Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/540 E. 2026/1337 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/540
- Karar No
- 2026/1337
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/540
KARAR NO: 2026/1337
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/01/2026
NUMARASI: 2024/795 Esas - 2026/46 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/06/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari iş ilişkisi kurulduğunu, aralarında cari hesaptan kaynaklı 249.541,54 TL tutarında alacak bulunduğunu, cari hesap ektresinden kaynaklı söz konusu borcun davalı şirket tarafından ödenmediğini ve borcun muaccel hale geldiğini, buna bağlı olarak alacaklarının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalı şirkete ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davalı şirketin herhangi bir borçları olmadığı gerekçesiyle alacağın tamamına ve tüm ferilerine itiraz ettiğini ancak yapılan bu itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, zira cari hesap ekstresi ve ticari defter kayıtlarına istinaden davacının 249.541,54 TL alacağının bulunduğunu, borçlu şirket tarafından bir ödeme yapılmadığını, davacı tarafından davalıya satılan tüm mal hizmetler yönünden fatura kesildiğini ve ticari defter kayıtlarına da işlendiğini, faturaların yasal süresi içerisinde iade edilmediği gibi itirazın da söz konusu olmadığını, davalının icra takibine itirazındaki amacının müvekkilinin yasal alacağının tahsilinin sürünceme de kalmasını sağlamak ve süre kazanmak olduğunu, huzurda ki davanın mutlak ticari davalardan olduğundan davalının tanık deliline dayanmasına muvafakatlerinin olmadığını, fatura içeriğinde ki alacaklarının davacının ticari defter ve kayıtları ile de sabit olduğunu, Mahkemece gerekli görülür ise davacı şirkete ait kayıtlarda bilirkişi vasıtası ile inceleme yapıldığı vakit dava konusu alacağın defterlere geçirildiğinin ve faturaların kayıtlara derç edildiğinin de görüleceğini, bu bakımdan da alacaklarının geçerli bir alacak olduğunu, davalının itirazında hiç bir hukuka uygunluğun bulunmadığını bildirerek davalarının kabulü ile davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı icra dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile takibinin devamına, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli şekilde borca itiraz edildiğinden asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı süresinde davaya cevap vermemiş, 08.12.2025 tarihli cevap dilekçesinin ıslahı olarak sunulan dilekçede ise özetle; davacının dava dilekçesinde davalı şirket ile arasında ticari iş ilişkisi kurulmuş olduğunu, aralarında cari hesaptan kaynaklı 249.541,54 TL tutarında alacak bulunduğunu ve cari hesap ekstresinden kaynaklı söz konusu borcun davalı şirket tarafından ödenmediğini haksız şekilde iddia ettiğini, davacının iddia ettiği cari hesap ekstresi TTK hükümleri gereğinin geçerli olmadığını, TTK m. 89/2'de "Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz." hükmünün yer aldığını, davalı şirket ile davacı arasında yazılı olarak yapılmış ve imzalanmış herhangi bir sözleşme bulunmadığı gibi cari hesap sözleşmesinin de bulunmadığını, yazılı bir sözleşmeye dayanmayan cari hesabın, kanunun emredici hükümleri gereği geçersiz olduğunu, iddia edilen cari hesaba göre müvekkili şirketin borçlu olduğu iddiasının haksız ve yersiz olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkili şirketle ticari iş ilişkisi kurulmuş olduğundan bahisle davalı tarafından müvekkili şirkete satılan tüm mal hizmetler yönünden fatura kesildiğini ve ticari defter kayıtlarına da işlendiğini haksız bir şekilde iddia ettiğini, davalı şirket, davalı tarafından herhangi bir mal/hizmet almadığını, müvekkili şirkete herhangi bir mal teslim edilmediğini, davacının müvekkili şirkete teslim etmemiş olduğu malların tutarlarını kendince düzenlediği sözde cari hesap ekstresine girdiğini, bu tutarları haksız şekilde müvekkil şirketten talep ettiğini, müvekkili şirkete teslim edilmeyen malların ödemelerinin talep edilmesinin haksız ve hukuksuz olduğunu, müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı şirketin davacıya konteyner satış ve teslimini gerçekleştirdiğini, davacının teslim edilen konteynerlerin bedelini davalı şirkete ödemediğini, Mahkeme'nin davalı şirketin borçlu olduğu kanaatine varması halinde takas/mahsup itirazlarının bulunduğun, bu doğrultuda davalının alacaklarının da hesap edilerek takas/mahsup yapılmasını talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinde müvekkil şirketle iş ilişkisi olduğundan bahisle faturalar kesildiğini ve faturalara müvekkili şirket tarafından itiraz edilmediğini haksız şekilde iddia ettiğini, salt fatura varlığının bir borç ilişkisini kanıtlayamayacağı gibi hangi tarafın borçlu olduğunu da kanıtlamadığını, taraflardan birinin fatura oluşturmasının mal/hizmet tesliminin gerçekleştiğini ve bir tarafın borcunun muaccel olduğunu tek başına ispat kaynağı olmadığını, müvekkil şirketin, davacı tarafından herhangi bir mal/hizmet teslim almadığını, bu nedenle anılan faturaların dayanak gösterilerek davacının müvekkili şirketten talepte bulunmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu bildirerek haksız, kanuna ve hukuka aykırı, davacı tarafından ispat edilememiş davanın reddine, kötüniyetli takip başlatan davacıdan en az yüzde yirmi nisabında kötüniyet tazminatı alınmasına yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "davacı tarafından davalıya karşı .... İcra Müdürlüğü 'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile 249.541,54 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça süresi içerisinde takibe itiraz edildiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça yasal süresi içerisinde itirazın iptali talepli bu davanın açıldığı, taraflar arasında ticari ilişkinin ve alacağının bulunduğunun ispat yükünün davacıda olduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesine ve sunulan deliller kapsamında davacının alacağının bulunup bulunmadığının tespit edilmesine ilişkin rapor alınmasına karar verildiği, davacının defterlerinin incelenmesi için talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda davacının takip talebinde talep edilen miktar kadar alacaklı olduğunun kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davalının defterlerinin incelenmesi için mahkememiz yargı çevresinden alınan bilirkişi raporunda ise davalının davacıya 289.467,91 TL borcu bulunduğunun kayıtlı olduğu, davalı tarafça ıslah dilekçesi ile cevap dilekçesi sunulmuş ise de davalı tarafa usulüne uygun şekilde dava dilekçesinin tebliğ edildiği, süresi içerisinde cevap dilekçesinin sunulmadığı, usul işleminin ıslahla düzeltilmesi için öncelikle geçerli bir hukuki işlemin varlığını gerektirdiği, geçerli bir cevap dilekçesi bulunmadığından ıslah yoluyla cevap dilekçesi sunulamayacağı, yine davalı vekilince sunulan bu dilekçesinde davalı tarafından davacıya konteyner satıldığı, bedelinin alınmadığı belirtilerek takas definde bulunulmuş ise de davalının ticari defterlerinde takip miktarından daha fazla borçlu olduğunun kayıtlı olduğu ve yukarıda belirtildiği üzere davalı tarafça yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve yasal süresi içerisinde takas definde bulunulmadığından davalının bu talebinin bu davada değerlendirilemeyeceği, tarafların ticari defterlerinin karşılaştırılması ile 6100 sayılı HMK'nun 222.maddesi kapsamında taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun, icra takibinde talep edilen 249.541,54 TL alacağının bulunduğunun davacı tarafça ispat edildiği yönünde değerlendirme yapılması gerektiği, aksinin davalı tarafça somut ve yeterli delillerle ispat edilemediği anlaşıldığından davanın kabulü ile davalının .... İcra Müdürlüğü 'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında herhangi bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacı tarafından davalı şirket'e herhangi bir mal/hizmet teslimi yapılmadığını, davacının fatura olarak sunduğu belgenin fatura vasfı bulunmadığını, bilirkişi tarafından sözde faturanın vasfı değerlendirilmediğini, vergi usul kanunu’nun fatura tanımından da açıkça görüleceği üzere, bir faturadan söz edebilmek için öncelikle taraflar arasında sözleşme olması gerektiğini, davalının tanıkları dahi dinlenmeden karar verildiğini, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili tanık dinlenmesi gerektiğini,
yerel mahkeme'nin icra inkar tazminatına hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari (açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, cari(açık) hesabı oluşturan faturalara konu malların teslim edilip edilmediği, davacı alacağı bulunup bulunmadığı ve icra inkar tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 249.591,54 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 31/10/2024 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 249.541,54 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıya 289.467,91 TL borçlu görünmektedir. Ayrıca bilirkişi tarafından davacı ve davalı ticari defterlerinin düzenlenen faturalar yönünden birbirini doğruladığı tespit edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Yani TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur(Yargıtay 23. HD'nin 09.07.2015 Tarih ve 2014/5678 E. - 2015/5377 K sayılı kararı). Buna göre borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı, davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Ancak, dosya kapsamında davalı, kendi ticari defterindeki kayıtların aksini yazılı delille ispatlanamamıştır. Ayrıca davalı tarafından TTK'nın 89. Maddesi uyarınca bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, takip cari hesap sözleşmesine dayalı olmayıp açık hesap ilişkisine dayalı olduğundan söz konusu iddia yerinde değildir. Bunun yanı sıra davalı, tanıklarının dinlenmediğini ileri sürmüş ise de, gerek taraflar arasındaki ticari ilişkinin miktarı HMK'nın 200. maddesindeki sınırdan yüksek olması, gerekse kendi ticari defterlerindeki kayıtlarının aksinin yazılı delille ispatlanmasının gerekmesi nedeniyle davalının söz konusu itirazı da yerinde değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Eldeki davada, dava konusu cari(açık) hesap alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4.500,00 TL harcın, alınması gerekli olan 17.046,18 TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.546,18 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
24/06/2026