Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/3137 E. 2025/4565 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3137
Karar No
2025/4565
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ile davalı ...ve ... Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...’nın eşi, ..., ..., ... ve ...’ in babası olan ve davalı ... İnş. .... Gıda San. Tic. Ltd. Şti’ye bağlı olarak çalışan ...'nın 18.12.2011 günü davalı ...ve ... Ltd. Şti‘nin yaptığı ve bu şirkete ait ...... Konutları İnşaat alanında çalışırken; beton dökme sırasında davalı ...Ş’ ye ait beton makinesinin “bom” olarak tabir edilen kısmının ...'nın kafasına çarptığını ve bu olay nedeniyle yaklaşık 3,5 ay hastanede yattıktan sonra yine bu olay nedeniyle hastanede 08.04.2012 tarihinde vefat ettiği, olay sonrası Konya Cumhuriyet Savcılığı, olay yerinde uzman bilirkişi kanalı ile mahallinde keşif yaptığı ve uzman bilirkişi Makine Mühendisi ...; davalılar... A.Ş. ile ...ve ... Ltd. Şti’ nin asli kusurlu olduğu, davalı .... İnşaat Ltd.Şti’nin tali kusurlu olduğu ve ...’nın kusursuz olduğunu belirttiği, davacılardan ...'nın ... Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümünde öğrenci olduğun davacılardan ... ve ...'in lise öğrencisi olduğu, ...'nin ise ortaokul öğrencisi olduğu, davacı eş ...'nın ise; ev hanımı olup, hiçbir gelirinin olmadığını, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile devamı maddeleri gereği iş kazasından dolayı; davacılara ölüm tarihi olan 08.04.2012 tarihinden itibaren "ölüm aylığı” bağlanması ile diğer yasal yardımların sağlanması adına ... Sosyal Güvenlik Kutumu İl Müdürlüğüne müracaat edildiği, ... ...'nın henüz 42 yaşında davalıların ihmali hareketleri sonucu yaşamını yitirdiği, geride gözü yaşlı genç bir eş ve 4 çocuk bıraktığı, davacılardan hiçbirinin çalışmadığı, davacıların sabit bir gelirlerinin olmadığı, bu olay nedeniyle ciddi şekilde madden ve manen mağdur oldukları, yaşadıkları acının tarif edilmesinin mümkün olmadığı, ... 3,5 ay hastanede yattıktan sonra bu kaza nedeniyle yaşamını kaybettiği, ailenin derinden yıkıldığı, yaşanan acılan dindirmeyecek de olsa; olay tarihi olan 18.12.2011 tarihinden itibaren yasal faiz işlemek kaydıyla; davacı eş ... için; 150.000,00 TL, dört çocuk için ise ayrı ayrı 100.000,00'er TL manevi tazminata hükmedilmesini, yine fazlaya ilişkin her tür talep ve dava hakkının saklı kalması kaydıyla ve olay tarihi olan 18.11.2011 tarihinden itibaren yasal faiz işlemek kaydıyla davacı eşi için şimdilik 2.000,00 TL, her bir çocuk için ise ayrı ayrı 1.000,00 'er TL de maddi tazminata hükmedilmesini, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... Sanayi A.Ş.nin tesis şefi ... tarafından önce beton dökülecek inşaata gidildiğini, tesis şefi ...'in pompaya, transmiksere ve çevreye zarar verebilecek bir durumun olup olmadığını kontrol ettiği, hazır betonun döküleceği ve pompanın kurulacağı yeri kontrol ettiği, davalı şirkete ait ...plaka sayılı pompanın o plakalı pompanın operatörü olan ...'e gerekli talimatların tesis şefi tarafından verildiği, ilgili pompa aracının operatörü ...'in pompayı kuracağı yerde güvenliği tehlikeye atacak bir durum görürse pompayı kurmadan (sabitleştirmeden) önce tesis şefini haberdar ettiği, tesis şefinin de bu durumda inşaatın güvenlik açısından sağlıklı duruma gelmesine kadar davalı ... firması sorumlusu ile koordineli olarak çalıştığı, olay yerinde hazır beton dökme çalışmalarının yukarıda anlatıldığı şekilde yapıldığı, davalı ... firmasının şantiyesine olay günü olan 18.12.2011 tarihinde tesis şefi ...'in davalı şirketin ...plaka sayılı beton dökme pompasını gönderdiği, pompanın Operatörü ...'in inşaata hazır beton harcını dökmek için pompayı kurduğu ve sabitleştirdiği, davalı ...'nın işçisi olan ... ismindeki şahsın da zemine çimentoyu dökme işinde kullanılan hortumu tuturak betonun dökümünde çalıştığı, davalı ... ... işçisi olan ve kazada yaralanan ... ile bu sırada pompa hortumunun 8-10 metre uzağında çalışarak dökülen hazır betonu zemine dağıttığı, ...'nın görevinin dökülen hazır betonu zemine tevzi etmek olduğu, bu şekilde beton harcın döküm işinin devam ederken pompanın BOM ismi verilen yukarı kısmında bir "Çat" şeklinde ses duyulduğu, bu sırada pompadan gelen bu sesi duyan davalı ... ... işçisi olan ...'nın paniğe kapıldığı ve kendini yere atarak kurtulmaya çalışması sırasında başını demir çubuğa inşaatın kolon çubuğuna çarptığı, bu sırada hortumu tutan diğer şahsa ve yakınında bulunanlara hiçbir şey olmadığı, onların duyulan ses karşısında panik yapmadıkları, olayda aşırı panik halinde olan ve 8-10 metre kadar uzakta olan yaralanan ... olduğu, olay sırasında "çat-pat* şeklinde duyulan sesinin pompanın 4. ve 5. bomumun arasında olan mafsaldan geldiği, davalı şirkete ait pompanın 2006 model olduğu, pompanın günlük, haftalık, aylık bakımları ve kontrollerinin düzenli olarak davalı şirketçe yapıldığı, pompanın garanti bitim sürecinden sonra da her 6 aylık periyotlarda yetkili servis tarafından kontrollerinin yaptırıldığı, olay sırasında çimento pompa aracından hiçbir parçanın yere düşmediğini ve kimseye de herhangibir parçanın isabet etmediğini sesin geldiği ...plaka sayılı pompanın BOM ismi verilen mafsalının çatlaması ve kırılması ile pompanın zemine düşmeyeceğini gösteren resmin ekte sunulduğu, bu sebeplerle olayda yaralanan daha sonra da ölen ...'nın başına hiçbir cismin isabet etmediği, hazır beton çimento pompasının BOM tabir edilen ve çimentoyu zemine döken hortumların istikametini tayin eden bomun 4. ve 5. kısmından duyulan ses karşısında aşırı panik gösteren ...'nın bom ve hortumların 8-10 metre uzağında bulunmasına rağmen kendisine karşı hiçbir tehlikeli durum olmadığı halde panik atak halinde kaçarken ayağının zeminin kolan demirine takılması sonucu düştüğü ve yaralandığı, bu nedenlerle olayın sebep-sonuç bakımından davalı ... Çimentoyu mesuliyet altına sokacak bir tarafının olmadığı, çünkü pompadan hiçbir parçanın düşmediği ve kimsey isabet etmediği, dava konusu olayın anlatıldığı gibi meydana geldiğini, dava konusu olayın 18.12.2011 tarihinde olduğu, olaydan 3-4 ay sonra ölen ...'nın hak sahipleri tarafından açılan dava nedeniyle kazadan 30 gün sonra deliller kaybolduktan sonra C. Savcılığına yapılan soruşturma ve keşifte toplanan delilleri ve dinlenen tanıkların diğer davalılar tarafından gerçeği saptıracak şekilde yönlendirilmeleri sonucu verdikleri ifadeleri kabul etmedikleri, soruşturma dosyasına ibraz edilen 19.01.2012 tarihli bilirkişi ... tarafından verilen bilirkişi raporunda aleyhe olan hususları kabul etmedikleri, çünkü olayın oluşunda sebep-sonuç ve illiyet bağı yönünden davalı şirketin bir sorumluluğunun olmadığı, olayda yaralanan ...'ya karşı direkt olarak hiçbir tehlike olmadığı halde, başına pompadan hiçbir parça düşmediği halde aşırı panik atak halinde kaçarken kendi kusuru ile düştüğü ve başını inşaatın kolon demirine çarptığı, olayın kusurlu tarafının bizzat ... olduğu, şayet pompadan herhangi bir parça kopupda yere düşseydi evvela pompanın hortumunu tutan şahıs ile pompa operatörünün yaralanmasının gerçekleşeceğini, olayda... Sanayi A.Ş.'nin ve pompa operatörünün hiçbir kusurunun olmadığı, davacıların talep ettikleri manevi tazminat taleplerinin yukarıda anlatılan sebeplardan dolayı hukuken hiçtir dayanağının olmadığı, kaldi ki talep adilen manevi tazminat tutarlarının zenginleşmeye matuf haksız taleplerden olduğu, Yargıtayın bu konuda ilgili emsal ve birleştirme kararlarına göre manevi tazminatın miktarının tayin ve takdirini mahkemeye bıraktıklarını beyan ederek açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın taraflarına yöneltilemeyeceğini, savcılık soruşturması kapsamından anlatılacağı üzere ... 'nın ölümüne neden olan olayın...'ya ait Beton pompasının "Bom" adı verilen parçanın kırılması nedeniyle cereyan ettiği, hem tanık ifadeleri hem de 19.01.2012 tarihli bilirkişi raporunun bu hususu açıkça ortaya çıkardığını, davalı ... San A.Ş.'nin olaydan hemen sonra kazaya konu aracı olay mahallinden uzaklaştırmasının tanık ifadeleri ve bilirkişi raporunun doğruluğunu kanıtlar nitelikte olduğu, bu halde hukuken incelenmesi gereken ve tespit edilmesi zorunlu üç husus ortaya ortaya çıktığı, bunların ölüme neden olan olaylar zincirinde illiyet bağı ve bu bağın tarafları, ölüme neden olan beton pompası aracının kime ait olduğu, çalışma muayene ve denetim yükümlülüklerinin kimin sorumluluğunda olduğu, kazanın bir iş kazası olarak iş mahkemelerinin görev alanına mı girdiği yoksa haksız fiil niteliği taşıyan bir eyleme dayandığından hukuk mahkemelerinin görev alanında mı olduğunun incelendiğinde ölüme davalı ... şirketinin eylem ve davranışlarının neden olmadığı, davalı şirket tarafından kanunda sayılacak tüm tedbir ve önlemlerin alınmış olduğu ve davalı firmanın tüm dikkat ve özeni göstermiş olmasına rağmen ölümün meydana gelmesine mani olamayacağının görüleceği, olayla ilgili savcılık makamında bulunan evrakdan net şekilde tespit edildiği üzere kırılma sonucu meydana gelen ölüm halini iş kazalarından ayırmak gerektiği, ...'ya ait beton pompası aracının parçasının kırılması ve o anda sahada olan işçinin başına düşmesinin bir iş kazası değil tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu taksirle ölüme sebebiyet verme fiili olduğu, iş kazalarının önlenmesine ilişkin bir inşaat sahasında asılacak tabelalar ve alınacak tedbirlerin açık olduğu, hiçbir inşaat sahasında beton pompası aracının kazaya neden olabileceği ile ilgili levha asılmadığı, ilgili aracın kendisine ait uyarı ve önlem tabelalarının mevcut olduğu ve araçta bulunmasının zorunlu olduğu, bir inşaat firmasının kullanım ve kontrolünde olmayan diğer bir firmaya ait aracın meydana getirdiği kazada inşaatta asılacak levha ve alınacak tedbirlerden çok aracın emniyet ve kaza önleme tedbirlerinin alınması gerektiği, aracın tamamen yabancı bir firmaya ait olup kazanın iş kazası değil aracın dağılmasına parçalanmasına yönelik bir kaza olduğu, dolayısı ile buradan doğacak tazminatın ise haksız fiile dayalı borçları düzenleyen Borçlar Kanunu'na uygun olarak hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği, davanın aynı zamanda ceza yargılamasının konusunu oluşturduğu, savcılığa intikal eden dosyanın yargılamayı yürütecek mahkeme tarafından karara bağlandığında sorumlu olan kişi ve kurumlar TCK 85 vd. maddelerine göre tespit edileceği, davanın asıl konusunun "ölüme neyin ve kimin sebebiyet verdiği"nin olduğu, ceza yargılamasında ölüme neden olan kişi ve kurumların tespit edileceği, bu tespit için ölüme neden olan yaranın nasıl ve ne şekilde meydana geldiğinin esas olduğunu, davalı şirketin tazminata mahkum edilebilmesi için ceza yargılamasında ölüme neden olan olayların davalı şirkete isnad edilebilmiş olması gerektiğini, inşaat sahasında yürütülen işlerde olduğu gibi birden çok kişinin faaliyete iştirakinin söz konusu olduğu durumlarda taksir sorununun ceza yargılaması bakımından başkalarının doğru biçimde davranacağına güven ilkesine göre çözümlendiği, davalı şirketten yaşanan olayda ... ait aracı muayene etmesi, denetlemesi, beton pompalaması sırasrnda kontrol etmesi ve parçanın kopmasını önlemesinin beklenemeyeceği, illiyet bağının ve kusursuz sorumluluğun taksirle ölüme sebebiyet verilen durumlarda genişletilmesinin uygun olmadığı, belirtilen nedenlerle ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiği, tanık ...'ın 16.01.2012 tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda ve olay yerinde verdiği ifade açık ve net şekilde olayı aktardığı, ... otopsi raporları ve ... Eğitim Araştırma Hastanesi 18.12.2011 tarih ve .... protokol nolu hasta dosyası incelendiğinde ölüme sebebiyet veren yaranın büyüklüğünün görüleceği, ... 70-75kg ağırlığında ve; 170 boyunda olduğun kendisini ne şiddetle yere atarsa atsın kafasında baret varken ölümüne neden olacak şekilde yaralanmasının muhtemel olmadığı, hayatını kaybeden ...'nın davalı firma tarafından sahaya alınmadığı, davalı firmanın taşeronu olarak sahada bulunan ... İnşaat Taah. San. firması tarafından kazadan sonra sigortasının yapıldığı, davacıların manevi tazminat taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, manevi zararın maddi zarar kadar kolay paraya çevrilmemesi, ölçülememesi onun parasal maddi denkleştirme işleminin bir parçası sayılmasına engel olmaması gerektiği, hayatını kaybeden ...'nın sigortasız olarak çalıştığı düzenli bir gelirinin olmadığının açık olduğu, yakınlarının talep edilen 550.000,00 TL nin hangi kısmından yoksun kaldığının gözetilmesi gerektiği, öncelikle davanın haksız fiile dayalı tazminat davası olması ve ... ...'nın ölümünün aynı zamanda ceza yargılamasının da konusunu oluşturduğu, bu yargılama sonrasında Ceza Mahkemesinin ölüme sebebiyet veren kişi ve kurumların tespit edileceği göz önüne alınarak mahkemenin görevsizliğine karar verilmesini, mahkemece aksi kanaat hasıl olursa kusurun tespitinde sunulan deliller ve beyanlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnş. .... Tic. Ltd. Şti. tarafından davaya cevap verilmemiştir. III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARI A) Mahkemenin İlk Kararı Mahkemenin 10.06.2015 Tarih 2012/317 Esas, 2015/309 Karar sayılı kararı ile A-1)Manevi tazminat davasının kısmen kabulü, kısmen reddiyle, 2)Eş ... için 25.000 TL, çocuk ... için 18.750,00 TL, çocuk ... için 18.750 TL, çocuk ... için 18.750 TL, çocuk ... için 18.750 TL olmak üzere manevi tazminatının 18.12.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak belirtilen davacıya verilmesine, B-1)Maddi tazminat davasının kısmen kabulü, kısmen reddiyle, 2)Eş ... için 46.080,42 TL, çocuk ... için 885,79 TL, çocuk ... için 3.082,50TL, çocuk ... için 3.081,13 TL, olmak üzere maddi tazminatının 18.12.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak belirtilen davacıya verilmesine, 3)Çocuk ... için maddi tazminat davasının reddine," şeklinde karar verilmiştir. B) İlk Bozma Kararı Kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 20.06.2016 tarihli ilamında davalılar temyiz itirazlarının tümden reddi ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile - hükme esas alınan hesap raporunun yöntemine uygun olmadığı, davacı ... için tazminat hesabı yapılırken, destek sigortalının doğum yılının 1968 olmasına karşın, 1958 olarak tespiti ile bakiye ömrün eksik hesaplandığı, aynı zamanda davacı ...'nın öğretim durumunun devam ettiği dikkate alınarak, destekten yararlanma süresinde hata yapıldığı- gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir. C) Mahkemenin İkinci Kararı Bozma kararına uyan Mahkemenin 16.04.2019 tarih 2016/569 Esas, 2019/363 Karar sayılı ilamıyla; " Davacının davasının kısmen kabulüne kısmen reddine, A-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1)... eşi ... için maddi tazminat talebinin kabulü ile bilirkişi raporunda hesaplanan 143.446,67 TL maddi tazminattan davacının talebi ile bağlı kalınarak 46.080,42 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2)... kızı .... için maddi tazminat talebinin kabulü ile bilirkişi raporunda hesaplanan 12.161,28 TL maddi tazminattan davacının talebi ile bağlı kalınarak 3.801,13 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3)... oğlu ... için maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile bilirkişi raporunda hesaplanan 94,09 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4)... kızı ... için maddi tazminat talebinin reddine, 5)... oğlu ... için maddi tazminat talebinin reddine, B-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1)... eşi ... için manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2)... kızı .... için manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 18.750.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3)... oğlu ... için manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 18.750.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4)... kızı ... için manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 18.750.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 5)... oğlu ... için manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 18.750.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, " şeklinde karar verilmiştir. D) İkinci Bozma Kararı Kararın davalı... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 13.01.2020 Tarih 2019/4540 Esas, 2020/3 Karar sayılı ilamı ile ;"... Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre Mahkemece verilen 10.06.2015 tarihli bir önceki kararın, taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20/06/2016 tarih ve 2015/16430 Esas – 2016/10195 Karar sayılı ilamıyla, davalıların tüm temyiz itirazları reddedilirken davacı taraf temyiz itirazının, mahkemece hükme esas alınan hesaba ilişkin bilirkişi raporunda; davacı ... için tazminat hesabı yapılırken, destek sigortalının bakiye ömrü her ne kadar PMF yaşam tablosuna göre hesap edilmiş ise de; nüfus kayıt örneğine göre sigortalının doğum yılının 1968 olmasına karşın, 1958 olarak tespiti ile bakiye ömrün eksik hesabı, aynı zamanda davacı ...'nın öğretim durumunun devam ettiği dikkate alınarak, destekten yararlanma süresinde hata yapıldığı belirtilerek bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde yukarıda belirtilen şekilde karar verildiği anlaşılmıştır Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2002 gün ve 1/119-135 sayılı kararında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyması ile Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma yükümlüğü doğar. Bu ilke Usul Kanunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtayın bozma kararına uymuş olan Mahkemenin, bozma gereğince değerlendirme yaparak yeni hükmünü tesis etme zorunluluğu vardır. Aynı zamanda mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Bu açıklamalardan olarak, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma kararı doğrultusunda hesap bilirkişiden alınan 31.07.2017 havale tarihli raporda, davacı ...’nın tazminat alacağının doğru olarak belirlendiği ve SGK’dan bağlanan gelirin tazminat alacağından tenzili ile beraber tazminat alacağının karşılandığının anlaşıldığı, bu yönüyle davacı ...’nın maddi tazminat talebinin reddi yönündeki yerel mahkeme kararının yerinde olduğu açıktır; öte yandan aynı hesap raporunda bozma kapsamı dışına çıkılmak ve usuli kazanılmış haklar da ihlal edilmek suretiyle, diğer davacılar yönünden de tazminat alacaklarının tekrar hesap edilmesi ve hesap edilen bu tazminat alacaklarına itibar edilerek yeniden karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde Mahkemece yapılacak iş, uyulan bozma kararı doğrultusunda alınan hesap raporuna göre davacı çocuk ...’nın maddi tazminat alacağını şimdiki gibi reddetmek; bu husus dışında 10.06.2015 tarihli Mahkeme kararında hükme bağlanan davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin önceki bozma kararı kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olması nedeniyle bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermekten ibarettir...." gerekçesiyle bozulmuştur. E)Mahkemenin Üçüncü kararı; Davacı vekilinin 28.02.2020 tarihli dilekçesiyle bozma ilamında maddi hata bulunması nedeniyle kararın düzeltilmesi talebinde bulunduğu, mahkemece söz konusu talebin daireye gönderilmeden bozma ilamına uyularak esas hakkında karar verildiği anlaşılmakla Mahkemece 22.04.2021 tarih 2020/270 Esas 2021/549 Karar sayılı ilamı ile "...Davacı taraf daha önce karara bağlanmış ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş alacaklar yönünden Mahkememizce hesaplanmaması gerekirken hesaplaması yapılan ve ilk verilen ve kesinleşen karardan daha fazla tazminat hakkındın olduğunu ortaya koyan bilirkişi raporuna dayanarak kalan kısımlar için bu davayı açmıştır. Ancak Mahkememizce daha önce 2012/317 Esas, 2015/309 Karar sayılı kararı ile aynı alacak için aynı taraflar arasında yargılama yapılmış ve yapılan yargılama sonucunda verilen karar Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 2015/16430 Esas, 2016/10195 Karar sayılı ilamı ile bu alacaklar yönünde yapılan temyiz başvurularının reddine karar verilerek kesinleşmiştir. Bu hali ile davacılar hakkında hükmedilen bu tazminat miktarı bakımından davalılar yönünden usulü kazanılmış hak doğmuş olduğu ve bu hakkın korunması gerektiğinden bu dava yönünden de red kararı verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " 1-Davacı ... yönenden davanın reddine, 2-Diğer Davacılar yönünden daha önce karar verilmiş olması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, Mahkememizin birleşen 2019/1216 Esas sayılı dosyası yönünden; 1-Davacının davasının reddine, " şeklinde karar verilmiştir. F)Üçüncü Bozma Kararı Kararın davacılar vekili ile davalı firma vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz 05.04.2022 tarih 2021/10722 Esas 2022/4958 Karar sayılı ilamı ile "...Somut olayda, davalı ... İnş....Tic. Ltd. Şti.’nin 20.09.2017 tarihinde ticaret siciline tescil edilen kayda göre ticaret sicilinden terkin edilmiş olduğunun anlaşılması nedeniyle anılan davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle, ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı .... İnş. San. Tic. A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile re’sen gözetilen sebepler dikkate alınarak hüküm bozulmalıdır." gerekçesiyle (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 13.01.2020 tarih ve 2019/4540 E.- 2020/3 K. sayılı bozma kararının maddi hataya dayalı olması nedeniyle kaldırılmasına ve verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA KARARI ÜZERİNE VERİLEN KARAR Bozma kararına uyan Mahkemece yukarıda tarih ve numarası yazılı kararda özetle; "A-Asıl dosya yönünden; 1-Davacı ... yönünden davanın reddine, 2-Diğer davacılar yönünden daha önce karar verilmiş olması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, B-Birleşen Konya 2.İş Mahkemesi 2019/1216 Esas no.lu dosya yönünden; 1-Davacıların davasının reddine," şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin 25.12.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen davanın reddinin hatalı olduğu ve vekalet ücretlerinin maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden hatalı belirlendiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusurunun bulunmadığı, manevi tazminatın fahiş takdir edildiğini ve manevi tazminat yönünden takdir edilen vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi delaletiyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi 3. Değerlendirme A) Davalı ... vekilinin manevi tazminat alacağının miktarına ilişkin temyiz istemi yönünden; Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesinde de belirtildiği üzere dava şartlarından olduğu gibi temyiz yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. Somut olayda, davalı vekilince bozma ilamı öncesi İlk Derece Mahkemesince 10.06.2015 tarihli kararı ile hükmolunan manevi tazminata ilişkin temyiz isteminde bulunulmadığı, Mahkemece bozma ilamı sonrası tesis edilen temyize konu kararında manevi tazminat yönünden hükmün tesis edildiği anlaşılmakla ilk kararı temyiz etmeyen davalının manevi tazminatın miktarına yönelik ileri sürülen temyiz isteminin hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. B) Davacılar vekili ile davalı... vekilinin maddi tazminat alacağına ve manevi tazminat alacağı yönünden takdir olunan vekalet ücretine ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Somut olayda, Mahkemece tesis edilen temyize konu 25.12.2023 tarihli kararda asıl dava dosyası yönünden davacı ... dışındaki davacılar yönünden daha önce karar verilmiş olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar tesisi ile kararın devamında iş bu davacılar için maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden her bir davacı için taraf vekillerinin aleyhine ve lehine vekalet ücreti tesisi hatalıdır. Mahkemece yapılması gereken; bozma öncesi kesinleşen kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına yönelik karar tesisi gerektiğini öngören Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 13.01.2020 tarih 2019/4540 Esas, 2020/3 Karar sayılı ilamı maddi hata nedeni ile ortadan kaldırıldığına göre hükmün infazında tereddüt oluşturulmaması amacıyla asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden her bir davacı için ayrı ayrı tespit ve takdir edilen tazminat miktarlarını hüküm altına almak, bununla birlikte vekalet ücreti tesisinde ise davacılar vekili ile temyize gelen davalı vekili lehine ve aleyhine hükmolunacak vekalet ücretleri yönünden tek vekalet ücretine hükmetmekten ibarettir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, usuli kazanılmış haklar dikkate alındığında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin manevi tazminat alacağının miktarına yönelik temyiz istemi yönünden temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2. Taraf vekillerinin maddi tazminat alacağına ve manevi tazminat alacağı yönünden takdir olunan vekalet ücretine ilişkin temyiz istemi yönünden; Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere " 1-A) Asıl dava dosyası yönünden; Manevi tazminat davasının kısmen kabulü, kısmen reddiyle, Eş ... için 25.000 TL, çocuk ... için 18.750,00 TL, çocuk ... için 18.750 TL, çocuk ... için 18.750 TL, çocuk ... için 18.750 TL olmak üzere manevi tazminatının 18.12.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak belirtilen davacıya verilmesine, Maddi tazminat davasının kısmen kabulü, kısmen reddiyle, Eş ... için 46.080,42 TL, çocuk ... için 885,79 TL, çocuk ... için 3.082,50TL, çocuk ... için 3.081,13 TL, olmak üzere maddi tazminatının 18.12.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak belirtilen davacıya verilmesine, Çocuk ... için maddi tazminat davasının reddine, (harçlar yönünden) 2-Asıl davada Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 8.962,35 TL harçtan dava sırasında peşin yatırılan 2.488,35‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 6.474‬,00 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, B)Birleşen Konya 2.İş Mahkemesi 2019/1216 Esas no.lu dosya yönünden; Davacıların davasının reddine, 3-Birleşen davada Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 269,85 TL harçtan dava sırasında peşin yatırılan 361,11 TL harcın mahsubu ile fazlaca alınan 91,26 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, (maddi tazminat yönünden vekalet ücretleri) 4- Davacı ...'nın maddi tazminat davası için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacı ...'ya verilmesine, ( davalı ...ve ... Ltd.Şti . yönünden iş bu hükmün tüm davacıların maddi tazminat davası için şeklinde kabul edilmesi ile karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı .... Ltd.Şti.'den alınıp davacılara verilmesine ) 5- Davacı ... ...'nın maddi tazminat davası için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 3.801,13 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen ( davalı ...ve ... Ltd. Şti. hariç olmak üzere ) alınıp davacı ... ...'ya verilmesine, 6- Davacı ...'nın maddi tazminat davası için davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 94,09 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen ( davalı ...ve ... Ltd. Şti. hariç olmak üzere ) alınıp davacı ...'ya verilmesine, 7- Davacıların maddi tazminat davasının reddolunan kısmı dikkate alınarak kendini vekille temsil ettiren davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalılar... A.Ş, ...ve ... Ltd.Şti'ne eşit oranda verilmesine, (manevi tazminat yönünden vekalet ücretleri) 8- Davacı ...'nın manevi tazminat davasının kabul edilen kısmı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacı ...'ya verilmesine, ( davalı ...ve ... Ltd.Şti . Yönünden iş bu hükmün tüm davacıların manevi tazminat davası için şeklinde kabul edilmesi ile karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ...Ltd. Şti'den alınarak davacılara verilmesine, ) 9- Davacı ... ...'nın manevi tazminat davasının kabul edilen kısmı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 18.750,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen ( davalı ...ve ... Ltd. Şti. hariç olmak üzere ) alınıp davacı ... ...'ya verilmesine, 10- Davacı ...'nın manevi tazminat davasının kabul edilen kısmı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 18.750,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen ( davalı ...ve ... Ltd. Şti. hariç olmak üzere ) alınıp davacı ...'ya verilmesine, 11-Davacı ...'nın manevi tazminat davasının kabul edilen kısmı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 18.750,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen ( davalı ...ve ... Ltd. Şti. hariç olmak üzere ) alınıp davacı ...'ya verilmesine, 12-Davacıların manevi tazminat davasının reddolunan kısmı dikkate alınarak kendini vekille temsil ettiren davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalılar... A.Ş, ...ve ... Ltd. Şti'ye eşit oranda verilmesine, (yargılama giderleri yönünden) 13-Davacılar tarafından yapılan 6.771,75 TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 3.906,68 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacılara ortaklaşa verilmesine, bakiyesinin kendi üzerinde bırakılmasına, 14-Davalı ...Ş tarafından yapılan 245,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 172,23 TL'sinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davalı ... verilmesine, bakiyesinin kendi üzerinde bırakılmasına, 15- Davalı ...ve ... Ltd.Şti.tarafından yapılan 230,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 161,01 TL'sinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davalı ...ve ... Ltd. Şt.i'ye verilmesine, bakiyesinin kendi üzerinde bırakılmasına, 16- Artan gider avansının talep halinde taraflara iadesine, Dair taraf vekilleri ile davalı ... İnşaat yetkilisinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen tefhim edildi. 25/12/2023" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/3137, K. 2025/4565, T. 20.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-3137-e-2025-4565-k-8cfbdbf77e2d