İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/218 E. 2024/321 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/218
Karar No
2024/321
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/218 Esas - 2024/321 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/218 Esas KARAR NO : 2024/321

DAVA : Marka Hakkının İhlali DAVA TARİHİ : 04/05/2023 KARAR TARİHİ : 10/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkının İhlali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 04/05/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının kurulduğu 2009 yılından günümüze kadar, ..., tarafından akredite edilmiş olarak, Türkiye genelinde endüstriyel kuruluşlara, çevrenin korunması ve atık yönetimi mevzuatı kapsamında atıkların üretiminden bertarafına kadar olan süreçlerde atık yönetimi ve ... danışmanlık hizmetleri sağladığını ve sektörünün tanınmış ve güvenilir firmalarından biri olduğunu, aynı zamanda davacının ticaret ünvanının ayırıcı unsuru olan “...” ibaresinin halihazırda davacı adına ... nezdinde .... sayılı markalar tahtında da tescilli ve korunuyor olduğunu, davalının da birebir aynı “...” ibaresini aynı sektördeki faaliyetleri kapsamında ticaret ünvanının ayırıcı unsuru ve markasal hüviyette kullanması olgusunun davacının marka haklarını ihlal ettiğini ve davacı ile haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının bu faaliyetlerinin durdurulması için davacı tarafından .... Noterliği aracılığıyla 28.12.2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin davalıya 30.12.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının bir cevap vermediğini, tarafların aynı sektörde yer almasının ve davalının davacı aleyhine tecavüz oluşturan markasal nitelikteki kullanımlarının, müşteriler nezdinde karışıklığa ve dolayısıyla davacı adına maddi ve manevi kayba neden olduğunu, ayrıca davacının müşterilerinin davacı ile iş ilişkisi kurduklarını zannederek davalı ile iş ilişkisi kurması nedeniyle davacının yoksun kalmış olduğu kazancının da bulunduğunu, davacının yoksun kalınan kazancın hesaplanma yöntemlerinden SMK m.151/2(c ) hükmünde düzenlenen “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedelinin” dikkate alınması gerektiğini, tarafların yer aldığı, atık yönetim ve ... danışmanlığı sektöründe hizmet veren işletme sayısının görece az olması ve sektörde faaliyet gösterenlerin markalarının ayırt edici unsurları ile bilinmesinin davacının markalarının sektör bazlı olarak değerini oldukça arttırdığını, ayrıca davalının, davacının sunmuş olduğu kalitede hizmet sunması mümkün olmadığından davalının davacının markasının itibarını da zedeliyor olduğunu iddia ederek; davalının, davacının tescilli markalarından doğan haklarının ihlali durumunun tespitine, durdurulmasına, kaldırılmasına ve muhtemel tecavüzün önlenmesine, davacının markalarına tecavüz oluşturan fiziki ürünlere, ambalajlara, iş evraklarına, reklam araçlarına, tanıtıcı araçlara el konulmasına, davalının ticaret ünvanının terkinine, davalının tecavüz oluşturan eylemleri nedeniyle 10.000,00 (onbin) TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının tecavüz oluşturan eylemleri nedeniyle 5.000,00 (beşbin) TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şimdilik 1.000,00 (bin) TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 05/06/2024 tarihli bedel artırım dilekçesinde özetle; maddi tazminat taleplerini dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz işletilerek ödenmek üzere 25.641,07 TL üzerinden belirli hale getirmelerine ilişkin taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili 09/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde davalı firmanın hangi eylemi ile kanunun hangi maddesini, neden ve nasıl ihlal ettiğinin açıklamamış olduğunu, bu haliyle dava dilekçesinin tavzihe ve meşruhata muhtaç olduğunu, davacının ticaret sicil kaydı incelendiğinde “danışmanlık” hizmetlerinin davacının iştigal alanına girmediğinin görülebileceğini, davalının ise esas iştigal alanının danışmanlık olduğunu, ayrıca tarafların çok farklı şehirlerde faaliyet gösterdiği fiili gerçeği de gözetildiğinde ticaret ünvanları, ana iştigal alanları ve faaliyet merkezleri itibariyle her iki firmanın aynı firma olduğu izleniminin doğmasının mümkün olmadığının kabulünün gerektiğini, ayrıca davalının, davacının markasını, logosunu veya amblemini kullandığı herhangi bir broşürünün, tabelasının, reklamının, ürününün, ambalajının veya kartvizitinin bulunmadığını, aksine, her iki firmayı görsel, imaj ve renk olarak birbirinden ayıran çok belirgin bir hususta kullandıkları amblem ve logoların bulunduğunu, arabuluculuk aşamasında taraflar arasında yapılan görüşmelerde davalının davacının ismine gönderilen ihtarname ile muttali olduklarını, ismin '"haksız rekabet" veya "marka tecavüzüne" girip girmediğini iyi niyetle araştırırken, bilinen büyük deprem felaketinin yaşandığını, depremin şokunu atlatmadan davacının davalıyı savcılığa şikayet ettiğini ve arabulucuya gittiğini, arabulucu üzerinden yürütülen görüşmelerde marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddialarını kabul etmemekle birlikte davalının sorun yaşamama adına isim değişikliğine gidebileceğini belirttiğini, davacının uzlaşma için önce 20.000,00 TL ve arabulucu ücretinin davalı firma tarafından karşılanmasını, bunun davalı firma tarafından kabul edilmemesi üzerine, bu sefer değişikliğin 20 gün içinde gerçekleşmemesi durumunda 50.000,00 TL cezai şartın tutanağa yazılmasını talep ettiğini, halbuki isim değişikliğinin 20 günde sonuçlanmasının mümkün olmadığını, yoksa davalının somut uyuşmazlıkta davacı ile uzlaşmak adına her türlü iyi niyetli çabayı göstermiş olduğunu, davalının ... mühendisi olan kurucularının firmalarının ismi olarak “...” ibaresini kullanmak istemelerinin, bu ibarenin "..." ve "..." ibarelerinin kısaltılmış olmasından kaynaklandığını, açılan haksız ve hukuka aykırı dava, yürütülen ihtar ve şikayet süreçleri neticesinde davalının itibarının zedelendiğini, bu nedenle hükümle birlikte davanın reddine karar verilirken, davalı hakkında mahkemenin uygun göreceği makul bir tazminata da karar verilmesini, bu nedenlerle davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. UYUŞMAZLIK: Dava, 6769 sayılı SMK m.29 ve m.149 hükümlerine göre; marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı hukuki korunma istemlerine yöneliktir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının, davacıya ait ... ve ... sayılı marka haklarını ihlal eden eylemlerinin bulunup bulunmadığı, varsa bu eylemlerin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, mütecaviz olduğu iddia edilen nesnelere el konması, davalının ticaret ünvanının terkini, maddi tazminat, manevi tazminat, itibar tazminatı ve hükmün ilanı istemlerinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davanın açılmasını müteakip dilekçe teatisi tamamlanmış, tarafların sunduğu deliller alınmış, marka tescili ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, istinabe yolu ile keşif icra edilmiş, özel veya teknik hususlar bakımından bilirkişi incelemeleri yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunmaları, ibraz ettikleri deliller, marka tescil belgeleri, hukuki çıkarımları hariç olmak üzere özel veya teknik hususlarda tespitler barındıran bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; İstinabe yolu ile davalıya ait "...." adresinde keşif icra edilmiştir. Keşifte hakim gözlemi olarak; işyerinin girişinde "..." ibaresi bulunan tabelanın yer aldığı, ayrıca ticaret ünvanının bulunduğu birçok faturanın da söz konusu işyerinde bulunduğu belirtilmiştir. İcra edilen keşif sonrası tanzim edilen 03/02/2024 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; Davalı adresinde yapılan incelemede; plaza binasının giriş kısmında yer alan ana panoda ve .... nolu bağımsız bölüm girişinde logosu "..." ibareli tabela bulunduğu, bunların dışında "..." ibaresinin markasal olarak kullanıldığı ürün, ambalaj, iş evrakı, reklam aracı, tanıtıcı aracın bulunmadığı, Davalının ticari defterlerinde yerinde yapılan incelemede fatura ve ticari defterlerde ticari ünvan olarak ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin kullanıldığı, davalının muhasebe kayıtları incelenmiş olup ana faaliyet konusunun danışmanlık hizmeti olduğu, hizmet satışına yönelik faturaların düzenlenmiş olduğu müşahede edilmiştir. Yukarıda yer verilen tespitlere göre; davalının ... danışmanlık hizmetini ana faaliyet alanı olarak belirlediği, söz konusu hizmeti verirken "..." ibaresini markasal fonksiyon icra edecek şekilde kullandığı, hizmet faaliyeti yürütülürken ortada imal edilmiş somut bir emtia bulunmadığından, markanın imal edilmiş bir mal üzerine yapıştırılmış olmasının eşyanın tabiatı ilkesine aykırı olduğu, davalının kendisine ait işletmede tabela olarak "..." ibaresini kullanıyor olması, düzenlediği faturalarda ticari ünvanına yer vermesi ve ticari ünvanının ayırt edici unsurunu da "..." ibaresinin oluşturuyor olması dikkate alındığında, davalının "..." ibaresini, ... danışmanlık hizmeti faaliyeti alanında markasal fonksiyon icra edecek şekilde ticari sahada kullandığının kabul edilmesi gerektiği, davacıya ait ... sayılı markanın da esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, yine bu marka kapsamında yer alan "... konularında danışmanlık hizmetleri" ile davalının ana faaliyet alanının aynı olduğu, buna göre, davalı yanın, davacıya ait ... sayılı "..." ibareli markası ile iltibas tehlikesi oluşturacak derecede markasal kullanımlarının bulunduğu, bu durumun SMK m.29 ve m.7 hükümleri uyarınca davacıya ait marka hakkına ihlal oluşturduğu anlaşıldığından; davalının, davacıya ait "..." ibareli marka hakkına tecavüz oluşturan eylemlerde bulunduğunun tespitine, bu eylemlerin durdurulmasına, kaldırılmasına, muhtemel tecavüz eylemlerinin önlenmesine, davalı uhdesinde bulunan "..." ibareli tanıtıcı materyallere el konulmasına karar verilmiştir. Davacı yan, davalı eylemlerinden kaynaklı olarak, davalının ticaret ünvanının da terkin edilmesini talep etmiştir. Davalının ticari sicil kayıt bilgileri incelendiğinde; 01/09/2022 tarihinde tescil edilerek kurulduğu, ticari ünvanının "... Şirketi" olduğu, iştigal alanları arasında danışmanlık, mühendislik hizmetlerinin de bulunduğu, yine davalının ticari ünvanını özellikle ... danışmanlık hizmeti alanında fiili olarak kullandığının da davalının ticari kayıtları üzerinden anlaşıldığı, 6769 sayılı SMK m.7/3-e hükmü uyarınca, tescilli bir markanın ticari ünvan olarak ticaret alanında kullanılması halinde de SMK m.29 hükmü uyarınca marka hakkı ihlali durumunun gündeme geleceği, buna göre; davalının ticaret ünvanının ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalının ticaret ünvanını kullandığı ... danışmanlık hizmetinin aynı zamanda davalının ticaret siciline kaydettiği faaliyet alanlarının kapsamında bulunduğu, davacıya ait ... sayılı "..." ibareli markanın davalıya ait ticaret ünvanının ayırt edici unsuru olan "..." ibaresi ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde benzer olduğu, davalının ticaret ünvanı kapsamında yer alan faaliyet alanları ve davalının ticaret ünvanını fiili olarak kullandığı faaliyet alanı ile davacıya ait marka kapsamında yer alan "... konularında danışmanlık hizmetleri"nin aynı, aynı tür veya benzer olduğu, buna göre, davalı yanın "..." ibaresine ticaret ünvanında yer vermesi ve bu ünvan altında faaliyette bulunması eyleminin davacıya ait "..." ibareli marka hakkına ihlal oluşturduğu anlaşıldığından, davalının ticaret ünvanından "..." ibaresinin terkin edilmesine, karar verilmiştir. Davacı yan, davalı eylemlerinden kaynaklı olarak maddi tazminat isteminde de bulunmuş olup, söz konusu tazminatın 6769 sayılı SMK m.151/2-c hükmüne göre hesaplanmasını talep etmiştir. Davalının ticari defterlerinde yerinde yapılan inceleme neticesinde; dava tarihine kadar olan dönem nazara alınarak, davalının "..." ticari ünvanı ile elde ettiği cironun 2022 yılında 11.661,86 TL ve 2023 yılında 512.757,60 TL olmak üzere dava tarihine kadar toplam cirosunun 524.419,46 TL olduğu görülmüştür. Davalı şirketin 01.01.2022-31.12.2022 dönemine ilişkin bir günlük cirosunun (11.661,86/365gün=) 31,95 TL olduğu, 30.12.2022-31.12.2022 dönemine ilişkin iki günlük cirosunun ise (31,95TL X 2gün=) 63,90 TL olduğu hesaplanmıştır. 01.01.2023-04.05.2023 dönemine ilişkin cirosunun da 512.757,60 TL olduğu dikkate alınarak, haksız fiil süresi olan 30.12.2022-04.05.2023 dönemine ilişkin toplam cirosunun (63,90 TL + 512.757,60 TL=) 512.821,50 TL olduğu hesaplanabilmektedir. Emsal nitelikteki yargıtay kararlarında belirtilen %5’lik oran dikkate alınarak, davalı şirketin toplam cirosu üzerinden bir hesaplama yapıldığında, SMK 151/2-c maddesine göre emsal lisans bedelinin (512.821,50 X %5=) 25.641,07 TL tutarında olacağı kanaatine ulaşılmaktadır. Gerek davacı gerekse davalının kazancının oluşumunu sağlayan tek faktör marka değildir. Gelirin oluşumunda rol oynayan marka dışında bir dizi unsur bulunmaktadır. Markanın satışa olan etkisi firmadan firmaya, markaya bağlı ürünün kalitesine, faaliyette bulunulan sektöre, firmanın organizasyon yapısına, satış ve dağıtım ağına, reklam ve tanıtım faaliyetlerine, pazarlama tekniğine, sektördeki rekabetin yoğunluğuna, sektördeki rakip firmaların satış politikalarına, pazardaki arz ve talep miktarlarına, ikame ürün çeşidine vb. unsurlara doğrudan veya dolaylı olarak bağlıdır. Satışın gerçekleşmesi ve kazancın oluşumunda rol oynayan yukarıda sayılan unsurlardan hangisinin ne oranda etkili olduğunun net olarak tespiti pek mümkün değildir. Çekişmeye konu markayla ilgili olarak, davacının ve davalının defter kayıtları üzerinden yapılan tespitlerin yanı sıra tarafların kısmen aynı sektörde faaliyette bulunuyor olmaları, gerek davacı, gerekse davalı şirketin haksız fiil süresi olan 30.12.2022-04.05.2023 tarih aralığındaki toplam satış kapasitesi/cirosu göz önünde bulundurularak, davacı ve davalının ayrı şehirlerde faaliyette bulundukları gözetilerek, emsal Yargıtay kararları ve bu kararlarda belirtilen oranlar dikkate alınıp, yukarıda yapılan hesaplamalar doğrulusunda bir değerlendirme yapıldığında; davacı lehine olan ve davalı cirosu üzerinden yapılan hesaplama neticesinde bulunan 25.641,07 TL’nin emsal lisans bedeli olarak belirlenmesinin makul olacağı düşünülmüştür. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; 25.641,07 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davacı yan, davalı eylemlerinden kaynaklı olarak itibar tazminatı isteminde de bulunmuştur. 6769 sayılı SMK m.150/2 hükmüne göre; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir. İtibar tazminatı, maddi tazminat türlerinden birini oluşturmaktadır. Burada marka sahibinin, marka hakkında uzun yıllar içinde büyük çabalarla tüketiciler nezdinde inşa ettiği "kalite ve güven imajı"nın kaybolması veya ciddi erozyona uğraması durumu söz konusudur. Gerek talep edilirken, gerekse mahkemelerce hüküm kurulurken, markanın ne gibi bir kalite sembolü olduğu, nasıl bir güven telkin ettiği ve bu imaj ile güvenin ne şekilde zarar gördüğü, kullanımın neden dolayı "kötü ve uygun olmadığı" hususlarının soyut ve klişe olmayan argümanlarla gerekçelendirilmesi gerekir. Bunun ortaya konulamadığı hallerde itibar tazminatı talebi reddedilmelidir (....). Belirtilen açıklamalar ışığında somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı yanın mesnet markasının uzun yıllar içinde büyük çabalarla belirli bir "kalite ve güven imajı" inşa ettiği hususunun ispatlanamadığı, davacı yanın markasına varsa yapmış olduğu yatırımın, davacı markasının ilgili tüketici kesimi nezdinde varsa oluşturduğu imajın boyutunun somutlaştırılamadığı, davalıya isnat edilen kullanımın neden dolayı "kötü ve uygun olmadığı" hususlarının soyut ve klişe olmayan argümanlarla gerekçelendirilemediği, SMK m.150/2 hükmü koşulunun somut olayda oluştuğuna yönelik iddianın ispatlanamadığı anlaşılmakla, belirtilen nedenlerle itibar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı yan, davalı eylemlerinden kaynaklı olarak manevi tazminat isteminde de bulunmuştur. Davalının, davacının hak sahibi olduğu marka ile iltibas tehlikesi oluşturan kullanımlarda bulunma eyleminden kaynaklı olarak davacı markasının ticari piyasada edindiği imajı zedelediği, bu nedenle manevi tazminat talep etme koşulunun somut olayda oluştuğu anlaşılmakla; ihlale konu markasal kullanımların süresi, yoğunluğu ve niteliği, ihlale konu hizmetin türü, tarafların kusur oranları, sıfatları, işgal ettikleri makam ve 4721 sayılı TMK m.4 hükmünde ifadesini bulan hak ve nesafet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde; 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalının yukarıda belirtilen eylemleri, davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğundan, 6769 sayılı SMK m.149/1-g hükmü uyarınca, karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hükmün ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine, karar verilmiştir. Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının, davacıya ait "..." ibareli marka hakkına tecavüz oluşturan eylemlerde bulunduğunun TESPİTİNE, bu eylemlerin DURDURULMASINA, KALDIRILMASINA, muhtemel tecavüz eylemlerinin ÖNLENMESİNE, davalı uhdesinde bulunan "..." ibareli tanıtıcı materyallere EL KONULMASINA, Davalının ticaret ünvanından "..." ibaresinin TERKİN EDİLMESİNE, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, İtibar tazminatı isteminin REDDİNE, 25.641,07 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Karar kesinleştiğinde masrafı davalı tarafından karşılanmak suretiyle hükmün ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede İLAN EDİLMESİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.862,25 TL karar ve ilam harcından peşin ve tamamlama ile alınan 694,05 TL'nin mahsubu ile alınması gereken 2.168,20 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacının marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, hükmün ilanı istemleri bakımından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının maddi tazminat istemi bakımından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 ve m.13 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının itibar tazminatı istemi bakımından davalının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle AAÜT m.3 ve m.13 hükümleri gereği hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacının manevi tazminat istemi bakımından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3, m.10 ve m.13 hükümleri gereği hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davanın kabul ret oranının 9/10 olarak kabulüne, 8-Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin ve tamamlama ile yatırdığı 694,05 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 51,20 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 400,00 TL keşif taksi ücreti, 512,50 TL posta, tebligat ve müzekkere masrafı, 1.912,35 TL keşif harcı olmak üzere toplam 10.555,95 TL yargılama giderinin 9/10'u olan 9.500,36 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye 1.055,59 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı tarafından yapılan 25,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/10'u olan 2,56 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye 23,04 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 11-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.120,00 TL'nin 9/10'u olan 2.808,00 TL'nin davalıdan, 1/10'u olan 312,00 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 12-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine, Dair, Davacı vekilinin ve Davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/07/2024

Katip .... E imzalıdır

Hakim .... E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/218, K. 2024/321, T. 10.07.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-218-e-2024-321-k-c1f7fb6a3b60