İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/394 E. 2023/891 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/394
- Karar No
- 2023/891
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/394 Esas - 2023/891 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/394 KARAR NO : 2023/891
BAŞKAN : ..... ÜYE : ..... ÜYE : ..... KATİP :.....
DAVACI / KARŞI DAVALI : ..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALILAR/ KARŞI DAVACILAR : 1-..... : 2- ..... VEKİLİ : Av. .....
DAVA : İtirazın İptali / Eser Sözleşmesi Kaynaklı DAVA TARİHİ : 05/10/2022 KARAR TARİHİ : 14/12/2023 KARAR Y.TARİHİ : 25/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... San. ve Tic. A.Ş.' nin birleşme ve devir sonucu ... San. ve Tic. A.Ş. ... Şubesi olduğunu, ... A.Ş. ile davalı şirketlerin oluşturduğu ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti-... İnş. Tic. Ltd. Şti. iş ortaklığı arasında 22/05/2016 tarihinde ..... ile ilgili olarak "..... " başlıklı sözleşme akdedildiğini, sözü geçen iş nedeniyle müvekkilinin davalılar iş ortaklığına karşı kesmiş olduğu faturalardan bakiye kalan 1.778.206,51 TL borcu ödemediklerini, bunun üzerine müvekkili tarafından alacağın tahsili için ..... Esas sayılı dosyası ile borçlu şirketler hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe davalı borçluların borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz etmeleri nedeniyle icra takibinin durduğunu, müvekkili şirketin davalılardan alacağı faturadan kaynaklanan para alacağı olduğundan kendi ikametgahında icra takibi başlatma hak ve yetkisinin bulunduğunu, müvekkili şirketin ikametgâhının da Konyada bulunması nedeni ile takipte ..... mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, davalıların borca itiraz dilekçelerindeki iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilini kendi nam ve hesabına çalıştırdığı tüm işçilerin ücret, fazla mesai ve ... primlerini ödediği gibi sözleşmeye uygun bir şekilde işi eksiksiz ve ayıpsız olarak davalılara teslim ettiğini, davalıların kötü niyetli bir şekilde takibe konu faturadaki borçlarını azaltmak amacı ile gerçeğe aykırı sebepler yaratarak mahsup talebinde bulunmaya çalıştıklarını, davadaki iddialarının doğruluğu tarafların ticari defterlerinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, tarafların her ikisinin de tacir ve aradaki alışverişin de TTK’nda tanımlandığı üzere ticari iş kapsamında olduğundan istenen avans faizinin yasaya ve yerleşik ... içtihatlarına aykırı olmadığından bahisle ..... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; davaya konu alacak istemlerinin, sadece hakkedişlerden kesilen nakit teminatlardan kaynaklanmadığını, alacak taleplerinin bir kısmının sözleşme kapsamında yapılan işlerin bedelinden kaynaklandığını, müvekkili şirketin sözleşmeye konu işi eksiksiz ve kusursuz olarak bitirmiş olmasına rağmen davalı borçluların, mahsup talebinde bulunmaya çalıştıklarını, davaya konu olan işin, 28.10.2018 tarihinde geçici kabulünün yapıldığını, akabinde kesin kabulün gerçekleştiğini, davaya konu alacak için davacı tarafından 09.10.2019 tarihli ve 830.373,38-TL bedelli fatura ile 22.03.2022 tarihli ve 1.335.117,66-TL bedelli faturanın düzenlenerek davalılara teslim edildiğini, müvekkili şirketin, ... isimli şahsa, kendisini temsi etme ya da tutanak imzalama konusunda yetki vermediğini, müvekkili şirketin kendi nam ve hesabına iş yapılmasına muvafakat vermediği gibi sözleşmeye konu bütün edimlerini de kendisi yerine getirdiğini, müvekkili şirketin, 01.11.2019 tarihli protokol 1 ve Protokol 2 adlı davalılar tarafından sunulan belgenin görselinden anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin yapılan protokollere onayı bulunmadığını, geçici kabul tutanağının onaylandığı tarihten sonra düzenlenen ve geçici kabulden önceki tarihlerde yapılan işler ile kesin kabulü sağlamak için yapılan işlere ait hakediş belgelerine istinaden yapılan ödemeler üzerinden, 5520 sayılı Kanun’un 15’inci maddesine göre vergi kesintisi yapılmaması gerektiğini, bu nedenle ..... düşülmesinin yasal olarak mümkün olamadığını, ayrıca takibe konu olan faturalarda stopaj kesinti yapılmadan düzenlediğini ve davalıların bu duruma yasal süre içerisinde itiraz etmediklerini, müvekkilinin, iş esnasında kendi nam ve hesabına çalıştırdığı tüm işçilerin ücret, fazla mesai ve ... primlerini ödediği gibi sözleşmeye uygun bir şekilde işi eksiksiz ve ayıpsız olarak davalılara teslim ettiğini beyanla, davalıların itirazların iptali ile davalıların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II-SAVUNMALAR 3. Davalılar/karşı davacılar vekili cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesinde; davacının açmış olduğu davayı kabul etmediklerini, davanın yetkisiz mahkeme açıldığını, takibin de yetkisiz icra müdürlüğünde yapıldığını, yetkili... ve yetkili mahkemenin davalının ikametgahı olan ve adresinin bulunduğu yer olan ..... ve Mahkemeleri olduğunu, ayrıca davacı ile yapılan 02/06/2016 tarihli ..... sözleşmesi gereğince ..... ve ..... Mahkemeleri yetkili olduğunu, yine işin yapıldığı yer dikkate alındığında da yetkili... ve yetkili Mahkemenin ..... olduğunun görüleceğini, hiçbir şekilde yetkili ..... ve Mahkemenin ..... olmadığını, faturadan kaynaklı bir alacağın söz konusu olmadığını, taraflar arasında yapılmış olan sözleşme çerçevesinde bir alacağın olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, 02/06/2022 tarihli sözleşmenin 22. maddesi ile ihtilaf halinde yetkili mahkeme ve icra dairesinin ..... Mahkeme ve İcra Dairelerinin olduğunun belirlendiğini, bu nedenle, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli ..... Mahkemesi'ne gönderilmesine, taraflar arasındaki sözleşme ve işin yapıldığı yer dikkate alınması durumunda ise dosyanın .....Mahkemesi'ne gönderilmesine, icra dosyasının da ..... 'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının talep ettiği alacağın zaman aşımına uğradığını, bu nedenle davanın zaman aşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde sanki müvekkillerine mekanik tesisat malzemesi sattığını ve satılan bu malzemelerin karşılığında kesilen fatura bedelinin sebepsiz ve haksız olarak ödenmemiş algısı yaratmaya çalıştığını, davacıyla müvekkilleri arasındaki ilişkinin mekanik tesisat işlerinin malzeme ve işçilik dahil yapılması sözleşmesine dayandığını, bu işlerin yapılmasın da yine sözleşmede belirtildiği gibi fatura esaslı olmayıp, sözleşme, protokoller ve hakedişlerin dikkate alınması gerektiğini, davaya konu işleri davacının sözleşmeye uygun olarak yapmadığını, sözü geçen işleri süresi içerisinde teslim etmediğini, davacının müvekkillerinin zarara uğramasına sebep olduğunu, davacının yapmayı üstlendiği işleri yapmadığı gibi müvekkillerinin ilave ekip çalıştırdıklarından dolayı fazla para ödenmesine sebebiyet verdiğini, bu durumların tutanaklarla tespit edildiğini ve sabit olduğunu, 13.05.2019 tarihli sipariş formun belirtilen 3.000.00 TL tutarlı malzemeler, 20.11.2019 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen 2.269.14 TL tutarlı malzemeler, 12.09.2019 tarhli faturada belirtilen 172.000.00 TL tutarlı malzemeler, 12.09.2019 tarihli faturada 389.951.00 TL tutarlı malzemelerin bedelleri müvekkilleri tarafından ödenerek ve faturaları da müvekkilleri adına düzenlenerek davacı nam ve hesabına satın alındığını, bu malzemelrin ve bunların yapılması için gerekli olan işçilik bedellerinin nakit teminatlarından veya kesin hesaplarından kesilmek üzere yine müvekkilleri tarafından ödendiğini, geçici kabulden sonra davacının da bilgisi dahilinde aralarında yapılan protokole dayalı işlerin ücretini müvekkillerinin ödediğini, davacının işi süresinde teslim etmediği için şantiyenin aylık 500.000,00 TL civarında şantiye giderinin müvekkilleri tarafından ödendiğinden bahisle öncelikle yetkisizlik kararı verilerek icra dosyasının yetkili ..... 'ne gönderilmesine, davacının davasının reddine, davalılar lehine %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karşı davalarının kabulü ile bilirkişiler tarafından belirlenecek miktarı talep etme haklarının saklı kalması kayıt ve şartıyla şimdilik 10.000,00 TL nin ticari faiziyle birlikte karşı davalıdan alınıp müvekkillerine ödenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı/karşı davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. 4. Davacı/karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının açmış olduğu karşı davada, arabulucuk dava şartının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usülden reddinde karar verilmesi gerektiğini, karşı davacıların, şantiyenin kapatılmasının gecikmesi nedeniyle aylık 500.000-TL zararlarının olduğunu iddia etmiş olmalarına rağmen zararın hangi kalemlerden oluştuğunu açıklamadığını, ayrıca müvekkili şirketin, şantiyenin kapatılmasının gecikmesine sebep olmadığını, sözleşmedeki edimlerini süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ...nolu hak edişin, karşı davalı şirket yetkililerince imzalanmadığını, müvekkili şirketin, ... ve ...'nın müştereken atacakları çift imza ile temsil edildiğini, söz konusu belgelerde müvekkili şirketin unvanı altında tek imza mevcut olduğunu, tutanaktaki imzanın ...'e ait olmadığını, imzayı kabul etmediklerini, karşı davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek, davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. 5. Davalılar vekili ikinci cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının talep etmiş olduğu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının birleşme ve devirden önce davalı firmayla sözleşme imzalayan ... San. Tic. A.Ş'nin devamı olduğunu, Taraflar arasındaki sözleşmenin 22.05.2016 tarihinde değil; 02.06.2016 tarihinde davacının Altyüklenici/ Taşeron olarak imzaladığı “..... “ sözleşmesi olduğunu, bu işlerin yapılmasınının sözleşmede belirtildiği gibi fatura esaslı olmayıp, sözleşme, protokoller, hakedişlerin dikkate alınması gerektiğini, taraflar arasındaki her türlü ilişkinin sözleşme esaslarına göre yürütüldüğünü, davaya konu işleri davacının, sözleşmeye uygun olarak yapmadığını, süresi içerisinde teslim etmediğini, davalıların zarara uğramasına sebep olduğunu, davacının ilave ekip çalıştırarak davalıların fazla para ödemesine sebep olduğunu, davacının talep ettiği nakit teminatların iadesinin, sözleşmeyle yapmayı üstlendiği işlerin deneme süreleride dahil eksiksiz ve kusursur yapılmasına bağlı olduğunu, geçici kabul yapıldığı halde davacının gecici kabul tutanağı ekinde belirtilen işleri eksiksiz ve kusursuz olarak bitiremediğini, işlerin daha fazla gecikmemesi ve idareye karşı olan sorumluluğun bir an evvel yerine getirebilmek için davacı nam ve hesabına eksik ve ayıplı işlerin yapımına karar verildiğini; yapılacak eksik ve kusurlu işlerin kendi adlarına takibi için kendi Teknik Personelleri ...’ın görevlendirildiğini, 25.10.2020 tarihli tutanakta belirlendiği gibi davacının işlerini bitiremediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 6. Davacı ... San. ve Tic. A.Ş. ... Şubesi ile davalı şirketlerin oluşturduğu ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti-... İnş. Tic. Ltd. Şti. iş ortaklığı arasında ..... ile ilgili olarak "..... " başlıklı sözleşme akdedildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 7. Uyuşmazlık; asıl davada taraflar arasında akdedilmiş olan eser sözleşmesine dayalı olarak davacının dava konusu takip dayanağı iş bedeli alacağından ötürü davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı ile buradan varılacak sonuca göre davalının takibe itirazında haklı olup olmadığı, takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı; Karşı Davada karşı davalının edimini gereği gibi ve süresinde yapılmaması nedeni ile karşı davacının zararına neden olup olmadığı ile karşı davanın arabuluculuk dava şartına tabi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 8. ..... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..... Şirketi ..... Şubesi, borçluların ... Şirketi, ... Şirketi olduğu, 443.088,85 TL fatura alacağı, 1.335.117,66 TL fatura alacağı, 175.065,62 TL işlemiş faiz, 13.826,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.967.098,83 TL alacağın tahsili amacıyla 15/04/2022 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiği, borçlular tarafından yetkiye, takibe, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde, takibin yetkisiz mahkemede yapıldığını, yetkili icra müdürlüğünün borçlunun ikametgahı olan ..... olduğunu beyan edildiği, itiraz üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. 9. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin incelenmesinde; sözleşmeyi ... İnş. San ve Tic. Ltd. Şti & ... İnş. Ltd. Şti İş Ortaklığı'nın "işveren", ... San ve Tic. A.Ş (Mekanik Tesisat İşleri)'nin "alt yüklenici" sıfatıyla imzaladığı, sözleşmenin konusunun; ... İnş. San ve Tic. Ltd. Şti & ... İnş. Ltd. Şti İş Ortaklığı taahhüdünde bulunan ..... işinde tarafların kendi aralarında yaptıkları sözleşmede belirtilen işleri; bu sözleşme şartlarında, fen ve sanat kaidelerine, ana sözleşme ve eklerine, projesine tarif, ilgili standartlarına teknik şartnamelerine, idarece onaylı iş programına uygun, uygulamalı ve yaptığı işler karşılığında fatura kesmek üzere tam ve kusursuz olarak yapılması olduğu; sözleşmenin "Uyuşmazlıkların Halli" başlıklı 22. maddesinde; işbu sözleşmenin uygulanmasından doğan her tür uyuşmazlığın hallinde ..... Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili olduğu belirtilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA veGEREKÇE 10. Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde itirazın iptali; Karşı dava, davalının edimini gereği gibi ve süresinde yerine getirmemesi nedeniyle oluşan zararın tahsili istemlerine ilişkindir. 11. ..... , sayılı dosyasında; davacının davasının yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, dosyanın yetkili ankara nöbetçi asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği, iş bu karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, ..... Dairesi'nin 27/02/2023 tarih, ..... , sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği ve işbu dosyanın mahkememize gönderildiği ve yukarıdaki esas sırasına kaydı yapıldığı anlaşıldı. 12. Öncelikle karşı dava bakımından yapılan incelemede; 13. 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir. 14. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 15. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. 16. Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı yan, davalı şirket ile imzalanan sözleşme nedeniyle uğranılan müspet zararların tazminini talep etmiştir. Dava konusu bir miktar paranın tahsiline yönelik açılan ticari dava niteliğinde olup, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Davacı tarafça, davadan önce yapılmış arabuluculuk başvurusu bulunmadığı anlaşılmakla, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
17. Asıl dava bakımından yapılan incelemede; 18. İtirazın iptali istemi ile açılan eldeki davada, davalı borçlular tarafından icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yönelik usulüne uygun şekilde yetki itirazı yapılmış olup, yetkili icra dairesinde takip yapılması itirazın iptali davasının ön koşullarından biri olduğundan öncelikle bu meselenin halli gerekmektedir. 19. İİK 50. maddesi "Para veya teminat borcu için takip hususunda HMK yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itiraz ile birlikte yapılır, icra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati suretle karara raptolunur" hükmünü içermektedir. 20. Uyuşmazlığın çözümü bakımından yetki kurallarına ilişkin açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır. 21. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yetki kuralları 5 ila 19. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nin 5 ve 6. maddelerinde genel yetki kuralı düzenlenmiş olup genel yetki kuralları dışında genel yetkiyi kaldırmayan özel yetkili mahkemeler de kabul edilmiştir (HMK m. 8, 10, 16, 11/2-3, 14/1, 15/1). Kural olarak özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmamaktadır. 22. Buna karşın Kanun’un ifadesinden, Kanun’da belirtilen yer veya yerler dışında başka bir yerde açılamayacağı anlaşılan davalarda yetki kuralları kesin yetki kuralıdır. Kesin yetki olarak tek bir mahkeme öngörülmüş olabileceği gibi birden fazla mahkeme de öngörülmüş olabilir. Bu durumda, dava sadece kanunda öngörülen mahkeme veya mahkemelerde açılabilir, başka yerde açılamaz (..... ). 23. Öte yandan HMK’nin 17. maddesinde tarafları tacir veya kamu tüzel kişisi olanlar bakımından yetki sözleşmesi yapılmasına cevaz verilmiştir. Yetki sözleşmesi ile taraflar aslında yetkisiz bir mahkemeyi yetkili hale getirebilirler. Tarafların serbestçe üzerinde tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılması mümkün değildir. 24. HMK'nin "yetki sözleşmesi" başlıklı 17. maddesi; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." şeklinde düzenlenmiştir. 25. HMK’nin 17. maddesi ile 1086 sayılı HUMK'nın 22. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkanı getirilmiştir. Münhasır yetki sözleşmesinden tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hali anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir. Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir. 26. Burada üzerinde durulması gereken önemli husus ise münhasır yetki kuralı ile kesin yetkinin aynı sonuçları doğurmayacağıdır. Kanun’da açıkça “kesin” yetkiden söz edilmeyen hükümlerdeki yetki kurallarının kesin yetki olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme ya da mahkemelerin münhasır hale gelmesi ile kesin yetki kuralının birbirine karıştırılmaması gereğidir. Zira, yetkinin kesin olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz (HMK m. 18/I). 27. Yetki itirazının ileri sürülmesi ise HMK’nin 19. maddesinde düzenlenmiş olup yetkinin kesin olduğu davalarda taraflar bu yetki itirazını davanın her aşamasında ileri sürebilecekleri gibi, mahkeme de davanın her aşamasında bu durumu kendiliğinden gözetmelidir. Bunun dışındaki hallerde yetki itirazı, cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekmektedir. Davalı tarafından süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazı, daha sonra ileri sürülemez, mahkemece dikkate alınamaz ve dava yetkisiz mahkemede görülmeye devam edilir. 28. Davalının yetki itirazında doğru şekilde yetkili mahkemeyi göstermesi gerekmekte olup aksi halde yetki itirazı kabul olunmaz. 29. Eğer yetki sözleşmesinin tarafları, münhasır yetkili kıldıkları mahkeme dışında başka bir yer mahkemesinde dava açmışlarsa bu durum resen dikkate alınamayacağı gibi, ancak davalı tarafın ilk itirazı üzerine inceleme yapılması gerekir. 30. Borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinde itirazın iptali davasında esasa girilmeden önce İİK 50. maddesi uyarınca icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığı ve icra takibinin yetkili icra müdürlüğünde yapılıp yapılmadığı hususunun bir dava şartı ve ön sorun olarak incelenmesi gerekmektedir. Yerleşik ... uygulamalarına göre itirazın iptali davalarında da itirazın iptali davasını görmekle görevli asıl mahkeme aynen icra mahkemesi gibi önce icra dosyasındaki yetki itirazını tetkik ve karara bağlar. 31. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, Davalı/ borçlu tarafından ödeme emrine itiraz dilekçesinde, takibin yetkisiz İcra Dairesinde yapıldığı, yetkili İcra Dairesinin borçlunun ikametgahı olan ..... olduğu bildirilerek yetki itirazında bulunulmuştur. 32. 6100 sayılı HMK 114/1. maddesinde dava şartları tek tek düzenlenmiş olup, 114. maddenin 2. fıkrası "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir. İtirazın iptali davaları da HMK 114/1 maddesinde belirtilen genel dava şartları yanında; Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun geçerli bir itirazının bulunması, davanın süresinde açılmış olması, hukuki yarar bulunması, takibi geçersiz kılacak diğer sebeplerin bulunmaması şeklinde özel dava şartlarına tabidir. Bu nedenle, İİK'nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davalarında mahkemenin yetkisine itiraz edilsin ya da edilmesin, mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın incelenmesi gerekmektedir. 33. Bu anlamda yetkisizlik kararı veren ..... Mahkemesi'nin 23.11.2022 tarih, ..... sayılı kararı içeriğinde davalılarca mahkemenin yetkisine yönelik yapılan yetki itirazı değerlendirilerek ..... Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verildiği ancak öncelikle incelenmesi gereken İcra Dairesinin yetkisine yönelik ise her hangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. 34. Sözkonusu karara karşı davacı yanca yapılan istinaf başvuru üzerine ise ..... Dairesi 27.02.2023 tarih, ..... sayılı kararı ile usulüne uygun icra dairesinin yetkisine itiraz bulunmadığı ve mahkemenin yetkisine yönelik yetki itirazının ise geçerli olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 35. Öncelikle HMK m. 353/1-a bendinde 6 bent halinde sayılan durumların varlığı halinde esasa yönelik her hangi bir inceleme yapılmaksızın kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için duruşma yapılmaksızın kesin olarak mahkemesine gönderilmesine karar verir hükmü sevkedilmiş olup maddenin düzenleniş biçiminden de sözkonusu maddede (353/1-a-1 ila 6) sayılan durumlardan birinin varlığının tespiti durumunda kararın kaldırılması yönünde karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. 36. Zira somut olayda olduğu gibi ilk derece mahkemesince her hangi bir değerlendirme yapılmamış olan dava şartı hususunda ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince bir değerlendirme yapılması sonucu ortaya çıkabilecektir ki bu durum ise iki dereceli yargılama bakımından mevcut düzenlemeler kapsamında imkan tanınmadığı söylenebilir. 37. Bu bakımdan mahkememizce öncelikle davalı/borçlunun icra dairesine yetki yönünden yapmış olduğu itirazın değerlendirilmesi gerekmektedir. 38. Yukarıda yetkiye ilişkin yapılan açıklamalar kapsamında taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 22. maddesinde uyuşmazlıkların halli başlığı ile sözleşmenin uygulanması nedeni ile ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar bakımından yetki anlaşması yapılmış olduğu, yetkili mahkeme ve icra dairesi olarak ise ..... yetkili kılındığı anlaşılmaktadır. 39. Davacı takip alacaklısı ise icra takibini ..... Dairesinde yapmış, davalı/borçlu tarafından takibe yetki yönünden de itiraz edilmiş ve yetkili İcra Dairesi olarak kendi yerleşim yeri olan ..... yetkili olarak göstermiştir. 40. Her iki taraf tacir olup yaptıkları sözleşmede yetkili kılınan İcra Dairesinin yetkisi münhasır yetki olduğundan taraflar arasında yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan yer icra dairesinde takip yapılması gerekmektedir. 41. Ancak takibin yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan yer icra dairesinde yapılmaması durumunda artık yetki itirazında seçim hakkı borçluya geçtiğinin kabulü ile sözkonusu takip bakımından genel ya da özel yetkili yerlerden birinin yetkili gösterilmesi halinde geçerli bir yetki itirazının varlığının kabulü gerekmektedir. Bu bakımdan yetki itirazında da taraflar arasında yetkili kılınan yerin gösterilmesi gerektiğinden sözedilemeyecektir. 42. Açıklanan nedenlerle davalı/borçlu tarafından İcra Dairesinin yetkisine yapılan yetki itirazının geçerli ve usulüne uygun olduğunun kabulü gerektiği, icra takibine karşı davalı/ borçlu tarafından da süresinde ve usulünce yetki itirazında bulunulması karşısında geçerli bir icra takibinden bahsedilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmış, yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması itirazın iptali davası bakımından özel dava şartı olduğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. 43. Karşı dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmında; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, cevap dilekçesinde ise karşı dava değerinin 50.000,00 TL olarak belirtildiği görülmüştür. Yapılan incelemede; karşı davacılar vekili tarafından peşin harcın 50.000,00 TL üzerinden hesaplanarak yatırıldığı görülmekle; dava değerinin 50.000,00 TL olarak kabulü ile karşı davalı yararına vekalet ücretinin bu tutar üzerinden hesaplanmasına karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-ASIL DAVA a-Davanın dava şartı yokluğu nedeni ile HMK m. 114/2 hükmü uyarınca USULDEN REDDİNE, b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85.-TL harcın, peşin alınan 23.757,65TL harçtan düşümü ile fazla alınan 23.487,80 TL harcın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde yatırana iadesine, c-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, d-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3,13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendini vekille temsil ettiren davalılara ödenmesine, e-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, f-Bakanlık bütçesinden karşılandığı anlaşılan arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. ve 14. bendi ile Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2 maddesi uyarınca,usule ilişkin karar verilmekle arabuluculuk ücretinin nihai karar sonrasında değerlendirilmesine, 2-KARŞI DAVA a-Davanın arabuluculuk dava şartının yokluğu nedeni ile HMK m. 114/2 ve TTK m. 5/A hükmü uyarınca USULDEN REDDİNE, b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85.-TL harçtan peşin alınan 853,88.-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 584,03.-TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, c-Davalılar/karşı davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına, d-Davacı/karşı davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davalılar/karşı davacılardan alınarak davacı/karşı davalı tarafa ödenmesine, e-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, Dair davacı/karşı davalı vekilinin ve davalılar/karşı davacılar vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ..... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ..... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 14/12/2023 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/12/2023
Başkan..... E-İmza Üye ..... E-İmza Üye ..... E-İmza Katip ..... E-İmza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"