İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/379 E. 2026/522 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/379
Karar No
2026/522
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO :2021/379 Esas KARAR NO :2026/522

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ :01/06/2021 KARAR TARİHİ :16/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olan davacı şirketin muhasebe bölümünde 02.02.2012 tarihinden itibaren çalışan ... tarafından ... Bankası ... Şubesine ait keşidecisinin ... Şirketi olduğu ... çek seri numaralı 35.000,00 TL bedelli çekin çalındığını, bu durumla ilgili ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... Soruşturma Numarasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma dosyasının tamamlanarak kovuşturma aşamasına gelindiğini ve ... 40. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... E. Sayılı dosyası ile yargılamanın devam ettiğini, ayrıca bahse konu çek için ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... E. Sayılı dsyası ile çalınan çeklerin iptali için çek iptal davası açıldığını, Davaya konu çekin akıbetinin ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından sorgulanması sonucu, ilgili çekin ... A.Ş. tarafından ibraz edildiğinin ... Bankasının 12.03.2022 tarihli yazısı ile öğrenildiğini, bunun üzerine ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14.06.2022 tarihli duruşmasında taraflarına ilgili çeki bankaya ibraz edene karşı istirdat davası açmak üzere 1 aylık kesin süre verildiğini, taraflarca arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamaması sebebiyle eldeki davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, neticeten; davacının elinden rızası dışında çıkan çekin istirdadına ve müvekkilinin meşru hamil sıfatıyla alacaklı olduğunun tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği tespit edilmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davaya konu çekin 17.09.2019 tarihinde tahsil edilerek müvekkilinin hesabına geçtiğini, dava açıldığında ödemenin üzerinden yaklaşık olarak 2 yıl 6 ay süre geçtiğini, çekin üzerindeki tarihin 15.09.2019 tarihi olduğunu, davaya konu çek üzerinde müvekkilinden önce iki ciranta daha bulunduğunu, diğer cirantalarında davaya dahil edilmesi gerekirken sadece müvekkili aleyhine çek istirdadı davası açılmasının usule aykırı olduğunu, dava konusu çekin keşidecisinin ... Şirketi olduğunu, çek bedelinin davacı şirket tarafından değil, çekin keşidecisi ... tarafından ödendiğini, bu nedenle davacının istirdat davası açma hakkının bulunmadığını, davaya konu çekin müvekkilinin uhdesinde bulunmadığından çekin istirdadının söz konusu olamayacağını, Müvekkilinin faktöring firması olduğunu, 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu çerçevesinde ve yasalara uygun şekilde faaliyet yürütmekte olan saygın bir kuruluş olduğunu, davacı iddialarının müvekkili dışında gerçekleşmiş olaylar olduğunu, davacının beyanına göre, kendi sigortalı çalışanı ve muhasebecisi olan ... isimli kişinin bu duruma sebep olduğunu beyan etmesinin ikrar niteliğinde olduğunu, dava dilekçesi ve öncesinde yaşanan olayların çelişkilerle dolu olduğunu, neticeten; Davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından süre yönünden reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise bu defa davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise bu defa davanın aktif husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise bu defa davanın esas yönüyle reddine, davacının alacağının %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın, aynı sektörde hizmet veren davalının yaptığı kablo döşeme işlemi sırasında davacıya zarar verip vermediği, vermiş ise ne kadar olduğu, ve buna ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptali hususlarından kaynaklandığı anlaşıldı. Mahkememiz 16/11/2024 tarihli duruşma ara kararı ile davacı tanıklarına tebligat çıkarılmasına karar verilmiştir. Mahkememiz 10/05/2022 tarihli duruşmada dinlenen davacı tanığı ..., beyanında; Ben 9 yıldır davacı ... AŞ'ye bağlı olarak ... Müdürlüğünde saha teknik personeli olarak çalışırım, müşterilere internet bağlarım, normalde davalı ... AŞ'nin davacıya ait alt yapıyı kullanma hakkı yoktur, sizin bana okumuş olduğunuz 01/06/2020 tarihli ... ve ... tarafından imzalanan tutanaktaki bilgilere ben şahit oldum, benim bilgilerim üzerine bu tutanak tutuldu, kablo tesisi yapılan adresler şeklinde geçen ... İlçesi ..., ve ayrıca ... isimli sokaklarda izinsiz olarak davalı şirket tarafından kendi müşterilerine izinsiz olarak davacı şirketin alt yapısına ve klips bağlantısı yapılarak bağlantı yapılmıştır, ayrıca yer altı güzergahımıza kazı yapılarak bu şekilde bağlantılar kurulmuştur, daha doğrusu hem havai hatlarımız var, hem de yer altı hatlarımız vardır, çoğunluğu havai olmak üzere bize ait hatlara klips yapılarak bağlantı kurulmuştur, ayrıca bir tanesinde de yer altı bağlantımıza menhole kazı yapılarak güzergahımız kullanılmıştır, bunlarda izin alınmamıştır, havai hatlara bağlantı yapıldığından diğer internet müşterilerinin internet hızı düşmektedir, yerde de aynı şekilde hız düşmektedir, bu şekilde çalıştığım davacı tarafın zararı oluşmuştur, ayrıca yer altı için güzergah zararımız vardır, içinde yama yapmaları gerekir iken sadece dışına beton dökülerek kapatılmıştır, davalı vekilinin sorusu üzerine soruldu; dava konusu faturalarda geçen bedeller bizim davacı firmanın alt taşeron firmaları vardır, biz personel olarak başında durarak davalıların yapmış oldukları bağlantı klipslerini kestik kablolarımızdan ayırdık, bu alt firma bu hizmeti yaptığı için bu faturaları düzenlemiştir, hizmet faturalarıdır, soruldu; kablo demeti içinde izinsiz olarak sadece davalı tarafın kablosu bulunduğu için alt taşeron firması bunları klipsten ayırmıştır,'' şeklinde beyan etmiştir. Mahkememiz 14/02/2023 tarihli duruşmada dinlenen davacı tanığı ..., ''Ben davacı şirket personeliyim, bana okumuş ve göstermiş olduğunuz tutanak içeriği doğrudur, tutanak altındaki imza bana aittir, tutanakta bahsi geçen olayı hatırlıyorum, ben şirkette kontrol teknikeri olarak görev yapmaktayım, diğer telekomünikasyon şirketleri kendilerine ait hatları döşemek suretiyle abonelerine internet hizmeti verebilirler, ancak prosedür gereği telekom şirketine ait iletim kablolarından faydalanamaz, ancak ayrı bir kablo çekmeleri gerekir, ...'un ancak yer altında bulunan kablolarından faydalanmak için başvururlar ise bu alt yapıdan faydalanabilirler, ancak bina girişlerinde sadece kendi kablolarını kullanmak suretiyle hizmet verebilirler, bana sormuş olduğunuz davaya konu tespitler yapıldığında tutanak tutulur iken ayrıca fotoğraflama işlemi de yapılmaktadır, Davalı vekilinin sorusu üzerine; yapmış olduğumuz tespitte ... şirketi dışında başka bir şirkete ait kablo yoktu,'' şeklinde beyan etmiştir. Mahkememiz 19/12/2023 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek bir elektronik ve haberleşme mühendisi bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları, yasal mevzuat ve ticari tahammüller uyarınca davalının davacıya ait kablolara müdahalede bulunup bulunmadığı, davacının demonte işlemi için masraf yaptığına ilişkin iddialarının araştırılarak davacının talebinde haklı olup olmadığı, davacının kablolara müdahale yetkisinini bulunup bulunmadığı konusunda rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda elektronik yüksek mühendisi ... ve elektronik haberleşme mühendisi ...'den alınan 31/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Sektöre yönelik kanun ve yönetmelikler, firmalar arasında tesis paylaşımını teşvik etmekle birlikte, bunun için oluşturulan Elektronik sistem üzerinden bildirimde bulunulması ve izin alınmasını ön görmektedir. Dosyada davalı firmanın bu yönde bir bildirimi görülmemiştir. Davalı firmanın kablolarının, davacı firmanın kablolarına izinsiz olarak plastik kablo ile bağlayarak hat tesis ettiği, Davacı firmanın da bu plastik kabloları kestiği anlaşılmıştır. Bu iki eylem de teknik olarak kablolardan iletilen veriye engel değildir, ancak bina duvarı boyunca ilerleyen davacı kablosuna ilave yük binmesi kablonun kopması veya aşağı düşmesine, hatta iletişimin kesilmesine sebep verebilirdi, ancak bu durum gerçekleşmemiş, tersine, davacı tarafın ifadelerinde, kabloların sarkması ile oluşacak güvenlik riskine karşın davalıya ait kabloların söküldüğü ve emanete alındığı, istendiğinde geri verilmek üzere davacı deposuna konduğu görülmektedir. Bu durumda net bir şekilde davalı kablosuna zarar verilmiş olmaktadır. İlaveten dosyada teknik detay olmamakla birlikte, kablo aktif olarak kullanılan, ucunda bir abone bağlantısı olan bir kablo ise, veri iletimi kesilmiş, hatta hizmet alan abone(ler)in haberleşme özgürlüğü engellenmiş olacaktır. Davacı tarafın yansıttığı söküm işçilik ücreti metre başına makul olmakla birlikte tutanakta görülen yaklaşık 4 km kablo sökümü, dava konusu ...’nde bulunan... için çok abartılı görülmektedir. Her ne kadar tarafların sunduğu savcılık tutanakları, ..., ... ... vs kurumlara yazılan resmi yazılarda ... ilçelerinde de benzer kablo çekimlerinden bahsedilmiş olsa da, dava dilekçesinde sadece “...” şikayeti olduğu görülmektedir. Bu bağlamda sadece .. Şti. tarafından düzenlenmiş 23.09.2020 tarihli 314,54 TL bedelli demontaj faturasının makul olduğu, 23.09.2020 tarihli 5.976,25 TL bedelli faturanın dayanağının olmadığı değerlendirilmiştir.. Bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde hukuki değerlendirme sayın mahkemeye ait olmak üzere, davalı tarafın, davacı tarafın alt yapısını kullanmak için bildirimde ve izinde bulunmadığı, ancak davacı tarafın da davalının kablolarını kesmesinin yanlış olduğu değerlendirilmiştir. Sayın makkemenin davacı tarafın haklılığı yönünde karar vermesi durumunda ise 314,54 TL fatura alacağı için icra takibine devam edebileceği değerlendirilmiş, işletilecek faiz kararı sayın mahkemeye bırakıldığı tespit edilmiştir. Mahkememiz 31/12/2024 tarihli duruşma ara kararı ile taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi için dosyamızın önceki bilirkişilere tevdine karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 19/05/2025 tarihli ek raporda özetle; Tarafların kök rapora beyanlarına binaen yapılan değerlendirmede kök raporda değiştirmemiz gereken iki husus raporda belirtilmiştir, diğer noktalarda değerlendirmeler kök rapor ile aynı olduğu beyan edilmiştir. Mahkememiz 16/12/2025 tarihli duruşma ara kararı ile bilirkişi kök ve ek raporları arasında çelişki bulunduğu, raporun içeriği ile varılan sonuç arasında çelişki oluştuğu, raporun bu haliyle denetime elverişli olmadığı anlaşıldığından dosyanın mahkememizce resen seçilecek 1 elektrik yüksek mühendisi bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları, yasal mevzuat ve ticari teamüller uyarınca davalının davacıya ait kablolara müdahalede bulunup bulunmadığı, davacının demonte işlemi için masraf yaptığına ilişkin iddiaların araştırılarak davacının talebinde haklı olup olmadığı, davacının kablolara müdahale yetkisinin bulunup bulunmadığı , daha önce alınan kök ve ek raporlar ile taraf vekillerinin rapora karşı itirazlarının da tek tek irdelenmesi suretiyle denetime elverişli ayrıntılı yeni bir rapor rapor alınmasına karar verilmiştir. ...'den alınan 30/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Sayın bilirkişilerin kök raporda değerlendirme yaptıkları hususa, tarafların itirazları karşısında, değerlendirmede raporlarda çelişkiyi oluşturan düzeltme yaptıkları görülmekle birlikte, söz konusu çelişkinin kaynağının, bilimsel ve somut tespit olmadığı, varsayımsal kanaat olarak tarafımızca değerlendirildiği, dolayısıyla, sayın mahkemeniz tarafından, her ne kadar, kök ve ek raporlarındaki çelişkiyi giderecek şekilde tarafımıza rapor tanzimi için görevlendirme yapılmış olduğu görülse de, mevçut dosya“bilgilerinde, sadece davacı tarafın beyanları, tutanakları ve faturalarının doğru. olduğu kabulü/varsayımı kapsamında değerlendirme yapılabileceği, “Ancâk bilimsel, somut ve objektif olarak, söz konusu dava içeriğindeki taleplerin ve sunulan belgelere göte değerlendirme yapılabilmesinin ' (mövcut dosya bilgilerince ve yerinde keşif-fiziki tespit olmadığından) mümkün olmadığı;, söz konusu emsal kararlara! ilişkin, değerlendirme tamâmen sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, söz konusu emsal kararlardaki hususlar, tarafımızca değerlendirilen mevcut dosyadaki bilgi- belge ile (konu benzerliği hariç olmak üzere) direkt illiyet bağı olduğu yönünde bir tespit yapılamadığı, emsal kararlar, karşısında, söz konusu bu dosyadaki taleplerin uygun. blduğu yönünde tarafımızca,” sadece subjektif (sunulan belgelerin sorgulamadan kabulü) bir değerlendirme yapılabileceği, davacı şirketin kablo tesislerine, yönelik davalı şirket tarafından klips ile bağlantı yapılması sonucu, davacı şirketin, davaliyâ ait kablolarına ilişkin yaptığı”demontaj işlemi kapsamında, davacı şirketin talebinin (demontajı yapıları kablo uzunluğu-miktarı, birim fiyatlar vb) uygun olup olmadığı yönünde (tutana k dışında değerlendirmeye elverişli bilgi-belge ve özellikle yerinde keşif olmadığından)' bilimsel olarak somu ve objektif, bit sonuca ulaşılamadığı, mevcut dosya bilgilerinde, sadece davacı tarafın beyanları, tutanakları ve faturalarının doğru olduğu kabulü/varsayımı kapsamında değerlendirme yapılabileceği ki bu da tarafımızca bilimsel ve hakkaniyetli olamayacağının tespit edildiği, “Ayrıca, tarafların, kök ve ek rapora itirazlarında belirttikleri hususları, itirazlarına konu detayları, somut bilgi-belge ve' anlaşılır sayısal verilerle ortaya koymaları gerektiği, aksi takdirde, genel-geçer-soyut ifadelerle itirazlarının tarafımızca değerlendirilemeyeceği, daha açık ifadeyle, “bilirkişinin iyi incelemediği, iyi değerlendirmediği, hakkaniyetli olmadığı...” gibi soyut ve anlaşılmayan itirazla konunun çözülebilmesinin mümkün olmadığı, Taraflar ne kadar somut, anlaşılır ve değerlendirmeye elverişli bilimsel içeriğe sahip ve haklılığı ortaya koyabilecek bilgi-belge sunabilirse, daha donanımlı veriler-bilgi-belgeler kapsamında, tarafımızca daha isabetli değerlendirme yapabileceği, yani, örneğin, 3759 mt.lik kablonun detaylarının verilmesi (hangi sokaktan ne kadar uzunlukta kablo demonte edildiği, demonte edilen kablonun metre başına demontaj birim fİyatı vb. detayların sunulması) gerektiği, Davalı tarafın da benzer şekilde savunmalarını somut verileğiç ortaya koyması gerektiği, herhangi bir bilgi-belge olmadân, “bu doğrudur, bu yanlıştır; kablolara zarar verildi” gibi soyut beyanlarla sunulan ififazların bilimsel olarak değerlendirilemeyeceği ve davalı tarafından, “Ek”'te sunulduğu beyan edilen belgelerin itiraz mötninde açıkça anlaşılır şekilde ve ne kastedildiğinin ve nasıl bir değerlendirme beklendiğinin sunulması gerektiği tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu, Davalı ... A.Ş. tarafından davacı şirkete ait ve davacı şirketin ... hizmet sahasında yer alan "... Mahallesindeki altyapıya izinsiz ve usulsüz kablo imalatı yapıldığının iddia edildiği, 30.05.2020 tarihinde davacı şirket tarafından tespit edilmiş olduğu ve izinsiz çekildiği iddia olunan kabloların davacı şirketin yüklenici firması tarafından demonte edilmiş olduğu ve yüklenici firmaya işçilik bedelinin ödenmiş olduğu, davalı şirket tarafından, davacı şirketin demonte işlemine karşılık ortaya çıkan bedelin ödenmemesi sebebiyle, davalı şirket adına icra fakibi yapıldığı, icra takibine, davalı tarafın'itirazı üzerine takibin durduğu, bunun üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında davacı şirket tarafından sunulan 01.06.2020 tarihli tutanakta, " Türknet firması tarafından izinsiz bir şekilde bloktaki kablolara müdahale edilerek (klips ile tutturularak) kablo tesis edildiğinin tespit edildiği, kullanılan klipslerin sökümüne başlandığı, çalışma esnasında kablolara zarar verilmediği; sadece klipsler kesilerek ilgili kabloların şirketlerine ait kablolardan ayrıldığı belirtilmiştir. Dosya kapsamındaki ..., ...; ... tarafından düzenlenen bila tarihli tutanakta da," ...'nde bulunan ...' “Şirketlerine ait direk ve lokal kablolara taşıyıcı olarak kullanarak ... Hiz. A.Ş. tarafından izinsiz çekilen 3759 mt. 1 x 1 drop kablonun 01 .06. 2020 tarihinde şirket şebekesinden ayrıştırılmasının sağlandığı belirtilmiştir, Somut olayda, davacı tarafından, ...'nde bulunan ...Sokaklarında demontaj işlemi gerçekleştirilmiş olduğu, olduğu, demontaj işlemine ilişkin fotoğrafların dosyada mevcut olduğu, ilgili fotoğraflarda, ...'e ait olduğu beyan edilen kabloların binalara çoklu olarak çekilmiş olduğu, söz konusu sokaklarda tutanakta belirtildiği gibi, 3.759 metre kablo taşeron firma tarafından demontaj edilmiş olduğu, "ilgili demontaj işleminin davacı şirketin taşeron firmasına yaptırılmış olduğu, yapılan işçilik kablo bazlı olduğundan dolayı her bir kablo için ayrı ayrı ödeme yapılmış olduğu, dolayısıyla sokakların fiziksel uzunluğuna referans alınmamış olup, demonte edilen 3.759 metre kablo uzunluğa göre taşeron firmaya ödeme yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.Davacı şirket tarafından düzenlenen tutanak bilgileri ile bu tutanaklara bağlı gerçekleştirildiği beyan edilen ve davalıya ait olduğu anlaşılan kabloların, davacı şirketin kablolarına klips ile bağlantı yapılması suretiyle davacı şirketin kablolarını fiziki yük altında olması sebebiyle, davalı şirkete ait ve 3.759 metre uzunluğunda olduğu tutanakta beyan edilen ilgili kabloların davacı şirketin yüklenicisi tarafından gerçekleştirilen demontaj işlemi için, davacı şirket tarafından, davacı şirket yüklenicisine düzenlenen (KDV dahil) 2 adet fatura toplamının 6.290,79 TL (314,54 TL + 5.976,25) olduğu, Davacı şirketin yüklenicisi ... Ltd. Şti. tarafından düzenlenmiş faturada, “Mal-Hizmet” sütununda, “...” açıklamasın yapıldığı, yapılan demontaj işlemine ilişkin KDV hariç 279,34 TL'lik kümülatif birim fiyat verildiği, benzer şekilde, Davacı şirketin yüklenicisi... Ltü. Şti. tarafından düzenlenmiş faturada “Mal-Hizmet” sütununda, “...” açıklamasın yapıldığı, yapılan demontaj işlemine ilişkin KDV hariç 5.307,51 TL'lik kümülatif birim fiyat verildiği, ilgili faturaların açıklama bölümünde, “....” açıklamalarının bulunduğu görülmektedir. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve... E., ... K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ...Esas... Karar) 6098 sayılı TBK 49. Maddesi “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. dikkate alındığında haksız fiil sorumluluğunun unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. TBK 50. maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. TMK'nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından düzenlenen tutanaklarda belirtilen husular ile davalıya ait olduğu beyan edilen demontaj işleminin gerçekleştirildiği kabloların uzunluklarına ilişkin sunulan sayısal değerlerin, davacı tarafından düzenlenen tutanak bilgileri dışında doğrulanmasının mümkün olmadığı, ilgili demontaj işlemi kapsamında belirtilen 3.759 mt'lik kablo uzunluğunun davacı tarafından delil tespiti mahiyetinde alınacak bir rapor veya keşif sonucunda kesin olarak doğru olup olmadığı ve bu kablolar için faturalarda belirtilen kümülatif birim fiyatların hangi refereans değere göre belirlendiğinin tespit edilmesi gerekeceği, bu yönde davacı tarafından tek taraflı düzenlenen tutanak dışında dosyaya somut bir delil ibraz edilemediği, delil listesinde keşif talebinde de bulunmadığı, mahkememizce alınan 31/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda ve çelişkileri giderir mahiyette alınan 30/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda da bu duruma işaret edildiği, diğer taraftan, demontaj işlemi gerçekleştirildiği beyan edilen kabloların davacı şirkete ait depoya kaldırılmasına ilişkin husus bakımından, söz konusu davalıya ait olan kabloların demontaj ve depoya taşınma sırasında zarar görüp görmediği, işlevini bozan bir hususun oluşup oluşmadığı veya tekrar kullanılması halinde sinyal iletim fonksiyonunda bir aksaklık olup olamayacağı ile kabloların demontajı sırasında; aktif olup olmadıkları, eğer ilgili dönemde aktiflerse ne şekilde zarar görmüş olabileceği veya demontaj işleminden ne şekilde etkilenme olup olmadığına ilişkin bilgi ve belge olmadığından, objektif bir değerlendirme yapılamayacağı, dosyada daha önce rapor düzenleyen bilirkişi heyeti tarafından sunulan kök ve ek raporlarda varsayımsal hususlar kapsamında değerlendirme yapıldığı, somut, bilimsel ve objektif bir tespitin söz konusu raporlarda bulunmadığı, davacı şirketin kablo tesislerine yönelik davalı şirket tarafından klips ile bağlantı yapılması sonucu, davacı şirketin, davalıya ait kablolarına ilişkin yaptığı iddia olunan demontaj işlemi kapsamında, davacı şirketin talebinin ( demontajı yapılan kablo uzunluğu-miktarı, birim fiyatları vb.) uygun olup olmadığı yönünde tutanak dışında değerlendirmeye elverişli bilgi ve belge ile yerinde keşif imkanı bulunmadığından objektif bir değerlendirme yapılamadığı, dava dışı yüklenici tarafından yapıldığı iddia olunan işlere ilişkin düzenlenen faturaların açıklama kısmının yalnızca "demontaj işlerine" ilişkin olduğu, başka bir ayrıntıya yer verilmediği, davalı ...'in, ... ile ...imzalamış, ... tarafından “Sayısı Sınırlandırılmayan Kullanım Hakkı Yetki Belgesi” ile yetkilendirilmiş, “işletmeci” statüsünde bir şirket olduğu ve yetkisiz kişi olarak değerlendirilemeyeceği, Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin İhlallerin Bildirilmesi Yükümlülüğü başlıklı 38. maddesinde; "İşletmeci abonelerinin %5'inden fazlasını etkileyen şebeke ve bilgi güvenliği ihlallerini ve iş sürekliliğini kesintiye uğratan olayları, en kısa sürede Kuruma bildirir. Söz konusu bildirim asgari olarak; olayın gerçekleşme zamanını, niteliğini, etki önlemleri içerir.” denilerek, koruma tedbirlerinin uygulanmasının BTK tarafından kontrol altına alındığı, ... tarafından, dava konusu izinsiz kablo çekimi nedeni ile alt yapıyı koruma altına almaya yönelten olay bilgileri ile demontaj işlemine ait bildirimin yapıldığını gösteren herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, HMK m. 190/1 uyarınca “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekeceğinden davacının yukarıda izah edilen hususlar dikkate alındığında iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-İspatlanamayan kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin yatırılan 77,58 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 654,42 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 6.423,50 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/06/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/379, K. 2026/522, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-379-e-2026-522-k-46e60312612a