İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/6546 E. 2019/7768 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/6546
Karar No
2019/7768
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - *** T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : *** HAKİM : *** KATİP : *** DAVACI : *** VEKİLLERİ : Av. Av. Av. DAVALI : *** VEKİLLERİ : Av. Av. Av. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikte Açık Hesap İlişkisinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : *** Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine, Kayseri İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasıyla 105.705,60 TL tutarındaki toplam alacağın icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek (105.705,60 TL yıllık %15,75 Avans Faizi) ve değişen oranlardaki faiz ile alacaklının ticari defter ve belgelere göre fazla ödenen tutarın (alacaklı olunan tutar) tahsili talepli (Fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep hakkı saklı kalmak kaydıyla) icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından, aleyhine yürütülen icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine 13/06/2022 tarihinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davacı müvekkili ile davalı arasında 29.04.2018 tarihi başlangıç olmak üzere; davacı müvekkilinin belirli miktarda vadeli çeki avans olarak davalı tarafa teslim etmesi, davalı tarafın ise bu çeklere karşılık gelen miktarda malı %40 iskonto ve nakliye dahil şekilde ve gelecek zamlardan etkilenmemek kaydıyla davacının sipariş verdiği tarihlerde teslim etmeyi taahhüt etmesi şeklinde bir ticari ilişki bulunmadığını, bu çerçevede davacı tarafından çekler düzenlenerek ödemeler yapıldığını, davalı tarafından da bir kısım mallar teslim edilerek faturalar tanzim edildiğini, davalı taraf, itirazında; ödeme emri ile kendisinden istenen alacak bakımından borçlu olmadığını belirttiğini, davalının itirazları haksız ve mesnetsiz olup iptali gerektiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği müvekkili davacı tarafından, davalı tarafından teslim edileceği ifade edilen ürünlere karşılık; Albaraka Türk Katılım Bankası, ... No’lu, 30.04.2022 tarihli, 20.000 TL bedelli, Albaraka Türk Katılım Bankası, ... No’lu, 31.05.2022 tarihli, 20.000 TL bedelli, Albaraka Türk Katılım Bankası, ... No’lu, 31.07.2022 tarihli, 20.000 TL bedelli, Albaraka Türk Katılım Bankası, ... No’lu, 31.08.2022 tarihli, 20.000 TL bedelli, Albaraka Türk Katılım Bankası, 2081806 No’lu, 31.09.2022 tarihli, 20.000 TL bedelli, Albaraka Türk Katılım Bankası, ... No’lu, 31.10.2022 tarihli, 20.000 TL bedelli, Albaraka Türk Katılım Bankası, ... No’lu, 31.11.2022 tarihli, 25.000 TL bedelli,Albaraka Türk Katılım Bankası, ... No’lu, 31.12.2022 tarihli, 25.000 TL bedelli olmak üzere toplam 170.000,00 TL bedelli çekleri keşide edildiğini ve davalıya çekler teslim edildiğini, kambiyo hukukuna göre ödeme vasıtası olan çeklerle ödemeler gerçekleştirildiğini, çek, TTK 780/I-b uyarınca kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havale mahiyetindedir ve bir ödeme aracıdır, çekin para gibi tedavülü mümkün olduğundan verilmekle ödeme yapılmış kabul edilmelidir. Davacı taraf, toplam 170.000,00 TL değerindeki 8 adet çeki avans olarak davalı tarafa teslim etmiş olup bu çeklere karşılık davalı taraf ürettiği ürünleri zamlardan etkilenmeyecek şekilde davacının sipariş verdiği zamanlarda teslim edecektir. Davalının işletmekte olduğu firma bir süre malları sorunsuz bir biçimde göndermiş olmasına, bu ürünlere ilişkin her iki tarafın da ticari kayıt ve defterlerinde bulunan fatura ve irsaliyeleri düzenlemesine rağmen davacının son siparişlerini piyasa şartlarını gerekçe göstererek bir miktar daha ücret göndermesi halinde gönderebileceğini aksi takdirde malları göndermeyeceğini müvekkil davacıya ilettiğini, davacı taraf bu hususa itiraz etmiş olup davalının ticari anlaşmaya uyması gerektiğini ve sipariş etmiş olduğu malları daha öncesinde anlaşmış oldukları şekilde göndermesi gerektiğini belirtmiş olmasına rağmen davalı firma bunu kabul etmemiş ve malları göndermediğini, davacıya ürünlerin teslim edildiği kanıtlanamayacağını, bu sebeple davacı taraf ödemesi kadar ürün alamamış ev fazla ödeme yaptığı halde ürünleri alamamasından dolayı davalıdan alacaklı hale geldiğini, bunun üzerine müvekkili davacı, alacağına tekabül eden son ayların çekleri talep etmiş olup davalı bu talebi kabul etmiş olmasına rağmen daha sonrasında çekleri ciro ettiklerini belirterek çekleri de göndermediğini, davacı ve davalı kayıtları ve ticari defterleri incelendiğinde; davacının davalıya toplamda 170.000,00 TL çekle ödemede bulunduğu, alacak hanesinde (ödemeler, 2021 yılı eski bakiyeler dahil) toplam 170.743,60 TL yer aldığı, davalı tarafından ise davacıya (2022 yılı, 2021 yılı devri yoktur) 65.038,00 TL tutarında fatura ve irsaliye düzenlediği, bakiye 170.743,60-65.038,00=105.705,60 TL tutarında mal ve/veya hizmetin davalı tarafından davacıya verilmediği ve neticede davacının anılan bakiye tutarı kadar alacaklı olduğunu, davalı yan, taraflar arasındaki ticari anlaşma gereği ürünleri teslim etmemiş olup anlaşmaya aykırı davrandığını, davalının taahhüt etmiş olduğu malları teslim etmemiş olması ve çekleri de iade etmemiş olması sebepleriyle davacı müvekkilinin kendisine teslim edilmemiş olan malların bedelini ödemiş olması söz konusu olmuş bu durum davalı tarafın sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu, malların teslim edilmediğine dair iddiamıza ilişkin ticari defterlerin incelenmesini ve tanıklarımızın dinlenmesini de talep ettiklerini, davalı tarafın taahhütte bulunduğu malları göndermemesi sebebiyle davacı müvekkili tarafından teslim edilen çeklerir bedelsiz kaldığını, çeklerin bedelsiz kalmış olmasına rağmen davalı taraf ciro etmesini gerekçe göstererek davacı müvekkiline çekleri iade de etmediğini, yapılan ödemenin ödenme tarihinden (sebepsiz zenginleşmenin ortaya çıktığı tarihten) itibaren işleyecek faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gereklidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117/2. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmede, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur, hal böyle olmasına rağmen takip ve davalarıyla takip tarihinden itibaren faiz istendiğini, takibe konu alacak, likit bir alacak olduğundan takibe (borcu ödemediği halde) kötüniyetli ve haksız olarak itiraz eden davalı aleyhine 6352 sy yasanın 11. maddesi ile değişik 2004 sy İİK’nin 67/2 maddesi uyarınca asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, dava şartı arabuluculuk süreci de 16/08/2022 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, 6102 sy TTK’nin 5/1 maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü bulunduğundan ve uyuşmazlık ticari olduğundan davamız davalının ikametgahı Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ikame edildiğini, davalının Kayseri İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takipten tahsile kadar ticari işlerde uygulanan avans faizi işletilmesine, haksız itiraz nedeniyle takip durduğundan borçlunun borcun %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı-alacaklı taraf ile müvekkili arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/19-1634 Karar: 2018/633 nolu ilamında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlandığını, aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtildiğini, buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK” nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacağı şeklindedir. Müvekkili ile davacı arasında yazılı yapılan cari hesap sözleşmesi olmaması sebebiyle, icra takibine dayanak yapılan ve dava dilekçesinde bahsi geçen cari hesap ekstreleri adı altımda sunulan belgeler, davacının tek taraflı olarak hazırlamış olduğu belgeler olduğunu dosyaya sunulan bu belgenin açık hesap niteliğinde olduğu düşünülse dahi, TTK'daki cari hesap sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanmaz. Dava konusu Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E nolu icra dosyasından önce, davacı Kastamonu İcra Dairesinin ... E nolu icra dosyasıyla aynı bedel, aynı nedenlerle takipte bulunulduğunu, bu dosyaya yapılan yetki itirazı sonucu dosya Kayseri İcra Daireleri'ne geldiğini, . Kastamonu İcra Dairesinin ... E nolu dosyası ile yapılan takip tarihi 23/05/2022'dir. Davacının, avans mahiyetinde verildiğini iddia ettiği bir kısım çeklerden, en erken ödeme tarihlisi ise 30.04.2022'dir. Dava dilekçesinde yer alan çeklerden yaptıkları çıkarımlara göre, davacı henüz daha ilk çekin ödemesini(20.000,00 TL) yaptıktan hemen sonra daha diğer çeklerin ödeme günü gelmeden toplam 105.705,60 TLlik icra takibinde bulunduğunu, davacının müvekkiline, avans mahiyetinde bir kısım çekler verdiğini, bu çeklerle önden bağlantı yaptığını, müvekkilinin fiyat artışından etkilenmeme garantisi verdiğini beyan ettiğini, davacının bu iddiaları soyut nitelikte olup, günümüzde her gün artan enflasyon rakamları gözönüne alındığında, yıllardır. mobilya sektöründe faaliyet gösteren müvekkili firmanın iddia edildiği şekilde nakliye dahil fiyatl artışından etkilenmeme garantisi vermesi düşünülemeyeceğini, davacının davaya konu çeklerin davalıdan alınacak mallara karşılık avans olarak verildiğini, ancak davalı tarafından malların teslim edilmediğini, bu sebeple çeklerin bedelsiz kaldığını ileri sürdüğünü davalı ise, davaya konu çeklerin avans olarak verilmediğini, davacıya teslimi yapılan mallar karşılığı alındığını, çekin ödeme aracı olduğunu, ispat yükünün davacıda bulunduğunu savunduğunu, Bölge adliye mahkemesince davalının işpat yükünü üzerine aldığı gerekçesiyle yazılı şekilde katar verildiğini, çek bir ödeme vasıtası olup, sebepten mücerrettir. Var olan bir borcun ödendiğini gösterir. Ancak, hangi borca ilişkin bir ödeme olduğunu çeki veren şahsın ispat etmesi gerekir, Davacının delil olarak dayandığı çeklerde, çekin veriliş nedenine ilişkin herhangi bir şerh bulunmadığını, davacının, dava konusu çekleri iddia ettiği sebeplere göre davalıya verdiğini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğinin değerlendirilmesi gerektiğini, davacının müvekkili firmaya keşide etmiş olduğu çekler bulunmakla birlikte, bu çeklerin dava dilekçesinde yer alan çekler olup olmadığı taraflarınca bilinmediğini, varsa davacının müvekkil firmaya vermiş olduğu çek, senet yada yapılan ödemeler müvekkili firmanın ticari defterinde yer aldığı kadar olduğunu, davacının ticari defterleri ile müvekkilin ticari defterleri arasında uyuşmazlık bulunmadığını, davacı yana aldığı ürünlere istinaden e-arşiv, e-stemel fatura keşide edildiğini, davacı ticari defterine bu faturaları işlemediğini, davacı yan bu faturalara 8 gün içinde itiraz etmeyerek fatura münderecatını kabul ettiğini, faturanın TTK'da tanımına yer verilmediğini, davacı yan daha günü gelmeyen ödemesi yapılmayan çeklere istinaden icra takibinde bulunarak kötü niyetini ortaya koyduğunu, davacı yanın ticari defterleri eksik ve usulsuz olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, itirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Bilirkişi Mali Müşavir ...'den alınan 18/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı ticari defterleri için ilgili kişi olarak dosyaya bildirilen Muhasebeci Mustafa Yemlihalioğlu bildirilen cep telefonundan aranarak, defter incelemesi için kendisinin ilgili kiş olarak dosyaya bildirildiği, defterlerin kendisinin ibraz edebileceği veya bulunduğu adrese gelinebileceği bildirilerek, davacı ile ilgili muavin dökümleri göndermesi talep edilmiştir. Söz konusu kişi kendisinin Mustafa Yemlihalioğlu olmadığını, Erman Yemlihalioğlu olduğunu ve bu konu için ay sonunda (kasım sonu) görüşelim şeklinde cevap vermiştir. Dosyanın sürüncemede kalmaması için davacıdan gelen belgelere rapor tanzim edilerek, davalının dosyaya defter ve belgeleri ibraz etmesi halinde de ek rapor düzenlenebilecektir. İncelemenin ve rapor tanziminin en kısa sürede hazırlanarak dosyaya sunulup yargılamanın hedef süre içinde tamamlanması için davalıdan defter ibrazının yukarıda belirtilen şekilde istenerek dosyaya kazandırılması gerekmiştir. Davacı defteri için dosya kapsamında yer alan USB bellek açılmamıştır. Ticari defterler için ilgili kişi olarak dosyaya bildirilen Mali Müşavir Reşat Özkan, bildirilen cep telefonundan aranarak; USB bellek içerisindeki ulaşılamayan bilgiler mail olarak istenmiş ve gelen mail içeriğindeki bilgilere göre inceleme yapılmıştır. Gelen mailde davacının 2020-2021-2022-2023 yılı yevmiye ve kebir defterlerinin PDF dökümleri ile davalı ile ilgili muavin dökümler yer almaktadır. Vergi dairesinden gelen müzekkere cevabında 2020-2021-2022 yılına ait form BA/BS lerde incelenmiştir. Form BA/BS kapsamında kalan (KDV siz aylık toplamı 5.000,00-TL üzeri) faturaların davacı form BA sında ve davalı form BS sinde bildirildiği, tarafların form BA/BS lerinin uyumlu olduğu, tespit edilmiştir. Davacı kayıtlarında davalının takip edildiği hesabın takip tarihi 23.05.2022 itibarı ile 105.705,60-TL borç bakiyesinin göründüğü tespit edildiği sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını sunduğu görülmüştür. Bilirkişi Mali Müşavir ...'den alınan 24/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacı defteri için dosya kapsamında yer alan USB bellek açılmamıştır. Ticari defterler için ilgili kişi olarak dosyaya bildirilen Mali Müşavir Reşat Özkan, bildirilen cep telefonundan aranarak; USB bellek içerisindeki ulaşılamayan bilgiler mail olarak istenmiş ve gelen mail içeriğindeki bilgilere göre inceleme yapılmıştır. Gelen mailde davacının 2018-2019-2020-2021-2022 yılı yevmiye ve kebir defterlerinin PDF dökümleri ile davalı ile ilgili muavin dökümler yer almaktadır. Davacı defterleri gönderilen kayıtlar muavin kayıtları bakımından incelenmiş ancak tasdik bakımından incelenememiştir. Defterlerin asıllarının mahkemeye ibrazı halinde de tasdik bakımından incelenebilecektir. Davalının dosyaya sunmuş olduğu USB bellekte yasal defterlerin olmadığı ancak davalı beyan dilekçesi doğrultusunda davalı vekili ile irtibata geçilerek, defterler temin edilmiş e-defterler USB bellek içine alınmış ve kağıt ortamında tutulanlar incelenerek tasdik fotokopileri alınmıştır. Davalının incelenen 2018-2019-2020-2021-2022 yılları defterlerinin açılış ve kapanış tasdikleri ile beratlarının süresinde olduğu, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğu tespit edilmiştir. Davalının davacıya teslimini ispatladığı faturalar toplamı 560.435,70-TL nin davalı kayıtlarında yer alan toplam tahsilat tutarı 646.000,00-TL den düşüldüğünde; davacının davalıdan 85.564,30-TL alacaklı olacağı hesap ve tespit edilmiştir. Davalının davacıya teslimini ispat edemediği 5 adet ve toplam tutarı 15.440,32-TL olan fatura ve içeriğini davacıya teslimini ispat etmesi halinde davacının 70.270,30-TL alacaklı olacağı hesap ve tespit edilmiştir. Takip öncesi faiz talebinin olmadığı tespit edildiği sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı beyanlarını ve itirazlarını sunduğu görülmüştür. Bilirkişi Mali Müşavir ...'den alınan 31/05/2024 tarihli bilirkişi 2.ek raporunda özetle; Davacının mübrez 2020-2021-2022 yıllarına ait defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğu tespit edilmiştir. Davacı defterlerindeki kayıtlar bakımından 24.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitlerden farklı bir kayıt tespit edilememiştir. Kayıtlar bakımından 24.01.2024 tarihli rapordaki yapılan tespit ve kanaatimde bir değişiklik yoktur şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı beyanlarını ve itirazlarını sunduğu görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Davacı davalı ile ticari ilişkilerinin bulunduğunu, davalıya belirli miktarda avans olarak çek verdiğini, bu çeklerin verilmesinin sebebinin fiyatların etkilenmeyecek şekilde sipariş vermesinden kaynaklı olduğunu, ancak davalının verilen çeklere rağmen malı teslim etmediğini ve daha yüksek fiyatlı ürün vermek istediğini belirterek yapılan takibe itirazın iptalini dilemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık noktalarının; davalının zamanaşımı itirazın değerlendirilmesi, davacının avans olarak verildiği iddia edilen 30/04/2022 tarihli ... numaralı 20.000,00 TL bedelli, 31/05/2022 tarihli ... numaralı 20.000,00 TL bedelli, 31/07/2022 tarihli ... numaralı 20.000,00 TL bedelli, 31/08/2022 tarihli ... numaralı 20.000,00 TL bedelli, 31/09/2022 tarihli 2081806 numaralı 20.000,00 TL bedelli, 31/10/2022 tarihli ... numaralı 20.000,00 TL bedelli, 31/11/2022 tarihli ... numaralı 25.000,00 TL bedelli, 31/12/2022 tarihli ... numaralı 25.000,00 TL bedelli, çeklerin avans olarak verilip verilmediği, davacının açık hesaptan kaynaklı olarak alacaklı olup olmadığı, Kayeri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasındaki takibe yapılan itirazın iptali gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Davaya konu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı açık hesap ilişkisinden kaynaklı toplam 105.705,60 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının ise açık hesap ilişkisi olduğu, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür. - Zamanaşımına ilişkin itirazın değerlendirilmesinde; Davalının zamanaşımı def'inde bulunduğundan buna ilişkin uyuşmazlığın çözümlenmesi için "zamanaşımı" kavramı üzerinde durulmalıdır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 125-140. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 146-161.) maddelerinde düzenlenmiş bulunan zamanaşımı, alacak hakkının, belli bir süre kullanılmaması yüzünden "dava edilebilme" niteliğinden yoksun kalmasını ifade etmektedir. Borcun zamanaşımına uğramasıyla, borç (alacak) sona ermez, sadece alacaklının dava yoluyla alacağını elde etme olanağı, "alacağın dava edilebilme niteliği" ortadan kalkar. Zamanaşımına uğramış bir borç, ifa edilebilen, fakat dava edilemeyen eksik bir borçtur. Zamanaşımına uğramış borç ifa edilirse, ifa geçerlidir, bir bağışlama veya alacaklı yönünden bir "sebepsiz zenginleşme" söz konusu değildir. Borçlu, borcun zamanaşımına uğradığını bilmediğini, bu nedenle hataen (yanılarak) ödemede bulunduğunu ileri sürerek verdiğini geri isteyemez (BK m. 62; TBK m. 78/2). Zamanaşımı hukuki açıdan "def'i" (kişisel savunma nedeni) niteliğindedir. Borçlu borcunu ifadan kaçınmak istiyorsa, zamanaşımı def’inde bulunup, alacağın zamanaşımına uğradığını, dava edilebilme niteliğini kaybettiğini ileri sürebilir (BK m. 140; TBK m. 161). BK m. 140’da açıkça belirtildiği üzere, "zamanaşımı ileri sürülmezse, hakim bunu kendiliğinden gözönüne alamaz". Bir alacağın zamanaşımına uğraması yani alacağın "dava edilebilme" niteliğini kaybetmesi için, "zamanaşımı süresi"nin geçmesi gerekir. TBK'nun 146. maddesi: "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." hükmünü içermektedir. TBK'nun146. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi genel bir süre olup, maddede de ifade edildiği üzere aksine bir hüküm bulunmadığı hallerde bütün alacaklar için geçerlidir. Aksine hükmün bulunduğu hallerden birisi bu maddeyi takip eden TBK'nun 146. maddesinde (BK'nun 126. maddesinde) düzenlenmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki ilişki açık hesap ilişkinden kaynaklı alacak davası olup, TBK'nun 146. maddesiyle alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresi on yıl olarak düzenlendiğinden ve taraflar arasında açık hesap ilişkisi 2018 yılında başladığından davalının zamanaşımı itirazı yerinde değildir. -Davanın esasının incelenmesine dair mesele; Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur. HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Somut olayda, tarafların ticari defter incelenmiştir. Bilirkişi rapor ve ek raporları uyarınca taraf ticari defterlerinin usule uygun tutulduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2018 yılında başladığı beyan edilmiş ve takip dayanağında açık hesap olduğu görülmüştür. Yapılan incelemede davalının davacıya düzenlemiş olduğu toplam 70 adet fatura bedelinin 575.876,02-TL olduğu, bu faturalardan davacı kayıtlarında toplam 52 adet fatura bedeli olan 496.294,40-TL nin yer aldığı, 18 adet fatura bedeli 79.581,62-TL nin yer almadığı tespit edilmiştir. Ancak vergi dairesinden gelen müzekkere cevabında 2018-2019-2020-2021-2022 yıllarına ait form BA/BS lerde incelenmiştir. Form BA/BS kapsamında kalan (KDV siz aylık toplamı 5.000,00-TL) faturaların davacı form BA sında ve davalı form BS sinde bildirildiği, tarafların form BA/BS lerinin uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davacı kayıtlarında yer almayan ancak kendi form BA'sında yer alan faturalarında davalıca tesliminin yapıldığı nın kabulü gerekmektedir. Gelinen noktada davacı kayıtlarında yer alan ancak tarafların form BA/BS lerine tutarları bakımından (KDV siz aylık toplamı 5.000,00-TL den az olanlar) dahil olmayan faturaların davalı tarafından davacıya tesliminin ispatı sağlanamamış olmaktadır. Söz konusu faturalar ise toplam 5 adet olup toplam bedelleri 15.440,32-TL dir. Bu tespitler doğrultusunda davalının davacıya düzenlediği ve teslimini defter kayıtları ve form BA/BS ile teslimini ispat ettiği faturalar toplamının 560.435,70-TL (toplam fatura bedeli 575.876,02-TL eksi ispatlanamayan 15.440,32-TL lik fatura bedeli) olduğu hesap ve tespit edilmiştir. Ödemeler hususunda ise davalı kayıtlarında davacıdan yapılan toplam tahsilatın 646.000,00-TL olduğu, davacı kayıtlarında görünen ödeme toplamı ise 602.000,00-TL olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davalı kayıtlarında yer alan tahsilat tutarı 646.000,00-TL davacı yanca yapılan ödeme olarak dikkate alınması gerekmektedir. Bununla beraber davacı yanca yapılan çekli ödemelerin avans için mi yoksa mal mukabilimi verildiği hususu bakımından ticari kayıtlara göre taraflar arasındaki ticari ilişki taraf defterlerinde cari hesap şeklinde takip edilen açık hesap olarak takip edildiği, verilen çeklerin bu hesaplara kaydedildiği davacı kayıtlarında davalı hesabı borçlu olunca verilen sipariş avanslarına, davalı kayıtlarında davacı hesabı alacaklı olunca alınan sipariş avanslarına virmanla kayıtlar yapıldığı görülmektedir. Bu kayıtlardan söz konusu çeklerin alınan mal için değil alınacak mal için yani avans olarak verildiği tespit edilmiştir. Davalının davacıya teslimini ispat ettiği toplam fatura bedeli 560.435,70-TL den davalıca yapılan tahsilatlar toplamı 646.000,00-TL düşüldüğünde davacının 85.564,30-TL (646.000,00 TL-560.435,70 TL) davalıdan alacaklı olacağı, davalının 5 adet ve toplam tutarı 15.440,32-TL olan faturaları ve içeriğini davacıya teslimini ispat etmesi halinde davacının 70.270,30-TL alacaklı olacağı hesap ve tespit edilmiştir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK m. 6) İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190) Somut olayda, ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 85.564,30-TL alacaklı olduğu ispatlanmış ancak bakiye kısmı ispatlanmamıştır. Davalı ise 5 adet ve toplam tutarı 15.440,32-TL olan faturaları ve içeriğini davacıya teslimini ispat etmesi gerekmektedir. Bu kapsamında taraflarca yemin deliline dayanıldığı görülmüş ve taraflara yemin delili hatırlatılmış ancak taraflarca yemin deliline dayanılmadığı görülmüştür. Yemin sonrası, davacının davalıdan 85.564,30-TL alacaklı olduğu ispatlanmış olduğundan anılan kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. -İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede; İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarı davalı kendi ticari defterlerinde yer alan borç tutarı kaydı ile bilebileceğinden likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. -Kötü niyet tazminatı talebine ilişkin değerlendirilmede: İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/6546 E., 2019/7768 K. Sayılı ilamı) Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve 1979/9-82 E., 1980/2073 K.; 10.04.2002 tarihli ve 2002/19-282 E., 2002/299 K.; 27.04.2005 tarihli ve 2005/19-286 E., 2005/268 K., 21.10.2015 tarihli ve 2013/19-2415 E., 2015/2335 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir. Açıklanan gerekçeler ışığında, dava yönünden davacı kötü niyetli görülmediğinden ve bu hususun davalı tarafından ispatlanamaması sebebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle: 1-Davacının davasının kısmen kabulü ile, davalının Kayseri Genel İcra dairesinin ... E sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile takip tarihi itibariyle 85.564,30 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacağı takip tarihinden tahsil tarihine kadar ticari avans faizini geçmemek kaydı ile reeskont faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2- İtirazın iptaline karar verilen 85.564,30 TL 'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 5.844,89-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 1.276,66-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 4.568,23-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 1.262,75-TL'sinin davalıdan bakiye 297,25-TL'sinin ise davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 6-Davacı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL başvurma harcı ve 1.276,66-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.357,36-TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 2.641,00-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 2.137,77-TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 10-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen kısım üzerinden 20.141,30-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 11-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 12-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/11/2024 Katip *** e-imzalıdır Hakim *** e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/6546, K. 2019/7768, T. 01.03.2017, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-6546-e-2019-7768-k-b22ea8cc7ee5