İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/220 E. 2017/17010 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/220
Karar No
2017/17010
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/645 Esas KARAR NO : 2025/819 Karar DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 30/07/2025 KARAR TARİHİ : 07/10/2025 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 07/10/2025 Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı olarak 21 yaşında genç bir girişimci olduğunu, aynı zamanda öğrenci olduğunu, .... adlı platform üzerinde uzun süredir e-ticaret faaliyeti yürüttüğünü, 14.06.2025 tarihinde hiçbir şekilde bilgisi ve izni olmaksızın, satış hesabına tarafına ait olmayan ... ve ... marka ürünlerin tanımlandığını, bu ürünlerin sistemsel hata sebebiyle rayiç değerinin çok altında satışa sunulduğunu, bu durumun tarafından kontrol edilemeyeceğini ve müdahale edilemeyeceğini, oluşan bu vahim durumun nedeninin, .... sisteminin güvenlik açığının olduğunu, ayrıca platformun sistemsel güvenlik zafiyeti nedeniyle kişisel verilerinin hukuka aykırı şekilde işlendiğini ve korunmadığını, tüm belgelerle (ekran görüntüleri, müşteri şikayetleri, video/ses kayıtları, yazışmalar) delillendirilmesine rağmen, davalı tarafın hiçbir sorumluluk kabul etmediğini ve tüm yükü tarafına yıkarak şahsını müşteriler nezdinde dolandırıcı gibi lanse ettiğini, “15.06.2025 - 27.07.2025 tarihleri arasında 1.446.566 kez görüntülenmesine rağmen ürün(ler)den hiçbirinin satılmadığını,” Bu olay sonucunda yalnızca ticari olarak değil, kişisel, psikolojik ve sosyal açıdan derin bir yıkıma uğradığını, özellikle: Yoğun stres, uyku bozuklukları, anksiyete, ruhsal çöküntü, müşterilerle ilişkilerin zedelenmesi, İtibar kaybı,Özgüven kaybı, Ticari alanda Değersizlik ve yetersizlik hissine kapılma, Hayallerimin planlarımın ve güvenimin sarsılması, Eğitimsel motivasyon kaybı ve içe kapanma, Geleceğe dair duyduğu ciddi kaygı gibi ağır manevi etkiler yaşadığını, büyük emekle kurduğu iş sistemimin çökmesinin, uzun vadeli kariyer ve finansal planlarının sekteye uğraması beni hem maddi hem de manevi olarak derinden sarstığını, bu zararın boyutunun, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kişisel varlık ve psikolojik bütünlüğüyle de doğrudan ilişkili olduğunu, davalı tarafın ağır ihmalinin, çıkarını koruması, açık sorumluluğu ve krizi kötü yönetimi nedeniyle, şahsının yaşadığı derin manevi çöküntünün karşılığı olarak 5.000.000-TL tutarında manevi tazminat talep ettiğini, bu miktarın, olayın ağırlığı, psikolojik etkileri, itibar kaybı ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamındaki kişisel veri ihlalleri dikkate alınarak, hâkim takdirine sunulduğunu, bu olaydan kaynaklanan maddi zararları için ayrı bir maddi tazminat davasının ileri bir tarihte ayrıca açılacağını, neticede davalı .... (... Ticaret A.Ş.) şirketinin açık sistemsel kusuru ve kötü niyetli yaklaşımı sonucu uğradığım ağır kişisel zararlar nedeniyle, tarafıma 5.000.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, adli yardım talebinin de kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce davalı şirkete dava dilekçesi ile tensip zaptının tebliğe çıkartıldığı, çıkartılan davetiyenin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Davacı ...'e ait Ticaret Sicil Kayıtları ve Vergi Dairesi kayıtları celp edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, manevi tazminat isteminden ibarettir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Dosya içerisine celp edilen ticaret sicil ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davacı ...'in ticaret sicil kaydının bulunmadığı, V.U.K. 177. Maddesinde belirtilen yıllık alım satım tutarlarını aşmadığı, gerçek usulde işletme hesabı esasına göre defter tutuğu görülmüştür. Bu haliyle davacının gerçek kişi olarak tacir vasfı bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde(Yargıtay 3. H.D.sinin 03.06.2020 gün ve 2020/220 E. - 2020/525 K. sayılı kararı) görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 07/10/2025 Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/220, K. 2017/17010, T. 03.06.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-220-e-2017-17010-k-beb588bb75a2