Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1519 E. 2026/1418 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1519
Karar No
2026/1418
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1519 - 2026/1418 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1519 KARAR NO : 2026/1418 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/03/2026 NUMARASI : 2017/251 E. - 2026/151 K.

DAVACI : VEKİLİ :

DAVALI : VEKİLİ :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Faydalı Model Belgesine Tecavüzden Kaynaklanan)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/03/2026 tarih ve 2017/251 E. - 2026/151 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin inşaatları devam eden birçok stadyumda tribün koltuklarının üretim ve pazarlamasını yaptığını, çekişmeli koltuklarla ilgili teknik çözümlerini, adına tescil ettirdiği FMB'leri ve tasarımları ile koruma altına aldığını, aynı sektörde çalışan davalının da müvekkilinden izin ve onay almadan, müvekkilinin 2013/02239 numaralı faydalı model belgesi kapsamında koruma altında bulunan buluşunu, ... Stadyumu'nda montajını yaptığı tribün koltuklarında kullanmaya başladığını, bu hususun tespit dosyası ile sabit olduğunu, davalının ihlalinin önüne geçilmemesi halinde pazarı daraltarak FMB'nin ihlali yanında ayrıca haksız rekabet yaratıp haksız kazançlar elde etmeye devam edeceğini ileri sürerek, davalının müvekkiline ait faydalı model belgesinden kaynaklanan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitini ve önlenmesini, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiş, 03/03/2026 havale tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 337.500,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, yetki ve husumet itirazlarının bulunduğunu, üretimlerinin ... ... adında 2014/04549 no.'lu faydalı model uyarınca olduğunu, ... 3. AHM’nin 2017/5 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespiti ve dosyaya sunulan raporu kabul etmediklerini, davacının kötü niyetli olduğunu, dava dışı ... ... tarafından temin edilen uzman görüşünde belirtildiği üzere, montajı yapılan koltukların faydalı modelden farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı tarafın stadyum koltuklarının dava konusu faydalı model kapsamında kalan bir ürün olarak değerlendirilmesi için oturak sırt bağlantı bölgesi(1), oturak hareket pim yuvası (2), oturak hareket pimi(3), sırt bağlantı kulakları(4), oturak merkezleme pimi(5), oturak merkezleme pim yuvası(6), ağırlık demiri boşluğu(7), ağırlık demiri(8), koltuk oturak kısmı(9), koltuk sırt kısmı(10), koltuk alt bağlantı sacı(11) istem unsurlarını aynen veya eşdeğeriyle içermesi gerektiği, dosya kapsamında yer alan ... 3. AHM 2017/5 Değişik iş dosyası üzerinden toplanan deliller ile anılan dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgeler üzerinden yapılan değerlendirme neticesinde, davalı ürünlerinin dava konusu 2013/02239 no.lu faydalı modelin ana istemi olan 1 no.'lu istemindeki tüm özellikleri aynı şekilde içerdiği, söz konusu ürünlerin dava konusu faydalı modelin koruma kapsamında kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı eylemlerinin davacı adına tescilli 2013/02239 sayılı faydalı modele tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara el konulmasına, 337.500,00 TL maddi tazminat ile takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın 09/05/2017 tarihinden itibaren avans faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesinden sonra hüküm özetinin ilânına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemenin, müvekkilin ek bilirkişi raporu alınmasına ilişkin talebini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece fiziki olarak incelenmeksizin, salt fotoğraflar ve önceki tespit dosyası belgeleri üzerinden kanaate ulaşıldığını, bilirkişi raporunda modellerin aynı işlevi görmesi, bu işlevi aynı şekilde gerçekleştirmesi, aynı sonucu ortaya çıkarması şartlarının değerlendirilmediğini, somut teknik testler ve mukayeseli analizler yapılmaksızın, yalnızca şekilsel ve sözel benzerlikler esas alınarak değerlendirmede bulunulduğunu, müvekkili şirketin söz konusu koltukların üreticisi ya da imalatçısı olmadığını, koltukların davaya ihbar edilen ... ... – ... Spor Malzemeleri tarafından üretildiğini ve müvekkili şirkete satıldığını dolayısıyla mahkemenin husumet yönünden yaptığı değerlendirmenin hatalı olduğun, maddi tazminat hesabının ve manevi tazminata ilişkin değerlendirmenin hatalı yapıldığını, faizin başlangıç tarihinin hatalı olarak belirlendiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : 1- Dava, faydalı model belgesinden kaynaklanan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekili, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/5 D.İş. sayılı delil tespiti dosyası ile ... Stadyumunda bulunan stadyum koltuklarının, müvekkili adına tescilli 2013/02239 sayılı faydalı model belgesine tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, bahsi geçen stadyumun yapım işinin davalı Şirket tarafından üstlenildiğini ileri sürmüş, mahkemece de davanın konusu oluşturan ve davalının ticari faaliyetinde kullandığı stadyum koltuklarının, davacının tescilli faydalı model belgesi kapsamında kaldığı, davacı adına tescilli faydalı modele tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak mahkemece davalı Şirketin dava konusu ihlali oluşturan eylemi gerçekleştirmede kusurlu olup olmadığı yönünde hiçbir inceleme yapılmadan anılan sonuca varılmıştır. Oysa davalı Şirket vekili, ihlal teşkil eden koltukların üreticisi olmadıklarını, bu koltukları dava dışı ... ...'ya yaptırdıklarını, bu nedenle dava konusu koltukların davacının faydalı modeline tecavüz oluşturduğunu bilebilecek durumda olmadıklarını savunmuştur. Dosya kapsamından bulunan bilgi ve belgelerden de ihlali oluşturan koltukların, davalı Şirket ile dava dışı ... ... arasındaki 09.08.2016 tarihli taşeronluk sözleşmesi kapsamında, davalı Şirket tarafından yapımı üstlenilen ... Stadyumunda kullanılan ve dava dışı ... ... tarafından üretilen koltuklar olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay 11. H.D.'nin 23.02.2021 tarih ve 2020/1422 E.- 2021/1612 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, taklit malların satıcıları yönünden, men ve ref sorumluluğu ile tazminat sorumluluklarını birbirinden ayırmak gerekir. Taklit malların üreticilerinin kural olarak gerek men ve ref, gerekse tazminat sorumluluğu yönünden sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Bu malları başkasından satın alarak kendileri satışa arz edenlerin ise men ve ref sorumlulukları yönünden kusurlu olup olmadıklarına bakılmazken, tazminat talepleri yönünden sorumlulukları kusur esasına dayalıdır. Nitekim dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanacak 6769 sayılı SMK’nın 150. maddesi (özellikle maddenin Hükumet Gerekçesi) uyarınca, tazminat sorumluluğu kusur esasına dayalı olup, taklit malların satıcısı yönünden sınai mülkiyet hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için; satıcının bu malların taklit olduğunu bilerek satması ve bu hususu bilebilecek durumda olması gereklidir. Bu durumda taklit malları üretenlerin ürettikleri malların tescilli sınai mülkiyet hakkına konu olup olmadığını bilmeleri gerekirken, satıcılar yönünden ise sektörel araştırma yapılarak malın türü, niteliği, tüketilme sıklığı ve ait olduğu sektör itibariyle satıcıların satışa sundukları malların, tescilli sınai mülkiyet hakkına konu olup olmadığını bilip bilmedikleri veya bilebilecek durumda olup olmadıkları hususlarının değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece bu konuda herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, aralarında sektör bilirkişisinin de bulunduğu yeni bir heyet oluşturularak, aynı sektörde faaliyet gösteren tacirlerin birbirlerinin üretiminden ve satışa sunduğu ürünlerden haberdar olduğunun kabul edilip edilemeyeceği, stadyum, spor salonu vb. koltukları üreten şirketlerin üretim konusu oldukça spesifik olduğundan, bu alanda üretim ve satış yapan şirketlerin birbirlerinin ürettikleri ürünlerden haberdar olmadıklarının düşünülüp düşünülemeyeceği konusunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre davalının tazminat talepleri yönünden kusur esasına dayalı olan sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2- Yine ilk derece mahkemesince davacı vekilinin 06.05.2025 tarihli oturumda, davalılardan SMK'nın 151/2-c maddesi uyarınca maddi tazminat isteminde bulunduğu nazara alınarak, anılan madde kapsamında davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi yönünde alınan 08.12.2025 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, yazılı şekilde karar verilmişse de davacı vekilince daha önce sunulan 30.11.2017 tarihli dilekçe ile yoksun kalınan kar talepleri yönünden tercihlerinin, 6769 sayılı SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca davalının elde ettiği net kazanç olarak kullandıkları bildirilmiştir. Davacı tarafça tazminat tercihlerinin değiştirildiği yönünde herhangi bir ıslah talebinde de bulunulmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda belirtilen inceleme sonucunda davalının kusurlu olduğunu tespit edilmesi halinde, davacının talep edebileceği maddi tazminat tutarının, 6769 sayılı SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca belirlenmesi, bunun mümkün olmaması halinde, TBK'nın 50. maddesi uyarınca uygun bir miktar takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiştir. Bu itibarla Dairemizce, davalı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 31/03/2026 gün ve 2017/251 E. - 2026/151 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 10.246,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/07/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1519, K. 2026/1418, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1519-e-2026-1418-k-d24fe7436798