İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/452 E. 2025/97 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/452
- Karar No
- 2025/97
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/452 KARAR NO : 2025/97
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 21/06/2022 KARAR TARİHİ : 06/02/2025
DAVA : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 05/01/2023 KARAR TARİHİ : 17/01/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl Dava Yönünden; DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisine dayalı bir ticari ilişki olduğunu, öncelikle dilekçemiz ekinde sunulu 09.112020 tarih ve ----- Nolu faturaya konu makineyi satın aldığını ve ödemeyi yaptığını. Akabinde davalı tarafından müvekkile istedikleri ölçü ve şekilde özel üretim kalıp siparişi verildiğini, kalıplar özel olarak imal edilerek 26.11.2020 tarih ve ---- nolu fatura gereğince 34.236,52-TL bedelle davalıya satılıp, teslim edikiiğini, özel üretim mallar davalı tarafından hiçbir itiraz sunulmaksızın kabul edilmiş ve kullanılmaya başlandığını. 06.01.2021 tarihinde davalı muhasebecisi---- tarufindan davalının resmi mail uzantılı "-----" adresinde dilekçemiz ekinde sunulu "Cari Mutabakat Raporu" gönderilerek teyit edilmesi ve taraflar İrasında cari hesap mutabakatı yapılması talep edildiğini, "Cari Mutabakat Raporu incelendiğinde görüleceği üzere davalı, müvekkil şirkete fatura bedeli olan 34236,52-TL borçlu olduğunu kabul ettiğini. Davalı taralından cari hesaba konu boreun bir türlü ödenmemesi üzerine müvekkilinin 24.012022 tarihinde davalıya "26.11.2020 tarihli faturadan kalan borç bakiyeniz 34236.52 TL dir. Ödemesinin yapılmasıyla ilgili bilgi rica ederim." içerikli bir mail gönderdiğini- işbu tarihe kadar hiçbir itirazda bulunmayan davalı, ödemenin talep edilmesi üzerine ilstelik mallann tesliminin üzerinden 14 ay geçtikten sonra "MERHABALAR YETKİLİLERİMLE (¡ÖRÜŞTÜM İADE EDİLMESİ SÖYLENDİ İADE FATURASI KESİN DENİLDİ." şeklinde bir elektronik posta ile ödemenin yapılmayacağını bildiıdiğini, müvekkilinin ise "14 ay geçtikten sonra sizin isteğinize göre size özel üretilen kalıplann iadesini kabul edemeyeceğiz." şeklindeki cevabi maili ile iadenin kabul ediİnleyeceğini açık şekilde bildirdiğini Müvekkil tarafından davalı adına düzenlenen 26.11.2020 tarih, 34.236,52-TL bedel ve ---- nolu fatura bedelinin tahsili için davalı aleyhine --- İcra Müdürlüğü ----Sayılı takibi ikame edildiğin, davalı tarafından haksız ve kötiiniyetli şekilde 16.032022 tarihinde borca itiraz etiğjni, takibin duıması sağladığını. Müvekkilinin haklı alacağına kavuşması engellediğin Davalının lıaksız ve kötüniyetli itirazı üzerine huzurdaki itirazın iptali istemli dava açılmadan önce dava şartı kapsamında ------ Arabuluculuk Bürosunun ---- Büro ve ----- Arabuluculuk No'lu arabuluculuk başvurusu gerçekleştirilmiş, ancak arabuluculuk süreci de anlaşmama olarak sona endiğini, Tüm bu süreç sonunda müvekkilin haklı alacığının tahsili için huzıudaki davayı ikame etmek gereği hasıl olduğunu, Yukarıda da izah olunduğu üzere davalı tarafından talep edilen özel üretim kalıplann 26.112020 tarih ve ---- nolu fatura gereğince 34.236,52-TL bedelle davalıya satış ve teslimi gerçekleştirilmiş divalı tarafından hiçbir itirazdı bulunmadan fatura ve mallar kabul edildiği, akabinde yine davalı kıratındın 06.012021 tarihinde müvekkile cari hesap mutabakatı gönderilerek davalının müvekkile 34.236,52-TL borçlu olduğu hususunda taraflar arasında mutabakat sağlandığını ve müvekkil tarafından ödemenin gerçekleştirilmesinin talep edildiği 24.01.2022 tarihine kadar da davalı tarafından hiçbir itiraz sunulmadığını,. Davalı tarafından yukarıda izah olunduğu üzere dava konusu fatura ve faturaya konu mallar teslim alınmış ve müvekkil tarafından ödemenin talep edildiği tarihe kadar yani 14 ay boyunca da hiçbir itiraz ileri sürülmemiştir. Davalının müvekkil tarafından düzenlenen dava konusu faturayı ve boreu kabul ettiği aşikar olmakla aksini ispat külfeti davalı Çizerinde olduğunu. Tüm bu sebeplerle; davalının haksız ve kötüniyetli itirazının iptali ile ---. İcra Müdürlüğü ----. Sayılı icra takibi yönünden takibin devamına aynca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmek zarureti hasıl olmuştur demektedir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacının davasında haksız ve mesnetsiz olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu. Davacı yanca satılan mallanıl ayıplı olduğunu, her seferinde davacı yanca ayıbın düzeltileceğinin söylenmesine rağmen ayıbın giderilmediğini, ayıplı mallanıl davalı şirket bünyesinde olduğunu, makine mühendisi biliridşi marifetiyle malların incelenmesi durumunda dunnnun ortaya çıkacağını. Ekte sunulan ---- görüşmelerinde maldaki ayıbı ortaya koyan deliller olduğunu, ayıbın giderilmesi ile ödemenin yapılacağının bildirildiğini, takibe ve davanın konusunu oluşturan fatura bedelinin tartışmalı hale geldiğini, taraflar görüşme halinde iken davacı tarafça kötü niyetli olarak huzuıdaki davanın açıldığını, haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine huzurdaki dava kötü niyetli ikame olduğundan Davacının davasının reddine, kötü niyetli takip nedeniyle alacağın %20f sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminata hükmedilmesine karar verilmesini arz ve talep etmektedir. demiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Davacı---- ve Davalı ---- ticari defterlerinin bilirkişi incelendiği, defter ve kayıtlarının HMK 222. Maddesine göre lehine delil kabul edilebileceği. Davacının defter kayıtlarına göre Davalının 34.236,52 BORÇLU olduğu. Davalının defter kayıtlarına göre Davacının 34.236,52 TL ALACAKLI olduğu, ALACAK BORÇ BAKİYELERİNİN EŞİT OLDUĞU, Davacı ve Davalı firmalara ait 2020 yılı BA ve BS formlarının örtüştüğü farklılık olmadığı, Davacının 26.112020 tarih ve ----- no' lu 34.236,52-TL fatura ile başlattığı takibe konu faturaya Davalı tarafından 8 gün içinde itiraz edilmediği, Davacının başlattığı takibe Davalının vaki itirazının iptalini 34.236,52 Türk Lirasına kadar talep edebileceği. Dosya kapsamında Davalını Takip Öncesi Temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge mevcut olmadığı, Davacının alacağına 3095 Sayılı Kanunun 2/2 maddesi gereği takip tarihinde itibaren ----- Reeskont avans faizi oranında faiz talep edebileceği," şeklinde sonuç ve görüşlerine ulaşıldığı beyan edilmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Dava konusu olan --- marka---- model Delme makinasine ait kalıp yuva parçalarının aralarında boşluk olduğu, Dava konusu olan ---- marka ----- model Delme makinasi için yapılan kalıplar, kalıp yuvası ile uyumlu olmadığı, Kalıp yuvası ile uvumlı olmayan kalıpların belirli bir çalışmadan sonra tekrarlanan zorlama yükler nedeni ile kalıpların kırıldı. Kırılan kalıplar incelendiğinde kırılma şekillerinin üzerlerinde aşırı yük binmesinden kaynaklı olduğu kaatlerine varılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK 'nın 266/C.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere," görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Teknik inceleme yapıldığında: ---- teslim edilen kalıpların özel boyutlarla ve nitelikle, özel olarak üretildiğinin anlaşıldığı, Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Hem ---- teslim edilen kalıpların özel olarak üretildiği beyanına----- dava dilekçesinde rastlandığından hem de yukarıdaki teknik inceleme de belirtildiği üzere, taraflar arasında satış değil, eser meydana getirme unsuru olduğu için TBK m. 470 hükmüne göre eser sözleşmesinin kurulduğu; buna göre de ---- işsahibi, -----yüklenici sıfatını haiz olduğu kanaatine varıldığı, 22.08.2023 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler nazara alınarak makine mühendisi tarafından varsa ayıbın türünün açıkça ortaya konulması” hususunda teknik inceleme yapıldığında: ---- teslim edilen kalıpların gizli ayıplı olduğu; kalıbın yuvaya oturmadığı, “dosya kapsamında mevcut ----- yazışmaları ve tanık anlatımları nazara alınarak ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının irdelenmesi ” hususunda: A. Teknik inceleme yapıldığında: ---- tarafından kalıplar kırılmaya başladıktan sonra, yani ayıp öğrenildikten sonra ---- gecikmeksizin bildirildiği, B. Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Teknik değerlendirme nazara alınacak ve ---- tarafından ayıp öğrenildikten ---- gecikmeksizin bildirildiği kabul edilir ise bu halde TBK m. 477/son hükmünce ( “Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.”) ayıbı bildirme külfetinin yerine getirildiği ve böylece TBK m. 475 hükmünce ayıptan sorumluluk (ayıba karşı tekeffül) hükümlerine gidilebileceği kanaatine varıldığı, ASIL DAVADA dava dilekçesinde davacı---- tarafından ---- İcra Müdü in ----. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve takibin devamı, davalı yönünden 9620'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi, talep edilmiş olup mali inceleme neticesinde neticesinde:A. Tarafların ticari defterlerinin incelendiği, defter ve kayıtlarının HMK 222. maddesine göre lehine delil kabul edilebileceği, B. Davacının defter kayıtlarına göre Davalının 34.236,52 borçlu olduğu, davalının defter kayıtlarına göre Davacının 34.236,52 TL alacaklı olduğu, alacak borç bakiyelerinin eşit olduğu, C. Davacı ve Davalı firmalara ait 2020 yılı BA ve BS formlarının örtüştüğü farklılık olmadığı, D. Davacının 26.11.2020 tarih ve ---- nolu 34.236,52-TL fatura ile başlattığı takibe konu faturaya davalı tarafından 8 gün içinde itiraz edilmediği, E. Davacının başlattığı takibe davalının vaki itirazının iptalini 34.236,52Türk Lirasına kadar talep edebileceği, F. Dosya kapsamında davalını takip öncesi temerrüde düşürüldüğünde dair bir belge mevcut G. Davacının alacağına 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereği takip tarihinde itibaren ---- Reeskont avans faizi oranında faiz talep edebileceği, “davalı-karşı davacı vekilinin birleşen dava dosyasındaki dava dilekçesindeki netice-i talep nazara alınarak taleplerin sırasıyla (ayıbın giderilmesi, ayıpsız misli ile değişim, menfi ve müspet zararın tazmini) değerlendirilmek suretiyle hangisinin uygun olduğunun tespiti” hususunda: BİRLEŞEN DAVADA dava dilekçesinde davacı ---- tarafından - ayıbın giderilmesi, ayıbın giderilmesinin mümkün olmaması halinde ayıpsız misli ile değişim, olmadığı takdirde ayıp nedeniyle davacının uğradığı menfi ve müspet zararın tazmini için şimdilik 2.000TL.nin tahsili talep edilmiş olup A. “ayıbın giderilmesinin mümkün olup olmadığı ” hususunda: a. Teknik inceleme yapıldığında: Bunun mümkün olduğu, b. Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Yukarda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşme satış değil, eser sözleşmesi olduğundan işsahibinin, ayıptan sorumluluk hükümleri kapsamında TBK m. 475/1,b.3 hükmünde “eserin ücretsiz onarılmasını isteme” yönünde bir seçimlik hakka sahip olduğu, B. “ayıbın giderilmesinin mümkün olmaması halinde ayıpsız mi olup olmadığı” hususunda a. Teknik inceleme yapıldığında: Bunun da mümkün olduğu, ancak: b. Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Yukarda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşme satış değil, eser sözleşmesi olduğundan işsahibinin, ayıptan sorumluluk hükümleri kapsamında (satış sözleşmesindeki TBK 227/1,b.4 hükmünün aksine) TBK m. 475 hükmünde ayıpsız misli ile değişim de bir seçimlik hakka sahip olmadığı, C. “ayıbın giderilmesinin veya ayıpsız misli ile değişimin mümkün olmaması halinde ayıp nedeniyle davacının uğradığı menfi ve müspet zararın tespiti” hususunda: a. Zararın neye ilişkin olduğu, ne zaman, nasıl gerçekleştiği hususu açık bir şekilde anlaşılamadığından bu zararın tespit edilmesinin mümkün olmadığı; HMK m. 194(1) hükmünce dayanılan vakıanın somutlaştırılıp somutlaştırılmadığını takdirin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, b. Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Yukarıda sözü edilen yönde ayıptan doğan seçimlik hakkın kullanıldığı (TBK m. 475/1, b.3) anlaşılmakla sözleşmenin ayakta olduğu, sözleşmeden dönme yönündeki seçimlik hak kullanılmamış olduğundan sözleşmenin sona ermediği ve bu durumda da ayakta olan sözleşme gereğince menfi (olumsuz) zararın talep edilemeyeceği; TBK m.475/11 hükmünce ise TBK m. 112 hükmüne dayalı olarak müspet (olumlu) zararın istenebileceği; ile değişimin mümkün — “davacı-karşı davalı vekilinin birleşen davaya ilişkin olmak üzere cevap dilekçesinde zamanaşımına ilişkin itirazlarının değerlendirilmesi” hususunda: TBK m. 147, b.6 hükmünde “yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar” bakımından beş yıllık zamanaşımı süresinin söz konusu olduğu; TBK m. 478 hükmünün ise “Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” şeklinde olduğu görülmekle takdirin, münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Teknik inceleme yapıldığında:---- teslim edilen kalıpların özel boyutlarla ve nitelikle, özel olarak üretildiğinin anlaşıldığı, Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Hem ---- teslim edilen kalıpların özel olarak üretildiği beyanına ---- dava dilekçesinde rastlandığından hem de yukarıdaki teknik inceleme de belirtildiği üzere, taraflar arasında satış değil, eser meydana getirme unsuru olduğu için TBK m. 470 hükmüne göre eser sözleşmesinin kurulduğu; buna göre de ---- işsahibi, ---- yüklenici sıfatını haiz olduğu kanaatine varıldığı, “22.08.2023 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler nazara alınarak makine mühendisi tarafından varsa her bir faturaya konu makine ve kalıplar bakımından ayrı ayrı ayıbın türünün açıkça ortaya konulması ” hususunda teknik inceleme yapıldığında 1 Makina Konusunda Ayıbın----tarafından satışı yapılan Delme Makinası (PUNCH PRES) 28/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere delme makinasinin çalışma parametrelerinde herhangi bir sorun olmadığı ve herhangi bir ayıp tespit edilme Kalıplar Bakımında Ayıbın Türü; 22.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda detaylı teknik olarak belirtildiği üzere, ---- tarafından sağlanmış olan kalıpların, delme makinasının kalıp yuvalarına uygun olmadığı tespit edilmiştir. Teknik olarak kalıp uclarının, delme makinası kalıp yuvasına birebir uygun olması gerekmektedir. Olası bir boşlukta delme makinasının sıralı çalışması nedeni ile kalıp uçlarına aşırı bir yük bindireceğinden ,belli bir çalışma süresinin ardından kalıp uclarını kıracaktır. 14/06/2023 tarihli Mahkeme heyeti ile yapılan yerinde incelemede de görüldüğü üzere , kalıp uclarının, delme makinası kalıp yuvasına tam oturmadığı tespit edilmiştir. ayrıca aynı keşifte kalıp uclarının kırılma şekli , Kalıp yuvasına uygun dizany edilmeyen kalıp uclarının üzerinde oluşan aşırı yük nedeni ile kırıldığı da net olarak görülmüştür. Delme makinasının daha önce bir başka yer kurulmuş ve ardında ---- mevcut yerine taşınmıştır. Bu taşınmada ve yeni montaj esnasında yanlış veya eksik bir durum yerinde inceleme ve teknik incelemede rastlanmamıştır. Yukarıda datayları ile belirtildiği üzere kalıpların gizli ayıplı olduğu, “dosya kapsamında mevcut ---- yazışmaları ve tanık anlatımları nazara alınarak satışa konu makine ve özel üretime konu kalıplar bakımından ayrı ayrı ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının irdelenmesi” hususunda: A. Teknik inceleme yapıldığında: ---- tarafından kalıplar kırılmaya başladıktan sonra, yani ayıp öğrenildikten sonra ---- gecikmeksizin bildirildiği; dava dosyası içerisinde sunulan ---- yazışmaları ve tanık ifadeleri incelendiğinde, davacının ----- yazışmaları ve keşif esnasında bulunan tanıkların beyenları doğrultusunda; A.1. Makina Bakımından Delme makinasında oluşan arızaların zamanında bildirildiği ve delme makinası ile ilgili arızaların çözüldüğü A.2. Kalıplar Bakımından: Dava konusu özel kalıpların ayıplı olması nedeni ile yapılan yazışmalar incelendiğinde, ihbarların zamanında yapıldığı, fakat yapılan çözüm işlemleri kalıp uçlarının kırılmasının önüne geçilemediği, B. Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Eğer teknik değerlendirme nazara alınacak ve ---- tarafından ayıp öğrenildikten sonra---- gecikmeksizin bildirildiği kabul edilir ükmünce ( “Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeks deniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.”) ayıbı bildirme külfetinin yerine getirildiği ve böylece TBK m. 475 hükmünce ayıptan sorumluluk (ayıba karşı tekeffül) hükümlerine gidilebileceği kanaatine varıldığı, ASIL DAVADA dava dilekçesinde davacı ---- tarafından ---- İcra Mü, 'nün -----. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve takibin devamı, davalı yönünden 9620'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi, talep edilmiş olup mali inceleme neticesinde neticesinde: A. Davacının başlattığı takibe davalının vaki itirazının iptalini 34.236,52Türk Lirasına kadar talep edebileceği, B. Dosya kapsamında davalını takip öncesi temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge mevcut olmadığı; davacının alacağına 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereği takip tarihinde itibaren ---- Reeskont avans oranında faiz talep edebileceği, “davalı-karşı davacı vekilinin birleşen dava dosyasındaki dava dilekçesindeki netice-i talep nazara alınarak taleplerin sırasıyla faturaya konu makina ve diğer faturaya konu kalıplar bakımından ayrı ayrı olmak üzere (ayıbın giderilmesi, ayıpsız misli ile değişim, menfi ve müspet Zararın tazmini) değerlendirilmek suretiyle hangisinin uygun olduğunun tespiti” hususunda: BİRLEŞEN DAVADA dava dilekçesinde davacı ----- tarafından - ayıbın giderilmesi, - ayıbın giderilmesinin mümkün olmaması halinde ayıpsız misli ile değişim, - olmadığı takdirde ayıp nedeniyle davacının uğradığı menfi ve müspet zararın tazmini için şimdilik 2.000TL.nin tahsili talep edilmiş olup A. “ayıbın giderilmesinin mümkün olup olmadığı” hususunda: a. Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Yukarda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşme satış değil, eser sözleşmesi olduğundan işsahibinin, ayıptan sorumluluk hükümleri kapsamında TBK m. 475A,b.3 hükmünde “eserin ücretsiz onarılmasını isteme” yönünde bir seçimlik hakka sahip olduğu, b. Teknik inceleme yapıldığında: Bunun mümkün olduğu, ayıbın giderilebileceği kanaatine varıldığı, B. “ayıbın giderilmesinin mümkün olmaması halinde ayıpsız misli ile değişimin mümkün olup olmadığı” hususunda a. Teknik inceleme yapıldığında: Ayıpsız misli ile değişimin mümkün olduğu, b. Ancak borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Yukarıda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşme satış değil, eser sözleşmesi olduğundan işsahibinin, ayıptan sorumluluk hükümleri kapsamında (satış sözleşmesindeki TBK m. 227/1,b.4 hükmünün aksine) TBK m. 475 hükmünde ayıpsız misli ile değişim yönünde bir seçimlik hakka sahip olmadığı, kanunda böyle bir seçimlik hakkın eser sözleşmesi açısından düzenlenmediği, C. “ayıbın giderilmesinin veya ayıpsız misli ile değişimin mümkün olmaması halinde ayıp nedeniyle davacının uğradığı menfi ve müspet zararın tespiti” hususunda: a. Zararın neye ilişkin olduğu, ne zaman, nasıl gerçekleştiği hususu açık bir şekilde anlaşılamadığından bu zararın tespit edilmesinin mümkün olmadığı; HMK m. 194(1) hükmünce dayanılan — vakıanın — somutlaştırılıp somutlaştırılmadığını takdirin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, b. Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Yukarıda sözü edilen yönde ayıptan doğan seçimlik hakkın kullanıldığı (TBK m. 475/1, b.3) anlaşılmakla sözleşmenin ayakta olduğu, sözleşmeden dönme yönündeki seçimlik hak kullanılmamış olduğundan sözleşmenin sona ermediği ve bu durumda da ayakta olan sözleşme gereğince menfi (olumsuz) zararın talep edilemeyeceği; TBK m. 475/1 hükmünce ise TBK m. 112 hükmüne dayalı olarak müspet (olumlu) zararın istenebileceği kanaatine varıldığı, takdirin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, D. Teknik inceleme yapıldığında: a. Makina Bakımından Fatura: Dava dosyasında 09.11.2020 tarihli ---- Nolu makina satışına ilişkin 259,600TL tutarındaki fatura delme makinasının teknik olarak çalışmasında herhangi bir ayıp veya eksiklik olmadığı nedeni ile faturanın kabulünün, b. Kalıp Bakımından Fatura: Dava dosyasında 26.11.2020 tarihli ----- Nolu özel üretim kalıp siparişine ait 34.236,52 TL tutarında fatura uyarınca ve yukarıda belirtilen teknik hususlar neticesinde ayıplı olduğu tespit edildiğinden ayıpsız misli ile değişiminin uygun olacağı kanaatine varıldığı, “davacı-karşı davalı vekilinin birleşen davaya ilişkin olmak üzere sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımına ilişkin itirazlarının satışa konu ikinci el makina ve özel üretim kalıplar bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi ” hususunda: Yukarıdaki teknik değerlendirmede makine açısından ayıbın söz konusu olmadığının, kalıplar bakımından ayıbın bulunduğunun belirtildiği; birleşen davada davalının sunduğu cevap dilekçesinde TBK m. 231 hükmünce satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü davanın, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiği, işbu sebeple huzurdaki davaya ilişkin zamanaşımı def'inde bulunulduğunun beyan edildiği; davaya konu kalıpların 26.11.2020 tarihli fatura ile davacıya teslim edildiği, dolayısıyla zamanaşımı süresinin dolduğu hususu beyan edilerel davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği; ancak teknik inceleme neticesinde ---- teslim edilen kalıpların özel boyutlarla e nitelikle, özel olarak üretildiğinin anlaşıldığı beyan edildiğinden satış sözleşmesinin değil, eser özleşmesinin söz konusu olduğu kanaatine varıldığı; hal böyle olmakla da TBK m. 147, b.6 hükmünde “yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar” bakımından beş yıllık zamanaşımı süresinin söz konusu olduğu; TBK m. 478 hükmünün ise “Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” şeklinde olduğu görülmekle takdirin, münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; " Dava konusun kalıp delme malzemelerinin Rapor tanzim tarihinde yapılan piyasa araştırması ve hasaplamalar neticesinde ayıpsız misli ile değişimin toplam maliyeti 181.004,25 TL (KDV dahil) olduğu olduğu kaatlerine varılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK “nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Dava konusu kalıp malzemelerin ayıplı olduğunu ve ayıbın giderimesi mümkün olmadığı için ayıpsız misli ile değişimi gerektiği, Dava konusu kalıp malzemelerinin dava tarihli bedeli yapılan piyasa araştırmasında dava tarihli bedeli, fatura edilen 34.236,52 TL ile uyumlu olduğu, BK m. 475 gereğince, eseri alı koyup ayıp oranında bedelden indirim isteme talebi ile yapılan Nisbi Metot yöntemi ile yapılan hesaplamada İndirim yapılacak miktar 30.812.92 TL olduğu, Dava konusu kalıp malzemelerinin Fatura bedeli ile indirim miktarı farkı (34.236,52- 30.812.92) 3.423,60 TL olduğu kanaatlerine varılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK “nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. Birleşen Dava Yönünden;
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisine dayalı bir ticari ilişkinini olduğunu , Davalı tarafından 26.11.2020 tarih, 34.236,52-TL bedel ve ----- nolu faturaya ilişkin olarak müvekkil davalıdan alacaklı olduğundan bahisle müvekkil davacı aleyhine ---. İcra Müdürlüğü -----Sayılı dosyasından icra takibi başlatmış, başlatılan icra takibine müvekkil tarafça yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini müvekkil şirket aleyhine --- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----. Sayılı dosyasından itirazın iptali davası açtığını ve işbu davanın ----Asliye ticaret Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini vekaleten talep etmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Asıl Dava Bakımından; Dava, genel haciz yoluyla fatura gereğince açık hesap ilişkisine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 25/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda; " Dava konusu kalıp malzemelerin ayıplı olduğunu ve ayıbın giderimesi mümkün olmadığı için ayıpsız misli ile değişimi gerektiği" şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmüştür. Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı yanın ----İcra Müdürlüğünün ----- icra dosyası üzerinden takip başlattığı, takibin itiraz neticesinde durduğu, davacı yanın itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekilinin davanın reddini talep ettiği, teknik bilirkişi eliyle satıma konu ürünler üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının 26.11.2020 tarih ve ----- nolu 34.236,52-TL faturaya konu özel üretim kalıpların ayıplı olduğu ayıbın giderilmesinin mümkün olmadığı hususları hep bir arada değerlendirilerek davacının alacaklı olmadığı vicdani kanaatine ulaşılmış olup aşağıdaki şekilde davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur.Her ne kadar davacı taraf alacak iddiasının kanıtlayamadığı sabit ise de davanın kötüniyetle açıldığının da sabit olmaması nedeniyle davalı yanın kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerektiği anlaşılmakla koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar ---Birleşen ---Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- esas ve ----karar sayılı Dosyası Bakımından; Davacı -----’nın İddiası ve Talebi: Davacı vekili özetle taraflar arasında cari hesap ilişkisine dayalı bir ticari ilişkinin olduğunu, davalı tarafından 26.11.2020 tarihli, 34.236,52TL. bedelli, ----- numaralı faturaya ilişkin olarak davacı aleyhin---- İcra Müdürlügü’nü---- sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davacı tarafça süresinde itiraz edildiğini, bunun üzerine davalı tarafından davacıya karşı ---- Asliye Ticaret Mahkemesi’nin -----. sayılı dosyası ile itirazın iptali davasının açıldığını, davacı tarafından satın alınan kalıpların ayıplı olduğu ve bunun defaten davalıya bildirildiğini, davacı tarafından ayıbın giderilmesi yönündeki seçimlik hakkını talep edildiği, ancak ayıbın giderileceği belirtilmesine rağmen ayıbın ortadan kaldırılmadığını, ayıp giderildiği takdirde ödeme yapılacağının davalıya belirtildiğini ifade ederek davaların birleştirilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya bırakılmasına, - ayıbın giderilmesine, - ayıbın giderilmesinin mümkün olmaması halinde ayıpsız misli ile değişime, - olmadığı takdirde ayıp nedeniyle davacının uğradığı menfi ve müspet zararın tazmini için şimdilik 2.000TL.nin tahsiline karar verilmesi talep etmiştir. Davalı ----- .... Şirketi vekilinin birleşen davada usule ilişkin olarak zamanaşımı itirazında bulunduğu, esasa ilişkin olarak açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğundan bahisle reddini savunmuştur. Borçlar Kanunu'nun 478. Maddesinde; " Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; ... Geçmesiyle zamanazımına uğrar" şeklinde düzenlemeye yer verildiği görülmüştür. 22/02/2024 tarihli ---- nolu celsenin ara kararları gereğince; Davacı/karşı davalı ----- .... Şirket vekilinin birleşen davaya ilişkin olmak üzere cevap dilekçesinde zamanaşımına ilişkin itirazlarının satışa konu ikinci el makina ve özel üretim kalıplar bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesine," ilişkin dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verildiği, dosyaya sunulan 25/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda konu ile alakalı olarak; " ... makine açısından ayıbın söz konusu olmadığının, kalıplar bakımından ayıbın bulunduğunun belirtildiği; birleşen davada davalının sunduğu cevap dilekçesinde TBK m. 231 hükmünce satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü davanın, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiği, işbu sebeple huzurdaki davaya ilişkin zamanaşımı def’inde bulunulduğunun beyan edildiği; davaya konu kalıpların 26.11.2020 tarihli fatura ile davacıya teslim edildiği, dolayısıyla zamanaşımı süresinin dolduğu hususu beyan edilerek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği; ancak teknik inceleme neticesinde---- teslim edilen kalıpların özel boyutlarla ve nitelikle, özel olarak üretildiğinin anlaşıldığı beyan edildiğinden satış sözleşmesinin değil, eser sözleşmesinin söz konusu olduğu kanaatine varıldığı; hal böyle olmakla da TBK m. 147, b.6 hükmünde “yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar” bakımından beş yıllık zamanaşımı süresinin söz konusu olduğu; TBK m. 478 hükmünün ise “Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; ..geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” şeklinde tespitlere yer verildiği, somut olayımızda davaya konu kalıpların 26.11.2020 tarihli fatura ile davacıya teslim edildiği, davanın iki yıllık zamanaşımı dolduktan sonra kendisine karşı açılan dava sonrası 05/01/2023 tarihinde davanın ikame edildiği, karşı davanın davalısı ----- ... Şirket vekilinin 25/01/2023 tarihli davaya cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu, her ne kadar 23/05/2024 tarihli 8 nolu celsenin 1 nolu ara kararı uyarınca zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiş ise de söz konusu ara kararın yerinde olmadığı anlaşılmakla ara karardan rucü gerektiği, bu yönde 06/02/2025 tarihli ve 12 nolu celsede ara karar kurulduğu, davacı ----- vekiline 24/12/2024 tarihli yenileme tensip tutanağı uyarınca davasını belirli hale getirmesi için 2 haftalık süre tanındığı, süreye rağmen talep arttırım dilekçesi sunulmadığı, sonuç itibariyle karşı dava bakımından iki yıllık süre geçtikten sonra açılan davanın itiraz doğrultusunda zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Esas ve birleşen davalar bakımından her bir davada hükmolunün miktarın 2025 yılı kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir. Zira ---- Bölge Adliye Mahkemesinin ----Hukuk ---- ilamında benzer konuya ilişkin; " ... Dosyanın yapılan incelemesinde, yerel mahkeme tarafından kabul edilen miktar 20.678,00 TL olup kabul edilen ve davalı tarafça istinaf edilen miktarın 2024 yılı için belirlenen kesinlik sınırının (28.250,00-TL) altında kaldığı, verilen kararın kesin mahiyette olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Asıl dava bakımından Davacı ----- davasının Reddine, 2-Davalı ----- vekilinin kötü niyet tazminat talebine yönelik olarak kötü niyet tazminatının yasal şartları oluşmadığından talebin reddine, B)Birleşen dava bakımından ---- davasının zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, ASIL DAVA BAKIMINDAN; 3-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 413,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 201,90 TL harcın davacıya İADESİNE, 4-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından yapılan 15.180,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı ----- Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ye göre tespit edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ---- alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE, 8-1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN; 9-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 179,90 TL ve 2.500 TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 2.064,50 TL harcın davacıya İADESİNE, 10-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 11-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE, 12-3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 13-Davalı ---- ŞİRKETİ taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ye göre tespit edilen 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacı-----Şirketinden alınarak davalıya VERİLMESİNE,Dair, davacı-karşı davalı vekilinin yüzüne karşı, davalı-karşı davacı tarafın yokluğunda, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.