Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1537 E. 2026/1425 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1537
- Karar No
- 2026/1425
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1537 - 2026/1425 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1537 KARAR NO : 2026/1425 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2026 NUMARASI : 2025/927 E. - 2026/380 K.
DAVACI : DAVALI : VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Rücuen Tazminat)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/05/2026 tarih ve 2025/927 E. - 2026/380 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı, kendisinin Ankara'da ikamet ettiğini ve Mardin Artuklu Üniversitesi'nde öğretim üyesi olduğunu, işi gereği Ankara Mardin arası sürekli seyahat ettiğini, 1 Ekim 2021, 15 Ekim 2021, 3 Kasım 2021, 19 Kasım 2021, 1 Aralık 2021, 5 Ocak 2022, 7 Ocak 2022, 15 Haziran 2022 tarihli uçuşlarında gecikmeler yaşandığını, belirtilen tüm gecikmeli uçuşlarda tarafına önceden hiçbir şekilde gecikme bilgisinin verilmediğini, 1 Aralık 2021 tarihli uçuşunda; gerekli tüm kontroller yapıldıktan sonra tahsis edilen koltuğuna oturduğunu ve personelin yanına gelerek hiçbir açıklama yapmadan biniş kartı ile kimlik kartını istediğini, gerekli kontrollerin yapıldığını ve uçak içerisinde kimlik kontrolünün yapılmasının doğru olmadığını iletmesine rağmen kartını göstermek zorunda kaldığını, akabinde müşteri ilişkilerini aradığını ve tarafına satış yapılan biletin numarasının yanlış olduğunu öğrendiğini, 11 Mart 2021, 31 Aralık 2021, 7 Ocak 2022, 18 Mart 2022, 30 Mart 2022, 1-6-8-13-15-20-22-27-29 Nisan 2022, 11-13-18-20-25-27 Mayıs 2022, 1-3-8-10 Haziran 2022 tarihli uçuşlarında ise tarife değişikliği olduğunu, bahsi geçen tarife değişikliğine uğrayan tüm uçuşlar için koyduğu kural gereği uçuşları ya ofislerine gitmek ya da mobil uygulamadan onaylamak gerektiğini, mobil uygulamadan yapmak istediğinde ise müşteri hizmetlerinde uzun süre bekletildikten sonra ancak onaylarının yapıldığını, hem tarife değişikliği hem de uçuşları onaylamak zorunda kaldığından maddi ve manevi zarara uğradığını, bunun için şikayet kaydı oluşturma gereği duyduğunu ve hiç bir sonuca ulaşamadığını ileri sürerek, 150.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının bahsettiği ilk 8 uçuşunu gerçekleştirdiğini, bir saati aşmayan gecikmelerde yolculara bilet değişimi ve iade hakkının verilmediğini, 5-7 Ocak 2022, 18-30 Mart 2022, 1-13-15-20-29 Nisan 2022, 11-13-18-20-25-27 Mayıs 2022, 1-3-8 Haziran 2022 tarihli uçuşlarda SHGM kuralları gereği 14 gün üzerinde bildirim yapılmış olduğundan davacının tazminat hakkının bulunmadığını, 2352475192779 numaralı bilet için yaşanan tarife değişikliğinin, varış saatinin 2 saat içerisinde olması nedeniyle 1/2 kuralına istinaden 50 Euro tazminat hakkının oluştuğunu, bilet düzenlenme tarihi 17/12/2021 tarihli kur bazlı 50 Euro= 862 TL olduğunu, 352475192784 numaralı bilette yaşanan tarife değişikliği nedeniyle 100 Euro tazminat hakkının bulunduğunu, bilet düzenlenme tarihi 17/12/2021 tarihli kur bazlı 100 Euro= 1.723 TL tazminat ödemesi bulunduğunu, iki bilet için toplamda 862+1723= 2.585 TL tazminat ödemesi teklifinin yolcuya sunulduğunu, fakat yolcu tarafından kabul edilmediğini, davacı yolcunun rencide olduğuna ilişkin iddialarının asılsız olduğunu, havacılık sektöründe uygulanan operasyonel işlemi yanlış mütalaa ettiğini, personelin hizmet verdiği süreç içerisinde herhangi bir uygunsuz bilgilendirme ve davranışının tespit edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının 16.03.2026 tarihli dilekçesi ile dava değerini azaltarak manevi tazminat yönünden 15.000,00 TL'ye düşürdüğü, maddi tazminat talebini ise 150,00 EURO olarak belirlediği, davacının bu isteminin zımni feragat olduğunun kabulünün gerektiği (aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/5312 E ve 20213/4620 K sayılı ilamı, Yargıtay 13. HD 2021/6913 E ve 2021/8268 K sayılı ilamı), davacının maddi tazminat talebi yönünden ise dava açılırken 6098 sayılı TBK’nın 99 uncu maddesi uyarınca seçimlik hakkını, ülke parası olarak tahsil edilmesi yönünde kullandığının kabulü gerekeceğinden, para birimini döviz üzerinden değiştirmesi talebinin yerinde görülmediği, 19/10/2023 tarihli duruşmada davacı asılın duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadığından, HMK'nun 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı asılın yenileme dilekçesi talebi üzerine duruşma gününün taraflara tebliğ edildiği, yargılamaya devam edildiği, 30/04/2026 tarihli duruşmada verilen kesin sürede harç ikmal edilmediğinden, HMK'nun 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 03/05/2026 tarihinde davacı asılın yenileme talebinin de davada hiç harç ikmal edilmediğinden reddinin gerektiği, davanın önce tüketici mahkemesinde açıldığı, tüketici mahkemelerince basit yargılama usulünün uygulandığı, görevsizlik kararı üzerine mahkemelerine gelen işbu davanın, mahkemeleri yönünden de dava değeri dikkate alındığında, basit yargılama usulünün uygulanması gereken davalardan olduğu, basit yargılamaya tabi davalarda, 6100 sayılı HMK'nun 320/4 maddesi gereğince davanın yenilenmesinden sonra dava takipsiz bırakılırsa davanın açılmamış sayılacağının düzenlendiği, bu durumda feragat edildiği kabul edilen bölüm dışında, 30/04/2026 tarihli duruşmasında 2. kez takipsiz bırakılan işbu dosyaya ilişkin HMK'nun 150/6. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davacının 85.000,00 TL manevi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı istinaf başvuru dilekçesinde, 19/10/2023 tarihli duruşmanın görevsiz Ankara 14. Tüketici Mahkemesine ait olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin kesin kararı ile görevsizliği saptanan bir mahkemenin işlemlerinin, görevli olan Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesini bağlamayacağını (HMK m.20, m.115), bu nedenle görevsiz mahkeme önünde “takipsiz bırakma” gibi bir durumun, görevli mahkemede sonuç doğurmasının hukuken mümkün olmadığını, üstelik o duruşma için usulüne uygun mazeret dilekçesinin sunulduğunu, 19.10.2023 tarihli mazeret dilekçesinde Mardin Artuklu Üniversitesindeki görevi nedeniyle duruşmaya katılamadığının açıkça belirtildiğini, mahkemenin bu dilekçeyi hiç değerlendirmediğini, HMK m.150’nin uygulanabilmesi için “usulüne uygun davete rağmen geçerli bir mazereti olmaksızın duruşmaya gelmeme” koşulunun somut olayda gerçekleşmediğini, 16/03/2026 tarihinde mahkemeye sunduğu “Dava Değerinin Daraltılması” dilekçesinde, dava değerini 250.000 TL’den 150 Euro maddi tazminat + 15.000 TL manevi tazminat olarak daralttığını ve harçların bu yeni değere göre hesaplanmasını talep ettiğini, dosya işlemden kaldırıldıktan sonra, 03/05/2026 tarihinde bir yenileme dilekçesi daha verdiğini ve bu dilekçede de yine aynı talebi tekrarladığını, mahkemece bu talebinin hiç değerlendirilmediğini, dava değerini daraltmanın ek harç gerektirmeyeceğini, zaten harcın daha düşük miktar üzerinden yatırılmak istendiğini, ticaret mahkemesine gelişten sonra dosyanın ilk kez 30/04/2026 tarihinde işlemden kaldırıldığını, bunun ilk yenilenmeden sonraki ilk takipsiz bırakma olup, HMK'nın 150. maddesinde aranan “bir defadan fazla” (yani en az iki kez) takipsiz bırakma şartının gerçekleşmediğini, ayrıca 30/04/2026 tarihli ticaret mahkemesi duruşmasında mahkemenin, sunduğu e-duruşma talepli mazeret dilekçesini açıkça kabul ettiğini, 30/04/2026 tarihli ara karar tutanağında: “Davacı ve davalı vekilinin mazeretinin kabulü ile yokluklarında, usul işlemle devam edilmesine karar verildi” yazdığını, mahkemece mazeretinin kabul edildiğinden, ortada bir “takipsiz bırakma” fiilinin de bulunmadığını, bu nedenle mahkemenin “açılmamış sayılma” kararının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, açılmayan bir davada 90.000 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin de orantısız ve hukuka aykırı bulunduğunu, açılmamış sayılma kararlarında, karşı taraf yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, dava değeri üzerinden nispi olarak değil, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/1. maddesi uyarınca maktu olarak ve ön inceleme tamamlanmamışsa yarı oranında belirlenmesinin gerektiğini, aynı dava içinde birbirinden ayrılmayan maddi ve manevi tazminat talepleri için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, 150 Euro’luk maddi tazminat taleplerinin Euro cinsinden doğduğundan, Euro cinsinden değerlendirilmesinin ve bu alacağın ödeme tarihindeki kur esas alınarak Türk Lirası’na çevrilmesinin gerektiğini, mahkeme kararının sonunda “Davalı vekilinin yüzüne karşı” ifadesinin yer aldığını, oysa davalı vekilinin her iki duruşmaya da katılmadığını, e-duruşma şeklinde de duruşmalara bağlanamadığını, dolayısıyla mahkemenin anılan kararının da hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacının 16.03.2026 tarihli dilekçesi ile dava değerini azaltarak manevi tazminat yönünden 15.000,00 TL'ye düşürdüğü, maddi tazminat talebini ise 150,00 EURO olarak belirlediği, davacının bu isteminin zımni feragat niteliğinde olduğu, 19/10/2023 tarihli duruşmada davacının duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen, mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadığı, mahkemece de mazeretinin kabul edilmeyerek, HMK'nun 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı asılın yenileme dilekçesi talebi üzerine yargılamaya devam edildiği, mahkemece bu kez 30/04/2026 tarihli duruşmada verilen kesin sürede harç ikmal edilmediğinden, HMK'nun 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 03/05/2026 tarihinde davacı asılın yenileme talebinin de yargılama boyunca davacı tarafça hiç harç yatırılmadığından reddinin gerektiği, davanın daha önce açıldığı tüketici mahkemelerince basit yargılama usulünün uygulandığı, görevsizlik kararı üzerine eldeki kararı veren mahkemeye gelen işbu davanın da dava değeri dikkate alındığında, basit yargılama usulüne tabi olduğu, basit yargılama usulüne tabi davalarda, 6100 sayılı HMK'nun 320/4. maddesi gereğince yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılması halinde, davanın açılmamış sayılacağının düzenlendiği, bu durumda feragat edildiği kabul edilen bölüm dışında, 30/04/2026 tarihli duruşmasında 2. kez takipsiz bırakılan işbu dosyaya ilişkin HMK'nun 150/6. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiği, dolayısıyla mahkemece davacının 85.000,00 TL manevi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, istinaf aşamasında peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.