İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/458 E. 2025/63 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/458
- Karar No
- 2025/63
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...Esas KARAR NO : ...
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ...
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/07/2023 KARAR TARİHİ : 22/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/10/2021 tarihinde davalı ... sevk ve idaresinde, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı aracın müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazada davalı ...'nün kusurlu olduğunu, ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında alınan kusur raporu ile sabit olduğunu, müvekkilinin meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını, açıklanan bu nedenlerle şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya konu... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunduğunu, huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının davasını belirsiz alacak olarak açmasında hukuki yarar bulunmadığını, kazaya ilişkin tanzim edilen kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, ilgili yerlerden gerekli raporlardın alınması hususunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu davanın açılmasının usulen hukuka aykırı olduğunu, dava konusunun zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, davacı tarafın arabulucuya başvurmadığını, davacının süresi içerisinde hak talebinde bulunmadığını ve talebinin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açılabilmesinin temel koşulunun alacağın miktarının belirlenmesinin mümkün olmadığı bir halin mevcut olması gerektiğini, alacağın belirlenebilmesinin önünde herhangi bir engel yokken işbu davanın açılmasının usulen hatalı olduğunu, dava konusu kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bu hususun kaza tespit tutanağında da yer aldığını, açıklanan tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar, 2-Kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur ve makine mühendisi bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası neticesinde araçta meydana gelen değer kaybının tazmini istemine ilişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak mevzuatın tespitine ilişkin yapılan değerlendirme; Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesine göre; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' hükmünü içermektedir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 90'ıncı maddesi "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,... hesaplanır.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır" düzenlemesini içermektedir. Hasar bedeli tazminatı bakımından yapılan değerlendirme; Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. ( Yargıtay 17 HDB'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K. Sayılı ilamları ) Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda göreve ilişkin yapılan değerlendirmede davalı sigorta şirketine husumet yöneltildiğinden mahkememizin görevli olduğu açıklanmıştır. Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ... plakalı aracın ZMSS ile davalı tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir. Diğer davalı ise araç sürücüsü sıfatıyla TBK uyarınca sorumlu tutulmuştur. Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine de başvuru yaparak 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamı ve Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/2079 Esas, 2023/1003 Karar sayılı ve 20/06/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Kusura ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup hazırlanan 25/03/2024 tarihli raporda özetle; A) ... Plakalı Traktör Sürücüsünün; Sevk ve idaresindeki ... Plakalı Traktörü ile Soylu Mahallesi üzerinden gelerek Anayol statüsünde olan Nizip-Karkamış il yoluna yaklaştığında kendisine Hitaben Dur levhası Trafik işaretlemesini dikkate alarak öncelikle duraklaması, Anayolun fiziki yapısı olarak 2 şeritli yağmur su kanalı ile Bölünmüş akıcı trafik akışının bulunduğu yolun tehlikeli viraj olan alanda solundan gelen taşıt trafiğini kontrol etmesi, bu yoldan gelen taşıtlar var ise uzaklık ve hızını göz önüne alması, bu araçların geçişini beklemesi, yolun tamamen boş olduğunu gördükten sonra kullanmış olduğu Traktörün ağır hareket ettiğini göz önüne alarak hareket etmesi, sağına doğru Anayola giriş yapması gerekir iken kendisi aksi hareket ile yola gerekli özen ve dikkatini vermeyerek Traktörün ağır hareket etiğini ve solunda bulunan görüş alanı içerisindeki Kamyonetin varlığını dikkate almayarak kavşağa giriş yaparak orta refüj görevi gören su kanalı üzerinden geçiş yapmak için doğru hareketlendiği esnada sol şerit üzerine geldiği sırada solundan gelen ... plakalı Kamyonetin seyir hızı ile çarpması, çarpma esnasında Kamyonetin hız göstergesinin 110 km de takılı kaldığı ve Traktörün çarpma şiddeti ile ağır hasar almasına, Kamyonet yolcusu ...’ ın vefat etmesine sebebiyet vermiş olduğun bu eylemi neticesinde 2918 sayılı K.T.K. nın sürücü kusurlarından Trafik işaret ve kurallarına uyma zorunluluğu Madde 47 – Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; "c) Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymak zorundadırlar. Dur Levhası K.T.K. nın daki tanımı: Tali yoldan anayol kavşağına gelindiğini bildirir. Kavşak gelişinde durulur. Anayoldan gelen araçlar varsa ilk geçiş hakkı onlara verildikten sonra, harekete geçilerek kavşağa girilir." kuralını ihlal ederek meydana gelen Ölümlü, Yaralanmalı ve Maddi Hasarlı Trafik Kazasında ağır ihmal ve ihlalinin olduğunu, B) ... Plakalı Sürücüsünün; Sevk ve idaresindeki ... plakalı Kamyoneti ile Nizip-Karkamış il yolunu takiben Karkamış ilçesi istikametine seyri sırasında kendisine hitaben Anayoa bağlantılı Tali yol levhasını, 50 km hız ve tehlikeli viraj levhasının bulunduğu görüş alanın açık olduğu alanda uyarı ve ikazları dikkate alarak hareket etmesi, viraj girişinde hızını düşürmesi, Soylu Mahallesi kavşağında tali yoldan Anayola aniden kontrolsüz giriş yapan Traktör cinsi tarım işlerinde kullanılan aracın teknik özelliği olarak ağır hareket etmesi neticesinde zamanında yola giriş yaptığını fark ettiği esnada korna çalarak uyarması, etkin fren yaparak yavaşlaması gerekir iken kendisi aksi hareket ile yola gerekli özen ve dikkatini vermeyerek kural ve nizamlara aykırı bir şekilde tehlikeli viraja Kamyonetinin seyir hızı ile giriş yaparak görüş alanı açık sağında bulunan Tali yoldan giriş yaparak seyir şeridini kapatan ... plakalı Traktörün sol yan kısmına Kamyonetin ön kısmı ile çarpması, çarpma şiddeti ile her iki aracın Ağır alamsı ve Kamyonetine bini yolcusu ...’ nın ağır yaralanmasına ve Hastanede vefat etmesi ile sonuçlanan kazaya etken 2918 sayılı K.T.K. nın sürücü kusurlarından Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak: Madde 52 – "Sürücüler: a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak zorundadırlar" kuralını ihlal ederek Ölümlü, Yaralanmalı ve Maddi Hasarlı Trafik Kazasında ihmal ve ihlalinin bulunduğunu mahkememize bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve dava konusu olayın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalanmış aracın sürücüsünün %25 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Zarara ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumu tespit edildikten sonra aracın hasar bedelinin tespitine geçilmiştir. Bu bağlamda dosyada yer alan 26/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; DAracın ağır şasi ve kaporta ile komple motor hasarları sebebiyle teknik anlamda onarımının mümkün olmayacağını ve onarım bedelinin aracın rayiç değerinin çok üzerinde olacağı irdelenerek onarımında ekonomik fayda bulunmadığından Pert olarak kabulünün uygun ve makul olduğunu, Kazanın hemen öncesindeki hali ile rayiç bedelinin 12/10/2021 tarihinde 43.000,00 TL olduğunu, hasarlı halinin sovtaj bedelinin 5.000,00 TL olduğunu, Sovtajın davacı uhdesinde kalması durumunda pert bedelinin 38.000,00 TL olduğunu, sovtajın sigorta şirketine terki durumunda pert bedelinin 43.000,00 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir. Emsal yargıtay içtihatları olayın oluşu ile uyumlu bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alınmıştır. Hasar bedeli tazminatı bakımından yapılan değerlendirme; Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. ( Yargıtay 17 HDB'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K. Sayılı ilamları ) Pert halinde hasar ve onarım bedelinin istenip istenmeyeceğine ilişkin yapılan değerlendirmeler; Bilirkişi hazırlamış olduğu raporda aracın tamiratının ekonomik olmadığını ve pert/total işlemine tabi tutulmasını belirlemiştir. Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/13793 Esas ve 2022/9551 Karar sayılı ilamında; "Açıklanan durum karşısında mahkemece, dosyanın hasar konusunda uzman yeni bir bir makine mühendisi bilirkişiye tevdii ile aracın markası, modeli, yaşı ve hasarın boyutu birlikte irdelenmek suretiyle, kaza tarihinde aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise, hasar bedeli, ekonomik değil ise kaza tarihindeki ikinci el satış bedeli ile kazadan sonraki hasarlı hali, hurda (sovtaj) değerinin tespit edilmesi, belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle davacının gerçek zararının tespiti yönünden ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık,çelişkili ifadeler içermeyen bir rapor alınması ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." denilmiştir. Yargıtay'ın emsal içtihatından da anlaşılacağı üzere aracın tamiratının ekonomik olmadığının anlaşılması halinde pert/total işlemi yapılarak kazanın meydana geldiği tarihteki aracın 2. El piyasa değerinin belirlenmesi belirlenen rayiç bedelden ise sovtaj bedeli düşülerek zararın belirlenmesi gerekmektedir. Aracın onarım masrafları taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar ya da taşıt onarım kabul etmez ise araç tam hasara uğramış yani pert olmuş sayılır. Bu durumda aracın olay tarihindeki 2.el piyasa rayiç değeri ile hasarlı haliyle olay tarihindeki değeri (sovtaj değeri) arasındaki fark davacı zararı olup talep halinde davalılar bundan sorumlu tutulur. Bu konuda ekonomik olan zarar kabul edilir. Davacı tarafın tercihi (aracın onarımını istemesi ya da onarımını yaparak aracı kullanması) önem arzetmez. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda aracın kaza öncesi hasarsız halinin bedelinin 43.000,00 TL olduğu, sovtaj bedelinin 5.000,00 TL olduğu belirlenmiştir. Dava konusu araç davalı elinde kalmıştır. Bu kapsamda davacının talep edebileceği miktarı bulmak için yapılacak iş, gerçek zarar miktarından davacının kusuru tenzil edildikten sonra davacının elde ettiği yarar (sovtaj bedelli aracın davacı elinde kalması) zarar miktarı bulunarak bu miktar üzerinden hüküm tesis etmektedir. Aracın rayicinden davacının kusuru tenzil edildiğinde; 43.000,00 x (1-0,75) = 10.750 TL'den sovtaj değeri düşüldüğünde 10.750,00 - 5.000,00 = 5.750,00 TL davacının talep edebileceği miktar olarak belirlenmiştir. Bu nedenler yukarıda açıklanan silsile uygulanarak bulunan miktar üzerinden hüküm tesis edilmiştir. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtilmediğinden dava kısmi alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu değer artırım dilekçesi dava değerini 9.500,00 TL'ye yükseltmiş, değer artırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme; Davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketlerine yaptığı başvuru tarihi 09/03/2023 tarihidir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 21/03/2023 tarihidir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile; 5.750,00 TL hasar bedelinin davalı ... bakımından 12/10/2021 tarihinden davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi olan 21/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 5.750,00 TL üzerinden alınması gereken 615,40 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin hacın ve 162,24 TL ıslah harcının toplamı olan 432,09 TL'nin mahsubu ile bakiye183,31 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harcın ve 162,24 ıslah harcının toplamı olan 432,09 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 3.253,25 TL yargılama giderinin davanın kabul (%60,52) ve ret (%39,48) oranlarına göre hesaplanan 1.969,07 TL yargılama ve 269,85 TL başvurma harcının toplamı olan 2.238,92 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 5.750,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 3.750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 7-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, 8-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, dava değeri miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 22/01/2025