İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/418 E. 2025/35 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/418
- Karar No
- 2025/35
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/743 KARAR NO : 2025/27
DAVA : İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/11/2023 KARAR TARİHİ : 16/01/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklı/Davacı----- İle davalı----- şirketi arasında 25.10.2022 tarihinde karşılıklı olarak Danışmanlık ve Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre davacı şirket, davalının yetkilendirilmesi ile birlikte; davalı adına alacaklarının takibi ve yönetimi ile ilgili, yasal süreçler başlamadan önce uzlaşma aşamasında, en kısa sürede tahsilatın sağlanmasına yönelik mevcut kaynaklarını en etkin şekilde kullanarak "Alacak Yönetim" hizmetleri sunma konusunda anlaştıklarını, davalı şirket, ----- adresinde mukim dava dışı borçlu yabancı şirket olan ''----- '' fimasına 22.08.2022 tarihli ----- numaralı kesmiş olduğu ticari faturaya binaen toplam 24.872-EURO alacağın tahsili için mahkeme öncesi uzlaşma aşamasında davacı şirketi yetkilendirdiğini, davalı ile yapılan alacaklısı tarafından son ödeme tarihi ve tutarının 16.11.2022 tarihinde 14.139-EURO olduğunu belirtmiş, davacı ise ekte sunulan ----- bakiye kalan kısım olan 24.872 EURO alacak için borçlu ile iletişime geçtiğini, bu hizmeti sunarken davacı alacağı komisyon oranları da sözleşmede belirtildiğini, sözleşmede bahsi geçen oranlar ışığında komisyon oranları borcun yaşına ve miktarına göre değişmekte olup bu durum sözleşmenin 2.4 maddesinde borç tutarına göre komisyon oranları kısmında yapılan tahsilatlar için anlaşılan komisyon miktarları açıkça görüleceği gibi ek olarak sunduğumuz mail yazışmalarından da anlaşılacağını, davacı şirket ile davalı aralarındaki sözleşmeye istinaden, davalının alacaklı olduğu 22.08.2022 tarihli ---- numaralı faturasından kaynaklı ana parası 24.872 Euro olan alacağı için davalının yurt dışındaki borçlusu olan dava dışı ---- ' ile iletişime geçtiğini, bu iletişim akabinde borçlu firma tarafından 19.12.2022 tarihinde verilen cevapta alacaklıya (davalıya), 12 Ağustos 2022 tarihinde aynı faturadan kaynaklı alacağı için 11.939 Euro ödeme yapıldığını beyan edildiğini, bu husus davalı yan tarafından da ikrar edildiğini ve davacıya yollanan elektronik mailde de sabit olduğunu, davalı yan tarafından herhangi bir ödeme yapılamaması sonucunda, davalı şirket aleyhine, tarafımızca 10.08.2023 tarihinde ----İcra Müdürlüğü'nde ----- Esas dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış, başlatılan icra takibine davalı yan tarafından haksız ve mesnetsiz olarak 16.08.2023 tarihinde itiraz edildiğini, izah edilen ve ayrıca re’sen tespit edilecek sebeplere istinaden; davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin aynı koşullarla devamına, itirazında haksız ve kötüniyetli olan borçlunun takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın yetkili mahkemede açılmamış olduğundan usulden reddi gerektiğini, davacı tarafça alacak hakkı doğduğundan bahisle 1.790,85 EUR bedelli fatura düzenlendiğini ve davalı tarafça da --- Noterliği 19.7.2023 tarihli, ---- yevmiye numaralı ihtarname ile bahsi geçen danışmanlık hizmetini almadığına ilişkin iade fatura düzenlendiğini, akabinde bu fatura alacağında istinaden yapılan icra takibine müvekkil tarafından haklı itiraz edildiğini, netice itibari ile davacı firma tarafından müvekkile sunulmuş bir hizmet olmadığı gibi hak kazanılmış bir ücrette söz konusu olmadığını, davacı ile davalı arasında 12/10/2022 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme öncesi tarihlerde yapılan tahsilat sebebiyle davacı tarafın bir alacak hakkı doğmadığını, sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olduğunu, Genel İşlem Koşulları’nın sözleşme kapsamında sayılması için sözleşmenin kurulması aşamasında taraflarca müzakere edilmiş olması gerekeceğini, Genel İşlem Koşulları'ı düzenleyen taraf, sözleşme kurulmadan önce karşı tarafı bu koşullar hakkında aydınlatmalı, açıkça bilgilendirme gerektiğini, aksi halde, karşı tarafın bu koşullara rıza göstermediği kabul edileceğini, davacı taraf ile davalı arasında yapılan sözleşmede alacak miktarından ve hangi faturaya istinaden alacak tahsili yapılacağından açıkça belirtilmediğini, bunun yanında, davalı ile dava dış---- firması ile sürekli olarak ticari faaliyet yürütmekte olup, davacı tarafından yıllardır dava dışı firmaya ihracat yolu ile mal satışı yapılmadığını, satışlarda genel çalışma şekli olarak %30'u peşin olmak üzere malın hatasız teslimi ile kalan %70 bakiye ödendiğini, davalı ile dava dışı ----- firması arasında sürekli olarak yapılan ticaretten kaynaklı; siparişlerin gecikmesi, siparişlerin ertelenmesi, iptali, gönderilen malın hatalı olması vb hususlarda sorunlarda yaşandığını, yaşanan bu ticari sorunlar sonrası taraflar arasında alacak miktarı değişkenlik gösterdiğini, gerek ekte sunulan mail yazışmalarından gerekse de davacı tarafça sunulan mail yazışmalarından da anlaşılacağı üzere, davalı ile dava dışı ---- firması arasında gecikmesi, siparişlerin ertelenmesi, iptali, gönderilen malın hatalı olması vb durumlarda bir siparişi istinaden doğan alacağın başka siparişlere mahsupları gerçekleşebileceğini, bu durumda da davacı tarafın iddia ettiği gibi alacağın tahsili söz konusu olmadığını, arz ve izah edilen sebepler ile Mahkemece re'sen göz önüne alınacak sair nedenler neticesinde; davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, her türlü yargılama gideri ve ücret-i vekaletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : ----İcra Dairesinin ----.dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, 25/10/2022 tarihli danışmanlık ve hizmet sözleşmesi başlıklı vekalet sözlemesi, Alacak dosya formu, Tarafların bağlı Bulunduğu Vergi Daireleri Mükellef Kayıtları ve BA-BS Formları, (2023 yılı BA/BS formları) 14/07/2023 tarihli 52.220,82 TL bedelli Fatura, E-mailler, Tarafların Ticari Defter ve Belgeleri, -----Noterliğinin 19/07/2023 tarihli İhtarname, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali, takibin devamı ve Tazminat (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve/veya değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, hak düşürücü süre ve harç gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştırÖncelikle davaya esas ---.İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış; bağlı bulundukları Vergi dairelerinden de vergi mükellef kayıtları ile özellikle uyuşmazlığa konu 2023 yılına ait BA-BS formları getirtilmiş ve dosyaya konulmuştur. Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı şirketin ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından davalı şirket hakkında 25/10/2022 tarihli danışmanlık ve hizmet sözleşmesi başlıklı sözleşme kapsamında düzenlenen 14/07/2023 tarihli 52.220,82 TL bedelli faturaya dayalı olarak olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi (icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının talep edilmesi dışında) bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz (Bkz. Yargıtay ----HD'nin 18/11/2021 tarih ve -----sayılı ilamı). Mahkememizce açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2023 yılına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari nitelikte vekalet sözleşmesi ilişkisi bulunduğunun öne sürüldüğü ve bu kapsamda takibe konu fatura düzenlendiği, takibin temelininde fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla, 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM---- tarafından davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 31.05.2024 tarihli raporda özetle; A-Ticari defter(ler)in Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulup tutulmadığı, noter/ticaret sicil müdürlüğü tasdiklerinin bulunup bulunmadığı yönünden; Davacı Yönünden; 2022 -2023 dönemi Yevmiye, Defteri Kebir, Envanter defterlerinin açılış tasdikinin Vergi Usul Kanunu’nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221 maddesine göre; süresinde yaptırıldığı, davacının 2022 dönemi Yevmiye defterinin kapanış tasdikinin TTK 64/3 maddesine uygun olarak yapıldığı, rapor yazım tarihi itibariyle 2023 dönemi Yevmiye defterinin tasdik süresinin bulunması (son tarih 30.06.2024) nedeniyle, davacı şirketin ticari defterlerinin V.U.K’nu ve TTK’nuna uygun tutulduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, Davalı Yönünden; Verilen yetki ile davalının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup; 2022-2023 dönemi ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde 2022 dönemi Yevmiye, Defteri Kebir, Envanter defterlerinin açılış tasdikinin Vergi Usul Kanunu’nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221 maddesine göre; süresinde yaptırıldığı, davalının 2022 dönemi Yevmiye defterinin kapanış tasdikinin TTK 64/3 maddesine uygun olarak yapıldığı , davalının 2023 döneminde e-defter kullanan mükellef olduğu 2023 yılı Ocak ayı Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerinin GİB onaylı açılış beratları ile 2023 yılı Aralık ayı Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerinin GİB onaylı kapanış beratlarının süresinde alınmış olduğu, , davalı şirketin ticari defterlerinin V.U.K’nu ve TTK’nuna uygun tutulduğu, davalı şirketin ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. B- Tarafların ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemede; Davacı Yönünden; Davacının davalıya düzenlediği takip dayanağı fatura nedeniyle kendi ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle (10.08.2023) davalıdan 2.149,02 EURO alacaklı gözüktüğü Davalı Yönünden; Davalının incelenen ticari defter kayıtlarında davacının takibe dayanak gösterdiği 14.07.2023 ---- seri numaralı 2.149,02 Euro bedelli faturanın kayıtlı olduğu, aynı tarih itibariyle davacıya iade faturası düzenlediği ve davacı aleyhine borç yazdığı, davacı tarafından düzenlenen faturayı ---- Noterliği 19.7.2023 tarihli, ----- yevmiye numaralı ihtarname ile iade ettiği, bu işlemler neticesinde davalının kendi ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle (10.08.2023) davacıya borçlu gözükmediği görülmüştür. Tarafların vergi dairesi müdürlüklerinden gelen davacının 2023 BS, davalının 2023 BA formlarının incelenmesi neticesinde davacı tarafından düzenlenmiş olan ve aynı zamanda takibe dayanak olarak gösterilen 14.07.2023 ----- seri numaralı KDV dahil 62.665,00 TL (2.149,02 Euro ) tutarlı faturaya ilişkin herhangi bir bilgi olmadığı, eş deyişle davacı tarafından düzenlenen faturanın davacının BS, davalının BA formunda yer almadığı, davalı tarafından düzenlenen ----- seri numaralı 62.664,99 TL tutarlı iade faturasına ilişkin bilginin ise davacının BA, davalının BS formunda yer aldığı, eş deyişle davalı tarafından düzenlenen iade faturasının davacının BA, davalının BS formunda yer aldığı görülmüştür. C- Davacının talebi yönünde yapılan incelemede; Taraflar arasında 25.10.2022 tarihli----- numaralı “DANIŞMANLIK VE HİZMET SÖZLEŞMESİ” imzalandığı, sözleşmenin konusunun davalının yurt içi ve yurt dışındaki gecikmiş alacaklarının tahsili konulu olduğu, sözleşmenin konusu ve komisyon oranlarının yukarıdaki detayları gösterilen sözleşmenin 2. maddesinde belirlendiği, anlaşılan komisyon oranına KDV’nin dahil olmadığı görülmüş olup ilgili sözleşmede iş bu dava ile ilgili olabilecek bazı maddeleri aşağıda gösterilmiştir. İlgili sözleşmenin 2.5 maddesinde; “… DANIŞMAN komisyona borçludan fiilen yapılan tahsilat oranında hak kazanır ve komisyon, tahsil edilen ‘Alacak Tutarına’ ilişkin kesilecek fatura muhkabilinde ödenir. İlgili sözleşmenin 2.7 maddesinde; “TL haricinde (EUR,USD gibi) yapılan tahsilatlarda, BORÇLU tarafın yaptığı ödeme ALACAKLI’nın hesabına hangi gün yansımışsa, o günkü ----- efektif satış kuru baz alınarak,hizmet bedeli faturası TL olarak kesilir. İlgili sözleşmenin 2.9 maddesinde; ''DANIŞMAN çalışmaya başladıktan sonra, BORÇLU taraf borç tutarına itiraz ederse ve söz konusu borcun tamamının veya bir kısmının, dosyanın takibiyle ilgili DANIŞMAN yetkilendirilmeden önce zaten gerçekleşmiş olduğunu iddia ederse; ve DANIŞMAN bunu çalışmalarıyla tespit ederse; ALACAKLI, işbu Hizmet Sözleşmesi gereğince, ilgili dosyada tespit edilen ve ‘zaten’ ödemesi yapılmış olan bu tutar üzerinden anlaşılan komisyon oranında doğan hizmet bedelini DANIŞMAN’a ödemekle yükümlüdür.'' Şeklinde olduğu Taraflar arasında iş bu dava ile ilgili e posta yazışmaları incelendiğinde ise 14.12.2022 tarihli e-posta yazışmaları ile ilgili alacak dosyasının ---- vs ---- dosya adı ve ----- referans numarası ile numarası ile açıldığı, davacı adına hareket eden ---- tarafından dava dışı ---- firmasına gönderilen e postada davalı tarafından yetkilendirildiklerini ve vadesi geçmiş 15.12.2022 tarihi itibariyle 24.872,00 tutarındaki ana para ve faiz, gecikme cezası ile birlikte 29.317,87 Euro olarak talep edildiği, dava dışı----- firmasından gelen 19.12.2022 tarihli cevabi e postada davalı firma tarafından kesilmiş olan 09.08.2022 tarih ve 39.830 Euro tutarındaki fatura için ön ödeme olarak % 30 olan 11.949,00 Euro, sonrasında ise 14.149 Euro toplamda ise 26.098 Euro gönderildiği ödenmesi gereken tutarın 13.702 Euro olduğu, bunun 9.024 Eurosunun gönderilen malların kalitesinin kötü olması nedeniyle davalı firmadan alacak faturası bekledikleri, geriye kalan 4.708 Euro ile ilgilide -- firmasından teyit alındığında ödeyeceklerini belirttikleri, davacı adına hareket eden ---- tarafından 19.12.2022 tarihinde davalının ---- e-mail adresine gönderdiği postada dava dışı ---- firmasından gelen yukarıda detayları gösterilen maille ilgili bilgi aktarıldığı, sonrasında taraflar arasında bu konularla ilgili birçok yazışmanın yapıldığı, Davacı adına hareket eden ---- tarafından 10.01.2023 tarihinde davalının ---- adresine gönderilen e-postada dava dışı ---- firmasından kalan alacağın 24.872,00 Euro olduğu bunun üzerinden dosya açıldığı ancak dava dışı ---- firması ile yapılan yazışmalarda daha önce bildirimi yapılan 14.139,00 Euro tutarındaki tahsilat haricinde, 11.949,00 Euro tutarında daha ödeme alındığı bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin 2.9 maddesi gereğince hak edişlerinin doğduğunun bildirildiği, görülmüş olup davacının aralarındaki sözleşme kapsamında ve kendisine e posta ile bildirilen alacak detayları ile ilgili dava dışı firma ile yazışmalar yaptığı ancak dosya içeriğine sunulan yazışmalar kapsamında davalı adına fiili olarak bir tahsilat yapmadığının anlaşıldığı, , 10.01.2023 tarihli davalı yana gönderilen e postada sabit olduğu üzere dava dışı ----- firması ile yapılan görüşmeler öncesi 12.08.2022 tarihinde tahsilatı yapılmış olan ve davalı yanca bilgisi verilmeyen 11.949,00 Euro üzerinden hak edişlerinin doğduğunu bu alacağın dayanağı olarak sözleşmenin 2.9 maddesini referans gösterdiği bu bağlamda taraflar arasındaki sözleşmenin 2 nolu maddesinde belirlenen komisyon tutarları üzerinden 1.790,85 Euro +358,17 Euro = 2.149,02 Euro fatura tanzim edildiği ve ----. İcra Müdürlüğünün ----Sayılı dosyası ile 10.08.2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Yukarıda yapılan inceleme ve açıklamalar doğrultusunda ; taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve aralarındaki sözleşmenin ihtilafsız olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın davacı yanca fiilen tahsilatı yapılmayan ancak ---- vs ---- dosya adı ve ---- referans numarası ile açılan alacak dosyası öncesi davalı tarafından tahsilatı yapılan ancak davacıya bilgisi verilmeyen 11.949,00 Euro tutar üzerinden davacının hak edişi doğduğu iddiasıyla davalıya tanzim ettiği KDV dahil 2.149,02 Euro bedelli komisyon faturasından kaynaklandığı, bu bağlamda davacının sözleşmenin 2.9 maddesi kapsamında komisyon talep edip edemeyeceğinin hukuki değerlendirmesinin Sayın Mahkemenin taktirinde olduğu, Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren hüküm kurmak hususunda hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, İCRA İNKÂR TAZMİNATI VE sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır."şeklinde rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. (HMK,266,281, 282,) Öncelikle takibe ve davaya konu faturanın süresinde ihtarname ile iade işlemine tabi tutulması nedeniyle davalının ticari defter ve belgelerinde borç olarak kayıtlı olmadığı, iade faturasının ise tarafların kayıtlarında bulunduğu ve karşılıklı olarak vergi dairelerine beyan edildiği, böylece her halde ticari defter ve belgelerin delil olmasına ilişkin 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddesindeki düzenlemenin uygulanmasının mümkün olmadığı açıkça anlaşılmıştır. Bu durumda uyuşmazlığın tarafların kabulünde olan ve bir örneği dosyada mukim 25/10/2022 tarihli danışmanlık ve hizmet sözleşmesi başlıklı sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir. Bu sözleşmeye bakıldığında vekalet sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK madde 502 hükmüne göre; “Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır. Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır.” Yine, 6098 sayılı TBK m. 506/2 hükmüne göre de; "Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür." Diğer taraftan 6098 sayılı TBK madde 506/3 maddesinde yer alan "Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmü ile vekilin özen borcu genel olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre vekilin özen borcu çerçevesinde, hedef tutulan sonucun başarılı olması için işlerin mutat cereyanına göre gerekli girişim ve davranışlarda bulunması gerekir. Vekilin özen borcu, iş görürken yöneldiği sonucun olmaması değil bu sonuca erişmek için yaptığı faaliyetleri özenle yürütmesidir -----). Gereken özen görevini göstermeyen vekil, 6098 sayılı TBK madde 506/2 hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Bu durumda somut olaya baktığımızda sözleşmenin amacının davalı müvekkilin yurt dışında (-----) bulunan iş yaptığı (karton bardak satışı/ihracı) şirketteki alacağının tahsilinin temin edilmesi olduğu, taraflar arasındaki doğrulanan mail yazışmaları, özellikle davalının davacı şirket çalışanını gönderdiği "13/14 bine inebilir dedim, siz de alınan tutar üzerinden komisyon alınacağını söylediniz? özellikle uyardım sizi" şeklindeki e-posta yazışması ve HMK'nin 144.maddesi gereğince dinlenen davalının samimi ve inandırıcı bulunan beyanları, işin niteliği gereği müvekkil ile sürekli irtibat halinde olunmasının gerekmesi ve davalının yurt dışındaki şirketle olan ticari ilişkilerine göre yurt dışındaki muhatap firmanın davalıdan aldığı başka bir mal siparişi için ödediği bedeli toplam sözleşmede gösterilen toplam bedelden düşmesinin davalının sözleşmeye aykırı davrandığına delalet etmeyeceği, bir başka anlatımla sözleşmenin 2.9 maddesinde; ''danışman çalışmaya başladıktan sonra, borçlu taraf borç tutarına itiraz ederse ve söz konusu borcun tamamının veya bir kısmının, dosyanın takibiyle ilgili danışman yetkilendirilmeden önce zaten gerçekleşmiş olduğunu iddia ederse; ve danışman bunu çalışmalarıyla tespit ederse; alacaklı, işbu hizmet sözleşmesi gereğince, ilgili dosyada tespit edilen ve zaten ödemesi yapılmış olan bu tutar üzerinden anlaşılan komisyon oranında doğan hizmet bedelini danışman’a ödemekle yükümlüdür." hükmünün davalı müvekkilin vekilden kasten bilgi, belge ve tahsilat saklaması halinde geçerlilik kazanacağı, olayda davalının bu yönde bir kastı ve kusuru bulunmadığından sözleşmeye aykırı davrandığının kabul edilemeyeceği, vekilin işin niteliğine ve sürece bakıldığında işlerin mutat akışına göre müvekkilin menfaatleri gereği özen borcunu yerine getirdiği, vekilin talimatlarına ve gerçek iradesine uygun davrandığı ve sonuçta aldığı vekillik görevini gereği gibi ifa ederek ücrete hak kazandığının söylenemeyeceği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Binaenaleyh davacının, yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6. HMK'nin 190 ve 222/1,3 maddeleri nazarında usulüne uygun olarak ispat edilemeyen ve yerinde görülmeyen davasının esastan reddine karar verilmiştir. (TBK,1 vd, 19/1, 502 vd.AY.138/1) Davalı vekilinin, 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebine gelince; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Mahkememizce davaya konu olayda Eczacı olduğu anlaşılan davacının davalı ve ailesi ile dosyaya yansıdığı üzere dostluk ilişkisini aşacak şekilde banka, kredi, kefalet, alım-satım borç- alacak ilişkilerine girmesi yapmış olduğu meslek ile bağdaştırılamadığı gibi, gerçekleşen olayların ve işbu davanın sadece öznenin yaptığı iş ve eylemlerden nesnenin etkileneceğine yönelik doğal kuralın işlemesi olarak görülmüştür. Bu ilke ve düşünceler ışığında somut olaya bakıldığında hüküm sonucuna yapılan yargılama, sözleşmenin hukuki yorumu ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın/vekilinin vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından davalının tazminat talebinin de reddedilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tüm tazminat talebinin reddine, 3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 787,08 TL harçtan mahsubuyla kalan 171,68 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başkaca bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekilleri ile davalı asılın yüzüne karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.