İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/83 E. 2019/458 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/83
- Karar No
- 2019/458
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/33 Esas KARAR NO : 2021/333 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 17/01/2020 KARAR TARİHİ : 13/04/2021 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Türkiye çapında hindi üretim, kesim ve pazarlama işi ile uğraştığını, ... tarihinde ... adet günlük hindi beslemek ve bakılmak üzere ... kg yemi ile birlikte davalı ...'e teslim edildiğini, davalı ...'nin diğer davalının çalışanı olduğunu, en son yapılan ... tarihindeki kontrolden sonra hindilerin davalılarca çalındığını, başka bir yere sevk edildiğini, konu ile ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma dosyası üzerinden soruşturmanın devam ettiğini, davalıların Sulh Ceza Hakimliği'nin ... sorgu numaralı dosyası ile tutuklanmasına karar verildiğini, sorguda davalıların suçlamayı kabul edip birbirlerini suçladıklarını, davacının zararının tespiti için ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, buna göre davacının ...TL zararının olduğunun tespit edildiğini, zararın tazmini için Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, itirazın yersiz olduğunu, yetkili icra müdürlüğünün takibin para alacağından kaynaklanması nedeni ile ... ili olduğunu belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırması gerektiğini takibe konu alacağın davacı tarafça davalıya ait taşınmaz üzerine kurulu bulunan kümeslerde hindi yetiştiriciliğine dair hizmet ilişkisinden doğduğu; taraflar arasında, yazılı sözleşme de bulunmadığı, davalının davacının civcivlerini belirli süre ile bakım beslemek üzere kendi kümeslerinde bulundurduğu ve bakım ve yetiştirme gideri (yem dışında) adı altında kendisine hiçbir ödemenin de yapılmadığı ahvalde; işbu davanın ticari dava niteliği olmadığı da gözetilerek karar verilmesini, davacının iddialarının sadece iddiadan ibaret olduğunu delil olarak dayanılan ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş tesbit dosyasından verilen rapor da tek taraflı beyanlar üzerine kurulu ve kabulü mümkün bulunmayan belirlemelerden ibaret olduğunu, ... tarihinden sonra hindilerin herbiri ... kg.ı aşkın yetişkin hayvanlardır ve bu kiloya ulaşmış hindilerin çalınması özel yetenekli yükleyici ve yine yüklemenin yapılacağı özel dizaynlı araç ve yine özel yapımlı tel kafes gerektirdiğini, davalının Hindi ve teslim edilen Yemlere dair hırsızlığına ilişkin iddiayı kabul etmediğini, kendi bilgisi dışında ve çiftlik çalışanlarınca yapılmış olabileceğine dair düşüncelerini zikrettiğini, ... Sulh ...Mah.nin ... D.İş dosyasından verilen Bilirkişi raporunda; ... tarihinde davalıya ait çiftlikte yapılan incelemede; hiçbir canlı hindi olmadığına dair tesbit bütün hindilerin en son ve davacı tarafça ... tarihinde alınıp götürülmesi karşısında, yersiz olduğunu, yetiştirilmek üzere teslim edildiği iddia edilen ... adet civcivin bu tür hizmet ilişkilerinde tek tek sayılarak teslim alınan bir olgu olmadığını, teslimde sadece 1 kutuda kaç civciv olduğu belirlenip, müteakiben kaç kutu varsa bu miktarların çarpımı ile elde edilen bir sayıdan ibaret olduğunu, bu teslimatın doğru olup olmadığının ancak kümes kapasitesinin bilirkişi incelemesi ile belli olabilecek bir durum olduğunu, yem miktarı itibarıyla da yapılan hesaplamada; geri alınan miktarın düşülmesinden sonra hindi beslenmesi için kullanılan miktarın ... kg. olduğu, bu miktar üzerinden ve davacı şirkete ait kesimhanede görevli resmi veteriner hekim tarafından kesim için gelen hindi sayısının ... adet olduğu esası üzerinden hesaplama yapılarak neticede; ... kg.ila ... kg. arası yem zararı olduğu sonucuna varıldığını, eğer bir gerek yem ve gerekse civciv çalınma olayı var ise denilerek başlayıp devamla nihai rapor düzenlendiğini, bu hali ile de raporun tek taraflı beyan ve verilen veriler esas alınarak tanzim edildiği belli olduğunu, raporda. Kümes kapasitesi hesaplanması yapılmadığını, son kontrollerin yapıldığı ... tarihinde herbir hindinin ... kg . ve üzerinde olduğundan bahsedilmediği civciv belirlemesi ile yetinildiğini, bu ağırlığa ulaşmış canlı hayvanın gerek yükleme ve gerekse nakliyesinin ne şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğinden söz edilmediğini, teslim edilmediği beyan edilen ... adet hindi için en az özel donanımlı ... adet kamyonun yükleme için çiftliğe getirilmesinin icap ettiği vurgulanmadığını, her bir kamyonun bu işte ehil yükleyicilerle ve özel kasalarına en hızlı bir şekilde ancak 3 saatte ve aralıksız çalışmak suretiyle yüklenebileceği zikredilmediğini, yüklemeye konu kanatlı hayvanın gerek yakalama ve gerekse kafese koymanın ayrı bir uzmanlık ve ustalık gerektirdiğine hiç değinilmeyerek rapor düzenlendiğini, bu rapora dayanılarak karar verilmesinin istenmesinin hiçbir maddi dayanağı olmadığını, en son ve ... tarihinde davacı yetkilileri tarafından yapılan kontrollerde hiçbir eksiklik ve aksaklık olmadığının belirlendiği bu tarihten 4 gün sonra da kesim için yüklemeye başlandığı bir durumda; yetişmiş hindilerin davalının kümesinden alınıp başka yere götürüldüğüne dair iddia gerçek dışı olduğunu, böyle bir iddianın yegane amacı davalının kg. başına alacak olduğu yetiştiricilik gelirini vermemeye dayalı olduğunu, davalının bilgisi dışında ve gerek kendisi ve gerekse kontrole gelen davacı firma temsilcilerinin çıplak gözle belirlemeyeceği düşük miktarda mevcut stoktan yem hırsızlığının yapılması olasılığı mümkün ise de; ayrı bir ihtisas ve özel nakliye aracı gerektiren yetişmiş hindi hırsızlığı konusu tamamen yakıştırma bir iddia ve yine yetişmiş hindi miktarından hareketle yaklaşık ... Ton yem hırsızlığı da ... Kamyon gerektirmesi ve yüklemesinin dahi günler alacağı düşünüldüğünde ve davacı şirket kontrol memurlarınca da hemen tesbit edilebilecek olağanüstü bir durum olması sonucu maddeten imkansız ve sadece davalıdan mali imkan sağlamaya yönelik mesnetsiz yakıştırmalar olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğunu, davalının İstanbul’da ikamet ettiğini, yapılacak icra takibinde genel yetki kuralları kapsamında İstanbul icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olup yetkisizlik kararı verilmesini, 6098 Sayılı TBK md. 89/2; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde ifa edilir hükmü gereği yetiştirilmek üzere bıraktığı hindilerini teslim almak isteyen fakat eksik olduğunu iddia ettiği hindilerin ve tüketilmesi gereken yemin ikamesi olarak bedellerini isteyen davacının, isteminin para olması asıl ilişkinin konusu değiştirmeyeceği gibi yetki kurallarında da değişikliğe neden olmayacağını, bu haliyle hindilerin teslim yeri ... ilçesi olması, davacı tarafın da dayandığı HMK md. 10 hükmü gereği ... icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olduğunu, davalının diğer davalı ...’ın çalışanı olduğunu, taraflarla bu ilişkisinden başka bir ilişkisi ve sözleşmesi bulunmadığını, davalının işi gereği sadece hayvanlara bakmakla yükümlü olduğunu, hayvan kabulü ve teslimattan sorumlu olan diğer davalı işveren ... olduğunu, davacının iftira niteliğindeki suçlamalarını kabul etmediklerini, davalının hiçbir şekilde iddia edildiği gibi hindi ve yemi başkalarına satmadığını, bu kadar yüksek miktarda hayvan ve yemin davalın tarafından çiftlikten çıkartılmasının fiilen de mümkün olmadığını, davalının, davacı taraf ile işvereni arasında yaşanan uyuşmazlıkla bir alakası yoktur ve taraf sıfatı bulunmadığını, davalının, hakkında yapılan iftiralar sonucu ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ... sayılı soruşturması kapsamında ilk aşamada tutuklanmışsa da aleyhine somut bir delil bulunmadığından ... Sulh Ceza Hâkimliği tarafından kısa bir süre sonra salıverildiğini, ceza soruşturmasının akıbeti işbu açılan dava bakımından önem arz ettiğini, ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmasını, davacı tarafın salt soyut iddialarla söz konusu davayı açtığını, ... tarihinde kümes kontrolünde davacı taraf yetkilisi hayvan sayısında ve yem miktarında eksiklik gibi herhangi bir olumsuzluk belirtmeden üretimin yolunda olduğuna dair kontrollerini yaptığını, 4 gün sonra başlayan işlemlerden sonra ... tane hayvanın eksik olduğu tek taraflı olarak tespit edildiğini, dosya kapsamında söz konusu ... adet hindinin eksik olduğuna dair delil bulunmadığını, hiçbir resmi görevlinin hayvan sayımlarında bulunmadığı ve geri alınan hayvanların sayılarına ilişkin diğer davalı çiftlik sahibi ... veya davalı ...’nin imzaladığı bir tutanak olmadığı düşünüldüğünde haksız kazanç elde etmek amaçlı açılan davanın reddi gerektiğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırıltığını, söz konusu tespite dair bir tebligat yapılmadığını itiraz haklarının kısıtlandığını, boş bir çiftlikte davacı tarafın şu kadar hayvan ve yem eksik dediğini ve bilirkişinin tek taraflı beyana dayalı bedel tespit ettiği bir durum söz konusu olduğunu, delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, teslim edildiği iddia edilen ... adet civciv ve ... kg yemin belirtildiği miktarda gerçekten teslim edilip edilmediği araştırılması gerektiğini, davacı tarafın hindileri davacının çalıştığı çiftliğe getirirken ile hindileri çiftlikten alırken ilgili il-ilçe tarım müdürlüğüne hayvan nakliyesine ve sayılarına ilişkin bildirim yapıp yapmadığı, nakliyeye ilişkin kamyonların resmi makamlarca kontrol edilip edilmediği araştırılması gerektiğini, ... tarihli tutanak dikkate alınarak ... ile ... tarihleri arasında ... kg’a ulaşması için ... adet hindi ile davacının teslim alabildiğini iddia ettiği ... adet hindinin ne kadar yem tüketmiş olabileceği tespit edilmesi gerektiğini, davacı şirketin benzer konularda başkaca üretici çiftliklerle uyuşmazlık yaşayıp yaşamadığının tespiti için ceza ve hukuk mahkemeleri ile icra müdürlüklerinde taraf olduğu dosyaların UYAP üzerinden araştırılmasını, davacı tarafça başlatılan icra takibinde alacak likit olmadığını, davacı tarafça asıl alacağa işletilen avans faizini talep etmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı, borçlunun davalılar, ...TL asıl alacak, ...TL işlemiş faiz, ...TL ihtiyati haciz masrafı, ...TL iht. haciz vek. ücreti olmak üzerine ...TL için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığı, borçlunun itirazı ile takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazılarına göre davalıların ortaklık kaydı bulunmamaktadır. ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliğinin cevabi yazılarında davalı ...'in zirai ilaçlama ve ilaçlama bayii meslek türünde oda kaydı bulunmamakta, davalı ... ...'nın oda kaydının bulunmamaktadır. Karşıyaka Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazılarında, davalı ...'ın; Mükellefin ... tarihinde 'kendine ait veya kiralanan gayrimenkullerin kiraya verilmesi' nevinde mükellefiyet kaydının açıldığı ve halen faal mükellefi olduğu, kira gelirinden dolayı Gayri Menkul Sermaye İradı gelir unsuru yönünden vergilendirmeye tabi tutulduğu belirtilmiştir. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazılarında, davalı ...'ın; ... tarihinden beri Karşıyaka Vergi Dairesinin kira yönünden mükellefi olduğu, ... kaydının bulunmadığı belirtilmiştir. Tarafların beyanları, davanın niteliği değerlendirildiğinde öncelikli olarak ticari dava ve tacir ayrımı konusunda doktrin ve yüksek mahkeme içtihatlarına göre açıklanmasında yarar bulunmaktadır. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). Tacir, bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişidir (TTK m. 12/1). Tacirin tanımında merkez kavram ticari işletmedir. Bu sebeple teşebbüs kavramının unsurları ticari işletmenin unsurları ile karşılaştırılacaktır. Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmelerdir (TTK m. 11/1). Unsurları; devamlılık, iktisadi faaliyet (gelir sağlamayı hedef tutma), bağımsızlık, esnaf faaliyeti sınırlarını aşmadır. (Karaman Coşgun, Özlem; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda Teşebbüs Kavramı ve Tacir Sayılmasının Sonuçları , MÜHF - HAD, C.21, S.1, s.115 vd.). Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanun'un gerek 11. gerekse 15. maddesinde öngörülen sınırı belirleyen Bakanlar Kurulu kararı ise 21.07.2007 yürürlük tarihli, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı olup, söz konusu Bakanlar Kurulu kararının 1. maddesi şöyledir; "(1) 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, kararlaştırılmıştır." Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 17/05/2019 tarih 2019/83E. 2019/864K. sayılı kararında; "...Mahkemece ilgili vergi dairesi müdürlüğünden, davacının dava tarihi gözetilerek 2016 ve 2017 yılına ait vergi beyannamelerinin getirtilip incelenmesi ve yukarıda belirtilen yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre davacının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti ile..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "...vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı tüzel kişi tacir, sevk irsaliyeli hindi civcivi ve hindi yemi alacağına istinaden ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış, itiraz üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, Türk Ticaret Kanunu yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Tacir, bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişidir; ticari işletme ise, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmelerdir. Diğer unsurların yanında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları hakkında Kanunun yukarıda belirtilen ilgili hükümleri ile yapılan atıf uyarınca davacının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesindeki sınırları aşan miktarda gelirinin bulunup bulunmadığının tespiti ile davacının tacir sayılıp sayılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Vergi Dairesi Müdürlüklerin cevabi yazılarına göre davalı ... ...'nın kaydının bulunmaması, diğer davalı yanında işçi olarak çalışması, diğer davalının yalnız kira geliri nedeni ile vergi mükellefi olması, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesindeki sınırları aşan miktarda gelirinin bulunmaması, bağımsız ticari işletmesinin bulunmaması nedeni ile davalılar tacir değildir. Davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan mutlak ve nispi ticari davalardan ayrıca özel kanunlarda düzenlenen ticari davalardan olmaması karşısında mahkememizin görevsiz olduğu sonucuna varılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c maddesi gereğince mahkemelerin görevinin dava şartlarından olması sebebiyle öncelikle dikkate alınması gerekir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Davacı ve/veya davalılardan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, davalı ... vekilinin yokluğunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 13/04/2021 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır