İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/575 E. 2025/1137 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/575
Karar No
2025/1137
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/575 Esas KARAR NO : 2025/1137

DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 01/07/2024 KARAR TARİHİ : 02/12/2025 K.YAZIM TARİHİ : 15/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının %2/3 pay sahibi olduğu şirkette davalının, ortaklık ilişkisinin gerektirdiği sadakat ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı davrandığını, şirket işlemlerinde muvazaalı tutum sergilediğini ve şirket menfaatlerine zarar verdiğinin anlaşıldığını. Davalının şirket kuruluşundan itibaren sermaye dışında herhangi bir ödeme yapmadığını, şirketin tüm mali yükümlülüklerinin davacı tarafından karşılandığını, ayrıca şirket faaliyetleri için davacıdan aldığı 1.000.000 TL’yi iade etmediğinin tespit edildiğini, bu davranışların TTK m.613/2 kapsamında ortaklıktan çıkarılma için haklı sebep oluşturduğunu, Yargıtay içtihatları uyarınca iki ortaklı şirketlerde bu yönde dava açılabileceğinin değerlendirildiğini, bu nedenlerle davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketin kurucusu olduğunu, müvekkilinin muvazalı işlemler yaptığı şirketin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini engellediği, güven ortamını sarstığından bahisle iş bu davayı ikame ettiğini söylemişse de bu hususların soyut beyanların ötesine geçmediği, şirket hesabından davacı müvekkilin bilgisi olmadan 1.000,000-TL miktarlı ödeme aldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı bu bedelin söz konusu şirketin ticari faaliyetleri geliştirme maksatlı olarak şirket ortağı .... ve eşi ... ye fason tekstil ürünü ve şirket ulaşım aracı alınması için müvekkili tarafından verildiğini, davalıların bu davayı açmakta iyi niyetli olmadıklarını, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. DELİLLER VE GEREKÇE: Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davalı şirket ortağının haklı nedenlerle ortaklıktan çıkartılması koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda toplandığı tespit edildi. Dosyaya sunulan 17/10/2025 tarihli bilirkişiler ... ile .... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; inceleme gününde ticari defter ve belgelerin sunulmadığı ve katılan olmadığı aynı gün tutanak altına alındığı; davalı ortağın TTK md. 640 f. 3 e istinaden ortaklıktan çıkarılması için dava şartı olan geçerli bir genel kurul kararı bulunmadığı ve ileri sürülen haklı sebeplerin soyut iddia olmanın ötesine geçemediği somut belgelerle ispatlanamadığı; bu durumda davalının TTK md. 640 f. 3 e istinaden ortaklıktan çıkartılmasına ilişkin yasal koşulların oluşmadığı hususları tespit edilmiştir. Dava, davalı ortağın şirketten çıkarılması istemine ilişkindir. Limited şirket, Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) hem şahıs hem sermaye şirketlerinin özelliklerini bünyesinde barındıran karma nitelikli bir şirket türü olarak düzenlenmiştir. Bu şirket yapısında ortaklar arasındaki güven ilişkisi, şirketin sürekliliği açısından temel öneme sahiptir. Ancak uygulamada ortaklar arasında ortaya çıkan çekişmeler, şirket işleyişini sekteye uğratmakta ve çoğu zaman “ortaklıktan çıkarma” kurumunun gündeme gelmesine yol açmaktadır. TTK m. 640 hükmü limited şirketlerde ortaklıktan çıkarma kurumunu iki ayrı temelde düzenlemiştir: 1-)Sözleşmesel çıkarma nedenleri (m. 640/1): Şirket sözleşmesinde öngörülmüş olması koşuluyla, belirli nedenlerle bir ortağın çıkarılmasına karar verilebilir. Bu karar genel kurul tarafından alınır. 2-)Haklı sebeplere dayalı çıkarma (m. 640/3): Şirket, haklı sebeplerin varlığı hâlinde, mahkemeden bir ortağın çıkarılmasını isteyebilir. Burada da davacı sıfatına sahip olan taraf, şirket tüzel kişiliğidir. TTK m. 641 ise çıkarma kararının iptali veya feshi için çıkarılan ortağa dava hakkı tanımaktadır. Görüldüğü üzere kanun, hem çıkarma yetkisini hem de bu işleme karşı dava hakkını açıkça belirlemiş ve yetkiyi münhasıran şirkete bırakmıştır. Limited şirketler, tüzel kişiliğe sahip sermaye şirketleridir. Bu nedenle şirketle ortaklar arasında hukuki ayrım mevcuttur. Şirket menfaatine ilişkin işlemler, yalnızca tüzel kişiliğin yetkili organları (genel kurul, müdürler kurulu) tarafından yürütülür. Şirketin menfaati ile ortağın kişisel menfaati ayrımının korunması, özellikle limited şirketlerde ortaklar arası ihtilafların “şirketin organları üzerinden çözülmesi” ilkesinin bir sonucudur. Bir ortağın, kendi menfaatine dayanarak diğer ortağın çıkarılmasını talep etmesi, şirketin tüzel kişiliğini dolanmak anlamına gelir. Bu durum, hem ortaklar arasındaki eşitlik ilkesine hem de şirketin özerk iradesine aykırıdır. Çıkarma kurumu, bireysel ortaklar arasındaki kişisel çekişmeleri çözmek için değil, şirket menfaatini korumak için öngörülmüştür. Bu nedenle bireysel çıkarma talepleri, TTK sistematiğiyle bağdaşmaz. Limited şirketlerde ortaklıktan çıkarma, şirketin yapısal bütünlüğünü korumaya yönelik istisnai bir müessesedir. Kanun koyucu, bu yetkiyi şirket tüzel kişiliğine tanımış, bireysel ortaklara böyle bir hak vermemiştir. Dolayısıyla bir ortağın, diğer ortağın çıkarılmasını doğrudan talep etmesi hukuken mümkün değildir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; huzurda görülen dava, davalı ortağın şirketten çıkarılması istemine ilişkindir. TTK'nın 621/1-h maddesi uyarınca bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplerden dolayı şirketten çıkarılmasına yönelik, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunca alınmış bir genel kurul kararı bulunması gerekmektedir. Ortağın, haklı sebeplerle ortaklıktan çıkarılmasını talep etme hakkı şirket tüzel kişiliğine tanınmış bir hak olup bireysel ortakların böyle bir hakkı bulunmamaktadır. Mahkememizce taraf teşkilinin sağlanması amacıyla davacı vekiline davacı şirkete ait vekaletnamesini sunmak üzere süre verilmiş olup davacı vekili tarafından davacı şirkete ilişkin vekaletname sureti dosyaya ibraz edilmiştir. Bunun üzerine mahkememizce davacı vekiline ortaklıktan çıkarma davasına izne dair genel kuruldan TTK 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunluk tarafından bir karar alınarak söz konusu kararı sunması için 1 aylık kesin süre verilmiştir. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi incelemesinde de tespit edildiği üzere; bir ortağın gerek esas sözleşmede yer alan hükme istinaden gerekse haklı sebeplerle limited şirketten çıkartılabilmesini mahkemeden talep edebilmek için öncelikle genel kurulda karar alınması gerekmekte olup söz konusu karar aynı zamanda açılacak çıkartma davasının ön şartı niteliğindedir. (Aynı yönde karar için bknz; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2020/1316, K. 2021/354 sayılı kararı) Ortaklar kurulunda haklı sebepler tespit edilir, bu sebeplerin haklı sebep teşkil edecek önemde olup olmadığı mahkemece değerlendirilir. Davacı vekili tarafından mahkememizce verilen kesin süre sonunda yargılama sırasında 25.11.2024 tarih ve .... nolu bir karar sunulduğu görülmektedir. Ancak bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere iki ortağın toplanarak aldığı bu kararın geçerli bir genel kurul kararı olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Zira geçerli bir genel kurul için TTK'nın 617/3. maddesi atfına istinaden anonim şirketlerde olduğu gibi müdürler kurulunda karar alınarak toplantıya çağrı kararının TTK'nın 414. maddesine uygun biçimde ticaret sicil gazetesinde ilanı ve tüm pay sahiplerine iadeli taahhütlü mektupla bildirilmesi gerekir. Somut olayda ise davacı iki ortağın herhangi bir çağrı olmaksızın toplanarak “ortaklıktan çıkma davasına izin verilmesi” yönünde karar aldıkları görülmektedir. Söz konusu kararın, ilgili yasal şartları taşımadığı anlaşıldığından bir genel kurul kararı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle açılan davanın, HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Açılan davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 427,60 TL harçtan mahsubu ile 187,80 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile teslim ettirdiğinden Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 45.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/12/2025 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/575, K. 2025/1137, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-575-e-2025-1137-k-4a68725550ff