İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/460 E. 2025/888 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/460
Karar No
2025/888
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/460 Esas KARAR NO: 2025/888 DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ: 04/07/2023 KARAR TARİHİ: 05/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA: Davacı vekili ---- tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ---- dava dışı ----numaralı ---- tahtında zarar sigortacısıdır. Müvekkili ----Sigorta, sigortalısı ----- gerçekleştirdiği sigorta tazminatı ödemesi neticesinde halef olduğu ve temlik aldığı haklara dayanarak işbu davada zarar sorumlusu olan-- davalı ---- tahtında ---sorumluluk sigortacısı olan 2. davalı ----- rücuen tazminat talebinde bulunmaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta, dava dışı sigortalı ---- davalı ----- arasında ----- imzalanmıştır. İşbu Sözleşme uyarınca ----ait ürünler 1. davalı --- tarafından dava dışı ---- ait -----adresindeki ----tarafından kiralanan antrepoda---- depolanmıştır. Ne var ki, dava dışı ---- ürünler, ----- tarafından söz konusu adreste depolandığı sırada 6 Ağustos 2021 tarihinde yangın gerçekleşmiştir. Söz konusu yangın, ----- tarafından işletilen komşu antrepoda başlamış olmasına rağmen, --- tarafından yangın mevzuatına ve---- aykırı şekilde depolama yapılan ---- da etkisi altına alarak----- mallarının yanmasına sebep olmuştur. Ayrıca, depolanan malların dağıtımı ve satışı aksayarak iş durmasına neden olduğundan ---- yangına bağlı kâr kaybı meydana gelmiştir. ----tarafından hazırlanan ----- numaralı ekspertiz raporu---- belirtildiği üzere, dava dışı-----adet ürünü yangın neticesinde ziyaa uğramıştır. Şöyle ki; a) Ekspertiz Raporu’nun ve 8 no.lu ekinde yer alan Hasarlı Emtia Maliyet Hesap Tablosu ve dosyaya sunulacak olan gümrük beyannamesi ve faturalar uyarınca, uyuşmazlığa konu yangın neticesinde zayi olan emtianın bedeli 1.427.498,71 Amerikan Doları’dır. b) Zayi olan emtianın acente komisyonu, gümrük vergisi, ilave gümrük vergisi, ithalat damga vergisi, ithalat müşavirlik hizmeti, birlik masrafı kayıt belgesi, ithalat yolluk, antrepo müşavirlik hizmeti, birlik masrafı ------------ ücretinden oluşan ithalat ve taşıma maliyeti ise 4.882.849,66 Türk Lirası’dır. c) Emtianın kurtarılmasının mümkün olmadığı ve herhangi bir sovtaj değerinin olmadığı, Ekspertiz Raporu ile açıkça tespit edilmiştir. d) Dava dışı sigortalı ----- sayılı--------reddedilmiş olduğundan hasar hesaplamasına halihazırda ödenen ve iadesi alınamayan gümrük vergileri de dahil edilmiştir. e) Ayrıca, zayi olan emtia için sigortalı ---------- tarafından 991.839,54 Türk Lirası tutarında KDV ödemesi yapılmış olup dosyaya sunulacak 17 Aralık 2021 tarihli Takdir Komisyonu Kararı ile uyuşmazlığa konu zayi olan mallara ait katma değer vergisinin indirim konusu yapılamayacağı tespit edilmiştir. Bu kapsamda, müvekkili -----, dava dışı sigortalısı ----- uğradığı zararı poliçe şartlarına uygun bir şekilde, ---- tazminatın Euro cinsinden ödeneceği kararlaştırıldığından aşağıdaki ödemeleri yaparak tazmin etmiştir: a) ---- tahtında ---- avans ödemesi yapılmıştır. b) ---- tarihinde Sigorta Poliçesi tahtında ----- bakiye sigorta tazminatı ödemesi gerçekleştirilmiştir. c) ----- tutarında indirim konusu yapılamayan vergilere istinaden hesaplanan bakiye sigorta tazminatı ödemesi yapılmıştır. Bu bağlamda, yapmış olduğu toplam 4.111.754,00 Euro ödemeyi müteakiben TTK madde 1472 uyarınca müvekkili ----- sigortalısının haklarına kanunen halef olmuştur. Bunun yanı sıra müvekkili sigortalısıyla akdettiği ----- tarihli İbraname, Mutabakatname, Makbuz ve Temlikname ile de sigortalısının dava konusu zarardan doğan haklarını devir ve temlik almıştır. Bu sebeplerle Müvekkili -----, somut olayda ortaya çıkan zarardan sorumlu olan 1. davalı ---- sorumluluk sigortacısı 2. davalı ---- talep yöneltmek için aktif husumet ehliyetine sahiptir. Davalı -----, somut olay tahtında ortaya çıkan dava konusu zarardan sorumlu olduğu sabittir. Şöyle ki, a) Depo Hizmetleri Sözleşmesi’nin 6.9. maddesi (E) cümlesi uyarınca------ sözleşme süresi içinde her zaman “Deponun ve Ürünlerin Depoda depolama şeklinin, taraflarca mutabık kalınarak, zaman içerisinde ------ tarafından bildirilen makul prosedürlere, politikalara ve standartlara uygun olmasını sağlayacaktır.” b) Depo Hizmetleri Sözleşmesi’nin 6.12. maddesi uyarınca -----ruhsat içerisinde belirtilen veya öngörülen ve/veya ---- yasaları ve yönetmelikleri yahut ----- sigorta şirketi tarafından şart koşulan tüm güvenlik ve yangın esaslarına eksiksiz olarak riayet edilmesini sağlayacaktır.” c) ---- yukarıdaki maddeler uyarınca depolamayı ---- kanunlarının öngördüğü tüm yangın esaslarına riayet edilmesini sağlayarak yapması gerektiği görülmektedir. Oysa, ------- numaralı soruşturma dosyasında alınan Bilirkişi Raporu’nun aşağıda alıntılanan paragraflarında belirtildiği üzere,----- tarafından depolamanın gerçekleştirildiği deponun yangın algılama ve söndürme sistemlerinin yetersiz olduğu, var olan söndürme sisteminin çalışmadığı ve binanın ve ara bölmelerin Binaların Yangından Korunmasına Dair Yönetmeliğe uygun inşa edilmediği saptanmıştır: “SONUÇ: Eldeki bilgi ve bulgularla ve incelenen kamera kayıtları neticesinde Yangın, bina dışında başlamış ve akabinde bina içine sirayet etmiştir. Binanın yangın algılama ve söndürme sistemlerinin yetersizliği var olan yangın söndürme sistemin ise çalışmaması ve binanın, Binaların Yangından Korunmasına Dair Yönetmeliğe uygun bir dış cephe ile inşa edilmemesi, ara bölmelerin yine aynı yönetmeliğe uygun düzenlenmemesi, su deposunun yetersizliği gibi nedenlerle yangının söndürülememesi neticesinde hızla ilerlediği, normal şartlar altında hızlıca yangın söndürme sistemleri ile söndürülebilecekken ve çok daha az hasarla atlatılabilecekken, bu nedenlerle, takriben 20.000m2 alanın tamamına yakının yanması ile sonuçlanmıştır. […]” d) Ayrıca ------ sözleşmesel yükümlülüklerine ek olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 571 – 575 maddelerinde düzenlenen ve saklama sözleşmesinin özel bir türü olan ardiye sözleşmesi hükümleri uyarınca da sorumlu olduğu görülmektedir. TBK’nın “Ardiyecinin saklama borcu” başlıklı 572. maddesi “Ardiyeci, kendisine bırakılan malları bir komisyoncu gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana bildirmekle yükümlüdür.” hükmünü amirdir. Ardiyecinin sözleşme konusu şeyi saklama borcu; teslim alınan şeyin yok olmasını, bozulmasını, kaybolmasını önlemek amacıyla bu şeyin niteliğinin ve şartların gerektirdiği her türlü önlemi içerir. Ardiyeci -------- üzere kendisine bırakılan emtiayı, --------- numaralı soruşturma dosyasında alınan Bilirkişi Raporu’nun sonuç bölümünde belirtildiği üzere; yangın algılama ve söndürme sistemlerinin yetersiz olduğu, var olan yangın söndürme sisteminin çalışmadığı, Binaların Yangından Korunmasına Dair Yönetmeliğe uygun olmayan bir dış cephe ve ara bölmelerin bulunduğu ve su deposunun yetersiz olduğu bir binada saklamıştır. Bu kapsamda, ardiyeci --------- maddesinde düzenlenen özenle saklama borcuna aykırı hareket etmiş olduğundan meydana gelen zarardan sorumludur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)’nın 1478. maddesi “Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir.” hükmünü haizdir. Davalılardan ----- tahtında diğer Davalı -------- sorumluluk sigortacısıdır. Bu nedenle, 2. davalı ------------ TTK madde 1478’in açık hükmü uyarınca sigortalının kanuni halefi ve temlik alanı olan Müvekkiline karşı diğer davalı --------- birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 7155 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile getirilen değişiklik uyarınca TTK’ya eklenen 5/A hükmü ve 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesi gereği, mezkur uyuşmazlık bakımından dava şartı olarak arabuluculuğa başvuru zorunluluğu getirilmiştir. Bu kapsamda, dava açılmadan önce dava şartını yerine getirmek adına, ------- başvuru numarası altında zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmıştır. ----- yoluyla yapılan -------tarihli ikinci ve son oturumda, arabuluculuk ile anlaşmaya varılamadığına dair e-imzalı tutanak tutulmuştur. Yukarıda açıklanan maddi vakıalar ve hukuki gerekçeler ışığında, fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 6100 sayılı HMK’nın 109. Maddesi uyarınca kısmi dava olarak ikame edilmiştir. Tüm bu nedenlerle toplam 4.111.754,00 Euro tutarındaki alacaklarının şimdilik 1.717.442,47 Euro’sunun sigorta tazminatı ödemesinin yapıldığı 27.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi uyarınca, kamu bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek mevduat faizi ile tahsilini rücuen talep ettiklerinden bahisle davamızın kabulüne, 1.717.442,47 Euro’nun ödemenin yapıldığı 27.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi uyarınca, kamu bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek mevduat faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve sair sonuçların davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA: Davalı -------- tarihli cevap dilekçesinde özetle; Olaylar: -------- maliki olduğu ----------- adresinde kain binada kiracı olarak bulunan -------- antrepo ve deponun bir bölümü Davalı --------- tarafından kiralanmış, deponun kiralanan bu bölümü, müvekkil ---------- sıralarında, anılan bina içerisinde kiracı konumunda olan --------ait depo bölümünü alt kiracı olarak kullanan---------- başlamıştır. Sözü edilen alevli yangın olayı, ilk aşamada uygun müdahalenin yapılamaması ve ayrıca mevcut yüklerin etkisi ve tesiri nedeniyle başladığı noktada hızla büyümüş ve akabinde itfaiye birimlerinin yoğun müdahalelerine rağmen tüm binaya yayılmıştır. Bu şekilde başlayan ve gelişme gösteren, ayrıca tüm binaya yayılarak önlenemez boyutlara ulaşan yangın daha sonra--------kiracı olarak bulunduğu ve bir kısmını sigortalı ------------- kiraladığı depo bölümlerine sirayet etmesi sonucu, binanın ofis alanları dışındaki bütün kiracılara ait depo ve antrepo bölümleri, içerisindeki emteayla birlikte yanarak zayi olmuştur.

A Ç I K L A M A L A R: Davacı, yukarıda açıklanan yangın hadisesinde, sigortalısı -------ait emteanın--------- kullanımında bulunan depo alanında bulunduğu esnada -------- kullandığı alandan çıkan yangın neticesinde zayi olması nedeniyle meydana gelen ------------ kapsamında karşıladığını ve TTK’nın 1472’nci maddesi uyarınca sigortalısının halefi olduğunu, -------- sözleşme ve ardiyecinin sorumluluğu hükümlerine göre, -------- sigortacısı olarak zarardan sorumlu olduğu iddiasıyla şimdilik 1.717.442,47 Euro’nun 27.12.2021 tarihinden itibaren 3095 S. Kanun’un 4/A maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte rücuen tazminini talep etmektedir. Ancak HMK md.121 hükmüne aykırı olarak konuyla ilgili------------- delillerin taraflarına tebliğ ettirilmemesi karşısında, bu aşamada, huzurdaki davaya tüm yönleriyle cevap verebilmeleri ve gereği gibi de savunma yapabilmeleri söz konusu değildir. Bu sebeple tarafların tüm delilleri----------taraflarına tebliğ edilinceye kadar, ayrıntılı cevap ve karşı delil sunma hakları saklı tutarak, mezkûr davaya karşı şimdilik aşağıdaki savunmalarını Mahkemenin takdirlerine sunarız. Şöyle ki; I- Davacının Taleplerinin Hangi Zarar Kalemlerine İlişkin Olduğunun Açıklanmadığından Dava Dilekçesindeki Eksikliğin Tamamlanması Gereklidir. Davacı dava dilekçesinde yukarıda yer verilen yangın olayında sigortalısı Adidas’ın ürünlerinin zayi olması nedeniyle meydana gelen hasarın bedeli ile birlikte yangına bağlı kar kaybı zararına uğradığını iddia etmiş, sigortalısının zararına karşılık olarak toplamda 4.111.754,00 Euro ödeme yaptığını iddia ederek şimdilik 1.717.442,47 Euro’nun davalılardan tahsilini talep etmiştir. Görüldüğü üzere davacının dava dilekçesi içeriğinden ürünlerin hasar bedeli ve kar kaybı olmak üzere iki ayrı zarar kalemiyle ilgili talepte bulunduğu, ancak netice-i talebinin ne kadarının hasar bedeline, ne kadarının kar kaybına ilişkin olduğu belirsizdir. 6100 Sayılı HMK’nın 119/1-ğ hükmü uyarınca dava dilekçesinin açık bir şekilde talep sonucunu içermesi zorunludur. Aynı maddenin 2’nci fıkrasında ise söz konusu hususun eksik olması hâlinde, hâkimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılacağı, hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, dava dilekçesinde talep sonucu açık bir şekilde belirtilmediğinden, dilekçe içeriği HMK md. 119/1-ğ hükmüne aykırıdır. Bu nedenle talep sonucunun açık bir şekilde belirtilmesi için, davacıya 1 haftalık kesin süre verilmesini, bu süre içerisinde eksikliğin giderilmemesi durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz. II- Davacının Müvekkili Sigorta Şirketine Rücu Edebilmesi İçin Öncelikle Sigortalısının Hukuki Haklarına Kanunda Öngörülen Şekilde Halef Olduğunu Kanıtlaması Gereklidir. TTK 1472. maddesi gereğince sigortacının halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için, geçerli bir sigorta sözleşmesi bulunması, sigortacının bu sözleşmeye dayanarak sigortalısına (gerçek hak sahibine) bir ödeme yapmış olması, yine ödemenin poliçe hükümlerine ve gerçek zarar ilkesine uygun olması, ödemenin poliçe teminatı içinde kalan riziko ve hasara yönelik yapılmış olması ve nihayet sigortalısının kendisine zarar verene karşı bir dava hakkının mevcut olması koşullarının bir arada olması gerekir. Bahsedilen hususlarda sağlıklı bir şekilde sonuca ulaşabilmek için davacı tarafından ibraz edilecek hasar dosyası ve dayanak poliçeleri üzerinde (Mahkemece uygun görülecek) Sigorta dalında uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle yasal unsuların varlığı açısından geçerli bir sigorta sözleşmesinin bulunup bulunmadığının, ayrıca bu meyanda hasar ödemesinin gerçek hak sahibine yapılıp yapılmadığının, yapılan bu ödemelerin teminat kapsamında ve gerçek zarar dahilinde kalıp kalmadığının, ayrıca ödeme miktarlarının tespitinde poliçe şartlarının gözetilip gözetilmediğinin araştırılmasını ve resen gözetilmesi gereken bu hususların öncelikle inceleme konusu yapılmasını, Mahkeme’den talep ederiz. III- Somut Olayda Davacının Yabancı Para Cinsi (Euro) Üzerinden Tazminat Talebinde Bulunması Mümkün Değildir. Somut olayda davacı ------- sigortalısı--------- arasında akdedilen sigorta sözleşmesi incelendiğinde sigorta bedelinin Türk lirası cinsinden belirlendiği anlaşılmaktadır. Ancak davacı sigorta bedeli Türk lirası olarak belirlenmesine rağmen davacıya 4.111.754,00 Euro ödeme yaptığı iddiasıyla yabancı para üzerinden tazminat talebinde bulunmuştur. Ancak 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca; konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir, ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir. Davacı ile sigortalısı --------- arasında düzenlenen poliçede sigorta bedelinin TL olarak kararlaştırıldığı ve borcun yabancı para üzerinden ödenmesini gerektirir bir durumun bulunmadığı dikkate alındığında davacı yanca EURO üzerinden ödeme yapılmış olması poliçeye ve TBK md. 99 hükmüne aykırıdır. ----------- sayılı kararında da rücuen açılan tazminat davasında yabancı para talep edilemeyeceği şu şekilde hükme bağlanmıştır: “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99/1. maddesi "konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir" hükmünü ve aynı maddenin 2.fıkrası ise, "ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir" hükmünü içermektedir. Davacı-------- sigortalısına USD para birimi üzerinden 10.10.2002 tarihinde ödeme yapıp bu tarih itibariyle de halefiyet ilkesi gereği sigortalısının haklarına sahip olmuştur. Davacının düzenlediği poliçe gereği USD üzerinden ödeme yaptığı; dava dışı sigortalı ile davalı arasında döviz üzerinden borç doğuran bir ilişki bulunmadığı ve TBK'nun 99. maddesi dikkate alınarak, ödeme tarihindeki kur bedelinden hesap edilecek ülke parası üzerinden, davalının sorumlu olduğu miktarın hüküm altına alınması gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddi isabetsiz olmuştur.” Dolayısıyla davacının huzurdaki davayı yabancı para üzerinden ikame edemeyeceğini, her halükarda davacının ancak emteanın hasar tarihindeki maliyet tutarı üzerinden talepte bulunulabileceğini belirtir, davacının aksi yöndeki taleplerinin reddini talep ederiz. IV- Dava Konusu Zararın Öncelikle Davacının Poliçesinden Karşılanması Gerektiğinden Davacının Taleplerinden Müvekkili Şirketin Sorumlu Tutulması Kabulü Mümkün Değildir. Müvekkili ------- sigortalı ---------- şirketi arasında akdedilen Sigorta Poliçesinde üçüncü şahıslara ait emtiaların uğrayabileceği zararlar teminat kapsamına alınmıştır. Poliçe içeriği incelendiğinde; ----------- kullanımında bulunan depolardaki müşterilere ait emteanın teminat kapsamına alındığı, ayrıca davacının sigortalısı ------- ait olan emteanın uğrayacağı zararların teminat altına alındığının belirtildiği, herhangi bir hasar durumunda sigorta tazminatının zarar gören mal sahibine ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla poliçenin mahiyetinin ------------ türü olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Dolayısıyla öncelikle davacının iddiasının aksine söz konusu poliçenin mali sorumluluk sigortası teminatı içermediği, poliçenin üçüncü şahıs yararına yapılmış mal sigortası olduğu açıktır. Sigorta poliçesinin özel hükümleri incelendiğinde, üçüncü şahıslara ait emteaya ilişkin verilen teminatın söz konusu malların diğer poliçelerin tazmin kıymeti üzerinde kalan kısımları ile muafiyet kısımları için devreye gireceği hükme bağlanmıştır. Nitekim poliçe özel şartlarında; “İşbu poliçede teminat altına alınan 3. Şahıslara ait mallar için tanzim edilmiş nakliyat sigorta poliçesi ve/veya bu poliçe ile aynı teminatlara sahip 3. Şahıslar tarafından yaptırılmış başka bir sigorta poliçesi olması durumunda hasar tazminatı öncelikle bu poliçelerce karşılanacaktır. Böyle bir durum söz konusu olması durumunda işbu poliçe ----------- kimliğine haiz olarak değerlendirilecek ve mevcut diğer poliçelerin tazmin kıymeti üzerinde kalan kısımlar ve ilgili poliçelerde mevcut ise muafiyet kısımları için devreye girecektir. Ancak 3. Şahıs Mallarını sigortalamış olan diğer sigortacılardan gelecek haklı rücular da teminat kapsamındadır.” Hükmüne yer verilerek sigortalının deposunda bulunan malların başka bir sigorta poliçesi olması durumunda işbu poliçenin işlerlik kazanacağı durumlarla ilgili sınırlar çizilmiştir. Görüldüğü üzere söz konusu malların farklı bir sigorta poliçesi ile teminat altına alınması durumunda müvekkil ile ------------arasında düzenlenen --------------- yalnızca söz konusu poliçelerle teminat altına alınmayan risk/kıymeti ve muafiyet hükümleri çerçevesinde ödenmeyen kısımları için devreye gireceği kararlaştırılmıştır. Dava konusu emteanın aynı zamanda davacı nezdinde dava dayanağı sigorta poliçesi ile sigortalı olması nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu ancak bu poliçe limitlerini aşan ve bu poliçedeki muafiyet kısımları için devreye girecektir. Huzurdaki dava ise söz konusu emteanın davacı-------- ait poliçenin teminatı altında olan kısımla ilgili ikame edildiğinden dava konusu edilen ve davacı yanca tazmin edilen hasar için müvekkil ----------- ait poliçe devreye girmeyecektir. Her ne kadar poliçede diğer sigortacılardan gelecek haklı rücuların da teminat kapsamında değerlendirileceği belirtilmişse de davacının talepleri aşağıda detaylı olarak izah edileceği üzere haklı rücu olarak değerlendirilemeyecektir. Özellikle (Yabancı dilde olan poliçenin noterden tasdik edilmiş ----------- tercümeleri sunuluncaya kadar) davacı ------- maddesi gereğince halefiyet hakkına sahip olup olmadığına dair itirazlarımız saklı kalmak kaydıyla) belirtmek isteriz ki eğer davacı ------ dava konusu kıymetlere, ----------- bulunduğu sırada teminat vermiş ise, artık davacı --------- kıymetlerin bulunduğu deponun özelliklerine ve eksikliklerine dayalı olarak, davalı ------- şirketine ve müvekkil sigorta şirketine rücu edebilmesi mümkün değildir. Zira dava konusu edilen kıymetler, davalı ---------- deposunda bulunduğu sırada teminat altına alındığına göre, davacı ------- Şirketinin deposunun özelliklerini bildiği ve bilerek teminat verdiği, aşikardır. Diğer ifadeyle davacı --------oluşan risklere teminat vermiş ------- bulunmaktadır. Dolayısıyla davacı------, teminat verdiği RİZİKO MAHALLİNİN eksikliklerine dayanarak, teminat verdiği riziko mahalline rücu edebilmesi, mümkün değildir. Bu nedenlerle maddi ve yasal dayanağı bulunmayan haksız rücu taleplerinin reddine karar verilmesini arz ve talep ederiz. V- Sigortalı -------------- Dava Konusu Olayda Kusuru Bulunmadığından, Davacının Gerek Haksız Fiil Gerekse De Sözleşmesel (Akdi) Sorumluluğa Dayalı Rücu İstemleri Haklı Bir Rücu Talebi Olarak Değerlendirilemez. Huzurdaki dava, sigortalı------------- alt kiracı bulunduğu alanın dışında başlayan ve tüm binaya sıçrayan yangın nedeniyle ------- şirketinin deposunda zarar gören davacı sigortalısına ait mallar sebebiyle-------- şirketinin ---------- aralarında münakit Depo Hizmetleri Sözleşmesi ve ardiyecinin sorumluluğu hükümlerine dayalı olarak, müvekkil şirkete ise Endüstriyel Paket Yangın Poliçesine istinaden sorumluluk sigortacısı olarak ikame edilmiştir. Ancak dava konusu yanının meydana başlangıcı ve gelişimi ile ilgili sigortalıya bir kusur veya ihmal atfedilemeyeceğinden gerek sözleşme gerekse de haksız fiil hükümlerine göre sigortalıya ve ayrıca müvekkil şirkete herhangi bir sorumluluk atfedilemeyecektir. Zira; 5.1- Sözleşme Sorumluluğu Bakımından; Dava dilekçesinde sigortalının sorumluluğu ile ilgili sözleşmenin 6’ncı maddesinin 9 ve 12’nci bentlerine dayalı olarak ve ayrıca ardiyecinin sorumluluğu hükümlerinin düzenlendiği 571 ila 575 maddeleri hükümlerine dayanılarak sigortalı ---------- sorumluluk atfedilmeye çalışılmıştır. 5.1.1- Sözleşme sorumluluğu bakımından öğreti ve ------- göre sigortalı------------ sorumlu tutulması olası değildir. Zira sözleşme hükümlerine göre borçlunun sorumlu tutulabilmesi için borcun yerine getirilmemesinde borçlunun kusurunun bulunması şarttır. Taraflar arasında düzenlenen Depolama Hizmet Sözleşmesinin 18.2 ve 18.5.2 maddesinde; 18.2. Hizmet sağlayıcı, -------------grubu üyelerine ürünlerin nakliye şirketlerinden teslim alınmasından nakliye şirketine teslim edilmesi anına kadar aşağıda bulunan unsurlardan veya bunlarla bağlantılı olarak meydana gelen kaybı ile ilgili yasal mevzuatlarda kusursuz sorumluluk ilkesinin öngörülmemiş olması halinde kusuru oranında eksiksiz olarak tazmin edecektir: a) Hizmet sağlayıcısının herhangi bir fiili, kusuru veya ihmali nedeniyle ürünlerde meydana gelen zarar veya kayıp … 18.5.2. Hizmet sağlayıcı herhangi bir yasal yükümlülüğün, anlaşmanın ihlali, haksız fiil (ihmal dahil olmak üzere), temel performans göstergesi veya kusur neticesinde hasıl olan kayıptan ilgili mevzuatlarda kusursuz sorumluluk ilkesinin öngörülmemiş olması halinde kusuru oranında sorumlu olacaktır… Hükümlerine yer verilmiş,------------ sorumluluğunun haksız fiilinden sorumlu olacağı kabul edilmiştir. Sözleşmenin anılan hükümleri gereği sigortalının yangın nedeniyle meydana gelen zarardan sorumluluğu ancak haksız fiilinin bulunması durumunda ve kusuru oranında söz konusu olabilecektir. Nitekim ---------- öğretide de ardiyeciye kusur atfedilmeyen durumlarda sorumluluğunun söz konusu olmayacağı kabul edilmektedir. “Davalı kiracının önlenmesi kendisinin ihtiyarı dışında bulunan, düşünülmesi ve bu itibarla da karşı konulması için önlem alınması beklenemeyecek olan yangın nedeniyle sorumlu tutulması mümkün değildir....Davalı kiracının, bu yangın olayında hem kusursuz bulunduğu ve hem de yangın olayı yüzünden iade borcunu yerine getirilmesinin imkansız olduğu kanıtlarla gerçekleşmiştir...Davalı’nın kusursuzluğu mevcut kesin kanıtlarla -------- sabit olduğuna göre, iade borcu düşmüştür. Emsal nitelikteki bazı olaylarda aynı sonucu vurgulamıştır. -------- Bütün bu yazılı nedenlerle Davalı aleyhine açılmış bulunan davanın reddine karar verilmek gerekirken, zararın ödetilmesi yoluna gidilmiş olması bozmayı gerektirir”. ---------- Öğretide, ardiyecinin sözleşmesel sorumluluğunun kusur sorumluluğu olduğu şöyle ifade edilmiştir: “Kusur Sorumluluğu: Ardiyecinin sorumluluğu kusurlu olarak sözleşmeye aykırılıktır. Ardiyeci, bütün kusurundan mes’uldur; depolanan emtiayı tedbirli ve basiretli bir ardiyeci gibi muhafaza etmekle sorumludur.... Ardiyeci, sözleşmeye kendi kusuru olmadan aykırı davrandığına dair kurtuluş beyyinesi getirebilir.--------- Yukarıda açıklandığı üzere, davacının dava konusu alacak talebinin dayanağı olan zararı doğuran yangın olayı ile müvekkilin sigortalısı şirketin ilişkilendirilmesi hiçbir biçimde mümkün olamayacağından ve sigortalı şirketin kusursuzluğu aşikâr olduğundan, sigortalı ---------- davacı arasında kurulmuş bir ardiye sözleşmesi var olsa dahi, sigortalı şirketi sorumlu tutmanın yine de mümkün değildir. Diğer taraftan sigortalı şirkete yangının çıkmasında, gelişmesinde ve yayılmasında her yönüyle (maddi ve hukuki anlamda) bir kusur atfetmenin hayatın normal akışı içerisinde mümkün bulunmamasının yanı sıra ayrıca her türlü zarara sebep olabilecek olay veya sonuçlarını önlemek için, alınması gerekli tüm tedbirleri de almış bulunmaktadır. Gerçekten de bu durum, aşağıda da detaylı olarak izah edileceği üzere dosyada bulunan ve delillerimiz arasında sunulacak belge ve bilgilerle de açıkça anlaşılacaktır. 5.1.2- Davacı ile sigortalı arasındaki depolama hizmetleri sözleşmesi hükümlerine dayalı olarak sigortalıya sorumluluk atfedilmesi de mümkün değildir. Davacı her ne kadar sözleşmede yer alan 6’ncı maddenin 9 ve 12’nci bentleri uyarınca sözleşme ve mevzuatta yer alan tüm yangın esaslarına riayet ederek depolama yapması gerektiği ve bu yükümlülüklerine uymadığı gerekçesiyle zarardan sorumlu olduğu iddia edilmektedir. Öncelikle sözleşmenin 6.9 ve 6.12 maddesi uyarınca depolama alanı ve depolama şeklinin -------tarafından bildirilen standartlara uygun olmadığı yönündeki iddiaları tamamen soyut olup afaki iddialardan ibarettir. Nitekim davacı yan söz konusu depo ve depolama şekli ile ilgili ne gibi standart dışı durum olduğunu somutlaştıramadığı gibi, bu yönde -------- yapılan herhangi bir bildirime de yer vermemiştir. 6.9 madde hükmünde söz konusu depolama alanı ve şeklinin -------- tarafından belirlenen usul ve standartlara uygun olduğundan sebepledir ki ilk sözleşmenin imzalandığı 01.03.2013 tarihinden bu yana sigortalı ile işbirliği yaparak çalışmaktadır. Dolayısıyla gerek depolama alanı gerekse de depolama şekli ile ilgili ---- firması tarafından sigortalı --------- herhangi aksi bir durumun bildirilmediği ve şirketlerin yıllardır birlikte çalıştığı da dikkate alındığında depolama alanı ve depolama şeklinin sözleşme ve talimatlara uygun olmadığı yönündeki iddiaların hukuki mesnedinin bulunmadığını açıkça ortadadır. Sigortalı --------- emteaları depoladığı yer gümrüklü antrepo olup, söz konusu depo alanı işyerinin açılması ve işletilmesi açısından yasal mevzuat ve yangın esaslarına uygun olmak zorunda olduğundan sigortalının “özenle saklama” borcuna riayet etmediği yönündeki iddialar da yerinde değildir. Müvekkil sigortalısı ------ depoda ana kiracılardan olan antrepo işleticisi -------antrepo olarak kullanılan alanın 1.300 m2 kısmını kiralayarak ------ ait emteayı bu alanda depolamıştır.-------- Bilindiği üzere, antrepoların düzenli olarak denetlenen işyerleri olduğundan yangın koruma önlemlerinin alınmamış olması mümkün değildir. Nitekim ----------- sigortalı firmaya yangın olayından önce yapılan denetimde, • işyerinde “… otomatik yağmurlama sistemi, yangın dolapları, panele bağlı duman dedektörleri, hidrant, itfaiye alma ve verme bağlantı ağzı, yangın ihbar zili, şarjlı acil çıkış yön levhaları, acil aydınlatmalar ve yeterli sayı ve ebatlarda yangın söndürme cihazlarının mevcut olduğu” • Yangına karşı alınan koruyucu önlemlerin adı geçen işyeri için yeterli olduğu, tespit edilmiştir. Objektif bir şekilde bakıldığında ise, bir antreponun üzerine düşen yükümlülüklerini (yani mevzuat şartlarının gereklerini) faaliyeti boyunca yerine getirip getirmediğinin somut bir şekilde tespitinde, yukarıda sayılan belge ve bilgilerin belirleyici rol oynayacağı, tartışmasızdır. Gerçekten sigortalı şirketin emteayı depoladığı antreponun yükümlülükleri ve sorumlulukları sözü edilen bu somut olgulara göre değerlendirildiğinde, şu sonuçlara ulaşılabilecektir: Gümrük Antrepoları Açılması ve İşletilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik md.7; “ Antrepo açmak ve işletmek isteyen ve 6. maddede belirtilen şartları haiz gerçek ve tüzel kişilerin aşağıda geçen belgelerle birlikte en yakın Gümrük idarelerine müracaat etmeleri gerekir. a)Antrepo binasının ve eklentilerinin yerini, cinsini, alanını ve hacmini, tank ve büroların iç ve dış tertiplerini gösteren plan veya krokileri ile antrepo bina ve eklentilerinin iç ve dış fotoğrafları b)Antrepo olarak açılıp işletilecek yerin başvuru sahibine ait olmaması durumunda tasarruf ve intifa senetlerinin veya kira sözleşmelerinin aslı veya noterden onaylı örnekleri c)Antrepo olarak açılması talep edilen yerin yapım ve işletme izni bulunduğu ve yangına karşı gerekli önlemlerin alındığı hususlarında ilgili Belediyeden alınacak belge” md.8.; “Müsteşarlıkça, ekonomik gereklilik ve dış ticaret politikaları da göz önünde bulundurularak başvurular değerlendirilir. Değerlendirme neticesinde yerinde incelemeler de yaptırılmak suretiyle, antrepo bina ve eklentileri ile tesisatının Gümrük Yönetmeliğinde belirtilen vasıf ve şartları haiz olduğu görüldüğü takdirde antrepo açma izni verilir.” hükmüne amirdir. Aynı yönetmeliğin 12 maddesi ise; “Gümrük idaresi, taahhütlerine uymayan ve Gümrük Yönetmeliği ile bu Yönetmelikte belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen antrepo sahiplerine duyuru yaparak tayin edeceği uygun bir süre içinde bu ödevlerini yerine getirmelerini, aksi halde verilen süre sonunda iznin geri alınacağını bildirir. Antrepo sahipleri bu yükümlülüklerini belirtilen sürede yerine getirmedikleri takdirde, konu ------- intikal ettirilir ve --------- tarafından verilmiş izin geri alınır.” hükmünü içermektedir. Somut olayda sigortalı şirket ---------, bahse konu bu yönetmelik şartlarını eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş bulunan, antrepo açma ve işletmeye ilişkin gerekli tüm yasal izinlere hak kazanan gümrüklü antrepoda depolayarak gerekli özeni yerine getirdiği açıktır. Gerçekten dava konusu edilen emteanın depolandığı yerin gümrüklü antrepo olarak kullanılan bir alan olduğu dikkate alındığında bu husus bile tek başına gerekli özenin gösterildiğini kanıtlar niteliktedir. Dolayısıyla davacının söz konusu emteanın depolandığı yerin özenle seçilmemiş olduğu yönündeki iddiaları da yerinde değildir. 5.1.3- Kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmede ----------- kaynaklanmayan yangın olayının “mücbir sebep” sayılacağı ve hasıl olabilecek zararlardan sorumlu olmayacağı hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 1’inci maddesinde “mücbir sebep” kavramı şu şekilde tanımlanmıştır: Mücbir Sebep, işbu sözleşmenin ifasını sekteye uğratan olaylardan ihmallerden veya kazalardan hasıl olan ve herhangi bir tarafın kontrolü dışında gelişen, şunlar da dahil olmak üzere tüm durumları ifade eder: sel, yıldırım, yangın, patlama, deprem, göçük, salgın hastalık veya başka bir doğal fiziksel felaket, savaş,, askeri operasyon, isyan, halk hareketi, grev, lokavt veya iş yavaşlatma ve herhangi bir ilgili devletin, mahkemenin veya herhangi bir yetkili ulusal veya uluslararası makamın mevzuatı, yönetmeliği, emri veya tasarrufu, ifade eder. Aynı şekilde sözleşmenin “mücbir sebepler” başlıklı 24.maddesinde; Yukarıdaki madde 6.13’e tabi olarak, eğer taraflardan biri, işbu sözleşmeden doğan herhangi bir yükümlülüğünü mücbir sebepler nedeniyle yerine getiremediyse veya gecikmeli olarak yerine getirdiyse, ilgili taraf derhal karşı tarafa mücbir sebeplere yol açan durumların niteliğini ve kapsamını belirten yazılı bildirimde bulunacak ve aşağıda belirtilen şartlara tabi olarak bu bildirimde bulunması şartıyla işbu sözleşmeden doğan herhangi bir yükümlülüğün yerine getirilmemesinden yahut gecikmeli olarak yerine getirilmesinden sorumlu olmayacaktır: A. Talepte bulunan tarafın mücbir sebep hasıl olmadan önce bilgisi dahilindeki tüm hususları ve tüm ilgili faktörleri dikkate alarak makul suretle almış olacağı ancak fiili olarak almadığı tedbirlerle mücbir sebebin etkisinin önüne geçilemeyecek olması, ve B. Talepte bulunan tarafın mücbir sebebin etkisini azaltmak ve işbu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini makul olarak tatbik edilebilir olan sair şekilde yerine getirmek için makul gayretlerde bulunmuş ve bulunmaya devam ediyor olması. Hükümlerine yer verilmiştir. sözleşme hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere tarafların kontrolleri dışında gelişen yangın olayları mücbir sebep olarak addedilmiş ve bu tür durumlarda belirtilen şartların gerçekleşmesi durumunda sözleşmeden doğan herhangi bir yükümlülüğün yerine getirilmemesinden sorumlu olmayacağı kabul edilmiştir. Yukarıda açıklandığı ve aşağıda da detaylı olarak açıklanacağı üzere dava konusu yangının önüne geçilmesinin sigortalı açısından hiçbir surette mümkün olmadığı, gösterilen tüm özen ve gayretlerin sonuca etkili olmayacağı açıkça ortaya konulmaktadır. Dolayısıyla sözleşmede taraflardan birinden kaynaklanmayan yangın hadisesinin mücbir sebep olarak kabul edildiği ve hiçbir şekilde sözleşmeden doğan herhangi bir yükümlülüğün yerine getirilmemesinden sorumlu olmayacağı hükümleri dikkate alındığında davacının sözleşmeye dayalı olarak tazminat talebinde bulunamayacağı ortadadır. 5.2- Haksız Fiil Sorumluluğu Bakımından; 5.2.1. Dava konusu yangının meydana gelmesinde, davalı ------ kusursuz olması ve kusursuz sorumluluk hallerinin bulunmaması nedeniyle sigortalı --------ve sigortacısı müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu söz konusu değildir. Zira yukarıda da açıklandığı üzere dava konusu yangın, dava dışı ------emtialarının bulunduğu ve davalı ---------- antreposunda girişe göre sağ tarafta başlamış ve yayılmıştır. Nitekim olayla ilgili düzenlenen İtfaiye Raporunda; “yangının gerçekleşmiş olduğu ------- girişe göre arka cephesinde yer alan, orta kısmında elektrik ve elektronik ürünlerin depolandığı ----------- ait bölümde, personelin giriş çıkış amacıyla da kullandığı yangın kapısının dışardan girişe göre sağ bitişiğindeki duvarın iç ve dış kısmında temiz yanma emareleri, taşıyıcı demir direğin şekil bozukluğu ve çalışanların müdahale sırasında çekmiş oldukları görsellerden yangının merkezi olduğu” tespit edilmiştir. Sözü edilen yangın olayı, ilk aşamada binada kullanılan malzemenin uygun olmaması, uygun müdahalenin yapılamaması ve ayrıca mevcut yüklerin etkisi ve tesiri nedeniyle başladığı noktada hızla büyümüş ve akabinde itfaiye birimlerinin yoğun müdahalelerine rağmen binanın çok büyük bir bölümüne yayılmıştır. Bağımsız eksper firması ----------- tarafından düzenlenen Ekspertiz Raporunda aşağıdaki tespitlere yer verilmiştir: • Ekspertiz çalışmalarında görgü tanıkları ile yapılan görüşmede; yangının ilk olarak ------ olan --------- yaptığı raflarda görüldüğü ve personelin müdahalesi ile kontrol altına alınamayarak itfaiye çağrıldığı ancak yangının hızla büyüdüğü bilgisi edinilmiştir. • ------yapılan görüşmede yangının ilk olarak ------ alt kiracısı------ gösterdiği depoda görüldüğü bilgisi teyit edilmiştir. Öte yandan Genel ve Sınai Yangın Uzmanı Bilirkişi -----------tarihlerinde yapılan tespit ve inceleme sonucunda tanzim edilen 24.11.2021 tarihli Bilirkişi Tespit Raporunda özetle; • ------- deponun kapısından içeri girdiğimde bahsi geçen alevli yanmaya başlayan noktanın altında zemin üzerinde kısa devre yapmış çoklu ince telli ------kablo parçaları üzerinde kısa devre emareleri görüldüğü ------, Elektrik kablosunun kısa devre yapması esnasında oluşan yüksek ısıdan dolayı bakır iletken kabloyu ------- eriterek koparmakta, ince teller birbiriyle kaynayarak tek kablo şekline dönüşür, soğurken eriyen uç tomurcuklanır. Kablo üzerinde bu emarelerin hepsi görüldüğü, Bu esnada oluşan aşırı ısıdan ve kıvılcımdan dolayı kablo izolasyonu ve temas halindeki diğer cisimlerde tutuşarak yanmaya başladığı, • Tespit esnasında ifade edildiğine göre --------- çalışanlarının bir hafta kadar önce kapı üst seviyesi boyunca batı–doğu istikametinde açıktan geçen elektrik kablosu çekilerek kolon üzerine sigorta kutusu ve seyyar priz monte edildiği, kolon üzerinde panonun monte edilmiş izleri görüldüğü------- Tespit esnasında hem elektrik kablosu hem de üç gözlü uzatma priz yangın artıkları arasında bulunarak resimlendiği --------, Bu uzatma kablosunun ilk alevlenmenin görülmüş olduğu yerde kısa devre / ark yaptığı, ark sonucu kablo izolasyonunun tutuştuğu, tutuşan kablo izolasyonunun alevli eriyik şeklinde düşerek üst raf üzerindeki elektronik malzemeleri tutuşturduğu, buradan da temas halinde bulunduğu sandviç panele sirayet ederek sandviç panel vasıtasıyla gelişerek büyüdüğü, • Tespitte bulunduğum yangın orijin noktasının ------- --------depolama alanı içine girişte kapının sağ taraf duvar kenarındaki rafların üzerinde yangın alevlerinin görüldüğüne dair telefonla çekilen videoda mevcut olup yapılan tespiti doğruladığı, • Yangının meydana gelmesinde ------- tarafından çekilen elektrik kablosu ve kolon üzerine monte ----------- panodan alınan uzatma kablosu üçlü priz elektrik ve elektronik cihazların şarj ve kullanımı için tesis edildiği, bu kablonun sigorta kutusunu besleyen hattı üzerinde kapının sağ tarafında kısa devre/ark yapması sonucunda yangını başlatmış olduğu, • --------- kullandığı depo dâhilinde alınması gereken aktif ve pasif yangın güvenlik önlemlerinin alınmamış olduğu; Yangın anında yangın algılama sistemi, sulu söndürme yangın dolapları, -------- sistemi, hidrant sistemlerinin çalışmadığı tanık ifadelerinde belirtildiği, İtfaiyenin yangın meydana gelen katta su temin edemediği, bodrum katta bulunan --------- su temin edildiği, 20.000 m2 alanlı bir yerde yangın yönetmeliği gereği yangına dayanıklı ara bölmelerin yapılması ve çatıdan en az 60 cm yükseklikte dikey koruma yapması gerekirken yapılmamış ve çatının bütün olarak yapıldığı, üstelik kolay yanıcı poliüretan sandviç panelin yangını dağıtarak tüm alanın yanmasına neden olduğu, • 20.000 m2 alanlı taşınmaz ofisler hariç, tek katlı, yan kaplamalar ve tavanının poliüretan sandviç panel olduğu, • Deponun çeşitli şirketler tarafından depolama ve lojistik hizmetleri için kullanıldığı, bu şirketlerin kullandığı alan sınırlarının tel örgülerle ayrıldığı, • Yangın depolama alanının güney cephesi orta kısmında başladığı, bu alanın -------- depolama alanı olduğu, bir hafta kadar önce ------- elemanlarınca batı doğu yönünde kapı üzerinden geçerek sağ tarafta bulunan kolon üzerine elektrik panosu ve panodan seyyar üçlü priz çekildiğinin belirtildiği, • Kapı üzerinden açıktan çekilen bu kablonun hemen kapı girişinin sağ tarafında kısa devre yapması nedeniyle kablo izolasyonu tutuşarak yandığı, raf üzerinde bulunan elektronik cihazlara yanar eriyik halinde alevlerin düşerek yanmaya başladığı ve bitişiğinde bulunan poliüretan köpük sandviç panelinde tutuşmasıyla yangının gelişerek tüm depo alanını kapladığı, • Yangın söndürme ve önleme için alınması gereken ve alınan tedbirlerin olmadığı, olanlarında çalışır durumda olmadığı, • Yangının -------------- sahasında meydana gelmesi ve üst kiraya verenlerin denetiminde bulunması nedeniyle; yangının meydana gelmesinde alt kiracı ------ yine kiracı olup----- kiraya veren --------müşterek kusurlarının bulunduğu, Tespitlerine yer verilmiştir. Konuyla ilgili-------- başlatılan hazırlık soruşturması neticesinde ------- tarafından düzenlenen ------- tarihli bilirkişi raporunda; - Yangının------- ait binanın ------ cephesi olarak tarif edilen, binada kiracı olan -------- kullanımında bulunan yerde meydana geldiğinin itfaiye raporlarından, tanık ifadelerinden ve kamera görüntülerinden anlaşıldığı, yangının bina dışından başlayarak bina içine sirayet ettiği, - Binanın yangın algılama ve söndürme sistemlerinin yetersizliği, var olan yangın söndürme sisteminin çalışmaması ve binanın, Binaların Yangından Korunmasına Dair Yönetmeliğe uygun bir dış cephe ile inşa edilmemesi, ara bölmelerin yine aynı yönetmeliğe göre düzenlenmemesi, su deposunun yetersizliği gibi nedenlerle yangının söndürülememesi neticesinde hızla ilerlediği, tespit edilmiştir. Aynı soruşturma dosyası kapsamında Bilirkişi ------ tarafından düzenlenen -------- tarihli raporda: - Yangın başlangıç noktası olarak belirlenen alanda tanık beyanlarına göre arızalı elektronik ürünlerin bulunduğunun anlaşıldığı, Yangın ağırlık merkezi etrafında kolay alevlenebilir kimyasal madde ile kibrit/çakmak ya da sigara izmariti gibi alev kaynağı da tespit edilemediği; - Bu şartlar altında yangının meydana geldiği alanda elektrikli ve/veya elektronik ürünler depolandığı, yine çalışma alanında masa, diz üstü bilgisayar, uzatma kabloları, genel elektrik tesisatı da bulunduğundan ve yangın olayına sebebiyet verecek açık ateş kaynağı da tespit edilemediğinden; ortamda bulunması muhtemel elektrikli/elektronik cihazlar, diz üstü bilgisayar yahut cep telefonu pilleri, klima sistemi, genel elektrik tesisatı gibi etmenlerin yangına sebebiyet verebileceği düşünülmekle birlikte, yangın sebebini tam ve net olarak gösterir bilgiye ulaşılamadığı, - Yangının oluşumunda sabotaj ihtimalini gösterir veriye rastlanmadığı Tespit edilmiştir. Böylece, ayrıntıları Savcılık dosyasından görülecek olan kesin kanıtlar muvacehesinde, sigortalı antreponun bulunduğu yerden bağımsız olarak --------------- kullanımında bulunan bölümde başlayan ve aynı zamanda bu alanda büyüyen “alevli yangın” hadisesinde- gerek yangının başlama gerekse de gelişme ve yayılma sebeplerine ilişkin, müvekkil şirketin sigortalısı diğer davalı -------- hiçbir kusurun izafe edilemeyeceği açık bir şekilde anlaşılmaktadır. 5.2.2. Ayrıca, sigortalının binada alt KİRACI konumunda olduğu ve kiracıların da binadan kaynaklanan nedenlerden ötürü kusursuz sorumluluğundan bahsedilmesinin mümkün olmaması ve yangınla ilgili sigortalı firmada gerekli tüm önlemlerin alınmış olması karşısında sigortalının kusursuz sorumluluğundan bahsedilmesi de mümkün değildir. Kanunda yapı malikinin sorumluluğu, ‘yarar ve tehlike’ esasına dayalı olan, sorumlu açısından kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanımayan, ağırlaştırılmış özen sorumluluğu olarak düzenlenmiştir. Ancak kanunda görüleceği üzere bina yapımından kaynaklanan bir bozuklukta “kiracının” sorumlu olabilme imkânı yoktur. Ayrıca sigortalı firma binada “kiracı” konumunda bulunmakta olup Borçlar Kanunu m. 301 gereğince, kiraya veren kiralananı sözleşmenin amacına uygun surette kullanmaya ve işletmeye elverişli bir şekilde teslime ve kira süresince de kiralananı bu halde tutmaya mecburdur. Nitekim ------ Maddesinde, bina malikinin binanın fena yapılmasından veya muhafazasındaki kusurundan dolayı sorumlu olduğu belirtilmiştir. O halde, hasara neden olan yangın dava dışı sigorta ettirenin maliki olduğu dairenin yapımındaki ve muhafazasındaki bir eksiklikten kaynaklanmış ise davalı kiracının sorumluluğuna gidilemeyecek, aksi takdirde, yani davaya konu yangının binanın tesisatına dâhil bir unsurdan değil de davalı kiracının kusurundan kaynaklanması halinde ise kusuru ile yangına neden olan davalı oluşan zarardan sorumlu olacaktır.” denilmek suretiyle, kiracının sorumluluğunun kusur sorumluluğu olduğu belirtilmiştir. Bulunduğu alanda alt kiracı olan ve sıkı bir şekilde denetlenen bir alanı kiralayan sigortalının, binanın genelini ilgilendiren ------- ana kısımlarında herhangi bir değişiklik yapabilme hak ve yetkisine sahip olamayacağı da şüphesizdir. Kaldı ki------- inşa tarzı ve kullanılan malzeme yönüyle binadaki eksiklikten, binanın maliki veya menfaat sahibinin münhasıran sorumlu olacağı, tartışmasızdır. 5.2.3- Öte yandan antrepo içerisinde ne tür bir önlem alınırsa alınsın faydasız kalacağından sigortalının iade borcunun devam ettiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Olayla ilgili düzenlenen 2021/357 sayılı Olay Yeri İnceleme Raporu içeriği incelendiğinde itfaiyenin müdahale etmeye başladığı sırada yangının sigortalı ------ ait bölüme ulaştığı, başka bir anlatımla yangın henüz ---------sirayet etmemişken İtfaiyenin yangına müdahaleye başladığı sabit olmakla yangının yayılmasından itibaren ve sigortalı işyerine sirayetinden önce itfaiye ekiplerinin müdahalesine rağmen yangının söndürülememesi sigortalının kiracı olarak bulunduğu ANTREPO İÇERİSİNDE NE TÜR BİR ÖNLEM ALINIRSA ALINSIN FAYDASIZ KALACAĞINI da, göstermiş bulunmaktadır. Şu halde; • 2 bölümden oluşan ve birçok alt kullanıcı/kiracının bulunduğu lojistik binasının genelini ilgilendiren (yani çatı duvar vb.) ana yapı kısımlarında kiracı olan sigortalının herhangi bir değişiklik yapabilme hak ve yetkisine sahip olmadığı, • Sigortalının güvenliğe ilişkin yetki ve sorumluluk bölgesinin yine kiracı olarak bulunduğu kısım itibariyle sınırlı olduğu, • Genel olarak binanın yapım ve inşa tarzı ve kullanılan malzeme yönüyle mevcut yasalar gereği tamamen bina malikinin sorumluluğunun bulunduğu, • Ayrıca yangının ilk baştan itibaren (sigortalı alana ulaşana kadar) doğal afet boyutlarına ulaştığı, hususları hep birlikte ele alındığında, sigortalı şirkete hiçbir açıdan sorumluluk yüklenemeyeceği izahtan varestedir. Gerçekten de somut olayda, binanın unsurlarından olan dış cephe ve bina içerisindeki ara bölme duvarı gibi yapılarda eksiklikten dolayı kiracıya sorumluluk atfedilmesi mümkün değildir. Bu sebeple, binanın yapımından ve muhafazasındaki bir eksiklikten kaynaklanan kusur bina maliklerine ait olacaktır. Kiracı olarak sigortalı firmanın, var olandan daha fazla güvenlik önlemi sağlamak için binanın genelini ilgilendiren tadilat yapma hal ve yetkisi bulunmamakla birlikte, daha fazla güvenlik tedbiri alınmış olsaydı dahi yangının büyüklüğü düşünüldüğünde sonucun değişmeyeceği izahtan varestedir. Sonuç olarak, yukarıda izah edilen hususların yanı sıra zararı doğuran yangının başka bir alanda başlayıp şiddetlenerek sigortalı antrepoya sirayet etmesi karşısında, kusura dayalı olarak ----------------------------- sorumluluk yüklenemeyeceğini, aksi yöndeki maddi ve hukuki dayanaktan yoksun tüm beyanların kabule şayan olmadığını, Mahkemenin takdirine sunarız. 5.2.3. Somut olayın özellikleri karşısında, emteanın bulunduğu sigortalı antreponun durumunun bir önemi yoktur. Nitekim zararı doğuran yangın hadisesi antrepoya uzak bir noktada başlamış ve en etkili şekilde harici unsurlarla müdahale edildiği halde bu yangın söndürülememiştir. Dolayısıyla, gerek bu durum ve gerekse de yangının hemen başlarda bina dış cephe ve çatıya da sirayet ederek yayıldığı ve yoğunluğu dikkate alındığında, sprinkler, yangın algılama ve uyarı sistemleri gibi çağdaş tekniğe uygun yangın söndürme ve algılama düzenlerinin (somut olaydaki yangına) hiçbir şekilde fayda sağlamayacağı, aşikârdır. Gerçekten yangının çatıdan da yayıldığı nazara alındığında, aşağıdan yukarıya doğru gelen ısıya karşı düzenlenmiş olan duyargaların algılaması ile sprinkler sistemlerinin devreye girmesinin gecikeceği, bu sistemler çatıya asılı olması nedeniyle de işlevlerini yerine getiremeden zarar göreceği, açıktır. Her şeyden öte somut olaydaki yangını, çok daha güçlü ve etkili olan itfaiye ekibi tarafından yapılan müdahalelerin söndüremediğine göre, sprinkler sisteminin bu yangını söndürebilme ihtimali hiç yoktur. İşte somut olayın işaret edilen bu özellikleri, sigortalının alt kiracı olarak bulunduğu ANTREPONUN durumunun önemsiz olduğunu, tartışmasız kılmaktadır. Dolayısıyla sadece bu hususlar dahi, bu konudaki haklılığımızı ortaya koymaya yeterlidir. Sonuç olarak; yangının “başlangıç noktası” ve “gelişimi” nazara alındığında, ayrıca sözü edilen yangının “şiddeti” ve “tezahür tarzı itibariyle doğal afet boyutlarına ulaştığı” dikkate alındığında, sigortalı firmaya hukuki sorumlulukla ilgili mevcut mevzuat hükümleri dâhilinde hiçbir kusur ve sorumluluk izafe edilemeyeceği aşikârdır. VI- Dava Konusu Olayda Uygun İlliyet Bağı Kesilmiş Olmakla, Her Durumda Sigortalı Omsan’ın Sorumluluğuna Gidilemeyecektir. İlliyet bağı, sorumluluğun asli şartı, tazminat hukukunun temel ilkesidir. Bu şart olmaksızın bir kişinin sorumluluğu düşünülemez. Uygun illiyet bağını kesen nedenler: mücbir (zorlayıcı) neden, üçüncü kişinin ağır kusuru veya zarara uğrayan kişinin ağır kusurudur. Bu üç olgudan birinin bulunması halinde KUSURSUZ ya da KUSURLU sorumlu kimsenin sorumluluktan kurtulacağı gerek Yargıtay uygulamasıyla ve gerekse de ittifak halindeki öğreti görüşüyle sabittir. Yukarıda ileri sürülen savunmalarımız bir an için yok sayılsa bile dava konusu olayda yangın hadisesi sigortalı şirket yönüyle “MÜCBİR SEBEP” teşkil etmekte; aynı zamanda sözü edilen yangın tamamen “üçüncü kişinin ağır kusuru” neticesinde meydana gelmiş bulunmaktadır. Bu durum nedeniyle sigortalının, gerek “akdi” ve gerekse de “kusura” dayalı sorumluluğundan söz edilemeyecektir. 6.1- Dava konusu olayda, Mücbir Sebebin tüm unsurları ortaya çıkmıştır. Doktrin ve uygulamada genel olarak mücbir sebep şu şekilde tarif edilmektedir: “Sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline, mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır.------------- Yine doktrin ve uygulamada mücbir sebebin unsurları kısaca; mücbir sebebi teşkil eden bir olayın varlığı “olay”/- mücbir sebep teşkil eden olayın sorumlu olan tarafın faaliyet ve işletmesi dışında neşet etmesi “haricilik”/- mücbir sebep teşkil eden olay nedeniyle zarar veren tarafından, bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlali “bir davranış normunun veya borcun ihlali”/- mücbir sebep teşkil eden olayın kaçınılmaz bir şekilde bir davranış normunun veya borcun ihlaline yol açması “kaçınılmazlık”/- ve mücbir sebebin büyük bir şiddet ve yoğunlukta vuku bulması “öngörülemezlik” olarak sayılmaktadır. Bu genel açıklamalara göre dava konusu yangın hadisesi değerlendirildiğinde, mücbir sebep hakkındaki umumi kaidelerin, sigortalı yönüyle de uygulama alanı bulacağı açıktır. Gerçekten zararı doğuran olayın nicelik ve niteliği, başlangıç noktası, gelişim özellikleri, boyutu ve şiddeti, ayrıca sigortalı -------------- olayın başlangıç noktasına göre uzak bir konumda bulunduğu ve sigortalının kiracı sıfatı nazara alındığında, mücbir sebep unsurlarının tüm yönleriyle gerçekleşmiş olduğu, açıkça anlaşılacaktır. Şöyle ki; • Genel kabule göre “yangın olayı” mücbir sebep olarak nitelendirilmektedir. Somut olaydaki yangının yoğunluğu, şiddeti ve tezahür tarzı dikkate alındığında ise, mezkûr yangının, mücbir sebebi teşkil ettiği aşikârdır. • Dava konusu yangın olayı, birçok antrepo işletmesinin bulunduğu binanın ------ tarafından kullanılan bölümünde başlamış ve önlenemez boyutlara gelmesi akabinde de aynı çatı altında yer alan önce ------ firmasına ait bölüme sonra da sigortalı -------kiracı olarak işlettiği --------- alanın da bulunduğu genel antrepolara sirayet etmesi sonucu vuku bulmuştur. Zira yukarıda açıklandığı üzere yangının ------- bölümünden başladığı buradan itibaren diğer bölümlere sıçradığı dosyadaki delillerle sabittir. Gerçekten mevcut tüm bilgi ve kanıtlar (yani görgü tanıklarının beyanları, olay akabinde yangına el koyan itfaiye ve güvenlik güçleri tarafından düzenlenen tutanak bilgileri, tespit bilirkişi raporları, kamera kayıtları vb. deliller) tam bir ittifak halinde yangının --------ait alanından başladığını kesin olarak ortaya koymaktadır. O halde zararı doğuran hadisenin sigortalı antrepo dışında neşet ettiği kesin olmakla, somut olayda mücbir sebebe ilişkin “HARİCİLİK” unsurunun da gerçekleştiği tartışmasızdır. • Yukarıda bahsedildiği üzere, başka bir alanda başlayan ve ilk aşamada da söndürülemeyen ve bu sebeple hız kazanan yangın nedeniyle iddia edilen hasar ve zarar, doğrudan meydana gelmiştir. Dolayısıyla zararlı sonucun tamamen başka alanda başlayan yangın nedeniyle meydana gelmiş olması, “mücbir sebep” ile “akdin ihlali” arasında tam bir uygun illiyet bağının bulunduğunu göstermektedir. O halde somut olayda, uygun illiyet şartı da gerçekleşmiştir. • Diğer taraftan sözü edilen yangın hadisesi, -başlangıç noktasında uygun müdahalenin yapılamamış olması ve hızlıca dış cephe ve çatıya sirayet etmiş olması ve yine başlangıç alanında bulunan mevcut yüklerin etkisi ve tesiriyle- aynı alanda hızla büyümüş ve tüm binaya yayılmıştır. Bu şekilde başlayan ve gelişme gösteren ve ayrıca tüm binaya yayılarak önlenemez boyutlara ulaşan yangın, sigortalı antrepoya sirayet edinceye kadar artık ÖNLENEMEZ BOYUTLARA ulaştığı, izahtan varestedir. Gerçekten de yangının sigortalı ------------- ait bölüme ulaştığı esnada itfaiyenin müdahale etmeye başladığı --------- ile sabit olmakla yangının yayılmasından itibaren ve sigortalı işyerine sirayetinden önce itfaiye ekiplerinin müdahalesine rağmen yangının söndürülememesi de bu durumu teyit eder niteliktedir. Dolayısıyla, sigortalının bulunduğu alanda, bir kiracı olarak ne tür bir tedbir alırsa alsın mücbir sebep teşkil eden bu büyüklükteki bir yangın olayının sonuçlarını önleyemeyeceği, kuşkusuzdur. Zaten müvekkil şirket sigortalısı bir antrepo işleticisi olarak fiili imkânlar dâhilinde gerek eşyaların istiflenmesi ve gerekse de kurtarma ve yangınla mücadeleye ilişkin gerekli olan tüm yükümlülüklerini yerine getirmiştir. Zira sigortalı şirketin depolamayı yaptığı antrepoda, depolanan malların özelliklerine göre özel muhafaza alanları oluşturmuş ve ayrıca riziko dahilinde her an kullanıma hazır olacak şekilde sürekli olarak yeterli kapasitede ve uygun yangın söndürme ve yangında mücadelede ekipman ve maddeleri bulundurmuştur. Ayrıca antrepo alanında hizmet veren depo alanı, antrepoların açılması ve işletilmesiyle ilişkili yasal izinlere sahip olduğu gibi gerekli olan tüm mevzuat şartlarını da yerine getirmiş bulunmaktadır. İşte tüm bunlar karşısında, somut olayda, “kaçınılmazlık” ve “öngörülemezlik” unsurlarının da sigortalı ----------------yönüyle gerçekleşmiş olduğu tereddütsüz bir şekilde ortadadır. Görüldüğü üzere, yukarıda sayılan nedenlerle mücbir sebebin tüm unsurları somut olayda gerçekleşmiştir. 6.2- Dava konusu riziko ve hasar, tamamen 3. kişinin ağır kusuru neticesinde çıkan ve büyüyen yangın nedeniyle meydana gelmiştir. Bu itibarla genel kurtuluş nedenlerinden 3. kişinin ağır kusuru, somut olayda gerçekleşmiş bulunmaktadır. Zira yukarıdan beri açıklana geldiği üzere yangına sebebiyet veren fiillerin ---------- sorumluluk alanındaki bölümden başladığı ve ayrıca yine yangının ilk başta uygun müdahalenin yapılamaması nedeniyle yine bu bölümde büyüyüp geliştiği ve tüm binaya yayıldığı ve yine bu alandan itibaren yangının boyutları itibariyle artık önlenemez vaziyete dönüştüğü, nitekim itfaiye ekiplerinin müdahalesine rağmen ------- kullanımındaki bölüme sirayetinin engellenemediği, dolayısıyla bu durum itibariyle alevli yangın hadisesinin tamamen dava konusu emteanın depolandığı ------ait alanın bulunduğu ---------- faaliyet ve işletmesi dışında neşet ettiği, olayın geldiği nokta ve şiddeti itibariyle de her türlü özen gösterilse bile zararlı sonucun hiç kimse tarafından önlenmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında, riziko ve hasarın doğumuna tamamen üçüncü kişilerin ağır (tam) kusurlarının sebebiyet verdiğinin kabulü zorunludur. Dolayısıyla, riziko ve hasarın doğumuna tamamen 3. kişilerin ağır kusurları ve hatta suç teşkil eden eylemlerinin sebebiyet verdiği nazara alındığında, var olsa bile --------- “sözleşmeden doğan sorumluluğu” ile “zarar” arasında uygun nedensellik bağının bulunmadığı ve tamamen kesildiği aşikârdır. Sonuç itibariyle; “mücbir sebep” ve “üçüncü kişinin ağır kusuru” ilkeleri çerçevesinde, davalı sigortalı şirketin haksız fiil veya sözleşme nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gözetilerek, huzurdaki davanın reddini, Sayın Mahkemeden arz ve talep ederiz. VII- Ayrıca Her Durumda Davacının Kâr Kaybı Zararından Davalıların Sorumluluğu Bulunmamaktadır. Zira gerek depolama sözleşmesi gerekse poliçe hükümleri gereği kar kaybı zararlarının talep edilmeyeceği kararlaştırılmıştır. Nitekim Depolama Hizmet Sözleşmenin 18.6 maddesine göre; Taraflardan hiçbiri karşı tarafa herhangi bir gelir, kâr, itibar kaybından ötürü yükümlü olmayacak ve yine taraflardan hiçbiri karşı tarafa herhangi bir dolaylı, arızi, özel veya nihai kayıp ve zarardan (bu kayıp ve zararın öngörülmesinden, öngörülebilir olmasından, bilinmesinden veya sair durumlardan bağımsız olarak) yükümlü olmayacaktır. Ayrıca müvekkili tarafından düzenlenen poliçe içeriği incelendiğinde kâr kaybı, iş durması gibi zararların teminat kapsamına alınmadığı görülmektedir. Davacının sigortalısı ----------- sigortalıya ve dolayısıyla müvekkili şirkete karşı kâr kaybı ile ilgili bir talep hakkı bulunmadığından halef olan davacı --------- da herhangi bir talep ve dava hakkından bahsedilemeyecektir. Bu nedenle her halükarda davacının kâr kaybına ilişkin taleplerinden davalıların sorumlu olmadığını mahkemenin takdirine sunarız. VIII- Tazminat Miktarı İle Sair Taleplere Karşı İtirazları; 8.1- Aleyhe kabul anlamı içermemek kaydıyla bir an için davacının bir tazminat alacağının varlığı kabul edilse bile, yine de davacının talepleri miktar yönüyle kabule şayan değildir. Zira müvekkilinin sorumluluğunun gerçek zarar ve sınırlı sorumluluk ilkelerine göre tazminatın saptanması gerekecektir. Ayrıca Depolama Hizmet Sözleşmesinin 18.5.2 maddesinin ikinci cümlesi uyarınca sigortalının meydana gelen zararlardan sorumluluğunun “ürün maliyet bedeli”nden ibaret olduğu hüküm altına alınmıştır: 18.5.2 … Ürünlerdeki zara veya kaybın stok farklarının değerlendirilmesindeki esas, zarar görmüş, eksik veya kayıp ürünler için adidas’ın ürün maliyet bedelidir. Genel ilkelere göre gerçek zararın iddia ve ispatı davacı üzerinde bulunmaktadır. Ancak bu aşamada gerçek zarar, davacı tarafından muteber bir şekilde ispatlanmış değildir. Bu nedenle de her halükarda (hiçbir zaman gerçek zararın üzerinde olmamak kaydıyla) sorumluluk miktarının hesabında ürün maliyet bedellerinin dikkate alınması gerektiği, izahtan varestedir. Ayrıca açıklandığı üzere kar kaybı zararından davalıların sorumlu olmaması nedeniyle her durumda bu taleplerin reddi gerekir. Bunun hususlarda, gerçek zararın (maliyet bedellerinin) tespitine yarayacak kanuni belgeler üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasını, davacının fahiş olarak taleplerine her halükarda itibar edilmemesini Mahkemeden talep ederiz. 8.2- Her durumda tazminatın belirlenmesinde poliçede yer alan muafiyet/koasürans ve teminat limitlerinin dikkate alınması zorunludur. Nitekim müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu poliçede yazılı şart, limit ve muafiyetlerinin uygulanması ile bulunacak tazminat tutarı ile sınırlı olabilecektir. Dolayısıyla her halükarda kabul anlamı içermemek kaydıyla müvekkili şirketin sorumlu olduğu tazminat miktarının hesabında poliçede yer alan muafiyet, koasürans ve teminat limitlerinin dikkate alınmasını arz ve talep ederiz. 8.3- Diğer taraftan tazminat ödeme borcu TTK’ nın 1427/2’nci maddesi hükmü uyarınca bütün mal sigortalarında rizikonun gerçekleşmesinin sonrasında ve sigortacının edimine ilişkin araştırmalar bitince ve her durumda TTK’nın 1446’ncı maddesine göre yapılacak bildirimden kırk beş gün sonra muaccel hale gelir. Müvekkil şirkete usulüne uygun olarak ihbar yapıldığının ve tazminatın hesabına esas olabilecek tüm belge ve bilgilerin ibraz edildiğinin ispat görevi davacı yana aittir. Ancak bu yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle müvekkili şirketin temerrüdünden bahsedilebilecektir. Dolayısıyla davacı yanca, yangın tarihinden itibaren faiz taleplerine itiraz eder; her halde faiz başlangıç tarihinin ancak temerrüt tarihi olabileceğini bildirdiklerinden bahisle husumet yokluğu ve müvekkili sigortalısının dava konusu zarardan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gözetilerek, müvekkili şirket sigortalısı hakkındaki davanın usul ve esas yönünden reddini, bu mümkün olmadığı takdirde zarar ve sorumluluğun tayininde terditli taleplerinin dikkate alınmasını ve davacının tüm taleplerinin reddini talep etmiştir. Davalı -------------- tarihli cevap dilekçesinde özetle; A) GİRİŞ 1. Müvekkili Şirket --------- yılında kurulmuştur ve 2400 personeli ile kurumlara ulusal ve uluslararası ölçekte kara, hava, deniz, demiryolu ve intermodal taşımacılık, depo ve antrepo yönetimi, danışmanlık gibi birçok lojistik hizmeti sunmaktadır. Aynı zamanda ------------- vecihesiyle kurulan ve kuruluş amacı -----mensuplarına sosyal yardımlar sağlamak olan -------------- hakimiyetinde olan bir şirkettir. Diğer bir ifade ile ----- işbu uyuşmazlığa konu faaliyeti gibi gerçekleştirdiği tüm faaliyetlerini -------------mensuplarına sosyal yardımlar sağlamak saikiyle yerine getirmektir. 2. Davaya konu taşınmazın asıl maliki dava dışı ---------- Malik, taşınmazı bölümlere ayırmış ve bu bölümleri sırasıyla dava dışı ------- dava dışı ------------dava dışı ------- isimli şirketlere depo olarak kullanılması amacıyla kiraya vermiştir. Asıl kiracılar kendi hakimiyetindeki bölümleri ------- gibi sektörde önde gelen şirketlere kiraya vermiştir. Dava dışı ------ adresinde yer alan kapalı alanın bir bölümü de depo olarak ---------- tarafından kiralanmıştır. Bodrum kat ve zemin kattan oluşan ilgili taşınmazın işbu davaya konu olay öncesindeki yerleşke durumu aşağıdaki gibidir. 4. Depo'nun Müvekkili tarafından kiralanmasından sonra, ------ tarihinde Müvekkili ile dava dışı -------------- arasında Depo Hizmetleri Sözleşmesi ------------ akdedilmiştir. Depo Sözleşmesi kapsamında ---------------sözleşme şartları tahtında depo hizmetleri sağlamayı kabul etmiştir. 5. 6 Ağustos 2021 tarihinde Müvekkili tarafından kiralanan Depo'dan bağımsız, ------- tarafından işletilen ve ilgili taşınmazda bulunan depolardan birinin dış kısmında yangın çıkmıştır ve yukarıda şeması verilen kapalı alanları bir anda sarmıştır. Söz konusu yangının Müvekkil'inin kullanımına tahsil edilmiş bölümler de dahil olarak tüm kapalı alanlara sıçraması üzerine -------------- ait ürünler zayi olmuştur. İlgili taşınmazın yangından önceki ve yangın esnasındaki fotoğraflarına aşağıda yer verilmektedir. 6. Söz konusu yangının akabinde olay yerine ilk gelen itfaiye ekibi tarafından İtfaiye Olay Raporu düzenlenmiştir. İtfaiye Olay Raporunun düzenlenmesi akabinde hadiseden zarar gören ilgili taraflar da bilirkişi raporları temin ederek yangının nasıl çıktığını aydınlatmaya çalışmışlardır. Tüm bunlara ek olarak, yangına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında ---------- tarafından yürütülen soruşturma dosyasına da birden çok bilirkişi raporu ibraz edilmiştir. 7. Yangına ilişkin temin edilen birçok farklı bilirkişi raporunun iki ortak özelliği bulunmaktadır: * Yangın, --------- kullanımına özgülenmiş ve ------ kiracı olduğu bölümün dış cephesinde başlayıp buradan diğer kapalı alanlara sirayet etmiştir. * Yangının meydana gelmesinde Müvekkili Şirket ------- bir kusuru bulunmamaktadır. 8. Davacı, 4 Temmuz 2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; ----------- depo hizmeti sağladığı sigortalısı ----- depolanan mallarının yangın neticesinde zayi olduğunu, Yangının --------- bağı olmayan bir yerde başladığını, -------------yangın mevzuatına ve Depo Sözleşmesine aykırı bir şekilde depolama yapmasından ötürü emtianın zarara uğradığını, Zayi olan emtiaya ilişkin kayıplar olarak emtia bedelinin 1.427.498,71 Amerikan Doları olduğu, ithalat ve taşıma maliyetinin 4.882.849,66 Türk Lirası olduğu, iadesi alınamayan KDV ödemesinin 991.839,54 Türk Lirası olduğunu, Davacı'nın sigortalasına toplam 4.111.754,00 Avro ödeme yaptığı ve bu ödeme sebebiyle uyuşmazlığa ilişkin --------- haklarına halef olduğunu, Davacı'nın zararının 4.111.754,00 Avro olmasına rağmen 1.717.442,47 Avro'nun talep edildiğini belirterek Davalılar aleyhine huzurdaki dava ikame edilmiştir. 9. Aşağıda detaylıca açıklanacağı üzere Müvekkili --------------- üzerinden haksız kazanç sağlama gayesiyle açıldığı anlaşılan davanın reddi gerekmektedir. B) USULE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ 1. Davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir. 11. Davacı,------------ gümrüklü/gümrüksüz mallarına ilişkin ---------- tarafından sigorta yaptırıldığını ve bu malların zayi olmasından ötürü sigorta ödemesi yapılarak kendilerinin sigortalısının haklarına halef olduğunu iddia etmektedir. Her ne kadar Davacı, --------------- tarihli ödeme dekontlarını dava dilekçesinin beşinci eki olarak Mahkeme'ye sunmuşsa da bu ödemelerin söz konusu uyuşmazlığa ilişkin yapılıp yapılmadığı ve ödenen tutarın tespit raporlarında öngörülen zarar tutarlarından neden daha fazla bir miktarda yapıldığı belli değildir. Başka bir anlatımla, ------------------ yapıldığı iddia edilen ödemelerin işbu davaya konu olay ile ilgili olup olmadığının, ve yangın hadisesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlara ilişkin herhangi bir tazminat ödemesinin ---------------- tarafından alınıp alınmadığının Mahkeme tarafından doğrulanması gerekmektedir. 1.2. Sigorta poliçelerinin hemen hemen hepsinde mücbir sebep sonucu zararın meydana gelmesi halinde sigorta ödemesinin yapılmayacağı düzenlenmektedir. İşbu davaya konu hasarın da mücbir sebepten kaynaklandığı göz önüne alındığında sigortacı olduğunu iddia eden Davacı'nın neden ödeme yaptığı, yapılan ödemelerin işbu davaya konu hasara mı ilişkin olduğu kanıtlanmalıdır. 1.3. Zira, oldukça büyük zararlara katlandığını iddia eden Davacı'nın zarar tespitini neye göre yaptığı ve ödediği meblağın yüksekliğinin nedeni anlaşılamamaktadır. Zararın kesin olarak ispat edilmeden yüklü miktarda bir ödeme yapılması ve sebebinin dava dilekçesinden ve poliçeden anlaşılamaması, davacı sigorta şirketinin ödediği dava dışı zararları da Müvekkili şirkete yıkmaya çalıştığı ve Müvekkili şirketin sırtından sebepsiz şekilde zenginleşmeye çalıştığı şüphesi uyandırmaktadır. Bütün bunların ışığında Davacı'ya ve var ise reassürörlerine Davacı'nın uyuşmazlığa konu olaya ilişkin tam olarak ne kadar sigorta tazminatı ödendiğinin sorulmasını talep ederiz. 1.4. Buna ek olarak Davacı'nın Mahkeme'ye sunduğu dava dilekçesinin 5 numaralı ekinde ----------------tazminat ödemesi yapıldığı ve 2.200.000 Euro'luk en yüksek meblağlı ödemenin Aralık 2021 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı sigortacı tarafındarı yapılan hadiseye ilişkin ekspertiz raporunun 21 Mart 2022 tarihinde tanzim edildiği anlaşıldığından Davacı'nın yaptığını iddia ettiği ödemenin işbu davaya konu hasara ilişkin olup olmadığı belirli değildir. Nitekim mücbir sebep ile oluşan bir zarardan Davacı sigortacının eksper raporu bile çıkmadan poliçe tahtında ödeme yapması olağan bir durum değildir. 2. Dava, binanın asıl maliki --------- dış cephesinde yangının başladığı kapalı alanı kiralayan ----------- İHBAR edilmelidir. 2.1. Mücbir sebep teşkil eden yangının çıktığı alanın maliki ve yangının çıktığı alanı kiralayan Şirketler ayrı tüzel kişiliklere haizdir. İşbu hadiseye dair alınan tüm bilirkişi raporlarında çıkan yangından -------------- kusursuz olduğunun altı çizilirken Davacı'nın işbu davada sadece ------------- sigortacısını Davalı olarak göstermesi iyi niyetle bağdaşmamaktadır. Her ne kadar işbu haksız davanın reddedileceğinden şüphe bulunmasa da bir an için Davalılar'ın tazminat ödemesi yapması durumunda birtakım şirketlere rücu talebinde bulunacağı aşikardır. 2.2. Dolayısıyla aşağıda bilgileri yer alan tüzel kişilere HMK madde 61 kapsamında ihbarda bulunulmasını talep etmek mecburiyeti doğmuş bulunmaktadır:-------------- Davacının iddialarını dayandırdığı delillerin kanıt vasfı bulunmamaktadır. 3.1. Davacı tarafından yapılan zarar talebi --------------------numaralı ekspertiz raporuna dayanmıştır. Delil listesinde bu eksper raporuna yer veren ve bu delilin argümanlarına dayanak teşkil ettiğini belirten Davacı, bu raporu Mahkeme'ye ibraz etmemiştir. İlgili delilin ivedi olarak sunulmasını talep ederiz. 3.2.---------- tarafından başvurulan delil tespiti ise tek taraflı başvuru neticesinde düzenlenmiş ve sadece ----------(ve vekillerinin) beyanları ve ileri sürdüğü vakıalar neticesinde düzenlenmiştir. Bu bağlamda Müvekkili şirketin en temel hakları olan savunma ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiği çok açıktır. 3.3. Müvekkili şirketin yapılan tespitler bağlamında savunma ve hukuki dintenilme hakkının ihlal edilmesi, yapılan tespit sonucunda hazırlanan raporun esasa ilişkin davada delil olarak kullanılmasını engellemektedir. Zira HMK'nin 27'nci maddesinde düzenlerren hukuki dinlenilme hakkının ihlali, tespit neticesinde elde edilen bulguların delil vasfını ortadan kaldırmaktadır. 3.4. Aynı husus; yüksek yargı kararlarında da kendini tekrar etmektedir. Zira; ---------- bir kararında, taraflardan birinin yokluğunda delil tespiti yapılmış olması ve karşı tarafın bu tespit hakkında bilgilendirilmemiş olması halinde, bu durumun hukuki dinlenilme ve savurma hakkının ihlal edildiğini ve ilgili raporun hükme esas teşkil edemeyeceğini belirtmiştir. 4. Dava dilekçesinin ekinde sunulan belgelerin büyük çoğunluğu yabancı dilde düzenlenmiş belgeler olup tercümelerinin bir an evvel Mahkemeye sunulması, aksi halde bu belgelere dayanmaktan vazgeçilmiş sayılması gerekmektedir. 4.1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (“HMK”) 223'üncü maddesi uyarınca, yargılamanı herhangi bir aşamasında yabancı dilde düzenlenmiş olan belgelere dayanan taraf, söz konusu belgelerin tercümelerini de Mahkemeye sunmak zorundadır. Aksi takdirde söz konusu belgelerin Mahkeme tarafından incelenmesi ve buna bağlı olarak Davacının da bu belgelere dayanarak talepte bulunması mümkün olmayacaktır. 4.2. Davacı'nın 1 numaralı esas delili sigorta poliçesidir. Her ne kadar Davacı, dava dilekçesinde bunun tercümesinin dosyaya sunulduğunu iddia etmiş olsa da dava dilekçesine ilgili belgenin ---------- tercümesi dosyaya eklenmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere 4 numarasıyla dayandığı delili de dosyaya sunmayan Davacı'nın bu tutumunu Mahkeme'nin takdirine bırakmaktayız. 4.3. HMK'nın 223. maddesi uyarınca, Mahkeme'nin taraflardan birinin talebi üzerine veya kendiliğinden ilgili belgelerin tercümelerini talep edebilmesi mümkündür. Bu kapsamda, Davacının dilekçesinin ekinde bulunan ve yabancı dilde düzenlenmiş olan tüm belgelerin tercümelerinin sunulması için Davacıya kesin süre verilmesi ve bu süre zarfında ilgili belgelerin sunulmaması halinde Davacının bu belgelere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesini talep ederiz. C) ESASA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ 1. Meydana gelen yangın, bir mücbir sebep hadisesi oluşturmaktadır. Bu nedenle Müvekkiline atfedilebilecek bir kusur mevcut olmadığı gibi Müvekkilinin Davacı'nın zararını tazmin etme sorumluluğu da bulunmamaktadır. 1.1. İşbu bölümün ilerleyen kısımlarında Türk hukukunda borçluyu sorumluluktan kurtaran mücbir sebep hallerine hangi durumların girdiği detaylıca incelenecektir. İnceleme esnasında bir halin mücbir sebep olarak değerlendirilmesi için gereken şartların tümü ayrı ayrı değerlendirilecektir. 1.2. Herne kadar aşağıda detaylıca açıklanacağı üzere işbu davaya konu zarar Türk hukukunda mücbir sebep teşkil eden yangından meydana gelmiş olduğu anlaşılsa da mücbir sebep şartlarının bu hadisede var olup olmadığını incelemek gerekli olmayacaktır. 1.3. Nitekim, ------------ile ------------------ arasında imzalanan Depo Sözleşmesinde taraflar arasındaki ilişkiler açısından hangi hallerin mücbir sebep sayılacağı aşağıdaki gibi açıklanmıştır. “Mücbir sebep, işbu Sözleşmenin ifasını sekteye uğratan, olaylardan, ihmallerden veya kazalardan hasıl olan ve herhangi bir Tarafın kontrolü dışında gelişen, şunlar da dahil olmak üzere tüm durumları ifade eder: sel, yıldırım, yangın, patlama, deprem, göçük, salgın ....” 1.4. Görüldüğü üzere ------ arasında akdedilen Depo Sözleşmesi'nde sözleşmenin ifasını sekteye uğratan ve herhangi bir tarafın kontrolü dışında gelişen bir yangın halinin mücbir sebep teşkil edeceği kararlaştırılmıştır. 1.5. ------------ tarafından kaleme alınan Mücbir Sebep Nedeniyle Borcun İfa Edilememesi adlı eserde aşağıdaki ifade kullanılmıştır. “Taraflar, sözleşmede hangi olayların mücbir sebep olarak nitelendirileceğini kararlaştırabilirler.----------------ile ilgili aşağıdaki ifadeleri kullanmaktadır: "Bazen taraflar sözleşme ile nelerin mücbir sebep teşkil edeceğini veya etmeyeceğini kararlaştırabilirler. Bu durumda iki ihtimal söz konusu olur. İlk olarak taraflar mücbir sebep sayılmayan bazı olayları mücbir sebep olarak kabul etmiş olabilirler. Böyle bir kayıt TBK m. 27'ye aykırı değilse, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince kural olarak geçerlidir. Bu durumda sözleşme hükümleri bağlayıcı olur ve yukarıda sayılan şartlar oluşmasa bile sözleşme ile belirlenen olay ekleşmişse mücbir sebebin varlığı kabul edilir. Hatta taraflar sözleşme ile öngörülebilir bir olayı mücbir sebep olarak kabul etseler dahi bu kaydı geçerli saymak gerekir." 1.7. Taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca mücbir sebep kabul edilen bir halden sözleşmenin ifasının sekteye uğramasından ötürü Davacı'nın talebi haksız olup, reddedilmelidir. 1.8. Bir an için mücbir sebep halinin sözleşmece kararlaştırılmadığı düşünülse dahi, işbu uyuşmazlığa konu hadise Türk hukuku uyarınca mücbir sebep teşkil eden bir halden vuku bulmuştur. -------------- sebep oluşturan olayları aşağıdaki şekilde açıklamıştır. “Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır.” 1.10. 'Bir olayın Türk hukukunda mücbir sebep teşekkül etmesi için aranan koşullar beş adet olarak sayılabilmektedir. Bunlar; (i) Olay, (ii) Haricilik, (iii) Kaçınılmazlık/Öngörülemezlik, (iv) Borcun İfasının İmkansızlaşması ve (v) İlliyet Bağı'dır. (i) Olay 1.11. Mücbir sebep konusu teşkil eden olaylar, şiddetli fırtına, sel, yangın, volkan patlaması, deprem, yer çökmesi, grev, lokavt gibi birçok hadiseden ileri gelebilir. İşbu dava konusu hadisedeki uyuşmazlık yangın neticesinde malların yanarak zayi olması sebebiyle meydana gelmiştir. Bu sebeple Türk hukukunda mücbir sebep için aranan olay koşulu gerçekleşmiştir. 1.12. Dava konusu yangının büyüklüğü bilirkişi raporlarına göre 20.000 metrekarelik bir alandır. Öyle ki sadece yangının kontrol altına alınabilmesi için itfaiye olay raporuna göre 73 itfaiye aracı ve 200'e yakın itfaiye personeli görev almıştır. Yangının büyüklüğü ve etkisi basında da geniş yer bulmuştur. Yangının büyüklüğünün ve etki alanına ilişkin birtakım görüntüleri aşağıda ve ekte Mahkeme ile paylaşmaktayız. 1.13. Yangın'ın tüm ----------------- gözle görülebilecek devasa boyutlara ulaşmasından ötürü basında geniş yer bulmuştur. (ii Haricilik 1.14. Mücbir sebepin şartlarından bir diğeri olayın kaynağının borçlunun davranışlarından kaynaklanmamasıdır. İşbu davaya konu yangın olayı ----------- sorumlu olduğu hakimiyet alanında gerçekleşmemiştir. Yangın -------------- kullanımına özgülenmiş depo kısmının dış cephesinde başlamış ve akabinde kontrol altına alınamayarak gücünü arttırıp Müvekkili Şirket'in kullanımına tahsis edilmiş depoyu sarmıştır. Başka bir ifadeyle taşınmazın dış kısmında başlayan yangın, Müvekkil'inin kullanımına özgülenmiş alanda meydana gelmemiş olup olayın kaynağı ------ değildir. 1.15. Nitekim, yangının nerede başladığı aşağıdaki gibi raporlanmıştır. ----------- Raporu: "Eldeki bilgi ve bulgularla ve incelenen kamera kayıtları neticesinde yangın bina dışında başlamış ve akabinde bina içine sirayet etmiştir.” “Alevin bina duvarını yıkarak deldiği ve içeri girdiği görülmektedir” 2 Nolu Savcılık Raporu: “Yangının,------ girişine göre arka cephesi olarak tarif edilen, binada kiracı olan------------- bulunan yerde meydana geldiği, itfaiye raporundan, kamera görüntülerinden, tanık ifadelerinden anlaşılmaktadır ve sahadaki tespitlerle uyumludur." İtfaiye Raporu: “Yangının gerçekleşmiş olduğu 22.000 metrekarelik zemin kat lojistik depo binasının, -----girişe göre arka cephesinde yer olan, orta kısmında elektrik ve elektronik ürünlerin depolandığı -------- bölümde personelin giriş çıkış amacıyla da kullandığı yangın kapısının dışarıdan girişe göre sağ bitişiğindeki duvarın iç ve dış kısmında temiz yanma emareleri, taşıyıcı demir direğin şekil bozukluğu ve çalışanların müdahale esnasında çekmiş oldukları görsellerden yangının merkezi olduğu” 1.16. “Tüm bu raporlar yangının dışarıda başlayıp içeriye sirayet ettiğini ve daha sonra tüm kapalı alanları sararak zarara yol açtığını göstermektedir. Bu sebeple, yangının dışsal oluştuğu ve bu sebeple işbu hadiseye ilişkin mücbir sebebin haricilik ursurunun işbu uyuşmazlıkta var olduğuna kuşku duyulmamaktadır. (iii) Kaçınılmazlık/Öngörülemezlik 1.17. Mücbir sebebin unsurlarından olan kaçınılmazlık ve öngörülemezlik birbirlerine yakın unsurlardır. Öngörülemezlik, mücbir sebepe konu olayın taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu esnada öngörülmemesi ile birlikte olayın sonuçlarının öngörülemez oluşudur. İşbu uyuşmazlığa konu yangın olayının sözleşmenin kurulduğu esnada öngörülemeyeceği açıktır. Buna ek olarak, yangının nasıl yayıldığı, alevlerin boyutu ve verdiği hasarları öngörebilmek de mümkün değildir. 1.18. İşbu davaya konu zarar kaçınılmaz bir durum sonucunda meydana gelmiştir. Dosya üzerinde çalışan tüm bilirkişiler, yangının deponun dışarısında başlayıp içeriye sirayet ettiği konusunda hemfikirdirler. Dışarıda başlayan bir yangının deponun içerisinde bulunan sprinkler veyahut diğer yangını önleme tedbirleri ile söndürülebileceği mantık dışıdır. Bir an için yangının -----------hakimiyetinde olan depo kısmında gerçekleştiği düşünüldüğünde, alevler çıkar çıkmaz yangın önleme tedbirleri devreye girer ve yangın engellenebilirdi. Ancak, dışarıdan başlayıp içeriye sirayet eden ve hir anda heryeri alevlere saran bir yarıgın için yangın önleme tedbirlerinin yangını söndüremeyeceği kuşkusuzdur. 1.19. Bu büyüklükte bir vakayı Müvekkil'inin kendi deposuna ait su deposu ve/veya alarmı ile kontrol edebileceğini iddia eden Davacının bu dayanakları akıl ve mantık ile izah edilmekten oldukça uzaktır. Davacı, dava dilekçesinde Mahkeme'yi yanıltmak amacıyla --------hakimiyetindeki depoda yangın önleme sistemlerinin çalışmadığını ve bu sebeple malların zayi olduğunu iddia etmiştir. Bu tartışmanın işbu davanın sonucuyla bir bağlantısı bulunmamaktadır. Nitekim, dışarıdan başlayıp içeriye sirayet eden bir yangının içerideki yangın önleme sistemleriyle söndürülmesi imkan dahilinde değildir. Yangın önleme sistemleri yangın başlarıgıcı olan kısa çaplı alevleri söndürererek yangını oluşmasını engeller. Bu sebeple her tarafı alevler içinde bırakmış bir yangının sprinkler sistemiyle söndürülmesi olağan dışıdır. 1.20. Nitekim sprinkler ve benzeri yangın önleme sistemleriyle artık tam kapsamlı ve büyük ölçekli olarak nitelendiren yangınlarla mücadelede yetersiz kalacağı ve bu sistemlerin aslen yangının büyüme aşamasında devreye girerek müdahalesiyle yangının önlenebileceği de yangın ile ilgili uluslararası birçok kaynakta yer almaktadır. “Pratik açıdan, başlangıç aşaması bina sakinlerinin güvenliği için en düşük tehdidi ve en küçük hasar riskini oluşturur. Bununla birlikte, yangın alevli yanmanın meydana geldiği noktaya ulaşırsa (yani alev yükseklikleri yaklaşık 1 metreyi / 3 feet'i aşarsa), yangın söndürücülerin etki düzeyi hızla azalacak ve daha agresif itfaiye operasyonları gerekli olacaktır. (...) İlk alevlerden sonra yangın ve yangınla mücadeleden kaynaklanan hasar önemli ölçüde artacaktır. İlk alevler aynı zamanda otomatik yangın söndürme sistemlerinin tipik olarak yangının büyümesini durdurmak ve yangının yıkıcı etkilerini azaltmak için devreye gireceği geçiş noktasıdır. (...) Otomatik yangın söndürme sistemleri iki tür materyal kullanarak yangınları bastırmaya çalışır: su veya gaz. Yangınların büyük bir çoğunluğu için su ideal bir söndürme materyalidir ve bu nedenle en yaygın olarak kullanılan otomatik yangın söndürme metodudur. Bütün bu sistemler yangının en başında işlev görmek üzere tasarlanmıştır.” 1.21. Her ne kadar depo içerisindeki yangın önleme sistemlerinin çalışıp çalışmadığı işbu dava için önemi olmayacaksa da tüm sistemler tamamen çalışır durumdadır ve depo ilgili mevzuatça belirlenen yangın önleme tedbirlerinin hepsini barındırmaktadır. 1.22. Deponun bulunduğu yapı ruhsatlı bir yapıdır ve açılış izinleri sırasında Binaların Yangından Korunması Yönetmeliğinde belirtilen unsurları tamamlayarak ve idare tarafından verilen izinler sonrasında kullanıma açılmıştır. Yönetmeliğin amacı ve düzenlediği hususlar son derece açıktır: Binaların Yangından Korunması Yönetmeliği m.1: Yönetmeliğin Amacı Kamu kurum ve kuruluşları, özel kuruluşlar ve gerçek kişilerce kullanılan her türlü yapı, bina, tesis ve işletmenin, tasarımı, yapımı, işletimi, bakımı ve kullanımı safhalarında çıkabilecek yangınların en aza indirilmesini ve herhangi bir şekilde çıkabilecek yangının can ve mal kaybını en aza indirerek söndürülmesini sağlamak üzere, yangın öncesinde ve sırasında alınacak tedbirlerin, organizasyonun, eğitimin ve denetimin usul ve esaslarını belirlemektir. Yönetmelik m. 74 ve devamında yapılarda “Yangın Algılama ve Uyarı Sistemlerinin” olması gereken bütün özellikleri sayılmıştır. Bu özellikleri sağlamayan yapılara yapt ruhsatı verilmemektedir. Binanın bulunduğu yapı hakkında, daha önce resmi makamlardan verilmiş aleyhe bir denetim raporu olmadığı gibi deponun bulunduğu bina hakkında Yapı Ruhsatı bulunmaktadır. --------- Bakımından İncelenen İşyerlerine Ait Muayene Raporunda da yangın söndürme cihazlarının tam olduğu belirtilmiştir. Davacının, binada yangın söndürme sistemlerinin çalışmadığı ve yangına karşı önlemlerin alınmadığına dair bütün iddiaları mesnetsizdir. Nitekim 2 Nolu Savcılık Raporunda da yapıda, yangın söndürme sistemlerinin tam ve yeterli olduğuna ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır ve bunlara ilişkin açıklamalara aşağıda detaylı yer verilmiştir. (iv) İfa İmkansızlaşması ve (v) İlliyet Bağı 1.23. İşbu davaya konu yangın sebebiyle mallar zayi olmuş ve söz konusu borcun ifası imkansızlaşmıştır. Borcun ifa edilmemesinin sebebi de yangın olayı olduğundan mücbir sebep oluşması için gereken şartlardan son ikisi de gerçekleşmiştir. 1.24. Yukarıdakilere ilaveten Davacı tarafından sigorta ödemesinin yapılmasının nedeni sigorta poliçesinde “YANGIN, YILDIRIM, İNFİLAK” sebebiyle doğan hasarların da sigorta altına alınmasıdır. Davacı tarafından sunular Sigorta Poliçesinde aşağıdaki ifadeler yer almaktadır. 1.25. Sigorta Konusu Teminat Listesinde “yangın”, “yıldırım”, ve “infilak” başlıklarının bir arada verilmesi sigorta poliçesinin mücbir sebepleri de karşıladığının en büyük delilidir. Mücbir sebep sonucu sigorta poliçesi kapsamında ödeme yapmak zorunda kalan Davacı, Müvekkili------------ davayı ikame ederek sebepsiz zenginleşmeye çalışmaktadır. 1.26. Özetle her ne kadar --------- arasında imzalanan sözleşme uyarınca yangın hadisesi mücbir sebep olarak sayılmışsa da, meydana gelen yangının mücbir sebep olarak atfedilmesi için Türk hukuku tarafından aranan bütün koşullar da sağlanmıştır. 2. Mücbir Sebepe ------------------------ tarihli kararında benzer bir olaya ilişkin mücbir sebebinin varlığının kusursuz sorumluluğu olan bina malikini dahi sorumluluktan kurtardığına ilişkin değerlendirme yapılmıştır. Kararın ilgili bölümü şöyledir: “Davacı, olaydan sonra alınan tespit raporları ve ibraz edilen belgelerle anlaşıldığı üzere yangının meydana geldiği deponun yasa ve yönetmeliklere aykırı şekilde inşa edilip yapı kullanma izin belgesi ve ruhsatının olmadığını, davalıların sözleşme, TTK ve BK'nın ilgili hükümleri gereğince sorumlu olduklarını ileri sürerek dava etmiştir. Ancak, böyle bir davada öncelikle zarar gören davacı, zarar gördüğünü ve bu zararının bina veya yapı eserinin yapılışındaki bozukluk veya bakımında eksikliğinden kaynaklandığını ispat etmesi zorunludur. İspat yükünü yerine getirdiği takdirde kural olarak bina veya imal olunan şeyin malikinin sorumluluğu söz konusu olacaktır. Malik, mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğini kanıtlar ise sorumluluktan kurtulabilecektir.---------. sayılı ilamında bahsi geçen husus aşağıdaki gibi ifade edilmiştir: “Dava konusu yangının meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte 818 sayılı Borçlar Yasası'nın 58. Maddesinde----------------“bir binanın veya diğer yapı eserlerinin molikleri, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden” sorumlu ve bir kusurları söz konusu olmaksızın “doğan zararı gidermekle yükümlü” tutulmuşlardır. Bu sorumluluğa öğretide “kusursuz sorumluluk” veya daha geniş tanımıyla “kusura dayanmayan nesnel sebep sorumluluğu” denilmektedir. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.” 2.3. Yargıtay'ın yukarıda anılan görüşlerini tatbik ettiği-------- sayılı ilamı aşağıdaki gibidir: “Borcun ifasının imkansız hale gelmesi, mücbir sebepten, bir başka deyişle önlenemez nedenden kaynaklanabilir. Genelde dış kuvvetlerin sonucu olan, borçlunun işletmesiyle bağlantılı bulunmayan, önceden görülemeyen, kaçınılmaz ve mutlak bir şekilde borcun ifasını engelleyen olay olarak doktrinde tanımını bulan mücbir sebebin varlığı, borçlu yönünden borcu ortadan kaldıran nedenler arasındadır. Yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, davaya konu sel felaketinin ------------ tarihinde meydana geldiği dosya kapsamından anlaşılmakta olup, Dairemize intikal eden emsal mahiyetteki dosyalar itibari ile dava konusu felaket, Dairemiz kararlarında borcu sona erdiren bir mücbir sebep olarak kabul edilmiştir. Bu durumda, mahkemece kabulüne aksine davaya konu sel felaketinin davalı antredepo işletmecisi yönünden mücbir sebep oluşturduğunun ilke olarak kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görüşmemiş ve hükmün davalılardan .... yararına bozulması gerekmiştir.” 2.6. Sunduğumuz tüm delillerin ışığında, söz konusu yangının mücbir sebep olarak değerlendirilmesi gerektiği son derece açık bir şekilde ortadadır. 3. --------- arasında akdedilen Depo Sözleşmesi uyarınca --------- ürünlerde meydana gelen hasar ve zarardan yalnızca kusuru oranında sorumludur ve somut uyuşmazlıkta meydana gelen zarar ------- kusurundan doğmamıştır. 3.1. Depo'nun ------- tarafından kiralanan ilgili kısmı, 01.07.2018 tarihinde ------- arasında akdedilen Depo Sözleşmesi ile-------- gümrüklü/gümrüksüz ürünlerinin depolanabilmesi adına kiralanmıştır. Depo Sözleşmesi'nin “Yükümlülük ve Tazminat” başlıklı 18.5.2. maddesi aşağıdaki hükme haizdir: “Hizmet Sağlayıcı; herhangi bir yasal yükümlülüğün, anlaşmanın ihlali, haksız fiil (ihmal dahil olmak üzere), temel performarns göstergesi veya kusur (her durumda bizzat kendisinin yahut çalışanlarının, taşeronlarının veya acentelerinin) neticesinde hasıl olan kayıptan ilgili yasal mevzuatlarda kusursuz sorumluluk ilkesinin öngörülmemiş olması halinde kusuru oranında sorumlu alacaktır.” Depo Sözleşmesinin 18.2 maddesi de aşağıdaki hükme sahiptir: “Hizmet Sağlayıcı, --------------- üyelerine .... aşağıdaki unsurlardan veya bunlarla bağlantılı olarak meydana gelen kaybı ... kusuru oranında eksiksiz olarak tazmin edecektir. (a) Hizmet Sağlayıcının herhangi bir fiili, kusuru veya ihmali nedeniyle ürünlerde meydana gelen zarar veya kayıp” 3.2. İşbu hadiseye ilişkin birçok bilirkişi raporunda hasarı meydana getiren yangın olayında ---------- herhangi bir kusurunun bulunmadığı defaten tespit edilmiştir. Buna ek olarak herhangi bir bilirkişi raporunda ---------- kusurlu olduğuna dair bir sonuca ulaşılmadığı gibi kusuru olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davacı tarafından düzenlettirilen ve 4 numaralı ek olarak Dava Dilekçesine sunulan Rapor: ------- kusuru olmadığı kanaatine varılmış olup” “Yangın sigortalı kullanımında olan alanda başlamamış ve yangının çıkışında sigortalının bir kusuru olmamıştır” 3.3. Hem mücbir sebep teşkil eden hem de ------------ kusuru olmayan bir hadise sebebiyle hukuka aykırı olarak Müvekkiline yöneltilen işbu dava reddedilmelidir. Davacı, dilekçesinin birçok bölümünde ----------- depolamayı gerçekleştirdiği alanın yangın algılama ve söndürme sistemlerinin yetersiz olduğundan bahsetmektedir. Ancak, Davacı burada da Mahkeme'yi yanıltarak haksız kazanç elde etme gayesi içerisindedir. ------ Yangın Bakımından İncelenen İşyerlerine Ait Muayene Raporunda ilgili alan için aşağıdaki önlemlerin alındığı belirtilmiştir. Muayene Raporu da periyodik denetimlerle kaza anına kadar geçerliliğini korumuştur: “Asma kattan zemin dahiline inen basamak uzunluğu 120 cm düz kollu sahanlıktı metal dahili servis merdiveni, asma kat girişine alternatif yerden basamak uzunluğu 140 cm düz kollu sahanlıktı zeminden sokağa müstakil çıkışlı kagir servis merdiveni, asma kata hizmet veren basamak uzunluğu 130 cm düz kollu sahanlıklı zemin kattan sokağa müstakil çıkışlı yangın merdiveni özelliğinde korunaklı kagir merdiven, otomatik yağmurlama sistemi, yangın dolapları, panele bağlı duman dedektörleri, hidrant, itfaiye su alma ve verme bağlantı ağzı, yangın ihbar zili, şarjlı acil çıkış yön levhaları, şarjlı acil aydınlatmalar ile yeterli sayı ve ebatlarda yangın söndürme cihazları vardır.” 3.6. Davacı, bir takım eksik incelemeye dayalı raporlarla deponun yangın önleme sistemlerinin olmadığını veya çalışmadığını iddia etmektedir. Ancak, 2 Nolu Savcılık Raporunda aşağıdaki saptamalarda bulunarak eksik inceleme yapan bilirkişileri eleştirmiştir: “Sayın Bilirkişi Raporunun 5. Bendinde “itfaiye yangın raporunda yangın algılama, yangın dolabı, hidrant, sprinkler gibi sistemlerin çalışmadığını ve bu sebepten dolayı yangının hızla yayıldığını beyan etmekte olduğu, Ancak ne tanık ifadelerinde ne de itfaiye yangın raporunda bu şekilde bir ifadenin bulunmadığı ve hatta tanık -------------polise verdiği ifadesinde ----------- güvenlik isimli firmadan stepsensör (yangın dedektörleri) vasıtası ile binadan yangın alarmı aldıklarını kendilerine ilettiğini beyan ettiği” “Yangının hızla diğer bölmelere sirayet etmesinde yangın algılama ve söndürme sistemlerinin çalışmaması kadar, bina içindeki bölmelerin de yangın yönetmeliğine uygun yapılmamasının etkisi olduğu açıktır demekte olduğu Yine sayın bilirkişi yangın algılama ve söndürme sistemlerinin çalışmadığını iddia ettiği fakat hiçbir delil sunmadığı” 3.7. Yine soruşturma dosyasından temin edilen 2 Nolu Savcılık Raporuna göre, su deposu, yangın algılama, yangın dolapları, ara bölmeler, dış cephe, söndürme sisteminin çalışmaması ve benzeri durumların yangının yayılmasını hızlandırdığı görüşünün hiçbir temel bilgi-belgeye dayanmaksızın iddia edildiği, sprinkler sisteminin sadece yangını yavaşlatabileceği, yangının çok hızlı bir şekilde her yere sirayet ettiği belirtilmiştir. 3.8. Tüm bunlar sebebiyle --------depo olarak kullandığı alanın yangına karşı elverişsiz ve tedbirsiz olduğu iddiaları tamamen gerçek dışıdır. ---------- tarafından kullanılan depo Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik'e uygundur ve yangın sistemlerinin tümü yangın anında çalışmıştır. Ancak, yangının büyüklüğü nedeniyle zarara engel olunamamıştır. Nitekim, bu yüzden yangın mücbir sebep olarak tanımlanmaktadır. 3.9. Dava dilekçesinde, Müvekkili Şirket'in TBK m. 571-575 maddelerinde düzenlenen ardiye sözleşmesi hükümleri uyarınca sorumlu olduğu ve ardiyecinin saklama borcuna aykırı davrandığı iddia edilmişse de Müvekkili Şirket,---------- iştiraki olarak kurulmasından ötürü, lojistik alanında -------------- en saygın ve kaliteli hizmetini sunan bir firmadır. Ancak, Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere büyük yangınlar gibi olaylar mücbir sebep olarak kusursuz sorumluluğu dahi ortadan kaldırabilmektedir. Somut olayda da mücbir sebep teşkil eden elim bir yangın vakasının Müvekkili Şirket tarafından öngörülmesi ve engellenmesi mümkün değildir. Borçlar Kanunu'nda dahi ardiyecinin saklama borcu kusursuz sorumluluk olarak düzenlenmemiştir. Ancak buna rağmen Davacı tarafından Müvekkili Şirket'e kusursuz sorumluluğun dahi üzerinde bir kusur atfedilmesi kabul edilemez. 4.------ kusuru sebebiyle meydana gelen bir hadiseden ötürü yalnızca kusuru oranında sorumlu olacağı; gelir, kâr ve/veya itibar kaybından sorumlu tutulamayacağı Depo Sözleşmesi'nde kararlaştırılmıştır. 4.1. Depo Sözleşmesinin 18.6. maddesi aşağıdaki hükme haizdir: “Tarafların hiçbiri, karşı Tarafa, herhangi bir gelir, kar veya itibar kaybından ötürü yükümlü olmayacak ve yine Tarafların hiçbiri, karşı Tarafa, herhangi bir dolaylı, arızi, özel veya nihai kayıp ve zarardan (bu kayıp veya zararın öngörülmesinden, öngörülebilir olmasından, bilinmesinden veya sair durumlarından bağımsız olarak) yükümlü olmayacaktır.” 5. --------- yöneltilebilecek haklı taleplerde--------- sorumluluğu ürün maliyet bedelidir. 5.1. Depo Sözleşmesinin 18.5.2. maddesi aşağıdaki bente haizdir: “Ürünlerdeki zarar ve/veya kaybın ------- stok farklarının değerlendirilmesindeki esas, zarar görmüş, eksik ve/veya kayıp ürünler için --------------------ürün maliyet bedelidir.” Davacı tarafından her ne kadar haksız bir dava yöneltilmiş olsa da bir an için Davacı'nın talep hakkı varsayıldığında dahi taleplerin zarar gören ürünlerin maliyet bedeli esas alınarak yapılması gerekirdi. 5.2. Depo Sözleşmesi hükümlerinde de görülebileceği üzere Müvekkili şirkete -------- ürün maliyet bedeli dışında herhangi bir bedel talep (kar kaybı dahil) olarak yöneltilemez. Bu bedel de ancak Müvekkili şirketin kusuru olduğunun ispatlanması halinde kusuru oranında talep edilebilir. Başka bir anlatımla, davacı sigorta şirketi poliçesi kapsamında detayları tam olarak belli olmayan ve yaptığı bütün ödemenin faturasını Depo Sözleşmesi hükümlerini hiçe sayarak Müvekkili şirkete yöneltmesi haksızdır. 5.3. Müvekkili şirket ile ---------- arasında yer alan iç ilişkide, Depo Sözleşmesi ile kusurunun sınırları net olarak çizilmiştir. Müvekkili şirket hiçbir şekilde, Depo Sözleşmesi'ne aykırı bir zarar talebinden ve kar kaybından sorumlu tutulamaz. Davacı taraf ile --------- arasında yapılan sigorta poliçesinin söz konusu olayı aşan şekilde kapsamlı tutulması ve farklı kalemlerin de ödenmesi Müvekkili şirketi ilgilendiren bir konu değildir. Bu durumda, --------- adına halefiyet kapsamında hareket eden Davacı, ------------ Müvekkilinden talep etme hakkı olmayan hiçbir zararı Müvekkili şirkete yöneltemez ve --------------ile Müvekkili arasında yer alan Depo Sözleşmesi ile bağlıdır. 5.4. Davacı tarafından hazırlattırılan eksper raporunda sigortacının azami sorumluluğu mal bedelinin resmi kayıt ve evraklarda belirtilen bedeli olarak belirtilmiştir. Her ne kadar Davacı'nın işbu hasarlardan Davalılara karşı bir talep hakkı olmasa da işbu talebin -------------------tarafından kararlaştırılan sorumluluk sınırları ile yapılmaması Davacı'nin Müvekkili üzerinden haksız kazanç elde etme gayesinin bir başka göstergesidir. 6. Davacının kendi iddialarını kabul ettiği durumda oluşan zararda ----------kusuru vardır. 6.1. Yukarıda yer verilen açıklamalarda detaylı şekilde açıklandığı üzere yapı, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğine uygun olarak yapılmıştır ve gerek yapı içerisinde gerek Müvekkili Şirket'in sistemlerinde yangın tedbirlerine ilişkin bütün önlemler alınmıştır. Yangının kontrol edilmesinin teknik ve bilimsel olarak olanaksız bir şekilde çıkması ve yangının başladığı ürünlerin tabiatı gereği hiçbir yangın kontrol sisteminin bu duruma engel olamayacak olması sebebiyle dışarıdan başlayıp Müvekkili Şirket'in içerisine yayılan yangında Müvekkili Şirket'e hiçbir kusur atfında bulunulamayacağı sabittir. Ancak, bir an için Davacı'nın kendi iddia ettiği hususları kabul edilmesi halinde dahi Müvekkili Şirket'e kusur atfedilemez ve ------- olayda kusuru meydana gelir. 6.2. Davacının, kendi iddia ettiği durumları kabul etmesi halinde,-------- basiretli bir tacir olarak yüzbinlerce ürününün saklanacağı yerin, fiziki koşullarını inceleyerek Depo Sözleşmesine göre hareket etmesi beklenirdi. Müvekkili, söz konusu kapalı alanda alt kiralama yapan, yapı maliki olmayan ve ardiyecilik hizmeti sunan bir şirkettir. Bu nedenle zaten yapı maliki sıfatını yüklenemez. Yapının inşasını ve fiziki koşullarını incelemesi gereken asıl taraf bu durumda ---------'tır. Nitekim yine dava dilekçesinde, üç farklı yerde, sorunun binanın inşasından kaynaklandığını iddia etmiştir ancak basiretli bir tacir olarak kendisinin neden bunları incelemediğine yer vermemiştir. Davacı'nın iddialarının doğru olduğu senaryoda, ---------- (i) Kiralama yapmadan önce basiretli bir tacir olarak yapının fiziki koşullarını neden dikkate almadığı, (ii) Binanın inşasından Müvekkilini neye dayanarak yükümlülük altına soktuğu ve davaya yapı malikini neden dâhil etmediği, (iii) Davacı sigorta şirketinin yangına karşı poliçe düzenlerken --------- kiraladığı binada neden denetim yapmadığı, (iv) Sözleşme'de de bu konuda da maliyeti üstlenecek taraf ------- olarak düzenlenmişken -------- neden önlem almadığı sorularının yanıtsız bırakılması açıkça ortaya koymaktadır ki dava dilekçesinin ispat ettiği iki konu olabilir: -------- iddia ettiği tüm konular asılsızdır veya --------- kendi üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmek yerine çok kapsamlı bir sigorta poliçesi ile daha fazlasını zaten Davacı sigorta şirketinden almıştır ve Davacı sigorta şirketi de Sözleşme dışı ----------- ödediği tüm bilançoyu bu olayda hiçbir kusuru olmayan Müvekkili şirkete ödetmeye çalışarak sebepsiz zenginleşmeye çalışmaktadır. Nitekim bu gibi durumlarda Davacı'nın da kusurunun araştırılması gerektiği Yargıtay kararlarında da değerlendirilmiştir: Sonuç itibariyle tamamen haksız taleplerle açılmış işbu davanın reddi gerektiğinden bahisle dava dilekçesinde belirttikleri ve aşağıda yer verdikleri taraflara HMK m. 61 kapsamında davanın ihbar edilmesini: i.----------- davacı tarafından haksız yere ikame edilen davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu ----------adresinde bulunan antrepoda ------tarihinde meydana gelen yangının çıkış sebebi ile yangının çıkması, yayılması ve önlenememesinde davalı ------kusuru bulunup bulunmadığı yine davalı ------- antreposundaki ürünlerin yanmasını önleyebilecek ayrıca alabileceği bir tedbir bulunup bulunmadığı, müterafik kusuru bulunması halinde kusur oranının hesaplanmasına, yangın sebebiyle davacı şirket sigortalısı dava dışı -------uğradığı zarar, davacı sigorta şirketinin rücu hakkı bulunup bulunmadığı ve rücu hakkı varsa rücu edebileceği miktarın tespiti için, konularında uzman resen seçilecek bir İş Güvenliği Uzmanı, iki Yangın Bilirkişisi, bir İnşaat Mühendisi, bir Elektrik Elektronik Mühendisi, bir Makine Mühendisi, bir Kimya Mühendisi, iki Tekstil Mühendisi, iki Sigortacı Bilirkişi ve iki Mali Müşavir'den oluşan heyetten rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir -----Yangın Doğal Afetler Sigorta Uzmanı -------- İş Müfettişi / Mimar A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı ------ İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği İtfaiyeci-----, Sigorta Eksperi Yangın&Mühendislik ----, İnşaat Mühendisi ---- Elektrik Mühendisi ---- Kimyager İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği ---- Tekstil Mühendisi ----, Bağımsız Denetçi Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ----Tekstil Mühendisi ----, Yangın Doğal Afetler Sigorta Uzmanı----Makine Yüksek Mühendisi ----- tarafından sunulan ---- tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "SONUÇ ve KANAAT: ----- teslim tutanağı ile verilen görev çerçevesinde, dosya içeriğinde bulunan tüm belge ve bilgilerin değerlendirilmesinde, yukarıda arz ve izah edildiği üzere; ---- adresinde bulunan -------- sıralarında meydana gelen maddi hasarlı yangın olayı ile ilgili dosya içeriğinde ve olay yerinde yetkili birimlerce yapılan incelemelerden anlaşıldığı üzere, yangın olayında kast unsurunun bulunmadığı, Mali İnceleme Yönünden: Huzurdaki, yangın sebebiyle ödenen tazminatın rücü'en talebi konulu davada Sayın mahkeme, heyetimizin mali bilirkişi üyelerine de; ----- oluşan heyetten rapor alınmasına... ayraca mali müşavir bilirkişilerin dava dışı ------ticari defterleri üzerinde dava konusu olaya ilişkin de şirket merkezinde inceleme yapmalarına.” şeklinde görev tevdi edilmiştir. Dava dışı ---- şirketinin dava konusu ile sınırlı incelemesinde dosyada iletişim bilgisinin bulunmaması ile davacı şirketten bu hususta yardım istenmiş, davacı vekilinin ofisi aranarak ------ no'lu telefonundan irtibat kurularak hasar ödemesi yaptıkları şirketin konu hakkındaki yetkilileri ile irtibatlandırılmamız istenmiş, kendileri bu hususta heyetimizden 15 (on beş gün) talep ederek yardımcı olabileceklerini söyleseler de dava dışı şirketin yangın konusunda bilgi, belge temin edilecek, kayıt incelemesi yapılacak yer zaman konusunda işbu rapor tarihine kadar olumlu dönüş yapmadıklarından inceleme yapılamamıştır. Sayın Mahkemenin takdiri ile doğrudan dava dışı ------ müzekkere yazılarak, yerinde inceleme yeri, tarihi ve saati ile yerinde incelemede mali bilirkişi heyetimiz ile muhatap olacak yetkili personellerinin bildirilmesi ile incelemenin yapılabileceği, 3- Yapının, yapımında, teknik ve fenni kurallara uyulduğu, Ana taşınmazda yangın sonucu büyük bir hasar oluştuğu görülmüş. Dosya da bulunan bilgi ve belgeler ışığında yapının inşai olarak yasal kusurunun olmadığı kanaati oluşmuştur. 4- ------- tarihinde meydana gelen yangın olayı tesisin elektrik projesine aykırı olarak tesis edilmiş olan enerji nakil kablolarının aşırı ısınmasına bağlı kontak sonucu oluşan kıvılcımların elektrik kablo izoleleri ve alt kısmında bulunan raf üzerinde elektronik cihazlara ve kolay tutuşan yanıcı özelliğe sahip etrafta bulunan ------- sıcaklığında yanmaya bağlı duvar ve çatının deformasyonuyla ------firmasına ve diğer davalılara ait depolara sirayet ettiği, depolarda bulunan tekstil ürünlerinden kumaş, poşet, koli, satışa hazır elektronik , kişisel bakım ürünleri vb hızlı ve kolay yanıcı malzemelerin etkisi ile yangının büyüdüğü, özellikle gerekli önlem ve yeterli tedbirlerin alınmaması nedeniyle ------ ihmali ve tedbirsizliği nedeniyle yangın olayının başladığı ve yukarıda izah edilen hususlar çerçevesinde ihmal ve kusurlu olduğundan -----Tam Kusurlu (% 100 oranında) olduğu, 5- -------- firmaları arasında düzenlenen 01.02.2018 tarihli Depolama Sözleşmesinde belirtilen maddeler göz önünde bulundurulduğunda -------------- Firmasının-----kusurunun bulunmadığı, Diğer taraftan meydana gelen yangın olayında, kiracı konumunda bulunan ve yangından zarar gören ----- firmaların atfı kabil kusurlarının bulunmadığı, ---- ait bulunan deponun ruhsatı ve iskânının bulunduğu, binaya ait tüm plan ve projelerin ----- dosyaya fiziken girdiği bu kapsamda binanın yapımında bozukluk, bakımında ise eksikliklerin bulunmadığı ve yangının ---- başladığı tespit edildiğinden binaya ilişkin yapısal tedbirlerin alındığı; yangın algılama sensor, seyyar ve sabit yangın söndürme sistemlerinin bulunduğu dosya kapsamında yapılan inceleme ile görüldüğü, yangın olayında atfı kabil kusurunun bulunmadığı, 6- Davacının sigortalısı ------ tamamen yanarak hasarlandığı, 06.08.2021 yangın tarihi itibariyle 31.769.256,16 TL (3.135.196,16 Euro) hasar oluştuğu, 7- Davacı ---- tarafından dava dışı------ arasında düzenlenen----- tarihinde düzenlendiği, sigortalının iş tanımının------ olarak belirtildiği, -----------tarihinde çıkan yangın olayında teminat altında olduğu, poliçede tüm risklerin verildiği, Maddi hasar yanında kâr kaybı teminatının da bulunduğu, poliçenin dövizli poliçe olarak hazırlandığı, sigorta bedellerinin döviz (euro) olarak belirlendiği, sigortalının prim borcunun Euro olarak hesaplandığı ve hasar ödemeleri konusunda da dava dışı sigortalısı ile davacı sigorta şirketinin döviz cinsinden olacağını kararlaştırdıkları, 8- Hasar anında emtea teminatının (sigorta bedeli) 97.358.878 Euro iş durması teminatının ise 205.917.218 Euro olduğu, 9- Yangında kaybedilen stok envanteri (eksper raporunda göre/ davacı tarafın dava dışı sigortalısına yapmış olduğu ödeme miktarı) ayakkabı, tekstil ve aksesuarlardan oluştuğu, tespit edilen hasarlı ürün miktarı 139.222 adet olduğu, tespiti yapılan yanan ürünlere ait orijinal alış faturalarını, taşıma belgelerini, gümrükbeyannamelerini ve muhasebe kayıtlarının incelendiği, bu çalışma sırasında 223 adet gümrük beyannamesi, 373 adet fatura teker teker incelenip kıyaslandığı, ekinde 706 satırda detaylarının sunulduğu tabloya göre ürünlerin bedeli 1.427.498,71 AmerikanDoları olduğunun tespit edildiği, Sonuç olarak, poliçe hükümleri uyarınca hesaplanan toplam hasar 4.474.331 EUR olduğu, 10- ------ adresinde kain binada kiracı olarak bulunan ----- ait antrepo ve deponun bir bölümü Davalı ----tarafından kiralandığı, deponun kiralanan bu bölümünün -----nolu ----- tarafından düzenlenmiş,-----Teminatlı işbu poliçe ile, ---- tarafından sözleşme ile Depolama hizmeti vermiş olduğu ------ kapsadığı, buradaki emtiaların depolanması ile ilgili olarak Kiracı Mali Sorumluluk teminatlı işbu poliçe ile, yangın rizikoları da dahil yazılı risklerin meydana gelmesi ----- sorumlu olduğu durumlarda 40.000.000.-Euro Sigorta Bedeli'ne kadar teminat altına alınmış olduğu, işbu poliçe özel şartlarında konu adreslerdeki emtialar için düzenlenmiş aynı teminatlara sahip 3.şahıslar tarafından yaptırılmış olan başka poliçeler var ise bu poliçelerden gelebilecek haklı rücuların da teminat kapsamında olduğunun düzenlenmiş olduğu, bu düzenleme doğrultusunda Davacı ---- işbu davaya konu hadisede haklı bir rücu dolayısı ile ------ talepte bulunduğu yönünde karar oluşması halinde diğer davalı ----tarafından düzenlenmiş olan işbu --------- devreye girebileceği, haklı bir rücu talebi oluşmadığı tespiti halinde ise işbu poliçenin teminat kapsamı harici olarak yorumlanacağı'nın tarafımızca değerlendirildiği, 11- Dava konusu olayın bir alevli yangın olduğu ve davacı sigorta şirketinin olay tarihinde yürürlükte ve geçerli olan poliçe kapsamında sigortalısına, bir başka değişle; Davacı ------, dava dışı sigortalısı ------- uğradığı zararı poliçe şartlarına uygun bir şekilde, Sigorta Poliçesi'nde tazminatın Euro cinsinden ödeneceği kararlaştırıldığından; a) ------avans ödemesi, b) -----tarihinde Sigorta Poliçesi tahtında ------ Euro bakiye sigorta tazminatı ödemesi, c) Akabinde----- tutarında indirim konusu yapılamayan vergilere istinaden hesaplanan bakiye sigorta tazminatı ödemesi yaptığı, Yapılan toplam ----- ödemeyi müteakiben TTK madde 1472 uyarınca davacı müvekkili ------- sigortalısının haklarına kanunen halef olduğu, Ancak; ------ Tam Kusurlu (% 100 oranında) olduğu, -----yangının meydana gelmesinde atfi kabil kusurunun bulunmadığı, ------ diğer firmaların atfı kabil kusurlarının bulunmadığı, ----- ait bulunan deponun ruhsatı ve iskânının bulunduğu, binaya ait tüm plan ve projelerin------ ortamında dosyaya fiziken girdiği bu kapsamda binanın yapımında bozukluk, bakımında ise eksikliklerin bulunmadığı ve yangının ------başladığı tespit edildiğinden binaya ilişkin yapısal tedbirlerin alındığı; yangın algılama sensor, seyyar ve sabit yangın söndürme sistemlerinin bulunduğu dosya kapsamında yapılan inceleme ile görüldüğü, yangın olayında atfı kabil kusurunun bulunmadığının Sayın Mahkeme tarafından kabulü durumunda, Davacı Sigorta Şirketinin davalılardan dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu maddi tazminatı TTK 1472 maddesi halefiyet ilkesi doğrultusunda davalılardan talep edemeyeceği, Yukarıda yapmış bulunduğum açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesi, 6100 sayılı HMK'nın md. 279/4 ve md 266/c.2 ahkamıyla 6754 sayılı Kanun'un md. 3/3 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Yargı Makamına ait olmak üzere, görüş ve kanaatlerimizi saygılarımızla tetkike arz ederiz." şeklinde görüş bildirmişlerdir. Davacı vekili ile ihbar olunanlar ----- vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi açısından bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir -----, Yangın Doğal Afetler Sigorta Uzmanı ----- İş Müfettişi / Mimar A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı ------ İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği İtfaiyeci ------, Sigorta Eksperi Yangın&Mühendislik ----, İnşaat Mühendisi ---- Elektrik Mühendisi ----- Kimyager İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği ----, Tekstil Mühendisi----- Bağımsız Denetçi Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ----- Tekstil Mühendisi ---- Yangın Doğal Afetler Sigorta Uzmanı ---- Makine Yüksek Mühendisi ----- tarafından sunulan -----tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; "SONUÇ ve KANAAT: Ek inceleme ve değerlendirme görev kapsamı gözetilerek yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, her türlü hukuki niteleme ve takdir ile değerlendirme yüce mahkemeye ait olmak üzere; 1- Heyetimiz Tekstil Mühendisi heyet üyesi tarafından hasarlı olan Emtiaların eğer yanmasaydı muhtemel satış bedelinin 31.769.256,16 TL (3.135.196,16 Euro) bedelle Satılabileceği konusundaki KÖK rapor kanaatinde değişiklik olmadığı, davalı ---- yapılan itirazda; “...hasarlanan emtia satış bedeli 3.135.196,16 Euro olarak hesaplanmasına rağmen hasar bedelinin 4.474.331 Euro olduğu sonucuna ne şekilde varıldığının anlaşılamadığı ...” şekline özetlenecek çelişki itirazına teknik bilirkişi tarafından verilen cevabın “...eksper raporunda dikkate alınan emtia satış fiyatlarının sezon başı fiyatlarını yansıttığından sezon başı fiyatlar dikkate aldığından hasar bedeli 4.474.331 EUR olarak hesaplandığı, hazır giyim perakende sektöründe sezon başında ürünler maliyetinin çok üzerinde satılabilirken sezon ortasında indirimler yapılmakta, sezon sonuna doğru ise ürünlerin bitmesi için çok fazla indirim yapıldığı, ---------şirketinin tanınmış bir marka olması da göz önünde tutulduğunda, sezon boyunca ortalama maliyetin %80 fazlası fiyattan satış yapılabileceği yapılan ayrıntılı değerlendirme sonucunda 06.08.2021 yangın tarihi itibariyle hasara uğrayan malların 31.769.256,16 TL (3.135.196,16 Euro) satış bedelinden hesaplandığı, 2- Poliçenin EUR bedele tanzim edilmesi dolayısı ile yukarıda listelenen 991.839,51 TL KDV'nin 06.08.2021 hasar tarihli TCMB D.şatış kuru olan 10,1331'e bölünmesi ile hasar, indirim konusu yapılamayan KDV bedeli 97.881,16 EUR olarak hesaplanmıştır. 3- Yapılan mali inceleme neticesinde; hasara konu zayi olan ürünlerin, bu ürünler için yapılan ithalat masraflarının, ithalatta ödenen KDV'lerin dava dışı------- kayıtlarında yer aldığı tespit edilmiştir. Zayi olan emtianın ekspertiz raporunda da yer alan acente komisyonu, gümrük vergi: ilave gümrük vergisi, ithalat damga vergisi, ithalat müşavirlik hizmeti, birlik masrafı kayıt belgesi, ithalat yolluk, antrepo müşavirlik hizmeti, birlik masrafı ----- başvuru, damga vergisi, antrepo yolluk v.b toplam 4.882.849,66 TL masrafların sigortalı ---- kayıtlarında yer aldığının görüldüğü, - Davacı sigorta şirketinin rücü edebileceği hasar bedeli toplamını: 5- Dosya heyetçe ayrıntılı incelenerek rapordaki kusur değerlendirmesinin kök raporda belirtildiği gibi yerinde olduğu. Kök raporda verilen görüş ve kanaatimizi değiştirecek yeni bir bilgi bulgu ve belgenin dosya dahilinde bulunmadığı ve kök raporda belirtilen sonuç ve kanaatte değişiklik olmadığı, sair hususların Yüce Yargı Makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK “nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, EK Rapor kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.Davacı --------tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlar ile özellikle "dava konusu yangının çıkması, yayılması ve önlenememesinde davalı ---- kusuru bulunup bulunmadığı yine davalı ---- antreposundaki ürünlerin yanmasını önleyebilecek ayrıca alabileceği bir tedbir bulunup bulunmadığı, müterafik kusuru bulunması halinde kusur oranının hesaplanması" hususlarında açıkça görüş bildirmeleri için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavi----, Yangın Doğal Afetler Sigorta Uzmanı -----, İş Müfettişi / Mimar A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı ---- İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği İtfaiyeci Amiri----- Sigorta Eksperi Yangın&Mühendislik --- İnşaat Mühendisi---, Elektrik Mühendisi --- Kimyager İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği----, Tekstil Mühendisi --- Bağımsız Denetçi Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ---- Tekstil Mühendisi ----- Yangın Doğal Afetler Sigorta Uzmanı ---- ve Makine Yüksek Mühendisi --- tarafından sunulan ----- tarihli bilirkişi heyet 2. ek raporunda özetle; "SONUÇ VE KANAAT Yukarıda arz ve izah edildiği üzere: Kusur ve Sorumluluk Yönünden; Tüm bilgi, belge ve teknik raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yangının çıkış ve yayılmasında doğrudan sorumluluğun -------- olduğu anlaşılmıştır. Sunulan yeni itiraz dilekçeleri, mevcut teknik ve hukuki kanaatleri değiştirecek düzeyde değildir. Bu nedenle belirtilmelidir ki; yangına konu enerji nakil hattının yapı projesine aykırı olarak çekilmesi ve bu hattın üzerinde yüksek ısı ve risk içeren lityum iyon batarya, elektronik eşya ve diğer yanıcı emtianın depolanması, hem ----- Yönetmeliği'ne hem de ----- açıkça aykırıdır. Bu durum, sadece teknik değil aynı zamanda organizasyonel sorumluluğun da ------- olduğunu göstermektedir. Yangın algılama ve söndürme sistemlerinin çalıştığı halde yangının engellenememiş olması, bu sistemlerin değil, yangının çıktığı ortamın kontrolsüzlüğünün bir sonucudur. Tüm bu değerlendirmeler ışığında, ---- firmasının tam kusurlu olduğu yönündeki kanaatimizde değişiklik bulunmamaktadır. Davalı---- bakımından ise, dosya kapsamında yer alan mevcut bilgi ve belgeler ile yangının çıkış yeri ve yayılma mekanizması birlikte değerlendirildiğinde; yangının çıkış noktası ile ------ait antrepo arasında doğrudan fiziksel bir irtibatın bulunmadığı, yangının -----ait alanda başladığına ya da yangının bu firmaya özgü bir ihmal ile büyüdüğüne dair teknik ve somut bir bulguya ulaşılamadığı anlaşılmıştır. Ancak yangının büyümesi ve sirayeti sürecinde, ------- antreposunda bulunan ürünlerin korunmasına yönelik olarak yangın güvenliği açısından alınabilecek ek önlemler (yangın bölümlendirmesi, fiziksel ayrım tedbirleri, yangın yalıtımı vb.) yönünden mevzuata uygunluk ve özen sorumluluğu sınırlarında değerlendirme yapılmıştır. Bu kapsamda, yangınla mücadele açısından olağan dışı bir ihmale rastlanmadığından, -------için yangının çıkışı ve yayılmasında müterafik kusur yüklenmesini gerektirecek teknik bir gerekçe bulunmadığı kanaati oluşmuştur. Sigorta Poliçesi ve Teminat Yönünden; Davacı/Sigortacı-----itiraz ve eleştiri konusu edilen Davalı -------sorumluluğu bulunduğu hususunda yukarıda detaylı irdelendiği üzere, Konu poliçe'deki “Kiracı Mali Sorumluluk” teminatı ile ------ sorumlu olduğu durumlarda 40.000.000 EURO Sigorta Bedeli ile limitli olarak buradaki emteaların ve keza 3.şahıs mallarının da sigorta teminatı altına alındığı, ancak bu Emtialar için 3.Şahıslar tarafından aynı teminatlara haiz yaptırılmış başka sigorta poliçeleri varsa öncelikle bu poliçelerden zararın karşılanması gerektiği, böyle bir durumda mevcut diğer poliçelerin tazmin kıymeti üzerinde kalan kısımlar ve ilgili poliçelerde mevcut ise muafiyet kısımları için ------- poliçesinin devreye gireceği, Keza diğer şirketler tarafından aynı şartlarda 3.şahıs malları için poliçe düzenleyen sigorta şirketlerinden gelebilecek haklı Rücu'ların da teminat altına alınmış olduğu, Somut davada Davacı Sigortalısı ----- tarafından Yangın rizikosu için Davacı ------ poliçe düzenletmiş olduğu, bu poliçedeki Emtia Sigorta Bedeli'nin davaya konu zararı karşılayacak yeterlilikte olduğu, Sigortalı ----- poliçe gereği 25.000 EUR Muafiyet tutarını ---- tazmin edememiş olduğu, Davacı ----- tutarını tenzil ederek hasarı sigortalısına tazmin ettiği için bu Muafiyet tutarını Davalılardan talep edemeyeceği, yine somut davada ------- davaya konu Yangın Hadisesi'nde sorumluluğu olduğuna dair herhangi bir tespit bulunmadığından sigortacısı------ sigortalısı ile aralarındaki poliçe kaynaklı sorumluluğu olmayacağı, işbu dava ile Davacı ---- tarafından Davalı'lar --------- rücuen talepte bulunmasının uygun olmayacağı değerlendirmesi ile KÖK RAPOR'daki görüşümüz korunmuştur. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK 'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, EK-2 Rapor sonuç ve kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, ----kapsamında ödenen sigorta tazminatının rücuen davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, dava dışı sigortalı ------ poliçe numaralı -----yapıldığını, sigortalıya ait ürünlerin depolama alanında meydana gelen yangın sonucu zarar görmesi sebebiyle ödenen tazminatın depolama hizmeti sunan davalı ---- sigortacısı davalı---tahsilini istemektedir.Davalı ----, davalı -----tarihleri arasında geçerli ---- poliçe numaralı Endüstriyel Paket Yangın Poliçesi yapıldığını, sigortalısının dava konusu zarardan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. Davalı -----Şirketi, dava konusu zarardan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri A. Sorumluluk I. Genel olarak başlıklı 49 uncu maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.", II. Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50 nci maddesi "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.", III. Tazminat 1. Belirlenmesi başlıklı 51 inci maddesi "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.", 2. İndirilmesi başlıklı 52 nci maddesi "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.", Saklama Sözleşmeleri A. Genel saklama sözleşmesi I. Tanımı başlıklı 561 nci maddesi "Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir. Açıkça öngörüldüğü veya durum ve koşullar gerektirdiği takdirde, saklayan ücret isteyebilir.", II. Saklatanın borçları başlıklı 562 nci maddesi "Saklatan, sözleşmenin ifasının zorunlu kıldığı bütün masrafları ödemekle yükümlüdür. Saklatan, kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmedikçe, saklayanın saklamadan doğan zararlarını gidermekle yükümlüdür.", III. Saklayanın borçları 1. Kullanım yasağı başlıklı 563 ncü maddesi "Saklayan, saklatanın izni olmadıkça saklananı kullanamaz. Bu yasağa aykırı davranırsa, saklatana uygun bir kullanım bedeli ödemekle yükümlü olduğu gibi, kullanmamış olsaydı bile bu zararın doğacağını ispat etmedikçe, beklenmedik hâlden doğacak zararlardan da sorumlu olur.", 2. Geri verme a. Genel olarak başlıklı 564 ncü maddesi "Saklama sözleşmesinde bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine, saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlüdür. Ancak saklatan, saklayanın belirlenen süreyi dikkate alarak yapmış olduğu masrafları ödemekle yükümlüdür.", b. Özel durumlar başlıklı 565 nci maddesi "Saklayan, belirlenmiş olan sürenin sona ermesinden önce saklananı geri veremez. Ancak saklayan, öngörülemeyen durumlar dolayısıyla sözleşmenin devamı saklanan için tehlikeli veya kendisi için zararlı olursa, belirlenen sürenin sona ermesinden önce de geri verebilir. Süre belirlenmemişse, saklayan saklananı her zaman geri verebilir. Birden çok kişi bir şeyi saklanmak üzere verirse, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça veya hepsinin rızası olmadıkça, saklayan saklananı onlardan birine geri vermekle sorumluluktan kurtulamaz." ve c. Geri verme yeri başlıklı 566 ncı maddesi "Saklanan, masrafları ve hasarı saklatana ait olmak üzere, korunması gereken yerde geri verilir." hükmünü düzenlemiştir. -------- adresinde bulunan ihbar olunan ----- maliki olduğu depoda ----- tarihinde saat 12.00 sıralarında maddi hasarlı yangın olayı meydana geldiği, yangın sonucu davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ait ürünlerin saklanması için bırakılan davalı ----- ait bölümde tamamen yanarak zarar gördüğü, bilirkişi kurulundan alınan rapor ve ek raporlar sonucu, yangının çıkış ve yayılmasında sorumluluğun doğrudan ihbar olunan --------ait olduğu, yangına konu enerji nakil hattının yapı projesine aykırı olarak çekilmesi ve bu hattın üzerinde yüksek ısı ve risk içeren lityum iyon batarya, elektronik eşya ve diğer yanıcı emtianın depolanması, hem -------- açıkça aykırı olduğu, bu durumun, sadece teknik değil aynı zamanda organizasyonel sorumluluğun da ------ firmasında olduğunu gösterdiği, yangın algılama ve söndürme sistemlerinin çalıştığı halde yangının engellenememiş olması, bu sistemlerin değil, yangının çıktığı ortamın kontrolsüzlüğünün bir sonucu olduğunun tespit edildiği, davalı ----- dava konusu yangının çıkması, yayılması ve önlenememesinde kusurunun bulunmadığı yine davalı ---- antreposundaki ürünlerin yanmasını önleyebilecek ayrıca alabileceği bir tedbir bulunmadığı bildirilmiştir. Saklama (vedia) sözleşmeleri, TBK 561 ilâ 580. maddeleri arasında düzenlenmiş olup aynı başlık altında yine saklama sözleşmesinin temel özelliklerini içeren fakat kendine has bazı özellikleri olan güvenilir kişiye bırakma, ardiyeciye bırakma, konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlere bırakma gibi özel olarak düzenlenmiş ve muhafaza borcu doğuran sözleşmeler bulunmaktadır. Saklama (vedia) sözleşmesinin tanımı TBK’nın 561/1. maddesinde; “Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Saklama sözleşmesinin konusu taşınır bir mal olup bu mal misli bir mal olabileceği gibi misli olmayan bir mal da olabilir. Buna göre saklama sözleşmesi; saklayanın saklatan tarafından verilen taşınırı kabul ve onu güvenli bir mahalde muhafaza etme yükümlülüğü altında olduğu ve sözleşmede ayrıca kararlaştırılmadığı takdirde saklayanın herhangi bir ücret talep edemeyeceği sürekli bir sözleşmedir. Saklama sözleşmesi, rızaya dayalı bir sözleşme olup sadece tarafların anlaşmasıyla ve taşınırın tesliminden önce meydana gelmektedir. Sözleşmenin kurulmuş olması için taşınırın teslimi şart değildir. Ancak muhafaza borcu doğaldır ki; taşınırın saklayan tarafından teslim alınmasını ve koruma altına koyulmasını ifade eder. Başka bir deyişle saklayanın muhafaza borcunun doğması için taşınırın teslimi gerekmekte olup teslim almadan kaçınılması hâlinde bir “yüküm” ihlâli olarak saklayanın borçlu temerrüdüne düşmesine yol açar.Türk Borçlar Kanunu’nun 564. maddesi gereğince saklama sözleşmesinde teslim edilen taşınır için bir vade tayin edilmiş olsa bile, saklatan bu vadeye bağlı kalmaksızın taşınırın iadesini her zaman talep edebilir. Zira Kanun’da açıkça düzenlenmemiş ise de; saklayanın taşınırı geri verme borcu, saklama sözleşmesinin en önemli ve zorunlu unsurlarından biridir. Çünkü saklayan ancak taşınırı geri vermekle muhafaza borcunu tam olarak yerine getirmiş olur. Saklama sözleşmesi, eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğindedir. Saklayanın esas borcu taşınırı emin bir yerde muhafaza etmek ve saklatanın talebi hâlinde veya belirlenen vadede bunu saklatana geri vermektir. Saklatan ise sadece sözleşmede açıkça ücret kararlaştırılmış olması veya hâl ve şartların saklatanın ücret ödemesini gerekli kılması hâli dışında hiçbir borç altına girmemektedir. Sadece saklayanın sözleşmeyle üstlendiği borçların yerine getirilmesiyle bağlantılı giderler ile muhafaza edilen taşınırın saklayana verdiği zararları gidermek zorundadır. Bu nedenle saklama sözleşmesi, sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça veya hâl ve şartlar gerekli kılmadıkça ivazsız bir sözleşmedir.Saklatanın sözleşme konusu taşınırın maliki olması şart değildir. Zira saklama sözleşmesinin saklananın mülkiyetiyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Eş söyleyişle saklama sözleşmesini yapmak malike hasredilmiş bir hak olmayıp malik olmayan kimse de geçerli olarak saklama sözleşmesi yapabilir ve yasal istisnai hâller saklı kalmak üzere, saklananın yalnız kendisine geri verilmesini, başka bir kimseye geri verilmemesini isteme hususunda hak sahibidir. Bu nedenle saklatan, saklanan taşınırın maliki olmadığından bahisle taşınırı iadeyi reddedemeyeceği gibi saklayan da saklatanın, malik olmadığını ileri sürerek taşınırın saklatana iadesinden kaçınamaz ----------Saklama sözleşmesinde saklayanın muhafaza borcu, bu sözleşmenin konusunu ve amacını oluşturmaktadır. Saklayan taşınırı, saklatanın belirlediği yerde ve onun istediği şekilde muhafaza etmekle yükümlüdür. Bu husus sözleşmede açıkça belirtilmemişse, saklayan taşınırı güvenli bir yerde ve değeriyle orantılı bir dikkat ve özenle muhafaza etmek zorundadır. Saklama sözleşmesi kullanma ödüncü, kira, eser, taşıma, satım, rehin sözleşmelerinden yalnız koruma unsurunun tek başına ya da hiç olmazsa en başta gelen sözleşme borcunu oluşturması bakımından ayrılır. Saklama sözleşmesinde borç kaynağı korumayı üzerine almadır. Eğer borç nedeni bu değilse ya da bu unsur tali nitelikte ise, özellikle bir saklama sözleşmesinden söz edilemez ---- Saklama sözleşmesinde muhafaza borcu mutlak nitelikte olup açıkça veya zımnen izin verilmedikçe saklayan, tevdi edilen taşınırı kullanamaz veya üçüncü kişilere kullandıramaz.Saklayan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe, taşınırı geri vermemekten veya kötü bir durumda geri vermekten doğan zararı tazmin etmek zorundadır. Zira saklama sözleşmesiyle taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi doğacak olup burada TBK’nın 112. maddesinin uygulanacağı kuşkusuzdur. Başka bir deyişle geri verme saklayanın kusuru sonucunda gerçekleşemiyorsa geri verme borcu yerine tazminat borcu geçecektir. Somut olayda davacının dava dışı sigortalısının ürünlerini saklamakla yükümlü davalı ------dava konusu yangının başlaması, yayılması ve önlenememesinde kusurunun bulunmadığı, yangının başladığı alanda yanan ürünlerin niteliği, yangının büyüklüğü ve genişliği göz önünde bulundurulduğunda davalı ----- antreposundaki ürünlerin yanmasını önleyebilecek alabileceği bir tedbir bulunmadığı anlaşıldığından saklananın zarar görmesinde davalı ---- kusuru bulunmadığından davalı ---- onun sigortacısı olan davalı ---- yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca maddi tazminatın tamamen reddi nedeniyle maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki karar kılınmıştır.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE, 1-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 867.259,93 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 866.644,53 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 2-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalılara verilmesine, 4-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ----, davalı ---- ihbar olunan ---- davalı-----, ihbar olunan -----ihbar olunan ----- ihbar olunan ------ yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ------------- Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/460, K. 2025/888, T. 05.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-460-e-2025-888-k-ff00a1abcad1