İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/1084 E. 2021/139 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/1084
Karar No
2021/139
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/1084 Esas KARAR NO : 2021/139 DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/11/2019 KARAR TARİHİ : 10/02/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde: davalı ...Şirketi ile müvekkili banka arasında 09/02/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların bu sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıklarını, kullandırılan kredi borcunun süresinde ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarnamenin davalılara 26/09/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması üzerine ihtiyati haciz kararı alındıktan sonra icra takibine geçildiğini, davalıların itirazı nedeniyle takibin durduğunu, itirazın hukuki dayanaktan yoksun haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığını, davalılar tarafından konkordato talep edilmiş ise de 21/12/2018 tarihli karar ile davanın reddine karar verilip bütün tedbirlerin kaldırıldığını, takibin bu karardan sonra yapılması nedeni ile icra takibi yapılmasında bir usulsüzlük bulunmadığını, icra takibinde konu edilen alacak miktarı kadar davalıların borçlu bulunduğunu, talep edilen faiz ve faiz oranlarının kanuna ve sözleşmeye uygun olduğunu bildirmiş, itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; İİK'nun 296.maddesine aykırı olarak davalıların İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında açtıkları konkordato talepli davada geçici mehil süresi verilmesine karar verilmesine ve bu dönemde davalıların davaya konu kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçlarının bulunmamasına rağmen davacı tarafça sözleşmenin sona erdirildirildiğini, bu nedenle muaccel hale gelmiş bir alacak bulunmadığını, konkordato talebinin reddine karar verilmesine rağmen henüz kararın kesinleşmediğini, İzmir... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında takibin iptali konusunda açtıkları davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, ihtarnamede belirtilen alacak miktarı ile icra takibinde takip konusu yapılan alacak miktarlarının farklı olduğunu, asıl alacak ve talep edilen faizlerin somut olarak açık olmadığını, bunun yanında aşırı oranda ve miktarda faiz talebinde bulunulduğunu, geçici mühlet dönemi içinde faizin işlememesinin gerekmesine rağmen davacı tarafça faiz işletilmesinin kanuna aykırı olduğunu, alacağın likit olmaması ve konkordato süreci nedeni ile ödeme yapılması mümkün olmadığından icra inkar tazminatının talep edilemeyeceğini, arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren davanın yedi günlük hak düşürücü süre içinde açılmadığını bildirmiş, davanın alacağın muaccel olmaması nedeni ile usulden reddine, konkordato davası ile takibin iptali istemine yönelik davaların bekletici mesele yapılmasına, davanın esastan reddi ile davacı tarafın kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davalı...Şirketi borçlu, diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, taraflar arasında düzenlenen 09/02/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi nedeni ile hesabın kat edilerek ihtarname tebliğ edilmesine rağmen ödenmeyen kredi borcundan kaynaklanan alacağı için davacı bankanın, davalılar hakkında alacağın tahsili amacıyla yaptığı icra takibinde davalıların, borca ve ferilerine itirazlarının iptali istemine ilişkindir. Davaya konu icra dosyasında davacı banka, davalılar hakkında davaya konu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için ilamsız icra yoluyla takip yapmış, ödeme emrinin tebliğinden sonra yasal süre içinde davalılar adına vekilleri tarafından sunulan itiraz dilekçesi ile borca ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle davalılar hakkındaki takip durmuştur. İtiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmemiş olması nedeniyle dava hak düşürücü süre içinde açılmıştır. Davalılar vekili, arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesinden sonra davanın yasal yedi günlük süre içinde açılmamasına bağlı olarak reddi gerektiğini iddia etmiş ise de bu nitelikte bir yasal düzenleme bulunmadığı dikkate alınarak davacı vekilinin bu yöndeki iddiası haklı görülmemiştir. Davalılar vekili, takibin iptali konusunda İcra Hukuk Mahkemesine açtıkları dava ile konkordato davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini iddia etmiş ise de İcra Hukuk Mahkemesine ait kararın takibin iptali isteminin reddi ile sonuçlanıp yargılama sırasında 17/11/2020 tarihli kesinleşmesi nedeni ile bekletici mesele yapılmasına gerek kalmadığı gibi dosyada toplanan deliller çerçevesinde konkordato talebine ilişkin davanın mahkememizdeki dava yönünden bekletici mesele yapılmasının gerekmediği göz önünde tutularak bu davanın da sonucunun beklenmesine gerek görülmemiştir. Davacı ve davalı taraf iddialarının tespiti yönünden bankacı uzman bilirkişiden rapor alınmış, usul yasa ve dosya kapsamına uygun görülen gerekçeli denetime ve hükme elverişli nitelikteki raporda bilirkişi, taraflar arasında 09/02/2017 tarihli kredi sözleşmesinin düzenlendiğini, davalı ...Şirketinin borçlu olup diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, 24/09/2018 tarihi itibariyle hesabın kat edildiğini, kat ihtarnamesinin 26/09/2018 tarihinde davalılara tebliğ edilmesiyle 30/09/2018 tarihi itibariyle temerrüt koşullarının oluştuğunu, 24/08/2018 kat tarihi itibariyle davalı...Şirketinin günü gelip ödenmeyen borcunun bulunmadığının anlaşıldığını, ödeme yapılmaması üzerine ihtiyati haciz kararı alındıktan sonra icra takibine geçildiğini, davalılar tarafından borca ve ferilerine itiraz edilmesi ile takibin durduğunu, sözleşmenin muacceliyet nedenleri başlıklı 21.2 maddesinde; "21.2.4. Müşteri, Kefil, avalist ve diğer borçluların ve gerek katılım bankasına gerekse diğer bankalara, finans kuruluşlarına, piyasa ve kamu kurumlarına olan borçlarını ödeyememeleri, taahhütlerini yerine getirememeleri, ödeme güçlüğü içerisine düşmeleri" ifadelerinin yer aldığını, davacı banka tarafından 12.10.2018 tarihli keşide edilen cevabi ihtarname ile açıkladığı kat edilme sebebine ilişkin "davalı borçlunun konkordato ilan etmesi sebebiyle kat edilmediği, müşterinin çeklerinin ödenmediği bilgisi, firmanın ödeme dengesinin bozulduğu, kredi ödemelerini gerçekleştiremediği ve bankaların takip başlattığı gibi piyasada oluşan olumsuz algı sebebi ile hesapların kat edildiği" beyanının takdirinin mahkemeye ait olduğunu, icra takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalılardan 2.188.125,68-TL asıl alacak talebinde ve takip tarihinden itibaren %19,50 oranında gecikme cezası talep edebileceğini bildirmiştir. Davalılar İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında 20/09/2018 tarihinde açtıkları davada konkordato talebinde bulunmuşlar, geçici mühlet kararı verilmesi ve dava kapsamında ihtiyati tedbirlere hükmedilmesinin ardından yapılan yargılama sonunda 19/06/2019 tarihli kararla davanın reddine karar verilmiş, davalılar tarafından karar istinaf edilmiş olup, dosya istinaf incelemesi aşamasındadır. Toplanan tüm deliller, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyaları, mahkememizce alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında davaya konu davalılardan ...Şirketinin borçlu, diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıkları 09/02/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşme kapsamında davalı borçlu şirkete kredi kullandırıldığı ve ödemelerin bir takvime bağlandığı, tüm davalıların İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları davalarda konkordato talebinde bulundukları, 20/09/2018 tarihinde açılan davalardan sonra konkordato hükümleri çerçevesinde ihtiyati tedbir kararları verilerek geçici mühlet kararı verildiği, ardından yapılan yargılama sonunda 19/06/2019 tarihli kararla davanın reddine karar verilmiş ve hüküm tarihi itibariyle kararın istinaf edilmesi nedeni ile karar henüz kesinleşmemiş ise de mahkememizce alınan bilirkişi raporunda belirlendiği üzere hesap kat tarihi olan 24/09/2018 tarihinde davalı borçlu şirketin muaccel hale gelmemiş bir borcunun bulunmadığı, davalılar tarafından 20/09/2018 tarihinde konkordato talepli davanın açılmasından sonra davacı tarafça dört gün sonra 24/09/2018 tarihli ihtarname ile hesabın kat edildiği, İİK'nun 296(1) maddesinde sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp ta borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hale getireceğine ilişkin hükümlerin borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanamayacağı, sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşmenin borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesi ile sona erdirilemeyeceğine ilişkin hükme aykırı olarak davalıların hesap kat tarihinde muaccel hale gelmiş ve ödenmemiş bir borçlarının bulunmamasına rağmen her ne kadar davacı banka tarafından gönderilen ihtarnamelerde sözleşmenin konkordato başvurusu nedeni ile feshedilmediği ve hesabın kat edilmediği bildirilmiş ise de muaccel bir borç olmaması karşısında ve hesap kat tarihi davalıların konkordato başvurusundan dört gün sonra yapılmış olması nedeni ile ayrıca davacı tarafça ihtarnamelerde haklı ve geçerli kabul edilebilecek bir kat ihtarı gerekçesinin belirtilmeyip, davalı borçlu müşterinin çeklerinin ödenmediği bilgisi, firmanın ödeme dengesinin bozulduğu, kredi ödemelerini gerçekleştiremediği ve bankaların takip başlattığı gibi piyasada oluşan olumsuz algı sebebi ile hesapların kat edildiği bildiriminin haklı olduğu konusunda davacı tarafça dosyaya bir delil sunulmaması karşısında hesabın konkordato başvurusu nedeni ile kat edildiğinin kabulünün gerektiği, buna göre davacı tarafın İİK'nun 296(1) maddesi hükmüne aykırı olarak kredi sözleşmesinin muaccel hale gelmiş ve ödenmemiş bir borç bulunmamasına rağmen feshederek hesabı kat ettiği anlaşılmakla davanın reddine, davacı tarafın davalılar hakkında kötü niyetle takip yapmadığı, davalıların bu konudaki iddialarını kanıtlayamadıkları dikkate alınarak davalıların kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafın icra inkar ve davalı tarafın kötü niyet tazminatları istemlerinin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 59,30-TL harcın peşin yatırılan 47.789,15-TL harçtan indirilmesi ile geriye kalan 47.729,85-TL harcın karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davalılar yararına AAÜT' nin 13(1) maddesi uyarınca takdir edilen 128.193,74-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansının harcanmadığı ve başkaca yargılama gideri yapılmadığı dikkate alınarak bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 7-6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/02/2021

Başkan ... E-imza Üye ... E-imza Üye ... E-imza Katip ... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/1084, K. 2021/139, T. 10.02.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-1084-e-2021-139-k-7b5d0ee550e1