İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/502 E. 2026/495 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/502
Karar No
2026/495
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/502 Esas KARAR NO : 2026/495

DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 15/06/2021 KARAR TARİHİ : 11/05/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 12/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekkillerinin davalı ...... İHR İTH TEKS SAN VE TİÇ LTD ŞTİ nin % 15 (750 pay) ortağı olduğunu, diger % 85 inin ( 4250) ..... a ait olduğunu .Şirketin müştereken temsil ve ilzam yetkisinin .....'a ait olduğunu, davalı şirketin tekstil alanında faaliyet gösteren ve yurt dışına ihracaat yapan bir şirket oluduğunu, müvekkillerinin 2015 yılından beri davalı şirketin ortağı olduğunu, müvekkillerinin hisse sahibi olması haricinde söz konusu şirket de üretim ,planlama ve satış sorumlusu olarak çalışdığını, 2019 yılının Şubat ayında şirketteki işinden işçilik haklarını dahi almadan ayrılmak zorunda kaldığını ancak şirket ortaklığının devam ettiğini, ortaklığın başlangıcından beri , ortaklar arasında uyuşmazlık ve anlaşmazlık bulunduğunu, limited şirket ortaklığın imza yetkisinin diger ortak olan ..... da bulunduğunu, dava konusu şirketin müvekkillerinin ortak olduğu tarihten beri, genel kurul yapmadığını, davalı şirket yetkilisinin şirket defterlerini düzgün tutmadığını, şirketi borçlandırdığını, müvekkillerine hesap vermediğini, ortaklık haklarından yoksun bırakdığını, belirterek müvekkillerinin şirket ortaklığından çıkmasına, müvekkilin hissesine düşen payın ve ortaklık kar payının bilirkişi incelemesi sonucu hesaplanarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından cevap sunulmamıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın, davacının TTK.638 uyarınca limited şirket ortaklığından haklı sebeple ayrılma koşullarının oluşup oluşmadığı ile ayrılma akçesi ile kar payı talebinin yerinde olup olmadığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta esas alınması gereken kanuni düzenlemeler incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nın 638. Maddesi " (1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." hükmüne haiz, TTK'nın 640. Maddesi " (1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. (2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. (3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır." hükmüne haiz, TTK'nın 641/1. Maddesi " (1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." hükmüne haiz olduğu görülmektedir. Limited şirkette ortaklıktan çıkmanın TTK 638. madde düzenlendiği, haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açma hakkına sahip olduğu, kanunda haklı sebeplerin tanımlanmadığı ve tahdidi olarak sayılmadığı, yerleşmiş yargı kararları ve öğretide kabul edildiği üzere ortakların davranışı şirketin faaliyetini engelleyecek veya zarara uğratacak mahiyette olup yahut karşılıklı güvenin sarsılmış ve ortaklık ilişkisinin çekilmez bir duruma gelmiş olması durumunda haklı sebeplerin var olduğu kabulünün gerektiği (Emsal Emsal İstanbul BAM 43 HD'nin DOSYA NO: 2020/1640 ,KARAR NO : 2023/1191 sayılı ilamında) Haklı sebep ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortak açısından bu ilişkinin sürdürülmesinin kendisinden istenemeyeceği nedenlerdir. Bu nedenler ortaklık dışı nesnel ( örneğin oluşan rekabet ortamında yada kabul edilen yeni vergiler yüzünden şirketin yaşama şansının kalmaması ; devamlı zarar ve verimsiz çalışma , şirketin faaliyetlerinin temeli olan lisans iptali vb.) ve öznel sebepler ( örneğin şirketin lider ortağının çalışma gücünü yitirmesi, ortaklar arasında şiddetli geçimsizlik,güven temelinin çökmesi vb.) Yargıtay 11. Hd. 21.03.2006 t, E.14449 E, K.2943 sayılı kararında aile şirketi nitelikli bir LO'ın bir ortağının şirkette çalışan kızının işten çıkartılmasını güven ortamının çökmesi olarak saymıştır. ) olarak anılabilir. Limited ortaklık kural olarak az ortaklı ve karma nitelikli bir ortaklıktır. Ayrıca az ortaklı limited ortaklıklarda ortaklararası iletişim ve iş birliğine ihtiyaç vardır. Bu nedenle az ortaklı limited ortaklıklarda kişi ortaklıklarında geçerli olan örnekseme yolu ile uygulanması mümkündür. Yargıtay 11. HD. 21.11.2017 T. ..... E, ..... K. Sayılı ilamında davacının diğer ortak hakkında salt suç duyurusunda bulunmuş olmasını çıkmaya hak veren haklı sebep olarak saymamıştır. Yine objektif( nesnel ) açıdan fesih nedenlerine örnek olarak şirketin işleyişinden kaynaklı olarak şirketin kötü yönetilmesi, sürekli zarar etmesi, uzun zamandan beri kar dağıtmaması, ortaklık amacının değiştirilmesi veya amacın gerçekleştirilmesinin imkansızlaşması da örnek olarak sayılabilir. ( Bkz. Çamoğlu ,( Poroy, tekinalp ) ortaklıklar II, N.1675I, S. 428,429 ) Haklı sebebin kusura dayanması gerekli değildir. Ancak kusuru ile haklı sebebi yaratan ortak bu nedene dayanarak fesih veya çıkma talebinde bulunamaz. Yargıtay 11. HD. 25.10.2010 t. E.1227, k. 5889 Sayılı kararında karşılıklı kusur halinde kusur oranı yarıya geçmeyen ortağın haklı sebebe dayalı çıkma davası açabileceğini kabul etmiştir. Somut olayda; davacının dava dışı diğer şirket ortağı ile birlikte şirket hissesinin bulunduğu, dava konusu şirketin genel kurul yapmadığı, kayıtlarının düzgün tutulmadığı, şirketi borçlandırıldığı, davacıya bilgilendirme yapılmadığı, kar payı dağıtmadığı gibi öznel ve nesnel nedenler ileri sürülerek şirket ortaklığından çıkma talebinin bulunduğu, bu iddialarına ilişkin tanık dinletildiği, dinlenen davacı tanıkları beyanlarında şirket adresinde başka firmaların bulunduğu ancak kendilerinin ..... olarak devam etmediklerine yönelik beyanların bulunduğunun belirtildiği, davacı eşinin şirkete alınmadığının ancak dinlenen diğer davacı tanığı .....'ın ifadesinde davacının şirket geliş gidişinde herhangi bir sorun yaşamadığını ancak covid dönemi sonrasında davalı şirketin taşındığını başka şirketin bulunduğunu beyan ettiğinin görüldüğü, ortaklığın devam edip etmeyeceğine yönelik kanaatin oluşması nedeniyle davacının bir diğer talebi olan çıkma payına yönelik talebinde değerlendirilmesinde; davada taraflarca ileri sürülen bilgi ve belgeler toplandıktan sonra dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Zira çıkma ile ortaklığın, sadece çıkan ortak için sona erdiğinden, ona düşen payın verilmesinin amaçlandığı, zira diğer ortaklar için ortaklık ilişkisi devam ettiği, bu bağlamda ayrılma payının, ortaklıktan ayrılan ortağa esas sermaye payını ve bu payın ona sağladığı ortak sıfatını kaybetmesine karşılık kendisine ödenmesi gereken değer olarak kabul etmek gerekmektedir. (Bkz. Yrd. Doç. Dr. Nihat TAŞDELEN, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Limited Ortaklıklarda Çıkma Çıkarılma ve Fesih, Ankara 2012, sf. 179 vd.) Bilirkişi tarafından sunulan kök raporda özetle; taraflara kar dağıtımı yapıldığına ilişkin bir genel kurul kararının bulunmadığının anlaşıldığı, yapılan hesaplamaya karşı ileri sürülen itirazlar neticesinde bilirkişi heyetine tevdi edilerek yeniden rapor hazırlanması istenmiştir. Bu minvalde dosyada mübrez 05/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda " Davacı yanın davalı şirketten çıkma payının tespiti için güncel rayiç değer bilançosu üzerinden çıkma payının hesaplanması gerektiği kanaati ile birlikte, davalı şirketin mevcut verilerine ulaşılamaması nedeniyle 31.12.2022 mali verileri üzerinde yapılan hesaplamada davacı yanın çıkma payı 80.354,09 TL olarak hesap edilmiştir. " demek suretiyle güncel bilançolar kapsamında ortaklıktan çıkma payının belirlendiği tespit edilmiştir. Taraf itirazları kapsamında şirketin sahip olduğu menkul gayrımenkul mal varlıklarının karar tarihine yakın dönemdeki rayiç değerlerinin tespit edilebilmesi maksadıyla vergi müdürlüklerine müzekkere yazılmış ve yeniden rapora tevdi edilmiş ise de "Bakırköy Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından 05.05.2025 tarihinde dosyaya sunulan bilgi yazısında; davalı şirketin 31.12.2023 tarihinde re'sen terk olduğunu, en son verilen beyannamenin 2022 yılına ait Kurumlar Vergisi Beyannamesi olduğunun beyan edildiği görülmüştür. Kök raporumuzda da 2022 yılına ait Kurumlar Vergisi Beyannamesinde yer alan veriler ile çıkma payı hesabı yapılmış olmakla, mevcutta Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan evraklarda tekrar hesaplama yapılabilecek veriler bulunmadığından kök rapordaki kanaatimiz değişmemiştir." demek suretiyle heyet görüşünün değişmediğinin belirtildiği zira rapora esas olarak güncel bilançoların esas alındığı 2022 tarihinden sonra şirket malvarlıklarında herhangi bir değişikliğin bulunmadığının tespit edildiği, mevcut bilançosu kapsamında çıkma payı kapsamında harç tamamlanması için davacı tarafa süre verildiği harcın tamamlandığı tespit olunmuştur. Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ışığında yapılan değerlendirmede; Genel anlamda ortakların davranışları limited ortaklığın faaliyetlerini önleyecek, zarara uğratacak yahut karşılıklı güveni sarsmış ve ortaklar artık bir arada olamayacaklar ve ortaklık faaliyetlerini sağlıklı şekilde yürütemeyecekler ise haklı sebeplerin varlığını kabul gerektiği (Baştuğ, s. 47), ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının kalmaması gibi hallerde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerektiği (Yüksek Yargıtay 11'nci Hukuk Dairesi'nin 07/12/2015 gün ve 2014/15623 esas,2015/11122 karar sayılı ilamı) Haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediğini takdir yetkisi ise hâkime ait olduğu, şüphesiz hâkimin söz konusu sebebin haklı olup olmadığını takdir ederken ilgili limited şirketin yapısını da göz önünde bulunduracağı , şöyle ki limited şirketler TTK m. 124 hükmünde açıkça sermaye şirketleri arasında sayılmış olmakla birlikte, anonim şirketlere kıyasla şahıs ortaklığı özellikleri gösteren nitelikleri de mevcut olduğu, pay devrinin imzaları noter onaylı sözleşme mecburiyetiyle zorlaştırılmış olması, yan edim yükümlülükleri getirme imkânı,çıkma ve çıkarılma kurumlarının düzenlenmiş olması gibi hükümler limited şirketin bu yönünü gösterdiğini, dolayısıyla çok ortaklı, tüm ortakların şirket işleriyle bizzat ilgilenmeyip daha ziyade anonim şirketlerde olduğu gibi kişiliklerinin ön plana çıkmadığı, yaptığı yatırımın değerlenmesine önem verdiği “kapitalist karakterli” limited şirketlerde, ortakların şahıslarında meydana gelen sebepler her zaman haklı sebep sayılamayabilir. Bu hâlde ortaklar, ortaklık ilişkilerinden kaynaklanan, yani objektif nedenlerden dolayı haklı sebebe dayanarak çıkma haklarını kullanabilecekleri, ortaklığın sürekli zarar etmesi, uzun yıllar boyunca kâr dağıtılmaması, şirketin atıl durumda olması, ortakların birbirlerine duydukları güven ortamının kaybolması,amacın gerçekleşmesinde hukuki veya ekonomik imkânsızlıkların doğması şeklinde doktrinde birçok husus örnek olarak sayıldığı,(Yrd.doç.Dr.Bünyamin Gürpınar,Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XX, Y. 2016, Sa. 2,http://webftp.gazi.edu.tr/hukuk/dergi/20_2_4.pdf,Erişim Tarihi: 25/11/2017) görülmüş olup dosyada mevcut durum dikkate alındığında davacının davalı şirketteki ortaklığının devamının, şirketin faaliyetinin devam etmemesi, duruşma süreçlerine yansıyan tanık ve taraf beyanları birlikte gözetilerek mümkün olmadığı, paydaşları ortak olmaya yönelten nedenlerin ortaklık maksadının gerçekleşmesinin ortadan kalktığı, davacının ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesinin yerinde olacağı kanaatine varılmış ve bu alternatif çözüm yönteminin iki taraf lehine olacağı değerlendirilerek davacının ortaklıktan çıkma şartlarının oluştuğu, bu davanın davalı şirkete karşı açılabileceği dikkate alınarak işbu ortaklıktan çıkma talebinin haklı olduğu kanaatine varılmakla birlikte bir diğer talebi olan çıkma payına ilişkin yapılan değerlendirmede; TTK m. 641/1 uyarınca ayrılma akçesi, limited şirketten ayrılan ortağa, ortaklık tarafından ödenen, ayrılan ortağın sahip olduğu esas sermaye paylarının gerçek değerini karşılayan nakit ve/veya ayın bedel olduğu, TTK m. 641/1 hükmünden görüldüğü üzere ayrılma payı, ayrılan ortağın esas sermaye payına oranla hesaplanacak olup esas sermaye payının “gerçek değerine uygun” olması gerektiği, ayrılma payının hesaplanmasında esas alınacak tarih hakkında kanunda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, öğretide ve yerleşik yargı kararları uyarınca bu konuda TTK m. 493/5 hükmünün kıyasen uygulanabileceğinin kabul edildiği, buna göre ayrılma payı, karara en yakın tarihte şirket mal varlığının rayiç değerleri üzerinden hesaplanması gerektiği dikkate alınarak yukarıda da ifade edildiği üzere en yakın bilançolar kapsamında heyetinden rapor ve ek rapor alınmış olup işbu raporlarda bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplama uyarınca davacının hissesine karşılık olarak 80.354,09 TL ayrılma akçesinin hesaplanması gerektiği kanaatine varılarak, belirlenen bu miktar üzerinden davacının davalı şirketten çıkmasına izin verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kabulü ile Davacı ......'ın (TC:.....) İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde ..... sicil numarası ile kayıtlı davalı .... İhracat İthalat ve Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ortaklığından TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca ÇIKMASINA İZİN VERİLMESİNE, 80.354,09 TL ortaklıktan çıkma payının karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 1.371,30.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 639,30.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 59,30.-TL başvurma harcı ve 1.371,30.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından dosyada yapılan toplam 2.819,33.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/05/2026

Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/502, K. 2026/495, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-502-e-2026-495-k-cdc7ed8754f0