İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/844 E. 2025/859 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/844
- Karar No
- 2025/859
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/844 KARAR NO : 2025/859
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/11/2022 KARAR TARİHİ : 12/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında müvekkilinin ticari itibarına ve kişilik haklarına saldırarak, haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunmakta olduğunu, davalının, Vakıf hakkında 23.11.2021 tarihinde tek taraflı, yetkisiz, hatalı ve yanlış tespitler içeren bir Denetim Raporu hazırladığını, bu raporu bir kaldıraç olarak kullanarak gerek kendi internet sitesi gerek sosyal medya platformları üzerinden vakıf hakkında asılsız iddialarda bulunduğunu, derneğin internet sitesinden, ------hesaplarından kamuoyuna yapılan açıklamalarda; vakfın iktisadi işletmesi olan---- Koleji'nin akademik başarısının düşük olduğu, ------ güvencesinden mahrum olduğu, kaliteli eğitim verilmediği, mevzuata uygun hareket edilmediği vb. iddiaların, vakfın öğrencileri, mezunları, veliler ve çalışanları ile ilişkilerini ve diğer okullar arasındaki itibarını zedeleyen aldatıcı, yanıltıcı ve dürüstlük kuralına aykırılıklar içerdiğini, ayrıca, davalı derneğin, ilan edilen hususlarda, esasen vakfın kurucusu olduğunu ve isnat ettiği ihlallere yönelik kararlarda Vakfın Yönetim Kurulu'ndaki Dernek temsilcilerinin olumlu oy verdiğini kamuoyundan gizlemekte ve kamuoyunu aldatmakta olduğunu, dava dilekçesi ekinde ---- Noterliğince 23.09.2022 tarihinde ----- yevmiye numarası ile kayıt altına alınan 23.09.2022 tarih 09:28 saati itibariyle ----- kullanılarak tutanağa bağlanan E-Tespit tutanağının, yine dava dilekçesinin diğer eklerinde Davalı Kuruma ait olduğu iddia edilen , ----- ve --- sosyal medya hesaplarındaki içeriklerin ekran görüntülerinin sunulduğunu, 2022-2023 eğitim öğretim dönemine ilişkin kayıtların alınmasından hemen önce gerçekleştirilen davalı'ın yanlış, yanıltıcı ve gereksiz yere kötüleyici haksız rekabet eylemleri dolayısıyla müvekkili vakfın maddi ve manevi zarara uğradığını, ihlalin devam etmesi nedeniyle halen zarar görmekte olduğunu, davalının kendi internet sitesinde yer alan vakfa yönelik açıklamalarında, "... ve ... ----- Vakfı arasında neden sorun var" başlıklı bir görsel ile müvekkili Vakıf hakkında yanlış bilgiler verilerek kötülendiğini, yine internet sitesinde yer alan "DUYURU" başlıklı metinde Vakfın eğitim kalitesine yönelik yanıltıcı bilgiler verilmek suretiyle kötülendiğini, davalının gerek internet sitesinde gerek sosyal medya hesaplarında ----- paylaştığı, "... ve ... ------ Vakfı arasında neden sorun var" başlıklı görsel ve bu görseldeki ifadelerin; yine davalının internet sitesinde yer verdiği, "DUYURU" başlıklı paylaşımı ve buradaki ifadelerin; son olarak davalının adını taşıyan özellikle ------ bulunan okul yetkililerinin Derneğin yönlendirmesi ile öğrenci kayıt aşamasında derneğin davaya konu ifadelerini öğrenci velilerine teyiden yapılan ve Derneğin müvekkili Vakıf okulunda burslu okuyan öğrencilere doğrudan telefon etmek sureti ile Vakıf Okulunun adının değişeceği bu nedenle okullarını değiştirmeleri gerektiği açıklamalarının TTK m. 55/1, a-1 uyarınca kötüleme haksız rekabet halini oluşturduğunu, ayrıca davalı derneğin kötü niyetli bir şekilde verdiği istatistiklerde müvekkili Vakfa ait ----- Koleji'nin başarılarının göz ardı edilmesi amacıyla örneğin yurt dışı üniversitelere yerleştirme oranı başta olmak üzere birçok parametre özellikle hariç tutulduğunu ve böylelikle kötü niyetle olumsuz bir tablo yaratılmaya çalışıldığını, davalının sosyal medya hesabında paylaştığı haksız rekabet teşkil eden bu ifadelerin müvekkili vakıf öğrencileri, velileri ve çalışanları arasında panik havası oluşturduğunu, davalının özellikle 2022-2023 eğitim öğretim dönemine ilişkin kayıtların alınmasından hemen önce gerçekleştirdiği eylemler dolayısıyla müvekkili Vakfın birden fazla sınıf düzeyinde öğrenci kaybı yaşadığını, maddi ve manevi zarara uğradığını, ihlalin devam etmesi nedeniyle halen zarar görmekte olduğunu, Vakıf okulundan bu yayınlar sebebi ile kaydını aldıran ara sınıf öğrencilerinin daha uzun yıllar sürecek okul öğrenci ilişkisinin sona erdiğini, uğranılan maddi zararın bu aşamada tam olarak tespit edilemese dahi, haksız rekabet eylemlerinin ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle uğranılan zararın tazminine yönelik olarak kabulü mümkün olduğundan bu aşamada şimdilik 200.000TL maddi zararın tazmininin talep olunduğunu, zararın belirlenmesinde kaybedilen her bir öğrencinin ileriye yönelik 12 yıl boyunca Vakfın okulunda ayrıldığının özellikle gözetilmesi gerektiğini tüm bu nedenlerle davalı'nın internet üzerinden gerçekleştirdiği gerçeğe aykırı, aldatıcı ve gereksiz yere kötüleyici haksız rekabet eyleminin tespitine ve önlenmese, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapıldığından bu beyanların düzeltilmesine, şimdilik 1.000.000.TL maddi tazminatın ve 150.000.TL manevi tazminatın davalının haksız eyleminin başladığı duyuruların ilan edildiği tarihten itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte davalıdan tahsiline, TTK m. 59 uyarınca, masrafı davalı taraftan alınmak suretiyle gerekçe özeti ve hüküm fıkrasının, Türkiye genelinde yayın yapan tirajı en yüksek 5 ulusal gazeteden mahkemece belirlenecek en az ikisinde ve ayrıca ---- hükmün ilanına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev ve zorunlu arabuluculuk dava şartına ilişkin itirazlarının bulunduğunu, esasa ilişkin ise müvekkili derneğin, bir sivil toplum kuruluşu olarak kurulduğu günden beri eğitim alanında faaliyet gösterdiğini; aynı zamanda yeterli maddi olanağa sahip olmayan başarılı çocukların eğitimlerini desteklediğini ve Türk eğitim sistemine maddi ve bilimsel katkılar sağladığını, derneğin, davacı vakıf ın kurucu üyelerinden olduğunu, kurucu iradenin, vakıf senedi'ni düzenlerken müvekkili Derneğe, Vakıf Mütevelli Heyet'ine (3), Yönetim Kurulu'na (1) üye atama yetkisi verdiğini ve üç kişiden oluşan Denetleme Kurulu'nda ise (2) üyenin yine müvekkili dernek tarafından atanacağının hüküm altına alındığını, vakıf senedinde, derneğe yalnızca ilgili organlarda görev alacak belirli sayıdaki üyeyi seçme yetkisi tanındığını, dernekçe belirlenen üyeler ile müvekkili arasında ne bir temsil ne de bir vekâlet ilişkisinin söz konusu olduğunu, her bir üyenin aldığı kararlardan ve kararlarının sonuçlarından diğer üyelerle birlikte şahsen sorumlu olduğunu, dolayısıyla her şeyden önce davacı Vakıf tarafından iç denetimde usulsüzlüğü tespit edilen kararların müvekkili dernekin onayı ve bilgisi ile alındığının iddia edilmesinin gerçeği yansıtmadığını, bu durumun davacı vakıfın kendisi tarafından da dava dilekçesinde "istediği kararları, kendi gönderdiği üyeler vasıtasıyla vakıf yönetim kurulunda aldırması da mümkün değildir." denilmek suretiyle ikrar edildiğini, dava dilekçesinin de bu anlamda kendi içerisinde çeliştiğini, dolayısıyla Vakıf'ın kötü niyet iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacı vakfın, Olağan Mütevelli Heyet Toplantısı öncesinde yerleşik uygulamalara uygun olarak, Denetleme Kurulu üyelerini denetim için davet ettiğini, yapılan denetim kapsamında hazırlanan 23.11.2021 tarihli iç denetim raporunun incelenmesinden, Vakıf ın Yönetim Kurulu'nda ve İcra Kurulu'nda görev alan üyelerin de hukuki ve cezai sorumluluğunu doğurması muhtemel olan bir kısım usulsüzlüklerin tespit edildiğini (Ek 3- Vakıf Denetleme Kurulu üyelerince hazırlanan 23.11.2021 tarihli iç denetim raporu), ancak Vakıf Mütevelli Heyetinin, denetim raporunu inceleyerek tespitlerin gerçekliğini sorgulamak yerine, Denetleme Kurulu üyelerinden, sadece bilanço ve gelir tabloları üzerinde sınırlı bir inceleme yaparak iç denetim raporunu hazırlamasını, ancak bu şekilde hazırlanarak sunulacak yeni raporun Olağanüstü Mütevelli Heyet Toplantısında değerlendirileceğini Denetleme Kurulu'na bildirdiğini (Ek 4- Davacı Vakfın 16.12.2021 tarih ve ----- sayılı yazısı ve denetleme kurulu üyelerinin 22.12.2021 tarihli cevabi yazısı), Denetleme Kurulu üyelerinin de, Vakıflar Yönetmeliğinin 41 vd. gereğince cevaben 22.12.2021 tarihli yazılarında iç denetimin usul ve mevzuata uygun olarak yapıldığı gerekçesi ile yeni rapor hazırlamaya yer olmadığını, tespit edilen usulsüzlükler hakkında gereği yapılmadığı takdirde iç denetim raporunun Vakıflar Genel Müdürlüğüne de sunulacağını bildirdiklerini, Davacı Vakıf ın, bu defa iç denetimi kendisinin arzu ettiği gibi yalnız bilanço ve gelir tabloları ile sınırlı olmak üzere bir bağımsız denetçi eliyle yaptırıp ve Mütevelli Heyet'e sunduğunu, 23.11.2021 tarihli denetleme kurulu üyeleri tarafından tespit ve tenkit edilen hususların ise Vakıf tarafından hazırlattırılan bağımsız denetçi raporunda hiç gündeme getirilmediğini, bunun üzerine, Müvekkili Derneğin, Denetleme Kurulu eliyle kendisine bildirilen 23.11.2021 tarihli İç Denetim Raporu'nu esas alarak, nihai denetleme makamı olan Vakıflar Genel Müdürlüğüne 08.02.2022 tarih ve ----- KEP sayılı dilekçe ile müracaat ettiğini, Dernek tarafından yapılan bilgilendirme ile Vakıflar Genel Müdürlüğünce başlatılan denetime ait müfettişlerce hazırlanan raporun, haricen mahkeme'nin dikkatine sunulacağını, (EK- 5 Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün 25.11.2022 tarihli Denetim Raporu)Vakıflar Genel Müdürlüğünce hazırlanan 25.11.2022 tarihli Denetim Raporunda, Vakıf tarafından bilançoların doğru tutulmadığı, Vakıf ın Ürün ve Hizmet Satın Alma Yönetmeliğine uygun satın almalar yapmadığı, Genel Müdür tarafından usulsüz, yüksek tutarlarda ve uzun vadeli verilen personel ücret avanslarının vergisel boyutu nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulunca da inceleme yapılması gerektiği, bütçe hazırlanırken özenli davranılmadığı, gerçekçi verilerden yola çıkılarak hesaplamaların doğru şekilde yapılmadığı, bu konuda Yönetim Kurulunun ve Genel Müdürün ikaz edilmesi gerektiği, eğitim ücretlerinin vergilendirilmesi ve burs verilme şartları ve oranlarının İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bildirilmediği, gereği için Genel Müdürlükçe ilgili makamlara gerekli bildirimlerin yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığını, dolayısıyla Dernek'in Vakıflar Genel Müdürlüğünce talep ettiği denetimin devam etmekte olduğunu, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacak incelemelerin de neticesinin beklendiğini, söz konusu raporun, bu haliyle dahi, müvekkili Dernek'in Vakfın doğru yönetilmediğine ilişkin kanaatini teyit etmeye yettiğini, davacı vakıf ile müvekkili dernek arasında 2008 yılında yine benzer sebeplerle yaşanan uyuşmazlıkların dostane çözümü için 30.12.2010 tarihinde eğitim öğretim uygulamaları, görevlendirmeler/öğretmen alımları, kurumsal kimlik ve materyal birliktelik gibi dernek'e ait---- markası altında faaliyet göstermenin temel prensiplerine Vakıf tarafından uyulmasını temin etmek üzere Dernek ve Vakıf arasında da Eğitim İşbirliği Sözleşmesinin imzalandığını(Ek 6- 30.12.2010 tarihli Eğitim İşbirliği Sözleşmesi), davacı vakıfın, yukarıdaki uyuşmazlıklarla eş zamanlı olarak, Eğitim İşbirliği Sözleşmesi kapsamında kendisine yapılan iyileştirici geri bildirimlere de direnç gösterdiğini, nihayetinde Denetleme Kurulu tarafından hazırlanan raporun dikkate alınmaması ile Eğitim İşbirliği Sözleşmesi ile taahhüt edilen iş birliğinden uzaklaşan tavırların peş peşe vuku bulduğunu, (Ek 7- Dernek ile Vakıf arasında Vakfın Akademik, İdari ve Mali Denetimi hakkında yapılan yazışmalar) müvekkili derneğin, davacı vakıf ın işbirliğinden uzak tavrını sürdürdüğü takdirde, Eğitim İşbirliği Sözleşmesi'nin yenilenme tarihi olan 30.06.2022 itibariyle sözleşmenin yenilenmeyeceğini ---- Noterliği'nin 22.02.2022 tarih ve ----- yevmiyeli ihtarnamesi ile davacı Vakıf a bildirdiğini, Davacı Vakfın ise----- Noterliği'nin 24.02.2022 tarih ve ---- yevmiyeli yazısı ile " (...) a) (...) ----- Vakfı, iddia ettiğiniz gibi, ...'ne ait marka altında faaliyet gösteren bir okul/kurum/kuruluş değildir. (...) g) Muhatap ile Vakfımız arasında 30.12.2010 tarihinde imzalanmış "Eğitim İş Birliği Sözleşmesi" 24.02.2022 tarihli------ Mütevelli Heyet Toplantısında Oybirliği ile alınan karar uyarınca tek taraflı olarak feshedilmiştir." şeklinde karşılık verdiğini ve sözleşmenin yenilenme tarihi ve aynı zamanda eğitim öğretimin sona ereceği resmi tarih olan 30.06.2022 tarihine kadar gerekli iyileştirmeleri yapmak yerine sözleşmeyi tek taraflı iradesi ile derhal sona erdirme yoluna gittiğini, işbirliğinden ve uzlaşmadan uzak bu tavır ile alelacele Eğitim İşbirliği Sözleşmesi'ni fesheden davacı Vakıf ın müsebbibi olduğu menfi sonuçtan menfaat elde etme gayretinde olduğunu, (Ek 8- Taraflar arasında yapılan 22.02.2022 ve 03.03.2022 tarihli yazışmalar) müvekkili derneğin bu defa, ----Noterliği'nin 29.03.2022 tarih ve ------ yevmiyeli ihtarnamesinde, Vakıf tarafından başta okul amblemi olarak kullanılan marka olmak üzere, ---- sayılı "... şekil",---- sayılı "-----. şekil", ----- sayılı----- markalarının tamamının ve diğer otuzu aşkın markanın Müvekkili Dernek adına tescilli olduğunu, bu nedenle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun ("SMK") sağladığı her türlü korumadan yararlandığını, Davacı Vakıf ın ise ----- markasını Dernek'in Yönetim Kurulu tarafından verilen izin ile kullanabildiğini, bu nedenle eğitim öğretim yılının sona ereceği 30.06.2022 tarihi itibariyle Dernek'e ait tasarım tescilli ürünler ile tescilli markaların kullanımına son vermesi gerektiğini ihtar ettiğini, müvekkili derneğin aynı ihtarnamede ayrıca Vakıf tarafından, ihtarnamenin tebliğini takip eden iki takvim günü içerisinde bir kamuoyu duyurusu yapılmasını ve Vakıf ın kendi deyimiyle "----- markası altında faaliyet gösteren bir okul/kurum/kuruluş olmadığı" hususunda tüm kamuoyunun bilgilendirilmesini talep ettiğini, zira 2022-2023 eğitim öğretim yılında ----- markası altında faaliyet göstereceği inancıyla kayıt yenileyen veya ilk kez kayıt yaptırmış olan veliler başta olmak üzere ilgililerin Vakıf ile Dernek arasındaki ilişiğin kesildiği hususunda bilgilendirilmesinin kamu yararına bir bilgilendirme olduğunu, bu nedenle aynı ihtarnamede ayrıca Davacı Vakıf tarafından söz konusu duyurunun yapılmaması halinde, Müvekkili Dernek tarafından gerekli bilgilendirmenin kamuoyu ile paylaşılacağı ve SMK ve sair mevzuat hükümlerinde öngörülen yasal yollara müracaat edileceğinin Vakıf a ihtar edildiğini, (Ek 9----- Noterliği'nin 29.03.2022 tarih ve ------ yevmiyeli ihtarname), davacı Vakıf'ın, söz konusu markaları dernek'in muvafakati ya da başkaca herhangi bir yasal hakkı olmaksızın kullanmaya devam ettiğini, davacı vakıfın erişimin engellenmesini talep ettiği paylaşımların, iddia ettiği gibi haksız rekabet saikiyle değil, davacı vakıfın, müteaddit defa ifade ettiği üzere,------ ait marka altında faaliyet göstermediğini mevcut ve potansiyel veli ve öğrencilerine bildirmemiş olması karşısında müvekkili derneke ait markanın itibarını ve bu markaya güvenen tüketiciyi koruma saikiyle yapıldığını, yukarıda anılan ihtarlara rağmen, usulsüz ve haksız olarak Dernek adına tescilli markaları kullanmaya devam eden ve velileri aydınlatma yükümlülüğünden imtina ederek haksız kazanç elde eden Vakıf aleyhine, 22.7.2022 tarihi itibariyle ----. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin ------ sayılı dosyası ile tecavüzün önlenmesi davası açıldığını, davaya konu duyuru ve paylaşımlar yalnızca mevcut vakıalar hakkında kamuyu bilgilendirme niteliğinde olduğunu, yanlış, yanıltıcı, gerçek olmayan herhangi bir hususun bulunmadığını, gerçekliği sabit olan bu hukuksuzlukların kamudan saklanması gereken bir "gizli bilgi" niteliğinde olmadığını ve bunların paylaşılmasının "gereksiz yere incitici" olduğundan da söz edilemeyeceğini, bir kısım denetim bulgularının olduğu ve denetim bulgularının Vakıf yönetimi tarafından göz ardı edildiğinin ifade edilmesinin kamuyu bilgilendirme amacı taşıdığını ve kamunun menfaatine olduğunu, bu beyanlarda bulunulurken davacı Vakıf ın "kişilik haklarını zedeleyecek" veya "haksız rekabet oluşturacak" nitelikte incitici herhangi bir söylemde de bulunulmadığını, gerçeğe yorum katılmadığını, Davacı Vakıf'ın adeta bir kısım eksiklikleri ve usulsüzlükleri ortaya çıktığı ve bunları gidermek adına hiçbir şey yapmadığı anlaşıldığı için bir tedirginlik yaşadığını ve huzurdaki mesnetsiz davayı da bu sebeple ikame ettiğini, davacı vakıfın haksız rekabet iddiasını TTK m.55/1(a)-1 maddesine dayandırmışsa da, bu madde kapsamında haksız rekabet oluşabilmesi için yapılan beyanın yanlış, yanıltıcı veya gerçek olmakla beraber lüzumsuz yere incitici olması gerektiğini, somut olayda haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilen sosyal medya paylaşımları bakımından bu şartlar oluşmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığa esas ifadelerin, vakıflar mevzuatının Vakıf Denetleme Kurulunun incelemelerine bir sonuç bağlayıp bağlamaması değil, Davacı Vakıf'ın Vakıf Senedi'ne uygun davranıp davranmadığı noktasında değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili Dernek'in dava konusu paylaşımlarda Vakıf a ait okulun akademik başarısına yönelik tek ifadesinin " ... ile ... ----- Vakfı arasında neden sorun var?" başlıklı paylaşımın ikinci kısmında yer aldığını, Müvekkili Derneğin, Davacı Vakıf ın Müvekkiline ait ---- markası altında işlettiği okulun akademik başarısının düşük olduğunu beyan ettiğini ve bu tespitin dayanağını da aynı cümlenin devamında açıkladığını, gerçekten de beyan olunduğu üzere Vakıf işletmesi okulun, Dernek tarafından tüm ----- markası altında faaliyet gösteren okulların başarı durumunu değerlendirmek amacıyla yapılan Genel Merkez sınavlarında ve ulusal sınavlarda son sıralarda olduğunu, ancak buna rağmen, Müvekkili Derneğin, ----- markası altında faaliyet gösteren okulları akademik açıdan incelerken her kurumu içinde bulunduğu koşullar, yer aldığı il ve bölge, ilin akademik başarısı, yetkin öğretmen istihdam etme potansiyeli, uyguladığı ulusal veya uluslararası programlar, okul mevcutları ve eğitim personelinin niteliği gibi önemli parametrelerin ışığında değerlendirdiğini, Davacı Vakıf ın dava dilekçesinde iddia gibi "kalitesiz eğitim verildiği" şeklinde ifadelerin kullanılmadığını, anılan paylaşımda haksız rekabete sebebiyet verecek şekilde küçük düşürücü veya gereksiz yere incitici herhangi bir ibarenin yer almadığını, okulun bu sınavlardaki başarısının somut deliller ile ispat edilebilir nitelikte olduğunu, dolayısıyla bu ifadelerin yalnızca bir vakıanın olumsuz eleştirisi niteliğinde olduğunu, nitekim bir ticari işletmenin müşterilerine e-mail gönderilmek suretiyle bu ticari işletmenin ürünleri hakkında olumsuz yorumda bulunulmasının Yargıtay tarafından haksız rekabet olarak kabul edilmediğini, yukarıda açıklanan nedenlerle davaya konu olaylar çerçevesinde ortada haksız rekabet teşkil edebilecek herhangi bir eylem bulunmadığından, Davacı Vakıf ın bu yöndeki tüm iddialarının sübjektif ve haksız olduğu, dolayısı ile Müvekkil Dernek'ten maddi tazminat talep edilemeyeceğini, Vakıf ın kişilik haklarının zedelendiğinden söz edilmesi mümkün olmadığından TBK'nın 58'inci maddesindeki manevi tazminat koşullarının da oluşmadığını tüm bu nedenlerle ilk itirazlarının kabulü ile görevsizlik kararı verilerek davanın usulden reddine, davanın mahkemede görüleceğine karar verilmesi halinde, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, Denetleme Kurulu üyelerince hazırlanan 23.11 2021 tarihli denetim raporundaki tespitlerin doğru olduğunun kabulü ile dava konusu paylaşımlarda yer alan ifadelerin haksız rekabet teşkil etmediğinin tespit edilmesine, davacı Vakıf ın maddi ve manevi tazminat talepleri ile diğer taleplerinin reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı vakıfa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce, tarafların bildirdikleri tanıklar tek tek dinlenmiş, ----- Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilmiş, mahkememizce resen seçilen bir haksız rekabet uzmanı, bir bilişim uzmanı ve bir sektör bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiş, davacı tarafın maddi tazminat talebi yönünden, davacı vakfın ticari defter ve kayıtları üzerinde mahkememizce bilirkişi listesinden resen seçilen mali müşavirden rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda mali müşavir bilirkişi ile mahkememizce daha önceki raporda görevlendirilen sektör uzmanı bilirkişiden hüküm kurmaya ve denetime elverişli ek rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.Davacı vekili 20/10/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 38.049.746,46 TL arttırılarak 39.199.746,46 TL olarak artırmış ve iş bu ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, haksız rekabete yol açan paylaşımlara erişim engeli getirilmesi ile haksız rekabet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir.Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmesi şartı aranmamıştır. Failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması, sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. Haksız rekabet kabul edilen bazı haller TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. TTK’nın 55(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Madde kapsamında kötülemeden bahsedilebilmesi için; ortada başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama bulunması, nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir. Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise, içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise; açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte, gerçek dahi olsa açıklamalar gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen, açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama gereksiz yere incitici olmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında, gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırının aşılması halinde açıklama, TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. "Bir açıklamanın yanlış olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, yanıltıcı olup olmadığı veya gereksiz yere incitici olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir" (Yargıtay HGK'nın ----- esas,------krar sayılı, 11.3.2021 tarihli ilamı). Somut olayda; dava davacı tarafından işletilen kolejin akademik başarısının düşük olduğuna, vakıf senedine ve mevzuata uygun olmayan şekilde faaliyette bulunulduğuna, davalı derneğin davacı vakıfla olan bağının sonlandırıldığına dair davalıya ait internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında yapılan açıklamalarla davacıya zarar verildiği iddia edilmekle; davaya konu edilen yayınların davalı derneğe ait internet sitesinden ve davalının sosyal medya hesaplarından ----- "... ve ... ---- Vakfı arasında neden sorun var" başlıklı görseli ve davalının internet sitesinde yer verdiği, "DUYURU" başlıklı paylaşımların yapıldığı hususu ihtilaf dışıdır. Her ne kadar davalı tarafça; davacının müvekkili dernekle arasındaki Eğitim İşbirliği Sözleşmesi ile taahhüt edilen iş birliğinden uzaklaşan tavırlarda bulunduğu, müvekkili dernek tarafından davacıya 24/02/2022 tarihinde gönderilen ihtarname ile işbirliğinden uzak tavırların devam ettirilmesi halinde 30/06/2022 tarihi itibariyle sözleşmenin yenilenmeyeceği hususunda ihtarda bulunulduğu, ayrıca aynı ihtarnamede vakıf tarafından, ihtarnamenin tebliğini takip eden iki takvim günü içerisinde bir kamuoyu duyurusu yapılmasını ve vakıfın kendi deyimiyle “----- markası altında faaliyet gösteren bir okul/kurum/kuruluş olmadığı” hususunda tüm kamuoyunun bilgilendirilmesinin talep edildiği, davacı vakıf tarafından söz konusu duyurunun yapılmaması halinde, davalı dernek tarafından gerekli bilgilendirmenin kamuoyu ile paylaşılacağının da ihtar edildiği, buna karşılık davacı tarafından gönderilen 24/02/2022 tarihli cevabi nitelikteki yazı ile kendilerinin ...'ne ait marka altında faaliyet gösteren bir okul ya da kuruluş olmadıkları, 24/02/2022 tarihinde yapılan mütevelli heyet toplantısında sözleşmenin feshedildiğini ifade ettikleri, davacının açık ikrarına rağmen müvekkiline ait marka ve amblemleri kullanmaya devam ettiği, davalı derneğin bu hususa muvafakatinin bulunmadığı, davalı tarafın, davacının açık ikrarına dayalı olarak tüketicileri ve kamuoyunu bilgilendirmek, markanın itibarını korumak amacıyla açıklamalarda bulunduğu, davalı derneğin yukarıda anılan ihtarlara rağmen, usulsüz ve haksız olarak Dernek adına tescilli markaları kullanmaya devam eden ve velileri aydınlatma yükümlülüğünden imtina ederek haksız kazanç elde eden davacı vakıf aleyhine 22/07/2022 tarihi itibariyle ----- Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin ----- sayılı dosyası ile tecavüzün önlenmesi davası açıldığı, davaya konu duyuru ve paylaşımların yalnızca mevcut vakıalar hakkında kamuyu bilgilendirme niteliğinde olduğu ve söz konusu bilgilendirmenin objektif kriterler kapsamında, davacının yapmadığı bilgilendirmeyi de kapsayacak şekilde yapıldığı, ayrıca gerçekleri yansıtmasının yanında incitme kastı gibi bir saik de izlenmediği ileri sürülmüşse de; Davaya konu edilen paylaşımların içeriğinde özetle, davacı tarafından işletilen kolejin akademik başarısının düşük olduğuna, vakıf senedine ve mevzuata uygun olmayan şekilde faaliyette bulunulduğuna, davalı derneğin davacı vakıfla olan bağının sonlandırıldığına dair açıklamalarda bulunulduğu dikkate alındığında yapılan paylaşımların somut uyuşmazlık bakımından, gereksiz yere incitici nitelikte olduğu, özellikle yapılan açıklamanın zamanlaması dikkate alındığında okul kayıt döneminde yapıldığı, paylaşımlarda belirtilen olumsuzlukların doğrudan müşterilerle paylaşılması, bunlarda haklı olunması halinde dahi haksız rekabet teşkil edebileceği, bilgilendirme amacının aşılarak, ticari itibarı zedeleyecek şekilde müşteri kaybetme tehlikesi oluşturma durumuna yol açabilecek beyanların haksız rekabet olarak kabul edilmesi gerektiği, orta yetenekte olağan muhatap/ortalama tüketici kitlesi, kapsamında değerlendirme yaparken bu kitlenin yorumunun esas alınması gerektiği, açıklama hangi kişi grubuna yapılıyor ise o kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı algılama biçiminin esas alınacağı, dolayısıyla bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şeklinin önemli olduğu, davaya konu paylaşımlarınsa öğrenci velilerine yapıldığı ve ortalama veli grubunun açıklamayı algılama şeklinin değerlendirilmesi gerektiği, davalı tarafından yapılan sosyal medya paylaşımlarına ilişkin yapılan veli yorumları incelendiğinde, velilerin öğrencilere ilişkin endişeleri, tercih edilen sözcüklerin öğrencilerin başarısızlıkla itham edilmesi, karalama kampanyası niteliğinde olduğu şeklinde algı oluşturduğu, kötüleme yoluyla haksız rekabet halinde hukuka uygunluk nedenleri de bulunmakta ise de; bunlardan birinin üstün nitelikte kamusal yarar ve bunun kapsamında kabul edilen ifade özgürlüğü olduğu, ancak davalı tarafından iddia edilen hususların taraflar arasında uyuşmazlık niteliğinde olup, belirtilen hususların dava süreci tamamlanmadan özellikle de yeni kayıt döneminde yapılmasının, söz konusu beyanlara yapılan veli yorumları da dikkate alındığında tedirginliğe yol açtığı, yasal yollara başvurmak suretiyle haklara kavuşulması mümkün olan hallerde bu hususların ilan yoluyla duyurulmasının Yargıtay’ın emsal uygulamasına göre de hukuken benimsenen bir metot olmadığı, dolayısıyla davaya konu edilen paylaşımlarla birlikte tüm dosya kapsamına taraflarca sunulan tüm deliller ile delil tespiti ile alınan bilirkişi raporu ve 19/02/2024 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler bir bütün olarak nazara alındığında, paylaşımların haksız rekabet teşkil ettiği sonuç ve kanaatine varılarak, dava konusu edilen duyuru ve paylaşımların haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine dair karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; TBK'nın 56/1-d maddesine göre haksız rekabet hallerinde davalının kusurlu olması şartıyla ortaya çıkacak zarar ve ziyanın tazmini mümkündür. Madde hükmünde ayrıca d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkimin, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebileceği de belirtilmiştir. Haksız rekabet sonucunda zarara uğrayan davacı, zarara uğradığını ve zararın varlığını ispatla yükümlüdür. Uğranılan zararı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zarar miktarının hakkaniyete uygun olarak belirler (TBK50/2). Maddi zararın oluşup oluşmadığı ve varsa oluşan zararın miktarına yönelik olarak Mahkememizce, davacı vakıfın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilerek mali müşavir bilirkişiden bu hususta rapor alınmış, tarafların alınan rapora itirazları üzerine dosya bu kez, mali müşavir bilirkişi ile mahkememizce daha önceki raporda görevlendirilen sektör uzmanı bilirkişiye yeniden tevdi edilerek, taraf vekillerinin itirazları değerlendirilmek suretiyle ek rapor düzenlenmesinin istenilmiş; yapılan mali incelemeler neticesinde davacı vakfın, davaya konu haksız rekabet içeren paylaşımlar sonrasında kayıt yenilemeyen ve ------ içinde başka bir özel okula nakil aldıran öğrenci sayıları, dinlenen tanıkların beyanları ve davacı vakfın ticari kayıtları değerlendirilerek yoksun kalınan kazancın hesaplandığı, yapılan hesaplamalardan faydalı giderler de tenzil edilerek sonuç itibariyle davacının 126.927.247,34 TL net kâr kaybı yaşadığının hesaplandığı, her ne kadar taraf vekilleri maddi tazminata ilişkin yapılan hesaplamaya ayrı ayrı yönlerden itiraz etmiş iseler de, hükme esas alınan mali bilirkişi raporu ile yapılan hesaplamanın Mahkememizce dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, bu suretle davacı tarafın fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 16+4=20 öğrenci üzerinden, dava değerini 39.199.746,46 TL olarak ıslah ettikleri dikkate alınarak, maddi tazminat istemlerinin kabulü ile 1.000.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden, 38.049.746,50 TL maddi tazminatın ıslah tarihi olan 21/10/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair karar verilmiştir. Her ne kadar davalı tarafça, ıslahın tahkikat aşaması bittikten sonra yapıldığını ileri sürerek ıslaha göre karar verilemeyeceği ve ıslaha karşı da zamanaşımı itirazında bulunulmuşsa da; öncelikle ıslahın süresinde yapılıp yapılmadığına yönelik yapılan değerlendirmede; ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir(HMK. Md.177/1), tahkikatın ne zaman sona erdiği hususunda 6100 sayılı HMK'nın 184. maddesi; "Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder." hükmünü içermektedir. Buna göre, tahkikat aşaması; hakimin, tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri iddia ve savunmaları ve bunların ispatı için gösterilen delilleri inceleyip bitirmesi ve tahkikatın tümü hakkında tarafların açıklamalarını dinlemesinden sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse sona ermiş olur. Ancak; hakim, duruşmada hazır bulunan taraflara, tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Tarafların tahkikatın tümü hakkında yapacakları açıklamalardan sonra, mahkeme, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığı sonucuna varırsa, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder (HMK. md 182/4) ve sözlü yargılama aşamasına geçilir. (HMK. md. 186). (Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin ---- esas ----- karar sayılı ilamı) Dosya incelendiğinde; Mahkememizce 17/09/2025 tarihli celsede, "... bilirkişi raporlarının yeterli görülmesi nedeniyle yeniden rapor alınmasına yönelik taleplerin reddi ve sonrasında tüm deliller toplandığından HMK'nın 185/3. maddesi uyarınca tahkikatın bittiğine, önümüzdeki celse sözlü yargılama aşamasına geçilmesine, HMK'nın 186. Maddesi uyarınca taraf vekillerine sözlü yargılama ve hüküm için tayin olunan gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları taktirde yokluklarında karar verileceğinin ihtarına, taraf vekillerine tahkikatın tümü hakkında yazılı beyanda bulunmaları hususunda bir sonraki oturuma kadar süre verilmesine" dair karar verildiği, davacı vekilinin de 21/10/2025 tarihinde ıslah dilekçesini sunduğu, ıslah dilekçesi sunulmadan önce Mahkememizce 6100 sayılı HMK’nın 184/2.maddesi gereğince tarafların tahkikatın geneli hakkındaki beyanlarını almadığından henüz tahkikat aşamasının bittiğinden söz edilemeyeceğinden, aynı doğrultudaki ---- BAM -----. HD'nin---- Sayılı ilamı ve ---- BAM-----. HD'nin ----- Sayılı ilamındaki açıklamalar da nazara alınarak, davalının ıslahın usulüne uygun olmadığı yönündeki itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı tarafın ıslaha karşı yaptığı zamanaşımı itirazına yönelik değerlendirmede ise; uyuşmazlığın TTK'daki haksız rekabet hükümlerine dayandığından, TTK'nın 60. maddesi hükmünün uygulanması halinde, TTK'nın 60/1. maddesinde; "56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundn itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur." hükmünün düzenlendiği, yine aynı Kanun'un 62/1 maddesinin; "a) 55 inci maddede yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler, ... fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar." hükmünü içerdiği, ceza zamanaşımı süresinin uygulanması bakımından suç oluşturan eylemin Türk Ceza Kanunu, özel ceza kanunları veya ceza içeren kanunlarda düzenlenmesi arasında herhangi bir fark bulunmadığı, 5237 sayılı TCK'nın 5. maddesine göre bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı hükmü gözetildiğinde, davalının eyleminin TTK'nın 62/1-a maddesi uyarınca suç teşkil ettiği, söz konusu suç için öngörülen zamanaşımı süresinin TCK'nun 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıl olduğu ve ıslah tarihi itibariyle 8 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşılmakla, davalının ıslaha karşı zamanaşımı itirazı da yerinde görülmemiş, ıslaha göre karar verilmiştir. Davalının eylemi, 6102 sayılı TTK'nın 55/1 md kapsamında olup aynı zamanda davacının kişilik hakkının zedelenmesi anlamı taşıdığından TTK 56/1-e maddesinin yollamasıyla TBK 58. Maddesi hükmü uyarınca, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görenin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. TBK'nın 58. maddesine göre hâkimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir (Yargıtay ----HD'nin ---- sayılı ve 14/01/2014 tarihli ilamı). Dava konusu paylaşım içerikleri, davacı vakıf tüzel kişiliğinin ticari itibarını da zedeleyecek nitelikte olduğundan, dava konusu paylaşımların içeriği, haksız rekabet eyleminin ağırlık derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, birden fazla platformda paylaşım yapılması, davacının manevi zararının boyutu ile hakkaniyet kuralları gözetilerek davacı yararına 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Diğer taraftan TTK'nın 59. maddesinde mahkemenin, davayı kazanan tarafın istemiyle, gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verebileceği, ilanın şeklinin ve kapsamının mahkemece belirleneceği düzenlenmiş olmakla; davacının bu yöndeki talebi TTK'nın 59. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek, karar kesinleştiğinde hüküm fıkrasının Türkiye genelinde yayımlanan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ve ayrıca davalının ----- internet sitesi ile davalının ---- sosyal medya hesaplarında ilanına dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle): 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının davacıya yönelik olarak; a) ----- b) ---- c) ----- d)------ e)-------- adreslerinde yaptığı duyuru ve paylaşımların haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİ ile haksız rekabetin ÖNLENMESİNE, 2-1.000.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden, 38.049.746,50 TL maddi tazminatın ıslah tarihi olan 21/10/2025 tarihinden itibaren, 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin REDDİNE, 3-Masrafı davalıdan alınarak, karar kesinleştiğinde hüküm fıkrasının Türkiye genelinde yayımlanan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ve ayrıca davalının ------ internet sitesi ile davalının , ---- ve ----- sosyal medya hesaplarında İLANINA, 4-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 2.674.319,18 TL harçtan peşin yatırılan ve ıslah harcı toplamının mahsubu ile bakiye 2.004.885,50TL karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 19.731,33 TL dava açılış masrafı, 649.794,55 ıslah harcı ile 51.060,00 TL yargılama masrafı toplamı 720.585,88 TL yargılama giderinden, davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 719.666,76 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 1.446.497,47 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettiğinden manevi tazminat yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8- Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince, reddedilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dair; davacı vekillerinin ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.