İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/425 E. 2026/391 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/425
Karar No
2026/391
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/425 Esas - 2026/391 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/425 Esas KARAR NO : 2026/391 ............................ .................................... ................................... ......................................... .................................................. ...........................................................

DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/05/2022 KARAR TARİHİ : 16/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ............... Taahhüt İnşaat Turizm Ticaret A. Ş. arasında 16.05.2018 tarihinde Ankara Kızılcahamam Bağören Gölet İnşaatı işine ilişkin alt yüklenicilik sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereği üstlendiği işleri eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalı yüklenicinin sözleşmenin 9. ve zeyilnamenin 2. maddesi uyarınca ödenmesi gereken ara hakedişleri süresinde ve tam ödemediğini, 12 nolu hakedişin büyük kısmının ödenmediğini, davalının vergi borçları nedeniyle hakediş düzenlemelerini geciktirdiğini, davacıdan alınan nakit teminatların ve çeklerin iade edilmediğini, davalının sözleşmeye aykırı tutumları nedeniyle davacı müvekkilin banka kredi faizleri ve vergi borçları gibi ekstra maddi külfetlere maruz kaldığını, davacı tarafından gönderilen 22.03.2022 tarihli ihtarnameye rağmen davalının ödeme yapmayarak sözleşmeyi feshetme tehdidinde bulunduğunu, bu haksız tutumlar neticesinde sözleşmenin davacı tarafından haklı olarak feshedildiğini, sözleşmenin tasfiye kesin hesabının mahkemece çıkarılmasını, ödenmeyen 12 nolu hakediş bedeli olan 154.599,31 TL, ara hakedişlerden kesilen %5 nakit teminat kesintisi 273.980,35 TL, masraf avansı 30.000,00 TL, teminat kesintisi 67.116,84 TL, sözleşme dışı fazla iş bedeli 10.000,00 TL, sözleşme masrafları 80.589,48 TL, damga vergisi 4.250,5 TL, KİK payı 48.370,69 TL, karar pulu 32.007,96 TL, All risk poliçesi 37.64,04 TL ve işveren mali sorumluluk poliçesi 15.528,54TL tutarlarından oluşan toplam 720.207,71 TL alacağın, fazlaya ilişkin her türlü hakları kalmak kaydı ile şimdilik kısmi dava olarak 350.000,00 TL olarak 26.03.2022 tarihinden itibaren taraflarca 18/05/2018 tarihinde imzalanan sözleşmenin 11. maddesinde kararlaştırılan aylık %10 faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı iş sahibi olan T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı DSİ Genel Müdürlüğü DSİ 5. Bölge Müdürlüğü arasında 18.04.2017 tarihinde ihalesi yapılan 2016/609704 İhale Kayıt Nolu Ankara Kızılcahamam Bağören Göleti İşi İle ilgili olarak 22.08.2017 tarihinde toplamda 8.501.000,00 TL keşif bedeli üzerinden yapım işi eser sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin imzalanmasına müteakip müvekkilinin 565.000,00 TL tutarında banka kesin teminat mektubunun tüm masraflarını ödeyerek İdare'ye teslim ettiğini, sözleşme ile ilgili mevzuat gereği ödenmesi gereken 80.589,48 TL Sözleşme Damga Vergisi, 48.370,69 TL Sözleşme Karar Pulu bedeli ve 4.250,50 TL Sözleşme KİK bedelini de nakden ödediğini, davacının dilekçesinde belirttiği 12 nolu ara hakedişten alacağı olan 154.599,31 TL davacının, müvekkiline olan borçlarından dolayı dava konusu sözleşme gereğince mashup edilip yansıtma faturası kesildiğinden dolayı böyle bir alacağının bulunmadığı, davacının tüm teminatları irat kaydedildiğin teminat alacağı olmadığı gibi 292.602,92 TL teminat güncelleme farkı ile 684.144,22 TL davacı tarafından müvekkiline teslim edilmeyen teminat borcu olduğu, 30.000,00 TL avansın davacının müvekkiline olan borçlarından dolayı dava konusu sözleşme gereği borçlarına karşılık mahsup edilip yansıtma faturası kesildiğinden böyle bir avans alacağının olmadığı, dava konusu sözleşme masraflarının davacı tarafından 09.08.2021 tarihli hesap mutabakatında müvekkiline ödendiği, müvekkili tarafından davacıya ödenen hakedişlerde bu bedellerin ödenen hakedişlere dahil olduğundan (SÖZLEŞME GEREĞİ) 4.250,050 TL Sözleşme damga vergisi, 48.37069 TL KİK payı ve 32.007.96 TL sözleşme karar pulu bedeli, All Risk Sigorta bedeli, İşveren mali sigorta sorumluluk bedeli ve diğer masrafların müvekkili tarafından davacıya ödenen hakedişlerin birim fiyatlarına dahil olduğundan ve davacı tarafından müvekkiline ödenmiş olması sebebi ile iade edilmesinin sözleşmeye ve genel ahlak kurallarına uygun olmadığından iade edilmesi mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Tanık .................N keşif sırasında vermiş olduğu beyanında; "Davacı şirkette muhasebe bölümünde 2016 yılından beri halen de çalışıyorum. Taraflar arasında davaya konu söz konusu baraj inşaatının yapımı bakımından taşeron sözleşmesi düzenlenmiştir. Davacı firma işi alt taşeron olarak üstlenmiştir. İş sahibi DSİ'dir. Davacı firma sözleşme kapsamında işleri yapmaya başlamıştır. Ancak davalı taraf ödemeleri sürekli aksatmıştır. Genellikle ya vadeler uzatılıyor yada verilen çek ve senetler uzun vadelere yayılıyor. Tek seferde yapılması gereken ödemeler kısım kısım ödeniyordu. İşin devamı için davacının hak edişlerini sözleşmeye uygun olarak alması gerekiyordu. Ödemelerin bu şekilde düzensiz olması nedeniyle davacının bankalarla olan ticari ilişkileri de bozulmuştur. Banka kredi limitleri kapanmış, çekleri bankalar geri istedi. Çek karnesi vermemeye başladılar. Bu durumu davalı taraf ilettik, sonuç alınamadı. DSİ'nin projesi ve yapmış olduğu ödenekler miktarınca taşeron sözleşmesine uygun şekilde işler davacı tarafından yapılıp, teslim edilmiştir. Zeminde mahkeme heyeti ile gezmiş olduğumuz boru ile ilgili olarak davacı firma sözleşmeye göre işi yapıp teslim etmiştir. Ödenek olmadığından ve davalı tarafça sigortanızı kapatın denildiği için beton kaplama yapılamamıştır. Sadece boru zeminde yapılarak teslimi yapılıp, hak edişi alınmıştır. Yine elektrik trafosundaki pano iç tesisatı ile ilgili olarak teknik bir husus olduğundan tam bilemiyorum. İşin başlangıcında davacı tarafça sözleşmeye göre arazi yolları açılmıştır. Ancak buranın iklim koşulları ve arazi yapısına göre yağmur sularından vs bozulma ihtimali vardır. Ayrıca burada ALL-RISK sigortası mevcuttur. Oradan da tazmin edilebilir. Bununla ilgili olarak da davalı tarafından idareye yazı yazılıp, ödeme alınabilirdi. Davacının ödemeleri zamanında yapılmadığı için davacının da alt taşeron olarak kullandığı elektrik firması ile dahi işleri bozulmuştur. Çeki yazılacak konuma gelmiştir. Davacı şirket ona yardımda bulunmak zorunda kalmıştır. Davacı taraf davalıya ya işi feshedelim yada işi tamamen bize devredin diye yazı yazdı. Davalı ise sigortanızı kapatın. 3. Kişilere borcunuzun olmadığına dair evrak gönderin dedi davacı bunları yapıp, davalıya teslim etmesine rağmen son hak ediş faturasından kalan bakiye 154.599,31 TL'lik fatura ödenmedi. İş bu dava açıldıktan sonra davalı taraf sözleşmenin feshedildiğine ilişkin noter ihtarını davacıya göndermiştir. Onun dışında fesih ile ilgili başka bir ihtarname yoktur diye biliyorum. Davacının davalıdan sözleşme kapsamında dava dilekçesinde belirtilen bakiye alacak, teminatlar ve yapmış olduğu ödemeler bulunmaktadır. Davalı tarafın bildirmiş olduğu ve TABLO-3 ve TABLO-4 olarak dosyaya sunmuş olduğu harcama kalemlerini ise biz anlayamadık, gerçeği yansıtmamaktadır. Benim bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ..................Rİ keşif sırasında vermiş olduğu beyanında; " Ben 2018 yılından beri davacı şirkette sigortalı olarak çalışıyordum. Ayrıca kendi iş makinelerimi de davacı şirkete kiraya verdim. Davacı şirketin saha sorumlusu olarak görev yaptım. Bu sebeple tarafları ve uyuşmazlığı biliyorum. Dava konusu baraj inşaat işi DSİ tarafından davalıya ihale edilmiştir. Davalı da işi tamamen davacıya taşere etmiştir. Davacı şirket işe başlamıştır. Sözleşme kapsamında işleri yapıp, teslime başladığında ilk 1 yılda ödemelerde bir sorun olmamasına rağmen 2. Yıldan itibaren 2020 - 2021 yıllarında ödemeler gecikmeye başlamıştır. Yaptığımız görüşmelerde ödeme yapılacağı söylenmesine rağmen bu ödemeler zamanında ve tam bir şekilde yapılmamıştır. Biz DSİ'nin teknik elemanının sahadaki direktif ve talimatları ve bilgisi dahilinde yaptık, bu şekilde davalıya teslim edip, hak edişlerin faturasını kestik. Sözleşmeye göre demir borunun beton kaplama şeklinde yapılıp, teslim edilmesi gerekiyordu. Davacı taraf demir boru şeklinde yaptı, ancak davalı taraf ödeneği idareden alamadığı için ve bu konuda ödenek olmadığından davacı sadece demir boruyu yaparak, olan ödenek kapsamında işi tamamlayıp, davalıya teslim etmiştir. Bu haliyle idare kabul etmiştir. Biz teslim ettikten sonra davalı taraf epoksi kaplama ve beton kaplamayı yapmıştır. Davalı bu iş için idareden hak ediş almış mıdır bilmiyorum. Trafo ile ilgili bütün işlemler bitmişti. Sadece davalı şirketin sorumlusunun elektrik idaresine giderek abonelik alması gerekiyordu. Bunu almadığı için işin yarım kaldığını davalı taraf iddia etmektedir. Ancak trafo ve pano müvekkil tarafından sözleşmeye uygun şekilde yapılıp davalıya teslim edilmiştir. Abonelik ve iç tesisatı ile ilgili benim bilgim yoktur. Öte yandan yollar sözleşmeye göre yapılarak davalıya ve idareye teslim edilmiştir. Ancak arazi yapısı ve mevsim koşulları nedeniyle sel ve heyelan olması yüzünden yapılan yollar hasar görmüştür. Öte yandan Bağören köyü muhtarı da köye su götürmek için yollarda kazı yapmıştır. Bu sebeple de yollar hasar görmüştür. Sözleşmenin feshedilip edilmediği ile ilgili hususları tam olarak ben bilemiyorum. Sahadaki teknik hususları ben biliyorum. Sadece davalı tarafın davacı şirketin SGK kayıtlarının kapatıldığını söylediler. İşin bittiğini belirttiler. Zaten Vo 40 seviyesinde davacı tarafından yapıldığı aşamada davalı taraf işi şu an zeminde çalışan dava dışı 3. Bir kişiye taşere etmiştir. Benim bilgim bundan ibarettir dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine soruldu: Davalının şantiye şefi olan ............... burada çalıştığımız 4 yıl boyunca çalışma alanına 2 defa gelmiştir. Sadece DSİ heyetlerinin geldiğinde buraya gelmiştir. Onun dışında kendisini burada görmedim. Ben %80 hep burada bulunuyordum. Tüm çalışmalarda ve teslimlerde ben bulundum. Benim bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ............ keşif sırasında vermiş olduğu beyanında; "Ben ............... Faktoring firmasında çalışıyorum. Davalı şirket ise bu firmanın grup şirketidir. Bu sebeple tarafları biliyorum. Davalı şirket DSİ'den bu işi üstlenmiştir. İşin tamamını davacıya taşere etmiştir. Ben işin ne şekilde başladığı, davacının ne kadar iş yaptığı, hangi işlerde ne miktar ödeme yapıldığı ve diğer hususlar hakkında çok fazla bilgim yoktur. Benim bilgim sadece teminatlar ve yetersizlik hususlarıyla ilgilidir. Sözleşmeye göre başlangıçta davacının nakdi ve banka teminatı vermesi gerekiyordu. Buna benzer bir sürü yükümlülükleri sözleşmede yer almıştı. Davacı firma işin belli bir aşamasına gelindiğinde işi 3. Kişi olan Genkar firmasına devretmek istemişi, beni telefonla aradılar. Bende işin devam ettiğini, herhangi bir feshin söz konusu olmadığını, devrin olabilmesi için davalı şirketin ve idarenin de bilgisi ve onayı olması gerektiğini söyledim. Bu şekliyle işin davacı tarafından 3. Bir kişiye devredilme gayretinde olduğunu anladık, Genkar firmasının yetkilisi ile de görüştüm ve kendisine bu şartlarda işin tamamen 3. Kişiye devrinin uygun olmadığını söyledim. Genkar yetkilisi ise benzer bir olayda başka firmalar ile devir yönünde benzer şekilde sözleşme yaptığını, bu sözleşmenin bir örneğini gönderebileceğini, bunu inceleyerek tekrar görüşebileceğimizi söyledi. Daha sonra ise Genkar firması mail göndermiş olmasına rağmen bir daha davalı firmayı ve bizleri aramadı. Bunun dışında bu olayla ilgili daha fazla bilgim yoktur. Davacı bu davayı açtı. Sonrasında ise davalı taraf sözleşmeyi feshetti. Gördüğüm ve bildiğim kadarıyla davacı işi yapamadı. Tamamlayamadı. Uyuşmazlıkta buradan kaynaklandı. Benim bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık ............... keşif sırasında vermiş olduğu beyanında; " Ben davalı şirkette 2014-2023 yılları arasında İnşaat Mühendisi olarak şantiyeler arası koordinasyonu sağlama görevim vardı. Bu baraj inşaatının da sorumlusu bendim. Davalı şirket barajın yapım işini idare DSİ'den ihaleyle almıştır. İşin tamamı yapılan sözleşme ile davacıya taşere edilmiştir. Davacı işe başladı. Ancak 2021 yılı kış aylarında sanırım Aralık ayı gibiydi. İşin tamamen davacıya devredilmesini istediler, şifahen söylediler. Biz de devir durumunda 1 yıl boyunca davalı şirketin devlet ihalelerine giremeyeceğini, bu sebeple bunun davalının zararına olacağını söyleyip, bu talebi kabul etmedik. Bundan sonra davacı bu defa işi bu şekilde götüremeyeceklerini, yapmak istemediklerini şifahen ifade ettiler. Biz de yazılı olarak başvuru yapılması durumunda durumu değerlendireceğimizi ifade ettik. Aradan 2 ay geçince davacı, sanki işin yapılmamasının sorumlusu olarak davalıyı gösterir hususları içerir bir dilekçe gönderdiler. Dava dosyasında da bulunmaktadır. Bizde buna karşı cevap yazdık, işi tasfiye mi devir mi fesih mi etmek istediklerini sorduk, eğer bu şekilde hareket etmek istiyorsanız, sigortanızı kapatın, 3. Kişilere olan borçlarınızı kapatın ondan sonra gerekli değerlendirmeyi yapacağımızı ifade ettik. Bu arada pandemi koşulları nedeniyle devlet devir halinde 1 yıl ihalelere girme yasağı ile ilgili uygulamayı kaldırdı. Davacı yine şifahen davalıya başvurdu. Biz uygun gördük. Bir devir bedeli belirlendi. Protokol hazırlandı. Davacıya sunduk, davacı bu protokoldeki edimlerini yerine getirmeleri kayıt ve şartıyla devir edebileceğimizi bildirdik. Aradan geçen zamanda davacı bu defa mali ve teknik yönden tek başına devir alamayacaklarını söylediler. Daha önce bu şekilde bir ifadeleri yoktu. Başka bir firmayla ortak alalım şeklinde talepte bulundular, yönetim kurulu ona da rıza gösterdi. Protokoldeki maddeler sağlanırsa buna da rıza gösteriyoruz diye şifahen bildirdik. Ortak olarak devralmak istedikleri firma Genkar firmasının yetkilisi beni aradı. Bu protokol kapsamında imzalayamayacaklarını, işi üstlenemeyeceklerini bana söyledi. Biz de, biz işi resmi anlamda herhangi bir şekilde kimseye satıp devretmediğimizi, protokol kapsamında davacıya devredebileceğimizi, biz davacıya devrettikten sonra 3. Kişilerin davacıdan alıp almayacağı hususunun bizim takdirimizde olmayacağını bildirdik, davacı ile şifahen bu şekilde anlaşma yapılmıştı. Ancak resmi işlemlerin yapılacağı gün olarak kararlaştırdığımız tarihte .............. davacı şirketi temsilen gelerek bize davacı şirketin işi tamamen devralamayacağını ifade etmiştir. Bu aşamaya kadar taraflar sözleşmeyi feshetmemiştir. Ancak daha sonra davacı işbu davayı açmıştır. Bu davadan sonra ise davalı firma sözleşmedeki koşullara göre davacıya noterden fesih ihtarnamesi göndererek yapması gereken ödemeleri talep etmiştir. Süre vermiştir. Süre dolunca ödeme yapılmamıştır. Davalı işi feshettikten sonra 3. Kişiye 2023 yılı Nisan ayında tekrar taşere edilmiştir. İşin belli bir kısmı taşere edilmiştir. Buradaki iş anahtar teslim götürü bedel usulüne göre yapılmıştı. Sözleşmede de bu hüküm yer almaktadır. Taşerona yapılan ödeme DSİ'nin davalıya yaptığı ödemenin %4 tenzilatlı hali ile yapılmıştır. Yani DSİ'nin davalıya yapmış olduğu ödemenin % 4'ü davalıda kalıyor. Geride kalanı davacıya ödeniyordu. Ben davalı şirketin sorumlusu olarak DSİ tarafından davalıya yapılan ödemeleri ve davalının davacıya yapmış olduğu ödemelerin kontrolünü de ben yapıyordum. DSİ ödeme yapmadan davalı davacıya fatura kesip ödeme yapamaz. Davacı son iki hak ediş de 11 ve 12 nolu hak edişlerde daha hak ediş aslı davalıya gelmeden, kendisine hak ediş düzenlenmeden ve onaylanmadan kendisi bize E-Fatura yoluyla fatura kesmiştir. Davalı DSİ'den herhangi bir hak ediş ödemesi almadığı halde davacı fatura kesip davalıyı borçlandırmıştır. Kendisine henüz düzenlenmiş bir hak edişte bulunmuyordu. Her iki şirketin ortakla arasında akrabalık ilişkisi olduğu için davacının düzenlemiş olduğu bu faturalar davalı tarafından iyiniyetli olarak iade edilmemiştir. Artı bir kısım ödemeler dahi hak edişi gelmemiş ödemeleri dahi içermektedir. ALL-RISK sigortası ödemesi, teminat mektup komisyonları, geçici ve kesin kabul masrafları, geçici ve kesin kabul arası bakım, iş sonu projeleri, video, resim, reklam giderleri gibi bunların hiçbirinin zamanı gelmediği halde davalı tarafından davacıya ödenmiştir. Davacının alanda yapmış olduğu imalatlar toplam iş bakımından incelendiğinde genelde kolay imalatlardır. Karlı olan ve imalatlar yapılarak bedelleri davacı tarafından alınmıştır. Ancak birbirini absorbe eden imalat kalemleri ise kalmıştır. Cebri boru sözleşmede DSİ ile davalı arasındaki sözleşmedeki gibi karara bağlanmıştır. Burada cebri boru ile koruma betonunun hak edişleri ayrı ayrı düzenlenmiş idi. Davacı sadece cebri boruyu yaparak teslim etmiştir. Koruma betonunu ise yapmamıştır. Cebri boru yukarıda da belirttiğim üzere karlı kalem arasında idi. Cebri boruyu yapmasına rağmen kaplama koruma betonunu yapmamıştır. Çünkü kaplama betonunun içine de 36 ton inşaat demiri kullanması gerekiyordu. Bu ise karlı olmayan kalem olduğu için ödenek olmasına rağmen davacı koruma betonunu uyarılarımıza rağmen yapmaktan imtina etmiştir. Bu yöndeki davacının iddiaları doğru değildir. Çünkü ödenek kalemleri birbirinden farklıydı. 12. Ayda ödenek olmadan hak ediş yapılması mümkün değildir. DSİ yapmış olduğu ödemeleri işin yürütülmesi ve yapımı koşuluna bağlayıp, iş yapıldıkça ödenek çıkarmaktadır. Bu yüzden davacı koruma betonunu yapmadığı için ödenek olmasına rağmen imalatı yapmamıştır. Davacı koruma betonunu yapsaydı. Mevcut olan ödenekten parasını alacaktı. Davacı sözleşmeye göre koruma betonunu yapmadığı için cebri boru paslandı. DSİ talimatıyla dış cephesine 2 kat epoksi kaplama boru kaplamayı davalı şirket yapmıştır. Davalı şirket 3. Bir kişiye 45.000 TL civarında bir rakama yaptırmıştır. Sonrasında koruma betonunu ise 2023 yılında yeni taşeron tarafından yapılmıştır. Öte yandan davacı, sözleşme kapsamında elektrik trafosunu ve enerji nakil hattı imalatını yapmıştır. Buna ilişkin geçici kabul tutanağını bize sunmamıştır. Bunun parası idare tarafından davalı şirkete ödenmiştir. Biz de bunu davacıya ödedik, daha sonra davalı elektrik aboneliği için başvurduğunda elektrik trafosu ve panosunun iç tesisat kabul işlemlerinin yapılmadığı için aboneliğin yapılamayacağını söylediler. Bu iş sözleşme kapsamında davacının taahhüdü altında idi. Parası da ödenmişti. Buna rağmen davacı yapmamıştır. Söz konusu iş davalı firma tarafından 3. Bir kişiye yaptırılmıştır. Abonelikte davalı şirket tarafından 10.000,00 TL civarında bu kapsamda harcama olmuştur. Davacı tarafından işin başında yapılan arazi ulaşım yolları sözleşmeye göre yapılmıştır. Ama fesih aşamasında yollar kullanılır bir şekilde davalıya teslim edilmemiştir. Yapıldıktan sonra yollar hasar görmüştür. Arazi şartları, hava şartları sebebiyle bu olmuş olabilir ancak sözleşmeye göre bu yolların davacı tarafından teslim edilmesi gerekiyordu. İşin bitiminde müvekkil bu yolları idareye bu haliyle teslim edemez. Her ne kadar davacı taraf ödemelerin aksadığı, vadelerin uzatıldığı gibi iddia da bulunuyor ise de iddialar doğru değildir. Ödemeler dosyada mevcuttur. Resmi ödeme belgeleri, dekont ve makbuzlar dosyada bulunmaktadır. Ödemenin gerçekleşmesi için tarafların oturup, hesap mutabakatları yapması gerekiyordu. Bu mutabakatlar zamanında yapılmamıştır. Davacının bütün finansman yükünü bu ödemelerle ilgili olarak davalı karşılamıştır Benim bilgim bundan ibarettir " şeklinde beyanda bulunmuştur.

20/11/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Ana sözleşme kapsamındaki işlerin sözleşme bedelinin 8.501.000,00.-TL olduğu, 12 nolu hakedişe göre yapılan imalat bedelinin ana sözleşme fiyatları ile tutarının 5.707.923,30.-TL olduğu, buna göre işin tamamlanma oranının 5.707.923,30/8.501.000,00. %67 olarak hesaplandığı, işin hala %33'ü ikmal edilmediğinden davacının işi eksik ifa ettiği, keşif tarihinde dahi işin tamalanmadığının anlaşıldığı, ancak davacının feshin sebebinin geç ödeme olduğunu belirttiği, mali icelmeler bölümünde yer aldığı üzere davacının hakediş tutarından 2.814.019,10 TL'nin ödeme tarihinden daha önce ödendiği, 219.910,00 TL'nin tam zamanında ödendiği, 2.395.742,42 TL'nin ise geç ödendiği, ayrıca Davacının hala fesih kesin hesabı bakımından da 301.259,83 TL alacaklı olduğunun hesaplandığı, buna göre davacının işi tamamlamadığı ancak işin tamamlanması için idarenin gerekli ödenekleri sağlaması gerektiği, dosya kapsamında idarece ödenek sağlandığı halde harcanmayan ödeneğin olduğu yönünde bir tespit yapılamadığı, davacının hakedişlerinin her bir hakediş için ara ödeme tutarları ve geç ödeme süresi esas alındığında yapılan hesaplamaya göre davalı tarafından davacının hakedişlerinin ağırlıklı ortalamaya göre 28,5 gün gecikme ile öden geç ödenerek davalının ödemelerde temerrüde düşüp düşmediği yönünde nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkmeye ait olduğu, davacının kesin hakediş alacağının 160.812,77.-TL olarka hesaplandığı, ancak trafo ve ENH'nin idarenin 12 nolu hakedişinde yer almadığı, bu durumda trafo ve pano için ana sözleşmede 47.624,00 TL ve ENH için ana sözleşmede 98.675,00 TL ödeme öngörüldi (47.624,004-98.675,00)x2696-140.447,05.-TL'nin 160.812,77.-TL fesih kesin hesap alacağına eklenerek davacı yüklenici hakediş alacağının 160.812,774+140.447,05.-TL= 301.259,83 TL olarak hesaplandığı, davalı tarafından davacıdan nakit alınan 30.000,00 TL dahil 371.097,18 TL nakit teminat kesintisi yapıldığı, davacının yapmış olduğu iş kısımlarının kesin kabulü gerçekleşmediğinden ve davalı teminatları iade edilmediğinden taraflar arasındaki sözleşmenin 14. Maddesine göre 946 teminat karşılığı 328.776,38.-TL nin ödeme koşullarının oluşmadığı, bu durumda davacının şimdilik kesin teminat iade koşulları oluşmadığından talep edebileceği teminat iade tutarının 371.097,18- 328.776,38- 42.320,79.-TL hesaplandığı, davacının sözleşmenin imzalanmasında yapılan masraflar için 80.589,48 TL, ödenen damga vergisi için 4.250,5 TL, KİK payı için 48.370,69 TL, karar pulu için 32.007,96 TL, All risk poliçesi için 37.64,04 TL, işveren mali sorumluluk poliçesi için 15.528,54 TL fesih nedeniyle zarar talebinde bulunduğu, karar pulu ve KİK payı ödemelerinin davacı tarafından yapıldığının dosya kapsamından tespit edilmediği, ancak damga vergisi, all risk poliçesi ve sair tüm resmi giderlerin sözleşme eki 16.05.2018 tarihli Zeyilnamenin 1.B maddesi gereği davacı tarafından ödenmesi gerektiği, tespit edilemeyen ödemelerin davacı tarafından yapıldığının ispatı halinde işin tamamlanmayan %33 lük kısmı için davalının temerrüdü olduğu yönünde karar verilmesi halinde davacının iade talep edebileceği, davalı tarafından davacı adına; 31.03.2022 tarihli DGB2022000000001 sayılı, 219.299,37 TL, 31.03.2022 tarihli DGB2022000000002 sayılı içeriği 1.356,00 TL, 07.06.2022 tarihli DGA2022000000002 sayılı içeriği 12.635,95 TL, 07.06.2022 tarihli DGA2022000000003 sayılı içeriği toplam 29.370,76 TL olmak üzere toplam 262.662,08.-TL yansıtma faturası kesildiği, yansıtılan ödemelerin sözleşme ve zeyilname gereği davacı tarafından ödenmesi gereken resmi giderler olduğu, ancak davacı adına yapılan yansıtma faturası içeriği bu ödemelerin dava konusu işe ait olduğunu ve davalının ödemelerini gösterir kanıtlayıcı belgelerin ibrazının gerektiği, belge ibraz edilmesi ve bu belgelerin geçerli nitelikte olması halinde davalı alacağı olarak hesaplama yapılabileceği, ilk fesih iradesi beyanının davacı tarafından 04.02.2022 tarihli yazıda 12. Nolu hakedişin fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle ortaya konulduğu, bilahare karşılıklı beyanlardan sonra davacının dava dilekçesi ile fesih beyanının açık şekilde ortaya koyarak feshi yapan taraf olduğu değerlendirilmekle birlikte bu konudaki nihai takdir ve değerlendirmenin Sayın Mahkeme'ye ait olacağı bildirilmiştir.

05/06/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; ana sözleşme kapsamındaki işlerin sözleşme bedelinin 8.501.000,00.-TL olduğu, 12 nolu hakedişe göre yapılan imalat bedelinin ana sözleşme fiyatları ile tutarının 5.707.923,30.-TL olduğu, buna göre işin tamamlanma oranının 5.707.923,30/8.501.000,00.= %40,62 olarak hesaplandığı, işin %59,38'si ikmal edilmediğinden davacının işi eksik ifa ettiği, keşif tarihinde dahi işin tamalanmadığının anlaşıldığı, ancak davacının feshin sebebinin geç ödeme olduğunu belirttiği, mali incelemeler bölümünde yer aldığı üzere davacının hakediş tutarından 2.811.018,96 TL'nin ödeme tarihinden daha önce ödendiği, 299.910,00 TL'nin tam zamanında ödendiği, 2.318.742,14 TL'nin ise geç ödendiği, ayrıca Davacının fesih kesin hesabı bakımından da 110.812,77 TL alacaklı olduğunun hesaplandığı, buna göre davacının işi tamamlamadığı ancak işin tamamlanması için idarenin gerekli ödenekleri sağlaması gerektiği, dosya kapsamında idarece ödenek sağlandığı halde harcanmayan ödeneğin olduğu yönünde bir tespit yapılamadığı, davalının davacıdan 12 Nolu hakediş yönünden mutabakat harcamaları olarak 155.255,84 TL alacaklı olduğu, Davacının ise 30.000,00 TL nakit avans teminat alacağı bulunduğu tespitlerine göre, Davacı alacağı olarak; 110.812,77 (Tasfiye hakediş) * 30.000,00 TL(avans teminat) = 140.812,77 TL hesaplandığı, bu durumda; davalının davacıdan 155.255,84 - 140.812,77 = 14.443,07 TL olarak fesh tarihi olan 23.06.2022 tarihiyle tasfiye alacağı hesaplandığı, davacının hakedişlerinin her bir hakediş için ara ödeme tutarları ve geç ödeme süresi esas alındığında yapılan hesaplamaya göre davalı tarafından davacının hakedişlerinin ağırlıklı ortalamaya göre 28,5 gün gecikme ile ödendiği, geç ödenerek davalının ödemelerde temerrüde düşüp düşmediği yönünde nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Sözleşme kapsamında geç ödemeden kaynaklı cezai şart olarak faiz hesabı oranı belirtilmedinden, herhangi bir cezai hesaplama yapılamayacağı, davacının sözleşmenin imzalanmasında yapılan masraflar için 80.589,48 TL, ödenen damga vergisi için 4.250,5 TL, KİK payı için 48.370,69 TL, karar pulu için 32.007,96 TL, All risk poliçesi için 37.64,04 TL, işveren mali sorumluluk poliçesi için 15.528,54 TL fesih nedeniyle zarar talebinde bulunduğu, sözleşme eki 16.05.2018 tarihli Zeyilnamenin 1.B maddesi gereği davalı tarafından ödendiği tespitlerine göre, taraflar arasında imzalanmış sözleşmede, erken fesih nedeniyle cezai şart ve yapılmayan iş karşılığı oranında ödenen tutarların geri ödeneceği yönünde herhangi bir düzenleme tespit edilemediği, davalı tarafından davacıdan 341.097,18 TL teminat kesintisi yapıldığı, ilk fesih iradesi beyanının davacı tarafından 04.02.2022 tarihli yazıda 12. nolu hakedişin fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle ortaya konulduğu, bilahare karşılıklı beyanlardan sonra davacının dava dilekçesi ile fesih beyanının açık şekilde ortaya konulduğu, Bilahare Davalı Tarafından Davacıya Gönderilen Ankara 62. Noterliği'nin 09.06.2022 tarihli 28538 Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ile Davacının edimlerini yerine sözleşmeye ve YİGŞ'ne aykırı davrandı yapmama ve söz getirmeme konusunda açık irade beyanında bulunulduğu belirtilerek sözişmenin fesih edildiği ve teminatın irat kaydedilmesine karar verildiği, toplam 341.097,19 TL teminatın irat kaydedildiği belirtilmiş olup, bu konudaki nihai takdir ve değerlendirmenin Sayın Mahkeme'ye ait olacağı bildirilmiştir.

20/08/2024 tarihli bilirkişi heyeti 2. ek raporunda özetle; davacı tarafından davalıya gönderilen 04.02.2022 tarihli yazıda 12. nolu hakedişin fatura tarihinden itibaren 7 takvim gününde ödenmesi, ekonomik gelişmeler, vergi tutarlarındaki artışlar, pandemi, artan inşaat maliyetlerinden ötürü sözleşme konusu yapım işinin yapılamaz hale geldiği, sonuç olarak anlatılan sebeplerle sözleşme konusu yapım işimine devam edilmesinin imkansız hale geldiği, söz konusu yapım işinin 357 numaralı KHKda belirlenen devir hususlarına göre taraflarına devri, devredilmek istenmiyorsa ilgili imalatlara ilişkin tasfiye yapılmasını, içeride bulunan teminat ve hakediş bakiyesinin 5 takvim günü içerisinde ödenmesi hususları bildirilerek fesih iradesi beyan edildiği, ancak bu yazıda seçenekli şekilde talepte bulunulmuş sözleşmenin 357 KHK kapsamında kendilerine devri veya tasfiye yapılması teklifinde bulunulmuştur. Sözleşmenin fesih edildiği açıkça belirtilmediği, bu beyanın sözleşmenin feshi anlamına geleceği hsusundaki hukuki takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olduğu, davacı tarafından davacıya gönderilen Ankara 16. Noterliği'nin 22.03.2022 Tarihli 06822 yevmiye numaralı ihtarnamesinde ise; Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. Maddesi uyarınca 12 numaralı hakedişte yer alan ödemenin fatura tarihinden itibaren 7 takvim günü içerisinde ödenmesi gerektiği, ihtar tarihi itibariyle halen ödenmediği, ilk hakkedişten itibaren muaccel alacakların gecikmeli olarak ödendiği, şirketin kredi faizi SGK vergi fazileri vb. ekstra maddi külfetlere maruz bırakıldığı, davacının edimlerinin tamamlanmasının öncelikle hak ettiği alacağı almasına bağlı olduğu, 13.12.2021 tarihli GIB2021000000022 numaralı 314.991,21 TL bedelli faturadan bakiye alacağın 154.599,31 TL hakkında temerrüde düşüldüğü, bu bedelin 2 iş günü içerisinde ödenmesi gerektiği, aksi halde ihtarın tebliğini izleyen 2. Gün itibari ile alacağın tahsiline kadar geçecek sürede ticari temerrüt faizi uygulanacağı, sözleşmenin tek taraflı olarak haklı nedenle feshedileceği hususlarının bildirildiği, iş bu ihtamamede esasen davacı sözleşmenin henüz fesih edilmediği ancak ödemenin geçekleşmemesi halinde fesih yoluna gidileceğini belirtmekle 04.02.2022 tarihinde feshin esasen yapılmadığını kendisi de beyan etmektedir. Bu ihtarnamede ise fesihin yapıldığı henüz net olarak belrtilmemekte şarta bağlı olarak ödemenin yapılmamaması halinde feshin yapılacağının ifade edildiği, işbu ihtarname içeriğinin hukuki yorum ve takdirinin de Sayın Mahkemeye ait olduğu, davalı tarafından davacıya gönderilen Ankara 62. Noterliği'nin 23.03.2022 Tarihli 13612 Yevmiye Numaralı İhtarnamesinde; Davacının Ağustos 2021'den beri sözleşmem konusu işi ve ilgili edimleri yerine getirmediği, Davacı tarafından Davalının ve DSİ'nin haberi olmadan sözleşme konusu şantiyenin kapatıldığı, sözleşmede yazılı olmasına rağmen bekçi istihdam edilmediği, SGK alt yüklenici iş yeri kapanışının davacı tarafından yapıldığı, sözleşme gereği çalıştırılması gereken teknik personelin çalıştırılmadığı, şirket yetkili personeli imzası taklit edilerek revize iş programına sahte imza atıldığı, süresi biten orman izninin alınmadığı, yapılması gereken revize ve yeni projelerin yapılmadığı, 2021 yılı maden ocakları işletme raporunun hazırlanmadığı, şirketin izni olmadan sözleşme konusu işin başka firmalara devredilmesi için görüşmeler yapıldığı, 09.08.2021 tarihinden bu yana ödenmesi gereken 235.553,12 TL'nin ödenmediği, bu borca ilişkin hesap mutabakatının yapılarak ilgili tutarın 2 iş içerisinde ödenmesi gerektiği, aksi halde teminatın gelir kaydedileceği, sözleşmenin feshedileceği, hesabın tasfiye edileceği hususlarının ihtar edildiği, davalı tarafından gönderilen bu ihtarnamede ise davalı tarafından sözleşmenin henüz fesih edilme ıncak ihtaranme içeriğinde beliritlen hususlara riayet edilmediği taktirde sözleşmenin fesih edileceği bildirilmiştir. Bu bakımından sözleşmenin henüz fesih edilmediği, aynı zamanda davacı tarafından açık açık sözleşmenin fesih edildiğinin davalı kabulünde de olamadı anlaşılmakta ise de bu ihtarneme içeri; inin hukuki yorumunun da Sayın Mahkemeye ait olduğu, davacı ise dava dilekçesinde “...Taraflar arasında imzalanan 16.05.2018 tarihli alt yüklenicilik sözleşmesinin davacı tarafından haklı olarak fesih edildiğinin tespiti ile taraflar arasındaki sözleşmeye ilişkin tasfiye kesin hesabının mahkemece çıkarılmasına...” şeklinde beyanda bulunarak esasen fesih iradesini ortaya koyduğu, davacı dava dilekçesi ile sözleşmenin feshinin tepit edilmesini istediği, bu durumda sözleşmenin fesih talebi dava dilekçesi ile talep edildiği, takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, davalı tarafından davacıya gönderilen Ankara 62. Noterliği'nin 09.06.2022 Tarihli 28538 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacının edimlerini yerine getirmediği, sözleşmeye ve YİGŞ'ne aykırı davrandığı, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/425 esas sayılı davada işi yapmama ve sözleşme hükümlerini yerine getirmeme konusunda açık irade beyanında bulunulduğu belirtilerek sözleşmenin fesih edildiği ve teminatın irat kaydedilmesine karar verildiği, toplam 341.097,19 TL teminatın irat kaydedildiğinin belirtildiği, görüldüğü üzere davacı tarafından daha önce yapılan yazışmalarda sözleşmenin fesih edileceği belirtilmişse de açıkça sözleşmenin fesih edildiği belirtilmemiştir. Bu durumda davacının dava dilekçesindeki “...Taraflar arasında imzalanan 16.05.2018 tarihli alt yüklenicilik sözleşmesinin davacı tarafından haklı olarak fesih edildiğinin tespiti ile taraflar arasındaki sözleşmeye ilişkin tasfiye kesin hesabının mahkemece çıkarılmasına...” şeklinde beyanının Sayın Mahkemece fesih beyanı olarak değerlendirilmesi durumunda sözleşmenin ilk defa dava dilekçesi ile Davacı tarafından 30.05.2022 tarihinde fesih edildiğinin kabulü gerekeceği, aksi halde fesihin davalı tarafından Ankara 62. Noterliğinin 09.06.2022 Tarihli 28538 Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ile gerçekleştiğinin gerekeceği, heyetimizin görüşünün ek raporda da belirtildiği üzere sözleşmenin iş sahibi konumundaki ana yüklenici tarafından 09.06.2022 tarihinde fesih edildiği yönünde olmakla birlikte yukarıda yer alan yazışma ve ihtarnameler doğrultusunda bu husustaki hukuki yorum ve nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı değerlendirildiği, 12 nolu hak edişten kaynaklanan ödenmeyen iş bedeli, Sözleşmenin feshinin davalı tarafından Ankara 62. Noterliği'nin 09.06.2022 Tarihli 28538 Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ile fesih edildiği, işbu fesihin dava açılma tarihi olan 30.05.2022 tarihinden sonra gerçekleştiğinin Sayın Mahkemece kabulü halinde dava tarihinde henüz sözleşmenin fesih edilmediği ve 12 nolu hakedişin tarafların kabulünde olduğu ve 12 no.lu hakediş bakımından davacının; 254.599,31-155.255,84 = 99.343,47 TL alacaklı olacağı, ana hak edişten yapılan %5'lik kesintilerin iadesi, ana hakedişten imalat karşılığı teminat kesintisi olarak 311.624,30 .-TL ve fiyat farkı teminat kesintisi olarak 29.472,86.-TL olmak üzere toplam 341.097,16.-TL teminat kesintisi yapılmış olduğu, sözleşmenin davalı tarafından haklı feshinin kabulü halinde teminatların irat kabul edilmesi gerekirse de dava tarihinde fesih henüz gerçekleşmediğinden bu konudaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı, diğer yandan davacının dava dilekçesinin fesih beyanı olarak kabul edilmesi veya davacı iddiası işin kendisi tarafından 04.02.2022 tarihinde fesih edildiğinin kabulü halinde; işin tamamlanması için idarenin gerekli ödenekleri sağlaması gerektiği, dosya kapsamında idarece ödenek sağlandığı halde harcanmayan ödeneğin olduğu yönünde bir tespit yapılamadığı, Davacının hakedişlerinin her bir hakediş için ara ödeme tutarları ve geç ödeme süresi esas alındığında yapılan hesaplamaya göre davalı tarafından davacının hakedişlerinin ağırlıklı ortalamaya göre 28,5 gün gecikme ile ödendiği, geç ödenerek davalının ödemelerde temerrüde düşüp düşmediği yönünde nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Sayın Mahkemenin davacının sözleşmeyi dava tarihinde veya öncesinde 04/02/2022 tarihinde haklı olarak fesih ettiğinin kabulü halinde 341.097,16.-TL teminat kesintisinin davacıya iadesinin gerekeceği, alınan avans bedelinin iadesi, davacı tarafından davalıya sözleşme konusu harcmalara ilişkin olarak 30.000,00 TL avans ödendiği, tasfiye kesin hesabında gösterilmeyen 30.000,00 TL nakit avansın davacıya iadesi gerekeceği, sözleşme nedeniyle yapılan masrafların iadesi Yönünden; (İmzalama Sırasında: 80.589,48-TL, DV: 4.250,50-TL, KİK Payı: 48.370,69-TL, Karar Pulu: 32.007,96-TL, ALL-RISK Poliçesi: 37.640,04-TL, İşveren Mali Sorumluluk Poliçesi: 15.528,54-TL), davacının sözleşmenin imzalanmasında yapılan masraflar için 80.589,48 TL, ödenen damga vergisi için 4.250,5 TL, KİK payı için 48.370,69 TL, karar pulu için 32.007,96 TL, All risk poliçesi için 37.64,04 TL, işveren mali sorumluluk poliçesi için 15.528,54 TL olmak üzere toplamda 218.387,21 fesih nedeniyle zarar talebinde bulunduğu, Sayın Mahkemece dava tarihinde feshin gerçekleşmediğinin kabulü halinde iade şartlarının oluşmayacağı, ancak, davacının dava dilekçesinin fesih beyanı olarak kabul edilmesi veya davacı iddiası işin kendisi tarafından 04.02.2022 tarihinde fesih edildi kabulü halinde; işin tamamlanması için idarenin gerekli ödenekleri sağlaması gerektiği, dosya kapsamında idarece ödenek sağlandığı halde harcanmayan ödeneğin olduğu yönünde bir tespit yapılamadığı, Davacının hakedişlerinin her bir hakediş için ara ödeme tutarları ve geç ödeme süresi esas alındığında yapılan hesaplamaya göre davalı tarafından davacının hakedişlerinin ağırlıklı ortalamaya göre 28,5 gün gecikme ile ödendiği, geç ödenerek davalının ödemelerde temerrüde düşüp düşmediği yönünde nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Sayın Mahkemenin davacının sözleşmeyi dava tarihinde veya öncesinde 04.02.2022 tarihinde haklı olarak fesih ettiğinin kabulü halinde işin kalan kısmının %59,38 olduğu tespitine göre, davacının talep edebileceği zarar tutarının 129.678,33.-TL hesaplandığı, toplam teminat kesintisinin az yukarıda 341.097,16.-TL olarak hesaplandığı, teminatlar nakit olarak kesildiğinden davalının sözleşmeyi feshi haklı görülse dahi teminatın güncellemesine gerek olmadığı, diğer yandan taraflar arasındaki sözleşmenin teminata ilişkin 14. Maddesi 21.02.2019 Tarihli Zeyilmame ile sözleşmenin teminata ilişkin 14. Maddesinin revize edildiği, Zeyilnamac ile hakedişlerden kesilecek %5 nakit teminat haricinde başkaca teminat öngörülmediği, teminatların ise hakedişlerden nakit olarak kesilmesi nedeniyle güncellenerek davacıdan kesilmesine gerek olmadığı, sözleşme dışı fazla iş dosya kapsamı bilgi ve belgler çerçevesinde tespit ve hesap edilmediği, davacının ENH ye ilişkin talepleri önceki ek raporda değerlendirildiği, davacı talebi uygun mütalaa edilmediği, tasfiye kesin hesabının az yukarıda yer aldığı üzere sözleşmenin dava tarihinde veya öncesinde davacı tarafından fesih edildiğinin kabulü halinde “değerlendirmler” 2 nolu başlıkta gerekli hesaplamalar yapıldığı, bu duruma göre; davacının fesih nedeniyle davalıya tasfiye kesin hesap borcu 139.711,84 TL hesaplandığı bildirilmiştir.

09/07/2025 tarihli bilirkişi heyeti 3. Ek raporunda özetle; kesin hakediş eksi (-) bakiye verdiğinden, davacının avans ve teminat alacağı hariç 78.062,61.-TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, Mahkemenin davacının sözleşmeyi dava tarihinde veya öncesinde 04.02.2022 tarihinde haklı olarak fesih ettiğinin kabulü halinde 341.097,16.-TL teminat kesintisinin davacıya iadesinin gerekeceği, davacı tarafından davalıya sözleşme konusu harcamalara ilişkin olarak 30.000,00 TL avans ödendiği, tasfiye kesin hesabında gösterilmeyen 30.000,00 TL nakit avansın davacıya iadesi gerekeceği, davacının sözleşmenin imzalanmasında yapılan masraflar için 80.589,48 TL, ödenen damga vergisi için 4.250,5 TL, KİK payı için 48.370,69 TL, karar pulu için 32.007,96 TL, All risk poliçesi için 37.64,04 TL, işveren mali sorumluluk poliçesi için 15.528,54 TL olmak üzere toplamda 218.387,21 fesih nedeniyle zarar talebinde bulunduğu, Sayın Mahkemece dava tarihinde feshin gerçekleşmediğinin kabulü halinde iade şartlarının oluşmayacağı, geç ödenerek davalının ödemelerde temerrüde düşüp düşmediği yönünde nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Sayın Mahkemenin davacının sözleşmeyi dava tarihinde veya öncesinde 04.02.2022 tarihinde haklı olarak fesih ettiğinin kabulü halinde işin kalan kısmının %59,38 olduğu tespitine göre, davacının talep edebileceği zarar tutarının 129.678,33.-TL hesaplandığı, sözleşme dışı fazla iş dosya kapsamı bilgi ve belgler çerçevesinde tespit ve hesap edilmediği, davacının ENH ye ilişkin talepleri önceki ek raporda değerlendirildiği, davacı talebi uygun mütalaa edilmediği, Mahkemece Beş (5) alacak/borç kaleminin birlikte değerlendirilmesi halinde ise; Teminat iadesinin sözleşmenin davacı tarafından feshinin haklılığına bağlı olacağı, hakediş ödemlerin geç yapılmış olması nedeniyle davalının temerrüdünün Sayın Mahkemece kabulü halinde davacının; 78.062,61 + 341.097,16 + 30.000,00 + 129.678,33+0=422.712,88.-TL alacaklı olduğu, sözleşmenin davacı tarafından feshinin haksız olduğunun Sayın Mahkemece kabulü halinde teminatın irad kaydedilmesi ve sözleşme masraflarını talep edemeyeceğinden davacının; -78.062,61+30.000,00=-48.062,61.-TL eksi (-) bakiye nedeniyle davacının 48.062,61.-TL borçlu olacağı bildirilmiştir. 29/01/2026 tarihli bilirkişi heyeti 4. Ek raporunda özetle; Mahkemece Beş (5) alacak/borç kaleminin birlikte değerlendirilmesi halinde; teminat iadesinin sözleşmenin davacı tarafından feshinin haklılığına bağlı olacağı, hakediş ödemlerin geç yapılmış olması nedeniyle davalının temerrüdünün Sayın Mahkemece kabulü halinde davacının; 12.663,08 + 341.097,16 + 30.000,00 + 129.678,33 + 0 = 488.112,41.-TL alacaklı olduğu, sözleşmenin davacı tarafından feshinin haksız olduğunun Sayın Mahkemece kabulü halinde teminatın irad kaydedilmesi ve sözleşme masraflarını talep edemeyeceğinden davacının; 12.663,08+30.000,00=17.336,92.-TL alacaklı olacağı bildirilmiştir. Davacı vekili 27/02/2026 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davanın kabulüne, ıslah talepleri doğrultusunda damga vergisi dikkate alınarak 542.223,52-TL tasfiye kesin alacağının 04.02.2022 tarihinden itibaren sözleşme m.11 hükmü uyarınca aylık %10 faizi ile davalıdan alınarak taraflarına verilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Davanın, 16/05/2018 tarihli Ankara Kızılcahamam Bağören Gölet Yapım İşi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, davaya konu iş nedeniyle DSİ 5. Bölge Müdürlüğü ile davalı ............... Taah... A.Ş. Arasında 22/08/2017 tarihli sözleşme düzenlendiği, davalı tarafından işin tamamının 16/05/2018 tarihli alt taşeron eser sözleşmesi ile davacıya taşere edildiği hususlarının taraflar arasında ihtilaflı olmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın; Söz konusu eser sözleşmesine istinaden tarafların edimlerini yerine getirip getirmediği, davacının eksik ve ayıplı ifa da bulunup bulunmadığı, davacı tarafça işin ne miktarda tamamlandığı, davalı tarafça ödeme yapılıp yapılmadığı, sözleşmenin feshedilip edilmediği, feshedilmiş ise hangi tarafça feshedildiği, haklı nedene dayanıp dayanmadığı, sonuç olarak davacı tarafın söz konusu eser sözleşmesi dolayısıyla davalıdan alacaklı olup olmadığı, noktasında olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlığa konu sözleşmenin niteliği itibariyle eser sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesinde yüklenici eseri tamamlayıp teslim ettiğini, iş sahibi ise bedeli ödediğini ispat ile yükümlüdür. ( Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 14/06/2016 tarih ve 2015/4930 Esas - 2016/3399 Karar, 23/03/2016 tarih ve 2015/5543 Esas - 2016/1833 Karar sayılı ilamı ) Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Taraflar arasında düzenlenen protokolde iş bedelinin götürü usulde kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. 6098 Sayılı TBK.nun 480. Maddesi gereğince eserin bedeli götürü olarak kararlaştırılmış ise, yüklenicinin hakettiği iş bedelinin saptanması veya iş sahibinin ödemesinin fazla olup olmadığının belirlenmesi için gerçekleştirilen imalatın fiziki eksik ve kusurlar da dikkate alınarak tüm işe oranının tespiti, bulunacak bu oranın toplam iş bedeline uygulanarak hak edilen bedelin saptanması ve kanıtlanan ödemelere göre mukayese edilerek fazla ödeme varsa istirdadına karar verilmesi gerekir. Sözleşmenin feshi halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinden olan 125. maddesi gereğince olumsuz (menfi) zararını talep edebilir. Sözleşmenin ifa edileceğine güvenmekten doğan zarar olarak tanımlanabilecek olumsuz zarar kavramına; sözleşmenin kurulması ve işin görülmesi için yapılan masraflar ile daha elverişli koşullarda sözleşme yapma fırsatının kaçırılmış olmasından doğan zararlar girer. 6098 sayılı Borçlar Kanununun 117. ( 818 sayılı BK'nun 101.) maddesine göre muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması vs. suretiyle gerçekleşir. Borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin iyiniyetli ya da kötüniyetli olduğuna bakılmadan bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 18/01/2016 tarih ve 2015/13670 Esas - 2016/887 Karar sayılı ilamı) Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, olaya ve denetime uygun olduğu cihetiyle Mahkememizce de itibar edilen bilirkişi kök raporunda görüleceği üzere davacıya ödeme yapılmamasının sebebinin davalıya idare tarafından ödeme yapılmaması olduğu görülmüştür. Eş deyişle, idare tarafından ödeme yapılmaması sebebiyle ana yüklenici davalının, âkidi olan alt yükleniciye ödeme yapamaması söz konusudur. Davalının eseri ikmal edememesinin sebebi davalıya izafe edilebilecek bir kusurdan kaynaklanmamaktadır. Bu itibarla davacı fesih konusunda haksızdır. Haksız fesih sonrası ortadan kalkan sözleşmeye bağlanan sonuçlar incelenmelidir. Buna göre haksız fesheden taraf tamamlanmış iş bedelini talep edebilecektir. Bunun dışında sebepsiz zenginleşme dairesinde hasmından başka talepte bulunamayacaktır. Bu minvalde alınan muteber 4. ek rapor uyarınca davacının alacağının 17.336,92 TL olduğu görülmüştür. Açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 17.336,92 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %10 faiz oranı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alınması gerekli 1.184,29 TL harcın peşin ve ıslah harcı olarak alınan toplam 9.259,83 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 8.075,54 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.184,29 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen ( kabul ve red oranına göre) 17.336,92 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen ( kabul ve red oranına göre) 83.981,86 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 34.389,20 TL (ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinden ( kabul ve red oranına göre) 1.099,55 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan 20.071,90 TL ( bilirkişi ücreti, posta gideri, Keşif Harcı olmak üzere) yargılama giderinden ( kabul ve red oranına göre)19.430,13 TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, 9-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 49,88 TL'nin davalıdan, 1.510,12 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/06/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/425, K. 2026/391, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-425-e-2026-391-k-f1a29f871f33