İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/661 E. 2025/283 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/661
- Karar No
- 2025/283
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/661 KARAR NO : 2025/283
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 26/10/2021 KARAR TARİHİ : 27/03/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09.10.2020 tarihinde davalı ... şirketine Zorunlu Trafik Sigortası ile sigortalı bulunan ----- plakalı aracın yaya konumundaki davacıya çarpması sonucu davacının yaralanmış ve malul kaldığını, davalı ... şirketinin ----- numaralı poliçe kapsamında ve kaza tarihinde kişi başına olan teminat çerçevesinde sorumluluğu bulunmakta olup, davacının oluşan zararı karşılamakla yükümlü olduğunu, 15.04.1983 doğumlu davacı dava konusu trafik kazası sonrasında T.C Sağlık Bakanlığı ----- Şehir Hastanesi ve Kanuni ---- Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, dava konusu trafik kazası sebebiyle tedavi gördüğü dönemle sınırlı olmak üzere %100 oranında iş göremez durumda kalmış olup, bu dönemde bakıcıya muhtaç durumda kaldığını, davalı şirket tarafından davacıya geçici işgöremezlik ya da bakıcı giderine yönelik herhangi bir ödeme yapılmamış olup, davacının geçici işgöremez durumda olduğu zaman dilimindeki bakıcı giderlerinden de davalı ... şirketinin tedavi gideri teminatı limitiyle sınırlı olmak üzere sorumluluğu bulunduğunu, davacıda oluşan cismani zarar nedeniyle hesaplanacak maddi tazminat tutarının, sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından kazadan kaynaklanan yaralanma nedeniyle 3 TL maddi tazminat talep edilmiş olup, talep edillen maddi tazminatın hangi hususlara ilişkin olarak talep edildiği anlaşılamamış olup, tazminat taleplerin açıklatılmasını talep ettiklerini, davalı ... aleyhine dava açan davacı vekili, uyuşmazlık tutarı olarak “şimdilik 3-TL” olmak üzere dava açıldığını, öncelikle huzurdaki davada başvuran tarafından sürekli iş görmezlik tazminatı ile geçici bakıcı giderine ilişkin uyuşmazlık/dava tutarı miktarının belirsiz alacak davası şeklinde açılmayacağını beyanla, ıslah yoluyla arttırmasına muvafakat etmediklerini, kazaya karışan plakalı araç davalı şirket nezdinde Zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin sorumluluğu poliçe teminatı ile sınırlı olup bedeni zarar halinde maddi tazminat talepleri şahıs başına sınırlı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen poliçeler için Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları çerçevesinde TRH-2010 ölüm tablosu kullanılmalı ve % 1,8 teknik faizli peşin değer hesabı yapılması gerektiğini, raporda, Genel Şartlara aykırı olarak progresif rant tekniğine göre aktüeryal olmayan hesaplama yapılmıştır. Yani gelecek dönem hesabında kullanılan gelire her yıl için % 10 artış, % 10 iskonto uygulanmıştır. %10 artış ve %10 iskonto yöntemi kullanılmasının tazminata etkisi bulunmadığını, davacının muhtemel yaşam süresi boyunca ihtiyaç duyacağı tazminat miktarının peşinen ödenmesinin davacıya kar sağladığı açık olup, %1,8 teknik faiz dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, aksi halde hakkaniyete uygun olarak tazminat miktarı tespit edilemeyeceğini, kusuru ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespiti gerektiğini, zira davalı şirketin sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmediğini, sigortalı araç sürücüsü bütün tedbirleri almış olup, kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, ayrıca başvurunun eminyet kemerinin takılı olup olmadığı belirsiz olup öncelikle bu durumun tespiti, eğer takılı değil ise sorumluluğu kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminata hükmedilmesi halinde %20’den az olmamak şartıyla müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, davalı şirkete sigorta poliçesi ile bağlı aracın kusurlu olduğunun tespiti halinde tazminat hesabı için davacı gerçek gelirinin tespiti gerektiğini, davacının gelirinin tespitinde SGK kayıtları, vergi kayıtlarının esas alınması gerektiğini, kökleşmiş Yargıtay içtihatlarında da gelirin resmi kayıtlarla ispatlanması aksi halde asgari ücretin tazminat hesabına esas alınması gerektiği belirtildiğini, arz ve izah edilen sebepler dolayısıyla; davalı şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, aksinin kabulü halinde ise, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkil şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Davacı Nüfus Kayıtları, Trafik Tescil Kayıtları, Hastane Kayıtları, ----.Asliye Ceza Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyası, SGK Kayıtları, Hasar Dosyası ve Poliçe, Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Adli Tıp Kurumu Raporları, Bilirkişi Kusur Raporu, Bilirkişi Hesap Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar) Yaralanmalı/Ölümlü Trafik Kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle doğan zararların, 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğincedavalı ... tarafından tazmin edilmesi amacıyla HMK'nin 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılan tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigortaya başvuru, arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve uygulamaya kısaca değinmekte yarar vardır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir------ 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. 2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; 09/10/2020 günü ---- ili,----Caddesi üzerinde dava dışı ----sevk ve idaresindeki----- plaka sayılı aracın yaya olarak hareket eden davacıya çarpması şeklinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği ve kaza sonucunda dosyada mukim hastane kayıtlarından ve ATK raporunda da anlaşıldığı üzere davacının yaralandığı anlaşılmıştır. Kazaya sebebiyet verdiği ileri sürülen ----plaka aracın kaza tarihinin kapsar şekilde Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile davalı şirket tarafından sigorta edildiği de sabit olup eldeki tazminat davası işbu poliçeden doğan sorumluluk nedeniyle davalı ... şirketine karşı açılmış durumdadır. Yukarıda açıklandığı üzere davalının sorumluluğu sigortası araç sürücüsünün kusur durumuna bağlıdır. Mahkememizce alınan ----- ATK Trafik İhtisas Dairesinin 13/01/2023 tarihli raporunda ;Mahalde yayaların geçişini engeller şekilde orta refüjün bariyerli olması, mahallin gerisinde ışık kontrollü yaya geçidinin bulunması ve yayanın yol üzerindeki trafiği dikkate almaksızın kendi can güvenliğini tehlikeye atar vaziyette sağ şeritte seyir halinde olan aracın önünden dikkatsiz ve kontrolsüzce sol şeride intikal edip sol şeritte seyir halinde olan aracın hareket alanına girmesiyle çarpılmaya maruz kalması nedeniyle sürücünün, son anda fark ettiği yayaya karşı her ne kadar da fren tedbirine başvurmuş ise de çarpmak durumunda kaldığı, mahal şartlarının üzerindeki bir hızla seyrettiğine yönelik bir bulgu da saptanmadığından sürücünün, kusursuz sayılması heyetimizce mütalaa edilmiştir. Buna göre de bilirkişi raporuna iştirak edilmeyerek aşağıdaki kanaate varılmıştır. Mevcut verilere göre ;A)-Sürücü ----, idaresindeki otomobil ile olay mahalli yolda sol şeridi takiben seyir halinde iken kaza noktasına geldiği sırada sağ şeritte seyir halinde olan başka bir aracın önünden hareket alanına giren yayaya karşı fren tedbirine başvurmuş fakat çarpmak durumunda kaldığı anlaşılmış olup, meydana gelen olayda; atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. B)-Davacı yaya ..., yaya geçişlerinin bariyerlerler ile engellendiği ve yaya geçişinin uygun olmadığı kaza noktasında kendi can güvenliğini tehlikeye atar vaziyette kaplamaya girip yaklaşan araçlara rağmen karşıdan karşıya geçiş yaptığı, geçişini mahallin yakın gerisindeki ışık kontrollü yaya geçidi üzerinden gerçekleştirmediği ve bulunduğu konumdan hatalı bir şekilde karşıdan karşıya geçtiği sırada meydana gelen olayda; asli kusurlu bulunmuştur. Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A)-Sürücü ---- kusursuz olduğu, B)-Davacı yaya ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapor verilmiştir. Mahkememizce ----- oluşturulan üç kişilik heyetten de rapor alınmasına ve işbu raporda sürücüye % 20 oranında kusur atfedilse de kusura ilişkin tespitlerin tamamen sübjektif tespitlere ve yorumlara dayandığı, yapılan tespit ve bulunan sonucun olaya ilişkin görüntülere ve insan ve sürücü davranışlarına uygun düşmediği anlaşılmakla yerinde görülmemiştir. ATK raporunun kaza tespit tutanağına, ceza soruşturması dosyasında düzenlenen rapor içeriğine, olaya ve oluşe uygun şekilde bilimsel verilere ve tespitlere dayandığı konusunda mahkememizde oluşan kesin inanca göre de kazada kusurun tamamen davacı olması nedeniyle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği değerlendirilmiştir. (TBK, 74/1, HMK. 266 vd, 282, Yargıtay -----.---- Buna göre kusur ispat edilmediğine göre haksız fiilin diğer unsurlarının değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Binaenaleyh; yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde iddianın kusur yönünden ispat edilemediği sonuç ve kanaatiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 84, 85, 86, 88, 91, 97,99, 109/1,2 Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1 50/2, 51/1, 52, 54, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 1483 vd, HMK, 25,26, 27, 30,31,33, 146, 187,190, 198, 266 vd,282 ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı sorumlu tutulmakla birlikte davacının yargılamada adli yardımdan yararlandırıldıktan sonra yapılan giderlerin ise HMK'nin 339/2 maddesi gereğince giderlerin davacıya yüklenmesi halinde davacının mağduriyetine sebep olacağı anlaşılmakla davacı karşı vekalet ücreti dışında yapılan yargılama giderlerinden muaf tutularak sair yargılama giderleri hazine üzerinde bırakılmıştır. Bu kapsamda ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de HMK'nin 339/2 maddesi gereğince hazine üzerinde bırakılmıştır. Bununla birlikte karar tarihi itibariyle dava değeri miktar itibariyle kesinlik sınırının altında olmasına rağmen, davanın HMK'nin 109.maddesi gereğince kısmi dava olarak açılması karşısında davanın ilk açıldığı bedel üzerinden tümden reddedilmiş olmasına göre muhtemel ıslah ile talep artırımı halinde dava değerinin her zaman kesinlik sınırını aşma ihtimali bulunduğu anlaşılmakla, kesinlik sınırının kamu düzenini ilgilendirmesi, hak arama hürriyeti ve hukuki dinlenilme hakkı da gözetilerek istinaf kanun yolu açık bırakılmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Davacı tarafından adli yardım kararı öncesi yapılan tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 59,30 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 556,10 TL harcın HMK'nin 339/2 maddesi gereğince davacıdan alınmasına yer olmadığına, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin HMK'nin 339/2 maddesi gereğince hazine üzerinde bırakılmasına, 5-)Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden ;Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir olunan 3,00 TL nispi vekalet ücretinin ve 11,50 TL vekalet harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)Davalı tarafından vekille temsil dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başkaca bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.