İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/133 E. 2021/144 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/133
Karar No
2021/144
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/133 Esas KARAR NO : 2021/144 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/02/2020 KARAR TARİHİ : 11/02/2021 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...e ait... plakalı araçta 29/09/2019 tarihinde... plakalı araç sürücüsü ...ın tali yoldan ana yola dur levhası olmasına rağmen aniden çıkması sonucu davacı sevk ve idaresinde bulunan...plaka sayılı araca sağ ön yan kısmından %100 kusurlu olarak çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, karşı yanın %100 kusurlu eylemiyle davacıya ait araç hasar gördüğünü ve onarım geçirdiğini, araçta oluşan değer kaybı miktarının tahsili için öncelikle davalı sigorta şirketine gerekli başvuru yapıldığını, davalı şirket tarafından 3.379,75 TL ödeme yapılmış olup değer kaybı tespit raporunda belirtilen miktar ve bu miktara ek olarak ekspertiz ücreti tam olarak karşılanmadığını, 29/09/2019 tarihinde gerçekleşen kaza neticesinde davalı sigorta şirketine yapılan başvuru sonrasında davalı tarafından 3.379,85 TL ödeme yapıldığını, alanında uzman eksper firmasından alınan rapora göre davacının aracında meydana gelen değer kaybı miktarı 8.794,50 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile davacıya ai...plakalı araçta meydana gelen değer kaybı bedeli ve değer kaybını tespiti için ...ödenen toplam 50 TL hizmet bedelinin ödenmesi ayrıca yargılama giderleri ve vekaletname ücretinin ödenmesini talep etmişlerdir. SAVUNMA Davalı ...A.Ş. vekili tarafından 07/07/2020 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının aracında oluşan değer kaybı nedeni ile davalı şirket tarafından 18.12.2019 tarihinde başvuru sahibi vekiline 3.379,85 TL ödeme yapıldığını, davalı şirket sigortacı olmasından kaynaklı yükümlülükleri yerine getirdiğini, dava konusu olayda da davacı yan kaza tespit tutanağına dayanarak, meydana gelen kazada davalı şirkete ait araç sürücüsünün %50 kusurlu olduğunu iddia ettiğini, kusur dağılımının yapılmasında kaza tespit tutanağı ve tramer bilgileri esas alınmadığını, davacının iddia etmiş olduğu gibi %50 kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER Poliçe ve hasar dosyası, kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, icra dosyası, bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Davacı vekili, müvekkiline ait...plaka sayılı araç ile davalı şirket nezdinde sigortalı bulunan dava dışı...'ın sevk ve idaresindeki... plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazasında müvekkiline ait araçta değer kaybı meydana geldiğini, karşı taraf araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %100 tam ve asli kusurlu bulunduğunu, müvekkiline ait araçta trafik kazasına bağlı olarak değer kaybı meydana geldiğini, karşı tarafça 3.379,85 TL kısmi değer kaybı ödemesi yapıldığını, ekspertiz ücretinin ödenmediğini, müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybı bedelinin 8.794,50 TL olduğunu iddia ederek, 50,00 TL değer kaybı bedelinin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama safahatında talebini 4.120,15 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, davacı tarafa 18/12/2019 tarihinde 3.379,85 TL değer kaybı ödemesi yapıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur Dava, trafik kazasından kaynaklı araç değer kaybı talebine ilişkindir. Mahkememizce dosya Hasar Kusur ve Sigorta Hesap bilirkişilere tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 21/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda; ZMMS ile sigortalı aracın sürücü... idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile kazanın oluşumunda %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varıldığını, davacı araç sürücüsü...idaresindeki... plakalı aracı ile kazanın oluşumunda kusursuz olduğu, değer kaybı bedelinin 3.156,95 TL olduğu, sayın mahkemenin nihai kararının bu yönde olması durumunda davalı sigorta şirketinin 18/12/2019 tarihinde yaptığı 3.379,85 TL ödeme göz önüne alınırsa bakiye değer kaybı bedelinin oluşmayacağı, aracın onarımı yapıldıktan sonraki rayiç değeri araştırması neticesinde, onarım sonrası rayicinin 102.000 TL ile 103.000 TL arasında olduğu, ortalama değerinin 102.500 TL olduğu, Yargıtay 17. HD'nin gerçek zarar ile ilgili "gerçek zarar kaybının, aracın kaza öncesi rayici ile (110,000 TL) onarım sonrası rayici (102.000 TL) arasındaki farktır." kararları göz önüne alındığında ve değerlendirildiğinde aracın piyasa koşullarında değer kaybının 7.500,00 TL olduğu, sayın mahkemenin nihai kararının bu yönde olması durumunda davalı sigorta şirketinin 18/12/2019 tarihinde yaptığı 3.379,85 TL ödeme göz önüne alınırsa, bakiye değer kaybı bedelinin 4.120,15 TL olacağı, davacının hesaplanan maddi zararını davalı sigorta şirketinden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 10/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsil edileceği, faturalı 472,00 TL ekspertiz bedelinin yargılama gideri sayılıp sayılmayacağı ve gerçek zarar olup olmadığı hukuki bir konu olup değerledirmesi sayın mahkemeye ait olduğu sonucuna varıldığı tespitlerine yer verilmiştir. Oluşa, dosya içeriğine ve bilimsel verilere uygun bulunan rapor mahkememizce benimsenmiş ve hükme esas alınabilir kabul edilmiştir. Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir. Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır. İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır. Yukarıda değinilen somut olay ve yasal düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde, meydana gelen trafik kazasında davacıya ait araçta trafik kazası nedeniyle 4.120,15 TL değer kaybı zararı oluştuğu, bu zararın kazaya karışan karşı taraf aracın ZMMS sigortacısı olan davalı tarafça tazmini gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla davanın kabulüne karar vermek gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmıştır. Mezkur nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ İLE 4.120,15 TL maddi tazminatın 10/12/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Harçlar yasası gereğince alınması gereken 281,40 TL harçtan peşin alınan 54.40 TL ve ıslah üzerine alınan 70,00 TL harç olmak üzere 124,40 TL harcın mahsubu ile 157,04 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 57,00 TL tebligat, 49,50 TL elektronik tebligat, 21,00 TL posta masrafı, 54,40 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı, 1.200 TL bilirkişi ücreti, 472,00 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplamda 1.908,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda HMK 341/2 md. gereğince miktar yönünden kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.11/02/2021

Katip... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2020/133, K. 2021/144, T. 11.02.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-133-e-2021-144-k-5fc5020c47e8