İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/509 E. 2026/291 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/509
Karar No
2026/291
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

ESAS NO:2022/509 KARAR NO:2026/291

DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:06/12/2022 KARAR TARİHİ:18/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine 16.715,40 USD alacaklı olduğu iddiasıyla .... İcra Müdürlüğü’nün 2022/... Esas sayılı dosyası ile 01.09.2022 tarihinde genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra dosyasına sunulan takip talebinde borcun sebebini '15.09.2021 Tarihli Alacak- Gemi yangınından dolayı alacaklıya açılan davalardan oluşan masrafların talebinden ibarettir.' olarak belirttiğini, ancak takip dayanağı olarak dosyaya sunulan 26.06.2020 düzenlenme tarihli, 22.438,35 USD bedelli müvekkili şirket tarafından bilinmeyen ve kayıtlarda yer almayan, içeriği okunmayan bir adet acentelik masraf dökümü sunulduğunu, icra dosyası tahtında yurt dışında mukim olan ve Türkiye'de herhangi bir kayıtlı adresi olmayan müvekkili adına düzenlenen ödeme emrinin ... adresine gönderildiğini ancak müvekkilinin tanınmadığı gerekçesiyle tebligatın 07.09.2022 tarihinde bila iade döndüğünü, ödeme emrinin 23.09.2022 tarihinde aynı adrese tekrar gönderildiğini ve taraflarınca tanınmayan, müvekkilini temsile yetkili olmayan ... isimli bir şahsa tebliğ ettirilerek takibin kesinleştirildiğini, 10.11.2022 tarihinde müvekkiline ait ... IMO nolu, ... ... ... ... gemisinin yapılan usulsüz tebligat neticesinde kesinleştirilen icra takibi sonucu haczedilerek seferden men edildiğini ve müvekkilinin işbu takibe 11.11.2022 tarihinde geminin Türkiye karasularına girmesi ile birlikte üzerinde uygulanan seferden men kararı neticesinde muttali olduğunu, taraflarınca 16.11.2022 tarihinde tebligatın usulsüz olduğu, müvekkilinin işbu takibe, 11.11.2022 tarihinde muttali olduğu belirtilerek tüm borca ve ferilerine itiraz edildiğini ancak icra müdürlüğünce itirazların reddedildiğini, müvekkilinin 16.11.2022 tarihinde ihtirazi kayıt şartı ile dosya borcunun tamamını icra müdürlüğüne ödenmek zorunda kaldığını, akabinde usulsüz tebligatın ve ödeme emrinin iptali ile takibin durdurulmasına karar verilmesini temin için .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyası ile şikayet davası açıldığını, ticari uyuşmazlıkta dava şartı olarak müvekkili şirket tarafından arabulucuya başvurulduğunu ancak uyuşmazlığın sulh yoluyla çözülemediğini, acente olan davalının yalnızca müvekkilinin 30.05.2020 tarihinde İskenderun'da yükleme acenteliğini yaptığını ve acentelik ücretlerini eksiksiz bir şekilde tahsil ettiğini, takip dayanağı ile ödeme emri içeriği çelişkili olsa da dosya borcunun davalı tarafından, icra dosyasında vekil sıfatıyla yer alan Av. ...'a ödediği iddia edilen avukatlık ücretinden kaynaklandığının anlaşıldığını, müvekkilinin davacılarının 3. kişiler olduğu, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/... Esas ve 2022/... Esas sayılı dosyalarında bir uyuşmazlık sebebiyle karşı taraf ile birlikte ayrı ayrı davalı sıfatıyla yer aldığını, karşı tarafın avukatına kendi iradesi ile takdir ettiği ücreti müvekkilinden talep ettiğini, müvekkili ile karşı taraf veya vekili ile arasında imzalanan herhangi bir avukatlık sözleşmesi olmadığı gibi bu şahıslarla avukat-müvekkil ilişkisi de bulunmadığını, müvekkilinin taraf olduğu hiçbir davada da mahkemece karşı taraf lehine takdir edilen bir vekalet ücreti bulunmadığını, müvekkilinin karşı taraf ile vekili arasında irade serbestisi ilkesi doğrultusunda kararlaştırılan avukatlık ücretinin sorumlusu olmadığını belirterek haksız seferden men kaynaklı tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile 391.850,83 TL' nin davalıdan en yüksek avans faizi ile istirdadına, masraflar ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli yargı yerinde açılmadığını, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanında bulunduğunu, yabancı uyruklu olan ve Türkiye'de ikameti olmayan davacının teminat göstermediğini, davanın yetkisiz yargı yerinde açıldığını, davaya esas icra takibinin İstanbul Anadolu Adliyesinde açıldığını, müvekkilinin adresinin de İstanbul Anadolu Adliyesi yetki sınırları içerisinde olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu alacağın niteliğine göre bu zarara ilişkin zamanaşımı 1 yıl olduğunu, zaman aşımını kesen bir işlemin de söz konusu olmadığını, bu nedenle zamanaşımı dolduktan sonra dava açıldığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davaya esas alacağın 31.05.2020 tarihinde davalıya ait gemiye yükleme yapılırken çıkan yangında yükleri hasar gören kişiler tarafından hem davacıya hem de acentesi olduğundan bahisle müvekkili şirket aleyhine ilk önce icra takipleri yapıldığını, devamında da arabulucuya başvurulduğunu, ve en nihayetinde de davalar açıldığını, müvekkili şirkette davacının bilgisi ve isteği üzerine bu takiplere karşı gerekli hukuki müdahaleyi yapmak üzere avukatlık hizmeti aldığını, gerekli ödemeleri de kendisine yaptığını, ancak müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğu olmadığı halde aleyhine birçok hukuki işlem başlatıldığını, bununla birlikte davacı şirket aleyhine başlatılan takipler içinde davacının hakkını kusursuz bir şekilde korunmasını sağladığını, müvekkili şirketin yaptırdığı işlemler için ödemek zorunda kaldığı masrafları ödememesi üzerine mecburen icra takibi yapılarak tahsili yoluna gidildiğini, davalı şirket aleyhine başlatılan icra takiplerinin müvekkili şirkete temsilci sıfatıyla tebliğ edildiğini, müvekkili şirkette davacı bilgisi dahilinde hukuki yardım aldığını ancak bu hukuki yardımlar için ödenmesi gereken ücreti davacının hala ödemediğini, müvekkili şirket aleyhine davalının acentesi olduğundan bahisle hiçbir sorumluluğu bulunmadığı halde icra takipleri yapıldığını, arabulucu yoluna başvurulduğunu ve dava açıldığını, aynı şekilde davacı aleyhine de icra takipleri yapıldığını ve arabulucu yoluna başvurulduğunu, tüm bu aşamalarda davacı yararına yapılması gereken hukuki müracaatlar eksiksiz olarak yerine getirildiğini, bütün bu hukuki işlemler için müvekkili şirketin mecburi olarak masraf yaptığını ve bu masraflardan da davacı şirketin sorumlu olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, icra takibinin tebliğ edildiği şirketin davalının acentası olduğunu, yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu, davacı şirket tarafından İcra Mahkemesi nezdinde şikayetin dava yoluna başvurulduğunu, bu husustaki davanın henüz derdest olduğunu, yargılama neticesinde davalının iddiasının mesnetsiz olduğunun ortaya çıkacağını, davacının müvekkili şirketi acente olarak atadığını, acente sıfatıyla kanunen yapmaya yetkili ve görevli olduğu hususların gereğini yerine getirebilmek için her hususta da yetkili olduğunu, davacı adına yapılan icra takiplerinde icra emirlerinin acentesi olarak müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin davacının haklarını koruma amacıyla kanunun verdiği yetki ve görev sınırları çerçevesinde yasal yollara müracaat ettiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, istirdat/alacak davası olup; uyuşmazlığın Mahkememizin görevli ve yetkili olup olmadığı, zamanaşımı itirazının yerinde olup olmadığı, yabancılık teminatı itirazının yerinde olup olmadığı, icra takibi sonucu davacının davalıya ödemek zorunda kaldığı alacağın istirdatından ibaret olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişi Taşıma Uzmanı Doç. Dr. ... tarafından tanzim edilen 05/01/2024 havale tarihli raporda özetle; davanın İİK m. 72/7'de öngörülen bir yıllık süre içinde açıldığı, alacak muaccel olmadan zamanaşımının işlemeye başlamayacağı, iade talebine ilişkin olarak, muacceliyetin ödemeden önce gerçekleşemeyeceği, sözleşmesinden doğan alacakların TBK m. 147/5 uyarınca tâbi olduğu beş yılık zamanaşımının da ancak iadesi istenen bedelin ödendiği tarihte, yani 16.11.2022'de işlemeye başlayacağı, dolayısıyla zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, Adalet Bakanlığı'nın web sitesinde yer alan açıklamalar çerçevesinde teminattan muafiyet öngören çok taraflı sözleşme olan 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'ne Rusya Federasyonu'nun da taraf olması karşısında yabancılık teminatı itirazının yerinde olmadığı, dava konusu olayda davacının ödemek zorunda kaldığı giderin, vekalet ücreti olarak ödenen gider olduğu, bu giderin TTK m. 117/1 uyarınca acente tarafından müvekkilinden istenebilecek olağanüstü gider olarak değerlendirilebileceği, ancak müvekkilinin izni veya talimatı alınmadan yapılmış ve sonradan müvekkili tarafından icazet de verilmemiş olağanüstü masrafların istenmesinin, masraftan müvekkilinin sorumlu tutulabileceği hâllerde mümkün olduğu, acenteye müvekkiline izafeten, müvekkile ise asaleten yöneltilen icra takibi/ arabuluculuk/ dava süreçlerinde, asilin kendi adına ve vekilin müvekkili adına farklı avukatlar aracılığıyla temsil edilmiş olmalarının nedeninin dosya içeriğinden anlaşılamadığı, zira acentenin davada temsilen taraf olabileceği hallerde müvekkili ve acentenin birlikte dava edilemeyeceği, acentenin müvekkili ile birlikte dava edilebilmesinin acentenin şahsi kusurunun mevcudiyeti durumunda söz konusu olabileceği, bu nedenle söz konusu davalarda acenteye müvekkiline izafeten değil, şahsi kusuru nedeniyle asaleten davanın yöneltilmiş olması ihtimalinin bulunduğu, ancak bu hususun dosya içeriğinden anlaşılamadığı, uyuşmazlık konusu masrafın tamamının davacı için yapıldığı ve davacının bu masraftan sorumlu olduğu hususlarının davalı tarafından ortaya konamadığı, acenteye müvekkiline izafeten husumet yöneltilen, müvekkilinin ise kendini ayrıca bir vekil aracılığıyla temsil ettirmediği icra takibi/ arabuluculuk/ davalar bakımından vekalet ücreti masraflarından müvekkilinin sorumlu olacağı, uyuşmazlık konusu meblağın ne kadarının acenteye müvekkiline izafeten husumet yöneltilen, müvekkilinin ise kendini ayrıca bir vekil aracılığıyla temsil ettirmediği icra takibi/ arabuluculuk/ davalara ilişkin kabul edilebileceği hususunda ise takdirin Mahkemeye ait olduğu, davacının kendi adına yapılan masrafı ödediğini ileri sürmüşse de bunu ispat için sunduğu 14/08/2020 tarih ve 69 proforma numaralı faturada hukuki yardıma veya vekalet ücretine ilişkin bir kalem bulunmadığından bu iddiasını ispatlayamadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişi Taşıma Uzmanı Doç. Dr. ... tarafından tanzim edilen 14/02/2025 havale tarihli ek raporda özetle; .... İcra Müdürlüğü'nün 2020/... Esas sayılı dosyasında; ... Arabuluculuk Bürosu'nun 2021/... başvuru numaralı uyuşmazlıkta; .... İcra Müdürlüğü'nün 2020/... Esas sayılı dosyasında, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'nun 2021/... başvuru numaralı uyuşmazlıkta, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'nun 2021/... başvuru numaralı uyuşmazlıkta, .... İcra Müdürlüğü'nün 2020/... Esas sayılı dosyasında, ... Arabuluculuk Bürosu'nun 2021/... başvuru numaralı uyuşmazlıkta, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyasında ve İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyasında ... Gemi Kiralama'ya, ... gemisi donatanının acentesi olarak husumet yöneltildiği, .... İcra Dairesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyasındaki ödeme emrinde "15.9.2021 tarihli alacak gemi yangınından dolayı alacaklıya açılan davalardan oluşan masraflar" ifadesinin yer aldığı, "dava masrafı" ifadesinin arabuluculuk sürecindeki masrafları da kapsayıp kapsamayacağı hususunun ve uyuşmazlık konusu meblağın hangi masraflara ilişkin olduğunun belirlenmesi bakımından mali müşavir bilirkişi görevlendirilmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişi Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ..., İcra İflas ve Medeni Usul Hukuku alanında uzman Dr. ... ve Taşıma Uzmanı Doç. Dr. ... tarafından tanzim edilen 20/04/2026 havale tarihli raporda özetle; kök raporda “dava konusu olayda talep edilen giderin, vekalet ücreti olarak ödenen gider olduğu; bu giderin TTK m. 117/1 uyarınca müvekkilden istenebilecek olağanüstü gider olarak değerlendirilebileceği; ancak müvekkilin izni veya talimatı alınmadan yapılmış ve sonradan müvekkil tarafından icazet de verilmemiş olağanüstü masrafların istenmesinin, masraftan müvekkilin sorumlu tutulabileceği hâllerde mümkün olduğu; acentenin davada temsilen taraf olabileceği hallerde müvekkil ve acentenin birlikte dava edilemeyeceği; bu nedenle söz konusu davalarda acenteye, müvekkiline izafeten değil, asaleten davanın yöneltilmiş olmasının ihtimal dahilinde bulunduğu; uyuşmazlık konusu masrafın tamamının davacı için yapıldığı ve davacının bu masraftan sorumlu olduğu hususlarının davalı tarafından ortaya konamadığı”; ilk ek raporda ise “.... İcra Müdürlüğü’nün 2020/... E. sayılı dosyasında; ... Arabuluculuk Bürosu’nun 2021/... başvuru numaralı uyuşmazlıkta; .... İcra Müdürlüğü’nün 2020/... E. sayılı dosyasında; İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu’nun 2021/... başvuru numaralı uyuşmazlıkta; İstanbul ... Bürosu’nun 2021/... başvuru numaralı uyuşmazlıkta; .... İcra Müdürlüğü’nün 2020/... E. sayılı dosyasında; ... Arabuluculuk Bürosu’nun 2021/... başvuru numaralı uyuşmazlıkta; İstanbul ...ATM’nin 2022/... E. sayılı dosyasında ve İstanbul 17. ATM’nin 2022/... E. sayılı dosyasında ... Gemi Kiralama’ya, ... gemisi donatanının acentesi olarak husumet yöneltildiği” kanaatine varılmış olup; dosya üzerinde yeniden yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, bu kanaatlerin değiştirilmesini gerektiren bir husus tespit edilmemiştir. İspat bakımından takdirin münhasıran Mahkeme’ye ait olduğu, uyuşmazlık konusu masrafın tamamının davacı için yapıldığı ve davacının bu masraftan sorumlu olduğunun davalı tarafından ispatlanıp ispatlanmadığı, dolayısıyla bu masrafların davacıdan talep edilip edilemeyeceği konusunda takdirin Mahkeme’ye ait olduğu, ilk ek raporun sunulmasından sonra teşkil edilen heyette yer alan bilirkişiler ise yukarıda yer alan incelemeleri neticesinde Davalı ... Ltd. Şti.’nin ortaklarından ...’ın 148.996,71 TL, ortaklarından ...’nin ise 148.996,71 TL olmak üzere toplam 297.993,42 TL’yi şirket ünvanına düzenlenen e-Serbest Meslek Makbuzuna istinaden Av. ...’a ödediği, davalı şirketin yapmış olduğu ödemeyi 07/12/2022 tarihinde ... yevmiye madde numarasıyla ticari defterlerinde kayıt altına aldığı, 679 Diğer Olağandışı Gelir ve Darlar Hesabının alt hesabı olan 679.05 Alınan Tazminatlar Hesabının incelenmesi neticesinde; Davalı ... Ltd. Şti.’nin tarafı olduğı davaları kazandığında aldığı tazminatları bu hesapta takip ettiği, 21/11/2022 tarihinde bu hesapta 312.500,00 TL’nin 6017 yevmiye madde numarasıyla kayıtlı olduğu, başka bir ifadeyle davalı yanın tarafı olduğu davalarda 312.500,00 TL tazminat aldığı, Mahkeme tarafından istirdat davasının açılmış olduğu 06.12.2022 tarihinden önceki bir sene içinde, davacı tarafın borçlu olmadığı hâlde cebri icra tehdidi altında ödediği tespit edilen bir meblağ bulunduğu kanaati hasıl olması durumunda bu meblağın İİK’nin istirdat hükümleri uyarınca iadesine karar verilmesinin mümkün olduğu sonuç ve kanaatine ulaşmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Davacı dilekçesinde, haklarında icra takibi başlatıldığını ve kendilerine ait geminin seferden men edildiğini, bunun üzerine icra dosyasına konu borcu ödediklerini, sonradan yaptıkları araştırmada davalının kendilerinin bir seferlik acentelik yaptığını ancak dosyaya konu borcun kaynağının dava dilekçesinde belirtildiği şekilde "Her ne kadar takip dayanağı ile ödeme emri içeriği çelişkili olsa da dosya borcunun, davalı tarafından, icra dosyasında vekil sıfatıyla yer alan Av. ...'a ödediği iddia edilen avukatlık ücretinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır" olduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki davalı tarafından dosyaya konu borcun kaynağı olarak gösterilen 07.12.2022 tarihli faturada da faturanın kaynağının "avukatlık hizmeti" olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının istirdat davasına konu olayın, davalı tarafın davacıya yönelik başlatılan icra takibi, arabuluculuk süreçlerine ilişkin dosyaların takip edilmesine üzerine verilen avukatlık ücretinin tahsili ile başlatılan icra dosyası olduğu, davacının iddiasına dayanak olarak, verilen avukatlık hizmetlerinde kendileri tarafından bir yetkilendirme olmadığı gibi, verilen hizmet ile talep edilen ücreti orantısız olduğu hususları belirtilmiştir. Avukatlık hizmetine konu fatura alacağının münhasıran Deniz Ticaretine konu uyuşmazlıklarla görevli mahkememizde görülmesinin kanunen mümkün olmadığından görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunun TESPİTİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik taleplerin 6100 sayılı HMK 331/2. maddesi gereğince görevli ve yetkili mahkemece karara BAĞLANMASINA, 4-Süresinde görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunulmaması halinde dosyanın resen ele alınarak HMK 20/son cümle gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin taraflara İHTARINA, (ihtaratın tebliğ yolu ile yapılmasına) 5-Sair hususların gerekçeli kararda hükme bağlanmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/06/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/509, K. 2026/291, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-509-e-2026-291-k-734242526f95