İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/432 E. 2024/322 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/432
- Karar No
- 2024/322
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/432 Esas - 2024/322 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/432 Esas KARAR NO : 2024/322
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) DAVA TARİHİ : 25/09/2023 KARAR TARİHİ : 10/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava ve replik dilekçelerinde özetle; Müvekkili markası ile davalı şirkete ait markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, markalarda ortak olarak yer alan “...” ibaresinin esas unsur konumunda olduğunu, markalar arasında yalnızca renk bakımından farklılık olduğunu, bu hususun markada herhangi bir ayırt edici etkisi olmadığını, Türkiye’de ve dünyada “...” markası ile bilinen ve yıllardır piyasada mevcudiyetini sürdüren müvekkiline ait markanın, davalı şirkete ait marka tarafından piyasada tanınırlığından faydalanılmak suretiyle kullanılmaya çalışıldığını, markalar arasındaki benzerliğin halk tarafından karıştırılma ve markalar arasında doğrudan doğruya bağlantı bulunduğu ihtimalini ortaya çıkardığını ve seri marka algısı oluşturduğunu, müvekkilinin kullanımının eskiye dayandığını ve uzun yıllardır ciddi bir şekilde devam ettiğini, müvekkili şirket tarafından ve müvekkili şirket adına kesilen faturalar, 2013 tarihli ... sicil belgesi örneği, .... internet sitesi görseli ve çeşitli sertifika/üretim yeri fotoğraflarının marka işlem dosyasına sunulduğunu, söz konusu delillerin müvekkili kullanımının fasılasız ve yoğun bir şekilde olduğunu gösterdiğini, davalı şirkete ait markanın aynı zamanda müvekkiline ait ticaret ünvanı ile de iltibas oluşturduğunu, davalı şirketin marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin ileri sürdüğü .... E. sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunun dava konusuyla alakasız olduğunu beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, davalıya ait ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu edilen marka başvurusu ile ret kararına gerekçe olarak gösterilen markalar arasında, tescil edilen mal veya hizmetler yönünden benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların tüketici zihninde bir ilişkilendirmeye yol açmasının mümkün olmadığını, dava konusu marka başvurusunda tescil edildiği mal veya hizmet sınıfında kendine özgü ve ayırt edici bir algı oluşturduğunu, kullanılan renklerin ve yazı stilinin farklı olduğunu, markanın beyaz zemin üzerine yeşil renk ile baş harfi büyük, diğer harfleri küçük olacak şekilde yazılan “...” ibaresinden oluştuğunu, ayrıca markanın üstünde ve altında şekil ibaresinin bulunduğunu, davacının itiraza mesnet markasının klasik tarzda büyük harflerle yazılan “...” ibaresinden oluştuğunu ve markada başka bir unsurun bulunmadığını, davalı markasının tescil edildiği sınıflara ilişkin markanın ayırt edici fonksiyonunun yerine getirildiğini ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağını, davalı şirketin karşı görüş dilekçesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğunu, yapılan incelemede davacının kullanımı ispat edemediğinin tespit edildiğini, davacının SMK 6/3 maddesi çerçevesinde lehine hak sahipliği doğuracak nitelikte tescil başvurusundan önce Türkiye’de markasal olarak aktif ve yoğun kullanımının ispatlanamadığını, davacının kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap ve düplik dilekçelerinde özetle; Müvekkilinin ....’de 1906 yılında kurulan bir ilaç şirketi olduğunu, “...” kelimesinin .... dilinde “acı çeken arkadaş” anlamına geldiğini, müvekkilinin bilinen “...” ibareli ilk logosunun yüz yıldan daha eski bir zamanda oluşturulduğunu, markanın yaratıcısı ve gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin marka başvurusuna davacı şirket tarafından gerçekleştirilen itiraza sunulan karşı görüş dilekçesinde kullanım ispatı talebinde bulunulduğunu, davacı tarafından sunulan delillerin markanın ciddi şekilde kullanımının ispatı bakımından yeterli olmadığını, “...” ibaresinin herhangi bir markasal işlevi olmaksızın ticaret ünvanı şeklinde ve üretici firma adı gibi, bulunması zorunlu durumlarda kullanıldığının, davacının mallarını “...” markası ile ürettiğinin ve satışa arz ettiğinin tespit edildiğini, davacının ... sayılı markasını kullanmadığının müvekkili tarafından açılan hükümsüzlük ve kullanmama nedeniyle iptal istemli .... E. sayılı dosyada hazırlanan bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, müvekkiline ait marka başvurusu ile redde mesnet marka karşılaştırıldığında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması koşulunun sağlanamadığını, dava konusu marka başvurusunun SMK 6/3 ve 6/6 maddeleri bağlamında reddi koşullarının oluşmadığını, müvekkili şirketin kötü niyetli olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, esasen davacının kötü niyetli olduğunu, davacının hükümsüzlük iddiasının yerinde olmadığını, müvekkilinin “...” ibaresini içeren ... sayılı markanın halihazırda sahibi olduğunu, davacının aynı markasına dayanarak bu marka başvurusuna da itiraz ettiğini, itirazlarının reddi neticesinde markanın tescil edildiğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet ... sayılı "..." ibareli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, gerek marka işlem dosyasında, gerekse dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacıya ait ticaret ünvanı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, .... .Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden temin edilmiş, davacıya ait ticari sicil kayıt bilgileri getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin raporlar alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin "..." ibareli 16.07.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.11.2021 tarih ve 384 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 12.01.2022 tarihinde SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında ... sayılı markayı mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şirketin 04.04.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, dilekçesinde ... sayılı markaya ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacının 25.05.2022 tarihli marka kullanım ispat formu sunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddedildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 09.09.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 10.10.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 24.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 16.02.2024 tarihinde tescil edilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre; İlk olarak gerek ... kararının iptali istemi bakımından, gerekse markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından ileri sürülen kullanmama def'i ön sorun olarak incelenmiştir. ... Kararının İptali İstemi Bakımından; Davalı şirketin ... nezdinde yapılan işlemler sırasında sunduğu karşı görüş dilekçesinde ... sayılı marka yönünden, marka kapsamında yer alan tüm emtia bakımından “kullanmama def’i”nde bulunduğu tespit edilmiştir. Somut olayda davalıya ait dava konusu ... sayılı markanın başvuru tarihi 16.07.2021’dir. Kullanım ispatı talep edilen markanın tescil tarihi 13.03.2015 olup, dava konusu markanın başvuru tarihinde 5 yılı aşkın süredir tescilli olduğu, bu gerekçe ile davalı şirketin ilgili marka yönünden “kullanmama def’i” ileri sürebileceği tespit edilmiştir. Davacı taraf 16.07.2016-16.07.2021 tarih aralığında, markasını tescilli olduğu emtialar bakımından ciddi surette kullandığını ispat külfeti altındadır. Davacı taraf, itiraz aşamasında aşağıdaki belgeleri dosyaya sunmuştur: • Faturalar: Faturalar 2018-2022 tarih aralığına ilişkin olup, bir kısmı davacı tarafça düzenlenmiş, bir kısmı ise davacı adına düzenlenmiştir. Davacının düzenlediği ve tarih şartını sağlayan faturaların açıklamalarında “..., ..., ....” markalı ürünler yer almaktadır. • Katalog: Tarih yer almamaktadır. • Fabrika görüntüleri: Fabrikanın dışında “...” markası yer almakta olup, fotoğraflar tarih içermemektedir. • .... adresinden alınan ekran görüntüleri • 19-20 Mart 2020 fuar katılımına daı̇r sözleşme örneği: ... ibaresi ünvan olarak kullanılmış olup, marka olarak kullanılmamıştır. • ... sicil örneği • Sertifikalar: ... ibaresi unvan olarak kullanılmış olup, marka olarak kullanılmamıştır. Ticaret odası kayıt belgesinde, şirketin faaliyet alanı “Her türlü gıda maddelerini almak, satmak, üretmek, bu faaliyetlerini yerine getirmek için tesisler kurmak, işletmek, kiralamak, kiraya vermek, satış mağazaları açmak ve işletmek, Her türlü ipek, pamuk, yün, sentetik tabii elyaflardan ve diğer ipliklerden mamul örme ve dokuma kumaşların imalini, ithalatını, ihracatını, toptan ve perakende dahili ticaretini ve pazarlamasını yapmak, Lastik, kauçuk ve plastik ve profille ilgili her türlü mamul ve malzemenin imalatı, ithalat ve ihracatını yapmak, Her türlü kırtasiye malzemesi alım ve satımını, pazarlamasını, ithalat ve ihracatını yapmak, İnşaat taahhüt ve müteahhitlik işleri yapmak, resmi ve özel inşaatlar yapmak” olarak belirtilmiş, ... kodu ise “21.20.01-Eczacılığa ilişkin tıbbi ilaçların imalatı (antibiyotik içeren tıbbi ilaçlar, ağrı kesiciler, hormon içeren tıbbi ilaçlar vb.” olarak belirlenmiştir. Davacı markası, 5.sınıfta tescilli olup, marka kapsamında “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler, kimyasal elementler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı olan ya da olmayan diyet maddeleri; besin takviyeleri, zayıflatıcı ürünler; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç). Hijyen sağlayıcı ürünler (pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuk bezleri). Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar.” emtiaları bulunmaktadır. Markanın temel işlevine uygun bir kullanımın söz konusu olabilmesi için, ilgili tüketici zihninde marka ile mal veya hizmet arasında bir irtibat kurulması gereklidir. Dolayısıyla, sunulan belgeler arasında, marka kapsamında yer alan ürünler ve bu ürünler üzerinde “...” markasının kullanıldığının tespitinin yapılması gerekir. Davacının ... kodu kapsamında faaliyet konusu “Eczacılığa ilişkin tıbbi ilaçların imalatı (antibiyotik içeren tıbbi ilaçlar, ağrı kesiciler, hormon içeren tıbbi ilaçlar vb.” olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla, davacının genel olarak “ilaç” sektöründe faaliyet göstermesi beklenmeli ve ürettiği/satışa sunduğu ürünler kapsamında “...” markasının yer alması gerekmektedir. Dosya kapsamında, herhangi bir ürün görseli yer almadığı gibi, davacının sunduğu faturaların açıklamalarında yer alan ürünlerin, farklı markaları söz konusudur. Davacı tarafın sunduğu belgeler incelendiğinde, “...” markasının, 05. sınıf kapsamında yer alan herhangi bir emtia üzerinde kullanıldığını gösterir belgeye veya ürün görseline rastlanmamıştır. Davacının sunduğu faturaların açıklamalarında “..., ..., ....” markalı ürünler yer almaktadır. Davacının ticaret ünvanının “...” ibaresini içermesinden kaynaklı olarak, faturalarda “...” ibaresi yer almakta ise de, faturalardaki bu kullanım markasal kullanım değil, ticaret ünvanının kullanımıdır. “...” ibaresinin bir ürün üzerinde, bir ürün markası olarak kullanımını gösterir bir bilgi dosya kapsamında bulunmamaktadır. .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin .... E. sayılı dosyası kapsamında, davacıya ait marka ile ilgili olarak, davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış ve alınan bilirkişi raporunda, “Davalı tarafından, yukarıdaki tabloda tespit edilen ürünlere ilişkin satış faturalarında, dava konusu ... markasının, ürün açıklamasında kullanılmadığı, sadece ünvanda bulunan ... ibaresinin fatura üzerinde ön plana çıkarılmak suretiyle büyük puntolarla yazıldığı tespit edilmiştir.” açıklaması yer almaktadır. Sonuç olarak, ... kararının iptali davası bakımından davalı şirketin, davacıya ait ... sayılı markası hakkında ileri sürdüğü kullanmama def’inin yerinde olduğu, zira davacıya ait ... sayılı markanın, dava konusu markanın başvuru tarihinde 5 yıldan uzun süredir tescilli olduğu, iş bu markanın kullanımının ispatlanamaması nedeniyle ... kararının iptali davası bakımından gerekçe olarak kabul edilemeyeceği ve SMK m.19/2 hükmü uyarınca SMK m.6/1 hükmü incelemesi yapılamayacağı kanaatine varılmıştır. Hükümsüzlük İstemi Bakımından; 6769 sayılı SMK m.25/7 uyarınca; Hükümsüzlük davası bakımından kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Somut olayda, dava tarihi 25.09.2023 olup, davacı tarafın hükümsüzlük davasına mesnet gösterdiği ... sayılı marka, dava tarihinde en az 5 yıldır tescillidir. Dolayısıyla, davalı şirket, davacının gerekçe olarak gösterdiği markanın kullanımının ispatlanmasını talep edebilir. Davacı taraf, dava tarihinden önceki 5 yıl içinde (25.09.2018-25.09.2023) markasını kullandığını ispatlamalıdır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru tarihinde de markasını kullandığını ispatlamalıdır. Sonuç olarak, davacı taraf, hükümsüzlük davası bakımından ... sayılı markasını 16.07.2016-16.07.2021 ve 25.09.2018-25.09.2023 tarih aralıklarında kullandığını ispatlamalıdır. Davacı taraf, itiraz aşamasında sunulanlara ek olarak aşağıdaki belgeleri dosyaya sunmuştur: • ..., ... markalı ürünlerin görselleri • ... adresinden alınan haber görüntüleri: o .... 2019 sempozyumundan görüntüler: ... markası yer almamaktadır. o Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresinden görüntüler: ... markası yer almamaktadır. • Yerli Malı Belgesi: ... markası yer almamaktadır. • Fuarlardan ve düzenlenen eğitimlerden görüntüler: ... markası yer almamaktadır. ... aşamasında sunulan delillerin değerlendirmesi bakımından yapılan değerlendirme, bu bölüm için de geçerlidir. Zira itiraz aşamasında sunulan belgelere ek olarak, dava aşamasında sunulan belgelerin de, 5. sınıfta yer alan emtialar üzerinde, “...” markasının kullanıldığını gösterir belgeler olmadığı tespit edilmiştir. Dava aşamasında sunulan ürün örneklerinde, ürünler üzerinde .... markaları yer almakta, ürünlerin üreticisi olarak, davacı şirketin ünvanı bulunmaktadır. Bu ürünlerden de anlaşılacağı üzere, davacının ürettiği ürünler üzerinde, farklı markalar kullanılmaktadır. Sonuç olarak, hükümsüzlük davası bakımından davalı şirketin, davacıya ait ... sayılı markası hakkında ileri sürdüğü kullanmama def’inin yerinde olduğu, zira davacıya ait ... sayılı markanın, dava konusu markanın başvuru tarihinde 5 yıldan uzun süredir tescilli olduğu, iş bu markanın kullanımının ispatlanamaması nedeniyle hükümsüzlük davası bakımından gerekçe olarak kabul edilemeyeceği ve SMK m.25/7 hükmü uyarınca SMK m.6/1 hükmü incelemesi yapılamayacağı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (....) Somut olayda yapılan değerlendirmede; dava konusu markanın başvuru tarihi 16.07.2021 olup, davacı şirket, bu tarihten önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin tescilsiz olarak yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırdığını ispatlamalıdır. Davacının itiraz ve dava aşamasında sunduğu belgeler, yukarıda “kullanım ispatı” bölümünde ayrıntılı olarak incelenmiş olup, “...” ibaresinin “marka” olarak kullanımının ispatlanamadığı değerlendirmesi yapılmıştır. Davacı tarafın, “...” ibaresini “markasal” olarak kullandığını ispatlayamadığı değerlendirilmiş olup, somut olayda davacının gerçek hak sahipliği iddiasının kabul edilebilir nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır. SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.” Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir. Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nin 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. ....Hukuk Dairesi'nin 13.03.2019 tarih .... sayılı kararında da, önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle sonraki tarihli aynı/benzer markanın başvurusunun engellenebilmesi için, salt ticaret unvanına ilişkin ticari sicil kayıtlarında yer alan iştigal alanlarına bakılmaması gerektiği, ticaret unvanının fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınmak suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Somut olayda yapılan değerlendirmede; ...’nün cevabi yazısına göre, davacı şirket 11.12.2014 tarihinde "... ŞİRKETİ" ünvanı ile kurulmuş, 2021 yılında davacı şirket ünvan değişikliği yapmıştır. Davacı şirketin faaliyet alanı aşağıdaki gibidir: “Her türlü gıda maddelerini almak, satmak, üretmek, bu faaliyetlerini yerine getirmek için tesisler kurmak, işletmek, kiralamak, kiraya vermek, satış mağazaları açmak ve işletmek, Her türlü ipek, pamuk, yün, sentetik tabii elyaflardan ve diğer ipliklerden mamul örme ve dokuma kumaşların imalini, ithalatını, ihracatını, toptan ve perakende dahili ticaretini ve pazarlamasını yapmak, Lastik, kauçuk ve plastik ve profille ilgili her türlü mamul ve malzemenin imalatı, ithalat ve ihracatını yapmak, Her türlü kırtasiye malzemesi alım ve satımını, pazarlamasını, ithalat ve ihracatını yapmak, İnşaat taahhüt ve müteahhitlik işleri yapmak, resmi ve özel inşaatlar yapmak” Ticaret ünvanlarında, “ek” kullanılması bir zorunluluk olmamakla birlikte, bu unsur, taraflara ait ticaret ünvanlarının birbirinden ayırt edilmesine hizmet etmektedir. Somut uyuşmazlık bakımından davacının ticaret ünvanının "ek” unsuru “...” ibaresidir. Dava konusu marka başvurusu ise “...” ibaresinden oluşmaktadır. Davacı şirketin ticaret ünvanının kılavuz unsuru ile dava konusu marka başvurusu ayniyet taşımaktadır. Davacının, ticaret sicil gazetesinde ilan edilen faaliyet alanı içerisinde “Her türlü gıda maddelerini almak, satmak, üretmek, bu faaliyetlerini yerine getirmek için tesisler kurmak, işletmek, kiralamak, kiraya vermek, satış mağazaları açmak ve işletmek” bulunmakta olup, davacı şirketin itiraz ve dava aşamasında sunduğu belgelerde, “takviye edici gıda” emtia ürettiği ve bu ürünleri farklı markalar ile satışa sunduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf, “...” ibaresini marka olarak kullanmamakla birlikte, ticaret ünvanı olarak ürünlerin üzerinde kullanılmakta ve üretici bilgisi kısmında, davacının ticaret ünvanı bulunmaktadır. Bir diğer ifade ile, davacının ticaret ünvanı fiilen "takviye edici gıda” emtiası bakımından kullanılmaktadır. İlgili tüketici açısından; besin/gıda takviyeleri söz konusu olduğunda, alıcıların hem genel olarak halktan hem de tıp doktorları, eczacılar ve beslenme uzmanları gibi belirli mesleki bilgi veya uzmanlığa sahip müşterilerden oluştuğu söylenebilir. Alıcılardan genel halk dışındakilerin dikkat düzeyinin yüksek olduğu açıktır. Genel halk açısından ilgi düzeyinin ortalama olabileceği değerlendirmektedir. Bununla birlikte, gıda takviyelerinin ucuz olmadığı ve belli bir amaçla vücudu desteklemek için satın alınıyor olmaları karsısında zorunlu ihtiyaç olduklarından bahsedilemeyeceğinden, genel kamu grubundaki tüketicilerin gıda takviyeleri sağlık durumlarını etkilediğinden makul düzeyde bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı olacakları ve dikkat düzeylerinin de ortalama olsa da yükseğe yakın olabileceğinin akılda tutulması gerektiği değerlendirilmektedir. Dava konusu marka kapsamında 29, 30 ve 32.sınıfta; yenilen, içilen veya yenilmesi, içilmesi beklenen genel kullanıma yönelik olan gıda emtialarının yer aldığı, davacı yanın ticaret ünvanını kullandığı emtia olan “takviye edici gıda" emtialarının dava konusu marka kapsamında bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı yan, dava konu marka kapsamında “doğal ve bitkisel besin ürünleri ve besin takviyelerini içeren 29/30/32. sınıf emtiaları”nın bulunduğunu iddia etmiştir. Bu iddia ile ilgili teknik olarak; ‘Besin takviyeleri’nin diğer adı ‘gıda takviyeleri’dir. Günümüz teknolojileri ile üretilmiş olan gıda ürünlerinin yapay olduğundan bahsedilemeyeceği için doğal olduklarından şüphe edilemeyeceği, bitkisel kökenli ürünler açışından, kompozit ürün olmama şartı ile bitkisel ürün denilebileceği değerlendirilmektedir. Davacı yanın besin takviyelerini içeren emtialar iddiasında, gıdanın normalde bileşiminde bulunması gereken ögelerden bahsediliyor olması muhtemeldir. Ancak, bu şekide bir yaklaşımdan yola çıkarak emtialar arasında benzerlik vardır değerlendirmesi yapılmayacağı düşünülmektedir. Zira, gıda takviyelerinin üretiminde kullanılan hammadde ile 39/30/32 inci sınıf gıda emtialarının elde edildiği hammadde ve diğer girdilerinden bir ya da bir kaçının aynıyet/benzerlik ilişkisinde olması halinde dahi elde edilen nihai ürünler farklı yapı, özellik ve niteliktedir. Ayrıca, emtiaların pazarlandıkları yerler ve kullanım amaçları farklıdır. Dolayısıyla, eldeki vakada 5 inci sınıfa dahil olan ve sağlık-medikal amaçlı kullanım alanı bulan ‘besin/gıda takviyeleri’ ile 29/30/32. sınıfa dahil genel amaçlı gıda emtialarının aynı ya da benzer olduğu sonucuna varılamaz. Şöyle ki; Nice Sınıflandırmasının amacı; yalnızca mal ve hizmetlerin belirli sınıf ve kategorilerini önererek marka başvurularının hazırlanmasını ve işlenmesini kolaylaştırmaktır. Nice Sınıflandırması, söz konusu malların doğasını ve özelliklerini tek başına belirleyemez. Bununla birlikte, mal ve hizmetlerin sınıflandırılmasının özünde pazarın ihtiyaçlarını yansıtacak şekilde tasarlama yapıldığı, malların yapay bir şekilde bölümlendirilmesini gerektirmediği akılda tutulmalıdır. Zira, sınıf başlıkları, mal veya hizmetlerin prensipte yer aldığı sektöre ilişkin genel göstergeleri içerir. Eldeki davaya konu gıda takviyeleri 5. sınıfta yer almaktadır. Dava konusu marka ise 29/30/32 inci sınıflara dahil emtiaları kapsamaktadır. Takviye edici gıda ya da bilinen adıyla gıda takviyeleri; 5996 sayılı Kanun kapsamında “normal beslenmeyi takviye etmek amacıyla, vitamin, mineral, protein, karbonhidrat, lif, yağ asidi, amino asit gibi besin öğelerinin veya bunların dışında besleyici veya fizyolojik etkileri bulunan bitki, bitkisel ve hayvansal kaynaklı maddeler, biyoaktif maddeler ve benzeri maddelerin konsantre veya ekstraktlarının tek başına veya karışımlarının, kapsül, tablet, pastil, tek kullanımlık toz paket, sıvı ampul, damlalıklı şişe ve diğer benzeri sıvı veya toz formlarda hazırlanarak günlük alım dozu belirlenmiş ürünler” olarak tanımlanmıştır ve bu ürünler için uyulması gereken düzenleme ....'dir. Gıda takviyeleri, ....'nin .... sayılı Direktifi 2(a) maddesinde; amacı normal beslenmeyi desteklemek olan ve besinsel veya fizyolojik özellikleri olan konsantre besin veya diğer madde kaynakları olan gıda maddeleri olarak tanımlanmaktadır ve bunların; tek başına veya kombinasyon halinde, doz formunda pazarlanan, yani kapsüller, pastiller, tabletler, haplar ve diğer benzer formlar, toz poşetleri, sıvı ampulleri, damla dağıtım şişeleri ve bu amaçla tasarlanmış diğer benzer sıvı ve toz formları olduğu, ölçülen küçük birim miktarlarda alınmaları gerektiği belirtilmiştir. Gıda mevzuatı kapsamında yayımlanmış düzenlemeler, Nice Sınıflandırmasında sınıflandırılmanın şekli üzerinde mutlak bir etkiye sahip olmasa da, hem ürünün niteliği hem de piyasada bulunabilecekleri form ve nitelikleri ortaya koymakta olduklarından, çekişmeli malların ne/hangisi olduğu sorusuyla ilgili veya gerçekte kullanıldığı yerin belirlenmesi açısından belirleyici rol oynadığından önemlidir. Bu çerçevede, yukarıda atıf yapılan gıda mevzuatı düzenlemelerinden anlaşılabileceği üzere; gıda takviyeleri; ayrı mevzuat düzenlemeleriyle yönetilen, 29/30/32 inci sınıflarda yer alan ve normal beslenme amacıyla satın alınarak tüketilen gıda emtialarından farklı özelliklerde/nitelikte ve kullanım amacı farklı olan ürünlerdir. Pazarlama ve etiketleme gereklilikleri de gıda emtialarından farklıdır (gıda takviyeleri eczanelerde, özel mağazalarda ve büyük marketlerin ayrı reyonlarında satışa sunulmaktadır). Üstelik, 29/30/32 inci sınıf emtialarının yapıları, formları ve tüketim önerileri gıda takviyelerine benzemez. Ayrıca, gıda takviyeleri sıradan bir gıda olarak hizmet etmek için tasarlanmamıştır; en geniş anlamda tıbbi sorunları önlemek veya tedavi etmeye yardımcı ya da beslenme eksikliklerini dengelemek için tüketilmektedir. Gıda takviyelerinin üretim metodu, 29/30/32 inci sınıflardaki gıda ürünlerinin üretim metotlarından farklı olduğundan üretildikleri işletmeler de farklıdır. Yukarıda yapılmış olan değerlendirmeler çerçevesinde, dava konusu marka kapsamındaki 29/30/32 inci sınıflara dahil olan emtiaların 5 inci sınıftaki gıda takviyeleri ile aynı/aynı tür/benzer olmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda yer verilen tespitlere göre; davacıya ait ticaret ünvanının kullanıldığı gıda takviyeleri emtiaları ile dava konusu marka kapsamında yer alan 29/30/32 inci sınıflara dahil emtialar arasında benzerlik ilişkisi bulunmadığından SMK m.6/6 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....) Somut olayda; davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı, davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markanın tescilli olduğu emtialar bakımından ileri sürülen kullanmama def'i tahtında, ilgili dönem aralıklarında, tescilli olduğu emtialar bakımından ciddi surette kullanıldığının ispatlanamadığı, kaldı ki; .... .Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasında; iş bu davaya mesnet tutulan ... sayılı markanın hükümsüzlüğü ve iptali istemi ile açılan dava sonucunda, ilk derece mahkemesinin 07/12/2023 tarih .... sayılı kararı ile "..." ibaresinin yıllar önce ...'da ve başkaca ülkelerde ilk olarak iş bu dosyanın davalı şirketi (söz konusu davanın ise davacısı) tarafından kullanıldığı, ... sayılı marka tescilinin kötü niyetli olduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğüne karar verildiği, verilen kararın henüz kesinleşmediği, istinaf aşamasında olduğu, buna göre, somut uyuşmazlıkta davalı şirketin kötü niyetli olduğuna yönelik nesnel delillerin bulunmadığı, tam aksine, henüz kesinleşmese de, davalı şirketin "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmesi eyleminin kötü niyetli olduğuna yönelik ilk derece mahkemesi kararının bulunduğu, dolayısıyla, eldeki uyuşmazlık bakımından davalı şirketin kötü niyetli olduğu iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 99,20 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 8.600,00 TL mütercim bilirkişi ücreti, 200,00 TL yurtdışı harcı, 284,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 17.222,90 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... tarafından yapılan 99,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... 'a verilmesine, 6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/07/2024
Katip .... E imzalıdır
Hakim .... E imzalıdır