İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/245 E. 2024/308 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/245
Karar No
2024/308
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/245 Esas - 2024/308 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/245 Esas KARAR NO : 2024/308

DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) DAVA TARİHİ : 22/05/2023 KARAR TARİHİ : 03/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 22/05/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, birçok tanınmış markası bulunduğunu, bu markalardan birinin de “...” markası olduğunu, anılan markanın ... numarası ile tanınmış markalar sicilinde de kaydı bulunduğunu, müvekkili markalarının 1927 yılından beri tescilli olduğunu, yine uluslararası birçok ofiste ve .... nezdinde de tescillerinin olduğunu, davalı yanın ... sayı ve “... ...” ibaresi ile gerçekleştirdiği marka başvurusunun 01, 05, 31, 35 ve 44. sınıf mal ve hizmetleri kapsadığı, başvuruya yönelik itirazlarının Kurum tarafından ... sayılı karar neticesinde reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili markalarının yüksek düzeyli tanınmışlığından ötürü somut olayda SMK m.6/5 koşulunun oluştuğunu, itirazlarının dayanağının SMK m.6/1 olmadığını, buna rağmen ... kararında bu hususta da inceleme yapıldığını, ispat eşiğinin yüksek tutularak müvekkili markalarının zarar görme ihtimali, ayırt edici karakterinin zedelenmesi ya da davalı yanın haksız menfaat elde etme ihtimalleri için somut kriterler aranarak SMK m.6/5'in kriterlerinin bu denli yükseltilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile benzer olduğunun Kurum tarafından da kabul edildiğini, dava konusu markada müvekkili markalarında uzun yıllardır kullanılan altın sarı rengin kullanıldığını, dava konusu markadaki “...” kelimesinin “ani, istemsiz, doğrudan” anlamlarına gelen ve markada ikincil nitelikte kullanılan bir kelime olduğu, bu nedenle dava konusu marka içerisinde ayırt edici unsurlardan biri olarak görülemeyeceğini, markaların esas unsurlarının birebir “...” olduğunu, müvekkili markalarının gerek ülkemizde gerekse de yabancı ülkelerde yapılan pazar araştırmalarında da tespit edildiğini, bunun yanı sıra kurum kararları ve muhtelif mahkeme kararları ile de bu hususun tespit edildiğini, müvekkili markalarının tanınırlığının sektörünü aşar hale geldiğini, dava konusu marka gibi müvekkili markalarına benzeyen markaların serbestçe tesciline karar verilmesi halinin müvekkili markalarının ayırt ediciliğini zaman içerisinde zayıflatacağını, müvekkili markalarını içerir şekilde yapılan başvurular ile görülen davalarda “...” markasının farklı sınıflarda dahi korunduğunu, dava konusu markanın müvekkili markalarının ayırt ediciliğinden, özellikle markada kullanılan renk unsurundan kaynaklı olarak da yararlanacağını, davalı yanın müvekkilinin düz paket uygulaması öncesinde sigara ürünlerinde kullandığı rengi kopyaladığını, davalı başvurusunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru olduğunu iddia ederek; ... sayılı ... kararının iptalini talep ettiği görülmektedir. CEVAP: Davalı ... vekili 31/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu olayda tescili istenilen marka ile itiraza mesnet gösterilen markalar arasında SMK 6/1 anlamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, tüketici açısından karşı karşıya kalınan markanın ticari kaynağında yanılma, markaların üreticisi/satıcısı konumunda olan işletmeler arasında idari/ekonomik bir ilişkinin bulunulduğu düşüncesinin oluşması mümkün olmadığından SMK 6/1 kapsamında bir tescilin mevcut olmadığı öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. Davalı ... SAN. VE TİC. A.Ş. vekili 12/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın SMK 6/1 maddesine dayalı bir itirazı olmadığını belirttiğini, markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin benzer olmadıklarını, davacı yanın ... kararının iptali talebinin SMK 6/5 maddesine dayandığını, müvekkilinin, davacı markalarından haksız yarar temini mümkün olmadığı gibi böyle bir amaçla da başvuru yapmadığını, “...” kelimesinin “deve” anlamına geldiğini, “..." ibaresinin kökeninde "..." olan Arapça bir ibare olduğunu, ayrıca dünyanın bir çok dilinde (.... ve daha bir çok dilde) aynı ya da yakın telaffuz ve yazımları bulunduğunu, “...” ibaresi aynı zamanda açık sarımsı kahverengi bir renk tonuna "... " olarak isim veren bir kavram olduğunu, bunun deve tüyünden geldiğini, davacı yanın iddiaları aksine “...” kelimesinin zayıf bir ayırt ediciliği olduğunu, müvekkil markasının, tescil edildiği sınıflar itibariyle tüketicilerinin, ortalama tüketiciler olmadığını, kötü niyet iddialarını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+... ..." ibareli marka başvurusu bakımından SMK m.6/4 ve m.6/5 hükmü koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, özel veya teknik hususlar bakımından kök ve ek bilirkişi incelemeleri yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin ... sayılı "...+ ..." ibareli markanın tescili amacıyla 02.07.2021 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 12.10.2021 tarih ve 382 sayılı ....'nde başvurunun ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 13.12.2021 tarihinde SMK m.6/4, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında "..." ibareli markalarını mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şirketin 17.02.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı şirketin 31.05.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, davalı şirketin 06.07.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ....'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 20.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. SMK m.6/4 hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (....) Bir markanın ... Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın Türkiye'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; .....Hukuk Dairesi'nin 13.02.2019 tarih .... sayılı kararında belirtildiği üzere, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. (....) SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir. Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir. Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır. Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir. Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır. Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı yana ait “...” markalarının genel olarak 34. sınıftaki sigara ve tütün mamullerini kapsayan mal sınıfında tescilli olduğu, bu emtialarda gerek ülkemizde gerekse de yurt dışında uzun süreli, yoğun ve aktif kullanıma bağlı olarak tanınmış marka statüsünde kabulü gereken bir marka olduğu, bu durumun tütün sektörü açısından somut deliller üzerinden tartışılmasına dahi ihtiyaç olmadığı, nitekim ... sicil kayıtlarında da davacı markalarının tanınır olduğu kaydının yer aldığının görülebileceği gibi Kurum tarafından verilen birçok kararda ve yine davacı tarafça dayanak tutulan muhtelif yargı kararlarında da “...” markasının tanınmış nitelikte bir marka olduğunun kabul edildiği aşikardır. Hatta öyle ki .... da davacı markasının “tütün sektöründe “...” markası (eşit derecede meşhur deve ... markasıyla birlikte) şeklinde bir bütün olarak tütün ürünlerine yönelik tanınmış bir marka şeklinde kabul edildiği bilinmektedir. Bununla birlikte davacı yanın “tütün ve tütün mamulleri” sektörü dışında bir faaliyeti mevcut değildir. Her ne kadar tanınmış markaların, tanınmışlığının bulunduğu sektörlerden farklı mal ve hizmet sınıflarında da korunması mümkün olup bu durumun gözetilmesi gerekmekte ise de bu durumun her somut uyuşmazlık yanından ayrıca incelenmesi gerekmektedir. Somut olayda dava konusu marka " ..." şeklinde bir esas unsuru haiz olup başvuru kapsamında ise; “(01-1) Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. (01-2) Gübreler ve topraklar. (01-3) İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. (01-4) Yangın söndürücü maddeler. (01-5) Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar. (05-1) İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. (05-2) Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. (05-3) Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. (05-4) Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. (05-5) Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. (05-6) İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. (05-7) Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. (31-1) İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. (31-2) Ormancılık ürünleri. (31-3) Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). (31-4) Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. (31-5) Hayvan yemleri. (31-6) Malt (insan tüketimi için olmayan). (31-7) Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu. (35-5) Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılakimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar. İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi için olmayan). Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) (44-1) Tıbbi hizmetler. (44-2) Güzellik bakımı hizmetleri. (44-3) Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. (44-4) Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. (44-5) İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri.” mal ve hizmetleri bulunmaktadır. “...” ibaresi İngilizce'de “deve” anlamına gelen bir sözcük olup bu anlamı itibariyle de hayali, yaratılmış ya da fantezi bir kelime (“....”) değildir. Bu tür yaratım ibarelerin, 3. kişilerce de aynı şekilde “yaratımı” mümkün olamayacağından, koruma kapsamları çok daha geniş olacaktır. Ancak “...” kelimesi, sahip olduğu anlamlı karşılık itibariyle, davacı yan dışında da farklı kişi ve kuruluşlarca ticari bir markanın esas ögesi ya da ögelerinden biri olarak düşünülmesi ve tercih edilmesi mümkün bir kavramdır. Dolayısıyla bu anlama gelen yabancı dildeki bir sözcüğün, üçüncü kişilerce de farklı mal ve hizmet sınıflarında farklı hak sahipleri tarafından da tercih edilebilecek bir sözcük olarak kullanılabileceği ve bu ibareyi taşıyan markaların her birinin her hal ve koşulda sadece davacı yan markalarını çağrıştıracağı yönünde bir yorumda bulunulmasının isabetli olmayacağı değerlendirilmiştir. Kaldı ki davacı yanın iddiaları kapsamında yer alan dava konusu markadaki renk unsurunun da davacı yan markalarını çağrıştıracağı yönündeki iddia da mahkememizce bu yönde bir algı oluşması açısından yeterli görülmemiştir. Nitekim bu renk ve tonları, dünya genelinde “... color” olarak da bilinen özellikle deve tüyü palto olarak bilinen özel bir palto türüne dahi doğrudan ismini vermiş, Pantone renk paletinde .... olarak kaydedilmiş bir renktir. Dolayısıyla evrensel nitelikte bilinen ve kullanılan bu rengin kaynağının davacı taraf ile özdeşleştiğinin kabulü mümkün görülmemektedir. Davacı yanın “tütün mamulleri” sektöründeki tanınmışlığı şüphesiz olmakla birlikte dava konusu markanın tescil edilmek istenildiği mal ve hizmet sınıflarının tamamı yönünden, "... ..." şeklindeki bir başvurunun, davacı markalarını anımsatacağı yorumu mümkün olmadığı gibi tüketicinin de “...” şeklinde bilinen bir rengin karşılığı olan ve yine İngilizce “deve” anlamına sahip bir kelimeyi içerir markayı, davacı yanın tanınmışlığın bulunduğu sektör ile hiçbir bağlantısı bulunmayan mal ve hizmetlerde gördüğünde, davacı yanın tanınmış markalarının kurumsal kimlikleri ile ilişkilendirilebilir başkaca hiçbir ek unsuru taşımayan dava konusu markayı davacı markaları ile ilişkilendirme riski de ortaya çıkmayacağından, davacı markalarının tanınırlığı, ayırt ediciliği, ticari itibarını tehdit edecek veya davacı markalarının sulanmasına yol açacak sonuçlar da meydana gelmeyecektir. Davacı yana hasredilen tanınmışlığın, anılan ibarenin, her hal ve koşulda, tüm mal ve hizmet sınıflarına sirayet edecek düzeyde sadece ve yalnız davacı ile özdeş hale geldiği kanaatine varılmasını sağlar nitelikte olmadığı, davacı markasının yabancı bir sözcük olmakla birlikte tamamen farazi nitelikte bir ibare olmadığı, davacı yanın markalarının faaliyet gösterdiği tütün mamulleri sektöründeki ürünlerin, piyasa arzlarının dahi çeşitli yasal düzenlemelere bağlı, belli kriterlerde tüketiciye sunumu mümkün olan özellikli bir ürün grubu olmasının, davacı markalarının sınırlı şekilde kullanımını mümkün kılmakla birlikte tüketici açısından da farklı hizmet sektörlerinde bu ibarenin aynısı ya da benzerliği açısından, tereddütsüz olarak davacı markalarını akıllara getirmesinin önüne geçeceği düşünülmektedir. Bununla birlikte; tütün esasen endüstriyel ve aromatik bir çeşit bitki türü olarak işlenmek suretiyle tüketiciye sunulan bir tarım ürünüdür. Tütün mamulleri sektöründe tütün; sigara, puro ve sigarillo, nargilelik tütün mamulü, pipoluk tütün mamulü gibi tütün mamullerinin yanında halk arasında sarmalık tütün olarak da tanımlanan sarmalık kıyılmış tütün mamulü şeklinde de tüketilmektedir. Sarmalık kıyılmış tütün mamulü, yaprak tütünün belli kalınlıkta kıyılarak mevzuatına uygun şekilde paketlenerek piyasaya arz edilmektedir. Böyle bir sunumda tüketici, doğrudan tütün yapraklarını kıyılarak işlenmiş halini satın almakta ve bunu yaprak sigara kâğıdı ve bir filtre ile birleştirerek veya içi boş sigara tüpü olarak tanımlanan makaronlara doldurmak suretiyle nihai içime uygun hale getirerek tüketmektedir. Tütün ekilmek suretiyle de belli yasal düzenlemeler çerçevesinde tarımsal faaliyetlere konu edilmesi de mümkündür. Keza yine farklı çeşitlilikte (aromatik, farklı oranlarda nikotin ihtiva eden) tütün çeşitleri/tipleri (....) tüm dünyada farklı isimler altında bilinmektedir. Bu halde davacı yanın “tütün sektöründe” dünya çapında bilinir olduğu şüphesiz olup bu bilinirliğin dava konusu markadaki 31. sınıfta yer alan “İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar.” ve yine 35. sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar.) Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri bakımından, bu mal ve hizmetlerin, ham/işlenmemiş ürün – nihai ürün itibariyle var olan ilişki itibariyle davacının tanınmış “...” markasını doğrudan içerir bir marka altında, farklı bir iktisadi kaynakça satışa konu edilmesi halinde, davacı markaları ile ilişkilendirilmesi kuvvetle muhtemel olacaktır. Dolayısıyla bu mal ve hizmetlerde dava konusu marka gibi markaların tescili, davacı markalarının tanınırlığından şüphesiz bir şekilde yararlanacak, tüketiciler tarafından davacı yanın markalarında kullandığı tütün olarak yorumlanabilecek, bu durum sonraki marka sahibi lehine haksız menfaat oluşumu sağlayabileceği gibi gerçek anlamda davacı iktisadi kimliği ile bağlantısı bulunmayan sonraki markanın yaratabileceği olumsuz sonuçlar tanınmış markanın da marka değerine zarar verebilecektir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle birlikte; dava konusu başvuru kapsamında yer alan 31. Sınıfta yer alan “İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar.” ve yine 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar.) Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri yönünden SMK m.6/4 ve 6/5 düzenlemeleri doğrultusunda davacı markalarının korunması gerektiği, davaya konu sair mal ve hizmetler bakımından ise SMK m.6/4 ve 6/5 hükmü koşullarının somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Kötüniyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....) Salt tanınmış bir markanın aynısı veya benzerinin tescil başvurusuna konu edilmesi, kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirilmemiştir. (....) Somut olayda yapılan değerlendirmede; davalı şirketin ticari dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturacak şekilde şantaj, engelleme, spekülasyon, tuzak, yedekleme gibi bir kasıtla iş bu davaya konu marka tescil başvurusunda yönelik dosya kapsamında somut olgu bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olmasının ve iş bu davaya konu marka başvurusunun davacı tanınmış markaları ile benzer bir işaretten oluşması olgusunun yukarıda yer verilen yargı içtihadı da dikkate alındığında davalı şirketin kötü niyetli olduğu iddiasını ispatlamaktan uzak olduğu, 4721 sayılı TMK m.3 hükmü uyarınca asıl olanın iyi niyet olduğu, kötü niyetin ispatlanması gerektiği, somut olayda davalı şirketin kötü niyetli olduğu iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; "31.SINIF: İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından ... sayılı ... kararının İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile alınması gereken 247,70 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne, 6-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 179,90 TL peşin karar ve ilam harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 246,40 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 404,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.330,30 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 3.165,15 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan 3.165,15 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... SAN. VE TİC. A.Ş. tarafından yapılan 64,00 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 32,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... SAN. VE TİC. A.Ş.'ye verilmesine, bakiye 32,00 TL yargılama giderinin davalı ... SAN. VE TİC. A.Ş üzerinde bırakılmasına, 9-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine, Dair, davacı vekili, davalı kurum vekili, davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m. 341 hükmü gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk Dairesi nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/07/2024

Katip .... E imzalıdır

Hakim .... E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/245, K. 2024/308, T. 03.07.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-245-e-2024-308-k-96228f8cc2a7