.126,00 TL bakiye alacaklı olduğu, davalının kendi ticari defterlerinde ise davacı yana 47.748,00 TL bakiye borçlu olduğu tespit edildiği, Bu durumda, tarafların ticari defter kayıtları arasında (51.126,00 TL- 47.748,00 TL) 3.378,00 TL tutarında bir cari hesap farkı oluştuğu, yapılan inceleme sonucunda, cari hesap farkının davalı tarafından davacı adına düzenlenen 20.12.2021 Tarih .... fatura numaralı 3.378,00 TL TL bedelli faturanın davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davacı şirketin ticari defterlerinde bu faturaya yer verilmemesinden kaynaklandığı İş bu fatura dosya içerisinde görülmediği takdirin Sayın Mahkemenize Ait olduğu, davalı tarafından davacı adına düzenlenen 20.12.2021 Tarih ..... fatura numaralı 3.378,00 TL TL bedelli faturanın Sayın Mahkenizce kabülü halinde davalı tarafın davacı yana 47.748,00 TL borçlu olduğu, kabul edilmemesi (47.748,00 TL * 3.378,00 TL) - 51.126,00 TL Alacaklı olduğu, davacının alacağının Sayın Mahkemece kabulü halinde, işlemiş faizin şartlarının oluşmadığından (Taraflar arasında faizin belirtildiği sözleşme veya İhtarnamede açıkca işlemiş faiz talebi varsa) davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, yine alacağın Sayın Mahkemece kabulü halinde takip takip tarihi olan 17.01.2024 tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz talep edebileceği, Genel İnceleme ve Değerlendirmeler Neticesinde: Yalnızca fatura düzenlenmesinin alacağın varlığını ispat açısından yeterli olmadığı, davacının iade faturası düzenlemesinin fatura konusu hizmetin verilmediğine dair tespit için yeterli olmadığının düşünüldüğü, davacının iade faturasına konu ilişkinin bulunmadığını usulüne uygun belgelerle tevsik etmesi gerektiği, Yazılı bir sözleşmenin bulunmamasının taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığı anlamına gelmeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 31.05.2020 tarihinde sona ereceği kararlaştırılmış olsa davacının yaptığı ödemelerin tarafların iradesinin hukuki ilişkinin devam edeceği noktasında toplandığı yönünde; yahut sair hususlarla taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin devam ettiği yönünde tespite varılır ise somut olayda davacının mali üyemiz tarafından tespit edilen 51.126,00 TL'nin iadesini talep edemeyeceği, Şayet Muhterem Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin 31.05.2020 tarihinde sona erdiği tespit edilir ve davalı tarafından davacıya 15.000,00 TL ödeme yapılmasının bu hususu tevsik ettiği değerlendirilir ise 51.126,00 TL'nin iadesi talebinin mümkün olabileceği," hususları tespit edilmiştir. Dosyaya sunulan 02/06/2025 tarihli .... ile .... tarafından düzenlenen bilirkişi ek raporunda; "28.11.2024 tarihli dilekçe ekinde yer alan evrakların sözleşme gereği davalının yükümlülüğünü yerine getirdiğini tevsik edip etmediği, bir başka ifade ile gerçekten piyasa sunulup sunulmadığı hususunun heyetimiz uzmanlık alanı kapsamında olmadığı, Kök raporda ifade ettiğimiz; taraflar arasındaki sözleşmenin 31.05.2020 tarihinde sona ereceği kararlaştırılmış olsa da davacının yaptığı ödemelerin tarafların iradesinin hukuki ilişkinin devam edeceği noktasında toplandığı yönünde; yahut sair hususlarla taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin devam ettiği ve “dergilerin davalı tarafından piyasaya sunulduğu” yönünde tespite varılır ise somut olayda davacının mali üyemiz tarafından tespit edilen 51.126,00 TL'nin iadesini talep edemeyeceği, Ancak Muhterem Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin 31.05.2020 tarihinde sona erdiği tespit edilir ve davalı tarafından davacıya 15.000,00 TL ödeme yapılmasının bu hususu tevsik ettiği değerlendirilir ise 51.126,00 TL'nin iadesini talebin mümkün olabileceği şeklinde görüşümüzü muhafaza etme gereği hasıl olduğu, " hususları tespit edilmiştir. Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu somut olayda davacı tarafından taraflar arasında 19/04/2019 tarihli 1 yıl süreli Kuyumcukent Reklam Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 31/05/2020 tarihinde kendiliğinden sona erdiği, akabinde herhangi bir reklam yahut sair bir hizmet alınmadığı, buna rağmen davacı şirket tarafından 01/06/2020-01/11/2021 tarihleri aralığında davalı lehine sehven bir takım ödemeler yapıldığı, ödemelerin 19/01/2022 tarihinde KDV dahil 66.126,00 TL iade bedeli olarak faturalandırıldığı, davalı ile yapılan şifahen görüşmeler neticesinde bu iade faturasının kabul edildiği, 05/02/2022 tarihinde davacı şirkete 15.000,00 TL ödeme yapıldığı, ödeme sonrası kalan 51.126,00 TL iade fatura bedeli için ise aydan aya ödeme yapılarak kapatılacağının belirtildiği ancak ödemenin yapılmadığı iddiası ile davalı hakkında icra takibi açılmıştır. Davalı tarafından icra takibine itiraz edilmesi üzerine huzurda görülen itirazın iptali davası açılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 1. maddesinde düzenlendiği üzere sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İlgili hükümden de anlaşıldığı üzere sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların, sözleşme kurma yönündeki iradelerini açıklamaları gerektiği hususunda tereddüt yoktur. Tarafların bu yöndeki irade açıklamaları açık olabileceği gibi örtülü (zımni) de olabilir. Dolayısıyla irade beyanının mevcut olmadığı durumlarda ortada mevcut bir hukuki ilişkiden bahsedilemeyecek ve bu durum yokluk yaptırımına tabi tutulacaktır. Buna karşın irade beyanının mevcudiyeti açık bir şekilde belli ise yahut dosya münderecatından anlaşılıyor ise ortada bir irade beyanının varlığından bahsetmek mümkün olacaktır. Bilindiği üzere sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir (TBK m. 12/f.1). Bir başka ifade ile kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Bu itibarla herhangi bir şekle tabi tutulmamış olan sözleşmelerin yazılı şekilde yapılması yalnızca ispat koşulu niteliğini haiz olacaktır. Taraflar arasındaki ilişkinin devamına ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı, bu nedenle tarafların sözleşme ile bağlı olmayacağı hususu akıllara gelebilecekse de irade açıklamalarının sarih olabileceği gibi örtülü de olabileceği hatırda tutulmalıdır. Zira taraflar arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi niteliğini haiz olduğu ve hizmet sözleşmesinin de herhangi bir şekle tabi olmadığı hususu nazara alındığında, yazılı bir sözleşmenin bulunmaması taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığı anlamına gelmeyecek olup; yalnızca ispat açısından önem arz edecektir. Davacı tarafından sözleşme süresi bittikten sonra davalıya ödeme yapılmaya devam edilmesi, tarafların iradesinin hukuki ilişkinin devamı yönünde olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki davalı tarafından dosyaya sunulan dergi asılları ile internet sitesi çıktısından davalının sözleşme ile kararlaştırılan 1 yıllık sürenin dolmasından sonra da davacıya hizmet vermeye devam ettiği, bu kapsamda ücrete hak kazandığı anlaşılmıştır. Tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği kabul edilen dosyada mübrez bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 680,21-TL harçtan mahsubu ile bakiye 64,81 TL fazladan alınan harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/12/2025 Katip ..... e-imzalı Hakim .... e-imzalı