İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/469 E. 2025/62 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/469
Karar No
2025/62
Karar Tarihi

T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : ...Esas KARAR NO : ...

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ...

DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 24/07/2023 KARAR TARİHİ : 22/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/03/2023 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı aracın sol kapısını kontrolsüz şekilde açması sonucu müvekkiline ait ...plakalı aracının sağ kapısına çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı şirket sigortalısının düzenlenen tutanak ile de %100 kusurlu olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu aracı henüz yeni aldığını, kaza dolayısı ile aracını yaptırmak zorunda kaldığını, bu kaza nedeni ile aracında değer kaybı meydana geldiğini, açıklanan bu nedenlerle şimdilik 50,00 TL değer kaybı tazminatı ve 50,00 TL hasar kaybı tazminatı olmak üzere toplam 100,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya konu ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunduğunu, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacının araç hasar tazminatı için müvekkili şirkete yapmış olduğu başvuruda başvuru şartını yerine getirmediğini, davacının müvekkili şirkete başvuru yaptığını fakat hazine müsteşarlığına bağlı SBM sisteminin atadığı eksperin raporunu beklemeden işbu davayı açtığını, ilgili yerlerden gerekli raporlardın alınması hususunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar, 2-Kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur ve makine mühendisi bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası neticesinde araçta meydana gelen değer kaybının tazmini istemine ilişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak mevzuatın tespitine ilişkin yapılan değerlendirme; Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesine göre; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' hükmünü içermektedir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 90'ıncı maddesi "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,... hesaplanır.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır" düzenlemesini içermektedir. Hasar bedeli tazminatı bakımından yapılan değerlendirme; Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. ( Yargıtay 17 HDB'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K. Sayılı ilamları ) Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda göreve ilişkin yapılan değerlendirmede davalı sigorta şirketine husumet yöneltildiğinden mahkememizin görevli olduğu açıklanmıştır. Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ... plakalı aracın ZMSS ile davalı tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine de başvuru yaparak 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamı ve Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/2079 Esas, 2023/1003 Karar sayılı ve 20/06/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Kusura ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup hazırlanan 30/12/2023 tarihli raporda özetle; A) ... Plakalı Araç Sürücüsünün; Gündüz vakti .. Sitesi önü yolun sağına park ettiği taşıt yoluna açılan sürücü kapısını açmadan önce gerisinden gelen taşıt trafiğini etkin şekilde kontrol edip uygun zamanda kapısını açması gerekirken, aksine davranıp kontrolsüzce açtığı taşıt yoluna açılan sürücü kapısına gerisinden hizasına gelen sürücünün sevkindeki aracının sağ yan kısmı ile çarpması şeklinde meydana gelen olayda, K.T.Kanununun 47/d maddesine aykırı davrandığını, ağır ihlal ve ihmalinin olduğunu, B) ... Plakalı Araç Sürücüsünün; Gündüz vakti .. Sitesi ön hizasından seyri sırdaşında olay yerine geldiğinde aracının sağ yan kısmı ile, sağ tarafı yol kenarında park halinde iken hizasına geldiği... plakalı aracın öngöremeyeceği şekilde aniden açılan sürücü kapısına çarpması olayına etken hatalı davranışının olmadığını mahkememize bildirmiştir Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve dava konusu olayın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalanmış aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Zarara ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumu tespit edildikten sonra aracın değer kaybının ve hasarın giderilme bedelinin tespitine geçilmiştir. Bu bağlamda dosyada yer alan 15/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının aracında oluşan hasarın giderilme bedelinin KDV dahil 10.030,00 TL olduğunu, onarımının ekonomik olduğunu, davacının aracın 25/05/2023 tarihli kazasında oluşan hasarları neticesinde Yargıtay 17 Hukuk Dairesi içtihatları çerçevesinde aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek oluşan değer kaybının 32.800,00 TL olduğunu, Davalı sigorta şirketi tarafından davacı yana hasar bedeli veya değer kaybı ödemesi yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığını,

Akabinde mahkememizin 1 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği taraf vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi için dosya makine mühendisi bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 25/04/2024 tarihli ek raporda özetle; Davacının aracında oluşan hasarın giderilme bedelinin KDV dahil 10.030,00 TL olduğunu, onarımının ekonomik olduğunu, davacının aracın 25/05/2023 tarihli kazasında oluşan hasarları neticesinde Yargıtay 17 Hukuk Dairesi içtihatları çerçevesinde aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek oluşan değer kaybının 32.800,00 TL olduğunu, Davacı vekilince sunulan emsal satış ilanlarının gerçek verilerle bağdaşmadığını ve sadece kamçılanmış talep bedelli olduğunu, ikinci el bir araç değerinin aynı tarihteki sıfır araç bedelinin üzerinde olamayacağını, kök raporda tespiti yapılan bedellerin makul bedeller olduğunu mahkememize bildirmiştir. Emsal yargıtay içtihatları olayın oluşu ile uyumlu bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alınmıştır. Değer kaybı talebi bakımından yapılan değerlendirme; Genel şartların uygulanma olanağı bulunmadığından burada zarar miktarının tespiti noktasında genel şartlardan önce mevcut olan uygulamanın esas alınması gerekecektir. Buna ilişkin olarak benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7769 Esas, 2016/11925 Karar sayılı ve 26/12/2016 Tarihli ilamında "...Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki hasarlı halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir..." denilmektedir. Kazanın meydana geldiği tarihte KTK madde 90 yürürlükte olmadığı için KTK madde 90'ın yeni hali ile paralel Yargıtay içtihatları esas alınmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda dava konusu kaza nedeniyle aracın değer kaybının 32.800,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Hasar bedeli tazminatı bakımından yapılan değerlendirme; Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. ( Yargıtay 17 HDB'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K. Sayılı ilamları ) Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada davacının aracındaki hasarın giderilme bedelinin 10.030,00 TL olarak belirlenmiş olmakla birlikte bilirkişi raporu bu yönüyle hükme esas alınmıştır. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtilmediğinden dava kısmi alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu değer artırım dilekçesi 32.800,00 TL değer kaybı ve 10.030,00 TL hasar bedeli olmak üzere toplam dava değerini 42.830,00 TL'ye yükseltmiş, değer artırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Davacı tarafından değer arttırım dilekçesi ile talep edilen miktarın, bilirkişice belirlenen ve mahkememizce hükme esas alınan miktarlarla uyumlu olduğu görülmüş, talep gibi hüküm tesis edilmiştir. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme; Davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketlerine yaptığı başvuru tarihi 07/06/2023 tarihidir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 19/06/2023 tarihidir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; 10.030,00 TL değer kaybı ve 32.800,00 TL hasar bedeli olmak üzere toplam 42.830,00 TL'nin davalının temerrüt tarihi olan 19/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 42.830,00 TL üzerinden alınması gereken 2.925,71 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harç ve 729,73 TL ıslah harcının toplamı olan 999,58 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.926,13 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harç ve 729,73 TL ıslah harcının toplamı olan 999,58 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 4.357,00 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan yargılama gideri ile 269,85 TL başvurma harcının toplamı olan 4.626,85 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 22/01/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/469, K. 2025/62, T. 22.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-469-e-2025-62-k-3dfe3c3e438d