İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/406 E. 2025/1140 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/406
Karar No
2025/1140
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/406 Esas KARAR NO : 2025/1140

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/05/2024 KARAR TARİHİ : 02/12/2025 K.YAZIM TARİHİ : 23/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.06.2022 tarihinde davalı ..... Telekomünikasyon Bil. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti.’nin yaptığı kazı çalışması sırasında müvekkili şirkete ait altyapı tesisatının zarar gördüğünü ve bu zarar nedeniyle 12.196,07 TL tutarında hasar oluştuğu, hasarın tespiti için düzenlenen tutanaklar, fotoğraflar ve uzman raporlarının dosyaya eklendiği, bu zararın müvekkili şirket tarafından karşılandığını, dolayısıyla davalıdan tahsili gerektiği, söz konusu zararın 30.06.2022 tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans faiz oranı üzerinden faiziyle birlikte tahsilini ayrıca vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de davalıdan müştereken ve müteselsilen alınmasını, dava sonuçlanıncaya kadar müvekkilin alacağının güvence altına alınabilmesi için davalı şirket nezdinde ve üçüncü kişiler nezdinde hak ve alacaklara ihtiyati tedbir konulması talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın iddia ettiği zararın müvekkili şirketten kaynaklandığına dair herhangi bir kesin ve objektif delil bulunmadığını, dava dilekçesine eklenen tutanakların yalnızca davacı tarafın kendi çalışanlarınca hazırlanıp imzalandığını ve müvekkili şirket yetkililerinin imzasının bulunmadığını, bu nedenle davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafından sunulan rapor ve belgelerin resmi kurumlarca düzenlenmediğini, müvekkili şirketin o tarihte ve yerde herhangi bir kazı veya çalışma yaptığını gösterir somut bir kanıtın bulunmadığını, ayrıca, zararın gerçekten oluşup oluşmadığının, oluştu ise ne kadar olduğunun ancak bilirkişi incelemesiyle belirlenebileceğini, yalnızca hasar tespit tutanaklarını ve raporlarla hüküm kurulamayacağını, Davacı tarafın gösterdiği tanık beyanlarına da tiraz edilmekte ve tanıkların objektif olamayacağını, zira hem davacının çalışanı oldukları hem de tespit raporunu hazırladıklarını, Öte yandan, davacı tarafından talep edilen 12.196,07 TL tutarındaki zararın hesaplanma şeklinin de hukuka aykırı olduğunu, üçüncü kişilere yaptırılan bakım- onarım masraflarının doğrudan davalıya fatura edilerek dava dilekçesine eklenmesinin kabul edilemez olduğunu, bu bedelin belirlenmesi için bilirkişi incelemesi gerektiğini, Faiz talebi bakımından da davacının istediği kısa vadeli avans faizi oranının uygulanamayacağını, bunun yerine yasal faizin esas alınması gerektiğini, sonuç olarak davalı vekili; davanın reddini, davacının iddialarının ilgili resmi kurumlar (belediyeler, fen işleri müdürlükleri vb.) aracılığıyla araştırılmasını, aksi halde hasar ve kusur bulunmadığının kabul edilmesini, ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava haksız fiile dayalı tazminat davasıdır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizin 25/02/2025 tarihli celsesinde tanık ..... ifadesinde; "ben davacı şirkette 2015 yılından beri çalışmaktayım, şuanda bölge sorumlusuyum, bana göstermiş olduğunuz 02/07/2022 tarihli hasar tespit tutanağındaki imza ve yazılar bana ait olup, tutanak içeriği doğrudur, olayı hatırlıyorum, birden fazla arıza bildirimi gelince cihazın bulunduğu yere gittik, yaptığımız incelemede arıza olduğunu tespit ettik, davalı şirkete ait kazı ekipleri biz gittiğimizde oradaydılar, yapılan kazı sonucu cihaz arızalanmıştır, durumu tutanak altına alarak fotoğrafları çektik dedi." beyanında bulunmuştur. Dosyaya sunulan 24/09/2025 tarihli bilirkişi ...... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda;"30.06.2022 tarihi saat 17:35 sularında meydana gelen hasar ile ilgili olarak yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, Davalı tarafça hasar öncesinde kazı ruhsatı alınmadığı anlaşılmaktadır. Hasarın varlığı sunulan fotoğraf içeriği ile sabittir. Davacı kurum tarafından gerçekleştirilen hasar onarım uygulamasının teknik açıdan uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Gerekçesi yukarıda detaylandırılmıştır. Davacıya ait yeraltı boru hatlarının derinliğine ilişkin mevzuatın öngördüğü asgari şartların aksini ortaya koyan herhangi bir belge, fotoğraf veya resmi tutanak bulunmadığından, davacının boru / kablo derinliği nedeniyle müterafik kusuru olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra, cadde boyunca bulunan menhol ve ek odalarının davacının altyapısının mevcudiyetine dair açık uyarı niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Dosyaya sunulan “.....” firmasına ait Günlük Şantiye Defteri kayıtlarından; yeraltı güzergâhında yürütülen telekom hattı çalışmalarında kullanılan malzeme ile onarımın yapıldığı adres bilgilerinin, hasar tespit tutanağında belirtilen adres ile uyumlu olduğu ve iş tanımlarına ilişkin poz numaralarının ..... tarafından aynen uygulandığı anlaşılmıştır. Bu kayıtlar, davacı kurumun hasarın onarımı için özel olarak işçi görevlendirip çalıştırdığını kanıtlamakta olup, bu nedenle hasara ilişkin işçilik ve nakliye bedellerinin de hasar toplam tutarına dahil edilmesi mümkündür. Hasar onarımının, zarar gören fiber optik kablo ve ek kutusunun değiştirilmesi içerikli olduğu, onarım kapsamında kullanılan emtiaların gerekli olduğu, talep edilen hasar birim bedellerinin hasar tarihi itibariyle piyasa rayicine uygun olduğu tespit edilmiştir. Hesaplamalarda poz numaraları belirtilerek ..... birim fiyat tarifeleri esas alınmış, ayrıca yukarıda ayrı başlık altında piyasa rayiç değerlendirmesi yapılmıştır. Dosya kapsamındaki deliller ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalı taraf her ne kadar çalışma yapmadığını iddia etmiş olsa da, sokakta yer alan ..... logarlarında herhangi bir kişinin ya da ilgisiz bir kurumun kendi başına çalışma yapması hayatın olağan akışına aykırıdır. ..... logarları, yalnızca yetkili kurum veya ilgili kurumun bilgisi ve denetimi dahilinde açılıp kullanılabilecek nitelikte altyapı unsurlarıdır. Bu nedenle, olay günü hasarın meydana geldiği sokakta ..... logarında yapılan çalışmanın davalıya bağlı ekipler tarafından gerçekleştirildiği yönündeki tespit ve kanaat kuvvet kazanmaktadır. Nitekim, tanık beyanında da davalı şirkete ait kazı ekiplerinin olay mahallinde bulunduğu ve yapılan kazı sonucu hasara sebebiyet verildiği açıkça ifade edilmişti. Bu beyan, davalının fiilen çalışma yapmış olabileceğini desteklemekte ve davalı tarafın sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte herhangi bir somut delil dosyaya sunulmamıştır. Yukarıda ayrıntılı olarak sunulan çizelgeler doğrultusunda, davacı zararı toplam 9.149,97 TL olduğu," hususları tespit edilmiştir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından davalının yaptığı kazı çalışması sırasında müvekkili şirkete ait altyapı tesisatının zarar gördüğü ve bu zarar nedeniyle 12.196,07 TL tutarında hasar oluştuğu iddiası ile huzurda görülen alacak davası açılmıştır. Her ne kadar davalı vekili tarafından söz konusu kazının müvekkili tarafından yapılmadığı iddia edilmiş ise de mahkememiz huzurunda dinlenilen tanık .....'ın ifadesi, hasar tespit tutanağı ve hasara ilişkin dosyaya sunulan fotoğraflar bir arada değerlendirildiğinde dava konusu hasarı meydana getiren kazı çalışmasının davalı tarafça yapıldığı mahkememizce kabul edilmiştir. Uyuşmazlığın çözümünün uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup yapılan inceleme sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda; davalı tarafça hasar öncesinde kazı ruhsatı alınmadığı, hasarın varlığının sunulan fotoğraf içeriği ile sabit olduğu ve davacı kurum tarafından gerçekleştirilen hasar onarım uygulamasının teknik açıdan uygun olduğu, davacıya ait yeraltı boru hatlarının derinliğine ilişkin mevzuatın öngördüğü asgari şartların aksini ortaya koyan herhangi bir belge, fotoğraf veya resmi tutanak bulunmadığından davacının boru, kablo derinliği nedeniyle müterafik kusuru olmadığı, yeraltı güzergahında yürütülen telekom hattı çalışmalarında kullanılan malzeme ile onarımın yapıldığı adres bilgilerinin, hasar tespit tutanağında belirtilen adres ile uyumlu olduğu ve iş tanımlarına ilişkin poz numaralarının ..... tarafından aynen uygulandığı, davacı zararı toplam 9.149,97 TL olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek ve montaj için kendi çalıştırdığı işçilerine ödediği ücretler genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dahil edilemez. Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar, montaj bedeli, araç eleman bedeli, etüt koordinasyon bedeline dair bu giderleri istenemez. (Aynı yönde karar için bknz; Yargıtay 4. H.D'nin E. 2018/1089, K. 2018/5527 sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafça dosyaya sunulan belgeler kapsamında davacının hasarın onarımı için kendi işçileri dışında adam tuttuğunu ispat ettiği mahkememizce kabul edilmiştir. Tekniğine uygun ve denetime eşverişli düzenlendiği kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda davalının, davacıya ait altyapı tesisatına zarar verdiği, davalının TBK'nın 49. ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız fiil hükümleri uyarınca söz konusu zarardan sorumlu olduğu, davacının zararının 9.149,97 TL olduğu anlaşıldığından açılan davanın kısmen kabulü ile 9.149,97 TL'nin hasar tarihi olan 30/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ ile 9.149,97 TL'nin 30/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 625,03-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 427,60-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 197,43-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 9.149,97-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 3.046,10-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 427,60-TL Peşin/Nisbi Harç olmak üzere toplam 855,20TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, , 7-Davacı tarafından yapılan; 7.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.528,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 8.528,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 6.398,04-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 9-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 10-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin kabul ve red oranına göre hesaplanan 779,38-TL'sinin davacıdan; 2.340,62-TL'sinin ise davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca dava değeri karar tarihindeki istinaf sınırı altında kalmakla KESİN olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/12/2025 Katip ..... E-imzalıdır Hakim .... E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/406, K. 2025/1140, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-406-e-2025-1140-k-31eca1096b71