İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/702 E. 2026/872 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/702
Karar No
2026/872
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/702 Esas - 2026/872 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2021/702 Esas KARAR NO : 2026/872

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : 2- VEKİLLERİ : Av. Av. DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 15/10/2021 KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Ersöz Bozdemir, 14.02.2017 tarihinde sürücü ...' in sevk ve idaresi altındaki 38 DH 416 plaka sayılı ticari minibüs ile Sivas ili istikametinden Kayseri ili istikametine giderken hafif virajlı sola doğru KM 7 ye geldiğinde aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu çift yönlü yolun orta refüjüne girerek bariyerler arasından yoluna devam etmiş ve yol üzerinde bulunan Karayollarına ait baş üstü yön bilgi levhasının orta refüj kısmında bulunan demir direğine aracının sol kısmıyla çarpması neticesinde, ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, davacının bu kazadan dolayı kaburga kırığı, sağ kaval kemiği altlı üstlü iki kırık ve daha birçok sağlık sorunları ile karşı karşıya kalmış olduğunu, sağ bacağına iki adet platin uygulaması yapıldığını, bu kaza nedeniyle olay hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/7635 soruşturma numarasıyla soruşturma başlatılmış olduğunu, motorlu kara taşıtları mali sorumluluk poliçesinden de anlaşılacağı üzere; davacı Ersöz Bozdemir'in de kaza esnasında içinde bulunduğu ve kazayı ağır yaralı olarak atlattığı aracın davalı Allianz/ Sigorta AŞ. tarafından sigorta ettirilmiş olduğunu, kural olarak, motorlu araçların zarar verdiği üçüncü kişiler ölüm, yaralanma, tedavi ve İle maddi kayıpları nedeniyle sigortacıdan poliçedeki; tutarla sınırlı olarak maddi tazminat İsteyebileceklerini ancak Yargıtay uygulamalarıyla ' da sabit olduğu üzere; işletenin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olması nedeniyle, KTK 85-86 maddeleri ile BK 45/3 3 maddesine göre sürücüler ve yardımcıları da üçüncü kişi durumunda olup, sigortacıdan maddi tazminat isteyebileceklerini, (Yargıtay 11. FİD 2002/6240 Esas-2002/11024 Karar 'sayılı ilamı). nitekim Başbakanlık Sigorta Murakabe Kurulu'nun 27.06.1994 güç 1983 yazılı mütalaasında da aynı görüş bildirilmiş olduğunu, Zorunlu Trafik Sigortasında sigortacı, KTK'nın 91. maddesi gereğince, işletenin KTK ; 85/1. maddesinde öngörülen hukuki sorumluluğunu üzerine almış olduğunu, anılan maddeye göre, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebep olursa, işletenin; dolayısıyla da KTK m.91 gereğince sigortacının sorumlu olacağı hükme bağlanmış olduğunu, sürücünün belli bir oranda kusurlu olması KTK'nın 86. maddesi gereğince işletenin ve dolayısı ile sigortacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, hatta sürücünün yakınları üçüncü kişi olduklarından, sürücü yüzde yüz kusurlu olsa bile, zarar gören yakınlar dahi trafik sigortasından tazminat alabileceklerini (Yargıtay )1. HD. 2005/9766 Esas- 2006/10349 Karar sayılı ilamı), davacı Ersöz Bozdemir, davalı Allianz Sigorta AŞ. tarafından Zorunlu mali sorumluluk poliçesi altında, diğer davalı HDI Sigorta AŞ tarafından ise Koltuk ferdi sigortası ile sigorta ettirilmiş olan 38 DH 416 plaka sayılı araç ile yaptığı kazada vücut sağlığını belli oranda kaybetmiş olup, sağ bacak kaval kemiğine platin takılmak durumunda kaldığını, yine 16.07.2021 başvuru tarihli Şehir Hastanesi Engellilik Sağlık Kurulu Raporundan da anlaşılacağı üzere Fiziksel Tıp ve rehabilitasyondan "a5, kardiyolojiden 450, ruh sağlığı ve hastalıklarından ise 640 oranında maluliyeti mevcuttur. Sağ bacağında 1. Cm lik kısalma meydana gelmiş, trafik kazası öncesinde bu arazların davacıda bulunmamasından dolayı bu arazların kaza neticesinde ortaya çıktığının anlaşılmakta olduğunu, izah edilen ilgili kanun maddeleri, Yargıtay kararları ve Başbakanlık Sigorta Murakabe Kurulu'nun 27.06.1994 gün 1983 yazılı mütalaası gereğince davacının poliçe kapsamında belirtilen maddi tazminata hak kazanmış olduğunu, dava konusu ettikleri kaza dolayısıyla her iki davalı sigorta şirketi de taraflarında yapılan başvurulara karşılık herhangi bir ödeme yapmamış ve arabulucuya başvurulmasına rağmen sonuç alınamadığını, yukarda açıklandığı üzere ölümlü ve yaralanmalı trafık kazası nedeniyle malul kalmış ve maddi yönden zarara uğramış olan davacının, poliçe gereği hak sahibi olduğu maddi tazminatın kendisine ödenmesini teminen davayı ikame etme zarureti hâsıl olmuş olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacının poliçe gereği hak sahibi olduğu şimdilik 100 TL maddi tazminatın (25 geçici iş göremezlik 50 TL sürekli iş göremezlik 25 TL hastane ve sair masraflar için) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı Allianz vekili cevap dilekçesinde özetle: Başvurana 11.03.2019 tarihinde yapılan ödemenın üzerinden 2 yıldan fazla geçtiği, hak düşürücü sürenin göz önünde bulundurulması gerekmekte olduğunu, Yargıtay 11. H.D.’nin 12.06.2006 tarih ve 2005/6740E. 2006/6708 K. sayılı ve yine 11. H.D.’nin 25.05.2006 tarih ve 2005/5859 E. 2005/5859K. Sayılı ilamının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini, başvuran 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde, yapılan tazminat ödemesine karşı hukuki yollara başvurmadığından tazminat talebinin reddi gerekmekte olduğunu, yukarıda sayılan gerekçelerle, hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle huzurdaki dava usulden reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 14/02/2017 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, 38 DH 416 plakalı araç, davalı şirkete 27/04/2016-2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limiti kişi başı 330.000 TL olduğunu, başvuruya konu kaza sebebiyle davalı sigorta şirketine başvurmuş olup nezdinde açılan hasar dosyası altında aktüeryal rapor hazırlanmış, hazırlanan rapor sonucuna göre TRH 2010 tablosuna, %1,8 teknik faiz ve sigortalı araç sürücüsünün %100 kusur oranına istinaden 11/03/2019 tarihinde toplam 22.042,43 TL tazminat ödemesi yapılmış olduğunu, ödeme nedeni ile davanın reddi gerektiğini ancak mahkeme aksi kanaatte ise yapılan ödeme tarihi itibari ile güncelleme yapılması ile bu bedelin tazminattan mahsubu gerektiğini, kusur durumunun tespiti gerekmekte olduğunu, tazminat hesaplaması aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından ZMMS genel şartlarına çerçevesinde yapılması gerektiğini, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve ekleri uyarınca rapor hazırlanması gerekmekte olduğunu, Başvuran kanunda açıkça sayılan evrakları sunmadan şirkete başvuru yapmış olduğunu, açıkça görüleceği üzere başvuru usule uygun olarak yapılmamış olduğunu, Sigorta şirketine başvuru şartı, aynı zamanda dava şartı olduğunu, eksik evrak ile şirkete başvuru yapılması nedeniyle dava şartı olan sigorta şirkete başvuru gerçekleşmemiş olduğunu, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Uyarınca Genel Şartlar İle belirlenen TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,8 teknik faiz oranı esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri poliçe kapsamında olmadığını, müterafik kusur araştırması yapılması gerekmekte olduğunu, ceza dosyası evraklarının dosyaya sunulması gerekmekte olduğunu, faiz talebinin reddi gerekmekte olduğunu, davacının, dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından; faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağının kabulü gerekmekte olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Davalı HDİ Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı vekili tarafından her ne kadar trafik sigorta poliçesi kapsamında maluliyete ilişkin zararını talep etmiş ise de davalı şirket tarafından 357851000508-0 numaralı poliçe ferdi koltuk poliçesine ilişkin olduğunu ve sorumluluğun poliçe genel şartları mucibinde olduğunu mahkemeye bildirdiklerini, davanın zamanaşımından reddini talep ettiklerini, bu kapsamda Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/18580, K. 2019/2349, T. 4.3.2019 tarihli ilamının dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafından şirkete ferdi koltuk poliçesi kapsamında belirlenmiş bir maluliyet raporu sunulmadan başvuru yapılmış olması sebebiyle başvurunun dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, medikal denetim firması tarafından yapılan incelemede maluliyetin bulunmadığı tespit edilmiş olduğunu, Emsal nitelikteki Yargıtay 17. Hukuk dairesi e. 2016/8233 k. 2016/7686 t. 23.6.2016 sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, ferdi kaza sakatlık tazminatının dilekçede belirttikleri şekilde hesaplanması gerektiğini, davacının Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliğine Veya Özürlü Sağlık Yönetmeliğine göre belirlenecek maluliyet oranını içerir rapor ile maluliyet hesabı yapılması ferdi koltuk poliçesi yönünden bozma sebebi olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2019/1997, K. 2019/12302, 23.12.2019 tarihli kararının dikkate alınması gerektiğini, maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi hususunun adli tıp kurumu tarafından yerine getirilmesi gerekmekte olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı ferdi koltuk poliçesi teminatı kapsamında bulunmaması sebebiyle geçici iş göremezlik talebinin de davalı şirket yönünden reddine karar verilmesini talep Ettiklerini, davalının temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın öncelikle usulden mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, 14/02/2017 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile davacıda geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik ve tedavi gideri zararı oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarı ve davalıların bu zarar talebinden sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na, SGK'ya, Kayseri Şehir Hastanesi'ne, Davalı sigorta şirketine, Tekden Hastanesi'ne, Noterler Birliğine yazılan yazılan müzekkerelere cevapların geldiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından 02/12/2024 Tarihli Adli Yardım Talep dilekçesinin mahkememiz 02/12/2024 Tarihli Ara Karar evrakı ile reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından Ara Karar evrakına itiraz edildiği, itirazın değerlendirilmesi için dosyanın Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, Kayseri 1 ATM'nin 18/12/2024 Tarihli 2024/680 D.iş Esas 2024/680 D.iş Karar sayılı kararı ile davacı tarafından yapılan itirazın reddine karar verildiği görülmüştür. Mahkememiz dosyasının 03/12/2025 Tarihli celsesinde işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekili tarafından 03/12/2025 Tarihli dosyanın yeniden işleme konulması dilekçesi sunduğu ve dosyanın yeniden işleme konulduğu görülmüştür. Mahkememiz 05/06/2024 Tarihli celsesinin 4 nolu ara kararı ile "Davacı vekiline davalı Allianz Sigorta ile yapmış oldukları sulh sözleşmesi gereği yargılama sırasında ne kadar ve ne zaman ödeme aldıkları konusunda beyanda bulunması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, duruşma zaptının tebliği ile sürenin başlamış sayılmasına," şeklinde karar verildiği, davacı vekili tarafından "Sulh sözleşmesi gereği Allianz Sigorta A.Ş. tarafından 31/03/2023 tarihinde 219.603,81-TL ödeme yapılmıştır." şeklinde beyanlarını içerir dilekçe sunulduğu görülmüştür. Mahkememiz 12/01/2022 Tarihli celsesinin 8 nolu ara kararı ile dosyanın ATK'ya gönderilmesine karar verildiği, ATK raporunun 01/03/2022 Tarihinde dosyaya sunulduğu incelenmesinde özetle; "Yukarıdaki hususlar değerlendirildiğinde, dava konusu kazada; Sürücü ...’in, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Mahkememiz 16/03/2022 Tarihli celsesinin 2 nolu ara kararı ile davacının Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalına sevkine karar verildiği, 20/12/2022 Tarihli ERÜ raporunun dosyaya sunulduğu, incelenmesinde özetle; "İstenilen hususlarda Anabilim Dalımızca adli rapor düzenlenebilmesi amacıyla 29.11.2022 tarihli ve 352551 sayılı yazı doğrultusunda istenilen tetkik sonuçları ile birlikte adı geçenin Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalına (ortopedi polikliniğine) sevkinin/başvurusunun uygun olacağı, ilgili Anabilim Dalınca düzenlenecek tıbbi raporun Anabilim Dalımıza ulaşmasını takiben ilgi yazı ile istenilen hususlarda adli rapor düzenlenerek gönderilebileceği kanaatini bildirir rapordur." şeklinde rapor tanzim edildiği bunun üzerine davacının Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi Ve Travmatoloji Anabilim Dalına sevkinin sağlandığı, 01/03/2023 Tarihli ERÜ raporunun dosyaya sunulduğu incelenmesinde özetle; "Tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek yukarıda kaydedilen bilgi ve bulgular Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında birlikte değerlendirildiğinde; Ersöz Bozdemir'in 14.02.2017 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen kemik (3,4.kot, nazal, fibula, imn tespitli tibia) kırıkları ile alt ekstremitede mevcut (tibia korteksinde diffüz kalınlık artışı, fibulada hipertrofik kallus formasyonu, kısalık, hafif aksayarak yürüme) patolojileri nedeniyle; Altı (6) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 6 (altı) ay olduğu), İki (2) ay süreyle bakıcı/yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, Tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya özür oranının % 8 (yüzdesekiz) olduğu, Mevcut evrak içeriğinden trafik kazasıyla ilgili SGK kapsamında olmayan tedavi masrafi tespit edilmediği kanaatini bildirir rapordur." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Mahkememiz 12/04/2023 Tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı ile "Rapora yapılan itirazın kabulü ile şehir hastanesinde düzenlenen maluliyet raporu ile erü tarafından düzenlenen maluliyet raporları arasında bulunan çelişkinin giderilmesi için İstanbul ATK Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'na tevdiine" şeklinde karar verildiği, 25/08/2023 Tarihli İstanbul ATK raporunun dosyaya sunulduğu incelenmesinde özetle; "Mevcut belgelere göre; Durmuş, 20/06/1974 doğumlu, Ersöz Bozdemir’in 14/02/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında; Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, Alt ekstremitenin uzunluk farklılıkları, Tablo 3.3’e göre alt ekstremite özürlülük oranı % 5 olup Tablo 3.2’ye göre; %3 1.Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %3 (yüzdeüç) olduğu, 2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9(dokuz) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Mahkememiz 07/02/2024 Tarihli celsesinin 2 nolu ara kararı ile dosyanın Hekim bilirkişisine tevdiine karar verildiği, bilirkişi raporunun 04/03/2024 tarihinde dosyaya sunulduğu, incelenmesinde özetle; "Mevcut tıbbi evrak ve raporun incelenmesinden elde edilerek yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgulara göre; 1974 doğumlu Ersöz Bozdemir’in 14.02.2017 tarihinde trafik kazası geçirdiği, kemik (3,4. Kot, nazal, fibula, tibia) kırıkları olduğu, tibia kırığının opere edildiği, alt ekstremitede kısalık, hafif aksayarak yürüme meydana geldiği anlaşılmaktadır. Dosya içerisine ibraz edilen tedavi gideri ile ilgili herhangi bir fatura bulunamamıştır. Bu tip bir hastanın tedavi giderlerinin kesin ve net olarak tahmin edilmesi mümkün olmadığından Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, yerleşik yargısal kararlara göre tedavi giderlerinin yalnızca hastane ve hekim masrafları ile sınırlı olmayıp yaralanmanın kişinin bütünüyle iyileşip eski sağlığına kavuşuncaya kadar geçecek sürede yaptığı ve ileride yapacağı doğrudan veya dolaylı tüm masrafları kapsadığı, bu çerçevede hastane, hekim, ameliyat ilaç gibi SGK kapsamındaki tedavi giderlerinin yanı sıra sağlık hizmetlerine ulaşım, yeme-içme özel diyet, konaklama, evde özel bakım, pansuman, fizik tedavi rehabilitasyon, özel hastane muayene farkı vb ücretlerin belgelenmesinin mümkün olmadığı yaralanmasının ağırlığı dikkate alınarak toplu taşıma araçlarından faydalanamayacağı, SGK kapsamında ödemesi yapılmayan özel hastane, hekim seçme hakkı çerçevesinde ameliyat farkı, ulaşım vb giderler olduğu, dikkate alındığında SGK tarafından karşılanmayan ilaç, ulaşım vb giderlerinin 5.000,00 (BeşBin) TL civarında olduğunun kabulü gerektiği kanaatini bildirir raporumu saygılarımla sunarım." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Mahkememiz 07/02/2024 Tarihli celsesinin 3 nolu ara kakarı ile dosyanın Aktüer bilirkişisine tevdiine karar verildiği, bilirkişi raporunun 16/04/2024 tarihinde dosyaya sunulduğu incelenmesinde özetle; "Davacının dava konusu kaza sonrasında; Ferdi Kaza Koltuk Sigortası yönünden bir hesaplama yapılamadığı, Davalı Allianz Sigorkta Aş. vekilinin 15/11/2023 tarihli dilekçesi ekinde “Makbuz ve İbraname” başlıklı belgeyi dosyaya sunarak 155.000,00 TL asıl alacak karşılığında müvekkili şirketin ibra edildiğini yönünde beyanda bulunduğu görülmüş ise de ibraya konu ödemenin yapıldığına dair ödeme makbuzuna dosya arasında rastlanmadığı gibi, söz konusu ödemenin yapıldığı ve davalı sigorta şirketinin ibra edildiği ve/veya davalı sigorta şirketi hakkında feragat edildiğine dair dava dosyasına yansıyan bilgi belge bulunmadığı, Geçici iş göremez zararının 12.636,54 TL (Talep 25,00TL) olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 330.000,00 TL) kapsamında kaldığı, Sürekli iş görmezlik (maluliyet) zararının 130.887,40 TL (Talep 50,00 TL) olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 330.000,00 TL) kapsamında kaldığı kanaatinde olduğum hususlarında hazırlanan raporumu Mahkemenin takdirlerine saygı ile sunarım." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Mahkememiz 05/06/2024 Tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı ile "İstanbul ATK rapora yapılan itirazın reddine ilişkin ara karardan dönülerek itirazın kabulü ile, davacının muayenesi yapılarak itirazların değerlendirildiği şekilde özürlülük ölçütü, sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmelik gereğince davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik durumunun olup olmadığının tespiti için İSTANBUL ATK RAPOR ALINMASINA," şeklinde karar verildiği, 16/05/2025 Tarihli İstanbul ATK raporunun dosyaya sunulduğu incelenmesinde özetle; "Kişi hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için; Yeni çekilecek, kırık/yaralanma alanını içine alan iki yönlü direk grafilerin mümkün olduğu takdirde dijital ortamda (DICOM), bu incelemelerin düzenlenecek raporları ile birlikte teminen gönderilmesi, Söz konusu eksiklikler giderildikten sonra kişinin, anılan bu belgeler, mevcut tüm tıbbi belgeler ve CD'leri içerir adli dosyası ile birlikte, 04 TEMMUZ 2025 CUMA günü kimlik belgesiyle saat 09.00'da Kurulumuzda hazır bulunacak şekilde muayeneye gönderilmesi gerektiği, Geri çevrilen evrakın içerisindeki tüm tıbbi belge ve CD'ler ile birlikte aynen iadesini arz ederim." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Mahkememiz 30/09/2026 Tarihli celsesinde Davacı vekiline verilen kesin sürelere rağmen başvurusunun olmadığı anlaşılmakla mevcut delil durumu gereğince İstanbul ATK'dan rapor alınmasına yer olmadığına dair ve Dosyadaki mevcut delil durumu dikkate alınarak yeniden diğer hususlarda rapor alınmasına yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür. Davacının 14/02/2017 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik ve tedavi gideri zararı olduğunu belirterek mahkememizde dava açtığı, delillerin toplanması ile kazada tarafların kusur durumunun tespiti için ATK’dan rapor alındığı ve 01/03/2022 tarihli raporda, dava konusu kazada; sürücü ...’in, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Davacının maluliyet iddiasına ilişkin olarak Mahkememiz tarafından ERÜ’den alınan raporun davacının sunduğu Şehir Hastanesine ait rapor ile çelişmesi üzerine çelişkinin giderilmesi için İstanbul ATK’dan 25/08/2023 tarihli rapor alındığı ve raporda, olay tarihi itibari ile uygulanması gerekli olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında davacının Tüm Vücut Engellilik Oranının %3 (yüzdeüç) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9(dokuz) aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği görülmüştür. 04/03/2024 tarihli hekim bilirkişi raporunda, davacının tedavi gideri zararının 5000 TL olduğunun tespit edildiği, aktüer bilirkişisinin 16/04/2024 tarihli raporunda ise, maluliyet durumları dikkate alınarak yapılan tespite göre, davacının Geçici iş göremezlik zararının 12.636,54 TL (Talep 25,00TL) olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 330.000,00 TL) kapsamında kaldığı, Sürekli iş görmezlik (maluliyet) zararının 130.887,40 TL (Talep 50,00 TL) olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 330.000,00 TL) kapsamında kaldığının belirtildiği görülmüş, yargılama sırasında davalı Allianz Sigorta şirketi tarafından tespit edilen 5000 TL tedavi gideri, 12.636,54 TL geçici iş göremezlik zararı ve 130.887,40 TL sürekli iş göremezlik zararının üzerinde 155.000 TL asıl alacak yönünden ödeme yapıldığı dosyaya eklenen 31/03/2023 tarihli dekont ile anlaşılmıştır. Davacının daha fazla maluliyet ve zarar olduğu iddiası yönünden ise verilen kesin süreye rağmen bu iddiasına ilişkin raporun düzenlenmesi için başvurusunun bulunmadığı, bu hali ile bu delile dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının davacı vekiline ihtar edildiği görülmekle, dosyada mevcut deliller itibari ile davacının tespit edilen zararlarının yargılama sırasında davalı Allianz Sigorta şirketi tarafından giderildiği ve bu hali ile davanın davalı yönünden konusuz kaldığı görülmüş, diğer davalı HDI Sigorta şirketi yönünden ise, davalının sorumluluğunu gerektirir, davacının karşılanmayan bir zararın varlığının tespit edilememesi nedeni ile davalı HDI sigorta şirketi hakkında açılan davanın da REDDİNE karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. HMK'nun "MADDE 331- (1) Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." hükmü gereğince mahkememizce konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının davayı açtığı tarihte haklılık durumuna göre HMK madde 331/1 gereğince yargılama giderlerinin davalı Alianz Sigorta Şirketi üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davalı Allianz Sigorta şirketi hakkında açılan davanın ödeme ile konusuz kalması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davalı HDI Sigorta şirketi hakkında açılan davanın REDDİNE, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 6,83-TL karar ve ilam harcı en az (maktu) harca ulaşmadığından, alınması gereken 732,00-TL harçtan, davacı tarafça peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile eksik 672,70-TL harcın davalı Alianz Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) gerekçede açıklandığı üzere DAVACIDAN alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç olmak üzere toplam 118,60-TL harcın davalı Alianz Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 8.277,65-TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 1/2 oranında 4.138,82-TL'sinin davalı Alianz Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, bakiye kalan 4.138,82-TL'nin ise HMK mad. 331/1 gereğince davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği ancak davacı ile Alianz Sigorta A.Ş. Arasındaki sulh sözleşmesi neticesinde yapılan ödeme dikkate alınarak davacı tarafa vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 9-Davalı HDI Sigorta Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap edilen 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalıya verilmesine, 10-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.30/09/2026

Katip e- imzalıdır

Hakim e- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/702, K. 2026/872, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-702-e-2026-872-k-ca1e57a624a2